İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2016/7139 E. 2016/9125 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2016/7139
Karar No
2016/9125
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/252 Esas KARAR NO : 2024/1084 DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 29/05/2019 KARAR TARİHİ : 18/11/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı davacı müvekkili firma eski çalışanı ...... 30.03.2017 yılında müvekkili şirketten tazminatını da alarak ayrıldığını, müvekkili firmada çalıştığı süre içerisinde kademeli olarak önce müşteri ilişkileri, sipariş alma takibi ve teslimi departmanı ve şirketin tüm muhasebe işlemlerini (muhasebeci olarak), muhasebe kayıtları müşteri iletişim bilgilerinin bulunduğu departmanda tek kişi olarak çalıştığını, dolayısı ile şirketin en önemli departmanlarında yer aldığını, firmada üretim departmanında usla çalışanlar olan ...... 'da ayrıldığını, sebepsiz olarak ayrılan çalışanların davalı yanın yakından tanıdığı yanına aldığı dava dışı ...... 'in girişimi ile davacı müvekkili firmadan ayrıldıklarını ve davalı yanın yanında (rakip firmada) çalışmaya başladıklarını müvekkili firmanın öğrendiğini, davalı yanın sektör içerisinde davacı müvekkili aleyhine haksız rekabet oluşturabilecek faliyetleri olduğunu haricen öğrendiğini, dava dışı ...... davacı müvekkilinin firmasında çalıştığı süre içerisinde bulunmuş olduğu departmanlarda, edinmiş olduğu şirket sırlarını ve müşteri çevresini müvekkili firmadan ayrıldıktan sonra çalışmaya başlamış olduğu yani iş yeri olan davalı ..... plastik isimli firma ile paylaştığını ve iş kaybına doğrudan ticari zarara sebebiyet verdiğini belirterek Arz davanın kabulü ile , fazlaya dair tüm talep ve dava haklarını saklı tutarak şimdilik 1.000 TL maddi tazminat ile davacı müvekkil şirketin uğramış olduğu çöküntü nedeniyle 50.000 TL manevi tazminatın haksız fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte, yargılama giderleri ve ücret-i vekâletin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; haksız rekabetten kaynaklanan tazminat davası olarak açılan ve tarafına yalnızca dava dilekçesi gönderilen davaya ilişkin davacının iddialarını kabul etmediklerini, dava dilekçesinde haksız rekabete dayalı iddiaların somut delilden uzak hayali iddialar olduğunu, müvekkili şirket yıllardır sektöründe başarılı bir şirket olduğunu, Müvekkili .......'ın da basiretli bir tacir olarak ticaret hayatına devam ettiğini, davacının iddia ettiği üzere haksız bir rekabet söz konusu olmadığını, müvekkilinin Davacı şirketin müşterisini almak, haksız rekabete konu olabilecek davranışlarda bulunmak gibi bir durumun söz konusu olmadığını, müvekkilinin haksız rekabetten doğan bir kazancı bulunmadığını ve davacının haksız rekabet nedeni ile ticari zarara uğratmadığını, müvekkili ile herhangi bir ilgisi bulunmayan Müvekkiline yüklenebilecek herhangi bir vakıanın bulunmadığı davanın reddini, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddini yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. Mahkememizce duruşma ara kararı ile Tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, dosya kapsamı belgeler ve her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtlar incelenmek sureti ile davalının davacıya karşı fiillerinin haksız rekabet teşkil edip etmediği, haksız rekabetin tespiti halinde davacının maddi zararının bulunup bulunmadığı konusunda bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olmakla, mali müşavir ..... ve Nitelikli Hesaplamalar uzmanı ...... 'in raporunda özetle; Taraflar arasındaki uyuşmazlık konusunun; davalı şirketin davacıya karşı haksız rekabetinin olup olmadığı, haksız rekabetin tespiti halinde davacının zararının bulunup bulunmadığı, buna bağlı olarak maddi ve manevi tazminatın tahsili şartlarının oluşup oluşmadığı, davalının itirazlarının yerinde olup olmadığı hususunda toplandığı, davacının 2018 yılı ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunmadığı, 2016, 2017, 2019 ve 2020 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, davalı şirket ticari defterleri ile ilgili olarak; davalı şirketin Mahkemece belirlenen incelemeye katılmadığı ve yerinde inceleme talebi bulunmadığından ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılamadığı, davacı şirkete ait gelir tabloları incelendiğinde; dava dışı davalı çalışanı ...... ’in davacı şirketten 30.03.2017 tarihinde ayrıldığı ve davalı şirkette çalışmaya başladığı, davalı şirketin Maliye’ye 31.12.2016 tarihi itibariyle (+) 15.490,54 TL kar bildirdiği, 31.12.2017 tarihi itibariyle (+) 21.051,18 TL kar bildirdiği, 31.12.2018 tarihi itibariyle (+) 30.829,79 TL kar bildirdiği, 31.12.2019 tarihi itibariyle (-) 388.752,79 TL zarar bildirdiği, 31.12.2020 tarihi itibariyle (-) 427.689,53 TL zarar bildirdiği, Dava dilekçesindeki “dava dışı ...... davacı firmasında çalıştığı süre içerisinde bulunmuş olduğu departmanlarda, edinmiş olduğu şirket sırlarını ve müşteri çevresini müvekkil firmadan ayrıldıktan sonra çalışmaya başlamış olduğu iş yeri olan davalı ..... Plastik isimli firma ile paylaştığını, iş kaybına doğrudan ticari zarara sebebiyet verdiğini, tüm şirket sırlarını paylaştığını, müvekkil şirketin müşteri portföyünü de yeni başladığı ismi geçen firmaya götürdüğünü” beyanlara ilişkin olarak, davalı şirket ticari defter ve belgeleri ibraz edilmediğinden davacı beyanlarına ilişkin inceleme yapılamadığı, davalı tarafından haksız rekabet eyleminde bulunulduğuna yönelik iddianın ispata muhtaç olduğu, bu bakımdan davacının taleplerinin yerinde olmadığı görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Bilirkişi Heyetinin ek raporunda özetle; Davalı BA-BS formlarındaki müşteriler ile davacı müşteri portföyünün benzeşmediği, bu itibarla davacının davalı aleyhindeki haksız rekabet iddialarının davacının ispatına muhtaç olduğu, bu itibarla kök rapordaki görüş ve kanaatimizde bir değişiklik oluşmadığı görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Bilirkişi heyetinin 2. Ek raporunda özetle; değerlendirmeler neticesinde; Davacının kâr mahrumiyetinin hesaplanabilmesi için dava konusu edimin gerçekleştiği dönem itibariyle mali tablolarında kârında azalmanın tespit edilmesi veyahut davacı yanın müşteri portföyünde bulunan müşterilere davalı tarafından yapılan satışların tespit edilmesi gerektiği, davacı yanın dava konusu edimin gerçekleşmesi(30.03.2017) akabinde 2 yıl boyunca dönem net kârında azalış meydana gelmediği 2019 yılı itibariyle davacı şirketin -388.752,79 TL zarar bildirdiği 2020 yılı itibariyle ise -427.689,53 TL zarar bildirdiği kök raporda tespit edildiği, mezkur zararların davacı yanın Net Satışlarındaki düşüşten kaynaklanmadığı 2019 yılı itibariyle artan Satış Maliyetleri ve Genel Yönetim Giderlerindeki artışlardan kaynaklandığı, Mahkemenin davalı yanın davacı müşteri portföyünde bulunan müşterilerinden ..... Mutfak Ürün. San. ve Ltd. Şti.’ne 2019 yılında 1 adet fatura karşılığı 5.137,00 TL tutarında yapmış olduğu satışın davacı yanın kâr mahrumiyetine neden olduğu yönünde kanaate varması halinde davacı yanın mezkur satıştan elde etmesi muhtemel kâr 160,79 TL olarak hesap edildiği görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Mahkememizce duruşma ara kararı ile Dava dosyamızın bilirkişi heyetine tekrar tevdi edilerek; davalının incelemeye esas olacak şekilde defter sunmaması nedeniyle bilirkişi 2. Ek raporunda belirtilen 2019 ve 2020 yılına ait zararlara sebebiyet verildiği düşünülen artan satış maliyetlerinin ve genel yönetim giderlerinin ne kadar olduğunun tespitinin yapılmasının istenilmesine, bu tespitten sonra davacının bunlar haricinde bir zararı var ise toplam zararlarının ne kadar olduğu konusunda tespit yapılmasının istenilmesine karar verilmiş olmakla, bilirkişi heyetinin 21/02/2024 tarihli ek raporunda özetle; değerlendirmeler neticesinde; Kök ve önceki ek raporlarda da belirtildiği üzere, davacı yanın 2016 yılında 15.490,54 TL, 2017 yılında 21.051,18 TL, 2018 yılında 30.829,79 TL olmak üzere kâr etmiş olduğu ancak 2019 yılında önceki yılların aksine -388.752,79 TL zarar, 2020 yılında da -427.689,53 TL