İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2018/2696 E. 2018/3431 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2018/2696
Karar No
2018/3431
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/156 Esas KARAR NO : 2024/921 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 19/02/2024 KARAR TARİHİ : 20/09/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/10/2024 Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda; İSTEM: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Davacı tarafın hazır giyim ve konfeksiyon üzerine dış giyim eşyası imalatı, dokuma, örme (trikotaj) ve tığ iş ihracatı ve ithalatı işi ile iştigal ettiğini, borçlu taraf ve müvekkilinin cari hesap oluşturacak şekilde bir çok ticarete giriştiklerini, son olarak 23.10.2023 tarihinden bu yana müvekkilinin alacaklı olduğu meblağın ödenmediğini, müvekkili tarafından ütü-paket dikim işçiliği işlemleri yapılmasına rağmen ancak alınan hizmetin bedeli müvekkile ödenmediğinden Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas dosyası ile davalı taraf hakkında ana rakam olarak 360.632,00 TL ticari faizi ile birlikte ödenmesine yönelik ilamsız icra takibi başlatıldığını, borçlu tarafından tahsilatı geciktirmek amaçlı ve kötü niyetli ve haksız itiraz yapıldığını ve halen de herhangi bir ödeme yapılmadığını, davanın kabulü ile yapılan itirazın iptalini ve takibin devamını, ileride telafisi imkansız zararların önüne geçmek adına ana rakam olan 360.632,00 TL üzerinden uygun teminat karşılığında ihtiyati haciz kararına hükmedilmesine, borçlunun % 20’dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesini, masraflar ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. YANIT: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafın icra takibi ve dava konusu alacak ile ilgili davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, davacı tarafın davalı taraf ile arasındaki sipariş ilişkisinde yükümlülüğünü belirlenen esaslara uygun şekilde yerine getirmekle yükümlü olduğunu, buna göre borçlanılan ediminin her yönden borca uygun olarak -gereği gibi- ifasının zorunlu olduğunu, taraflar arasındaki borç ilişkisinin tespit edilmiş olan esaslara uygun olmasının gerektiğini, dava dilekçesinde her ne kadar fatura ve cari hesaba dayalı bir alacaktan bahsedildiğini ancak faturaların tek başına alacağın varlığını kanıtlamayacağını, faturalarla birlikte aynı zamanda fatura konusu işlemin gerçekleştiğinin ispatlanmasının gerektiğini, davacının itirazın iptali talebinin ve icra-inkâr tazminatı talebinin reddini, davacının icra takibinin konusu olan meblağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama masrafları ile vekâlet ücretinin de davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür. KANITLAR VE GEREKÇE: -Dava, davacı tarafından davalı aleyhine Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası ile cari hesap alacağına dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. -Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır. -Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 360,632,00-TL alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "cari hesap alacağı" olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür. -2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir. -İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı). -Somut olayda davacı taraf davalı ile aralarında süregelen ticari ilişki bulunduğunu, 23.10.2023 tarihinden bu yana ütü-paket dikim işçiliği işlemleri yapılmasına rağmen alınan hizmetin bedeli müvekkile ödenmediğini iddia etmekte iken davalı taraf sipariş ilişkisinde yükümlülüğünü belirlenen esaslara uygun şekilde yerine getirmediğini iddia etmektedir. -Bu kapsamda taraflar arasında bir ticari ilişkinin varlığı hususunda bir ihtilaf bulunmamakla birlikte davacı tarafın ütü-paket dikim işçiliği işlemlerinin eser sözleşmesi kapsamında değerlendirilmesi ve bu doğrultuda ilkelerin somut olaya uygulanması gerekmektedir. -6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 470. maddesinde “yüklenicinin bir eser meydana getirmesi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşme” olarak nitelendirilmiş, sözleşmenin tarafları yüklenici ve iş sahibi olarak isimlendirilmiştir. -Sözleşmeye ilişkin bu temel unsurlar yanında her sözleşme türünün kendine özgü unsurları bulunmaktadır. Eser sözleşmesinin de kendine özgü olan iki temel unsuru vardır. Bunlar eser ve bedeldir. Bu sözleşme ile bir taraf (yüklenici) istenen özellikle sonucu (eser) meydana getirmeyi, diğer taraf (iş sahibi) ise bu çalışma karşılığında ivaz ödemeyi (bedel) üstlenmektedir. -Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir. -6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir. -Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir. -Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı). -Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.). -Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. -Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). -Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı). -Mahkememiz dosyası yukarıda yer verilen hususlarda ticari defterlerin incelenmesi amacıyla SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen 16/05/2024 tarihli raporda özetle; davacı tarafın 2023 yılına ait yasal defterlerini usulüne uygun tuttuğu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, davalı tarafın 2023 yılına ait yasal defterlerini usulüne uygun tuttuğu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, davacı tarafın davalı tarafa düzenlediği 2023 yılında 49 adet ve KDV dahil 9.164.336,33 TL tutarlı satış faturasının olduğu, faturaların açıklama kısmına mal-hizmet bilgilerinin yazıldığı, miktar ve birim fiyatlarının belirtildiği, faturaların e-fatura olduğu ve teslim eden ile teslim alan kısımlarının olmadığı, imza karşılığında teslim edilmediği ve teslim alınmadığı, iş bu faturaların tamamının tarafların yasal defterlerine usulüne uygun olarak işlendiği, avalı tarafın davacı tarafa düzenlediği 2023 yılında 21 adet ve KDV dahil 661.659,21 TL tutarlı iade faturasının olduğu, faturaların açıklama kısmına mal-hizmet bilgilerinin yazıldığı, miktar ve birim fiyatlarının