İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2018/284 E. 2025/959 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2018/284
Karar No
2025/959
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2018/284 Esas KARAR NO : 2025/959

DAVA : Sözleşmenin İptali, Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan), Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/04/2018 KARAR TARİHİ : 09/12/2025

Mahkememizde görülmekte olan Sözleşmenin İptali, Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan), Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacının 2005 yılında ...'un fatura tahsilat bayisi olarak çalışmaya başladığını, 2015 yılında ... bayiliğini üstlendiğini, ... ve ... çatısı altında 10 yıl boyunca davacı şirketten talep edilen her türlü rolü üstlendiğini ve istenen tüm hedefler için gerekli yatırımlar yaptığını, davacının en başarılı bayi listesinde başarı ödülleri aldığını, başarılı bir bayi olması nedeniyle davacı ile dava dışı ... ve ...'in sabit dağıtım merkezi olarak çalışmak üzere faaliyete başladığını, ... ve davalı ...'in talebiyle fatura tahsilat bayiliğini kapattığını, davacı taraf ekibiyle, Sabit Dağıtım Merkezi olarak, yapılan sabit telefon, ..., ... abonelik sözleşmelerini aktivasyona dönüştürerek (etkileştirerek) ... ve davalı ...” e yeni aboneler kazandırdığını, aylık ortalama ..., 1000-1500 pstn, 150-300 arası tivibu satış kurulumu yaptığını, 646 adet alt bayi oluşturduğunu, davacının Sabit Dağıtım Merkezi olarak çalıştığı 2 yıl, 5 aylık süre içerisinde 54.000 üzerinde yeni müşteriyi ... ve ...' e kazandırdığını, davacının Türkiye genelinde hep ilk üç bayi arasında olduğunu, davacının bu başarılı çalışmalarına ve anılan sözleşmelerden ve mevzuattan doğan tüm yükümlülüklerini basiretli bir tacir olarak gereği gibi yerine getirmesine rağmen, ...'un üst yönetimindeki değişikliklerden sonra, karşı tarafın, taraflar arasındaki sözleşmenin sona ereceğini önce sözlü olarak beyan ettiğini, bu görüşme sırasında Sonlandırma Protokolü ve İbraname başlıklı metnin İmzalanması gerektiğini, Yine İbranamenin imzalanması halinde ...'e iki adet mağaza verileceğinin taahhüt edildiğini ve davacının mağdur edilmeyeceğinin beyan edildiğini, Söz konusu İbranamenin geçersiz olduğunu, tehdit, aldatma, teminat mektubunun bozdurulması tehdidi ile protokol ve ibranamenin imzalandığını, İbraname metninin geçerlilik kazandığı tarih olan 31.07.2017 tarihinden sonra davacı hakediş ödemesinin yapılmaya devam etmesinin de ibranamenin geçersiz olduğunu gösterdiğini, Davacının milyonlarca lira yatırım yaptığı nazara alındığında kendi isteğiyle bu sözleşmeyi sonlandırmak istemesinin mümkün olmayacağına, tazminat talepleri olduğunu, taahhüt edilip verilmeyen mağazalara ilişkin yapılan masraflarının davalının ödemesinin gerektiğini, haksız yere kesilen ceza faturalarının hükümsüz olduğunu, davacının denkleştirme tazminatı alacağının miktarının hesaplanması gerektiği iddialarıyla, 01.08.2017 tarihli sonlandırma ve ibraname Protokolünün geçersiz olduğunun tespitine, 01.03.2015 tarihli Dağıtım Merkezi Sözleşmesinin davalı şirket tarafından haksız olarak feshedildiğinin tespitine, davalı şirketin sözleşmeyi haksız feshi yüzünden, davacının 31.07.2017 tarihinde 01.03.2005 tarihine kadar elde edebileceği 7 yıl 7 aylık yoksun kaldığı karının (maddi zararının) Rekabetin korunması Hakkında kanunun 58. Maddesi uyarınca 3 katının, tahkikat sonucunda tam ve kesin olarak belirlenmesinin mümkün olduğu anda HMK m.107/2 uyarınca artırılmak üzere ve fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik asgari 2.000 TL maddi tazminatın (yoksun kaldığı karın ve zararların) haksız fesih tarihi olan 31.07.2017'den itibaren işleyecek ticari temerrüt (avans) faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, bunun mümkün görülmesi halinde (terditli olarak), 2.000 TL maddi tazminatın (yoksun kaldığı karın ve zararların), dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt (avans) faizi ile birlikte davalılardan tahsil edilerek davacıya ödenmesi, İki adet mağaza taahhüdü ve