İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2018/276 E. 2026/47 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2018/276
Karar No
2026/47
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2018/276 Esas KARAR NO : 2026/47 Karar

DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/04/2018 KARAR TARİHİ : 15/01/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı-karşı davalı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ...'nin kurucusu ve ... ... olduğunu, ...'deki bölgeler için, ... bölgedeki firmalarla bayilik sözleşmesi imzalayarak faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirket davalı şirket olan ... Şti. Arasında ... tarihinde 10 yıl süreli ... Sözleşmesi ve ... Sözleşmesi imzalanmış ve bu sözleşmeler ile karşılıklı olarak taahhüt altına girdiğini, davalı şirker, müvekkili şirkete ... tarihli ihtarname göndererek sözleşmeyi tek taraftı feshettiklerini bildirmiş ve uğradıkları zararı talep ettiklerini, bunun üzerine müvekkil şirket de davalı şirkete ... tarihli ihtarname ile maddi ve manevi tazminat hakkı saklı olarak her iki sözleşmenin de feshini uygun bulduğunu, ancak davalı şirketin yapmış olduğu fesih haksız olup, aksine kendisinin sözleşmeyi ihlal etmesi dolayısıyla ... markası ve imajı zarara uğradığını, ... ile ... Şti. Yöneticileri arasında ... ... tarihinde başlayan görüşmeler, ... tarihinde sözleşme imzalanması ile resmilik kazandığını, iş bu sözleşmelere göre, anlaşma süresi sözleşmelerin imza tarihinden başlamak üzere 1O(ON) yıl olduğunu, çalışma kapsamı hem ... ... olarak hem de ... ... olarak belirlendiğini, ... ... ve kurumsal kimlik oluşturulması süreci yaklaşık olarak iki ay sürdüğünü ve ... ... itibarıvla şirket faalivetlerine başladığını, imzalanan sözleşmelerin içeriğinde belirtildiği üzere davalı şirketin faaliyet bölgesi "...- ... öncelikli olmak kaydıyla Merkez Onayı ile ... ..." olarak belirlendiğini, imzalanan sözleşmelerini içeriğinde belirtildiği üzere, davalı şirketin faaliyet bölgesi "...-... öncelikli olmak kaydıyla Merkez Onayı ile ... ...” olarak belirlendiğini, ... Şti. 'nin Merkez Onayı ile ... ... bir yana, ... ili ve ilçeleri arasında dahi ... adına hiçbir reklam, toplantı organizasyonu. ... şirketi ... ve ... ziyareti yapılmamış olup, ... ... üzerinden anlaşmalara iştinaden müşteri ve parça onarım talepleri kabul edilmiş, ancak davalı şirketin faaliyetlerini durdurduğundan haberdar olunmadığı için bu durum, müşterilere bildirilmediğini, bu sebeple alınan işler yapılamamış ve bu durum müvekkili hakkında inanılmaz imaj ve güven kaybı yaratmadığını, davalı şirket ... görevini yerine getirmek için herhangi bir girişimde bulunulmamış, mevcut servis ağına yeni servisler katılmamış, var olan servislerin koordinasyonu ve çalışma sistemlerine zarar verilerek servis ağının zayıflamasına sebep olunduğunu, davalı şirket bu şekilde taraflar arasında imzalanan ... ... Sözleşmesinin m.4/b : "2... kurumsal servis ağının genişletilmesi amaçlı reklam ve pazarlama faaliyetlerini yürütür. ... .. *” hükmünü açıkça ihlal ettiğini, ... Şti ile ilişkiler bakımından;... yılı ... ayı içerisinde, ... ne, ... ilinde faaliyet gösteren ... Şti tarafından ... ... başvurusu yapılmış olup, bu başvuru, bölgenin yetkilisi olması sebebiyle davalı şirkete yönlendirildiğini, bu iki şirket arasında düzenlenen sözleşme gereğince, davalı şirket tarafından ... ...'den ... TL Marka Temsil Ücreti tahsil edilmiş, ancak bu konuda ... ne Bilgi verilmemiş olup ... ...'den tahsil edilen bu ücret için herhangi bir fatura, makbuz vs düzenlenmemiş, kendilerine sözleşmenin bir nüshası halen teslim edilmediğini, bu durum, ...'in müvekkiline başvurusu üzerine, davalı şirket ile cari hesap mutabakatı yapılması esnasında ortava çıkmuş olup. müvekkilinin zor bir duruma düşürdüğünü, ... ...'in gözündeki marka değerini zedelediğini, davalı şirketin, müvekkilinin bilgisi dışında faaliyetlerini durdurmasına vb davranışları bakımından; ... tarihinde ... ilinde meydana gelen şiddetli dolu yağışı sonrasında bu bölgede oluşan araç hasarlarının tamir edilmesi maksadı ile, davalı şirket ... ... İlçesi sınırları içerisinde faaliyeü gösteren ... ... ile iş birliği yapmak suretiyle tüm ekibini dağıtmış ve bu konuda faaliyet göstermek üzere ilgili servisin tesisinde çalışmaya başladığını, ... ... da rakip markaya hizmet vermek, rakip markalardan hizmet almak, tesisi bütünüyle rakip firmaya devretmek fiillerini ... ... in bilgisi ve izni olmadan yaptıkları, kendi faaliyet bölgesi dışında hizmet vermek üzere tesis kiralamak, ... hizmetleri kapsamında olan bu işleri merkezin bilgisi ve onayı dışında yürütmek gibi sözleşmeye açıkça aykırı davranışları sergiledikleri net olarak görüldüğünü, bu durum müvekkili şirketin kendilerinin yapmış oldukları işleri kayır altına aldığı sistemde uzun süre kayıt açılmaması ve sigorta şirketlerinden yapılan tahsilatların hızla düşmesi neticesinde, konuyla ilgili bilgi almak amacıyla görüşmek istediğinde ...” e ait olduğunu düşündüğü tesisle ... A.Ş.'Nİ gördüklerinde ortaya çıktığını, davalı şirketin ...'da gözüken adresi aynı zamanda taratlar arasındaki sözleşmede bildirilen adres olduğunu, ancak davalı şirket, faaliyetlerini, ... Mah. ... Cad. No:.. ...//... adresinde yürüttüklerini,davalının boşalttığı ve yerine ... A.Ş. 'NİN yerleştiği adres burasıdır. ...'da da faaliyet göstereceklerini söyledikleri halde hiçbir faaliyette bulunmadığını, müvekkili firmanın bu iş dolayısıyla elde ettiği gelir ve benzer işi yapan firmaların elde ettiği gelir karşılaştırıldığı zaman da müvekkilinin zararının açıkça görüleceğini, ...'İN ... ... olan ... ... ile ilişkiler bakımından; ... ... olan ... ... ... ile de müvekkilin koordinasyonunu kopartarak, kendilerine tanınmış tüm olanakları ve verilmiş tüm yetkileri kötüye kullandıklarını, davalı şirketin sözleşmeye aykırı davranışları nedeniyle ... MARKASI'NIN marka değerini düşürmesi, imajını sarsması ve iş yapabilirliğine verdiği zararlar bakımından; müvekkili tarafından davalı şirkete ... markasın; ... ilinde temsil ermesi, geliştirme faaliyetleri için yetki verdiği halde, davalı şirket çalışmaları ile ... markasına zarar verdiğini, bölgedeki bilinirliği azalttığını, iş kaybına uğrattığını ve bunun gibi olumsuz durumlara neden olduğunu, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, davalının banka hesaplarına, sahip olduğu taşınır ve taşınmaz malların tespit edilerek 3.kişilere devrinin önlemek amacıyla kaydına cebri icrayı da önler şekilde teminatsız tedbir konulmasına, tedbir talebinin reddi halinde ise teminatsız ihtiyati haciz konulmasına, müvekkilinin, sözleşmenin ifa edileceğine güvenerek iyiniyetle yaptığı giderler ile kaçırılan daha elverişli fırsatlardan dolayı ve davalının sözleşmeye aykırı davranışları sebebiyle uğranılan menfi zararlar gözetilerek kar mahrumiyeti alacağı olarak ve diğer (yargılama esnasında ortaya çıkacak) menfi zarar kalemleri olarak ... TL, ... markasının gördüğü zarar nedeniyle ... TI. olmak üzere şimdilik toplam ... TL nin fesih tarihinden itibaren işeyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı tarafa usulüne uygun davetiye tebliğ edilmiş, davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davacının; sözleşmenin feshinin haksız olduğu yönündeki iddiaları doğru ve geçerli olmadığını, taraflar arasında imzalanan ... ve ... ... Sözleşmeleri; müvekkilim şirket tarafından, Antalya ... Noterliği ... tarih ve ... yev. Numaralı ihtarnamesiyle haklı nedenle ve sözleşme hükümleri çerçevesinde feshedilmiştir. Sözleşmelerin feshedilmesinin gerekçesi, davacı şirketin ödeme yükümlülüğüne aykırı davranışları olduğunu, davacı ... şirketi, sigorta şirketleriyle olan anlaşmaları gereği, ilgili sigorta şirketi tarafından yönlendirilen tamir ve onarım işlerini müvekkili ... ... şirketine yaptırmakta, bu onarımlara ilişkin ödemeleri sigorta şirketlerinden tahsil ettiğini, müvekkilinin ... ... tarafından verilen hizmete ilişkin fatura davacı ... ... şirketine kesilmekte ve sözleşmeye göre de davacı tarafından belirli süreler içerisinde müvekkili ... ... e bu paraların ödenmesi gerektiğini, görüleceği gibi asıl iş, yani hasarlı aracın tamir edilmesi işi müvekkilinin davalı tarafından yapıldığını, davacı ise sigorta şirketlerinden bu onarıma ilişkin tahsil ettiği ödemeleri, sözleşme kapsamındaki kesintiler düştükten sonra müvekkiline ödeme yükümlülüğü altına girdiğini, davacı ... ... şirketi bu edimini yerine getirmediğini ve ... tarihi itibariyle ...-TL müvekkil şirkete cari olarak borçlu durumda olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin birincil / asli yükümlülüğü, müvekkili şirket için onarım işlemlerini yerine getirmek, davacı için ise kesilen faturaların ödemesini yaptığını, davacı şirket, dava dilekçesinde bu asli edim ve yükümlülüğüne hiç değinmediğini, davacı tarafın bu yükümlülüğünü neredeyse sözleşmenin imzalandığı tarihten bu yana yerine getirmemesi müvekkilinin şirket için artık çekilemez bir hal almasıyla hukuki uyuşmazlık ortaya çıkmış bulunduğunu, sözleşmenin yükümlülükler, fesih ve cezai şart maddeleri müvekkilim şirkete sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetmek ile mevcut ve munzam zararlarını/yatırım maliyetlerini ... ... şirketinden talep etme hakkını verdiğini, davacının; ... markası ve imajının zedelendiğinden bahisle zarar tazmini isteminde bulunması mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının asıl amacı, müvekkiline karşı tazminat yükümlülüğünden kurtulmak veya bunu azaltmak olduğunu, davacı taraf bir kısım yan edimlerin aksadığından bahsederken, nasıl oluyor da bunları ... tarihinden önce, yani müvekkili tarafından sözleşmelerin feshi ve karşı taleplerde bulunmazdan evvel dile getirmediğini açıklamak zorunda olduğunu, davacının tamamen kurmaca birkaç olay anlatımı, dava konusu kar mahrumiyeti vb. taleplerin dayanağı olamayacağı gibi bu bahsi geçen iddialar da doğru olmadığını, kabul etmediklerini, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı-karşı davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Antalya ... Noterliği ... tarih ve ... yev. Numaralı ihtarnamesiyle karşı tarafa bildirilmiş olduğu gibi ihtarname tarihi itibariyle davacı/karşı davalının müvekkili şirkete ...-TL borcu bulunduğunu, bu borcun kaynağı, ... şirketinin, sigorta şirketi tarafından yönlendirilen tamir ve onarım işlerini müvekkili ... ... şirketine yaptırmasından kaynaklandığını, davacı/karşı davalı ... ... şirketinin sözleşmeye aykırı davranışları nedeniyle müvekkili şirketin mevcut ve munzam zararları ile yatırım maliyetleri dahil uğradığı tüm zararların tazmini istediğini, davacı/karşı davalı ... ... şirketi, sözleşme kapsamındaki ana edimi olan müvekkilim tarafından kesilen fatura bedellerini ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğinden sözleşmenin devamını imkansız kılmış ve sözleşmenin esaslı bir unsuruna alenen riayetsizlik yaparak müvekkilinin açıkça zarara uğrattığını, taraflar arasındaki sözleşmeye göre davacı/karşı davalının bu tutum ve davranışı nedeniyle müvekkilinin şirketin sözleşmeyi tek taraflı feshetme, mevcut ve munzam zararlarının tazminini isteme hakkına sahip olduğunu, davalı/karşı davacının ...-TL fatura ve cari kayıtlar kapsamındaki alacağının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, faizi ile birlikte davacı/karşı davalıdan alınarak müvekkili karşı davacıya verilmesine, davalı/karşı davacı müvekkilinin tüm yatırım maliyetleri, kar mahrumiyeti, mevcut ve munzam zararlarına karşılık olmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak şimdilik ...-TL nin faizi ile birlikte davacı/karşı davalıdan alınarak müvekkili karşı davacıya verilmesine talep ve dava etmiştir. Davacı-karşı davalı cevap dilekçesinde özetle; Davalı/Karşı Davacı şirket, müvekkilinin sözleşme kapsamındaki ana edimi olan davalı/karşı davacı şirketin kestiği fatura bedellerini ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediği iddiasıyla sözleşmeyi haklı nedenle feshettiklerini beyan ederek ... TL alacağının tahsili ile mevcut ve munzam zararlarının tazminini talep ettiğini, ancak davalının/karşı davacının iddiaları asılsız olup, sözleşme feshi geçerli bir nedene dayanmadığını, müvekkili sözleşme kapsamındaki ödeme yükümlülüğüne aykırı davranmadığını, davalı/karşı davacı, müvekkilinin, neredeyse sözleşmenin imzalandığı tarihten bu yana ödeme yükümlülüğünü yerine getirmemesi dolayısıyla artık çekilmez hale geldiği iddiasıyla sözleşmeyi feshettiklerini beyan ettiğini, ancak müvekkilinin ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediği iddiasının doğru olmadığını, ... yılı ... ayı içerisinde ... ... olan ... yaptığı işlere karşılık gelen alacağını (yaklaşık ... (... lira) TL) ... den istemek üzere ...'a geldiğini, bu esnada ...'in ... ... den marka tahsil ücreti aldığı ortaya çıktığını, bu durumdan ... tarihli dava dilekçemizde bahsettiklerini ... bu işlem için fatura kesmemiş olup, hala muhasebeleştirilemeyen giriş durumunda olduğu için, bayinin faturası kendisine ulaşmadığını, bunun üzerine ...'da yapılan toplantıya ...... Ve ...'i temsilen ... ... Geldiğini, ... ... nin alacağı olan tutar kendisine ödendiğini, bu görüşmede ... ... de kendi alacakları ile ilgili talepte bulunduğunu, ancak ... ...den yapılan tahsilatın merkezden gizlenmesi gibi bir durum ortaya çıktığından, merkez alacağı olan ...(... lira) TL ... ...'in alacağına mahsup edildiğini, yine aynı görüşmede davalı/karşı davacı kalan bakiye alacakları için daha sonra yine görüşmeye geleceklerini, o gün itibarıyla bir alacak hakkı iddia etmediklerini söylediklerini, takip eden iki aylık süreçte bu konu bir daha açılmamış, ... ayından ... ... e sözleşme feshi ve alacak tahsiline ilişkin ihtarname geldiğini, yapılan feshin haksız ve kötü niyetli olduğunu, ayrıca ... ...'in alacaklarını tahsil edememe iddiası, fesih tarihinden önceki altı aylık sürece bakıldığında tamamen asılsız olduğu görüleceğini, sonuç olarak, davalı/karşı davacının, müvekkilinin ödeme yükümlülüğüne aykırı davrandığı iddiası asılsız olup, dayandıkları fesih geçerli bir sebebe dayanmayıp haksız fesih olduğunu, hatta iddiaları asılsız, yaptıkları fesih haksız olduğu gibi ... tarihli dava dilekçemiz ve işbu dilekçemizin davaya cevaba cevaplarımız kısmında açıkladığımız üzere kendi sözleşmeye aykırı davranışları sebebiyle müvekkilini zarara uğrattıklarını bu nedenle karşı davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. Mahkememizce Davacı-karşı davalı tanığı ..., davalı-karşı davalı tanıkları ..., ... huzurda dinlenildiği anlaşılmıştır. Davacı karşı davalı tanığı ...'in beyanlarının tespiti için ... Nöb. Asliye Hukuk Mahkemesine talimat müzekkeresi yazılmış tanığın huzurda dinlenildiği anlaşılmıştır. Antalya ... Noterliğinden ... tarihli ihtarnamenin ve tebliğ belgesi, davalı-Karşı davacının bağlı bulunduğu vergi dairesinden davalı-Karşı Davacının ... yılından sözleşmenin fesih tarihi olan ... yılı ... ayı dahil düzenlemiş olduğu faturaların BA/BS formlarını, davalı-Karşı davacının bağlı bulunduğu Vergi Dairesinden ... yılı ... ayından (... dahil) ... yılı ... ayı sonuna kadar davalı-karşı davacının düzenlemiş olduğu tüm faturalar celbedilmiş incelenmiştir. İstanbul Anadolu Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılarak, mahkemece belirlenecek olan inceleme gün ve saatinde tarafların vekilleri adına meşruhatlı davetiye tebliği ile müvekkili şirketlerin ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmelerinin istenilerek mahkemece resen seçilecek 1 Mali Müşavir Bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılarak, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda, özellikle davalı-karşı davacının, davacı taraftan cari hesap ilişkisinden ve sözleşmeden dolayı alacaklı olduğu iddia edildiğinden, cari ilişki uyarınca davalı tarafın davacıdan alacağının bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkin ayrıntılı rapor aldırılması istenilmiş bilirkişi ... tarihli raporunu dosyaya sunmuştur. Dava dosyasının borçlar mevzuatında uzman bir hesap bilirkişisi, bir makine mühendisi bilirkişisi ve bir mali müşavir bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetine tevdi ile, asıl dava ve karşı davada tarafların iddia ve savunmaları, dosya kapsamı, sözleşme ve ekleri, dosyada alınan önceki bilirkişi raporları ve bilirkişi raporlarına tarafların itirazları göz önünde bulundurularak fesih nedeniyle tarafların birbirlerinden talep edebileceği alacak bulunup bulunmadığı, varsa miktarının hesaplanması konusunda hüküm kurmaya ve denetime elverişli ayrıntılı rapor düzenlenilmesi istenilmiş bilirkişiler ..., ... tarihli raporlarını dosyaya sunmuşlardır. Davalı-karşı davacı vekili ... tarihli dilekçesi ile dava değerini ...-TL olarak ıslah etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Davacı-karşı davalı şirketin ... ...'nin kurucusu ve ... ... olduğu, ...'deki bölgeler için, ... bölgedeki firmalarla bayilik sözleşmesi imzalayarak faaliyet gösterdiği, davacı-karşı davalı şirket ile davalı-karşı davacı şirket olan ... Şti. arasında ... tarihinde 10 yıl süreli ... Sözleşmesi ve ... Sözleşmesinin imzalandığı ve bu sözleşmeler ile karşılıklı olarak taahhüt altına girdikleri, davalı-karşı davacı şirketin, davacı-karşı davalı şirkete ... tarihli ihtarname göndererek sözleşmeyi tek taraflı feshettiklerini bildirdiği ve uğradıkları zararı talep ettikleri, bunun üzerine davacı-karşı davalı şirketin de davalı-karşı davacı şirkete ... tarihli ihtarname ile maddi ve manevi tazminat hakkı saklı olarak her iki sözleşmenin de feshini uygun bulduğunu bildirdiği, ancak davalı-karşı davacı şirketin yapmış olduğu feshin haksız olduğu iddiasıyla, sözleşmenin ifa edileceğine güvenerek iyiniyetle yaptığı giderler ile kaçırılan daha elverişli fırsatlardan dolayı ve davalı-karşı davacının sözleşmeye aykırı davranışları sebebiyle uğranılan menfi zararlar gözetilerek kar mahrumiyeti alacağı olarak ve diğer (yargılama esnasında ortaya çıkacak) menfi zarar kalemleri ile ... markasının gördüğü zararı talep ettiği anlaşılmıştır. Davalı-karşı davacı ise, ... ... şirketinin, sigorta şirketi tarafından yönlendirilen tamir ve onarım işlerini davalı-karşı davacı tarafından ... ... şirketine yaptırmasından kaynaklandığı olarak Antalya ... Noterliği ... tarih ve ... yev. Numaralı ihtarnamesiyle karşı tarafa bildirilmiş olduğu gibi ihtarname tarihi itibariyle davacı-karşı davalının, davalı-karşı davacı şirkete ...-TL borcu bulunduğunu, bu nedenle davacı/karşı davalı ... ... şirketinin, sözleşme kapsamındaki ana edimi olan davalı-karşı davacı tarafından kesilen fatura bedellerini ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğinden sözleşmenin devamının imkansız kılındığını ve sözleşmenin esaslı unsuruna alenen riayetsizlik yaparak davalı-karşı davacıyı açıkça zarara uğrattığını beyan ederek davacı-karşı davalının bu tutum ve davranışı nedeniyle sözleşmeyi tek taraflı feshetme hakkını kullanarak, mevcut ve munzam zararlarının tazminini ve fatura ve cari kayıttan kaynaklı ...-TL alacağını talep etmiştir. Müspet zarar; sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır. Borçlunun borca aykırılıktan sorumlu olacağına ilişkin dayanak kanun maddesi TBK 112’e göre; borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür. Bu zararlar müspet ve menfi zararlar olup aynı anda talep edilememektedir. Hukukumuzda zarar teriminin birçok ayrımı ve açıklaması mevcut olmakla birlikte öncelikle olumlu ve olumsuz olarak ayırmak gerekir. Olumlu yani müspet, olumsuz yani menfi zarar haksız fiilden doğan zararlarda değil, sadece borca aykırılıktan doğan zararlarda söz konusudur. Olumlu zarar, alacaklının borcun ifası halinde alacağı durum ile borcun ifa edilmemiş olması halindeki durumu arasındaki fark kadardır. Olumsuz zarar hüküm doğurduğuna güvenilen bir sözleşmenin geçersiz olması veya kurulacağına güvenilen bir sözleşmenin kurulmaması yüzünden uğranılan zarardır. Hiçbir zaman hem olumlu zarar hem olumsuz zarar tazmini birlikte istenemez. Müspet zarar ve menfi zarar Türk Borçlar Kanununun 125. maddesinde düzenlenmiştir. Borcun ifasından alacaklının sağlayacak olduğu menfaat, ifa menfaatidir. Bu menfaatin, ifa etmeme yüzünden elde edilememiş olmasından doğan zarar ise, olumlu zarar olarak ifade edilir. Bu sebeple, ifa menfaati ve ifa etmeme nedeniyle uğranılan zarar anlamına gelmektedir. Olumlu zarar, sadece sözleşmese sorumluluğu durumunda karşımıza çıkar. Her sözleşme ihlâli neticesinde, olumlu zarar oluşmasa da, her olumlu zarar, bir sözleşme ihlali neticesinde meydana gelmektedir. Neticeten olumlu zarar, borçlunun sözleşmeden doğan borcunu hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi nedeniyle alacaklının uğramış olduğu zarar olarak tanımlanmaktadır. Olumlu zarar başka bir anlatımla, alacaklının malvarlığının, borcun hiç ya da gereği gibi ifa edilmemesi yüzünden içinde bulunduğu durum ile borcun gereği gibi ifası halinde içinde bulunacağı farazi durum arasındaki farktır. İfa menfaatinden, sadece edimin yerine getirilmesine olan menfaat değil, edimin sözleşmeye uygun şekilde yerine getirilmesine olan menfaat, yani sözleşmede kararlaştırılan niteliklerine ve ifa zamanına riayet edilerek ifa edilmesine ilişkin menfaat anlaşılmaktadır. Müspet zararın olumlu zarar olarak tanımlanmasının sebebi, “eğer sözleşme zamanında ve gereği gibi yerine getirilmiş olsaydı, zarara uğrayan tarafın şu anki malvarlığı durumu ne olacaktı?” şeklinde olumlu bir soru sorulmasını gerektirmesidir. Diğer bir deyişle, olumlu zararın, sözleşmenin geçerli olması gibi olumlu bir şeyi; olumsuz zararın da sözleşmenin kurulmamış veya geçersiz olması gibi olumsuz bir şeyi gerektirmesinden hareketle, olumlu ve olumsuz zarar ayrımında bulunulmuştur. Müspet Zararın Unsurları; 1-Geçerli Bir Sözleşme Bulunması, 2-Borca Aykırı Davranış Bulunması, 3-Geniş Anlamda Güven İhlali Bulunması, 4-Zarardan Sorumluluk İçin Aranan Kusur Bulunmasıdır. Olumlu (müspet) zararda, alacaklının, sözleşmenin kurulması sırasında borçlunun açıklamış olduğu edim taahhüdünü gereği gibi yerine getireceğine ilişkin haklı beklentisi korunmaktadır. Olumlu zarar ile korunan menfaat, sözleşmede kararlaştırılmış olan ifaya yönelik bulunmaktadır. İfa menfaatini hedefleyen olumlu zararın varlığı için, kural olarak geçerli bir sözleşmenin varlığı gereklidir. Geçerli bir sözleşmeden anlaşılması gereken, sözleşmenin geçerlilik şartlarına uygun bir şekilde kurulmuş ve sözleşmenin sona erme sebeplerinden biriyle sonlandırılmamış sözleşmedir. Geniş anlamda güven ise, Sözleşmenin kurulmasıyla alacaklının borcun ifa edilmesine, özellikle sözleşmede kararlaştırıldığı şekilde ve ayıpsız ifa edilmesine ilişkin haklı güvendir. Alacaklının, sözleşmenin kurulması sırasında borçlunun açıklamış olduğu edim taahhüdünü yerine getireceği konusunda haklı bir güveni bulunduğundan burada olumlu zarar için “bir güven ihlâlinin” söz konusu olduğu söylenebilmektedir ve müspet zarar tazmini de istenebilecektir. Zarardan sorumluluk için aranan kusur bulunması durumu ise, olumlu zarardan sorumluluğun doğması için, zarar verenin kusur derecesi önem arz etmeyecek ve zarar veren her türlü kusurundan sorumlu olacaktır. Olumsuz zarar (menfi zarar), tek taraflı borç ilişkisinin veya sözleşmenin bahsi hiç söz konusu olmasaydı, uğranılmayacak olan malvarlığı azalmasıdır. Diğer bir deyişle, sözleşmenin arzu edilen biçimde kurulamaması veya geçersiz olması sebebiyle zedelenen menfaat, olumsuz zarar olarak ifade edilmektedir. Menfi zarar, sözleşmenin geçerliliğine olan güvenin boşa çıkmasından doğar. Alacaklının sözleşme yapılmasaydı uğramayacağı zarar olarak açıklanabilir. Müspet zararda sözleşme ifa edilmiş olsa idi doğmayacak zararlar belirtilirken, menfi zararda ise sözleşmenin ifa edilmemesi değil, yapılmamış olsaydı doğmayacak zararlardan bahsedilmektedir. Borçlu, sözleşmeye aykırı hareket ettiğinden, alacaklı sözleşmeden dönmüş ve sözleşmenin hüküm ifade etmemesi sonucu bir zarara uğramıştır. Alacaklı sözleşmeden dönme yolunu seçtiğinde artık bunun ifa edilmemesinden dolayı bir zararından söz edilemeyecektir. Sözleşmeden dönen alacaklı bu sebeplerle borcun ifa edilmemesi nedeniyle uğranılan zarar iddiasında bulunamayacak ve bunların tazmin edilmesini de isteyemeyecektir. Menfi zarar kalemlerine; 1-Sözleşmenin yapılması giderleri, harçlar, posta giderleri, noter masrafı vb., 2-Sözleşmenin yerine getirilmesi ve karşılıklı edanın kabulü için yapılan masraflar, 3-Sözleşmenin yerine getirilmesi dolayısıyla uğranılan zararlar, 4-Başka bir sözleşmenin yerine getirilmemesi dolayısı ile uğranılan zararlar, 5-Dava masrafları, 6-Fırsat kaybı zararları, örnek verilebilir. Müspet ve Menfi Zarar Arasındaki Farklar: 1-Olumlu zararda, alacaklının, sözleşmenin kurulması sırasında borçlunun taahhüt ettiği edimi, yerine getireceği konusunda haklı beklentisi korunurken, olumsuz zararda, sözleşmedeki ifa menfaati değil; bir sözleşmenin geçerli olarak kurulduğu, kurulacağı ya da geçersizliğine rağmen ifa edileceği yolunda uyandırılan güven korunmaktadır. 2-Olumlu zararın doğumu bakımından aranan hukuki sebep, geçerli bir sözleşmenin ihlâl edilmesidir. Olumsuz zarar bakımından hukuki sebep ise, dönme hali hariç olmak üzere, sözleşme görüşmelerindeki işlemsel temasla birlikte doğan davranış yükümlülüklerini içeren edim yükümlerinden bağımsız borç ilişkisine aykırı davranılmasıdır. 3-Geçerli bir sözleşmenin bulunup bulunmaması her iki zarar türünü ayırmak bakımından gerçek bir kıstas oluşturmamakla, olumlu zarar çoğunlukla geçerli bir sözleşmeden kaynaklanırken; olumsuz zararda çoğunlukla, geçerli bir sözleşmeden doğan borcun ifa edilmemesi değil, o sözleşmeyi geçerli olarak kurmaya ya da devam ettirmeye yönelik eylemlerin yapılmaması söz konusudur. 