İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2018/554 E. 1996/850 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2018/554
Karar No
1996/850
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/155 Esas KARAR NO : 2023/813 Karar DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 17/02/2023 KARAR TARİHİ : 19/09/2023 GER. KARAR TARİHİ : 28/09/2023 Davacı tarafından mahkememizde açılan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili ile davalı arasında ... Fuarı'na katılım sağlamak amacıyla Fuar Katılım Sözleşmesi imzalandığını, sözleşme gereği 91.224,98 TL ödeme yapıldığını, sözleşmeye göre .... tarihleri arasında müvekkilinin de katılacagı .... Fuarının gerçekleştirileceğinin kararlaştırıldığını, davalı fuar'ın açılmasına 10 gün kala 02/09/2021 tarihinde fuarın Mayıs 2022 ye ertelendiğinin bildirildiğini, davalının geçerli bir erteleme gerekçesinin bulunmadığını, zira davalı .... tarihlerinde gıda fuarı ile ... tarihleri arasında ... fuarı ve yine zamanında ... gibi düzenlenen sektörel fuarlar, pandemi nedeni ile erteleme gerekçesine dayanmaksızın düzenlendiğini, müvekkilinin, Beyoğlu .... Noterliğinin ... yevmiye numaralı ve 11.10.2021 tarihli ihtarnamesiyle, ... tarihleri arasında yapılması kararlaştırılan Fuar’ın davalının sözleşme’ye aykırı davranışları sebebiyle gerçekleştirilmemesi sebebiyle sözleşmeden döndüğünü, davacının fuarın gerçekleştirilmesi için ödediği 91.224,98 TL bedelin 3 işgünü içerisinde kendisine iadesini talep ettiğini, ancak davalıdan herhangi bir cevap gelmediğini, fuar düzenleme borcunun pandemi nedeniyle imkansız hale geldiği ve bu nedenle de tarafların almış olduğu edinilenleri iade etmesi gerektiği, zira fuar düzenleme borcunda fuarın zaman itibariyle o anda yapılması tarafların iradesinin esaslı unsuru olduğunu, dolayısıyla o tarihte ifa edilemeyen fuar borcunun ertelenmesi veya ötelenmesi sözleşmenin esaslı unsurunun ifasını imkansız hale getiren bir vakıa olduğunu, dolayısıyla davalının davacıdan aldığı edimin de iadesinin gerekli olduğunu, davacı taraf ... tarihlerinde gerçeklesecek olan fuara katılım için davalı ile sözlesme imzaladığını ve bu nedenle yukarıda belirtilen yasal mevzuat geregi de davacının kendisi ile müzakere edilmeden farklı bir tarihte aynı ülkede veya baska bir ülkede düzenlenecek fuara katılmaya zorlanmasının kabul edilmesi hukuken mümkün olmadığını, bu nedenlerle davacının sözleşmede belirtilen tarihlerde yapılmayan fuara iliskin davalı tarafça sözlesmede belirtilen edim yerine getirilmediginden davacı tarafça ödenen bedelin iadesini talep etmekte hukuken haklı olduğu kanaatinde olduklarını, ayrıca davalının fuar sözleşmesi nedeniyle borçlu olmadığına dair açtığı menfi tespit davasının görültüğü İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. Sayılı dosyasındaki bilirkişi raporunda da, davalının fuarın yerini değiştirmek konusunda bir yetkisinin olmadığını ve iade ile yükümlü olduğu kanaatine varıldığını, ayrıca davalının fuar sözleşmesi nedeniyle borçlu olmadığına dair açtığı menfi tespit davasının görültüğü İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. Sayılı dosyasındaki bilirkişi raporunda da, davalının fuarın yerini değiştirmek konusunda bir yetkisinin olmadığını ve iade ile yükümlü olduğu kanaatine varıldığını, aynı şekilde İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. Sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda da davalının haksız olduğunun tespit edildiğini, neticede davacının, Fuar Katılım Sözleşmesi nedeniyle davalıya ödediği 91.224,98 TL'nin müvekkilin sözleşmeden dönerek