bu taahhüde uyulmaması nedeniyle davalı tarafından yapılan 21.000 TL tutarındaki zararın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile davalıdan tahsil edilmesine, Ceza fatura bedellerinin tespitini, davacıdan haksız olarak alınan bedellerin iadesine, tahkikat sonucunda tam ve kesin olarak belirlenmesinin mümkün olduğu anda HMK m. 107/2 uyarınca artırılmak üzere ve fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik asgari 1.000 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile davalıdan tahsil edilmesine, Türk Ticaret Kanunun 122.maddesi uyarınca, şirketin davalıdan olan denkleşme tazminatı alacağının, tahkikat sonucunda tam ve kesin olarak belirlenmesinin mümkün olduğu anda HMK m.107/2 uyarınca arttırılmak üzere ve fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 2.000 TL denkleştirme tazminatının, Dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı şirkete yüklenmesi talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı arasında 01.03.2015 tarihinde başlayan sözleşme ilişkisinin 31.07.2017 tarihinde, tarafların karşılıklı iradesi ile sona erdiğini, taraflar arasındaki ilişkinin kurulması ve sona ermesinin sözleşme ile sabit olduğunu, sözleşme ilişkisinin 5-10 yıl süreceği yönünde güven oluşturduğu şeklindeki iddiaların basiretli tacir olma halinden uzak olduğunu, rekabetin korunması hakkında kanun kapsamında 3 kat tazminat talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davaya konu edilen fiillerin davacının iddiasını dayandırdığı 4. Maddedeki anlaşma, uyumlu eylem ya da teşebbüs birliği kavramlarından fiillerden herhangi birine dahil edilmeyeceğini, davacı yan ile sözleşmenin karşılıklı olarak sona erdirilmesinin davacının bölgesinde davalı şirket yahut bayileri tarafından faaliyet gösterilmeyeceği anlamına gelmediğini, bu sebeple davalı şirketin hiçbir fiilinin 4.maddede aranan rekabetin sınırlanması amacını taşımadığını, basiretli bir tacir olan davacının iradesinin fesada uğradığını iddiası ile ilgili iddialarının her birini yazılı belge ile ispat etmesi gerektiğini, davacı yan'a ...'te kiraladığını iddia ettiği taşınmazın kiralanması için herhangi bir onay verilmediğini, davacı ile davalının arasında akdedilen sözleşme, taraflar arasında imzalanan 13.07.2017 tarihli sonlandırma protokolü ve ibranamesi doğrultusunda anlaşarak feshedildiği için, davacının davalı şirketten yoksun kılınan kar kaybı talep etmesinin mümkün olmadığını, Portföy Tazminatının (denkleştirme bedeli) yasal şartlarının oluşmadığı, müşteri portföyünün davalı ibranamesinin 3.2.maddesi uyarınca davacının denkleştirme tazminatı talep etmeyeceğini kabul, beyan ve taahhüt ettiğini, davacının tespitini talep ettiği tüm ceza bedellerinin taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olarak tahakkuk ettirildiği iddialarıyla, huzurdaki haksız ve mesnetsiz davanın belirsiz alacak davasının şartlarını taşımaması sebebiyle usulden reddine, sonlandırma protokolü ve ibranamenin iptaline ilişkin talepleri ile tazminat taleplerinin tefrik edilmesine, dava tarihi itibariyle sonlandırma protokolü ve ibranamenin iptaline dair kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmadığından tazminat taleplerine ilişkin davanın reddine, aksi halde sonlandırma protokolü ve ibranamesiyle rekabet kurulu kararı bulunmadığından reddine, davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı şirkete yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğinin ve 13/07/2017 tarihli ibraname ve sonlandırma protokolünün geçersiz olduğunun tespiti ile haksız ve süresinden önce yapılan bu fesih nedeni ile mahrum kalınan kar, rekabetin korunmasındaki kanunun 4. ve 58. Maddeleri uyarınca 3 katı tutarında hesaplanacak tazminat, bunun mümkün olmaması halinde mahrum kalınan kar ve bulunan zarar, taahhüt edilmiş olmasına rağmen açılmayan mağazalar nedeni ile davacı tarafından yapılan masraftan kaynaklanan zarar ve davacı tarafından haksız olarak tahsil edilen ceza fatura bedelleri ile TTK. nun 122. Maddesi uyarınca denkleştirme tazminatının davalıdan tahsiline ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Tebligatlar usulüne uygun yapılmış olup 13/07/2017 tarihli dağıtım merkezi sözleşmesi, sonladırma protokolü ve ibraname, cari hesap ekstresi, prim sistematiği, müvekkili şirket ticari defter ve belgeleri, bayi ticari defter ve kayıtları dosya arasına alınmıştır. Dosyanın talimat raporu aldırılmak üzere ... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderildiği, mali müşavir ve sektör bilirkişine tevdi edildiği ve bilirkişilerin 22/07/2019 tarihli raporunda özetle; Taraflar arasında 01.03.2015 tarihinde Dağıtım Merkezi Sözleşmesi imzalandığı ve sözleşmenin 13.07.2017 tarihinde Sonlandırma protokolü ile sona erdiği, davacının yeni bir sözleşme imzalayıncaya kadar katlanması gereken aylık giderinin 26.065,71-TL olduğu, davacının kar mahrumiyeti talebinin yerinde bulunması halinde; Dağıtım Merkezi Sözleşmesi feshi tarihi olan 13.07.2017 tarihi ile sözleşmenin normal sona erme tarihi olan 01.03.2020 tarihine kadar davacının faydalanılamayan süreye ait mahrum kaldığı kar'ın bugünkü değerinin 3.778.221,47-TL olduğu, davacının denkleştirme tazminatı talebinin yerinde görülmesi halinde; davacı'nın TTK.122 maddeye göre denkleştirme tazminatı tutarının 2.076.950,04-TL olduğu görüş ve kanaate varılmıştır. Dosyanın sektör ve mali müşavir bilirkişisine tevdi edildiği, bilirkişilerin 25/08/2020 tarihli raporunda özetle; Davacının yeni bir sözleşme imzalayıncaya kadar katlanması gereken aylık 26.065,71 TL olduğu, davacının kar mahrumiyeti talebinin yerinde bulunması halinde, dağıtım hizmet 13.07.2017 sözleşmesi fesih tarihi ile 01.03.2020 sözleşmenin sona erme tarihine kadar, 3.778.221,47 TL olduğu, davacının denkleştirme tazminatı talebinin yerinde bulunması halinde, 2.076.950,04 TL olduğu görüş ve kanaate varılmıştır. Dosyanın ek rapor tanzimi amacıyla sektör ve mali müşavire tevdi edildiği, bilirkişilerin 22/02/2021 tarihli ek raporunda özetle; Davacının yeni bir sözleşme imzalayıncaya kadar katlanması gereken aylık 26.065,71 TL olduğu, davacının kar mahrumiyeti talebinin yerinde bulunması halinde, dağıtım hizmet 13.07.2017 sözleşmesi fesih tarihi ile 01.03.2020 sözleşmenin sona erme tarihine kadar, 3.778.221,47 TL olduğu, davacının denkleştirme tazminatı talebinin yerinde bulunması halinde, 2.076.950,04 TL olduğu, tarafların itirazlarının tekrar değerlendirilmiş olup kök raporda herhangi bir değişme olmadığı görüş ve kanaate varılmıştır. Dosyanın 2. ek rapor tanzimi amacıyla sektör ve mali müşavire tevdi edildiği, bilirkişilerin 23/08/2022 tarihli ek raporunda özetle; Sonuç olarak sayın mahkemenin talebi doğrultusunda bilirkişi raporu ile ibraz edilen bilgi ve belgelerin yeniden incelenmesi ve değerlendirilmesi sonucunda kök rapordaki görüşlerimiz aynen geçerli olduğu değerlendirildiği, davacının yeni bir sözleşme imzalayıncaya kadar katlanması gereken aylık 26.065,71 TL olduğu, davacının kar mahrumiyeti talebinin yerinde bulunması halinde, dağıtım hizmet 13.07.2017 sözleşmesi fesih tarihi ile 01.03.2020 sözleşmenin sona erme tarihine kadar, 3.778.221,47 TL olduğu, davacının denkleştirme tazminatı talebinin yerinde bulunması halinde, 2.076.950,04 TL olduğu görüş ve kanaate varılmıştır. Dosyanın 3. ek rapor tanzimi amacıyla sektör ve mali müşavire tevdi edildiği, bilirkişilerin 22/05/2023 tarihli ek raporunda özetle; Sonuç olarak sayın mahkemenin talebi doğrultusunda bilirkişi raporu ile ibraz edilen bilgi ve belgelerin yeniden incelenmesi ve değerlendirilmesi sonucunda kök rapordaki görüşlerimiz aynen geçerli olduğu değerlendirildiği, davacının yeni bir sözleşme imzalayıncaya kadar katlanması gereken aylık 26.065,71 TL olduğu, davacının kar mahrumiyeti talebinin yerinde bulunması halinde, dağıtım hizmet 13.07.2017 sözleşmesi fesih tarihi ile 01.03.2020 sözleşmenin sona erme tarihine kadar, 3.778.221,47 TL olduğu, davacının denkleştirme tazminat talebinin yerinde bulunması halinde, 2.076.950,04 TL olduğu görüş ve kanaate varılmıştır. Dosyanın rapor tanzimi amacıyla mali müşavir, nitelikli hesaplamalar uzmanı ve elektronik haberleşme