zarar etmiş olduğu, mezkur zararların temel kaynağının Satış Maliyetleri ve Genel Yönetim Giderlerindeki artış olduğu anlaşılmakla birlikte Finansman Giderlerinde de belirli bir oranda artış olduğu, Mezkur maliyet ve gider kalemlerindeki artışın nedeni salt mali tabloların incelenmesi ile tespit edilemeyeceğinden, maliyetlerin artışında davalı yanın haksız rekabete yol açan eylemlerinin etkisi olup olmadığı hususunda takdirin mahkemede olduğu görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Dava, rekabet yasağına aykırı davranıldığı iddiasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nun 54. maddesinde belirtildiği üzere, haksız rekabete ilişkin hükümlerin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır. Kanunda dürüstlük kuralına aykırı davranışlar ve ticari uygulamalar başlığı altında haksız rekabet hallerinin örnek mahiyetinde belirtilmiştir. Haksız rekabetin varlığı halinde haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, mesleki itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse fiilin haksız olup olmadığının tespitini, haksız rekabetin men’ini talep edebileceği gibi kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini ve 6098 sayılı TBK'nın 58. maddesinde öngörülen şartların varlığı halinde manevi tazminat verilmesini, isteyebilir. Davacı lehine maddi tazminat olarak hakim, haksız rekabet sonucunda davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına da karar verebilir. Maddi tazminat talebinin kabul edilebilmesi için öncelikle davacının istediği zararı kanıtlaması gerekir. Asıl olan, davalının haksız rekabeti ile davacının aktifinde azalma olduğunun iddia ve ispat edilmesidir. Haksız rekabette davacının maddi tazminat istemine konu ettiği zararı, davalının elde ettiği kar miktarı olmayıp, davalının haksız rekabeti nedeniyle davacının elde etmekten mahrum kaldığı kar miktarıdır. Bu zarar, kural olarak tarafların ticari defterleri ve diğer kanıtlarıyla beraber bilirkişi incelemesiyle tespit edilir. Bu şekilde bir tespit yapılamaz veya davacının kazanç kaybına uğramadığı anlaşılsa bile haksız rekabetin varlığında hakim TTK'nın 56-e maddesine göre uygun miktarda bir tazminatı belirler. Maddi tazminat hesaplanırken salt dava konusu iş ve haksız rekabet yarattığı iddia olunan eylem nedeniyle davalıların elde etmesi mümkün görülen menfaatin hesaplanması gerekir. Davacının zararının, elde etmekten mahrum kaldığı kâr miktarı olduğu gözetilerek bir hesaplama yapılmalıdır. Davacının elde etmekten mahrum kaldığı gelir miktarının esas alınması doğru değildir. Zira gelir kaleminin içinde davacının işletmesel maliyetleri de yer almakta olup, kar ise elde edilen gelirden maliyet kalemlerinin düşülmesi sonucu elde edilen sonuçtur. (Yargıtay 11. HD'nin 24/11/2016 tarih ve 2016/7139 E.-2016/9125 K., 16.06.2022 tarih ve 2020/8130 E.-2022/4956 sayılı ilamı) Yine, haksız fiil niteliğinde olan haksız rekabet davalarında tazminatın dava tarihi itibariyle belirlenip hüküm altına alınması gerekir. Haksız rekabetin davadan sonra da devam ettiği gerekçesi ile zarara uğranıldığı yönündeki talep, ayrı bir davanın konusu olup, derdest davada dava tarihinden sonraki zararın belirlenip hüküm altına alınması isabetli olmayacaktır. (Yargıtay 11.HD'nin 06/04/2022 tarih ve 2021/566 E. - 2022/2878 K sayılı ilamı) Haksız rekabet eylemlerinin varlığı halinde meydana gelen zararlar çoğunlukla ekonomik geleceğin sarılsılması nedeniyle uğranılan zararlar olduğundan işin niteliği gereği zararın hemen eylemin akabinde gerçekleşmesi gerekmez. Haksız rekabetin varlığı kabul edilmesi halinde uygun bir maddi tazminata ve şartları varsa manevi tazminata karar verilmesi gerekir.