İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2016/7139 E. 2016/9125 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2016/7139
Karar No
2016/9125
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2023/110 Esas KARAR NO : 2024/654 DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 15/02/2023 KARAR TARİHİ : 14/10/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin müşterilerine yatırım ve yatırım danışmanlığı hizmeti sunan ülkemizin en köklü aracı kurumlarından biri olarak 1976 tarihinden beri SPK ve ikinci mevzuatına tabi olarak işlemlerini yürüttüğünü, müvekkili şirketin bir aracı kurum olarak sermaye piyasasında kullanılan araçların ihracına veya halka arz yoluyla satışına aracılık etmekte olup, piyasa ile yatırımcı arasında köprü görevini üstlendiğini, davalının müvekkili şirketin ...'da aracılık ettiği işlemler ile ilgili kendisine ait Twitter hesabından yaptığı paylaşımda bazı ifadeler paylaştığını, söz konusu paylaşımların oldukça manipülatif, mesnetsiz, yanlış bilgilerle müvekkili şirketi hedef gösteren, toplumu kurum ve sektör aleyhine yönlendiren ve güven ortamını bozan nitelikte ifadeler içermekte olup müvekkili şirketin ticari itibarına zarar verdiğini, davalının söylemlerinin hem mevcut hem de potansiyel müşterileri ile arasında bir güvensizlik ortamı oluşmasına sebep olduğunu, müvekkili şirketin müşterilerinin yaptığı işlemler üzerinde herhangi bir etkisinin bulunmadığını, tüm müşterilerin kendi iradeleri ile işlem yaptığını, müvekkili şirketin deprem faciasının yaşandığı geceyi takip eden 06/02/2023 ve 07/02/2023 günlerinde tıpkı diğer aracı kurumlar gibi müşterilerinin piyasadaki işlemlerine aracılık faaliyetini sürdürmüş olduğu için davalı tarafından kötülendiğini, borsayı etkilemek ve manipülasyon yapmakla itham edildiğini, borsanın söz konusu günlerde kapanmamasının müvekkili şirketin sorumluluğunda ve yetkisinde olmadığını, davalının beyanının bir bütün olarak haksız rekabet hallerini düzenleyen TTK'nın 55/1/A-A maddesi kapsamında yer aldığını ve haksız rekabet teşkil ettiğini, davalının beyanını referans alan çevreler bakımından bu yanlış ve gerçeğe aykırı beyanın müvekkili şirketin ekonomik faaliyetleri sırasında kazandığı saygınlığını ve ekonomik itibarını tamamen zedelediğini, bu nedenlerle davalının eyleminin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitini, ilamın ulusal gazetede ilamını, müvekkili şirketin uğradığı zararlar nedeniyle maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep etmiştir. Davalı vekilinin Mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... Merkez Karar ve Yönetim Kurulu üyesi olarak görev yaptığını, müvekkilinin siyasi faaliyetlerinin yanında çok sayıda STK bünyesinde de faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin ülkenin zaman zaman sertleşen siyasi koşullarına rağmen kişisel hayatında siyasi görüş, din dil veya ırk ayır etmeksizin yardım isteyen herkesin yanında olduğunu, husumet itirazında bulunduklarını, dava konusunun olaylara, kişilere ve delillere bakıldığında yanlış tespit edildiğini, görev itirazında bulunduklarını, müvekkilinin davacı şirketin rakibi, tedarikçisi veya tek başına düşünülürse tüzel kişiliği olan bir kişi olmadığını, davacının dava şartı olan arabuluculuk başvurusunu yerine getirmediğini, müvekkilinin düşünce özgürlüğü çerçevesinde fikir ve düşüncelerini paylaştığını, üstelik yaptığı paylaşımlara bakıldığında müvekkilinin genel yorumlarını ve piyasada vuku bulan olayları ve iddiaları aktardığını, bu durumun bir iddia olduğunu belirttiğini, deprem felaketinin yaşandığı bir dönemde borsanın neden kapatılmadığına dair bir soru yönlendirdiğini ve görüşünü ifade ettiğini, davacı şirket unvanı olan ... A.