İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2017/297 E. 2018/249 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2017/297
- Karar No
- 2018/249
- Karar Tarihi
T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2017/297 Esas - 2018/249 T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2017/297 KARAR NO : 2018/249
BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... DAVACI : ... VEKİLİ :... DAVALI : ... VEKİLİ : ... DAVA : İstihkak (Gemi Alacağı) DAVA TARİHİ : 24/03/2016 KARAR TARİHİ : 04/04/2018 KAR. YAZIM TARİHİ : 09/04/2018 Mahkememizde görülmekte olan itirazın iptali (gemi alacağı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili 23/03/2016 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın ... Limanını işleten firma olduğunu, ...numaralı ... Gemisinin liman hizmetleri alabilmek için müvekkili firmanın işlettiği limana geldiğini, geminin halen limanda olduğunu ve hizmet almaya devam ettiğini, müvekkili firma tarafından ...gemisine verilen hizmetler karşılığında yaklaşık 12 aydır hiçbir ödeme yapılmadığını, mahkememizin 2015/1292 Esas 2015/1293 Karar nosu ile ... üzerine İhtiyati Haciz Kararı alındığını ve Samsun 9. İcra Müdürlüğünün 2015/20173 Esas sayılı dosyası ile icraya konulduğunu, gemi acentesinin kendilerinin borçlu geminin acentesi olmadığından takibe itiraz ettiğini, takibin durduğunu, geminin başkasına devredildiğini, yasadaki düzenlemeler gereği müvekkilinin gemi alacaklısı ve kanuni rehin hakkı sahibi olduğunu, gemi malikinin değişmiş olmasının kanuni rehin hakkı sahibi ve gemi alacaklısı müvekkilinin hak kaybına yol açmayacağını belirterek, müvekkili liman işletmesinin gemi alacaklısı ve kanuni rehin hakkı sahibi olduğunun kabulüne, icra dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili 20/05/2016 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın yasal dayanaktan yoksun olup, müvekkilinin 3. Şahıs olduğunu ve davacıya borcu bulunmadığını, gemiyi müvekkilinin 29/04/2015 tarihinde satın aldığını, 20/05/2015 tarihinde ise tamamen devir aldığını, Samsun 9. İcra Müdürlüğünün 2015/20173 Esas sayılı dosyasında borçlunun geminin eski sahibi olduğunu, icra takibinin yasaya uygun olarak yapılmadığını, gemi maliki veya donatanına karşı açılmış bir icra takibi bulunmadığından takibin borçlusunun eski malik ... olduğunu, bu nedenle husumet nedeniyle davanın reddi gerektiğini, davacının alacağının kanuni rehin hakkı veren gemi alacağı olmadığını, takibin geçerli olmadığından itirazın iptali davası açılamayacağını, davacının gemiyi kasten limanda tuttuğunu, gemiyi fuzuli işgal ettiğini, davacı tarafından çıkartılan faturaların Samsunport Liman ücret tarifesi dışına çıkılarak fahiş bir ücret gösterildiğini, açıklanan nedenlerle müvekkiline ait geminin haczinin yasaya aykırı olduğunu belirterek, haksız açılan davanın reddi ile gemi üzerindeki ihtiyati haciz ve seferden men işlemlerinin kaldırılmasını mahkememizden talep etmiştir. Toplanan deliller, dellilerin tartışılması ve değerlendirilmesi: Davacı vekilinin dava dilekçesi ile delillerini bildirdiği, ayrıca delil listesi sunmadığı, davalı vekilinin 20/05/2016 havale tarihli cevap dilekçesinde delillerini bildirdiği, ekinde bir kısım delilerini ibraz ettiği görülmüştür. Samsun 9.