İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/667 E. 2019/637 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2017/667
Karar No
2019/637
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2017/667 KARAR NO : 2019/637

DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 16/11/2017 KARAR TARİHİ : 11/10/2019

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A.TALEP: 1.Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalı şirkete emisyon ölçümü ve raporlanması husuunda hizmet verildiğini, buna istinaden ... sıra numaralı ... tarihli ... TL'lik fatura ve bu faturaya istinaden ... TL'lik fiyat farkı faturası düzenlendiğini, davacı şirket verilen analiz hizmeti hususunda ... TL'lik alacaklı duruma geldiğini, davalı tarafın davacı şirketten aldığı hizmet Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından zorunlu kılınan bir hizmet olduğunu, davalı tarafın ölçüm sonucunda düzenlenen raporu Çevre ve Şehircilik Bakanlığına bildirdiğini, bu durumun davalı tarafın hizmeti aldığının en büyük ispatı olduğunu, tüm uyarılara rağmen davalı şirket tarafından bugüne kadar verilen hizmete ilişkin ödemelerin yapılmadığı ... TL'nin davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. B. TARAF TEŞKİLİ: 2.Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesi (Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 73. maddesi) uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. Bu kapsamda kural olarak, duruşma yapılması zorunlu olan çekişmeli yargıda hakim, Kanunun gösterdiği istisnalar dışında tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. Bu çerçevede, öncelikle tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir (H. Pekcanıtez, O. Atalay, M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, 2011, s. 273)(bkz; İNCEOĞLU,Sibel., İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, İstanbul 2008, 3. Baskı, s. 260-261) 3.Bu açıklamalar ışığında, mahkememizce dosyada taraf teşkili sağlanmıştır. C.CEVAP: 4.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın iddialarını kabul etmediklerini, müvekkili şiretin davalı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacı tarafın soyut ve dayanaksız iddialarla davasını açtığını, davalarını ispat etmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. D. YARGILAMA SÜRECİ/HUKUKİ NİTELEME/MAHKEME KABULÜ: 5.Dava, alacak talebinden ibarettir. 6.Öncelikle söylemek gerekir ki; Dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir. İspat yükü ise,bir olayın gerçekleşmiş olup olmadığının anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden yargıcın aleyhte bir kararıyla karşılaşmak tehlikesidir(YILMAZ,Ejder; İspat Yükü, 1980, s. 3). Kendisine ispat yükü düşen taraf için ispat yükü bir yükümlülük değil(mükellefiyet), yüktür(külfettir). Taraf kendisi tarafından ispat edilmesi gereken vakıayı ispat edemezse, karşı taraf ve mahkeme onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (KURU,Baki., Hukuk Muhakemeleri Usulu, İstanbul 1990, C. 2, s. 1356 vd.) Türk Medeni Kanunu m. 6 usul hukukunda ispata ilişkin genel kuralı koymuştur. Buna göre; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. 7.İspat konusu, 6100 sayılı kanunun ise 187 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Özetle; İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir. Taraflar, kanunda belirtilen süre ve usule uygun olarak ispat hakkına sahiptir. 8.İspat konusunda yapılan bu genel açıklamalardan sonra dosyaya dönüldüğünde; mahkememizce taraf delilleri toplanmıştır. Dosyada ispat yükü, davacıdadır. 9.Tarafların ticari defterleri mahkememizce incelettirilmiştir. 10. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (HMK 222/1) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). 11. ... tarihli, bilirkişi ... tarafından hazırlanan davacı tarafın ticari defterlerine ilişkin raporda özetle; davacının ticari defterlerinin TTK'na göre usulüne uygun olarak tutulduğu açılış ve kapanış tasdiklerinin kanuni sürede yapıldığı, ticari defterlerin birbirini doğruladığı ve sahibi lehine delil olmak niteliği taşıdığı, dava konu faturaların davacının ticari defterlerinde kaytılı olduğu faturaların açık fatura olduğu, dava konu faturaların ödendiğine ilişkin kaytı ve belge bulunmadığı, davacının davalıdan ... TL alacaklı olduğu belirtilmiştir. Yukarıda da anlatıldığı üzere, davacının ticari defterlerinin lehine delil olması için davalının aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. 12.Mahkememizce davalının da ticari defterleri incelettirilmiştir ve ... tarihli, bilirkişi ... tarafından hazırlanan davalı tarafın ticari defterlerine ilişkin raporda özetle; davalının ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, dava konusu faturaların kendi defterlerinde de kayıtlı olduğu, dava konusu faturanın davacının ticari defterlerin de de kayıtlı olduğu ve defterlerin usulüne uygun olarak tanzim edildiği, davaya konu faturanın Gelir İdaresi Başkanlığı'na verilen aylık BA/BS bildirim formlarında davalı tarafından bildiriminin yapıldığı, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünce faturaya konu hizmetin gerçeleştiğine dair ... na girişin yapıldığı belirtilmekle bahse konu hizmetin ifa edildiği, davalı ...'nin davacı ...'ne ... TL tutarınca borcunun olduğu belirtilmiştir. 13.Ticari defterler, birbirini teyit etmektedir. 14.Bilirkişi raporları taraflara tebliğ edilmiş ve itirazlar/beyanlar alınmıştır. 15.Her ne kadar davalı vekili, taraflar arasında bir ticari ilişkinin mevcut olmadığını, hizmetin verildiğinin ispatlanamadığını beyan etmiş ise de hizmetin verildiği sadece ticari defterlerle ortaya konulmamıştır. ... tarihli raporda da belirtildiği üzere davaya konu faturanın Gelir İdaresi Başkanlığı'na verilen aylık BA/BS bildirim formlarında davalı tarafından bildiriminin yapıldığı, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünce faturaya konu hizmetin gerçeleştiğine dair ... na girişin yapıldığı belirtilmekle bahse konu hizmetin ifa edildiği mahkememiz kabulündedir. İtirazlar yerinde bulunmamıştır. Tüm bu hususlar bir arada düşünüldüğünde, hizmetin verildiği davacı tarafça ispatlanmıştır. 16.Dosya arasında, ... tarihini taşıyan, konusu "davaya karşı cevaplarımızdan ibarettir" olan, havalesiz fiziki belgede, davalının delilleri arasında "yemin" delili de mevcuttur. 17.İspat yükü altında bulunan tarafın başvurabileceği delillerden biri de yemin delilidir. Yemin, taraflardan birinin davanın çözümlenmesine etkili olan bir vakıanın doğru olup olmadığı hakkında kanunun belirlediği şekilde mahkeme (hakim) önünde beyanda bulunmasıdır. Medeni Usul Hukukumuzda yemin delili kesin delil niteliğindedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 2015/22-2376 esas, 2019/370 karar) 18.Yukarıda anlatıldığı üzere, davacı taraf üzerine düşen, iddiası, bilirkişi raporları ile ispatlamıştır. Artık, aksini ispat yükü, davalıdadır ve davacının ispat ettiği iddiasının aksini aynı kuvvette delil ile ispat etmelidir. Yemin bu yollardan biridir. İlk bakışta, davalı taraf cevap dilekçesinde yemin deliline başvurduğu ve ispat yükü artık onun üzerinde olduğu için mahkememizce yemin delilinin kullanılıp kullanılmayacağının davalıya hatırlatılmasının gerektiği düşünülse de her ne kadar cevap dilekçesi adı altında verilen dilekçenin tarihi ... olsa da uyaptan bakıldığında, dilekçenin ... tarihli olduğu anlaşılmaktadır. Davalıya tebligat ... tarihinde yapılmıştır. 7101 sayılı kanunun 61 inci maddesi ile değişik 6102 sayılı kanunun 4 üncü maddesi gereği, Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir; miktar veya değeri yüz bin Türk lirasını geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanır. Somut davada, dava değeri gereği, basit yargılama usulü uygulanmaktadır. HMK m. 317 gereği basit yargılama usulünün uygulandığı davalarda cevap süresi ise iki haftadır. HMK m. 318 gereği, Taraflar dilekçeleri ile birlikte, tüm delillerini açıkça ve hangi vakıanın delili olduğunu da belirterek bildirmek; ellerinde bulunan delillerini dilekçelerine eklemek ve başka yerlerden getirilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayan bilgilere dilekçelerinde yer vermek