İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2016/2341 E. 2017/13472 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2016/2341
- Karar No
- 2017/13472
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2017/227 Esas KARAR NO : 2020/646 DAVA : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 18/04/2017 KARAR TARİHİ : 15/12/2020 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı aleyhine girişilen Antalya ... . İcra Müdürlüğünün ... /... Esas sayılı takibe dayanak yapılan ... tanzim ... vade tarihli ... TL bedelli ve ... tanzim ... vade tarihli ... TL bedelli bonolardaki keşideci imzalarının davacıya ait olmadığını, yapılacak bilirkişi incelemesi ile imzanın davacıya ait olmadığının ortaya çıkacağını, ayıca davacı ile davalı şirket arasında ticari iş ya da mal teslimi ilişkisi bulunmadığını, takip dosyasına konu bono metninde "malen" ibaresinin bulunduğunu, bu durumda davalı şirket kayıtlarında buna ilişkin bir kaydın bulunması gerektiğini, davalı şirketin ticari defterleri incelendiğinde taraflar arasında bir mal alım-teslim ilişkisi olmadığının ispat edileceğini ileri sürerek, müvekkili davacının Antalya ... .İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı takip dosyasından borçlu olmadığının tespiti ile hakkındaki takibin iptalini, davalının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının toptan kuyum işi ile iştigal etmek istediğini söyleyerek davalıya ortaklık teklif ettiğini, davacının % 20 hisse ile davalı şirkete ortak olduğunu, davacının davalı şirketten ... tarihli protokol gereğince ... TL tutarında kuyum eşyası satın aldığını, bedelini ... tarihinde ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, yine davacının ... tarihli protokol ile ... TL tutarında kuyum eşyası satın ve teslim aldığını, toplamda davacıya ... TL değerinde kuyum eşyası teslim edildiğini, kuyum ürünlerinin bir kısmının davalı şirket tarafından işlemeye gönderildiğini, bu sebeple davalı şirketin hem teslim ettiği hem de teslim etmek üzere işlemeye gönderdiği malların bedelini garanti altına almak için dava konusu ... TL senedi aldığını, kalan kuyum eşyalarının ... tarihli protokol ile davacıya teslim edildiğini, ilerleyen süreçte tarafların yollarını ayırdığını, davacının satın ve teslim aldığı kuyumların bedelini ödememesi üzerine Antalya .... İcra Müdürlüğünün ... /... Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, dava konusu senetlerdeki imzanın davacıya ait olduğunu savunarak, davanın reddini, davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. DAVA : Dava 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesine göre açılmış menfi tesbit davasıdır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ: Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. ve 5. maddeleri gereğince görev kurallarına; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 5 vd. maddelerinde belirtilen yetki kurallarına uygun olarak görevli ve yetkili Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır. Antalya ... . İcra Müdürlüğü'nün ... /... E. Sayılı takip dosyasının incelenmesinde; alacaklının davalı, borçlunun davacı, ... TL bono asıl alacak, ... TL işlemiş faiz, ... TL komisyon olmak üzere toplam ... TL alacak için kambiyo senetlerine mahsus icra takibinin yapıldığı görülmüştür. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... /... soruşturma ... /... karar sayılı kararın incelenmesinde; müştekinin ..., şüphelilerin ..., ... ... , ... , suçun dolandırıcılık olduğu, ... tarihli kararla kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği görüldü. ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... /... soruşturma ... /... karar sayılı dosyasına sunulan; ... Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün düzenlediği ... tarihli uzmanlık raporunda borçlusu ... olan ... TL ve ... TL bedelli bonolar, protokol başlıklı ... ... tarihli 2 adet belge ve Antalya .... İcra Dairesi tarafından ... adına düzenlenmiş ... tebliğ tarihli tebliğ mazbatası üzerinde ... adına atılı olan imzaların ... elinden çıktığı; sahteliği ileri sürülen bonoların dayanağı olarak gösterilen ... ... , ... ve .... seri sıra numaralı fatura karbon nüshaları üzerinde yapılan incelemede de ... adına atılan imzaların, ... ait imzalarla karşılaştırılmasında bazı el hareketlerinin yapılışı yönünden kısmi benzerlik görüldüğü, söz konusu imzaların ... elinden çıktığının mümkün ve muhtemel olduğu değerlendirilmiş ancak faturaların karbon nüshası olması nedeni ile ileri derecede bir kanaat beyanında bulunulamadığı belirtilmiştir. Dava dosyamıza sunulan, bilirkişi ... ... nun ... ... raporunda özetle; borçlusu ..., alacaklısı ... . Şti. Olarak düzenlenmiş ... tanzim ve ... vade tarihli "... TL" değerinde (1) adet, ... tanzim ve ... vade tarihli "... TL" değerindeki (1) adet olmak üzere toplam (2) adet senet üzerinde atılı bulunan borçlu imzalarının ...'ten çıktığı kanaatine varıldığını belirtmiştir. Dava dosyamıza sunulan, bilirkişi ... ,... , ... tarafından düzenlenen ... tarihli müşterek raporda özetle; ... ödeme tarihli, ... TL miktarlı senet aslındaki ... adına atfen atılan imzalanın ... eli ürünü olmadığını, .... ödeme tarihli ... TL bedelli senet aslındaki ... adına atfen atılan imzalanın ... eli ürünü olduğunu belirtmişlerdir. Dava dosyamıza sunulan, Adli Tıp Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesi'nin ... tarih ... .... .... numaralı raporunda özetle; alacaklısı "... .... ... . Şti", borçlusu "..." olan, ... düzenlenme, .... ödeme tarihli, "... TL" bedelli senet, alacaklısı "... ... ... Şti.", borçlusu "..." olan, ... düzenlenme,.... ödeme tarihli, "... TL" bedelli senet, senetlerde "..." adına atılı borçlu imzaları ile ...'ün mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzaların ...'ün eli ürünü olduğu belirtilmiştir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığım ispat için menfi tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur (MK.nun 6). İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi uyarınca menfi tespit davası açan borçlunun tazminat isteme hakkı vardır. Anılan maddenin 5. fıkrası “Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. ” hükmünü içermektedir. Madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere menfi tespit davası açmak zorunda bırakılan borçlunun tazminat talep edebilmesi için gerekli koşullar; bu yönde bir talep olması, borçluya karşı icra takibi yapılmış bulunması ile takibin haksız ve kötüniyetli olmasıdır. Başka bir ifadeyle; İİK.nun 72/5. maddesi hükmüne göre, menfi tespit davasının davacı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötüniyetli olması halinde, istem varsa, davacı (borçlu) lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötüniyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötüniyetli olduğunu iddia eden davacı (borçlu)’nun üzerindedir (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 05/10/2017 tarih 2016/2341E. 2017/13472K. sayılı kararı; Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 04/12/2017 tarih 2015/39638E. 2017/11964K. sayılı kararı; Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 18/12/2017 tarih 2016/8848E. 2017/3778K. sayılı kararı). Menfi tespit davasının reddine karar veren mahkeme, borçluyu, alacaklının ihtiyati tedbir dolasıyla alacağını geç almış bulunmasından doğan zararı için bir tazminata mahkum eder (Kuru, Baki; İcra ve İflas Hukuku El Kitabı 2. Baskı, İstanbul 2006, s. 328; Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 29/11/2018 tarih 2017/15568E. 2018/12165K. Sayılı kararı). Kambiyo senedinin ticari defterine kaydedilmemiş olması onu hükümden düşürmez (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 02/06/2016 tarih 2016/2577E. 2016/9913K. sayılı kararı; aynı mahiyette Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 28/04/2016 tarih 2015/15116E. 2016/7709K. sayılı kararı). Bononun davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmaması veya defterlere göre davalının davacıdan alacaklı olduğu anlaşılmasa dahi kambiyo senetlerinin mücerretliği ilkesi gereği davalının ticari defterinin incelenmesi gerekli değildir (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 12/12/2019 tarih 2018/997 E. 2019/5542K. sayılı kararı). 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 74. maddesi (818 sayılı BK'nun 53. maddesi ) uyarınca; 'Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.' Bu açık hüküm karşısında ceza mahkemesince verilen, beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Hemen belirtilmelidir ki, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Gerek öğretide ve gerekse Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” olgusu ile hukuk hakiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemleri saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşıyacağından hukuk hakimini de bağlayacaktır (Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nin 03/07/2017 tarih 2017/1429E. 2017/1423K. sayılı kararı). Ceza mahkemesinin “delil yetersizliğine dayanan beraat kararının” hukuk hakimini bağlamayacağı ancak beraat kararı bir maddi olguyu tespit ediyorsa bu kararın hukuk hakimini bağlayacağı, beraat kararı suçun sanıklar tarafından işlenmediğinin kesin olarak tespiti olgusuna dayanıyorsa, bu kararın hukuk hakimini de bağlayacağı, bundan başka kusurun takdiri ve zararın miktarını tayini hususundaki kararın hukuk hakimini bağlamayacağı hüküm altına alınmıştır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28/11/2012 tarih 2012/11-413E. 2012/901K. sayılı kararı; aynı mahiyette Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nin 05/02/2018 tarih 2017/1515E. 2018/103K. sayılı kararı; Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 02/10/2018 tarih 2018/3232E. 2018/7342K. sayılı kararı). Yargıtayın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hâkimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir (HGK’nın11.10.1989 tarihli ve 1989/11-373 E., 1989/472 K. sayılı ilamı) Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin 27/10/2020 tarih 2020/873E. 2020/964K. sayılı kararı). Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 21/03/2018 tarih 2016/13458E. 2018/2790K. sayılı kararında; "...Her ne kadar hukukumuzda koğuşturmaya yer olmadığına dair kararın hukuk mahkemesindeki davaya etkisini düzenleyen özel bir hüküm bulunmamakta ise de; maddi olayın ne şekilde meydana geldiği, eylemin hukuka aykırılığı ve eylem ile meydana gelen sonuç arasında nedensellik bağı bulunup bulunmadığı noktalarını kesin olarak delillerle ortaya koyan kararların mahkemeyi bağlayacağını söylemekte bir sakınca bulunmamaktadır. Zira, koğuşturmaya yer olmadığına dair kararlar da tıpkı ceza yargılaması neticesinde verilen kararlar gibi taraf delilleri ile bağlı olmaksızın re’sen yapılan araştırma neticesinde edinilen kanaate göre verilen kararlar olup, kesinleşen maddi olguların hukuk yargılamasına etkisi bakımından aralarında bir farklılık bulunmamaktadır. O halde; yukarıda ceza mahkemesi kararlarının hukuk yargılaması bakımından bağlayıcılığına ilişkin açıklamalar koğuşturmaya yer olmadığı kararları bakımından da geçerlidir..." denilmiştir. Davamıza gelince; davacı Antalya ... . İcra Müdürlüğü'nün ... /... E. sayılı takip dosyası nedeni ile borçlu olmadığının tespiti istemi ile dava açmıştır. Takip dayanağı "... TL" bedelli bir adet bono ve "... TL" bedelli bir adet bonodur. Davacı/keşideci her iki bonoda imzaların kendine ait olmadığını iddia ederek dava açmış, benzer iddialarla ... Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikayette de bulunmuştur. ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın .../... soruşturma ... /... karar sayılı dosyasına sunulan; ... Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün düzenlediği ... tarihli uzmanlık raporunda takibe ve davaya konu bonolarda davacıya atfedilen imzaların davacının eli ürünü olduğu belirtilmiş, ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... tarih .../... soruşturma .../... karar sayılı kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Dava dosyamıza sunulan, bilirkişi ... 