(Yargıtay 11.HD'nin 19.08.2018 tarih ve 2016/14307 E. - 2018/5469 Karar sayılı ilamı) Haksız rekabeti düzenleyen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)'nun 54/2 maddesi "Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." şeklinde haksız rekabeti tanımlamış, TTK m.55 ise dürüstlük kuralına aykırı davranışlar, ticari uygulamalar başlığı altında haksız rekabet hallerinin başlıcaları sayılmıştır. TTK m.55/1,( b)'da, sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek: özellikle 1- müşterileri kendisinin bizzat sözleşme yapabilmesi için, onların başkalarıyla yapmış oldukları sözleşmelere aykırı davranmaya yöneltmek, başlıca haksız rekabet hali olarak düzenlenmiştir. Aynı yasanın 56. maddesi ise "Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; a) Fiilin haksız olup olmadığının tespitini, b) Haksız rekabetin men'ini, c) Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, d) Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini, e) Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların bulunması halinde manevi tazminata verilmesini isteyebilir. Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir. Davacı lehine ve (d) bendi hükmünce tazminat olarak hâkim, haksız rekabet sonucunda davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına da karar verebilir. " düzenlemesini içermektedir. Haksız rekabet varlığı için rekabet ilişkisi, yarar sağlama, kusur ve zarar gerekli olmamakla birlikte tazminat davaları bakımından davalının kusuru aranmaktadır. Diğer dava türleri için ise kusur aranmaz. Yine Tespit, men ve eski hale iade davaları bakımından zararın varlığı dava şartı değildir. Zararın varlığı sadece tazminat davaları bakımından rol oynar (TK 56/1-d). Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Haksız fiillerde ispat yüküyle ilgili özel düzenleme getiren Türk Borçlar Kanunu’nun 50. maddesi gereği zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacı şirketin eski çalışanı ...... 'in davalı şirkette çalışmaya başladığı, yine davacı şirketin çalışanları olan ...... 'ın davacı şirketten ayrılıp, davalı yanda çalışmaya başladıkları, davacının şirket sırları ve müşteri çevresinin davalı şirket ile paylaşılarak haksız rekabet edildiği iddiası ile maddi ve manevi tazminat isteminde bulunulduğu, davacı şirkete ait gelir tablolarının incelenmesinde, dava dışı davalı çalışanı ....... ’in davacı şirketten 30/03/2017 tarihinde ayrıldığı ve davalı şirkette çalışmaya başladığı 31/12/2016 tarih itibariyle 15.490,54 TL kar bildirdiği, 31/12/2017 tarihi itibariyle 21.051,18 TL kar bildirdiği, 31/12/2018 tarihi itibariyle 30.829,79 TL kar bildirdiği, 31/12/2019 tarihi itibariyle 388.752,79 TL zarar bildirdiği, 31/12/2020 tarihi itibariyle 427.689,53 TL zarar bildirdiği, söz konusu zararların temel kaynağının satış maliyetleri ve genel yönetim giderlerindeki artış olduğu, finansman giderlerinde de belirli bir oranda artış olduğu, dava dışı eski çalışanların kendileri ya da üçüncü kişi yararına davacıdan edindikleri bilgi ve sırları kullandıkları, davacı müşterileri ile iş ilişkileri kurarak dürüstlük kuralına aykırı davranışta bulunduklarının ispatlanamadığı, böylece dosya kapsamında davalı yanın fiillerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin davacı yanca ispatlanamadığı ve davacı yanın davalı fiillerinden doğan maddi veya manevi zararının bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılarak; davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının davasının REDDİNE, 2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 870,96-TL peşin harcın mahsubu ile artan 443,36-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya İADESİNE, 3-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin; davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 5-Davalı tarafça yapılan 108,45-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı tarafa VERİLMESİNE, 6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil eden davalı tarafa VERİLMESİNE, 7-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının HMK m.333 hükmü gereği ilgilisine İADESİNE, 8-HMK'nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara TEBLİĞİNE, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/11/2024 Katip ...... ¸e-imza Hakim ..... ¸e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2016/7139, K. 2016/9125, T. 19.08.2018, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2016-7139-e-2016-9125-k-81ec434d693f