mühendisi bilirkişi heyetine tevdi edildiği, bilirkişilerin 28/02/2024 tarihli raporunda özetle; Taraflar arasında yapılan 13.07.2017 tarihli "Sonlandırma Protokolü ve İbraname"de yer alan ibra hükmüyle davacının davalıyı ibra ettiği, yapılan ibra sözleşmesinin geçerli olduğu, dolayısıyla davacının, varsa cari hesap alacağı dışında, herhangi bir hak ve alacak talebinde bulunamayacağı, Ticari defter ve kayıtlar incelenmek suretiyle hazırlanan ana raporda; davacının bir cari hesap alacağının bulunduğuna ilişkin herhangi bir somut delile yer verilmediği, Taraflar arasında mutabakat yapıldıktan sonra davacının teminat mektubunun iade edilmesi gerektiği, Teminat mektubu nakde çevrildiğinden davalıya ödenen 48.329,04 TL'nin, ödemenin yapıldığı 28.08.2019 tarihinden itibaren ticari temerrüt faiziyle davacıya ödenmesi gerektiği, davacının cari hesap alacağı ve haksız kesilen ceza faturalarından kaynaklanan alacak talebinin ispata muhtaç olduğu, bu konuda davalıların ticari defterlerindeki kayıtların esas alınması gerektiği; davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarını incelemeye sunmadığı gibi yerinde inceleme yapılmasına ilişkin bir talebinin de dosya muhteviyatında bulunmadığı; 13.07.2017 tarihli "Sonlandırma Protokolü ve İbraname"de yer alan ibra hükmüyle davacının davalıyı ibra ettiği, yapılan ibra sözleşmesinin geçerli olduğu, dolayısıyla davacının, herhangi bir hak ve alacak talebinde bulunamayacağı: Sayın Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde; diğer bir deyişle sulh ve ibra protokolünün geçersiz olduğu, sözleşmenin haksız olarak feshedildiği kabul edilirse; davacının yapmış olduğu masraflara ilişkin talebinin yerinde olmadığı, üç ay ile sınırlı olarak kâr kaybı talebinde bulunabileceği, kâr tazminatı hesaplamasının “gelir” değil, “kâr” üzerinden yapılması gerektiği, buna göre davacının talep edebileceği kâr kaybının 50.133,28 TL olarak hesaplanabileceği, davacının ayrıca denkleştirme tazminatı talep edebileceği, davacının talep edebileceği denkleştirme tazminatının 2.005.331,17 TL olarak hesaplanabileceği görüş ve kanaate varılmıştır. Dosyanın 2. ek rapor tanzimi amacıyla mali müşavir, nitelikli hesaplamalar uzmanı ve elektronik haberleşme mühendisi bilirkişi heyetine tevdi edildiği, bilirkişilerin 27/08/2024 tarihli raporunda özetle; Kök rapordaki görüş ve kanaatlerinde bir değişiklik oluşmadığı, dolayısıyla davacının ibra nedeniyle herhangi bir hak talebinde bulunamayacağı, Sayın Mahkemenin aksi kanaate olması halinde talep edilebilecek kar mahrumiyeti tutarının 50.133,28 TL, portföy tazminatının da 2.005.331,17 TL olarak hesaplanabileceği görüş ve kanaate varılmıştır. Dosyanın 3. ek rapor tanzimi amacıyla mali müşavir, nitelikli hesaplamalar uzmanı ve elektronik haberleşme mühendisi bilirkişi heyetine tevdi edildiği, bilirkişilerin 20/05/2025 tarihli raporunda özetle; Taraflar arasında yapılan 13.07.2017 tarihli "Sonlandırma Protokolü ve İbraname"de yer alan ibra hükmüyle davacının davalıyı ibra ettiği, yapılan ibra sözleşmesinin geçerli olduğu, dolayısıyla davacının, varsa cari hesap alacağı dışında, herhangi bir hak ve alacak talebinde bulunamayacağı, ticari defter ve kayıtlar incelenmek suretiyle hazırlanan ana raporda; davacının bir cari hesap alacağının bulunduğuna ilişkin herhangi bir somut delile yer verilmediği, taraflar arasında mutabakat yapıldıktan sonra davacının teminat mektubunun iade edilmesi gerektiği, davacının cari hesap alacağı ve haksız kesilen ceza faturalarından kaynaklanan alacak talebinin ispata muhtaç olduğu, bu konuda davalıların ticari defterlerindeki kayıtların esas alınması gerektiği, Sayın Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde; diğer bir deyişle sulh ve ibra protokolünün geçersiz olduğu, sözleşmenin haksız olarak feshedildiği kabul edilirse; davacının talep edebileceği alacak kalemlerinin daha önceki raporlarımızda tespit edildiği, buna göre kar mahrumiyeti tutarının 50.133,28 TL; portföy tazminatının da 2.005.331,17 TL olarak hesaplanabileceği görüş ve kanaate varılmıştır. ISLAH: Davacı