İcra Müdürlüğünün 2015/82658 ( Kapatılan 8. İcra Müdürlüğünün 2015/6353 Esas) sayılı takip dosyası celb edilmiş, Mahkememizin 2015/1292 Esas -1293Karar sayılı Değişik İş kararından bir örnek iş bu dosya içerisine alınmış, Samsun 2015/20713 Esas sayılı takip dosyasının UYAP sistemi üzerinden celb edildiği görülmüştür. Mahkememizin 2016/327 Esas 2017/108 Karar sayılı 08/02/2017 tarihli kararıyla reddine karar verilmiş, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. HD'nin 2017/238 Esas 2017/239 Karar sayılı 06/04/2017 tarihli ilamı ile karar kaldırılmış olup, mahkememizin 2017/297 Esas sırasına kayıt olunmuş, yargılamaya devam olunmuştur. Davacı vekili 26/04/2017 havale tarihli ve Davalı vekili 08/06/2017 havale tarihli dilekçeleriyle esasa ilişkin beyan dilekçesi sundukları anlaşılmıştır. Samsun 1. İcra Dairesinin 2015/4829 Esas sayılı dosyanın suretinin UYAP'tan alınarak dosya içerisine konulduğu görülmüştür. İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesinden talimatla bilirkişi heyetinden rapor alınmış, davacı vekili tarafından 19/03/2018 havale tarihli, davalı vekili tarafından 26/03/2018 havale tarihli beyan/itiraz dilekçeleri sundukları görülmüştür. Dava, taşınır rehnin paraya çevrilmesi yolu ile girişilen icra takibine karşı yapılan istihkak iddiasına ilişkindir. Tüm dosya kapsamından; davacı tarafından davalı aleyhine Samsun 9.İcra Müd. 2015/2713 sayılı takip dosyası ile ... ve İzafeten gemi acentesi... aleyhine taşınır rehnin paraya çevrilmesi yolu ile 827.288,05TL asıl alacak için takip yapıldığı, aleyhine takip yapılan ... nin süresi içerisinde takibe itiraz etmediği, 06/01/2016 tarihli dilekçe ile borçlu geminin acentesi olmadığından bahisle tebligatın icra müdürlüğüne iade edildiği, davalının ise 11/01/2016 tarihli dilekçesi ile istihkak iddiasında bulunarak takibe itiraz ettiği, bunun üzerine davacı tarafın takibin devamını sağlamak için iş bu davayı açtığı anlaşılmaktadır. Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda davalı hakkında yapılmış geçerli bir takip ve itiraz bulunmadığı, bu nedenle iş bu davanın açılmasında hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın HMK 114/1-h, 115/2 maddesi gereği usulden reddine ilişkin 08/02/2017 tarihli kararımız hakkında davacı tarafın istinaf talebinde bulunması sebebiyle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. HD'nin 2017/238 Esas 2017/239 Karar sayılı 06/04/2017 tarihli ilamı ile ''...davalının icra dosyasına istihkak iddiasında bulunduğu, davacının da hakkında takip yapılmayan 3.şahıs konumundaki bu şahıs aleyhine istihkak iddiası verilen bunun yerinde bulunmadığı gerekçesiyle işbu davayı açtığı, TTK 1351.maddesi ile gemiler hakkında cebri icra hükümleri açısından bu kısımda özel olarak düzenlenmeyen hususlarda icra iflas kanunu hükümlerinin uygulanacağı, 1358/2 maddesi uyarınca istihkak iddiaları açısından maddenin 1.fıkrasında sayılı mahkemelerin karar vermeye yetkili olduklarının düzenlendiği, 1369.maddesinde ihtiyati haciz hakkının kullanılmasına ilişkin özel düzenlemelerin bulunduğu, 1377 vd. maddelerinde açıkça rehinli alacakların takibine ilişkin özel hükümlerinin yer aldığı, bu açıdan hakkında takip yapılmayan davalının takibe yaptığı istihkak iddiasının yukarıdaki hükümler ve istihkak prosedür kapsamında değerlendirilip sonuçlandırılması gerekirken...'' gerekçesiyle mahkememiz kararı kaldırılmış, dosya mahkememizin 2017/297 Esas sırasına kaydı yapılmıştır. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. HD'nin 2017/238 Esas 2017/239 Karar sayılı 06/04/2017 tarihli ilamında dosyanın İstanbul Denizcilik İhtisas Mahkemesine gönderilerek uzman bilirkişi kurulundan rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği açıklandığından mahkememizce tüm deliller toplandıktan sonra İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi vasıtasıyla bilirkişi raporu alınmış, raporda özetle; davalının maliki olduğu gemi üzerinde rehin hakkı gemi alacaklısı hakkına dayanan davacının bu ayni hak bakımından istihkak iddia ettiği değerlendirildiğinde, davacının alacak hakkının gemi alacaklısı hakkı vermediği, gemi alacaklısı hakkını düzenleyen TTK m.1320 hükmün de davacının faturalara konu alacak sebeplerinin yer almadığını, davacının gerek ihtiyati haciz, gerekse takibinde davalıyı borçlu tarafta göstermediği, faturaların da davalıya hitaben düzenlenmediğini, davalıya karşı icra sürecinin işletemeyeceğini, davacının 22/04/2015 itibari ile gemi için sunduğunu iddia ettiği hizmetlerin davalı karşısında da deniz alacağı teşkil ettiği ve bu tarihten sonrası için davalı yandan ayrıca fatura düzenlemek ve ayrı ihtiyati haciz süreci işletmek suretiyle takipte bulunması hususunun işbu dava konusu dışında kaldığını, davacının 19/02/2015 tarihinden 22/04/2015 tarihine ve 22/04/2015 tarihinden geminin icrai satışının yapıldığı 09/01/2017 tarihine kadar her aşamada geminin limanda kalma sebebinin ortaya koyması gerektiği, zira bu kalma sürecinin akdi ilişkiye dayanmadığını, fuzuli işgal iddiası ile faturaların düzenlenmesine karşın dosyaya yansıyan icra ve fiili haciz uygulamaları da gözetilerek haciz masrafı şeklinde haciz uygulamayan dosyalardan alınması gereken barınma hizmeti bedellerinin gemi malikinden talep de edilemeyeceği sonuç ve kanaatine varıldığının bildirildiği görülmüştür. Dosya kapsamından davacının, dava dışı ... ve İzafeten gemi acentesi ...aleyhine 14/12/2015 tarihli takip talebinde takibin taşınır rehnin paraya çevrilmesi yolu ile yapıldığı, takibin dayanağının liman hizmetleri alacağı/gemi alacağı (15 adet fatura) olarak gösterildiği görülmektedir. Çözümlenmesi gereken sorun davacının takip konusu yaptığı alacağın bir gemi alacağı olup olmadığının tespitine yöneliktir, zira takip konusu alacağın gemi alacağı olduğunun tespiti halinde TTK 1380.maddesine göre taşınır rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılması mümkün olacaktır. TTK 1321/5.maddesine göre de gemi alacağının verdiği kanuni rehin hakkı gemiye zilliyet olan herkese karşı ileri sürülebileceğinden davalının istihkak iddiasının dinlenme olanağı bulunmayacaktır. Takibe konu alacağın bir gemi alacağı olmadığının belirlenmesi halinde ise bu kez davalının istihkak iddialarının değerlendirilmesi gerekecektir. TTK 1320.maddesinde gemi alacakları tahdidi olarak sayılmıştır. Maddenin ''d'' bendine göre liman, kanal, diğer su yolları, karantina ve kılavuzluk için ödenecek resimler gemi alacağı olarak sayılmıştır. Davacının dayandığı 15 adet fatura içeriği incelendiğinde liman hizmetleri, limanda barınma, romorkaj, pilotaj vs.hizmetler olduğu görülmektedir. Bu durumda söz konusu hizmetlerin TTK 1321/d bendi kapsamında olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Maddede açıkça ''...ödenecek resim'' ifadesi kullanılmıştır. Resim ifadesi resmi evrak vs.düzenlenmesi için Kamu İdaresine yapılan ödemeler için kullanılan bir ifadedir. Nitekim ifadenin aslının 1993 tarihli ...Alacaklısı Haklarına ve Gemi İpoteklerine dair milletlerarası sözleşmesinin 4.maddesinden alındığı ve ingilizce metninde ''dues'' olarak ifade edildiği, karşılığının ise ingilizce türkçe hukuk sözlüğüne göre ''aidat, harç, resim'' olduğu görülmektedir. Dolayısıyla buradaki resim kelimesinin kamusal alacakları ifade ettiği kanaatine varılmıştır. Davacı vekili bilirkişi raporuna itiraz ettiği 19/03/2018 tarihli beyan dilekçesinde TTK 1320/d maddesinin orjinalinin çevrisinin aynen ''liman, kanal ve diğer su yolu ödentileri ve pilotaj ödentileri için talepler'' şeklinde olduğunu, bu cümlede ''dues'' kelimesi türkçeye çevrilirken aslında bu ibarenin aidat, ödenti, para anlamında olup salt kamu alacağını değil tüm özel sektör dahil liman ücretlerine karşılık geldiğini ileri sürmüşse de kanun maddesi açıkça resim ifadesini kullanmış olup, aidat, ödenti, para ibareleri kullanılmamıştır. TTK 1320.maddenin gerekçesinde ''karantina paraları'' ifadesi geçmekte ise de, kanun metninde açıkça resim ibaresine yer verilmiştir. Gerekçede atıf yapılan 1993 tarihli Cenevre Gemi Alacaklısı Haklarına ve Gemi İpoteklerine dair milletlerarası sözleşmesinin 4.maddesinin ''d'' bendinde ''liman, kanal ve diğer su yolları için ödenecek resimler ve kılavuzluk ücretlerine ilişkin istemler'' ibaresi yer almakta olup, metinden de anlaşılacağı üzere cümlenin ilk kısmındaki liman, kanal ve diğer su yolları için ödenecek resimleri kapsamaktadır, ''ve'' ibaresiyle kılavuzluk için ücret ibaresi konmuştur, dolayısıyla açıkça resim ve ücret ibareleri arasında ayrım yapıldığı görüldüğünden madde gerekçesinin ücret olarak anlaşılması mümkün olmadığı kanaatine varılmıştır. Davacının özelleştirme idaresi başkanlığınca ihale edilen ... 36 yıl boyunca imtiyaz hakkı sözleşmesi ile işletilmesi ihalesi sonucu ihaleyi kazanarak 31/03/2010 tarihinden itibaren ...işletmeye başladığı beyan dilekçesinden anlaşılmakla, TTK 1320/d maddesi kapsamında liman, kanal, diğer su yolları, karantina ve kılavuzluk için ödenecek resimlerin davacı yönünden gemi alacağı teşkil etmeyeceği anlaşılmıştır. Bilirkişi raporunda da aynı hususlar vurgulanarak davacının talep ettiği alacağın gemi alacağı olmadığı bildirilmiş, rapor dosya kapsamına uygun, yasal ve yeterli bulunmuş, sonuç olarak davacının talep ettiği alacağın gemi alacağı olmadığı tespit edilmiştir. TTK 1321/5 maddesine göre gemi alacağının verdiği kanuni rehin hakkı gemiye zilliyet olan herkese karşı ileri sürülebilir. Yukarıda açıklandığı üzere davacının icra takibindeki dayanağı faturaların gemi alacağı olmadığı sonucuna varıldığından, davalının faturalar ile borçlu geminin maliki/zilliyeti olması halinde kendisine karşı rehin hakkının ileri sürülmesi mümkün değildir. Dosyadaki bilgi ve belgelerden davalının takibin dayanağı teşkil eden ... gemisinin 29 Nisan 2015 tarihinde ...firmasından satın aldığı ... Gemi Sicili Genel Müdürlüğü Vergi Kabul Dairesinin noter onaylı belgesine göre de 20/05/2015 tarihinde gemi siciline nihai olarak tescil edildiği anlaşılmaktadır. Davacı ise mahkememizden 2015/1292 D-iş Esas 2015/1293 D-iş Karar sayılı 16/11/2015 tarihli sayılı ihtiyati haciz kararı almış ve 14/12/2015 tarihinde geminin önceki maliki ... ve gemi acentesi ...Acenteliği aleyhine 14/12/2015 tarihinde taşınır rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatmıştır. Takibe konu faturalar incelendiğinde tamamının geminin mülkiyetinin davalıya geçtiği 29 Nisan 2015 tarihi öncesi yapılan iş/verilen hizmet/mal bedeline ilişkin olduğu görülmektedir. Her ne kadar faturaların bir kısmının tarihleri geminin mülkiyetinin geçtiği tarihten sonraya ait ise de daha sonradan da fatura kesilmesi mümkün olduğundan önemli olan yapılan iş/verilen hizmet/mal teslim tarihi olup fatura içeriklerinden de bu tarihlerin mülkiyetin geçtiği tarihten