İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2017/1047 E. 2025/912 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2017/1047
Karar No
2025/912
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2017/1047 Esas KARAR NO :2025/912

DAVA:Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:28/11/2017 KARAR TARİHİ:02/12/2025

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; “…Davacı şirketin gemi acenteliği ve lojistik hizmetleri şirketi olduğunu, taraflar arasında 01.01.2016 tarihinde Hizmet Sağlayıcı Sözleşmesi akdedildiğini, imzalamış oldukları sözleşmenin 3.1 maddesinde 31.03.2018 tarihine kadar diğer bir deyişle 27 ay geçerli olduğunu belirttiklerini, sözleşme çerçevesinde davacı şirketin Akdeniz Bölgesi’nde davalı şirketin müşterilerine sunduğu tüm ürün ve hizmetlerini münhasıran satmayı ve aracılık etmeyi kabul ettiğini, bu kapsamda yurtiçi nakliyat, ithalat ve ihracat olarak uluslararası Express, hava, kara ve deniz taşımacılığı, gümrükleme, depo ve antrepo, ordino, ardiye hizmetleri verdiğini, davacı şirketin hizmetlerini en iyi şekilde yürütebilmek üzere çok sayıda personel, eleman ve işçiyi kendi nam ve hesabında görevlendirildiğini ve bu kapsamda sözleşmeye duyduğu güven sebebi ile yüklü masraf altına girdiğini, davalının ise sözleşmeden doğan yükümlülüklerine yerine getirmediğini, bu sebeple davacı şirket nezdinde meydana gelen kar kaybının tespiti ile bu zararın tazmini talep edildiğini, sözleşmenin 4.3 maddede belirtildiği üzere davacı şirketin her ay sonunda davalı şirketin satılan hizmetler için hesapladığı maliyetler ile satış yaptığı müşterilere kesilen fatura tutarı arasındaki farkın %60’ı tutarında ki kısmı için davalı şirkete komisyon faturası kestiğini, başka bir deyişle elde edilen brüt satış karın davacı ile muhatap arasında %60, davacı ile davalı arasında %40 şeklinde paylaşıldığını, davacı şirketin sözleşmeye güven neticesinde yapmış olduğu yatırımlara karşılık davalının müşterileri ile ticari ilişkilerinin sonlanması sonucu ticari ilişkiline devam edemediğini, elde edilen brüt satış karının davacı ile davalı arasında paylaşılamadığını, dolayısıyla davacı şirketin zarara uğradığını ve yıllık geliri ortalama gelirinden mahrum kaldığını, davalının 27 ay devam edeceği taahhüdünde bulunduğu sözleşmeye aykırı davrandığını ve fiilen sözleşmeyi sonlandırdığını, açıklanan nedenlerle davacının ortalama yıllık karında meydana gelen kar kaybının USD olarak tespiti ile davalı tarafından şimdilik 2.500,00 USD tazminatın tahsiline karar verilmesini...” talep ve dava etmişlerdir.

CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;“…Sözleşmenin herhangi bir tarafça feshedilmediğini, halen yürürlükte olduğunu, davacının 23.10.2017 tarihinde bir ihtarname gönderdiğini, cevap verme amacıyla 10.11.2017 tarihinde ihtarname keşide ettiklerini, ardında davacı tarafından iş bu davanın ikame edildiğini, davacının iddialarının aksine gerek davacı tarafından gönderilen ihtarname gerekse iş bu davanın ikame tarihi itibariyle davalının tasfiyeye girmediğini, davalının 29.12.2017 tarih ve İstanbul Sicil Müdürlüğüne 03.01.2018 tarihinde tescil ettirdiği genel kurul kararı ile tasfiyeye girme kararı aldığını, davalının sözleşme tahtındaki tüm taşıma yükümlülüklerini eksiksiz olarak ifa ettiğini, davalının kendi ticari kararı ile 30.06.2017 tarihinde ticari faaliyetlerini durdurma kararı aldığını, anılan tarihten önce bağıtlanmış ya da ifası anılan tarih sonrasında gerçekleştirilecek tüm taşıma işlerinin de tamamlandığını, sözleşme uyarınca davalının kesintisiz hizmet sunma yükümlülüğü ve taahhüdü bulunmadığını, sözleşme tahtında hiçbir iş hacmi, ciro, asgari komisyon ya da kar taahhüdü verilmediğini, sözleşme kapsamında ön görülen