4-Olumlu zararını talep eden alacaklı, -olumsuz zararın tazmini talebinden farklı olarak- uğradığı zararın kendisinde uyandırılan güvenin boşa çıkması dolayısıyla meydana geldiğini ispatlamak zorunda değilken, olumsuz zararın tazmini açısından ise, alacaklının sözleşmenin hüküm ifade edeceği yönünde kendisinde uyandırılan güvenin ihlâl edilmiş olduğu yönünde ispat yükümlülüğü bulunmaktadır. 5-Olumlu zarardan sorumluluğun doğması için, zarar verenin kusurunun derecesi önem arz etmezken, olumsuz zarardan sorumluluk için de, zarar verenin hafif ihmali de dâhil her türlü kusuru yeterlidir. Sözleşme sebebiyle uğranılan zarar, müspet ve menfi zarar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Müspet zarar, ifaya olan çıkarı ifade etmek için kullanılmaktadır. Müspet zararın hesabında, sözleşmeden doğan edim ifa edilse idi malvarlığının gelecekte arz edeceği durum ile malvarlığının sözleşmeden doğan edimin ifa edilmemiş olması sebebiyle arz ettiği mevcut durum arasındaki fark nazara alınır. Müspet zarar, sözleşmenin ayakta kalacağı inancı ile yapılan masrafları ve kâr mahrumiyetlerini kapsar. Menfi zarar, meydana gelmeyen veya hükümsüz kalan bir sözleşmenin yapılacağına olan inanç sebebiyle doğan zarar olarak ifade edilmektedir. Menfi zararın hesabında malvarlığının sözleşme hiç kurulmasaydı arz edeceği durum ile sözleşmenin hükümsüzlüğü sebebiyle arz ettiği mevcut durum arasındaki fark nazara alınır.(https://kadimhukuk.com.tr/makale/muspet-zarar-menfi/) Para borçlarında borçlunun temerrüdünün bir sonucu niteliğindeki munzam (aşkın) zarar TBK. m. 122 (B.K.105) hükmünde düzenlenmektedir. Söz konusu hükmün ilk fıkrasına göre, "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür". Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10.11.1999 tarihli ve 1998/13-353 E. 1999/929K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere munzam zarar, sorumluluğu kusura dayanan borçlu temerrüdünün hukukî bir sonucudur ve alacaklının zararının faizi aşan bölümüdür. Munzam zarar, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla temerrüt faizini aşan ve kusur sorumluluğu kurallarına bağlı bir zarar şeklinde tanımlanabilir. Alacaklı, ancak aşağıda açıklanan şartların bir arada bulunması halinde borçludan munzam zararın tazminini isteyebilir: A.Bir Para Borcunun Bulunması Munzam zararın tazmininin istenebilmesi için borcun bir para borcu olması gerekir. Zira, munzam zararın istenmesi her türlü borç bakımından değil, sadece para borçları için mümkündür. Para borcunun kaynağı ise önemli değildir. Munzam zararın tazmini sadece tüketim ödüncü sözleşmesine münhasır değildir. Meselâ, sözleşme, haksız fiil, sebepsiz zenginleşme veya vekâletsiz işgörmeden doğan para borcunda munzam zararın tazmini söz konusu olabilir. Bunun için her şeyden önce borçlunun temerrüde düşmüş olması gerekir. B.Borçlunun Temerrüdü Türk Borçlar Kanunu 117. maddesi uyarınca davalı borçlunun usulüne uygun olarak temerrüde düşürülmesi gerekir. Borçlu temerrüde düşürülmemişse borçlu hakkında yapılan icra takip tarihinde veya dava açılmışsa dava tarihinde borçlunun temerrüdü oluşur. C.Munzam Zarar Munzam zararın tazmini için aranan şartlardan üçüncüsü zarardır. Nitekim, bu şart "temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa" ifadesi ile TBK. m. 122/1 hükmünde açıkça belirtilmektedir. Ancak, söz konusu hükümde zararın türü ve niteliği konusunda açıklık yoktur. Bununla beraber munzam zarar da zarar teorisindeki genel esaslara uygun biçimde anlaşılmalıdır. Türk-İsviçre Hukuku'nda zarar daha ziyade dar anlamda, yani maddî zararı ifade etmek için kullanılır. Eksilmenin malvarlığında ortaya çıkması halinde maddî zarardan bahsedilir. Malvarlığındaki eksilme, alacaklının, zarar veren davranıştan sonra malvarlığının mevcut hali ile bu olay meydana gelmeseydi göstereceği hal arasındaki farkı ifade eder. Bu tanım çerçevesinde munzam zarar da bir tür maddî zarardır. Bu zarar gerek doktrinde gerekse Yargıtay içtihatlarında (müspet) olumlu zarar olarak nitelendirilmektedir. Munzam zarardan söz edebilmek için temerrüt faizini aşan bir zararın meydana gelmesi gerekir. Şu halde, munzam zarar hesaplanırken, bundan temerrüt faizinin çıkarılması gerekir. Munzam zarar çeşitli tarzlarda ortaya çıkabilir. Alacaklı, borçlunun kendisine para borcunu ödememesi sonucunda üçüncü kişiye olan borcunu ifa edemediği için temerrüde düşmüş ve kendisinin aldığı temerrüt faizinden daha yüksek bir temerrüt faizini ödemek zorunda kalmış olabilir. Alacağını zamanında tahsil edemeyen alacaklı şirket, üçüncü kişiye olan ve vadesi gelmiş borcunu ödemek için ihtiyacı olan krediyi 3. kişilerden sağlaması nedeniyle malvarlığında meydana gelen eksilmeden dolayı da munzam zararı oluşabilir. D.Uygun İlliyet Bağı Munzam zararın tazmini için söz konusu zararla borçlunun temerrüdü arasında uygun illiyet bağının varlığı aranır. Buna göre, alacaklının temerrüt faizini aşan zararı ile borçlunun temerrüdü arasında uygun illiyet bağı bulunmalıdır. Şayet alacaklının uğradığını iddia ettiği zararla borçlunun temerrüdü arasında hiçbir illiyet bağı yoksa borçlu munzam zarardan sorumlu tutulamaz, Alacaklının uğradığı munzam zarar objektif bir şekilde genel hayat tecrübelerine ve