iade talebine ilişkin Beyoğlu .... Noterliğinin ... yevmiye numaralı ve 11.10.2021 tarihli ihtarnamesi nazara alınarak, 11.10.2021 tarihinden itibaren işleyen avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya iadesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Müvekkili şirketin .... bünyesinde yurt içi ve yurt dışında, dünya çapınca çeşitli fuarlar düzenleyen organizatör şirket olduğunu, davalı şirketin ise tekstil sektöründe faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında .... tarihleri arasında düzenlenecek ... Fuarı (...) için "Fuar Katılım Sözleşmesi" akdedildiğini, COVİD-19 salgını nedeniyle fuar, haklı sebeplerle ileri bir tarihe ertelendiğini, neticede Ertelenen fuarın ... tarihleri arasında gerçekleştirildiğini, fuarın keyfe keder nedenlerle yapılmadığı, ertelemeden müvekkili şirketin bir menfaati olduğu, katılımcı şirketlerden alınan bedellerin hiç bir şekilde harcanmadığını ve tamamının müvekkili şirkete kar olarak kalmış gibi gösterilmeye çalışılması müvekkili şirkete kötüniyet izafe izafe edilmeye çalışılmasının muhal olduğunu, mahkemenin taraflar arasındaki menfaatler dengesini göz önünde bulundurması gerektiğinin hukuki ve vicdani bir gerçek olduğunu, yapılan sözleşmede yer alan hükümler gereğince müvekkili şirketin, fuarı haklı gerekçelerle erteleme hakkına sahip olduğunu, yapılan erteleme ile, katılımcıların hakları aynen korunacak olması, aynı şartlarda fuarın gerçekleştirilecek olması nedeniyle fuar katılım bedelinin iade edilemeyeceği hususu da kararlaştırıldığını, yargıtayın müstakar kararlarının da bu yönde olduğu, davacı yanın huzurdaki davası haksız, kötüniyetli ve hukuki mesnetten yoksun olması nedeniyle davanın reddine, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Dava, alacak isteminden ibarettir. Dava konusu, davalı şirket ile davacı şirket arasında kurulan fuar katılım sözleşmesinden kaynaklı olarak davalı şirketin organize ettiği fuarın yapılmaması iddiasına dayalı olarak alacağın tahsili istemine ilişkin olduğu görülmüştür. Dava konusu miktar 91.224,98-TL'dir. Davacı ve davalı tacir olup, TTK 18/2 maddesi uyarınca her iki tarafın da ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli olma yükümlülüğü bulunmaktadır. 6098 sayılı TBK m. 26'da bir sözleşmenin içeriğinin, bu sözleşmenin taraflarınca kanunda öngörülen sınırlar içerisinde özgürce belirlenebileceği düzenlemesi yer almaktadır. Bu temel kuralın istisnası ise 20. maddede (TBK m. 27) ahlâka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmelerin kesin olarak hükümsüz olduğu açıklanmıştır. Sözleşme serbestisi kavramının temeli irade özgürlüğüne dayalıdır. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın irade özgürlüğüne ilişkin hükümleri (m. 12/1, 13, 17/1, 19, 35/1, 48/1, vb.) göstermektedir ki; hukuk sistemimiz kişilerin irade özgürlüğüne sahip olduğunu temel bir ilke olarak benimsemiştir. Genel işlem koşulları 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK’dan önce 818 sayılı BK düzenlemesi içerisinde yer almasa da kamu düzeni, ahlâka aykırılık, kişiliğin korunması, sosyal adalet gibi farklı hukuki dayanaklarla bu husus pek çok yargı kararı ile (örneğin; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 04.12.1996 tarihli, 1996/3-717 E., 1996/850 K. sayılı kararı) kabul görmüştür. Yine TBK’nın yürürlüğünden önce mevzuatımızda, oldukça sınırlı sayıda ve dar kapsamda da olsa, genel işlem koşullarına ilişkin bazı hükümler yer almıştır (6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 766, 1266; 5464 sayılı Banka ve Kredi Kartları Kanunu m. 24; Sermaye Piyasası