İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2018/2696 E. 2018/3431 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2018/2696
- Karar No
- 2018/3431
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/755 Esas KARAR NO : 2025/778 DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 28/08/2024 KARAR TARİHİ : 17/07/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili şirketin, ticari faaliyeti kapsamında nakliye işi ile iştigal etmekte olduklarını, bu faaliyet kapsamında davalı şirkete hizmet verilmiş ve karşılığında taraflar arasında tutulan cari hesaba kayıtlı faturalar düzenlenerek, davalı şirkete iletilmiş olduğunu, bu faturalara ilişkin davalı borçlunun herhangi bir itirazı olmadığını, müvekkili şirket ile davalı / borçlu şirket arasında süregelen ticari ilişkiden kaynaklı cari hesap tutulmakla beraber, 26.03.2024 tarihi itibariyle müvekkili şirketin 64.185,80 TL alacağı bulunmakta olduğunu, davalı / Borçlu şirket, borca itiraz dilekçesinde takip dayanağına itiraz etmemiş, borcun bulunmadığına ve ödeme yapıldığının ispatına ilişkin olarak da herhangi bir belge sunmamış olduklarını, bu nedenlerle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla; davalı borçlunun mal kaçırması kuvvetle muhtemel olduğundan, takdiren teminatsız olarak, Sayın Mahkeme aksi kanaatte ise teminat karşılığında, borçlunun borcunu karşılayabilecek nitelikte taşınır, taşınmaz malvarlıkları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları hakkında ihtiyati haciz kararı verilmesini, davalarının kabulü ile davalının Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nde bulunan ...... E. sayılı dosyasına karşı yapmış olduğu haksız ve dayanaksız itirazın iptaline ve takibin devamına, iş bu itirazında haksız olan davalı taraf aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacı tarafın iddia ve taleplerinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, iş bu huzurdaki dava yetkili mahkemede açılmamış olup, söz konusu davanın müvekkili şirket yetkili adliyesinde açılması gerekmekte olduğunu, müvekkilinin adresinin, ...... San. Sit. C-8 Blok No:554 Başakşehir/İstanbul olup dosyanın yetkili adliye olan Küçükçekmece Adliyesi'nde açılmayan davanın usulden reddi gerekmekte olduğunu, davacı taraf her ne kadar müvekkili şirket tarafından aralarındaki cari ilişkiye dayalı fatura bedelinin ödenmediğini iddia etmiş ise de söz konusu iddiaların gerçek dışı olup reddi gerekmekte olduğunu, müvekkili şirkete fatura içeriğinde belirtilen mallar hiçbir şekilde teslim edilmemiş olup, müvekkilinin konu mallardan da faturadan da haberi bulunmamakta olduğunu, söz konusu malların teslim edildiğini davacı tarafın ispat etmekle yükümlü olduğunu, sayın Mahkemece de bilindiği üzere faturaya dayalı takibe itirazın iptali yada faturaya dayalı alacak davalarında davalı akdi ilişkiyi açıkça kabul etmemiş ise taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunduğunu ispat külfeti faturayı düzenleyen alacaklı tarafa düşmekte olduğunu, alacaklı düzenlediği faturadaki malların yada hizmetin karşı tarafa teslim edildiğini HMK 200. Maddesinde belirtilen deliller ile ispat etmesi gerektiğini, faturanın tek başına taraflar arasındaki akdi ilişkinin belgesi sayılamayacağını, davacının takip dayanağı yaptığı faturası tek başına delil niteliğinde olmayıp davacının müvekkili ile arasındaki ticari ilişkiyi ve alacağı ispatlaması gerekmekte olduğunu, müvekkilinin sabit işyeri adresi açık olup mal kaçırma tehlikesi bulunmamakta olduğunu, müvekkilinin halihazırda ticari faaliyetlerine devam etmekte olup ihtiyati haciz talebinin reddi gerekmekte olduğunu, bu nedenlerle davacı tarafça yetkisiz mahkemede açılan iş bu davanın usulden reddine, Sayın Mahkeme aksi kanaatte ise haksız ve kötü niyetli açılan davanın esastan reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesini talep etmiştir. ARAŞTIRMA; 1-Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ....... Esas sayılı icra takip dosyası dosyamız arasına alınmıştır. İncelendiğinde, davacının tarafından davalı aleyhine cari hesaba dayalı olarak başlatılan ilamsız icra takibi olduğu, 64.185,80-TL tutarındaki alacağının, takip tarihinden itibaren asıl alacağa yıllık %51,75 ve değişen oranlarda 3095 S. K. Reeskont Avans Faizi, icra giderleri ve avukatlık ücreti ile birlikte tahsilini talep ettiği, borçlunun 09/05/2024 tarihinde borca itiraz dilekçesi verdiği ve takibin durdurduğu anlaşılmıştır. 