önceye ait olduğu anlaşılmaktadır. Aynı gemiye ilişkin davacı tarafından davalı aleyhine açılan dava sonucu Samsun 1. İcra Hukuk Mahkemesince verilen 2015/784 Esas 2016/251 Karar sayılı ilam Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2016/19488 Esas 2016/24400 Karar sayılı ilamı ile bozulmuş ise de, Yargıtay ilamı içeriği incelendiğinde dava dosyasındaki alacağın bir gemi alacağı olduğuna ilişkin tespitin bulunmadığı, takipteki eksikliğin belirtildiği, dolayısıyla iş bu davada gemi alacağı olup olmadığının tespiti hükmünü içermediği anlaşılmakla, bu yöne ilişkin beyan ve savunmaların yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Sonuç olarak davalının takip tarihi ve dava öncesi borçlu olduğu iddia edilen ... gemisinin 29/04/2015 tarihinde satın almakla maliki olduğu, davacının takibe konu alacağının TTK 1320 maddesi kapsamında bir gemi alacağının olmadığı, bu nedenle TTK 1321/5 maddesi gereği davalıya karşı ileri sürülemeyeceği ve TTK 1380 maddesine göre de taşınır rehinin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılamayacağı, davalının istihkak iddiasının sabit olduğu, esasen icra takibinin bu yönden de eksik olduğu, davacının gemi malikine karşıda takip yapıp her iki takibi birleştirerek icra takibi işlemlerine devam etmesi gerektiği, öte yandan icra takibine konu işin yapıldığı/malın teslim edildiği hususunun dahi sabit olmadığı anlaşılmış, Samsun BAM 3. Hukuk Dairesinin kararında her ne kadar TTK 1369 ve 1377 vd.maddelerinden de bahsedilmiş ise de, 1369.maddesinin deniz alacağına ilişkin ihtiyati haciz hakkının kullanılmasına ilişkin olduğu, ancak dava konusu hakkın gemi alacağı olup olmadığının uyuşmalık konusu olduğu, bu nedenle bu dosyada incelenmesinin gerekmediği anlaşılmış, yukarıda açıklanan gerekçeye göre davacı tarafın tüm itirazlarının reddi gerekmiştir. Davalı taraf %40'tan aşağı olmamak üzere icra inkar (kötüniyet olması gerektiği) tazminat talebinde bulunmuş ise de, Samsun BAM 3. Hukuk Dairesinin mahkememizin önceki kararının kaldırılmasına ilişkin gerekçesinde davanın istihkak davası olarak vasıflandırılması gerektiğine ilişkin gerekçesi ve mahkememizin de davayı bu gerekçeyle istihkak davası olarak sürdürüp devam ettirmesi ve davacı tarafın iş bu davanın açılmasında açıkça haksız ve kötüniyetli olduğunun sabit olmaması, takip konusu alacağın gemi alacağı olup olmayacağının yargılamayı gerektirmesi, takip tarihi itibariyle davacının geminin mülkiyetinin el değiştirdiğine ilişkin bilgisi olduğuna dair dosyada bilgi, belge, delil olmaması nazara alınarak, bu talebinde reddi gerektiği kanaatine varılmış, aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davanın REDDDİNE, -Davalının talep ettiği kötü niyet tazminat talebinin REDDİNE, 2-Alınması gereken 35,90 TL harçtan peşin alınan 29,20 TL ile ikmal edilen 14.099,00 TL harcın toplamı 14.128,20TL harçtan mahsubu ile bakiye fazla yatan 14.092,30 TL harcın talep halinde davacıya iadesine, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 47.042,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine. 4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına. 5-Kararın talep halinde Yazı İşleri Müdürü tarafından taraflara tebliğine. 6-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine. Dair, davacı vekili ile davalı vekillerinin yüzünde tebliğden itibaren iki hafta süre içerisinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen tefhim edildi. 04/04/2018
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...