Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/380 E. 2023/930 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/380
Karar No
2023/930
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/767 KARAR NO : 2024/1951 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/12/2023 NUMARASI : 2023/380 E. 2023/930 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 20.11.2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 20.11.2024 İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 13.12.2023 tarih 2023/380 E. 2023/930 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesidavalı ... Sigorta A.Ş vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, ...'ın işleteni, ...'nın sürücüsü olduğu ve diğer davalı ... Sigorta A.Ş'nin mesuliyet sigortası olduğu ... plakalı aracın davacıların murisi ...'na 08/03/2016 tarihinde çarpması sonucu muris ...'nun vefat ettiği, söz konusu trafik kazasının meydana gelmesinde araç sürücüsü ...'nın kaza tespit tutanağının aksine tam kusurlu olduğu, müteveffanın herhangi bir kusurunun olmadığı, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla davacı anne ... ve baba ... için 1.000,00 'er TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılar sürücü ve işleten yönünden kaza tarihinden, diğer davalı sigorta şirketi yönünden dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilinin, yine fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile tüm davacılar adına 500,00 TL cenaze ve defin giderlerinin davalılar sürücü ve işleten yönünden kaza tarihinden, diğer davalı sigorta şirketi yönünden dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilinin ve ayrıca söz konusu kaza nedeniyle davacılardan anne ... için 20.000,00 TL, baba ... için 20.000,00 TL ve kardeş ... için 15.000,00 TL ve kardeş ... için 15.000,00 TL manevi tazminatın davalılar sürücü ve işleten yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilinin ve tüm talepler bakımından yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 02.10.2019 tarihinde sunmuş olduğu dilekçesi ile talebini, anne için 17.601,82 TL, baba için 14.170,02 TL ve 500,00 TL cenaze defin gideri olmak üzere 32.271,84 TL'ye arttırmıştır. Davacı vekili 26.09.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile, ... için talebini 76.993,41-TL artırılarak 94.595,23-TL ve ... için talep 50.562,01-TL arttırılarak 64.732,03-TL olarak toplamda 159.327,26-TL olarak arttırmıştır. CEVAP : Davalı Sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde; kazaya karışan aracın davalı nezdinde 757339 numaralı poliçe ile zorunlu mali mesuliyet sigortalısı olunduğu ve bu nedenle araç sürücüsünün kusuru oranında ve yasal teminat limiti dahilinde (kaza tarihi itibariyle sorumluluk limitinin 310.000,00 TL) sorumluluğun bulunduğu, davacı mirasçılar vekilinin söz konusu kazanın oluşumunda davalı nezdinde sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğuna dair bir kanıt sunamadığı bununla birlikte müteveffanın asli kusurlu olduğu, kusur durumunun Mahkemece net tespitinin Yargıtay içtihatları gereği belirlenmesinin gerekli olduğu, davacılar vekili tarafından ticari faiz talep edilmiş ise de davanın haksiz fiilden kaynaklanması, davalı ile davacılar arasında herhangi bir ticari ilişkinin bulunmaması ve sigortalı aracın hususi araç olması nedeniyle faizi yasal faiz olarak talep edilebilmesinin mümkün olduğu belirtilerek davanın reddinin talep etmiştir. Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; asli davalı olanların araç sürücüsü ve aracın sahibi olması nedeniyle ortada ticari bir davanın bulunmayacağı belirtilerek görevli Mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olması gerektiği belirtilerek öncelikle davanın usulden reddinin talep edildiği ayrıca 6100 sayılı HMK'nın 7. maddesi, 16. maddesinin Yargı içtihatları ile birlikte değerlendirilmesi neticesinde davanın Soma Asliye Hukuk Mahkemeleri nezdinde görülmesi gerektiği belirtilerek yetkisizlik ilk itirazının ileri sürüldüğü, vekil eden davalıların kazının meydana gelmesinde çok üzüntülü oldukları, kaza tespit tutanağı ve Soma Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma dosyasına kazandırılan delillere göre araç sürücüsü ...'