2-Başakşehir Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 04/09/2024 Tarih, ...... sayılı yazısı. 3-İkitelli Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 04/09/2024 Tarih, ....... sayılı yazısı ile; davalı tarafın BA-BS kayıtlarının dosyamız arasına alınmıştır. 4-İkitelli Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 05/09/2024 Tarih, ....... sayılı yazısı ile; davacı tarafın BA-BS kayıtlarının dosyamız arasına alınmıştır. 09/04/2025 Tarihli Bilirkişi Raporunda; 1-) Davacının 2023 ve 2024 yılı Ticari defterlerinin, 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu, Ticari defterinin HMK 222 mad. gereğince davacı lehine delil niteliğinin Sayın Mahkemenizin takdirinde olduğu, 2-) Davalı yana ait ticari defterler inceleme için sunulmamış olduğu, 3-) Davacı yanın incelenen ticari defterlerinde, icra takip tarihi olan 08/05/2024 tarihi itibariyle, davacının davalıdan 64.185,80 TL Alacaklı oldukları, 4-) Davacı tarafından davalı yana 2023 yılında toplam tutarı KDV Hariç 173.675,00 TL, KDV Dahil 205.784,80 TL olan NAKLİYE BEDELLERİNE ilişkin 60 Adet E-Fatura düzenlenmiş olduğu, davalı ...... Bankası ve ..... bank hesaplarından davacı ..... bank ve Akbank hesaplarına 2023 yılında toplam tutarı 138.121,94 TL ve 2024 yılında 5.000,-TL olmak üzere kümülatif olarak 143.121,94 TL ödeme yapılmış olduğu, davacı yan tarafından davalı tarafından 2023 yılında yapılmış ödemelerin ödeme yapıldığı tarihte değil, 31.12.2023 tarihinde toplu olarak 136.599,00 TL olarak kayıt edilmiş olduğu, davalı ödemelerinin (138.121,94 TL-136.599,00 TL) 1.522,94 TL eksik olarak ticari defterlerine kayıt edilmiş olduğu, davacının icra takip tarihi olan 08/05/2024 tarihi itibariyle kalan alacak tutarının (205.784,80 TL-143.121,94 TL) 62.662,86 TL olduğu tespit edilmiş olduğu, 5-) Davalı tarafından ilk ödemeler davacı tarafından düzenlenmiş ilk faturalara saydırıldığı zaman davacının alacağının, davacı tarafından davalı yana 2023 yılında düzenlenmiş toplam tutarı 62.662,86 TL olan 15 Adet E-Fatura bedelinin davalı tarafından ödenmemiş olmasından kaynaklanmış olduğu tespit edilmiş olduğu, davacı tarafından davalı yana düzenlenmiş faturaların E-Fatura olduğu, tarafların BA BS Bildirimleri arasında fark olmadığı, BA BS Bildirimlerinde davalı tarafından davacı yana düzenlenmiş satış veya İade niteliğinde bir faturaya rastlanmamış olduğu, 6-) Taraflar arasında imzalanmış bir sözleşmeye ve davalı tarafı temerrüde düşürecek bir ihtarnameye dosya içeriğinde rastlanmamış olduğu, 7-) Davacı yan lehine karar alınması durumunda, Davacı yan’ın, icra takip tarihi olan 08/05/2024 tarihinden itibaren asıl alacağına işleyecek Yıllık %51,75 ve değişen oranlarda 3095 S. K. Reeskont Avans Faizi talep edebileceğine ilişkin Takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu, sonuç ve kanaatine varılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, açık cari hesaba dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ile davacının icra inkar tazminatı, davalının kötü niyet tazminatı istemlerine ilişkindir. Davacının icra takibindeki dayanak belgeler kapsamında belirtilen tutar kadar davalıdan alacaklı olup olmadığı, Davalının icra takibine itirazının haksız olup olmadığı, haksızsa icra inkar tazminatı koşullarının bulunup bulunmadığı, Davacının icra takibine dayanak faturalara konu ürünleri davalıya teslim edip etmediği, Taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır. Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır. Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ...... Esas sayılı icra takip dosyası dosyamız arasına alınmıştır. İncelendiğinde, davacının tarafından davalı aleyhine cari hesaba dayalı olarak başlatılan ilamsız icra takibi olduğu, 64.185,80-TL tutarındaki alacağının, takip tarihinden itibaren asıl alacağa yıllık %51,75 ve değişen oranlarda 3095 S. K. Reeskont Avans Faizi, icra giderleri ve avukatlık ücreti ile birlikte tahsilini talep ettiği, borçlunun 09/05/2024 tarihinde borca itiraz dilekçesi verdiği ve takibin durdurduğu anlaşılmıştır. 2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir. İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı). Somut olayda davacı taraf davalı ile aralarında ticari ilişki kapsamında davalıya taşıma işi gerçekleştirdiğini ancak, bedelinin ödenmediğini iddia etmektedir. 6100 sayılı HMK’nın 190/1 maddesi gereğince ispat yükü, anında özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Yine aynı Yasanın 200/1 maddesi gereğince eldeki davanın değer ve miktar itibariyle yazılı belgeyle ispat edilmesi gerekmektedir. Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir. Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı). Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.). Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı). Mahkememiz dosyası tarafların ticari defterlerinin incelenmesi amacıyla SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle; Davacının 2023 ve 2024 yılı Ticari defterlerinin, 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu, Ticari defterinin HMK 222 mad. gereğince davacı lehine delil niteliğinin Sayın Mahkemenizin takdirinde olduğu, Davalı yana ait ticari defterler inceleme için sunulmamış olduğu, Davacı yanın incelenen ticari defterlerinde, icra takip tarihi olan 08/05/2024 tarihi itibariyle, davacının davalıdan 64.185,80 TL Alacaklı oldukları, Davacı tarafından davalı yana 2023 yılında toplam tutarı KDV Hariç 173.675,00 TL, KDV Dahil 205.784,80 TL olan NAKLİYE BEDELLERİNE ilişkin 60 Adet E-Fatura düzenlenmiş olduğu, davalı ...... Bankası ve ...... bank hesaplarından davacı ...... bank ve ...... bank hesaplarına 2023 yılında toplam tutarı 138.121,94 TL ve 2024 yılında 5.000,-TL olmak üzere kümülatif olarak 143.121,94 TL ödeme yapılmış olduğu, davacı yan tarafından davalı tarafından 2023 yılında yapılmış ödemelerin ödeme yapıldığı tarihte değil, 31.12.2023 tarihinde toplu olarak 136.599,00 TL olarak kayıt edilmiş olduğu, davalı ödemelerinin (138.121,94 TL-136.599,00 TL) 1.522,94 TL eksik olarak ticari defterlerine kayıt edilmiş olduğu, davacının icra takip tarihi olan 08/05/2024 tarihi itibariyle kalan alacak tutarının (205.784,80 TL-143.121,94 TL) 62.662,86 TL olduğu tespit edilmiş olduğu, Davalı tarafından ilk ödemeler davacı tarafından düzenlenmiş ilk faturalara saydırıldığı zaman davacının alacağının, davacı tarafından davalı yana 2023 yılında düzenlenmiş toplam tutarı 62.662,86 TL olan 15 Adet E-Fatura bedelinin davalı tarafından ödenmemiş olmasından kaynaklanmış olduğu tespit edilmiş olduğu, davacı tarafından davalı yana düzenlenmiş faturaların E-Fatura olduğu, tarafların BA BS Bildirimleri arasında fark olmadığı, BA BS Bildirimlerinde davalı tarafından davacı yana düzenlenmiş satış veya İade niteliğinde bir faturaya rastlanmamış olduğu, Taraflar arasında imzalanmış bir sözleşmeye ve davalı tarafı temerrüde düşürecek bir ihtarnameye dosya içeriğinde rastlanmamış olduğu, Davacı yan lehine karar alınması durumunda, Davacı yan’ın, icra takip tarihi olan 08/05/2024 tarihinden itibaren asıl alacağına işleyecek Yıllık %51,75 ve değişen oranlarda 3095 S. K. Reeskont Avans Faizi talep edebileceğine ilişkin Takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Mahkememizce davalı tarafa ticari defterlerini ibraz etmek üzere usulüne uygun bildirim yapılmasına rağmen davalı tarafın ticari defter ve belgelerini incelemeye esas olmak üzere mahkemeye ibraz etmediği görülmüştür. Davacı tarafın ticari defterlerinin incelendiği bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, Mahkememizce rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur. Somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerinde alacak kalemlerinin bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına veya fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır. Ancak, Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3 gereğince, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş ise de usulüne uygun ihtarata rağmen davalı tarafça ticari defterlerin ibraz edilmediği görülmektedir. Taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı tarafın ticari defterlerinin kayıtları usulüne uygun olduğundan davacı lehine delil vasfı taşıdığı, bilirkişi raporuyla sabit olan 62.662,86-TL alacağın davacı şirketin ticari defter kayıtlarında yer aldığı anlaşılmaktadır. Buna göre davacı şirket ile davalı şirketi arasında ticari ilişkinin var olduğu, davacı tarafın davalı ile aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı edimlerini yerine getirdiği, davalıya yansıtılan bedellerin usulüne uygun olduğu hususlarının; davacı tarafın ticari defterler kayıtları, davalı tarafın defterlerini ibrazdan kaçınması, ayrıca tarafların BA-BS bildirimleri arasında fark olmaması, davalının BA bildirimde söz konusu faturalar yer aldığına göre, faturaların davalı defterlerine kayıtlı olduğunun, dolayısıyla herhangi bir itiraza uğramadığının veya iade faturası düzenlenmediğinin, yani, faturaya konu hizmetin verilmiş olduğunun kabul edilmesi gerektiği hususları nazara alınarak, davacı tarafından alacağın varlığının ispat edildiğinin kabulü gerekmiştir. Buna karşılık olarak davalı tarafın takibe konu fatura borcunu ödediğini yazılı belge ile ispat edemediği anlaşıldığından, davanın kısmen kabulü ile 62.662,86-TL üzerinden itirazın iptaline karar verilmiştir. Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Buna göre davalı borçlu tarafından fatura ve ticari defter kayıtları ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM;Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, Küçükçekmece İcra Müdürlüğünün ..... esas sayılı takip dosyasında davalının yaptığı itirazın kısmen iptali ile, takibin 62.662,86-TL asıl alacak ve bu alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi yürütülmek suretiyle DEVAMINA, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, Kabul edilen asıl alacağın %20'si tutarında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 2-Alınması gereken 4.280,49-TL karar harcından daha önce Mahkememiz dosyasına yatırılan 775,21-TL peşin harcın indirilmesi ile geriye kalan 3.505,28-TL eksik harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 775,21-TL peşin harç ve 427,60-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 1.202,81-TL'nin davalıdan alınması ile davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 7.100,00-TL yargılama giderinden kabul ret oranına göre 6.931,02-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geriye kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Arabuluculuk ücreti 3.600,00-TL'nin kabul ret oranına göre 85,68-TL'sinin davacıdan, geriye kalan 3.514,32-TL'sinin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen tutar üzerinden hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca reddedilen tutar üzerinden hesaplanan 1.522,94-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Kullanılmayan avansın kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa geri verilmesine, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 vd. maddeleri gereğince (5235 sayılı Kanunun 2. maddesi de dikkate alınarak) davacı vekili ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya başka bir mahkeme aracılığıyla gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı.17/07/2025 Katip ..... e-imzalıdır Hakim..... e-imzalıdır