İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2017/12019 E. 2019/1050 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2017/12019
Karar No
2019/1050
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2024/820 Esas KARAR NO :2024/859 DAVA:İtirazın İptali DAVA TARİHİ:30/12/2024 KARAR TARİHİ:31/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılamasının sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; davalı/borçlu ... A.Ş. ile müvekkili arasında 05.10.2020 tarihli, 12.10.2020-31.10.2021 tarihleri arasında geçerli olan “Güvenlik Sözleşmesi” imzalandığını, sözleşmeye göre, davalı şirketin kendi istihdam ettiği personeli vasıtasıyla müvekkili iş yerinde giriş-çıkış kontrol ve denetimlerinin yapılması, gerekli kayıtların tutulması ve güvenlik personelleri ile işbu hizmetin verilmesi hususunda mutabakata varıldığını, davalı borçlu ile müvekkili şirket arasında imza edilen Güvenlik Sözleşmesi devam etmekte iken davalı şirketin bizzat istihdam ettiği personellerden ..., davalı şirket ve müvekkile karşı .... İş Mahkemesinde .... sayılı dosyalar üzerinden görülen işe iade davası açtıklarını, ... tarafından açılan bu davalar sonucunda davacı işçilerin işe iadesine, boşta geçen süre ücreti ve işe başlatmama tazminatına hükmedildiğini, .... İş Mahkemesinde yapılan yargılamalar ile verilen hüküm neticesinde dava dışı ... tarafından, müvekkili ve davalı borçluya karşı .... İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyaları üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin ise başlatılan icra takibinin müştereken ve müteselsil sorumlusu sıfatıyla muhatabı olduğundan .... İcra Dairesi tarafından ilgili dosyaları kapsamında hazırlanan icra tehdidi altında ilgili icra dosyalarına dosya kapak hesaplarına göre; 02.04.2024 tarihinde ... için 34.115,25 TL; ... için 34.164,45 TL ve ... için 32.621,11 TL olmak üzere toplamda ödeme yaptığını, davalı şirket ve müvekkili arasında imzalanan Güvenlik Sözleşmesinin ‘’Tarafların Yükümlülükleri’’ başlıklı hükmünün a bendi uyarınca “... vereceği hizmetler için istihdam edeceği tüm personelin asıl ve tek işverenin kendisi olduğunu, bu anlamda İş ve Sosyal Sigortalar mevzuatından doğan tüm hukuki ve cezai sorumluluğun ...’a ait olduğunu ve işbu sorumlulukların hiçbir surette ...’a yansıtılmayacağını kabul ve taahhüt eder.” hükmünün yer almakta olduğunu, personel alacaklarının tamamını icra tehdidi altında ödeyen müvekkilinin bu ödemelerin tamamına ilişkin olarak davalı şirkete rücu etme hakkı bulunmakta olduğunu, müvekkilinin rücu etme hakkına dayanarak davalı şirkete 100.901,81 TL borcunu ödemesi için .... İcra Müdürlüğünün ... E. numaralı dosyasında işlemiş faiz ile birlikte 128.153,34 TL toplam alacak istemiyle icra takibi başlatıldığını, borçlunun haksız ve kötü niyetli bir şekilde borca ve ferilerine itiraz ettiğini ve takibi durdurduğunu, taraflarınca arabuluculuk başvurusunda bulunulmuşsa da anlaşmaya varılamadığını ve sürecin “anlaşmama” olarak sonlandırıldığını, taraflar arasında akdedilmiş olan 05.10.2020 tarihli sözleşmenin ‘’tarafların yükümlülükleri’’ başlıklı hükmün a bendi uyarınca müvekkilinin, personel alacaklarının tamamı için davalı şirkete rücu etme hakkı bulunmakta olduğunu, müvekkilinin bu hakkı kullanarak icra takibi başlattığını ancak davalının haksız bir şekilde takibe itiraz ettiğini, emsal Yargıtay Kararları ile de sabit olduğu üzere, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesi gereğince davalının faiz dahil 128.153,34 TL’yi müvekkile iade etmesi gerektiğini, işbu dava konusu ile birebir benzer nitelikteki davada, müvekkili lehine rapor tanzim edilmiş olup rapor gereği müvekkilinin rücuen tahsil talebinde haklı olduğu hususu açıklığa kavuştuğunu, davalının haksız ve kötüniyetli olarak icra takibine itiraz etmiş olduğundan takip bedelinin %20’sinden az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini belirterek .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasına vaki itirazın iptali ile takibin devamına, takip konusu bedelin en yüksek ticari temerrüt faizi ile davalıdan tahsiline, davalı likit ve muayyen olan borca ilişkin icra takibine itiraz ettiği gibi ticari arabuluculukta anlaşmaya yanaşmayarak süreci uzattığından dolayı haksız ve kötü niyetli davalının %20'den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Eldeki dava, itirazın iptali davasıdır. Görev, kamu düzenine ilişkin olup, davanın her safhasında re'sen gözetilir. 