olayların normal akışına göre borçlunun temerrüde düşmüş olmasının sonucu sayılabilirse borçlu aşkın zarardan sorumlu tutulur. Yani, borçlunun temerrüdü böyle bir zarara yol açmaya elverişli olmalıdır. Aksi takdirde, alacaklı munzam zararın tazminini isteyemez. Genel esas, burada da geçerlidir. Bu itibarla, munzam zarar ile fiil arasındaki uygun illiyet bağının var olduğunu gösteren tüm olguları ispatlaması gereken taraf davacıdır. Dolayısıyla, alacaklı uygun illiyet bağının bulunduğunu ortaya koyan vakıaları ve bunların dayanağı olan delilleri mahkemeye sunmalıdır. E.Kusur Borçlunun temerrüde düşmesi veya temerrüt faizi ödemesi için kusur şart değildir. Munzam zararın tazmini ise temerrüdün kusura bağlı sonuçlarından biridir. Gerçekten de, kusur, munzam zarar istemi bakımından mutlaka bulunması gereken bir unsurdur. TBK. m. 122/1 gereğince "borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe" faizi aşan zararı da tazmin etmekle yükümlüdür. Kusurun derecesi ise sorumluluğun doğması bakımından önemli değildir; borçlu her türlü kusurundan sorumludur. Borçlu hafif ihmali sonucunda temerrüde düşmüş olsa bile temerrüt sebebiyle doğan ve faizle karşılanamayan munzam zararı tazmin etmek zorunda kalır. TBK. m. 112 hükmüyle uyumlu olarak TBK. m. 122 hükmünde de alacaklı yararına bir kusur karinesi kabul edilmiştir. Buna göre, alacaklı borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olduğunu ispatla yükümlü değildir; borçlunun kusurlu olduğu varsayılmaktadır. Borçlunun sorumluluktan kurtulması için kendisinin hiçbir kusurunun bulunmadığını ispatlaması gerekir. Tüm bu nedenlerle, yazılan müzekkerelere verilen cevaplar, celp edilen mahkeme dosyaları, alınan bilirkişi kök ve ek raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte göz önünde bulundurulduğunda; Davacı–karşı davalı yönünden: Dava, taraflar arasındaki sözleşmenin feshi nedeniyle uğranılan menfi zararın tazmini istemiyle belirsiz alacak davası şeklinde açılmıştır. Y. HGK. T. 12.05.2010, E.2010/14-244, K.2010/260: “Kâr kaybı ise kardan mahrum kalma karşılığı meydana gelen zarardır. Genelde sözleşmeyi kusuruyla fesheden taraftan istenir. Aslında kâr kaybı açısından kardan yoksun kalan tarafın malvarlığında kusurlu fesihten önce ve sonra bir değişiklik yoktur. Burada kardan yoksun kalan kusurlu fesih yüzünden mal varlığında ileride meydana gelecek çoğalmadan mahrum kalır. Kâr kaybı zararının müspet zarar kapsamında bulunduğu şüphesizdir.”denmektedir. Davacı-karşı davalının talebinin uyulacağı veya yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi veya yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması nedeniyle uğranılan zararı talep ettiği, yani sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak zarardır. Menfi zarar, sözleşmenin yerine getirilmesi güvenine dayalı olarak kaçırılmış fırsatlara göre hesaplanmaktadır. Olumsuz zarar hüküm doğurduğuna güvenilen bir sözleşmenin geçersiz olması veya kurulacağına güvenilen bir sözleşmenin kurulmaması yüzünden uğranılan zarardır. Hiçbir zaman hem olumlu zarar hem olumsuz zarar tazmini birlikte istenemez. Ticari defter kayıtlarının incelenmesinden, davacı-karşı davalı şirketin ticari defterlerinde davalı karşı davacı şirketten toplam ...-TL tutarında davalı karşı davacı şirketten 4 adet fatura teslim aldığı ve bu fatura bedellerinin ödendiği ile ilgili olarak bir kaydın olmadığı, bu nedenlerle davacı-karşı davalı şirketin ticari defterlerine göre teslim aldığı faturalara istinaden toplam ...-TL tutarında davalı/ karşı davacı şirkete borcunun kayıtlı olduğu,bu borcun ödenmediği, davacı karşı davalı şirket vekilinin iddia ettiği .. TL'nin davalı karşı davacı şirket adına davacı-karşı davalı şirket tarafından ödendiğine dair dava dosyasına tevsik edici bir belge ibraz edilmediği, ancak yapılan işin taraflar arasında sözleşmeye aykırılık teşkil ettiği, davacı-karşı davalı tanığının beyanından anlaşıldığı, ayrıca davalı-karşı davacı tarafından bu alacak ile ilgili itiraz olmadığı anlaşılmakla, ...-TL davacı-karşı davalıya fatura edilen kısımdan (Faturaya davacı taraftan itiraz edilmemiştir.) ...-TL davalı-karşı davacının ... ... firması davacı şirket yetkililerine marka temsil ücreti adı altında ...-TL kendi adına faturalandırması ve marka temsil ücreti adı altında ...-TL tahsil etmesinin düşümü ile ...-TL davacı-karşı davalının borçlu olduğu anlaşılmıştır. Bilirkişi raporları da gözetilerek, davacı-karşı davalının talepleri olan menfi zarar ve markanın uğradığı zararların tazmini ile ilgili olarak taleplerini ispat edecek delillerin sunulmaması nedeniyle herhangi bir değerlendirme yapılamadığı belirtilmiş olup, davacı-karşı davalının davasını ispatlayamadığı anlaşıldığından davasının reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kururlmuştur. Davalı –karşı davacı yönünden ise: Karşı dava ise; yine sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle karşı davacı taraf bakiye alacağının tahsili ve sözleşmeye aykırılıktan dolayı uğradığı zararın tazminini karşı taraftan talep etmektedir. TBK 122 maddesinde, "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru olmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür." denmektedir. Ancak davalı-karşı davacı munzam zarar ile ilgili belge ve açıklamalarda bulunmamıştır. Zira; HGK, kararlarında, davacının zararını kendi durumuna özgü somut vakıalarla ispatlaması gerektiğine vurgu yapar ve anılan gerekçelerle, somut olayda munzam zararın davacı tarafından kendi durumuna özgü şekilde somut olarak ispat edilmesi gerekmektedir. Yukarıda da bahsedildiği üzere, davacı-karşı davalının ticari defter kayıtlarının incelenmesinden, davacı-karşı davalı şirketin ticari defterlerinde davalı karşı davacı şirketten toplam ...