herhangi bir cezai şart bulunmadığını, davacının daha fazla kar edememiş olmasının davalının sözleşme tahtındaki yükümlülüklerini ihlal ettiği anlamına gelmeyeceğini, davalının sadece davacı ile yapılmış sözleşmeye ilişkin değil tüm iş ve işlemlerini durdurma kararı aldığını, iddia edilen kar tutarının ispata muhtaç olduğunu, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesini...” talep etmişlerdir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava dilekçesi, cevap dilekçesi ve sair tüm evraklar hep birlikte incelenmiştir. Mahkememizce dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişi tarafından sunulan 12/10/2020 tarihli raporda özetle; "A, Mali Bakımdan, -Davacı kayıtlarında yer alan davacı tarafından davalı şirkete düzenlenen tüm faturaların suretlerinin dosyaya sunulması, ilgili faturaların davacı ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadığının irdelenmesi, sözleşmenin fiilen uygulandığı, taraflar arasında hesap hareketlerinin bulunduğu 2016 ve 2017 yıllarında davacı şirketin mali kayıtlarından sözleşme ile ilgili olan gelir-gider ve maliyet hesaplarının davacının diğer ticari işlemlerinden ayrıştırılmasının sağlanması, bu nedenle davacı tarafından davalı şirkete düzenlenen faturaların gelir hesap muavin ekstreleri ile davacı tarafından davalıdan alınan faturaların gider hesaplarının muavin ekstrelerinin ve sözleşmeye dayalı satılan malın/hizmetin maliyetinin diğer ticari maliyetlerinden ayrıştırılmış hesap ekstresinin sunulması ve doğruluğunun davacının kayıtlarında kontrol edilerek, talimat raporunun tekrar bu çerçevede yapılan çalışmadan sonra bir kez daha heyetimize tevdi ile davalı kayıtlarının gelen rapordan sonra bir kez daha incelenmesi gerektiği, Sözleşme Bakımından, Somut olayda hukuki sorunun sözleşmede belirlenen süre sona ermeden davalının ticari faaliyetlerini durdurma kararının sözleşmede kararlaştırılan edimlere aykırılık oluşturup oluşturmadığı, bu durumun taraflar arasındaki sözleşmeye etkisinin belirlenmesi, davalının (var ise) borca aykırı davranışlarının tespiti ve davacının taleplerinin yerinde olup olmadığının belirlenmesinden ibaret olduğu, Taraflar arasındaki Hizmet Sağlayıcı Sözleşmesi 1.1.2016 tarihinde kurulduğu (Yürürlük başlıklı sözleşme m. 4.9 hükm); 31.3.2018 tarihine kadar geçerli olduğu (Sözleşmenin Süresi ve Sona Ermesi Başlıklı m. 3), Raporda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, taraflar arasındaki sözleşmenin konusu ve süresi ile tarafların sözleşmeyi fesih haklarının düzenlendiği (m. 3) hükümlerden hareketle, taraflar arasında belirli süreli, sürekli borç ilişkisi bulunduğu ve sözleşmede belirlenen 27 aylık süre boyunca her birinin sözleşmede kararlaştırılan borçlarına uygun davranması gerektiği, Taraflar arasındaki 23.7.2017 tarihli yazışmada, özetle davalının tasfiye kararı aldığı, yeni rezervasyon ve fiyatlandırma alınmaması istendiği, ... ile iş ilişkisinin son bulduğunun ifade edildiği, Bu bildirimin bir fesih beyanı olup olmadığı Sayın Mahkemenin takdirinde olmakla birlikte davacının talepleri filli zarar ve kar kaybından ibaret olduğu eş deyişle olumlu zararının tazmini talep edildiği, sürekli nitelikli sözleşmenin nedensiz olarak erken feshedilmesi veya sözleşmenin ayakta olduğu sürede ifanın gereği gibi gerçekleşmemesi (kötü ifa) sebebiyle talep edilebilecek olumlu zarar arasında hükmün uygulanması bakımından fark olmadığı için değerlendirmemizin TBK m. 112 kapsamında yapıldığı, sözleşmede TBK m. 112 hükmünün uygulanmasına yönelik bir hükme ihtiyaç olmadığı, TBK m. 112 hükmünün yedek hüküm niteliğinde olduğu, bu yönü ile dosya kapsamındaki 16.09.2019 tarihli Bilirkişi Raporuna katılmadığımızı, davalının sözleşmenin ayakta olduğu ve feshedilmediği iddiası karşısında yukarıda yer verilen yazışmanın hukuki nitelemesi konusunda nihai takdir Sayın Mahkemede olmak üzere TBK m. 112 uyarınca borca aykırılıktan sorumluluğun şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği ve bu doğrultuda sorumluluğun doğup doğmadığının irdelendiği, Raporda yer verilen yazışma uyarınca, davacının 22.6.2017 tarihinden itibaren iş ilişkisinin sonlandırıldığı ve bu tarihten itibaren adlarına fiyatlandırma ve yeni rezervasyon alınmaması gerektiğinin belirtildiği, sözleşmenin süresinin 31.3.2018 tarihinde sona ereceği düzenlemesi karşısında 22.6.2017 tarihinden itibaren fiyatlandırma ve yeni rezervasyon alınmaması yönündeki bildirim borca aykırı davranış olduğu, Davacının 30.6.2017 ile 31.3.2018 tarihleri arasındaki kar kaybı ile fiili zararlarını talep ettiği, Mahkemenin 12.12.2019 tarihli ara kararında yerine getirmesini istediği açıklama, talep konusu tüm zarar kalemlerinin olumlu zarar niteliğinde olup TBK m. 112 hükmünün uygulama alanı içinde olduğu, TBK m. 112 uyarınca zararın tazmin edilmesi için borca aykırı davranışında borçlunun kusurlu olması ve zarar ile borca aykırı davranış arasında uygun nedensellik bağının varlığı gerektiği, kusur karinesi gereği kusursuzluğunu ispat borçlu üzerinde ise de zarar ile borca aykırı davranış arasındaki nedensellik bağının, zararın varlığının ve miktarının ispat yükü alacaklı davacı üzerinde olduğu (TBK m. 114 atfı ile m. 50-51), —Somut olayda, davacının var ise (aşağıda değerlendirilenlerin dışında) boşa giden yatırımlarına ilişkin belgeleri sunması gerektiği, Yatırım kapsamında değerlendirilebilecek olan 71 işçinin istihdam edilmesine ilişkin sözleşmenin ise davalı tarafından iş ilişkisinin sonlandırıldığı bildirimi yapılan 22.6.2017 tarihinden 6 ay 1 hafta sonra 28.12.2017 tarihinde ve 27.2.2018 tarihinde kurulduğu göz önüne alındığında kar kaybının hesaplanmasında nihai takdir Sayın Mahkemede olmak üzere göz önüne alınmaması gerektiği, davacının hem davalının yazışmasında bildirdiği 22.6.2017 tarihinden itibaren borçlarını ifa etmediği ve davacının da bu tarihten itibaren sözleşme kapsamında kar elde edemediği hem bu tarihten 6 ay sonra 28.12.2017 ve 27.2.2018 tarihinde söz konusu sözleşme edimlerini ifa etmek için işçi istihdam etmesinin mümkün görünmediği, bu talebin ancak istihdam edilen işçilerin 30.6.2017 tarihinden önce Hizmet Sağlayıcı Sözleşmesi kapsamında elde edilen işlerin yürütülmesi için istihdam edildiği iddia edilmesi halinde davacının iddiasının ispat yükü kendisine ait olmak üzere kabul edilebileceği, Sayın Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde 28.12.2017-27.2.2018 tarihinden sözleşmenin bitiş tarihine kadar fiili zarar (sözleşme maliyeti) hesaplanması gerektiği ancak bu halde bu tarihler arasındaki kazançların, kar mahrumiyeti hesabında göz önünde bulundurulması gerektiği, Davacının sözleşme m. 4.4 uyarınca aynı ofisin kullanılacağı ve ofisin kirası ile genel giderlerinin birlikte finanse edileceğini bu bağlamda dosyaya 1.4.2017 tarihli (545 yıl süreli) kira sözleşmesi ibraz ettiğinin görüldüğü, Kira sözleşmesinin, uyuşmazlık konusu Hizmet Sağlayıcı Sözleşmesinin kurulmasından 15 ay sonra kurulması ve Hizmet Sağlayıcı Sözleşmesinin olağan sona erme süresinden 4 yıl (45 yıl) sona erecek olması hususunun değerlendirilmesinde nihai takdir Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, bu kira sözleşmesinin kurulmasının işbu Hizmet Sağlayıcı Sözleşmesinden doğan davalı ile davacı arasındaki işbirliği yükümlülüğünden kaynaklandığının ispat edilmesi eş deyişle kira ilişkisinin kurulması ile esas sözleşmeden doğan işbirliği yükümlülüğü arasında uygun nedensellik bağının bulunduğunun tespit edilmesi ile değerlendirme yapılabileceği, salt