İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2017/752 E. 2019/758 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2017/752
- Karar No
- 2019/758
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2017/752 KARAR NO : 2019/758
DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 25/12/2017 KARAR TARİHİ : 20/11/2019
Mahkememizde görülmekte olan alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin "..." adlı markanın sahibi olduğunu, franchise alanlara imtiyaz hakkı sahibi olarak belli süre ve şartlarda işin yönetim ve organizasyonuna ilişkin bilgi ve destek sağlamak suretiyle belirli ücret karşılığında sunduğunu, davalı tarafların müvekkiline ait markayı kullanmak üzere davacıya müracaat ettiklerini, görüşmeler neticesinde belirli şartlarda anlaşmaya varıldığını, taraflar arasında ... ...'da görüşmeler yapıldığını görüşmeler sonrasında anlaşmaya varıldığını, davacının edimlerini eksiz yerine getirdiğini, davalıların ... Amerikan doları giriş ücreti ödemeyi üstlendiğini, bu ücretin işe başlanılmasından itibaren 1 yıl içinde ödenmesinin kararlaştırıldığını, taraflar arasındaki iyi niyet ve güvene dayalı olarak franchising sözleşmesinin yazılı olarak hazırlanmadığını, ... tarihinde faaliyete başlanıldığını, kararlaştırılan giriş ücretinin davalılar tarafından ödenmediğini, markayı zedeleyecek nitelikte tutum ve davranışlardan dolayı Antalya ... Noterliği'nin ... tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalıların temerrüde düşürüldüğünü, davalılardan ...'in Antalya ... Noterliği'nin ... tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile cevap verildiğini, taraflar arasında yazılı franchise sözleşmesinin bulunmadığını, yazılı şekil şartının bulunmadığını, satılan malların bedelinin alındığını, TTK 20 ve 22. Maddeleri gereğince tacirin ticari işletmesi ile ilgili faaliyetlerin karşılıksız olamayacağını, belirterek giriş ücreti, isim hakkı kullandırma ücreti, ... - ... hizmetleri karşılığı olarak fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak ... TL'nin davalılardan müşterek ve müteselsilen yasal ticari faizi ile alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanmış franchise sözleşmesi bulunmadığı gibi ayrıca bir konuşma geçmediğini, davacı ile davalılar arasında bir takım mal alış verişi geçtiğini bunun da bedelinin davalılar tarafından ödendiğini, gönderilen malların piyasa koşulların altında yer alması, mallarda gecikmeler ve hatta hiç gönderim olmaması nedeniyle mal alım satımın süreklilik arz etmediğini, ... Amerikan doları borç doğuracak sözleşmenin sözlü olarak yapılmasının mümkün olmadığını, tescilli bir markanın sağlararası işleme konu olmasının ancak yazılı olması halinde mümkün olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... cevap vermemiştir. DAVA : Dava, franchise sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemli davadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ: Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. ve 5. maddeleri gereğince görev kurallarına; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 5 vd. maddelerinde belirtilen yetki kurallarına uygun olarak görevli ve yetkili Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır. Türk Patent ve Marka Kurumundan marka kayıtları, ...'dan ... kayıtları, Vergi Dairesinden vergi kayıtları celp olunmuştur. Mahkememizin ... tarihli celsesinde dinlenen davacı tanığı ... beyanında; "ben davacı şirkette mutfak kısmında çalışmakta idim yeni kurulan bayilerede çalışanlarına da mutfakla ilgili eğitimler vermekte idim davalıların sahibi olduğu, ...nin karşısında bulunan ... mah,... İş yerinde de ben bu şekilde eğitim hizmetleri verdim. Davacı şirket ile davalıların ne şekilde bir anlaşması vardır bilgim yoktur, tanıklık ücreti talebim yoktur" demiştir. Mahkememizin ... tarihli celsesinde dinlenen davacı tanığı ... beyanında; "ben davacı şirkette daha evvel çalışmakta idim görevimdi ... nin ... verdiği kişilere eğitim vermekte ben ... ile ilgili kısımlardan sorumluyum bununla ilgili eğitim vermekteyim ben davalıların sahibi olduğu iş yerinini ki burası ... nin hemen karşısındadır eğitim verdim, burda ... la ilgili eğitim verdim, yaklaşık 1 ay kadar eğitim verdim, daha sonrada bir müddette orda sigortalı eleman ılarak çalıştım ben davacı ile davalıların ne kadar ücret karşılığında anlaştılar onu bilmem anlaşmaların detaylarını da bilmem, tanıklık