vekili sunmuş olduğu ıslah dilekçesi ile; son bilirkişi raporunda yoksun kalınan kar alacağı 50.133,28 TL olduğu tespit edildiği, bilirkişi raporları arasında çelişki olmasına rağmen, mahkemece değer artırımı için süre verildiğinden,, HMK m.107/2 uyarınca daha önce yoksun kalınan kar tutarı 2.000,00 TL olarak talep edildiğinden, müvekkili maddi imkansızlığı nedeniyle (tahkikat tamamlanmadığından, fazlaya ilişkin hakkı ıslah ile isteme hakkı saklı kalmak kaydıyla) 48.133,28 TL daha artırarak 50.133,28 TL tutarındaki yoksun kalınan tazminatının ticarî temerrüt (avans) faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ettikleri, denkleştirme tazminat türü, sonlandırma protokolüne bağlı bir alacak olmayıp, sözleşme ile önceden vazgeçilemeyeceği, buna göre, mahkemece değer artırımı için süre verildiğinden, HMK m.107/2 uyarınca daha önce 2.000 TL olarak talep edildiğinden, müvekkili maddi imkansızlığı nedeniyle (tahkikat tamamlanmadığından, fazlaya ilişkin hakkımızı ıslah ile isteme hakkımız saklı kalmak kaydıyla) 258.000 TL daha artırarak 260.000 TL tutarındaki denkleştirme tazminatının tamamını ticarî temerrüt (avans) faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ettikleri, davaya konu teminat mektubu, 28/08/2019 tarihinde 48.329,04 TL için davalı şirket tarafından bozdurulmuş olup, teminat mektubunun iadesi talebinin bedelin iadesine dönüştüğünü, ancak yargılama gideri ve vekalet ücreti talebinin tüm teminat mektubu bedeli üzerinden devam etmekte olduğunu, 48.329,04 TL'nin 28/08/2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte müvekkil şirkete ödenmesine karar verilmesini talep ettikleri, teminat mektubunun tüm tutarı olan 215.000,00 TL üzerinden 03/04/2018 tarihinde harç yatırıldığını, iki adet mağaza taahhüdü ve bu taahhüde uyulmaması nedeniyle müvekkili tarafından yapılan 21.000,00 TL tutarındaki zararın dava tarihinden itibaren işleyecek ticarî temerrüt (avans) faizi ile davalıdan tahsil edilmesini talep etmiştir. Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde; Dava, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğinin ve 13/07/2017 tarihli ibraname ve sonlandırma protokolünün geçersiz olduğunun tespiti ile haksız ve süresinden önce yapılan bu fesih nedeni ile mahrum kalınan kar, rekabetin korunmasındaki kanunun 4. ve 58. Maddeleri uyarınca 3 katı tutarında hesaplanacak tazminat, bunun mümkün olmaması halinde mahrum kalınan kar ve bulunan zarar, taahhüt edilmiş olmasına rağmen açılmayan mağazalar nedeni ile davacı tarafından yapılan masraftan kaynaklanan zarar ve davacı tarafından haksız olarak tahsil edilen ceza fatura bedelleri ile TTK.nun 122. Maddesi uyarınca denkleştirme tazminatının davalıdan tahsiline ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Portföy tazminatı (portföy akçası); acentelik (bayilik) sözleşmesinin sona ermesine rağmen, acentenin işletmeye bağladığı müşterilerin sağladıkları kazançtan doğan komisyonlarını, yani acente ücretini aynen talep etmesine imkân vermez. Fakat acentenin faaliyeti dolayısıyla işletmenin müşteri çevresini genişletmesi veya büyütmesi gerekçesiyle müvekkile sağlanan devamlı nitelikteki kazançtan münasip bir miktarının, bir sözleşme sonu akçesi olarak acenteye ödenmesi anlamını taşımaktadır. Acentelik sözleşmesi süresinde acentenin emeği sonucu ortaya ekonomik değeri olan bir müşteri çevresi çıkar. Sözleşme döneminde acente ve müvekkilinin birlikte yararlandıkları bu değer, sözleşmenin sona ermesi ile müvekkilde kalır. Acentenin ise bu çevreyle devam eden ticari ilişkilerden kaynaklanan ücret hakkı sona erer. Bu noktada ücret hakkı düzenlemesinin acente aleyhine yarattığı menfaat dengesizliğini gidermek için sözleşmenin sona ermesinden sonra bir denkleştirme talep hakkı tanınması hakkaniyetin icabı olarak görülmüştür. Denkleştirme talebi, çıkış noktası müşteri çevresi olan kendine özgü bir karşılık talebidir. Acentenin faaliyetiyle yarattığı ve sözleşme bitiminde müvekkile kalan pazarlanabilir ve ekonomik değeri olan müşteri çevresinin parasal karşılığıdır. Diğer bir ifadeyle; acentenin denkleştirme talebi, bir tazminat talebi veya herhangi bir yardım ya da destek talebi değil, acentenin acentelik sözleşmesi süresince kurduğu müşteri çevresinden sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra artık yararlanamayacak olması nedeniyle uğradığı kayıp ile müvekkilin aynı müşteri çevresinden sözleşmenin sona ermesinden sonra da yararlanmaya devam etmesi nedeniyle elde ettiği kazancın denkleştirilmesi için öngörülen bir karşılıktır. Denkleştirme talebinde öncelikli koşul, TTK. 122/1. maddesinin (a) fıkrasındaki “sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra; müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa’’ hükmü noktasında toplanmakla birlikte “denkleştirme talebinin hakkaniyete uygun olması koşulunun” da sağlanmış olması gerekmektedir. Denkleştirme talebinde öncelikli koşullar (olumlu koşullar) TTK. 122/1. maddesinin (a)-(b)-(c) fıkralarında şöyle düzenlenmiştir: a)Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra; müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde etmesi, b)Acentenin sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybetmesi, c) Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, denkleştirme bedeli ödenmesinin hakkaniyete uygun olmasıdır. TTK’nın 122/3. maddesinde ise, acentenin denkleştirme talebinde bulunamayacağı haller (olumsuz koşullar) şu şekilde belirtilmiştir. a) Müvekkilin, feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi feshetmişse, b) Acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı nedenlerle feshedilmişse, acente denkleştirme talebinde bulunamaz. TTK.’nun 122/1 maddesinin (a) ve (b) fıkrasında belirtilen şartlar birlikte değerlendirildiğinde; müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde edip etmediğinin tespit edilmesi gerekmektedir. Portföy tazminatı için müşteri kazanımının aracılık vasıtasıyla olması kafidir. Burada önemli olan müşterinin müvekkile kazandırılmasıdır. Yine mevcut müşterilerle iş bağlantısının genişletilmesi de aynı sonucu doğurur (Arslan Kaya,Türk Ticaret Kanunu Şerhi, Birinci Kitap, Ticari İşletme, Acentelik, İstanbul 2013, s. 237-238). Burada müşterinin sürekliliği de önemlidir (Kaya, s. 239). 13/07/2017 tarihli 'sonlandırma protokolü ve ibraname' tutanağının incelemesinde; cari hesap alacakları dışında davacının davalıdan herhangi bir tazminat ve alacak talebinde bulunamayacağının hüküm altına alındığı, tutanağın taraflarca imzalandığı ve tarafların imzaya yönelik herhangi bir itirazlarının bulunmadığı görülmektedir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesinin 2020/306 esas, 2021/404 karar sayılı ilamında; ''Denkleştirme tazminatı ya da diğer adıyla “portföy tazminatı”, sözleşmenin sona ermesi sonucunda müşteri çevresini kaybeden ve ekonomik bakımdan güç durumda kalan acentenin bu yüzden talep edebileceği bir ödence niteliğindedir. Dava tarihi itibariyle geçerli olan Türk mevzuatında, acentenin denkleştirme tazminatına ilişkin herhangi bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Türk öğretisinde hakim olan görüş uyarınca, acentenin sözleşmesinin feshedilmesi durumunda acentenin hakkaniyetin gerekli kıldığı ölçüde müvekkilden denkleştirme tazminatı talep hakkı mevcuttur. Yargıtay uygulamasında da, acentenin denkleştirme tazminatı talebi konusunda bir kanuni düzenleme bulunmasa dahi, TTK m. 134/11. hükmünün kıyas yoluyla uygulanması suretiyle, sözleşmenin sona ermesi durumunda acentenin denkleştirme tazminatı talep etmesinin mümkün olduğu kabul edilmektedir. Davacı vekili de istinaf dilekçesinin aksine dava dilekçesinde taraflar arasında bayilik ilişkisi bulunduğunu belirtmiştir. Bununla birlikte, taraflar arasındaki ilişki ister acentelik isterse bayilik olarak kabul edilsin, TTK'nın 122. maddesi uyarınca denkleştirme (portföy) tazminatı talep edebilmek için davacıya sözleşmede tekel hakkı verilmiş olması şarttır.'' şeklinde tespitler yer almaktadır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin ... esas,... karar sayılı ilamında; ''Mahkemece her ne kadar sözleşmenin haksız fesih edildiği