kira sözleşmesinin varlığının tazminat hesabına yeterli olmadığı, bu bağlamda mali incelemede, 1.4.2017 tarihli kira sözleşmesinden doğan yükümlülüklerin birlikte finanse edilip edilmediği değerlendirilerek, bu değerlendirme sonucunda Hizmet Sağlayıcı Sözleşmesinin süresi ve tespit edilebilirse kira bedeli oranına göre birlikte finansman oranları ile sınırlı olarak fiili zarar hesaplanabileceği, Davacının 30.6.2017 tarihinden itibaren sözleşme kapsamında elde edebileceği ve işin durdurulması sebebiyle elde edemediği komisyon alacaklarının (brüt satış karının 4 60'ı)nın hesaplanması ile kar kaybının bulunacağı, davalının sözleşmeden doğan borçlarını süresinden önce ifa etmemesi ve davacıya gönderdiği 22.6.2017 tarihli bildirimi ile yeni Tezervasyon ve fiyatlama yapılmaması gerektiğini beyan etmesi karşısında davacının 30.6.2017 tarihinden itibaren komisyon alacaklarından mahrum kaldığını beyan ettiği, şu halde olumlu zarar niteliğindeki kar kaybının, sözleşmenin olağan sona erme süresi olan 31.3.2018 tarihi ile davacının talep ettiği 30.6.2017 tarihi arasındaki brüt karın “> 60'ının hesaplanması ile tespit edilebileceği, bu zarar kaleminin de olumlu zarar olarak TBK m. 112 hükmü kapsamında olduğu, kar kaybının hesaplanması ilkelerine göre, karın elde edilebilmesi için yapılacak zorunlu masrafların ve kar kaybı istenen sürede davacının yeni bir iş yapıp yapmadığının veya yapmadı ise yeni bir işe başlaması için gereken olağan sürenin göz önünde bulundurularak bu süre ile sınırlı hesaplama yapılması gerektiği," şeklinde görüş bildirilmiştir. Mahkememizce dosyanın tarafların itiraz ve beyanları kapsamında ek rapor alınmak üzere bilirkişi heyetine tevdi edildiği, bilirkişi heyeti tarafından sunulan 07/07/2021 tarihli ek raporda özetle; "Her türlü nıhai karar ve hukuki değerlendirme Sayın Mahkeme’ye ait olmak üzere; A. Mali Bakımdan, -Yukarıda gerekçeleri açıklandığı üzere davacının kar mahrumiyeti talep etme hakkı bulunduğunun Sayın Mahkeme tarafından kabulü halinde incelemenin işin doğası gereği ve Sayın Mahkemenin talimat raporunda belirttiği görevlendirmeye uygun olarak davacı şirket ticari defter ve kayıtlarında yapılması gerektiği, -Kök raporda talep edilen davacının düzenlediği fatura suretlerinin sunulmadığı anlaşıldığından cari hesap mutabakatının da davacı kayıtlarını inceleyen bilirkişi tarafından yapılmasının zaman açısından daha ekonomik olacağı, bu amaçla yerinde inceleme ile temin edilen davalının davacıya düzenlediği fatura suretlerinin, muhasebe kayıtlarının, cari hesap ekstresinin davacı kayıtlarına destek olacağı bilindiğinden dosyaya USB Bellek ortamından ibraz edildiği, (2 adet bellek) -Sayın Mahkeme tarafından yeniden dosyanın tarafımıza tevdi yönünde bir görevlendirme yapılması halinde dahi yapılabilecek çalışmanın mevcut bilirkişi raporunu sunulanlar ile kıyas etmekten teye gidemeyeceği, her hâlükârda kar mahrumiyetinin ve var olduğu iddia edilen zararların davacı kayıtlarından tespiti gerektiği, Görüşüne varılmaktadır. B. Sözleşme Bakımından - Bu başlık altında Sayın Mahkemenin 08.02.2021 tarihli ara kararında belirtilen sınırlamaya uygun şekilde davacı vekilinin bilirkişi heyet raporlarına karşı beyanlarının değerlendirildiği, - Davacının kök raporda, sözleşme bakımından yapılan değerlendirmeye itirazlarının temelde talep ettiği zarara ilişkin olduğu, davacının sözleşmeye duyduğu güven nedeniyle ticari işlerini, itibarını geliştirmek ve sözleşmesel yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmek için yaptığı yatırım ve harcamalardan biri olan 71 işçinin istihdam edilmesi hususu ticari hayatın olağan akışına uygun bir durum olduğunu beyan ettiği, kök raporda bu konu hakkında alternatifli değerlendirme yapıldığı, alternatifli değerlendirme kapsamında nihai takdirin Sayın Mahkemede olduğu, - Davacının, ticari faaliyetleri kapsamında yurt içi nakliyat, ekspres/hızlı hava-kara-deniz taşımacılığı, gümrük, depo-antrepo, ardiye ve ordino entegre hizmetlerini bir bütün olarak sağlamayı üstlenmesi, bu hizmetler bütününün lojistiğin bileşenlerini oluşturması, dolayısıyla bu hizmetlerin verilebilmesi için nakliye, filo, depo, emtia/eşya akışı yönetimi, sipariş işleme, talep planlama, gümrük işlemleri ve dağıtım gibi hizmet akışının sağlanması gerekmesi ve ayrıca bu hizmet akışının sağlanması için altyapı yatırımlarına ve uzman personel istihdamına ihtiyaç duyulması nedeniyle işçi istihdamı yapılmasının zaruri bir ihtiyaç olduğunun aşikar olduğunu beyan ettiği, kök raporda profesyonel işçi istihdamına ihtiyaç olmayacağı yönünde bir değerlendirmemizin yer almadığı, 71 işçinin istihdamının zorunlu olup olmadığı bakımından değil, davalının 22.6.2017 tarihli bildirimi sonrası istihdamının kar kaybına esas alınıp alınmayacağı bakımından alternatifli değerlendirme yapıldığı, - Davacı, 23.10.2017 tarihinde davalının tasfiyesini sorgulayan ihtarnamesine karşı 10.11.2017 tarihinde davalının tasfiyesinin söz konusu olmadığı şeklindeki cevap verilmiş olmasının davacının Hizmet Sağlayıcı Sözleşmesi kapsamında yaptığı yatırımlara devam etmesine, arttırmasına ve bu sebeple zararın büyümesine sebep olduğu" şeklinde görüş bildirilmiştir. Mahkememizce dosyanın tarafların itiraz ve beyanları kapsamında ek rapor alınmak üzere bilirkişi heyetine tevdi edildiği, bilirkişi heyeti tarafından sunulan 10/06/2022 tarihli ek raporda özetle; "NETİCE Her türlü nıhai karar ve hukuki değerlendirme Sayın Mahkeme’ye ait olmak üzere; Mali Bakımdan, Önceki kök ve rapordaki diğer tespitlerde geçerli olmak üzere bu kez davacı vekilinin dava konusu ettiği mahrum kalınan kar tutarı 44.629,32 TL ve karşılığı 11.380,96 USD olarak hesaplanmıştır. Olası hükmün TL veya USD bazlı olup olmayacağı Sayın Mahkemenin takdirlerine aittir." şeklinde görüş bildirilmiştir. Mahkememizce dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişi tarafından sunulan 13/04/2023 tarihli raporda özetle; "6) SONUÇ : Rapor içeriğinde yapılan açıklamalar muvacehesinde, dosyaya mübrez belge, bilgi, dava dosyası, davalı yana ait ticari defter ve belgeler ile sınırlı olarak yapılan tespit, inceleme ve değerlendirmeler neticesinde; a) Dava konusunun, taraflar arasında akdedilen 01.01.2016 tarihli Hizmet Sağlayıcı Sözleşmesi kapsamında davalı yanın sözleşmeye aykırı davrandığı iddiası ile davacı şirket nezdinde meydana gelen kar kaybı yönünden zararın tespiti ve şimdilik 2.500,00 USD’nin davalı yandan tahsili talebinden ibaret olduğu, b) Davacı ... ve Loj. Hizmetleri San. Tic. Ltd. Şti.’nin ticari defterleri üzerinde talimat yoluyla inceleme yapılmış olup ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi ... Talimat sayısıyla tanzim edilen 16.09.2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacı şirketin 2016-2017 ve 2018 yıllarına ait defter kayıtları üzerinde yapılan inceleme ve yukarıda ayrıntısı belirtilen alacak borç cari hesaplarında yapılan mahsuplaşma neticesinde davalı ...’dan 133.279,28 TL davacının cari hesap alacağı olduğu tespit edilmiştir, Taraflar arasında düzenlenen 01.01.2016 tarihli hizmet sağlayıcı sözleşmesi üzerinde yapılan incelemede davacının mahrum kalacağı kar tutarına ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığı, sözleşme gereği davacının kar mahrumiyeti talep etme hakkı bulunmadığı kanaatindeyim, Ancak 01.01.2016-31.03.2018 tarihli aralığı 27 aylık süre içerisinde davalı şirket 29.12.2017 tarihi itibari ile tasfiye kararı aldığı, bu tarihten itibaren faaliyetini durdurduğu, bu nedenle sözleşmenin kalan 3 aylık süresinde davacının durdurulan faaliyet nedeniyle zarara uğrayacağına ilişkin mahkemenin kabulü halinde, davacı şirketinin önceki dönemlerde 01.01.2016-31.07.2017 tarih aralığı 24 aylık kurumlar beyannamelerindeki kar tutarları referans alınarak 2018 takvim yılının ilk 3 ayına ilişkin mahrum kalınan kar tutarı hesabı2018 takvim yılı ilk 3 ay için kar tutarı 60.385,60 TL olabileceği kanaatindeyim…” şeklinde görüş bildirildiği, c) Davalının 2016-2017 yılları ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, d) Davalının incelenen ticari defterlerine göre; Davalının incelenen kendi ticari defterlerinde, davacı ile olan cari hareketlerini 120. Alıcılar hesabı adı altında 3 ayrı alt hesapta izlediği, üç ayrı hesabın toplanması ile 31.12.2016 dönem sonu itibariyle davalı yanın davacı yandan (137.311,49 + 3.860.454,02 + 28.248,21 TL=) 4.026.013,72 TL alacaklı olduğu, 31.12.2017 dönem sonu itibariyle ise herhangi bir borç/alacak bakiyesinin bulunmadığı, e) Taraflar arasında 01.01.2016 tarihinde 31.03.2018 tarihinde kadar 27 ay süreli Hizmet Sağlayıcı Sözleşmesi akdedildiği, f) Davalı şirketin sözleşme süresi içerisinde kendi ticari kararı ile 30.06.2017 tarihinde ticari faaliyetlerini durdurma ve 29.12.2017 tarih ve T.C. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü’ne 03.01.2018 tarihinde tescil ettirdiği genel kurul kararı ile tasfiyeye girme kararı aldığı, g) Davacı yanın talebinin ise sözleşmenin süresinden önce sona ermesinden kaynaklı oluşan kar kaybının USD olarak tahsili noktasında toplandığı, bu bağlamda dava konusu talebin talep edenin ticari defter ve kayıtları ve mali tabloları nezdinde yapılacak inceleme ile tespitinin gerektiği, h) Diğer yandan, Mahkemeniz 15 no.lu 02.02.2023 tarihli celsesinde davacı şirketin defterlerinin incelenmesi için ... Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmasına karar verilmiş, iş bu ara karara ilişkin rapor tarihi itibariyle dosyaya henüz talimat raporu sunulmamış olup, dava konusu uyuşmazlığın tespiti bakımından taraflar arasındaki sözleşmeye dayalı satılan mal veya hizmetin diğer ticari faaliyetlerden ayrıştırılması ve kayıtların doğruluğunun davacı defterlerinde kontrol edilmesi gibi sair hususlar nedeniyle davacı yanın ticari defterleri üzerinden kar kaybı hesabının yapılması gerekeceği," şeklinde görüş bildirilmiştir. Mahkememizce dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişi tarafından sunulan 24/07/2023 tarihli raporda özetle; "VI. SONUÇ VE KANAAT: Yukarıda inceleme ve tespitler bölümünden ayrıntılı olarak tespit ve izah edildiği üzere; 1) Raporumuzda noter tasdik bilgileri yazılı davacı ticari defter kayıtlarına göre, 31.12.2016 tarihi itibarı ile davalıya 3.531.767,79 TL tutarında BORÇLU olduğu, 31.12.2017 tarihi itibarı ile davalıya 24.003,32 USD karşılığı 116.338,46 TL tutarında, 7.870,00 USD karşılığı 35.536,99 TL tutarında olmak üzere toplam 161.816,06 TL tutarında BORÇLU olduğu, 31.12.2018 tarihi itibarı ile davalıya 24.003.32 USD karşılığı 126.279,07 TL, 7.870,00 EURO karşılığı 47.440,36 TL tutarında olmak üzere toplam 173.719,43 TL tutarında BORÇLU olduğu, 2) Raporumuzda noter tasdik bilgileri yazılı davacı kayıtlarına göre 2015 ticari yılına ait vergi sonrası net karının 61.952,48 TL, 2016 ticari yılına ait vergi sonrası net karının 48.386,39 TL, 2017 ticari yılına ait vergi sonrası net karının 335.880,15 TL 2018 ticari yılına ait vergi sonrası net karının 323.784,05 TL olduğu," şeklinde görüş bildirilmiştir. Mahkememizce dosyanın tarafların itiraz ve beyanları kapsamında ek rapor alınmak üzere bilirkişi heyetine tevdi edildiği, bilirkişi heyeti tarafından sunulan 18/12/2023 tarihli ek raporda özetle; Davacı şirketin ticari defterlerinde