ücreti talebim yoktur" demiştir. Mahkememizin ... tarihli celsesinde dinlenen davacı tanığı ... beyanında; "Ben davacı şirkette önceden garson eğitmeni olarak çalışır idim, davalıların sahibi olduğu ... nin ordaki ... ... de ben iki hafta garson eğitmenliği yaptım daha sonra da ara ara gitmişliğim vardır. Ben davacı ile davalıların ne şekilde anlaştıklarını konusunda bilgi sahibi değilim ben sadece eğitim görevimi yaptım, tanıklık ücreti talebim yoktur" demiştir. Mahkememizin ... tarihli celsesinde dinlenen davacı tanığı ... beyanında; "ben davacı şirkette ... eğitmeni olarak çalışırdım davalıların işletmiş olduğu ... ne de eğitim verme amacıyla gitmişliğim vardır ben davacı ile rdavalıların ne şekilde bir anlaşma yaptıklarını bilmiyorum sadece franceyzing olarak işletildini biliyorum fakat ücretin ne olduğunu ne şikelde paylaşım yapıldığını bilmiyorum tanıklık ücreti talebim yoktur" demiştir. Mahkememizin ... tarihli celsesinde dinlenen davalı tanığı ... beyanında; "davalı ... benim kardeşimdir davacı şirketin yetkilisi de benim eskiden beri tanıdığım ... yaptığım bir akadaşımdır, bir arkadaşıma ... iş yerinde ... açmaya karar verince durumu davacı şirket yetkilisi ... ye anlattım o da şirketin markası olan ... ismini kullanmamıza izin verdi kendisi bize mal satacaktı aynı zamanda onun da dükkanının reklamı olacaktı 1 seneye yakın bu şekilde işletme devam etti fakat yapmış olduğumuz sözlü konuşmada zaten yazılı bir sözleşme yoktur françeyzing bedeli ya da başka adlarla isim kullanım bedeli verilmeyecekti, bu ilişki sadece dostana bir ilişkidir davacıdan sonra başka bazı yerlere şubeler açtı bunların bir kısımıda benim refaransımla açıldı, tekrar söylemem gerekirse davacı şirket ile fançeyzing ile ilgili her hangi bir bedel konuşulmamıştır, sadece davacı şirket yetkili olan ... Bey bana hitaben ilerde sen duruma bakarsın başkanım demişti, zaten ... ni kapattıktan sonra bir 6 ay kadar süre dükkan boş kaldı, daha sonra ... ... olarak ayrı bir marka ile dükkan açtık, ... son dükkan yapılırken de ... Tl civarında bir masraf yapıldı, davacı ile yaşadığımız problemlerden biri şu dur onu anlatmak istiyorum az evvel tanık olarak dinlenen ... işi ile ilgilenen arkadaş bizim iş yerimizde davacının tavsiyeleri ile ... işi yaptı ve elde edilen kazancın yarısı bize yarısı ona olacaktı, yani ...ye ben ...den memnun kalmayınca onu çıkarmayı düyündüğümde davacı şirket yetkilisi olan ... Bey bana ...den hava parası olarak ...-TL para aldıklarını onu çıkaraıcaksak o parayı ona vermemiz gerektiğini söyledi ben de bu duruma şaşırdım çünkü benim mekanımda benden izinsiz olarak böyle bir hava parası alınması beni şaşırtmıştı, tanıklık ücreti talebim yoktur " demiştir. Mahkememizin ... tarihli celsesinde dinlenen davalı tanığı ... beyanında; "davalılardan ... benim kardeşimdir davacı şirket yetkilisi ... da benim ... yaptığım bir arkadaşımızdır, kardeşim ve ... ... açmaya karar verdiler ... da kendisine ait olan ... tabelasını kullanmamızı istedi benim tabelamı kullanın dedi. Bunun üzerine de burda ... isimli bir iş yeri açıldı fakat yazılı bir sözleşme yapılmadığı gibi sözlü yapılan konuşma da her hangi bir şekilde ... sözleşmesi yapılmadı ücrette alınmadı. Bizim işlettiğimiz şubenin malları davacıdan geliyordu, biz ... olarak açılan ... veya ... şubeyiz markanın reklamını yapılması düşünceleri ile olsa gerek bu şekilde bize isim kullandırılmıştır. İlk markanın kullanılması teklifi bizden mi geldi yoksa davacıdan mı geldi hatırlamıyorum dedi tanıklık ücreti talebin yoktur " demiştir. Franchise sözleşmesi; konusu mal ve/veya hizmetin sürümü ve dağıtımı olan sürekli borç ilişkisi doğuran bir sözleşme olup, bu sözleşme ile mal ve/veya hizmeti üreten ve/veya satan franchise veren; adı, sembolü, markası gibi gayri maddi mal ve değerlerini kullanarak bunların sürümünü yapma hakkını bir bedel karşılığında, belirli bir bölgede kendi ad ve hesabına çalışan bağımsız kişilere (franchise alanlara) vermeyi borçlanmaktadır. Franchise veren bu sözleşme ile mal ve/veya hizmetlerin en iyi şekilde pazarlanmasını sağlamak için pazar araştırması ve tanıtım (reklam) yapmak, bu konuda kendine özgü bir anlayış geliştirerek bir organizasyon kurmak ve franchise alanları çalışmalarından yararlandıracak şekilde bu organizasyona dahil etmek yükümlülükleri üstlenmektedir. Franchise alan ise, franchise bedeli ödeme dışında ayrıca sözleşme konusu malların sürümünü destekleme, bu konudaki tüm bilgileri franchise verene aktarma, franchise verenin pazarlama ilkelerine ve talimatlarına uyma, eğitim programlarına katılma ve bu doğrultuda işletmeyi yürütme yükümlülüğü altına girmektedir (Kırca, Çiğdem; Franchise Sözleşmesi, Ankara, 1997, s. 19-20) (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16/05/2019 tarih 2017/11-60E. 2019/579 K. sayılı kararı). Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 20/11/2013 tarih 2013/7608E. 2013/20990K. sayılı kararında; "...dava dilekçesinde taraflar arasında imzalanan Franchise Sözleşmesi'nin 4.4 maddesi uyarınca kararlaştırılan aidat bedelinin ödenmediğini ve bu sebeple takibe girişildiğini açıklamıştır. Dosyada mevcut Franchise Sözleşmesi hükümleri ve dava dosyası içerisinde tarafların iddia ve savunmaları itibariyle, davacı tarafça sözkonusu sözleşme kapsamında 556 sayılı KHK'dan kaynaklanan bir hak sahipliği veya marka hakkına tecavüzden ya da anılan KHK'da düzenlenen lisans vb. diğer hususlardan kaynaklanan bir uyuşmazlık olduğu ileri sürülmediği gibi, uyuşmazlığın niteliği itibariyle işbu davada 5846 sayılı FSEK ve 551, 554 ve 555 sayılı KHK hükümlerinin de uygulama yeri bulunmamaktadır. Bu durumda, davaya bakmakla görevli mahkemenin genel mahkemeler olduğu gözetilmeksizin işin esasına girilerek kısmen kabul kararı verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir..." denilmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 23/06/2014 tarih 2014/7225E. 2014/11920K. sayılı kararında; "...Taraflar arasındaki uyuşmazlık, aralarındaki franchise sözleşmesinin dava dışı bir tüzel kişiliğin ihtarı nedeniyle ifa edilememesinden kaynaklanan zararın tazminine yönelik olup tenfizi istenen yabancı mahkeme kararına konu taraflar arasındaki uyuşmazlığın marka hakkına dayalı bir uyuşmazlıktan kaynaklanmamasına göre davanın genel mahkemelerde görülmesi gerekirken yazılı gerekçe ile görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir..." denilmiştir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 13/11/2014 tarih 2014/12122E. 2014/15833K. sayılı kararında; "...davalı ile franchising sözleşmesi imzalayan davacının, davalının bakiye franchise alacağını ödemediği iddiasıyla alacak talep ettiği anlaşıldığından, genel hükümlerden kaynaklanan ve 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında bulunmayan uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması gerekmektedir..." denilmiştir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 05/12/2012 tarih 2012/14123E. 2012/13593K. sayılı kararında; "...Somut olayda; Davanın, davacı(Birleşen davada davalı) ile davalı (Birleşen davada davacı) arasında yapılan franchise sözleşmesinin feshinden kaynaklanan tazminat ve cezai şart taleplerine ilişkin olduğu anlaşıldığından 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında bulunmayan uyuşmazlığın Ankara ... Asliye Ticaret Mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması gerekmektedir..." denilmiştir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 148/4. maddesi şöyledir; "Hukuki işlemler, yazılı şekle tabidir. Devir sözleşmelerinin geçerliliği, ancak noter tarafından onaylanmış şekilde yapılmış olmalarına bağlıdır." Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16/05/2019 tarih 2017/11-60E. 2019/579K. sayılı kararında; "...Franchise sözleşmesi, kanunlarda düzenlenmiş isimli bir sözleşme olmadığı için tabi olacağı şekle ilişkin bir hüküm de yoktur. Bu durum karşısında franchise sözleşmesinin geçerliliği 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 11’inci maddesi (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 12’nci maddesi) gereğince herhangi bir şekil şartına bağlı değildir. Ancak, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 15/2’nci maddesinde tescilli markalar üzerindeki ve 551 sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 86/2’nci maddesinde ise tescilli patentler üzerindeki sağlar arası hukuki işlemlerin yazılı şekilde yapılacağı öngörüldüğünden marka ve patent lisansı unsurlarını içeren franchise sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması gerekir (6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 148’inci maddesi..." denilmiştir. Marka ve patent lisansına ilişkin unsurlar içeren franchising sözleşmesinin yazılı şekilde yapılmaması sözleşmenin tamamının geçersiz olmasına