ın tali müteveffa ...'nün ise asli kusurlu olduğu, her ne kadar müteveffanın anne ve babası tarafından destekten yoksun kalma tazminatı talep edilmiş ise de bu kişilerin müteveffanın desteklerine muhtaç olmadıkları tam tersine müteveffanın anne ve babasının desteğine muhtaç olduğu ve bu nedenle destekten yoksun kalma tazminatının reddinin gerektiği, olayın müteveffanın kendi kusuru ile meydana gelmiş olması nedeniyle manevi tazminat talebinin mümkün olmayacağının ayrıca söz konusu tazminatın zenginleşme aracı olarak kullanılamayacağının, istem konusu edilen manevi tazminat talebinin fahiş miktarda olduğu bu nedenle reddinin talep edildiği, dolayısı ile gerek maddi gerekse de manevi tazminat talebinin reddinin gerektiği ve bu nedenle yargılama giderlerinin ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesinin talep edildiği, davacılar tarafından istem konusu edilen cenaze ve defin giderlerine yönelik talebin davalılar tarafından kabul edildiği ve bu nedenle bu kalem tazminat yönünden yargılama giderleri talebinin üzerilerinde bırakılmaması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN ÖNCEKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 08.03.2016 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davacılar murisinin %75 oranda ve davalı ...'ın %25 oranda kusurlu olduğu, kaza neticesinde ...'nün vefatı ile birlikte her ne kadar aksi iddia edilse bile davacılardan anne ... ve baba ... oğulları olan ve kaza anında 21 yaşında olan ...'nün dosyadaki somut verilere göre desteğinden yoksun kaldıkları, TRH-2010 yaşam tablolarına göre ise davacı annenin 70.407,28 TL destekten yoksun kalma tazminatının, babanın 56.680,09 TL tazminatının bulunduğu ancak kusur durumu göz önüne alındığında ise davacı annenin 17.601,82 TL, babanın 14.170,02 TL tazminat hakkının bulunduğu, ıslah dilekçesi göz önüne alındığında davacı anne yönünden 17.601,82 TL tazminatın ve davacı baba yönünden 14.170,02 TL tazminatın talep edilmesinin mümkün olduğu kanaatine varılarak destekten yoksun kalma tazminatının kabulüne, murisin cenaze ve defin giderlerinin 362, 50 TL olduğu, ancak dava dilekçesi ile istem konusu edilen 500,00 TL'lik bu kalem tazminat talebi davalılar ... ve ... tarafından cevap dilekçesi ile kabul edildiğinden 500,00 TL'nin tamamı yönünden sadece adı geçen kişilerin sorumlu oldukları, fakat söz konusu 362,50 TL'sinden de ayrıca diğer davalı sigorta şirketi de sorumlu olduğundan cenaze ve defin giderlerine yönelik talebin kabulüne, kaza nedeniyle ...'nün vefat etmiş olması, davacılar murisinin kusur durumu, kazanın meydana geliş şekli, kaza tarihindeki yaşı, manevi tazminatın zenginleşme aracı olmadığı gibi manevi tatmin duygusu oluşturacak miktarda olması gerektiği, yine özel durumların da Mahkemece res'en dikkate alınması gerektiği ve tarafların sosyal ve ekonomik durumları bir bütün olarak düşünüldüğünde kısmen kabulü ile ... ve ... yönünden ayrı ayrı 10.000,00 TL'şer ve kardeşler ... ve ... yönünden ayrı ayrı 5.000,00 TL'şer manevi tazminat hükmedilmesine karar verilmiştir. Karara karşı davacılar vekili ve davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARI: Dairemizin 04.05.2023 tarih 2020/1491 E. 2023/682 K. Sayılı ilamı ile, olay tarihi olan 08/03/2016 günü bisiklet sürücüsü olarak kara yolunun yan tarafında banket üzerinde seyir esnasında olan müteveffa ...'nun, aynı istikamette arkasından gelen davalı ... tarafından sevk ve idare edilen ... plakalı aracın önünde trafikte seyri sırasında arkadan gelen ...'nın aracını fark etmeyerek ...'nın aracının önünde aniden direksiyonu sağ tarafa kırıp yolun sağ şeridine geçmesi sonucu aracın duramayarak ön tarafı ile bisikletinin arka sol tarafına çarpması ve bu çarpmanın etkisi ile direksiyon hakimiyetini kaybeden ...'nın karşı şeride geçmesi ve bu sırada karşı taraftan gelen dava dışı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın ise çarpmamak için manevra yapması sırasında hakimiyet kaybedilerek tarla içine girmesi ve takla atması ve bisiklet sürücüsü olan ...'nun bu kaza nedeniyle vefatı ile sonuçlanan trafik kazasında tarafların kusur durumlarının tespiti yönünden İTÜ öğrenim görevlilerinden oluşan bilirkişi heyeti ile Ankara talimat mahkemesince tayin edilen bilirkişiler tarafından hazırlanan 12.10.2018 tarihli rapor içeriklerinin kazanın oluş şekline uygun dosya kapsamıyla ve birbiriyle örtüşen şekilde tanzim edilip, hükme ve denetime elverişli kusur raporları olduğu değerlendirilmiş, buna göre davacıların murisi bisiklet sürücüsü ...'nun meydana gelen kazada %75 oranında asli kusurlu, davalı sürücü ...'nın %25 oranında tali kusurlu olduğu yönündeki raporların hükme esas alınmasında herhangi bir usul ve yasaya aykırılık görülmemiş, davalı sigorta vekilinin kusura ilişkin istinaflarının yerinde olmadığının anlaşıldığı, davacılar vekilinin istinaf nedenlerinin incelenmesinde; destekden yoksun kalma tazminat miktarının doğru belirlenebilmesi bakımından, desteğin kaza tarihindeki gerçek ve net gelirinin doğru belirlenmesi önemlidir. Gerçek gelirin tespiti için, yapılan araştırma sonucu gerçek gelirin saptanamadığı takdir ise kamu düzenine ilişkin olan asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerekir. Asgari ücret kamu düzeni ile ilgili olup, mahkemece re’sen gözönünde tutulması zorunludur. ( Yargıtay 17. HD'nin 28.03.2019 tarih ve 2016/8879 E. - 2019/3815 K. Sayılı ilamı ) Tazminat isteminde bulunan hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda 1931 tarihli PMF cetvellerine göre saptanmakta ise de gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle TRH 2010 yaşam tablosu'na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesi güncel veriler ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olduğundan tazminat hesaplamasında TRH 2010 yaşam yönteminin kullanılması gerekir. ( Yargıtay 4. HD'nın 03.01.2022 tarih ve 2021/9412 E - 2022/3622 K., 17. HD'nin 23.03.2021 tarih 2020/ 6173 E. - 2021/ 3121 K. Sayılı ilamları ) Aynı şekilde, yeni genel şartlar zamanında düzenlenen poliçelerde yeni genel şartlardaki hesaplama tekniği uygulanamayacağı için tazminat hesabında eski uygulamalardaki gibi progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi icap etmektedir. (Yargıtay 17. HDB'nin 24.02.2021 tarih ve 2019/3292 E. 20121/1848 K. Sayılı ilamı ) Tazminatının belirlenmesinde, desteğin son gelir durumu ile birlikte muhtemel yaşam süresinin ve bu sürenin ne kadarında aktif çalışma hayatının devam edeceği, ne kadarında pasif döneme bulunacağının tespiti önem arz etmektedir. Çalışma hayatının, aktif çalışma dönemi ve emeklilik dönemi olan pasif devre olarak ayrılması ve özel yasalarında çalışma süreleri ayrık olarak belirtilmemiş (asker, polis vb. gibi) kişiler yönünden 60 yaşın aktif çalışma devresini, bakiye yaşam süresi varsa kalan sürenin de pasif çalışma dönemini oluşturduğu; sürekli iş gücü kaybı nedeniyle tazminatın hesabında, pasif devrede de zararın oluşacağı ve bu zararın asgari ücret düzeyinde bir zarar olacağının kabulü gerektiği yerleşik içtihatlardandır. Özel yasaları gereği çalışma süreleri ayrık olarak düzenlenenler dışında kalan kişiler yönünden, aktif-pasif devre ayrımı anılan şekilde yapılmakla pasif devre için AGİ dahil edilmemiş ücret üzerinden hesaplama yapılması gerektiği, öte yandan destekten yoksunluk zararının hesabında müteveffanın gelirinin belirlenmesi tazminatın doğru tespitinde önemli bir yer tutmaktadır. Gerçek gelirin tespiti için, yapılan araştırma sonucunda gerçek gelirin saptanamadığı takdirde kamu düzenine ilişkin olan asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerekir. 