Kurulunun Aracılık Faaliyetleri ve Aracı Kuruluşlara İlişkin Esaslar Tebliği m. 47/3 gibi). Bu düzenlemelerden biri de tüketici hukukunda mevcuttur. Davacı bu sözleşme kapsamında fuara katılma bedelinin davalı şirkete ödediğini, koronavirüs nedeniyle alınan tedbir sonucu fuarın iptal edilmesi üzerine geri ödenmediğini, fuarın iptal edilmiş olmasına rağmen davalının ödedikleri bedeli iade etmediğinden bahisle sözleşmeden döndüğünü ve bu bedelin iadesini talep ettiği anlaşılmıştır. Davalı, fuarın iptal edilmediğini ertelendiğini, davalının bilgisi dahilinde ve sözleşme kapsamında yapıldığını, sözleşmenin halen geçerli olduğunu, bu nedenle bedelin iadesini talep edemeyeceği yönünde savunmada bulunmuştur. Dava konusu fuarın .... tarihlerinde yapıldığı görülmüştür. Taraflar arasında bila tarihli tarihli fuar katılım sözleşmesi bulunduğuna ilişkin herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı bu sözleşmenin 2. Maddesine, dosya içerisine sunulan beyanlar, kayıtlar ve sözleşme içeriğinden anlaşıldığı üzere vakıftır. Fuar Katılım sözleşmenin ön yüzünde " ... Katılım formunun arka yüzündeki ... a.Ş. Tarafından belirlenen koşulları okuyup kabul ettiğimizi, sözleşmenin imzalanmasından itibaren sözleşme tutarlarını belirlenen vadelerde ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğimizi beyan ederiz. İş bu sözleşme imza tarihinden itibaren geçerli olup, katılımcı firma tarafından tek başına fesh edilemez." ibaresinin yer aldığı görülmüştür. Sözleşmenin bu sayfasının altında davacı şirketin kaşe ve imzası yer almaktadır. Fuar katılım sözleşmesinin 2. maddesinde " ...fuara (kısaca fuar) katılmayı kabul eden KATILIMCI, bu imzadan sonra, fuara katılmayı reddederse dahi KATILIMCI' nın maddi ve manevi yükümlülükleri devam eder. KATILIMCI, fuar koşulları, sergi veya fuarın yeri, KATILIMCI' nın fuar alanındaki yeri, düzenleme tarihleri, ünvanı vb hususlarda, DÜZENLEYİCİ' nin, sektörün talebi, ekonomik durumu, organizasyon gerekleri veya kendi takdiri ile yapacağı değişiklikleri (fuarın kısmen veya tamamen iptali dahil) peşinen kabul eder. Bu durum sözleşmenin fesih sebebi değildir, KATILIMCI' nın ücret ödeme yükümlülüğü devam eder." ibaresinin yer aldığı görülmüştür. Davacının bu hüküm ile bağlı olduğu kabul edilmiş ve davacının aksine yönelik sözleşmeden dönme ve feshe yönelik iddialarına itibar edilmemiştir. Yukarıda bahsedildiği gibi sözleşme özgürlüğü, bir akdi yapıp yapmama, içeriğini belirleme, akdin karşı tarafını seçme, akde son verebilme ve akdin şeklini belirleyebilme serbestîsi anlamına gelmekte olup, kimse bir akdi yapmaya zorlanamayacağı gibi istediği bir akdi yapmaktan da alıkonulamayacaktır. Taraflar arasında özel hukuk hükümlerine tabi geçerli bir sözleşme (Fuar Katılım Sözleşemesi) mevcut olup, davacının ve davalının basiretli tacir olarak davranma yükümlülüğüne sahip oldukları hususu ise izahtan varestedir. Burada irdelenmesi gereken taraflar arasındaki sözleşmenin 2. Maddesinin geçerli olup olmadığı, haksız şart niteliğinde olup olmadığı, ertelenen fuar nedeni ile ödediği fuar katılım bedelinin iadesinin mümkün olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Fuar Katılım Sözleşmesinin 2. maddesinin, tarafların serbest iradeleri ile kararlaştırdıkları hüküm olup geçerli olduğu, haksız şart olarak kabulü mümkün olmayıp, tarafları bağlayıcı olduğu; kaldı ki dosyaya davalı tarafça sunulan mail yazışmalarından fuar tarihinin mücbir sebep ile ertelendiği ve ertelenme ve yeni tarih ile ilgili gerekli bilgilendirmelerin davacı tarafa yapıldığı; fuarın bildirilen tarihte yapıldığı; basiretli tacir gibi davranması gereken davacı tarafın sözleşmenin imzalanması sırasında sözleşmenin bu maddesini bildiği, bu hükme göre de sözleşmenin iptalinin ve ödenen bedelin iadesini talep hakkının olmadığı, ödeme yükümlülüğünün devam ettiği ve ertelemenin taraflara sözleşmeden dönme ve fesih hakkı da tanımayacağı da açıktır. Tacir olan her iki taraf özgür iradeleri ile yukarıda belirtilen sözleşme hükümleri konusunda anlaşmaya vararak imzalamışlardır. Fuarın ertelenmesi ile ilgili olarak TBK 136. madde anlamında ifa imkansızlığının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tartışılması gerekmektedir. İmkansızlığı, sözleşmenin konusu olan edimin maddi veya hukuki bir nedenden dolayı yerine getirilmesinin mümkün olmaması olarak tanımlamak mümkündür. İmkansızlık nedenleri maddi veya hukuki olabilir. İmkansızlığın objektif olması, sadece borçlu bakımından değil, herkes bakımından söz konusu olan imkansızlık; sübjektif imkansızlık ise, sadece borçlu bakımından söz konusu olan imkansızlığı ifade eder. Kusursuz imkansızlık TBK'nın 136. düzenlenmiş bulunmaktadır. Yasada, borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkansızlaşırsa borcun sona ereceği belirtilmiştir. İmkansızlık geçici nitelikte ise, kural olarak borcun sona ermesine neden olmaz. Bu hususta tarafların farazi iradeleri esas alınmalıdır. Ancak ifa muayyen bir zamanda yapılacak veya ifa zamanı alacaklı için önem taşıyorsa bu hallerde borcun sona ermesi sonucunu doğurur. Ancak iş bu yargılamada, ifa imkansızlığına dair hükümlerin uygulanarak tarafların verdiklerini geri isteyebilme haklarının doğduğunu kabul etmek mümkün değildir. Çünkü, yukarıda ayrıntılı şekilde yazılan sözleşme hükümleri ile bu maddenin uygulanması tarafların karşılıklı iradeleri ile adeta ortadan kaldırılmıştır. Somut olayda, davacı fuar tarihinin ertelenmesi ve yeni tarih belirlenmesinde, iptal edilen tarihin kendisi için taşıdığı öneme dair zarar iddiasında bulunmuşsa da, bu zarar iddiasını somutlaştırmamış ve bu zarar dair herhangi bir yazılı kayıt ve delil sunmamıştır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. HD' nin, 26/11/2020 Tarih ve 2018/554 E. - 2020/2075 K. Sayılı ilamı). Tüm dosya kapsamına nazaran, davalı organizatör sözleşme hükümlerine göre tüm edimlerini gerçekleştirmiş olup, davacı müşterinin sözleşmeden dönme veya ödediği ücreti talep hakkı olmadığından ve yeniden belirlenen fuara katılmamakla varsa meydana gelen zarardan kendisi sorumlu olacağından, açıklanan gerekçelerle açılan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde karar verilmiş ve hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının davasının sübut bulmadığından REDDİNE, 2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 269,85-TL harcın davacı tarafça peşin yatırılan 1.558,24-TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 1.288,39-TL harcın karar kesinleştiğinde ve istem halinde davacı tarafa İADESİNE, -Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin; davacıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, -Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde davacı tarafa İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına), 4-Davalı tarafça yatırılan avansın talep halinde yatıran tarafa İADESİNE, 5-Davanın red miktarı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 14.596,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.19.09.2023 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2018/554, K. 1996/850, T. 19.09.2023, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2018-554-e-1996-850-k-db9beb465f21