6102 sayılı TTK'nın 6335 sayılı Kanunla değişik 5. maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp görev ilişkisine dönüştürülmüştür. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 Sayılı TTK 4/1-a maddesine göre “Tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır”. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 s.TTK'nın 5. maddesinde “Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.” hükmü yer almaktadır. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/3. Maddesine göre de; Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. TTK'nın 4. maddesinde nelerin ticari dava olduğu açıklanmıştır. Buna göre hükümde sayılan dava ve işlerin yanı sıra her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan davalar da ticari davadır. 6102 Sayılı TTK'nın 12.maddesine "bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla hakla bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Anılan Yasanın 11.maddesinde "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir." 15.maddesinde de " İster gezici olsun ister bir dükkanda veya sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedeni çalışmasına dayanan ve geliri 11.maddenin 2.fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." düzenlemesi bulunmaktadır. Bir kimsenin Vergi Usul Kanunu'na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez. (Yargıtay 3. HD, 13.02.2019 tarih, 2017/12019E., 2019/1050 K.) İstanbul BAM 45. Hukuk Dairesinin 2023/1196 E. 2023/1879 K. Sayılı ilamında "Somut dosyada ise; eldeki dava, mutlak ticari dava olmadığı gibi davacı tacir ise de davalı İstanbul Trabzon Federasyonu dernek olup tacir sıfatı bulunmadığından davanın nispi ticari dava niteliğinin de olmadığı anlaşılmakla, bu durumda görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi olmadığından, yargılamanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiği sabittir. " gerekçesi ile derneğin tacir sıfatı bulunmadığından uyuşmazlığın nisbi ticari dava da olmadığı ve uyuşmazlıkta ticaret mahkemesinin görevli olmadığı belirtilmiştir. Aynı şekilde İstanbul Bam 18.Hukuk Dairesinin 2024/1389 E., 2024/1167 K. Sayılı ilamında da derneğe karşı açılan davada asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu belirtilmiştir. Somut dosyada ise; eldeki dava, mutlak ticari dava olmadığı gibi davalı tacir ise de davacı dernek olup tacir sıfatı bulunmadığından davanın nispi ticari dava niteliğinin de olmadığı anlaşılmakla, bu durumda görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi değil, Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu kanaatiyle mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. KARAR : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Uyuşmazlığın niteliğine göre dava tarihi nazara alınarak davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde açılması gerektiği Mahkememizin GÖREVSİZ olduğu anlaşılmakla HMK 114/1 c ve 115/2 maddesi gereğince DAVA ŞARTI YOKLUĞU NEDENİYLE DAVANIN USULDEN REDDİNE, 2-Karar kesinleştiğinde ve kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine, 3-Kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği taktirde RESEN, HMK'nın 20. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine, 4-HMK'nın 331/2 maddesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceği, gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkemenin dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceği ön görüldüğünden yargılama giderleri konusunda bu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına, 5-Dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi halinde gider avansının ilgili mahkeme veznesine aktarılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda; gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize sunulacak veya gönderilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.31/12/2024 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2017/12019, K. 2019/1050, T. 13.02.2019, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2017-12019-e-2019-1050-k-b00aed1ced44