mevcut, ... Liman Vergi Dairesi’nin ... vergi kimlik numarasına beyan edilmiş, bünyesinde mali tabloları barındıran Kurum Vergi Beyannamesi ile uyumlu 2015, 2016, 2017 ve 2018 yılına ait Faaliyet Gelirleri, Faaliyet Maliyetleri ve Faaliyet Giderlerine ilişkin hesap meblağları yukarıda yer almakta olup; ✓ Faaliyet gelirlerinin ne kadarlık bir kısmının, dava konusu olan ticari münasebete ilişkin olduğunun belli olmadığı, ✓ Faaliyet maliyetlerinden ne kadarlık bir kısmının, dava konusu olan ticari münasebete ilişkin olduğunun belli olmadığı, ✓ Faaliyet giderlerinin ne kadarlık bir kısmının, dava konusu olan ticari münasebete ilişkin olduğunun belli olmadığı, ✓ Davacı şirketin 2015 yılı vergi sonrası net karının 61.952,48 TL, 2016 yılı vergi sonrası net karının 48.386,39 TL, 2017 yılı vergi sonrası net karının 335.880,15 TL, 2018 yılı vergi sonrası net karının 323.784,05 TL olduğu, davacı şirketin, yıllar içerisinde davalı ile ticari ilişki kapsamında ne kadar kazanç elde edildiğinin tespitinin mümkün olmadığı, ✓ Davacı ... Şirketi’nin, davalı... Şirketine düzenlemiş olduğu e-faturaların ne kadarlık bir kısmının davalı tarafından, kendi sistemine dahil edilip edilmediğinin veya iade faturası kesip kesmediğinin davacı ticari defter kayıtları üzerinden tespit edilemediği, ✓ Davacı şirketin 2015 yılı net satışlarının 5.719.557,64 TL olduğu, net karlılık oranın %1,08 olduğu, 2016 yılı net satışlarının 7.916.826,17 TL olduğu, net karlılık oranın %0,61 olduğu, 2017 yılı net satışlarının 36.537.834,88 TL olduğu, net karlılık oranlarının ise %0,92 olduğu, 2018 yılı net sat satışlarının ise 76.207.816,83 TL olduğu, net karlılık oranının ise %0,42 olduğu, davacı ticari defter kayıtlarında net karlılık oranlarından, ne kadarlık bir kısmının, dava konusu ihtilafa ilişkin olduğunun tespitinin mümkün olmadığı, ✓ Davacı ticari defter kayıtlarında, dava konusu sözleşme konusu ile ilgili faaliyet gelirleri ile maliyetlerinin ayrı tutulmadığı, faaliyet gelirleri ile maliyet ve masrafların, şirketin diğer faaliyetlerini de kapsayacak şekilde tutulduğu, dava konusu gelirlerin maliyetine ilişkin bir hesaplama yapılmasının mümkün olmadığı, ✓ Davacı ticari defter kayıtları üzerinde, sadece, davalı ile olan ticari münasebete ilişkin cari hesap hareketlerinin mevcut olduğu, cari hesap le ilgili açıklama ve tespitlerimizin 30.05.2023 tarihli raporun 2’nci sayfasında mevcut olduğu, ✓ Davacı şirketin, davalı şirket arasında akdedilmiş sözleşemeye, davacının duyduğu güven nedeniyle, ticari itibarını geliştirmek ve sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmek için yapıldığı iddia edilen yatırım ve harcamalara ilişkin meblağların 258- Yapılmakta Olan Yatırımlar Hesabında kayıt ve işlem görmesi gerektiği, işletmelerde yapımı süren ve yapımları tamamlandığında ilgili bütçenin duran varlık hesabına aktarılacak olan her türlü araç gerecin yanı sıra işçilik ve giderlerinin de izlendiği bu hesapta, her hangi bir meblağın mevcut olmadığı, mevcut olmadığını gösteren bilançoların dava dosyası kapsamında bulunduğu, tespitlerimiz ile davacı itirazlarının takdiri Sayın Mahkemeye bırakılmıştır. b) Davalı İtirazlarının değerlendirilmesi; Davalı tarafın itirazları arasında, davacıya verilen sürelere rağmen davacı tarafın ticari defterlerini sunmadığı, süresinden sonra sunulan ticari defterlerin incelenmesine muvafakatlerinin olmadığı, davacı ticari defter kayıtlarında bilirkişi incelemesine gidilmesinin yasa ve yüksek mahkeme kararlarına aykırı olduğu, 30.05.2023 tarihli bilirkişi raporu ile aleyhlerine tespit edilen hususlarının bulunduğu, hukuki değerlendirme gereken davalı itirazlarının takdiri Sayın Mahkemeye bırakılmıştır." şeklinde görüş bildirilmiştir. Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamının yapılan incelemesinde; davanın taraflar arasında imzalanan 01/01/2016 tarihli hizmet sağlayıcı sözleşmesi uyarınca sözleşmenin erken feshi nedeniyle meydana gelen kar kaybı yapılan diğer masraflar ve zararlarının tazmini talebine ilişkin olduğu, davacı ile davalı arasında 01/01/2016 tarihinde hizmet sağlayıcı sözleşmesi akdedildiği, bu sözleşme uyarınca davacının davalının Akdeniz bölgesinde müşterilere sunduğu ürün ve hizmetleri satmayı ve aracılık etmeyi yüklendiği, bu sözleşme uyarınca hasılatın nasıl yapılacağının kararlaştırıldığı, sözleşme süresinin 31/03/2018 tarihine kadar olacağının kararlaştırıldığı, davalının 30/06/2017 tarihinde ticari faaliyetlerini durdurma kararı aldığı ve davalı şirketin genel kurur kararı ile 29/12/2017 tarihinde tasfiye kararının alındığı ve bu kararın 03/01/2018 tarihinde ticaret sicilde ilan edildiği, davalının davacıya gönderdiği e posta ile 22/06/2017 tarih itibarıyla iş ortaklığının sona erdirdiğinin bildirildiği, bildirme tarihinin 30/06/2017 tarihi olduğu, mahkememizce konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor aldırıldığı, düzenlenen bilirkişi raporu ve dosyadaki tespitler dikkate alındığında, taraflar arasında düzenlenen 01/01/2016 tarihli sözleşmenin bitiş süresinin 31/03/2018 tarihi olmasına rağmen davalının 30/06/2017 tarihli sözleşmeyi fesih iradesi ile 22/06/2017 tarihi itibarıyla ortaklığın(iş ilişkisinin) sona erdirilmesinin borca aykırı bir davranış teşkil ettiği, taraflar arasında yapılan sözleşme uyarınca davacının alması gereken kar kaybının sözleşmenin bitiş süresi dikkate alınarak hesaplandığı, davacının tespit edilen bu alacağın harcını yatırması nedeniyle mahkememizce kabul edildiği, taraflar arasındaki faturalar incelendiğinde, faturalandırmanın USD cinsinden yapıldığı ve davalının buna itiraz etmediği, bu nedenle USD cinsinden yapılan talebin yerinde olduğu, davalının davacıya göndermiş olduğu e postanın fesih bildirimi niteliğinde olduğu, fesih koşullarını taşıdığı ancak sözleşmenin belirlenen süreden önce iş faaliyetinin durdurması gerekçesi ile davacı ile yapılan sözleşmenin feshedilmesinin basiretli tacir eylemi olmadığı gibi TTK 112 ve devamı maddeleri uyarınca da sözleşmeye aykırılık teşkil ettiği ve haksız fesih mahiyetinde olduğu anlaşıldığından aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere; 1-Davacının davasının kabulü ile 11.380,96 USD'nin 3095 sayılı yasanın 4 a maddesi uyarınca devlet bankalarının yabancı ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Alınması gereken 25.258,57-TL karar ve ilam harcından 168,28-TL peşin harç ile 6.315,00-TL tamamlama harcının mahsubu ile geriye kalan 18.775,29-TL eksik harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafça başlangıçta yapılan 204,28-TL yargılama gideri ile yargılama aşamasında yapılan 13.791,50-TL masraf olmak üzere toplam 13.995,78-TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 4-Gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, 5-Davacı taraf vekille temsil olunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 59.162,24-TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, Dair, HMK 345 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten başlayarak iki hafta içinde HMK 342 maddesi gereğince düzenlenmiş dilekçe ile HMK 343 maddesi uyarınca mahkememize veya başka bir mahkemeye yapılacak başvuru ile HMK 341/1 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olarak davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 02/12/2025

Katip ...

Hakim ...

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2017/1047, K. 2025/912, T. 02.12.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2017-1047-e-2025-912-k-e8c095a2a732