zorundadır. Davalı taraf, yasal sürede cevap dilekçesi vermemiştir. Cevap dilekçesi adı altında verdiği havalesiz dilekçe yasal cevap süresinden sonradır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.04.2016 tarihli, 2014/2-695 E, 2016/522 K sayılı kararı emsal ilamına göre, 6100 sayılı HMK’nın sistematiği içinde; tahkikat aşamasına geçilmezden evvel tarafların uyuşmazlık konularının ve bu uyuşmazlıkların çözümü için ileri sürdükleri delillerin daha işin en başında belirlenerek tahkikatın etkin bir şekilde yapılmasının hedeflendiği anlaşılmaktadır. Dava dilekçesinin usule uygun ihtar içerir şekilde tebliğinden sonra iki haftalık süre içerisinde delillerini bildirmeyen davalının sonradan delil gösterebilmesi için istisnai hallerin mevcudiyeti de somut olayda ileri sürülmüş değildir. Bu nedenle, davalı yemin deliline başvuramaz ve mahkememizce böyle bir hatırlatmada bulunulmamıştır. Davacının ispat ettiği vakıların aksini gösterir, dosyaya yansıyan başkaca bir delil de dosyada mevcut değildir. 19.Tüm dosya kapsamı, yukarıdaki açıklamalar, tarafların ticari defter kayıtları göz önüne alınarak; davacının davasını ispatladığı kanaatiyle davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Ayrıntısı gerekçeli kararda anlatıldığı üzere; 1-Davanın KABULÜ İLE, ... TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 2-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL peşin harcın mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm tarihi itibariyle alınması gerekli bakiye ... TL nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için -kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak- "harç tahsil müzekkeresi" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine, (24/5/2013 tarihli ve 6487 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle bu bentte yer alan “kararın verilmesinden itibaren iki ay” ibaresi “kararın tebliğinden itibaren bir ay” şeklinde değiştirilmiştir.) 5-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen toplamda ... TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafça dosyada yapılan ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç-masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır) posta-tebligat-bilirkişi ücreti gideri toplamı ... TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı tarafça bir gider yapılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden ... TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, (6100 sayılı HMK m. 333) ;12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirten, "Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi" nin, "Gider avansının kullanılmayan kısmı hükmün kesinleşmesinden sonra davacıya iade edilir. Davacı tarafından hesap numarası bildirilmiş ise iade elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle yapılır. Hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilir." düzenlemesi göz önünde tutularak; her hangi bir bankaya ait hesap numarası ve/veya herhangi bir banka hesabına ait IBAN numarası verilmesi halinde taraflara ait artan gider avansının bildirdikleri hesaba aktarılmasına, 10-Kararın Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği m. 58 gereği talep halinde taraflara ve/veya Teb. K. m. 11 ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 22/01/2003, 2003/1-25 E., 2003/7 K., ,Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı., 10/07/1940, 1940/7 E., 1940/75 K. nolu kararları gereği vekil ile temsil edilen tarafın vekiline tebligata çıkartılmasına,(RUHİ, Ahmet Cemal., Tebligat Hukuku., 2008, 6. Baskı, s. 127); taraflardan birisi tarafından temyiz yoluna başvurulması halinde bu hususun tebliğ isteği olarak değerlendirilerek, gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmasına, Dair, davacı vekili ... ve davalı vekili ...'in yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.11/10/2019

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2017/667, K. 2019/637, T. 11.10.2019, www.arakarar.com/karar/antalya-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2017-667-e-2019-637-k-5725d4f6c205