benimsenerek bilirkişi raporundaki hesaplama ışığında davacının TTK'nın 122. maddesi uyarınca portföy tazminatı (denkleştirme alacağı) olarak da 3.612,00 TL talep edebileceği sonucuyla hüküm kurmuş ise de davacı yanca taraflar arasında bayilik ilişkisi bulunduğunu kanıtlamak için delil olarak sunduğu 01.01.2006 başlangıç tarihli bayilik sözleşmesinin 7.8. maddesindeki düzenleme ile 01.01.2010 tarihli bayilik sözleşmesi hükümlerine göre, davacıya faaliyet bölgesi içinde tekel hakkı verilmediğinin anlaşıldığı, bunun dışında TTK’nın 122. maddesine göre denkleştirme tazminatı talebinde bulunabilmek için öngörülen şartların gerçekleştiğine dair dosyada delil de bulunmadığı anlaşılmaktadır. Buna göre, portföy tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken davalı aleyhine bilirkişi raporunda hesaplanan portföy tazminatı tutarına hükmedilmiş olması hukuka aykırı olduğundan, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir.'' şeklindeki tespitlere yer verilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin ... esas, ... karar sayılı ilamında; ''Davacı vekilince taraflar arasındaki sözleşmenin bayilik sözleşmesi olmayıp acentelik sözleşmesi olduğu, mahkemece sözleşme ilişkisinin yanlış değerlendirilerek sonuca varıldığı ileri sürülmüştür. Tarafların kabulündeki 21.10.2008 tarihli sözleşme hükümlerinin bayilik ve acentelik sözleşmesi niteliğinde hükümler içeren karma bir sözleşme niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Davacı vekili de istinaf dilekçesinin aksine dava dilekçesinde taraflar arasında bayilik ilişkisi bulunduğunu belirtmiştir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesi karar gerekçesinde de yer verildiği üzere, taraflar arasındaki ilişki ister acentelik isterse bayilik olarak kabul edilsin, TTK'nın 122. maddesi uyarınca denkleştirme (portföy) tazminatı talep edebilmek için davacıya sözleşmede tekel hakkı verilmiş olması şarttır. Oysa, tarafların kabulündeki sözleşmenin 4/B-6 maddesinde, "Bu sözleşme ...'ya bölgesel tekel hakkı doğurmaz ve ... üçüncü kişilere dilediği yerlerde başkaca ... açma yetkisi verebilir" hükmü uyarınca davacıya tekel hakkı verilmediği anlaşılmaktadır. Kaldı ki yine gerekçede vurgulandığı üzere, denkleştirme ( portföy) tazminatı talebinin TTK'nın 122/4. maddesi uyarınca sözleşmenin feshinden itibaren bir yıllık sürede talep edilmesi gerekirken, sözleşmenin fesih tarihinden bir yıl süre geçtikten sonra talep edilmekle, davacı vekilinin bu yöndeki istinafı yerinde değildir.'' şeklindeki tespitlere yer verilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin ... esas, ... karar sayılı ilamında; ''Davaya konu bayilik ve yetkili servis sözleşmelerinin konusu ve içeriği itibarı ile hukuki niteliklerinin tek satıcılık sözleşmesi veya benzeri tekel hakkı veren bir sözleşme niteliğinde olmadığı dikkate alındığında ilk derece mahkemesinin davacının denkleştirme tazminatı talep edemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar vermesi yerindedir. (Aynı yönde Yargıtay 19.HD'nin E. ..., K. ..., 18.9.2019 Tarihli ilamı)'' şeklindeki tespitlere yer verilmiştir. Tarafların iddia ve savunmaları, bilirkişi raporları, yukarıda ayrıntıları verilen istinaf ilamları, bayilik sözleşmesi, 13/07/2017 tarihli sonlandırma protokolü ve ibraname tutanağı ile dosyamızda bulunan tüm bilgi ve belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Taraflar arasında bayilik sözleşmesi akdedildiği, 13/07/2017 tarihli sonlandırma protokolü ve ibraname tutanağı ile tarafların karşılıklı anlaşmaları ile bayilik sözleşmesinin sona erdirildiği, 13/07/2017 tarihli sonlandırma protokolü ve ibraname tutanağının geçersiz olduğu iddiasına dayalı olarak kazanç kaybı, cari hesap alacağı, denkleştirme (portföy) tazminatı, ceza iadesi ve teminat mektubunun hükümsüz kaldığının tespiti istemleri ile işbu davanın ikame edildiği, davacı 13/07/2017 tarihli tutanağın, davalının davacıya 2 adet yeni bayilik vereceği vaadi ile imzalandığı, 2 adet bayiliğin verilmemesi nedeniyle 13/07/2017 tarihli sonlandırma tutanağının geçersiz olduğunu iddiasında bulunduğu, ancak tutanak incelendiğinde davalının 2 adet yeni bayilik vereceği taaahhüdünün tutanakta yer almadığı, taraflar arasında bu yönde bir anlaşma bulunmadığı, bayilik sözleşmesine konu ticari işin niteliği ve hacmi dikkate alındığında basiretli davranmakla yükümlü olan tarafların irade fesadını ileri sürmelerinin çok ciddi ve somut delillerin bulunması halinde kabul edilebileceği, ibra işleminin niteliği itibariyle aksinin yazılı delille ispatı mümkün olduğu, davacının işbu ispatı sağlayamadığı, bu nedenle 13/07/2017 tarihli sonlandırma tutanağının geçerli olduğu ve tutanak ile davacının davalıyı ibra ettiği, dolayısıyla davacının, cari hesap alacağı dışında davalıdan herhangi bir hak ve alacak talebinde bulunamayacağı anlaşıldığından, yoksun kalınan kar alacağı, mağaza taahhüdüne uyulmaması nedeniyle uğranılan zarar alacağı, ceza fatura bedeli alacağı taleplerinin ayrı ayrı reddine, yine 13/07/2017 tarihli tutanak ile denkleştirme isteminden de feragat edilmiş ise de, TTK'nin 122/4.maddesi ile denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemeyeceğinin hüküm altına alındığı, ancak yukarıda zikredilen istinaf ilamlarında da değinildiği üzere taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre davacıya tekel hakkı tanınmadığından davacının denkleştirme tazminatı talep hakkının bulunmadığı, ayrıca davacı kendisine fiilen tekel hakkı tanındığına ilişkin iddiada bulunmuş ise de, bu iddiasını ispata yarar delil sunamadığı anlaşılmakla denkleştirme isteminin de reddine; Yukarıda açıklandığı üzere, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin feshedildiği ve tarafların dosyadaki sonlandırma ve ibra protokolü ile birbirlerini ibra ettikleri, mutabakat yapıldıktan sonra davalı tarafça davacının teminat mektubunun iade edilmesi gerektiği, ancak davalı tarafça teminat mektubunun iade edilmediği gibi nakde tahvil edildiğinin dosya kapsamından sabit olduğu, bu nedenle davalının haksız olarak tahsil ettiği 48.329,04 TL’nin, ödemenin yapıldığı 28.08.2019 tarihinden itibaren avans faiziyle davacıya ödenmesi gerektiği anlaşıldığından bu talep yönünden davanın kabulüne, 48.329,04 TL'nin ödeme tarihi olan 28/08/2019 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE, -Davacının yoksun kalınan kar alacağı, mağaza taahhüdüne uyulmaması nedeniyle uğranılan zarar alacağı, ceza fatura bedeli alacağı ile denkleştirme tazminatı alacağına ilişkin taleplerinin ayrı ayrı reddine, 2-Davacının teminat mektubuna ilişkin talebinin kabulü ile davacının davalıya vermiş olduğu teminat mektubu haksız olarak paraya çevrildiğinden 48.329,04 TL'nin ödeme tarihi olan 28/08/2019 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 3-Harçlar Kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 3.301,36-TL harcın daha önceden ödenen toplam 9.644,02-TL harçtan mahsubu ile Hazineye irat kaydına, artan 6.342,66 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından yatırılan 6.342,66 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (Madde-13) göre kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre red edilen miktar üzerinden hesaplanan 52.981,32-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan; 16.749 TL bilirkişi ücreti, tebligat, posta ve diğer yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak (ret ve kabul oranına göre %12,74) 2.133,82 TL'lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davalı tarafından yapılan; 8.790,55 TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak (ret ve kabul oranına göre %87,26) 7.670,63 TL'lik kısmının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davalı üzerinde bırakılmasına, 9-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK yönetmeliğinin 47/1 maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine, Dair, davacı asil ve vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı. 09/12/2025

Katip ...

Hakim ... ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2018/284, K. 2025/959, T. 09.12.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2018-284-e-2025-959-k-ab26644eb6f1