-TL tutarında davalı karşı davacı şirketten 4 adet fatura teslim aldığı ve bu fatura bedellerinin ödendiği ile ilgili olarak bir kaydın olmadığı, bu nedenlerle davacı-karşı davalı şirketin ticari defterlerine göre teslim aldığı faturalara istinaden toplam ...-TL tutarında davalı karşı davacı şirkete borcunun kayıtlı olduğu, bu borcun ödenmediği, davacı karşı davalı şirket vekilinin iddia ettiği ... TL'nin davalı karşı davacı şirket adına davacı-karşı davalı şirket tarafından ödendiğine dair dava dosyasına tevsik edici bir belge ibraz edilmediği, ancak yapılan işin taraflar arasında sözleşmeye aykırılık teşkil ettiği, davacı-karşı davalı tanığının beyanından anlaşıldığı, ayrıca davalı-karşı davacı tarafından bu alacak ile ilgili itiraz olmadığı anlaşılmakla, ...-TL davacı-karşı davalıya fatura edilen kısımdan (Faturaya davacı taraftan itiraz edilmemiştir.) ...-TL davalı-karşı davacının ... ... firması davacı şirket yetkililerine marka temsil ücreti adı altında ...-TL kendi adına faturalandırması ve marka temsil ücreti adı altında ...-TL tahsil etmesinin düşümü ile ...-TL davalı-karşı davacının alacaklı olduğu anlaşılmış olup bu yönden davasının kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Müspet zarar, sözleşmenin ayakta kalacağı inancı ile yapılan masrafları ve kâr mahrumiyetlerini kapsadığından, davalı-karşı davacının, sözleşmeyi kendisinin feshetmesi nedeniyle müspet zarar talebinde bulunamayacağı anlaşıldığından ve ayrıca mevcut ve munzam zarar ile fiil arasındaki uygun illiyet bağının var olduğunu gösteren tüm olguları ispatlaması gereken tarafın davalı-karşı davacı olduğu ve dolayısıyla, uygun illiyet bağının bulunduğunu ortaya koyan vakıaları ve bunların dayanağı olan delilleri sunmadığı ve somut delil elde edilmediğinden bu yönden açılan davasının da reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; A-ASIL DAVA YÖNÜNDEN: 1-Davacı-karşı davalının davasının REDDİNE, B-KARŞI DAVA YÖNÜNDEN: 1-Davacı-karşı davalının davasının KISMEN KABULÜNE, ...-TL fatura ve cari kayıttan kaynaklı alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya ödenmesine, Müspet zarar ile mevcut ve munzam zarar talebinin reddine, Fazlaya ilişkin isteminin reddine, Asıl dava yönünden; 2-Alınması gerekli ... TL harçtan peşin alınan ... TL harç mahsup edilerek bakiye ... TL harcın davacı-karşı davalı taraftan alınarak Hazineye İrad Kaydına, 3-Davacı-karşı davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı-karşı davacı taraf kendini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre ... TL vekalet ücretinin davacı-karşı davalıdan alınarak, davalı-karşı davacıya verilmesine, 5-Yatırılan avansın kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde HMK Gider Avansı Tarifesinin 5/1. maddesi gereğince hesap numarası bildirilmiş ise elektronik ortamda hesaba aktarılması, hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilmek suretiyle yatıran tarafa iadesine, Karşı dava yönünden; 6-Peşin alınan ... TL harçtan alınması gerekli ... TL harç mahsup edilerek arta kalan ... TL harcın karar kesinleştiğinde davalı-karşı davacıya iadesine, 7-Davalı-karşı davacı tarafından yatırılan toplam ... TL harcın davacı-karşı davalıdan alınarak, davalı-karşı davacıya verilmesine, 8-Davacı-karşı davalı tarafından iş bu dava dosyasında peşin yatırılan gider avansından kullanılan tebligat ve yazışma gideri toplamı ... TL'den kabul ve red oranına göre ... TL'sinin davacı-karşı davalıdan alınarak, davalı-karşı davacıya verilmesine, 9-Davalı-karşı davacı taraf kendini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre ... TL vekalet ücretinin davacı-karşı davalıdan alınarak, davalı-karşı davacıya verilmesine, 10-Davacı-karşı davalı taraf kendini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre ... TL vekalet ücretinin davalı-karşı davacıdan alınarak, davacı-karşı davalıya verilmesine, 11-Yatırılan avansın kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde HMK Gider Avansı Tarifesinin 5/1. maddesi gereğince hesap numarası bildirilmiş ise elektronik ortamda hesaba aktarılması, hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilmek suretiyle yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı-karşı davalı vekilinin ile davalı-karşı davacı vekilinin yüzüne karşı verilen kararın gerekçesinin, HMK 345. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.15/01/2026

Katip ... ¸ e-imzalıdır

Hakim ... ¸ e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2018/276, K. 2026/47, T. 15.01.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2018-276-e-2026-47-k-1ee2f876801e