neden olur. Franchising sözleşmesinde yer alan patent veya marka lisansına ilişkin unsurlar sözleşmenin asli unsurunu teşkil ettiğinden, franchise veren marka veya patente ilişkin kullanım hakkını franchise alana vermediği takdirde franchise alan bu sözleşmeyi akdetmeyecektir. Zira marka ve patent lisansına ilişkin sözleşme, franchising sözleşmesinden bağımsız bir sözleşme olmayıp franchising sözleşmesinin birer unsurunu oluşturmaktadır. Bu nedenle franchising sözleşmesinin çerçeve bir sözleşme olması onun geçersiz olmasına engel olamamaktadır (Kırca, Çiğdem; Franchise Sözleşmesi, Ankara, 1997, s. 34-35, nakleden Şimşek, Bahar; Franchısıng Sözleşmesi İstanbul, 2015 Yüksek Lisans Tezi, s. 61). Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 03.03.2017 tarih 2015/2E. 2017/1K. sayılı kararında; "6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra açılmış olan davalarda tarafların dava ve cevap dilekçeleri ile delil listelerinde "sair deliller, her türlü delil, ve sair deliller" gibi ibarelerin bulunması halinde tarafların yemin deliline başvurmuş sayılamayacakları ve bu kapsamda hâkimin ispat yükü kendisine düşen tarafa "yemin teklifinde bulunma hakkı"nı hatırlatamayacağına," karar verilmiştir. Davamıza gelince; davacı yazısız franchise sözleşmesine dayanarak giriş ücreti, isim hakkı kullandırma ücreti, know - how hizmetleri alacağının tahsili talebi ile dava açmıştır. Davacının talebinin franchise sözleşmesine ilişkin olması, franchise alacağını ödemediği iddiasına ilişkin olması, bu haliyle davanın 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunundan kaynaklanan davalardan olmaması, davacının tüzel kişi tacir, davalıların ise gerçek kişi tacir olması, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan kaynaklanması nedeniyle davanın ticari dava olması nedeniyle mahkememizin görevli olduğu sonucuna varılarak talep esastan incelenmiştir. Franchise sözleşmesi; konusu mal ve/veya hizmetin sürümü ve dağıtımı olan sürekli borç ilişkisi doğuran bir sözleşme olup, bu sözleşme ile mal ve/veya hizmeti üreten ve/veya satan franchise veren; adı, sembolü, markası gibi gayri maddi mal ve değerlerini kullanarak bunların sürümünü yapma hakkını bir bedel karşılığında, belirli bir bölgede kendi ad ve hesabına çalışan bağımsız kişilere (franchise alanlara) vermeyi borçlanmaktadır. Franchise sözleşmesi, kanunlarda düzenlenmiş isimli bir sözleşme olmadığı için tabi olacağı şekle ilişkin bir hüküm de yoktur. Bu durum karşısında franchise sözleşmesinin geçerliliği 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 12. maddesi gereğince herhangi bir şekil şartına bağlı değildir. Bunun yanında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 148. maddesi gereğince marka ve patent lisansı unsurlarını içeren franchise sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması gerekir. Davacının iddia ettiği marka kullanımını içerir franchise sözleşmesi yazılı olarak yapılmadığından doktrin ve içtihatlar doğrultusunda geçerli olmadığı sonucuna varılmalıdır. Davacının tacir olması nedeniyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 20. maddesi gereğince ticari işletmesiyle ilgili iş görmesi halinde ücret talep etmesi mümkün ise de, taraflar arasında bu konuda ne kadar ücret ödeneceği konusunun ispat yükü üzerinde olan davacı tarafından ispat edilmemesi, davacının markanın bilinirliği arttırmak, mal satmak vb. gayelerle de ticari ilişki de bulunabilmesi, davacının ayrıca ve açıkça yemin deliline dayanmaması nedeniyle bu hakkı hatırlatılmadan davanın reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. Davacının davasının REDDİNE, 2. 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan alınması gerekli ... TL karar ve ilam harcından peşin alınan ... TL'nin mahsubu ile bakiye ... TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3. Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4. Davalı yargılama gideri yapmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 5. Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesap ve takdir olunan ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine, 6. Kararın kesinleşmesine müteakip davacının ve davalının yatırdığı yargılama giderinin artması durumunda giderleri yatıran davacıya ve davalıya iadesine, Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.20/11/2019
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır