İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2016/2010 E. 2016/4825 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2016/2010
- Karar No
- 2016/4825
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2015/722 Esas KARAR NO : 2020/488 DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 26/11/2015 KARAR TARİHİ : 13/10/2020 Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, İSTEM: Davacı vekili mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; ... tarihinde meydana gelen kazada davalı ... yönetimindeki ... plakalı araç yaya olarak karşıya geçmekte olan müvekkili ...'a çarparak yaraladığını, trafik kaza tespit tutanağında davalının tali kusurlu olduğunu müvekkilinin ise asli kusurlu olduğunun belirlendiğini, kaza nedeniyle müvekkilinde sol kolunda kırık meydana geldiğini, yüzünde ve vücudunun çeşitli yerlerinde yaralanmalar ve kesikler oluştuğunu, dişlerinin bazılarının kırıldığını, müvekkilinin çok ağır ameliyatlar geçirdiğini ve halen vücudundaki izlerin geçmediğini, kolunu eskisi gibi kullanamadığını, hayati tehlike geçirecek şekilde ağır yaralandığını, müvekkilinin çalışma gücü kaybı, ihtaratlı dönemde yaşadığı ekonomik kayıp ve kaza sonucu oluşmuş ve oluşması muhtemel tüm maddi kayıpların tazmini için şimdilik ...-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren uygulanacak yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak ( davalı ... Bakımından poliçe limitiyle sınırlı kalmak kaydıyla) davacı müvekkiline verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. YANIT: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, söz konusu olayın gerçekleşmesinde müvekkilinin hiç bir kusurunun olmadığını, dava anında davacının müvekkilinin önüne ani bir şekilde çıktığını, müvekkilinin firene basmasına rağmen kazanın meydana geldiğini, müvekkiline atfedilen kusur oranını kabul etmediklerini, davacı taraf maddi tazminat olarak işgücü kaybı, istirahtli dönemde yaşadığı ekonomik kayıp ve oluşması muhtemel kayıplardan bahsetmiş ise de, davacının öğrendiği olduğunu, istirahat döneminde uğramış olduğu ekonomik bir kayıp olduğunun bahsedilmesini kabul etmediklerini, kazadan sonra müvekkilinin ailesi ve davalıyla ilgilendiğini, ihtiyaçlarını karşılaması için yardımcı olduğunu, davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle ; davacının davadan önce müvekkili şirkete maluliyete ilişkin olarak müracaat etmediğini, her hangi bir hasar dosyasının açılmadığını, dava dilekçesinde bahsi geçen ... plaka sayılı araç, müvekkil ...-... tarihleri arasında sigortalısı olduğunu, bu poliçeden doğan sorumluluklarının sigortalılarının kusuru oranın da olmak üzere bedeni zararlarda kişi başına azami ...-TL ile sınırlı olduğunu, teminat limitini bildirmelerinin davayı kabul anlamına gelmediğini, manevi tazminat poliçe teminatlarına dahil olmadığını, davacı yanın asli kusurlu olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün ise tali kusurlu olduğu kaza tespit tutanağı ile sabit olduğunu, meydana gelen zarara ilişkin tazminatın ödenebilmesi için zarar görenlerin bu zararlarının uzman bilirkişilerce ayrı ayrı hesap ettirildikten sonra sonuca göre karar verilmesi gerektiğini, maddi manevi giderler için geçerli olan teminat her halükarda verilecek bir teminat olmayıp yukarıda da belirtilen incelemeler sonucunda ortaya çıkacak ve verilecek bir tazminat olduğunu, geçici iş göremezlik tazminatı ve geçici iş göremezlik sürecinde talep edilen bakıcı gideri zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatı dışında olduğunu taleplere ilişkin SGK nın sorumluğu bulunduğunu, müvekkili şirkete sigortalı aracın kusurlu bulunması durumunda sorumluğunun azami limit ile sınırlı olacağına, davacının geçici iş göremezlik talebinin reddine, dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesine, müvekkil şirketin dava açılmasına sebebiyet vermediğinden yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı tanığı ... Talimat yolu ile ... Asliye Ticaret Mahkemesince alınan alınan beyanında: Kazanın ... dan dönerken oğlu ... eşim, kızım ve kendisini ...dan aldığını , ...' a gideceklerin aracı oğlunun kullandığını, ... karşısında yolun solundan gitmekte iken, sağ taraflarında da başka bir araç gitmekte olduğunu, davacı olan ... ve yanında babası aniden önlerine çıktığını, aniden önlerine çıkması nedeni ile ... isimli şahıs arabalarına çarptığını, kaza anından önce yaya geçidi ve ışıklar olduğunu, ışıkları ve yaya geçidini 150 -200 metre kadar geçtiklerini, ancak bu yaya geçidini ve ışıkları geçtikten sonra yaya geçidi olmayan yerde kazanın meydana geldiğini, sonradan öğrendiklerine göre, şahıslar otobüs durağına gitmek isterken acele ederek, yolu geçmek istediklerini, bu esnada kaza meydana geldiğini, kaza sırasında hızlarının olmadığını, ... isimli şahıs kaza sırasında çarpışma sonucu yere düştüğünü, hemen ambulans geldiğini, yardımcı olduklarını, kolu kırıldığını,, herhangi bir hayati tehlikesi olmadığını, sürekli ilgilendiklerini beyan etmiştir. Davalı tanığı ... Talimat yolu ile ... Asliye Ticaret Mahkemesince alınan alınan beyanında: Kazanın ...dan dönerken oğlu ... eşim, kızım ve kendisini ... dan aldığını , ...' a gideceklerini Aracı oğlunun kullandığını, ... karşısında yolun solundan gitmekte iken, sağ taraflarında da başka bir araç gitmekte olduğunu, davacı olan ... ve yanında babası aniden önlerine çıktığını, aniden önlerine çıkması nedeni ile ... isimli şahıs arabalarına çarptığını, kaza anından önce yaya geçidi ve ışıklar olduğunu, ışıkları ve yaya geçidini 150 -200 metre kadar geçtiklerini, ancak bu yaya geçidini ve ışıkları geçtikten sonra yaya geçidi olmayan yerde kazanın meydana geldiğini, sonradan öğrendiklerine göre, şahıslar otobüs durağına gitmek isterken acele ederek, yolu geçmek istediklerini, bu esnada kaza meydana geldiğini, kaza sırasında hızlarının olmadığını, ... isimli şahıs kaza sırasında çarpışma sonucu yere düştüğünü, hemen ambulans geldiğini , yardımcı olduklarını, kolu kırıldığını, herhangi bir hayati tehlikesi olmadığını, sürekli ilgilendiklerini beyan etmiştir. KANITLAR VE GEREKÇE: Dava, trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkememizce davacının sağlık işlemleri tüzüğüne göre oluşturulacak hekim heyetinden trafik kazası nedeniyle meydana gelen yaralanmanın davacıda geçici veya sürekli iş göremezliğe neden olup olmadığı, oldu ise iş göremezlik süresi veya sürekli iş göremezlik oranının ne olduğu, yaralanmanın davacıda uzuv kaybına sebebiyet verip vermediği yaralanma yüzde ise sabit eser oluşturup oluşmadığı konusunda rapor alınmak üzere Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığına sevk edilmiş ve alınan raporda sonuç olarak; davacının yaralanması neticesinde şahıs gerek hastane, gerekse hastane dışında yaralarının iyileşmesi ve mevcut haliyle olağan yaşamına dönebilmesi için ihtiyaç duyduğu sürenin 50 gün olduğu, şahısta iş göremezlik halinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Adli Tıp Kurumu ... ihtisas Kurulu raporunda sonuç olarak; davacının geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı yaralanmasının 30.03.2013 tarih ve 28603 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflaması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerini kapsamında tüm vücut engellilik oranının %0 (yüzdesıfır) olduğunu, İyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 4 (dört) aya kadar uzayabileceği, başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı sonuç ve kanaatine varmıştır. Adli Tıp Kurumu ... Üst kurulu raporunda sonuç olarak; ... hakkında düzenlenmiş adli ve tıbbi belgelerde bildirilen veriler ... Üst Kurulca tekrar değerlendirildiğinde; Davacının geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı yaralanmasının 30.03.2013 tarih ve 28603 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflaması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerini kapsamında tüm vücut engellilik oranının %0 (yüzdesıfır) olduğunu, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 4 (dört) aya kadar uzayabileceği, başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığını, Davacı vekilinin dilekçesinde belirttiği kırığa bağlı sekel görünümün, kırığın normal iyileşmesine bağlı eski kırık olduğunu gösterir beklenen görünüm olduğu, engel oranına yol açabilecek anatomik veya fonksiyonel bozukluğa yol açmamış olduğu sonuç ve kanaatine varmıştır. Aktüerya bilirkişi mahkememize verdiği verdiği raporunda özetle; ... tarihinde trafik kazası sonucu kalıcı sakatlık oluşmayan ve 4 ay geçici iş gücü kaybına uğrayan davacı ...'in, Sürekli İşgücü kaybına bağlı zararı olmadığı, geçici iş gücü kaybından kaynaklanan maddi zararının ... (TL) olduğu yönünde rapor düzenlemiştir. Borçlar Kanunu'nun 47. maddesi hükmüne göre (6098 sayılı TBK m. 56), hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 14/04/2016 tarih 2016/2010E. 2016/4825 K. Sayılı kararı). Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 02/03/2017 tarih 2014/19438E. 2017/2199K. sayılı kararında; "...Somut olayda uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. O halde, hükmedilen maddi tazminatta sigorta şirketi dışındaki davalılar yönünden faiz başlangıcının asıl ve ıslah edilen kısım yönünden kaza tarihi olarak; sigorta şirketi yönünden ise asıl ve ıslah edilen kısım yönünden dava tarihi olarak kabulü gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi de isabetli değildir..."denilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 54. maddesi "Bedensel zarar özellikle şunlardır: Tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar" şeklindedir. Beden bütünlüğü ihlâl edilen kişi bu ihlâl nedeniyle tamamen veya kısmen çalışamaz duruma gelmişse, bundan doğan zararının tazminini de talep edebilir. Çalışma gücü, kişinin beden ve fikir gücünün gelir getirici şekilde kullanılmasıdır. Uygulamada çalışma gücünün azalması geçici iş göremezlik, çalışma gücünün kaybı ise sürekli iş görmezlik kavramları kullanılmaktadır (Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin 26/01/2018 tarih ve 2018/60E. 2018/100K. sayılı kararı). "Cismani Zarar Halinde Lazım Gelen Zarar ve Ziyan” başlığı altında düzenlenen 818 sayılı Borçlar Kanununun 46. maddesinde (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun Bedensel Zarar 54. madde), bedensel zarara uğranılması nedeni ile talep edilebilecek zarar türleri belirtilmekte olup çalışma gücü kaybı da bu zarar türleri arasında yer almaktadır. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebinin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Sözkosu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü veya Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 26/03/2015 tarih 2013/18924E. 2015/4895K. sayılı kararı). Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 27/04/2015 tarih 2013/13939E. 2015/4396K. sayılı kararında; "...Sorumluluk hukukunun temel amacı, bir kimsenin malvarlığında iradesi dışında meydana gelen eksilmeleri aynen veya nakden gidererek zarar görenin zarar verici olay sonucunda malvarlığında eksilen değer yerine nitelik veya nicelik yönünden eş bir değer koymaktır. Bu anlamda gerçek zararın belirlenmesi ve giderilmesi önem arzetmektedir. Cismani Zarar Halinde Lazımgelen Zarar ve Ziyan başlıklı 818 sayılı BK 46. maddesinin 2. fıkrası (6098 sayılı TBK m. 75) gereğince gerçek zararın belirlenmesi bakımından karar tarihine en yakın tarihlerdeki ölçütlerin kullanılması gerekmektedir. Buna göre mahkemece hüküm tarihine en yakın tarihte davacının bilinen kazancını ve yine bilinen asgari ücret tutarını belirleyerek bu verilere göre bilirkişiden ek rapor alınması gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir..." denilmiştir. Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davacı trafik kazası nedeni ile maddi tazminat istemi ile dava açmıştır. Mahkememizce yargılama sonunda alınan raporlar ile ... tarihinde ... İli ... İlçesi ... Mahallesi ... Caddesi üzerinde meydana gelen kaza ile davalı ... yönetimindeki ... plakalı aracın yaya olarak karşıdan karşıya geçmekte olan davacı ...'e çarptığı, davacının bu kaza sonucunda Adli Tıp Kurumu ... Üst Kurulu tarafından düzenlenen iş göremezlik raporuna göre davacının "vücut engellilik oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 4 (dört) aya kadar uzayabileceği, başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı, davacı vekilinin dilekçesinde belirttiği kırığa bağlı sekel görünümün, kırığın normal iyileşmesine bağlı eski kırık olduğunu gösterir beklenen görünüm olduğu, engel oranına yol açabilecek anatomik veya fonksiyonel bozukluğa yol açmamış olduğu" sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Aktüerya Bilirkişisi ...'ın ... tarihli raporunda ise "davacının ... tarihli trafik kazası sonunda kalıcı sakatlığı oluşmayan ve 4 ay geçici iş gücü kaybına uğrayan davacının sürekli iş gücü kaybına bağlı zararının olmadığı, geçici iş gücü kaybından kaynaklanan maddi zararının ... TL olduğu" belirlenmiştir. Buna göre davaya konu olayda; davalı ...'nın haksız fiil hükümlerine göre ve ayrıca araç işleten sıfatı ile sorumlu olduğu, davalı sigorta şirketi yönünden ise ZMM Genel Şartları hükümleri gereğince sorumlu olduğu anlaşılmaktadır. Davacının geçici iş göremezlik döneminden kaynaklanan maddi zararının ... TL olduğu belirlendiğinden maddi tazminat talebinin bu miktar üzerinden kabulü gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; -Sabit olan ...-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen ( davalı sigorta şirketi yönünden kaza tarihindeki poliçe limiti ile sınırlı kalmak kaydı ile ) alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, 2-Alınması gereken ... TL karar ve ilam harcından davacı tarafından peşin harç ve ıslah harcı olarak yatırılan ... TL harcın mahsubu ile bakiye ... TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan ... TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yargılama süresince yapılan ... TL ATK rapor masrafı, ... TL bilirkişi masrafı ve ... TL müzekkere ve tebligat gideri olmak üzere toplam ... TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan ... -TL maktu vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Karar kesinleştiğinde artan gider avansının ilgili tarafa iadesine, Dair; davacı ve davalı ... vekilinin yüzüne karşı, davalı sigorta vekilinin yokluğunda KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/10/2020 Katip ... E-İmzalıdır Hakim ... E-İmzalıdır