belirtildiği, faturaların e-fatura olduğu ve teslim eden ile teslim alan kısımlarının olmadığı, imza karşılığında teslim edilmediği ve teslim alınmadığı, iş bu faturaların tamamının tarafların yasal defterlerine usulüne uygun olarak işlendiği, osya muhteviyatına sunulan taraflara ait 2023 yılı BS-BA Formu beyannamelerinde, davacı tarafın 2023 yılında, düzenlediği faturaları BS Formu ile beyan etme zorunluluğunun bulunmadığı, davalı tarafa düzenlediği faturaları BS Formu ile beyan etmediği, BA Formu ile davalı tarafa ait 20 adet ve KDV hariç 618.227,84 TL tutarlı faturayı beyan ettiği, davalı tarafın 2023 yılı 10. Ayında, BA Formu ile davacı tarafa ait 4 adet ve KDV hariç 634.456,00 TL tutarlı faturayı beyan ettiği, BS formu ile herhangi bir faturayı beyan etmediği, davalı tarafın 2023 yılında ticari defterlerinde kayıtlı davacı tarafa yaptığı 18 adet ve 8.142.044,44 TL tutarlı ödemenin olduğu, avacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davalı taraftan 360.632,68 TL alacaklı olduğu, davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davacı tarafa 360.632,70 TL borcunun olduğu, tarafların ticari defter ve kayıtları karşılaştırıldığında taraflar arasında sadece 0,02 TL yuvarlama farkının olduğu, ticari defter ve kayıtların birbirini teyit ettiği, her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarında davacı tarafın davalı taraftan alacaklı olduğu, netice itibariyle, ticari defter ve kayıtlara göre takip tarihi itibariyle davacı taraftan davalı taraftan 360.632,00 TL alacağını talep edebileceği, davacı tarafın takip tarihinden önce işlemiş faiz talebinin olmadığı, takip tarihinden itibaren yıllık reeskont avans faizi talep edebileceği, görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, tarafların bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarını ibraz ettikleri görülmüştür. -Mahkememizce alınan raporlar dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur. -Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerin usulüne uygun tutulup takibe konu alacak kalemlerinin de bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına ve fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır. -Ancak Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3 gereğince, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş, her iki tarafça ticari defterler ibraz edilmiş ve ticari defter kayıtları incelenmiştir. -Yukarıda ayrıntılarına yer verilen bilirkişi raporuyla sabit olduğu üzere, taraflarca ticari defterlerinin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğruladığı görülmüştür. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3. Maddesi uyarınca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekmektedir. Bilirkişi raporuyla da sabit olduğu üzere davacı ve davalı tarafın ticari defter kayıtlarının takip tarihi itibariyle birbirini doğruladığı, davacı tarafından dava konusu edilen fatura ve cari hesap alacaklarının davacı ve davalı tarafından ticari defterlere uyumlu şekilde kaydedildiği görülmüştür. -Buna göre dava konusu alacağın her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, her iki tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesine göre taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı tarafın ticari defterlerinin kayıtları usulüne uygun olduğundan davacı lehine delil vasfı taşıdığı, her iki tarafın ticari defter kayıtlarında mevcut olan cari hesap alacağı kapsamında bilirkişi raporuyla sabit olan 360.632,70 TL miktar yönünden davalı tarafın dava tarihi itibariyle borcunun bulunduğu anlaşılmaktadır. -Her ne kadar davalı tarafça icra takibine yapılan itirazda davacı ile aralarında dava konusu takip dosyasına dayanak cari hesapltan dolayı borcunun bulunmadığı iddia edilmiş ise de davacı şirket ile davalı şirketi arasında ticari ilişkinin var olduğu, bu hususun her iki tarafın ticari defter kayıtlarıyla sabit olduğu anlaşılmaktadır. Davacı tarafın davalı ile aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı edimlerini yerine getirdiği, davalıya yansıtılan bedelin takipten sonra yapılan ödemeler nazara alındığında 360.632,70 TL'lik kısmının usulüne uygun olduğu, bu hususların birbirini doğrulayan ticari defterler kayıtları, davalı tarafça herhangi bir ihtirazı kayıt olmadan defterlere işlenmesi ile davacı tarafından ispat edildiğinin kabulü gerekmiştir. -Her ne kadar davalı tarafça sunulan beyan ve itirazlarda 10/10/2023 tarihli dekont ile borcun ödendiği iddia edilmiş ise de ilgili dekontun incelenmesinde ödemenin alacaklı Bayram Saycü adına yapıldığı, açıklamada dava konusu cari hesap borcuna bir atıfta bulunulmadığı, bu haliyle ilgili ödemenin dava konusu borçtan mahsup edilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla, davalı tarafın takibe konu olan borcun bakiye kısmını ödediğini yazılı belge ile ispat edemediği kanaatine varıldığından itirazın iptali ile davanın kabulüne karar verilmiştir. -Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. -Buna göre davalı borçlu tarafından cari hesap ve ticari defter kayıtları ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile; -Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, -Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen miktarın %20'si üzerinden hesap edilen 72.126,40 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 24.634,77-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 4.355,54-TL harcın mahsubu ile bakiye 20.279,23- TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 4.355,54-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yargılama sırasında yatırılan 427,60 TL başvurma harcı, 6.000,00 TL bilirkişi ücreti, 100,00 TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere 6.527,60-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 56.094,80- TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk Bürosunun ... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 8-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine, Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.20/09/2024 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2018/2696, K. 2018/3431, T. 23.10.2023, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2018-2696-e-2018-3431-k-a1850f8a5ac4