Ş.'nin unvanını ise hiç zikretmediğinin görüleceğini, müvekkilinin 07/02/2023 tarihli paylaşımı incelendiğinde "bu yatırım finansda dün 750 milyon satan kim?" ifadesinin geçtiğini, dolayısıyla bu paylaşımda yatırım finansman şirketi değil aksine yatırım finans şirketi üzerinden işlem yapan yani hisse satan hesap sahibinin merak edildiğini ve kamuoyunun aydınlatılması için bir soru yöneltildiğini ve devamında SPK başkanının neden borsayı kapatmadığının sorulduğunu, yaptıkları araştırmada davacı şirketin birçok kez kendine müşteri kazandırma amaçlı olarak paylaşımlarda bulunduğunu ve rakipleri aleyhine haksız rekabet yarattığının görüldüğünü, bu nedenlerle davanın öncelikle usulden, aksi halde esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep etmiştir. DELİLLER: 1-... İlçe Emniyet Müdürlüğüne, ... İlçe Nüfus Müdürlüğüne, ... Belediye Başkanlığına ve ... Sulh Ceza Hakimliğine yazılan müzekkere cevapları, 2-Bilirkişi raporu, 3-Tanık beyanları, 4-Tarafların beyan ve dilekçeleri, Mahkememizin 30/10/2023 tarihli duruşmasında tanık ... 'ın dinlenildiği, tanık beyanında; "Ben davacı şirkette insan kaynakları müdürü olarak 2009 yılından beri çalışıyorum, ben aynı zamanda kurumsal iletişim biriminin başındayım, dava konusu paylaşım yapıldıktan sonra şirketin müşteri kaybettiğini duydum, bu paylaşımlar kurum itibarının kaybına sebep oldu, ben doğrudan hangi müşterilerin bu paylaşımdan dolayı bizle ilişkisini kestiğini veya hangi müşterilerin bu paylaşım nedeniyle sözleşme akdetmekten vazgeçtiğini bilmiyorum ancak bunlar şirket içerisinde konuluşulduğu için itibar ve müşteri kaybından haberdarım, bu paylaşımdan sonra sosyal medya da şirkete karşı yoğun bir şekilde negatif bir algı oluştu, şirket yatırımcıların hedefinde kaldı, çalıştığım şirket aracı kurumdur, doğrudan bir para girdi çıktısına dair işlemi yoktur, bu işlemleri müşteriler yapar, yasal mevzuata dair emirler doğrultusunda alımlar yapılır, depremden ve o anki piyasadan dolayı kimsenin bu şekilde yönlendirildiğini, şirketin genel çalışması itibari ile olmadığını biliyorum, ben insan kaynaklarında çalıştığım için doğrudan bir portföy yöneticiliğim bulunmamaktadır, şirket müşteri talimatı doğrultusunda ve mevzuata dair hükümlere göre işlem yapar" şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkememizin 04/12/2023 tarihli duruşmasında tanık ...'in dinlenildiği, tanık beyanında; "Ben zamanında SPK'da görev yapmış ve ayrılmış bulunmaktayım aynı zamanda sermaye piyasasıyla ilgili yazılar yazarım, davalı ile tanışıklığım bu suretledir, dava konusu sosyal medya paylaşımına ilişkin olayı bilirim, bu olay ile ilgili kendimde yazı kaleme almıştım, dava konusu paylaşımın yapıldığı dönem ülkenin doğusunda yaşanan depremden dolayı hassas ve olağansütü bir dönemdi, kırılgan bir piyasa hakimdi, davacı şirket gibi bir kaç yatırım şirketi hal böyle iken piyasada olumlu hava estirecek şekilde kendi beklentilerini karşılayacak yönlendirici bir hava oluşturup sonrasında satım yapmayı amaçlıyordu, böyle bir şüphe oluşmuştu. Davalı ... Bey buradaki yönlendirici olayları eleştirel bir şekilde takip ediyor ve kamuoyu oluşturmaya çalışıyordu. Dava konusu paylaşımda bu suretle yapıldı diye biliyorum. Finansman şirketlerinin amacı kendi pozisyonlarına göre kırılgan piyasayı kendi lehlerine oluşturmaktı. Davalının bu tür borsa işlemlerinden bir menfaati yoktur, siyasi bir kişiliği olduğu için kamu oyu nezdinde bir takip ile bu tür twetleri atmaktadır, davacı şirketin oluşturmak istediği algının yanında somut olarak müşterilerini yönlendirdiği ya da bu yönde işlem yaptığına dair somut bir bilgim olması mümkün değildir, davalının paylaşımı şüphe üzerinedir, davacı şirket yatırımcının tedirgin olmamasına dair bir tweet atmıştı ancak bu tweeti sonradan silmişti. Ancak bu tweeti attıktan sonra yüklü bir satış yaptığını başkaca yatırımcıların paylaşımlarından gördük buradaki tezat nedeniyle dava konusu olay gelişti, tanıklık ücreti talebim yoktur" şeklinde beyanda bulunmuştur. Mali Müşavir, SPK Uzmanı ve Haksız Rekabet alanında uzman bilirkişilerin 08/07/2024 tarihli raporunda özetle; dava dosyası, dosyaya sunulan bilgi ve belgeler ile davacının ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu, açıklanan gerekçelerle yüce mahkemenin kabulü halinde, davacının ibraz olunan e-defter Beratlarının süresinde oluşturulduğu, açılış ve kapanış noter tasdiklerinin süresinde yaptırıldığı, davacının ticari defterlerinin sahibi lehinde delil vasfına haiz olduğu, davacının ticari defter kayıtları ile uyumlu gelir tabloları incelendiğinde 2022 – 2023 yılının ilk 3 aylık, 6 aylık ve 9 aylık verilerine göre dava konusu, davalının haksız rekabet iddiasına konu eylemlerin gerçekleştiği, 03.02.2023 – 09.02.2023 döneminde ve sonraki dönemlerde davacının gelirlerinde bir düşüş gerçekleşmediği, oransal olarak da faaliyet kârında da bir düşüş olmadığı tespit edildiği, davacının 2022-2023 yılları BIST İşlem Hacmi, BIST Payı ve Müşteri sayılarının karşılaştırılması sonucunda 2022 yılı ilk 6 ay %3,25 BIST payına sahip olduğu ve 5.426-adet müşterisi olduğu, 2023 yılı ilk 6 ayında %2,43 BIST payına sahip olduğu ve 6.602-adet müşterisi olduğu, mart 2023’te piyasa payının %1,80’e düştüğü, Mayıs 2023 ve Haziran 2023’te sırasıyla % 2,98 ve %2,90 BIST piyasa payına ulaştığı görülmekle iş bu değişimlerin BIST piyasasında meydana gelen hareketler sonucu olduğu değerlendirilmesi mümkün olmakla, davalının haksız rekabet iddiasına konu eylemleri nedeni ile davacının maddi zarara uğradığı yönünden anlamlı bir veri elde edilemediği, dolayısı ile davalının haksız rekabet iddiasına konu eylemleri nedeni ile davacının maddi zarara uğradığı yönünden anlamlı bir veri elde edilemediği, 02.02.2023 tarihli paylaşım yönünden, bu paylaşımın içeriğinin gerçeği yansıttığı durumda, eylemin haksız rekabet teşkil etmeyebileceği, ancak dosya kapsamında davacı şirket hakkında düzenleyici kurum SPK tarafından açılan bir soruşturma veya verilmiş bir kurum ya da mahkeme kararına rastlanmadığı, dolayısıyla davalı tarafından yapılan beyanın gerçeğe uygun olduğundan bahsedilemeyeceği, bu itibarla eylemin kötüleme haksız rekabet teşkil edebileceği, 07.02.2023 tarihli paylaşım yönünden, davaya konu paylaşım bir bütün olarak dikkate alındığında, bireysel yatırımcının zarara uğramasına neden olan yüksek hacimli işlemlerin davacı şirket üzerinden yapıldığı belirtilerek davacının da bu kayıpların müsebbibi olarak anlaşılmasına sebebiyet verecek bir dil kullanıldığı, davacının ticaret unvanına bu içerikte yer verilmesinin, beyanın muhatapları nezdinde, davacının bu işlemlerden sorumlu olduğu yönünde bir bağlantı kurulmasına müsait olduğu, açıklanan nedenlerle, davalı beyanlarının gereksiz yere incitici nitelik taşıdığı ve TTK m. 55/1,a-1 kapsamında haksız rekabet teşkil edeceğinin düşünüldüğü, maddi ve manevi tazminat talepleri bakımından, TBK m. 49 vd. ile TBK m. 58 hükümlerine göre bir değerlendirme yapılması gerektiği, bu kapsamda haksız rekabet eylemi sebebiyle zararın ve bu zarar ile haksız rekabet eylemi arasında illiyet bağının mevcut olması gerektiği, bu konuda ispat yükünün davacıda olduğu, sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, haksız rekabetin tespiti ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nun 54. maddesinde belirtildiği üzere, haksız rekabete ilişkin hükümlerin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır. Kanunda dürüstlük kuralına aykırı davranışlar ve ticari uygulamalar başlığı altında haksız rekabet hallerinin örnek mahiyetinde belirtilmiştir. Haksız rekabetin varlığı halinde haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, mesleki itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse fiilin haksız olup olmadığının tespitini, haksız rekabetin men’ini talep edebileceği gibi kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini ve 6098 sayılı TBK'nın 58. maddesinde öngörülen şartların varlığı halinde manevi tazminat verilmesini, isteyebilir. Davacı lehine maddi tazminat olarak hakim, haksız rekabet sonucunda davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına da karar verebilir. Maddi tazminat talebinin kabul edilebilmesi için öncelikle davacının istediği zararı kanıtlaması gerekir. Asıl olan, davalının haksız rekabeti ile davacının aktifinde azalma olduğunun iddia ve ispat edilmesidir. Haksız rekabette davacının maddi tazminat istemine konu ettiği zararı, davalının elde ettiği kar miktarı olmayıp, davalının haksız rekabeti nedeniyle davacının elde etmekten mahrum kaldığı kar miktarıdır. Bu zarar, kural olarak tarafların ticari defterleri ve diğer kanıtlarıyla beraber bilirkişi incelemesiyle tespit edilir. Bu şekilde bir tespit yapılamaz veya davacının kazanç kaybına uğramadığı anlaşılsa bile haksız rekabetin varlığında hakim TTK'nın 56-e maddesine göre uygun miktarda bir tazminatı belirler. Maddi tazminat hesaplanırken salt dava konusu iş ve haksız rekabet yarattığı iddia olunan eylem nedeniyle davalıların elde etmesi mümkün görülen menfaatin hesaplanması gerekir. Davacının zararının, elde etmekten mahrum kaldığı kâr miktarı olduğu gözetilerek bir hesaplama yapılmalıdır. Davacının elde etmekten mahrum kaldığı gelir miktarının esas alınması doğru değildir. Zira gelir kaleminin içinde davacının işletmesel maliyetleri de yer almakta olup, kar ise elde edilen gelirden maliyet kalemlerinin düşülmesi sonucu elde edilen sonuçtur. (Yargıtay 11. HD'nin 24/11/2016 tarih ve 2016/7139 E.-2016/9125 K., 16.06.2022 tarih ve 2020/8130 E.-2022/4956 sayılı ilamı) Yine, haksız fiil niteliğinde olan haksız rekabet davalarında tazminatın dava tarihi itibariyle belirlenip hüküm altına alınması gerekir. Haksız rekabetin davadan sonra da devam ettiği gerekçesi ile zarara uğranıldığı yönündeki talep, ayrı bir davanın konusu olup, derdest davada dava tarihinden sonraki zararın belirlenip hüküm altına alınması isabetli olmayacaktır. (Yargıtay 11.HD'nin 06/04/2022 tarih ve 2021/566 E. - 2022/2878 K sayılı ilamı) Haksız rekabet eylemlerinin varlığı halinde meydana gelen zararlar çoğunlukla ekonomik geleceğin sarılsılması nedeniyle uğranılan zararlar olduğundan işin niteliği gereği zararın hemen eylemin akabinde gerçekleşmesi gerekmez. Haksız rekabetin varlığı kabul edilmesi halinde uygun bir maddi tazminata ve şartları varsa manevi tazminata karar verilmesi gerekir.(Yargıtay 11.HD'nin 19.08.2018 tarih ve 2016/14307 E. - 2018/5469 Karar sayılı ilamı) Somut olayda, davacı, davalının sosyal medya paylaşımlarının mesnetsiz, kötüleyici ve kötüniyetli olduğundan bahisle TTK'nun 54 ve 55. maddeleri uyarınca haksız rekabetin tespiti, men'i ve ilanı ile maddi-manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Davalı ise özetle siyası kimliğinden dolayı görünür gerçeklik kapsamında paylaşım yaptığını kabul etmekte ve davanın reddini talep etmektedir. Paylaşımların davalıdan sadır olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Davacının borsa alanında işlem yaptığı, aracı kurum vasfı ve izne tabi faaliyeti itibariyle bir güven kuruluşu olduğu, yapılan paylaşımlar kapsamında davacının düzenleyici ve denetleyici kurumu olan SPK tarafından paylaşım içeriğindeki iddialara dair bir soruşturma geçirmediği, davacıyı borsada operasyon, manipülasyon merkezi olarak itham eden ve davalının tanınılırlığı nedeniyle geniş çevrelere yayılabilecek paylaşımların içerikleri itibariyle gerçeğe uygunluğunu ortaya koyan bir tespitin bulunmadığı görülmüştür. Davalının siyasi kimliği ve siyasi nitelendirme içeren paylaşımın güven kurumu olan davacının ticari itibarını zedeleyecek boyutta olduğunun, eleştiri sınırlarını aşan ve gereksiz incitici olduğunun alınan rapor ile tespit edildiği, davacıya matuf olduğu açıkça görülen paylaşımın haksız rekabete vücut verdiği, kişilik hakları bu suretle zedelenen davacının manevi tazminata hak kazandığı anlaşılmakla sosyal medya paylaşımlarının TTK 55/1-a.1 bendi kapsamında haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, haksız rekabetin menine ve refine, 10.000,00-TL manevi tazminatın 07/02/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davacı her ne kadar maddi tazminat talep etse ve haksız rekabetin tespiti halinde somut zararın tespit edilememesi halinde dahi duruma uygun bir zarara hakimce karar verilebilir ise de yapılan bu paylaşım ile davacının maddi verileri arasında bir irtibat tespit edilemediğinden maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Birleşen dosya İş bu dosyadan tefrik edilip yeniden birleştiğinden yargılama giderleri için tek hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere; 1-Asıl ve birleşen dava dosyası yönünden davanın Kısmen Kabulü ile; a)Davalının davacı şirket hakkındaki 02/02/2023 ve 07/02/2023 tarihli sosyal medya paylaşımlarının TTK 55/1-a.1 bendi kapsamında haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, haksız rekabetin menine ve refine, b)10.000,00-TL manevi tazminatın 07/02/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, c)Davacının maddi tazminat talebinin Reddine, d)TTK 59 md. uyarınca, karar kesinleştiğinde haksız rekabetin tespitine ilişkin hüküm özetinin trajı 50.000 üzerinde olan Türkiye çapında yayınlanan gazetelerden birinde bir kez ilanına, ilan masrafının davalıdan alınmasına, 2-Maddi tazminat yönünden; a)Alınması gereken 427,60-TL maktu harçtan 341,55-TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 86,05‬-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, b-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, c-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 10.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 3-Manevi tazminat yönünden; a)Karar tarihi itibari ile alınması gereken 683,10-TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, b)Davacı tarafça yatırılan 341,55-TL peşin harç ve 179,90-TL başvuru harcı olmak üzere toplam 521,45-TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, c)Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 30.000,00-TL (manevi tazminat ile birlikte kurulan tespit hükmü de nazara alınarak) vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, d)Hükmen kurulan tespit hükmü ve kabul edilen manevi tazminat talebi de gözetilerek sarf edilen bilirkişi ücreti, tebligat ve müzekkere gideri olmak üzere toplam 13.547,25-TL yargılama giderinin davanın kabul oranı (2/3) gözetilerek 9.031,50 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde re'sen ilgilisine iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde ... Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı 14/10/2024 Katip ... Hakim ... e-imzalıdır e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2016/7139, K. 2016/9125, T. 19.08.2018, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2016-7139-e-2016-9125-k-01033b2d04a0