6098 sayılı TBK m. 75. maddesi gereğince gerçek zararın belirlenmesi bakımından karar tarihine en yakın tarihlerdeki ölçütlerin kullanılması gerekmektedir. Asgari ücret kamu düzeni ile ilgili olup, mahkemece re’sen gözönünde tutulması zorunludur. Bu nedenle hüküm tarihine en yakın tarihte bilinen asgari ücret tutarını belirleyerek bu verilere göre hesap yapılması gerekir. ( Yargıtay 17. HD'nin 28.03.2019 tarih ve 2016/8879 E. - 2019/3815 K. sayılı ilamı ) Belirtilen ilkeler çerçevesinde dosyada alınan aktüerya bilirkişisi raporu hükme esas alınamayacağından, Mahkemece yapılacak iş, karar tarihine en yakın veriler esas alınmak suretiyle yukarıdaki hususlar dahilinde aktüerya bilirkişisinden ek rapor alınmak suretiyle belirtilen hususların irdelenmesi gerektiği gerekçesiyle Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN SONRAKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, 08/03/2016 tarihinde Manisa İli Soma İlçesi sınırları içerisinde davalı ... tarafından sevk ve idare edilen ... plaka sayılı aracın Kınık istikametinden Soma ilçesine seyir halindeyken 0+900 km'ye geldiği esnada yine aynı istikamette aracın ön tarafında banket üzerinde bisiklet ile seyir halinde olan ...'nun sağ şeride girmesi sonucu aracın ön kısımları ile bisikletin arka sol yan kısımlarına çarpması ile araç hakimiyetinin kaybedildiği ve orta refüjden karşı şeride geçildiği, bu esnada Soma ilçesinden Kınık istikametine seyir halinde olan ve dava dışı ... tarafından sevk ve idare edilen ... plaka sayılı aracın ... tarafından sevk ve idare edilen araca çarpmamak için manevra yaptığı sırada sağ tarafta bulunan tarla içerisine girmesi ile oluşan yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasında bisiklet sürücüsü ...'nun %75 oranında asli, ...'nın ise %25 oranında tali kusurlu olduğu, bu olay neticesinde ...'nun aynı gün vefat ettiği, aksi iddia edilmekle birlikte ...'nün annesi olan davacı ...'nin ve babası olan ...'nın kaza sırasında 21 yaşında olduğu tespit edilen ...'nün vefatı dolayısıyla adı geçenin desteğinden yoksun kaldığında mahkemece bir tereddüt görülmeyerek ve hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi söz konusu olay neticesinde davacı ...'nin oğlunun vefatı sebebiyle 378.380,94 TL tutarın davacı ...'nın ise oğlunun vefatı sebebiyle 258.928,14 TL tutarın karşılığı destekten yoksun kalma tazminatına hak kazandıkları, davalı ...'in ... tarafından sevk ve idare edilen aracın maliki olduğu ve diğer davalı sigortanın ise ... tarafından sevk ve idare edilen aracın kaza tarihini kapsar biçimde ZMMS sigortacısı olduğu göz önüne alındığında bu olaydan kaynaklı talep edilen DYK tazminatından ...'ın 6098 sayılı yasanın 49 ve devamı maddeleri gereği,...'nin 2918 sayılı yasanın 85. Maddesi gereği ve davalı sigortanın ise yine 2918 sayılı yasanın 91. Maddesi gereği sorumluluklarının bulunduğu, söz konusu sorumluluğunun kusur oranında olacağı anlaşılmakla az yukarıda da belirtildiği gibi davalı ...'ın olayda %25 kusurunun bulunduğu göz önüne alındığında davacı ... ve ...'nın davalılardan talep edebileceği DYK tazminat tutarının %25 karşılığının istenebileceği anlaşılmakla yapılan hesaplama neticesinde davacı ...'nin işbu dosya üzerinden talep edebileceği DYK tazminat tutarının 94.595,23 TL, ...'nın ise 64.732,03 TL olduğu tespit edilmekle sürücü ve araç malikinin bu tutara ilişkin vefat tarihi olan 08/03/2016 tarihinde, davalı sigortanın ise dava tarihi olan 28/04/2016 tarihi itibariyle temerrüte düştükleri göz önüne alınarak adı geçen davacılar tarafından ileri sürülen DYK maddi tazminat talebinin tam kabulü ile 94.595,23 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... ve ... yönünden kaza tarihi olan 08/03/2016 tarihinden itibaren, diğer davalı ... Sigorta A.Ş. Yönünden dava tarihi olan 28/04/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacı ...'na verilmesine, 64.732,03 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... ve ... yönünden kaza tarihi olan 08/03/2016 tarihinden itibaren, diğer davalı ... Sigorta A.Ş. Yönünden dava tarihi olan 28/04/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacı ...'na verilmesine karar vermek gerekmiş ayrıca davacılar tarafından söz konusu maddi tazminat yanında manevi tazminat talebinde bulunulmakla birlikte davacılar vekilince ileri sürülen istinaf talebinde önceden hükmedilen manevi tazminata yönelik tutarların istinaf incelemesine götürülmediği ve bu nedenle önceden hükmedilen tutarların davalılar açısından kazanılmış hak yaratacağı anlaşılmakla dosya kapsamına kazandırılan deliller, tarafların sıfatları, olayın oluş şekli, kusur durumu ve tarafların sosyal ve ekonomik durumları göz önüne alınarak manevi tazminatın zenginleşme aracı olmadığı gibi manevi duyguları bir nebze tatmin edecek nitelikte oluşu ayrıca göz önüne alındığında ileri sürülen manevi tazminat taleplerinden bir miktar indirim yapılmak suretiyle ve az önce belirtilen kazanılmış hak durumu göz önüne alındığında talebin kısmen kabulü ile ... ve ... lehine 10.000,00'er TL, kardeşler ... ve ... yönünden 5.000,00'er TL manevi tazminatın davalı ... ve ...'den vefat tarihinden itibaren aşağıda belirtilen şekilde tahsili ile davacılara ayrı ayrı verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla birlikte davacılar tarafından söz konusu tazminatlar haricinde bir de cenaze ve defin giderine yönelik tazminat talebinde bulunulduğu görülmekle aksi iddia edilmekle birlikte dosyaya kazandırılan bilgi ve belgelere ...'nün vefatı sebebiyle davacıların talep edebileceği cenaze ve defin giderinin 362,50 TL olduğu ancak dava dilekçesindeki 500,00 TL'lik talebin davalı ... ve ... vekilince sunulan cevap dilekçesinde kabul edildiği göz önüne alındığında 500,00 TL'nin tamamı yönünden adı geçen kişilerin sorumluluğuna gidilmesinde bir tereddüt görülmediği gerekçesiyle davaya konu trafik kazasından kaynaklı; maddi tazminat davasının kabulü ile; - 94.595,23 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... ve ... yönünden kaza tarihi olan 08/03/2016 tarihinden itibaren, diğer davalı ... Sigorta A.Ş. Yönünden dava tarihi olan 28/04/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacı ...'na verilmesine, - 64.732,03 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... ve ... yönünden kaza tarihi olan 08/03/2016 tarihinden itibaren, diğer davalı ... Sigorta A.Ş. Yönünden dava tarihi olan 28/04/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacı ... 'na verilmesine, -500,00 TL cenaze ve defin giderlerinin; 362,50 TL'sinin davalı ... ve ... yönünden ölüm tarihi olan 18/03/2016 tarihinden, diğer davalı ... Sigorta A.Ş. Yönünden dava tarihi olan 28/04/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacılara müştereken verilmesine, arta kalan 137,50 tl cenaze ve defin giderlerinin kabul beyanı göz önünde bulundurularak ölüm tarihi olan 18/03/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ve ...'dan müteselsilen tahsili ile davacılara müştereken verilmesine, manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; -10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 08/03/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ve ...'dan alınarak davacı ...'na verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, - 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 08/03/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ve ...'dan alınarak davacı ...'na verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, - 5.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 08/03/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ve ...'dan alınarak davacı ...'na verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, - 5.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 08/03/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ve ...'dan alınarak davacı ... 'na verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davalı ... Sigorta A.Ş vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı ... Sigorta vekili, davanın “dava şartı eksikliği” sebebiye usulden reddi gerektiğini, sigorta şirketine gerekli evraklar bulunmaksızın başvuruda bulunulduğunu, 2918 sayılı KTK 97.maddesindeki hüküm gereği 26.04.2016 yürürlük tarihli 6704 sayılı torba yasa ile zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki zararların dava yolu ile çözümü öncesi sigorta kuruluşuna başvuru zorunluluğu getirildiğini, bu değişiklikle trafik kazaları nedeniyle zarara uğrayanlar sigortacıya dava açmadan önce mutlaka sigortacıya yazılı başvurmak zorunda olduğunu, dava açabilmeleri için mevcut zararın tespiti açısından gerekli belgelerin ibraz edilmesi sureti ile usulüne uygun yazılı başvurusundan itibaren 15 günlük sürenin dolmuş olması gerektiğini, bir başka anlatımla yazılı başvuru ve başvurudan itibaren 15 günün geçmiş olması ZMSS’na tazminat davası açılmasının ön şartı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydı ile, hesaplamanın 2023 asgari ücret ile yapılmasının hatalı olduğunu, hesaplamaya esas alınan kusur oranının fahiş olduğunu, dosyada sigortalının kusuru adına çelişkili raporlar mevcut olduğundan, dosyanın karayolları fen heyetimne gönderilmesi gerektiğini, zorunlu trafik sigortasının sorumluluk sigortası olduğunu, bu nedenle bu sigorta ile sigorta ettiren kişinin işleteni olduğu motorlu araçların üçüncü kişilere verdikleri zararların karşılanmasının amaçlandığını, sigortacının ise, KTK ve Genel Şartlar mucibince poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceğini, böyle bir halde zorunlu trafik sigortasında sigortacının karşılamakla yükümlü olduğu zararlar, işletme halinde motorlu aracın neden olduğu kazalarda üçüncü kişilerin zararına neden olacak bir kazanın meydana gelmesi ve bu kazada araç işletenin sorumlu bulunması gerektiğini, dolayısıyla KTK.86.madde gereğince araç işleteninin ve sürücünün kusursuz olduğu hallerde sigortacının da tazminat ödeme yükümlülüğü olmayacağını, Yargıtay 11.H.D. 15.03.2001 tarih ve 2001/1244 E.ve 2001/1941 K. sayılı kararının bu yönde olduğunu, sigorta şirketinin tazminata ilişkin sorumluluğundan bahsedebilmek için, sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunduğunun ispat edilmesi gerektiğini, bu durumda da tazminat sorumluluğunun sigortalı araç sürücünün kusuru oranında ve elbette ki poliçe limitleri ile sınırlı olduğunu, nitekim bu hususun Yargıtay içtihatlarıyla da sabit olduğunu, dosyanın (savcılık evraklarının da eklenerek) İTÜ üçlü kusur heyetine gönderilerek kusur raporu alınması gerekirken itirazlarının kabul görmeyerek dosyada karar verilmesinin hatalı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun tazminat hesaplanmasında kullanılan TRH 2010 mortalite tablosu ve progresif rant yöntemine açıkça itiraz ettiklerini, hesaplamaya esas pay oranlarının da Yargıtay kararları doğrultusunda değil yanlış alındığını, yeni genel şartlar uyarınca maluliyet tazminatı hesaplamaları TBK hükümlerine göre değil, ZMM genel şart ekinde yer alan TRH-2010 kadın/erkek tablosu ve %1,8 teknik faiz kullanılarak hesaplama yapılması gerektiğini, hesaplamanın asgari ücret esas alınması gerekirken yapılmamasının hatalı olduğunu, her halükarda tazminat hesaplaması yapılacak olsa dahi bilinmeyen pasif dönemde vergi istisnası düşülmüş asgari ücretin esas alınması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacılar tarafından destekten yoksun kalma tazminatı istenebilmesi için müteveffanın davacıların desteği olduğunun ispatlanması gerektiğini, davacıların müteveffanın desteğine-yardımına ihtiyaç duyup duymadığının araştırılması gerektiğini, destekten yoksun kalma tazminatının belirlenebilmesi açısından davacıların maddi durumlarının önem taşıması nedeniyle, davacıların maddi durumunun ve gelirinin mutlaka araştırılması gerektiğini, davacı anne baba için çocukların ana-babalarına destek olmaları, mali durumu yerinde dahi olsa ancak zaruret şartına bağlı olarak mevcut olduğunu, çocuk, anne-babaya ancak zaruret içinde ise bakmakla yükümlü tutulabileceğini, anne ve babanın tazminat isteminin değerlendirilmesinde müteveffa dışında başkaca çocuklarının bulunduğu hususu göz önüne alınması gerektiğini, kabul etmemek şartıyla aleyhlerine bir karar verilmesi durumunda hesaplanan tutardan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, 08/03/2016 tarihinde meydana gelen trafik kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Olay tarihi olan 08/03/2016 günü bisiklet sürücüsü olarak kara yolunun yan tarafında banket üzerinde seyir esnasında olan müteveffa ...'nun, aynı istikamette arkasından gelen davalı ... tarafından sevk ve idare edilen ... plakalı aracın önünde trafikte seyri sırasında arkadan gelen ...'nın aracını fark etmeyerek ...'nın aracının önünde aniden direksiyonu sağ tarafa kırıp yolun sağ şeridine geçmesi sonucu aracın duramayarak ön tarafı ile bisikletinin arka sol tarafına çarpması ve bu çarpmanın etkisi ile direksiyon hakimiyetini kaybeden ...'nın karşı şeride geçmesi ve bu sırada karşı taraftan gelen dava dışı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın ise çarpmamak için manevra yapması sırasında hakimiyet kaybedilerek tarla içine girmesi ve takla atması ve bisiklet sürücüsü olan ...'nun bu kaza nedeniyle vefatı ile sonuçlanan trafik kazasında tarafların kusur durumlarının tespiti yönünden İTÜ öğrenim görevlilerinden oluşan bilirkişi heyeti ile Ankara talimat mahkemesince tayin edilen bilirkişiler tarafından hazırlanan 12.10.2018 tarihli rapor içeriklerinin kazanın oluş şekline uygun dosya kapsamıyla ve birbiriyle örtüşen şekilde tanzim edilip, hükme ve denetime elverişli kusur raporları olduğu değerlendirilmiş, buna göre davacıların murisi bisiklet sürücüsü ...'nun meydana gelen kazada %75 oranında asli kusurlu, davalı sürücü ...'nın %25 oranında tali kusurlu olduğu yönündeki raporların hükme esas alınmasında herhangi bir usul ve yasaya aykırılık görülmemiş, davalı sigorta vekilinin kusura ilişkin istinaflarının yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davalı sigorta vekilinin istinaf nedenlerinin irdelenmesinde; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi ile zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiş olmakla birlikte, bu başvuru yapılmadan dava yoluna gidilmesi hali dahi HMK'nın 115/2. maddesi gereği tamamlanabilir dava şartı olduğuna göre, başvurunun yapıldığı, ancak eksik ya da usule uygun olmayan belge ile başvurulduğu savunmasının olduğu durumlarda usule uygun olmadığı savunulan belgedeki eksiklik de yargılama aşamasında tamamlanabilecektir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/3042 E.- 2021/1562 K. sayılı içtihatı). Somut olayda, KTK'nın 97. maddesinde ön görülen başvuru dava şartı yerine getirildiğinden davalı sigorta vekilinin başvuru şartına ilişkin istinaf itirazı yerinde değildir. Destekden yoksun kalma tazminat miktarının doğru belirlenebilmesi bakımından, desteğin kaza tarihindeki gerçek ve net gelirinin doğru belirlenmesi önemlidir. Gerçek gelirin tespiti için, yapılan araştırma sonucu gerçek gelirin saptanamadığı takdir ise kamu düzenine ilişkin olan asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerekir. Asgari ücret kamu düzeni ile ilgili olup, mahkemece re’sen gözönünde tutulması zorunludur. ( Yargıtay 17. HD'nin 28.03.2019 tarih ve 2016/8879 E. - 2019/3815 K. Sayılı ilamı ) Tazminat isteminde bulunan hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda 1931 tarihli PMF cetvellerine göre saptanmakta ise de gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle TRH 2010 yaşam tablosu'na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesi güncel veriler ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olduğundan tazminat hesaplamasında TRH 2010 yaşam yönteminin kullanılması gerekir. ( Yargıtay 4. HD'nın 03.01.2022 tarih ve 2021/9412 E - 2022/3622 K., 17. HD'nin 23.03.2021 tarih 2020/ 6173 E. - 2021/ 3121 K. Sayılı ilamları ) Aynı şekilde, yeni genel şartlar zamanında düzenlenen poliçelerde yeni genel şartlardaki hesaplama tekniği uygulanamayacağı için tazminat hesabında eski uygulamalardaki gibi progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi icap etmektedir. (Yargıtay 17. HDB'nin 24.02.2021 tarih ve 2019/3292 E. 20121/1848 K. Sayılı ilamı ) Tazminatının belirlenmesinde, desteğin son gelir durumu ile birlikte muhtemel yaşam süresinin ve bu sürenin ne kadarında aktif çalışma hayatının devam edeceği, ne kadarında pasif döneme bulunacağının tespiti önem arz etmektedir. Çalışma hayatının, aktif çalışma dönemi ve emeklilik dönemi olan pasif devre olarak ayrılması ve özel yasalarında çalışma süreleri ayrık olarak belirtilmemiş (asker, polis vb. gibi) kişiler yönünden 60 yaşın aktif çalışma devresini, bakiye yaşam süresi varsa kalan sürenin de pasif çalışma dönemini oluşturduğu; sürekli iş gücü kaybı nedeniyle tazminatın hesabında, pasif devrede de zararın oluşacağı ve bu zararın asgari ücret düzeyinde bir zarar olacağının kabulü gerektiği yerleşik içtihatlardandır. Özel yasaları gereği çalışma süreleri ayrık olarak düzenlenenler dışında kalan kişiler yönünden, aktif-pasif devre ayrımı anılan şekilde yapılmakla pasif devre için AGİ dahil edilmemiş ücret üzerinden hesaplama yapılması gerekmektedir. (Yargıtay 04.04.2022 tarih ve 2021/12301 E. - 2022/6691K. Sayılı ilamı) Dairemizce verilen kaldırma kararı sonrasında aktüerya bilirkişisi tarafından tanzim edilen ek raporda kaldırma kararımızda belirtilen istinaf nedenleri doğrultusunda rapor alındığı, iş bu raporda destekten yoksun kalma tazminatı yönünden yapılan hesaplamalarda önceki raporda olduğu gibi müteveffanın kazancının asgari ücret üzerinden kabul edildiği görülmekle davalı sigorta vekilinin aksi yöndeki istinaf nedeninin de reddi gerekmiştir. Destekten yoksun kalma tazminatı, destek görenlerin desteğin ölümü nedeniyle uğradıkları zararın giderim biçimidir. Kaynağını Borçlar Kanunu'ndan alır. Ancak bu tazminat istemi Borçlar Kanunu'nun diğer maddelerinde düzenlenen tazminat istemleri ile eş değerde olmadığı gibi eylemin karşılığı olan bir ceza da değildir. Bu haliyle destekten yoksun kalma tazminatı, ölümün sonucu olarak ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek, yaşamının, desteğinin ölümünden önceki düzeyinde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde ve kendine özgü bir tazminat biçimidir. Anne - babanın çocuğunun haksız fiil ve/veya akde aykırılık sonucu ölmesi nedeniyle açtığı destekten yoksun kalma tazminatı davalarında, çocukların anne-babaya destek oldukları karine olarak kabul edilmekte olup, ayrıca desteklik ilişkisinin varlığının ispatı için SGK'dan gelir bağlanması şartı aranmamaktadır.(Yargıtay İBK'nun 22.06.2018 tarih ve 2016/5 E. - 2018/6 K. ) Dosyada alınan aktüerya uzmanı tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda, anne ... için 94.595,23 TL, baba ... için 64.732,03 TL olmak üzere 159.327,26 TL DYKT hesaplandığı, hesaplanan tazminatın sigorta tarafından düzenlenen poliçe teminat limiti içinde kaldığı davacılar ... ve ... yönünden destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi açısından meydana gelen kazada vefat eden ...'nun davacı anne ve babanın oğlu olduğu anlaşılmakla, destek zararının bulunduğunun kabul edilmesi de yerinde olup, davalı sigorta vekilinin bu hususlara ilişkin istinaf nedeni de isabetli değildir. Davalı sigorta vekilinin müterafik kusura yönelik istinaf nedeninin incelenmesinde, kazada vefat eden ...'nun Akhisar Cumhuriyet Başsavcılığı'nca düzenlenen 19.03.2016 tarihli ölü muayene ve otopsi tutanağında, ölüm sebebinin genel vücut travmasına bağlı iç kanamaya bağlı dolaşım ve solunum yetmezliği olduğu kanaati rapor edilmekle mahkemece müterafik kusur indiriminin yapılmamış olmasında da isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenle davalı sigorta vekilinin bu hususa ilişkin istinaf nedeni yerinde değildir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı ... Sigorta A.Ş vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı ... Sigorta A.Ş yönünden istinaf karar harcı olan 10.244,98 TL'den peşin alınan 2.721,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 7.523,98 TL harcın davalı ... Sigorta A.Ş'den alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı ... Sigorta A.Ş tarafından yapılan giderlerin kendi üzerilerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 20.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2023/380, K. 2023/930, T. 20.11.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-380-e-2023-930-k-54421a693604