'nun ... raporunda, dava dosyamıza sunulan bilirkişi ..., ..., ... tarafından düzenlenen ... tarihli müşterek raporda, dava dosyamıza sunulan, Adli Tıp Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesi'nin ... tarih ... - ... /... /... /... numaralı raporunda; takibe ve davaya konu bonolardan "... TL" bedelli bonodaki davacıya atfedilen imzanın davacının eli ürünü belirlenmiş, "... TL" bedelli bonodaki davacıya atfedilen imzanın davacının eli ürünü olduğu ...'nun ... raporunda ve Adli Tıp Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesi'nin ... tarih ... - ... /... /... /... numaralı raporunda belirlenmiş ise de, bilirkişi ... ... , ... ... ..., ... ... tarafından düzenlenen ...tarihli müşterek raporda aksi kanaate varılmıştır. Başka bir ifade ile takibe ve davaya konu bonolardan "... TL" bonoda davacıya atfedilen imzanın davacının eli ürünü olduğu bir tanesi ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın dosyasında üç tanesi de bu dosyada alınan bilirkişi raporu ile belirlenmiş, "... TL" bedelli bonoda davacıya atfedilen imzanın davacının eli ürünü olduğu bir tanesi ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın dosyasında iki tanesi de bu dosyada alınan bilirkişi raporu ile belirlenmiş, mahkememize sunalan bir raporda ise aksi yönde tespit yapılmıştır. Her ne kadar hukukumuzda koğuşturmaya yer olmadığına dair kararın hukuk mahkemesindeki davaya etkisini düzenleyen özel bir hüküm bulunmamakta ise de; maddi olayın ne şekilde meydana geldiği, eylemin hukuka aykırılığı ve eylem ile meydana gelen sonuç arasında nedensellik bağı bulunup bulunmadığı noktalarını kesin olarak delillerle ortaya koyan kararların mahkemeyi bağlayacağını söylemekte bir sakınca bulunmaması, "... TL" bedelli bonoda davacıya atfedilen imzanın davacının eli ürünü olduğu, tüm raporlarda belirlenmesi, "... TL" bedelli bonoda davacıya atfedilen imzanın davacının eli ürünü olduğu üç ayrı bilirkişi raporunda belirlenmesi, bu sebeple de bu raporlara itibar edilmesinin gerekmesi nedeni ile dava ve takibe konu her iki bono yönünden de davacıya atfedilen imzaların davacının eli ürünü olduğu kanaatine varılmıştır. Bonoların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmaması veya defterlere göre davalının davacıdan alacaklı olduğu anlaşılmasa dahi kambiyo senetlerinin mücerretliği ilkesi gereği davalının ticari defterinin incelenmesi gerekli olmaması nedeni ile davalının ticari defterlerinin incelenmesine gerek görülmemiştir. Dava ve takibe konu bonolardaki imzaların davacının eli ürünü olması nedeni ile davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir. Menfi tespit davasının reddine karar veren mahkeme, borçluyu, alacaklının ihtiyati tedbir dolasıyla alacağını geç almış bulunmasından doğan zararı için bir tazminata mahkum edecek olması, mahkememizin ... tarihli tensip ... nolu ara kararı ile "icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesine" karar verilmiş ve ... tarihli müzekkere ile tedbir kararı icra dosyasına bildirilip tedbir kararı uygulandığından, alacaklının tedbir kararı nedeni ile alacağını geç almasına neden olunması nedeni ile davacı aleyhine tazminata karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. Davacının davasının REDDİNE, 2. 2004 sayılı İİK 72/4 maddesi gereğince asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan ... .-TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 3. 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan alınması gerekli ... TL karar ve ilam harcının peşin alınan ... TL'den mahsubu ile bakiye ... TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran davacıya iadesine, 4. Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5. Davalı yargılama gideri yapmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 6. Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesap ve takdir olunan ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7. Karar kesinleştiğinde ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın .../.... sayılı dosyasının Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'na iadesine, 8. Kararın kesinleşmesine müteakip davacının ve davalının yatırdığı yargılama giderinin artması durumunda giderleri yatıran davacıya ve davalıya iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, HMK 345. Maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 15/12/2020 Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır