İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2016/1931 E. 2016/10233 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2016/1931
- Karar No
- 2016/10233
T.C. ANTALYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DOSYA NO : 2019/471 KARAR NO : 2020/302 DAVA : İTİRAZIN İPTALİ (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 12/09/2019 KARAR TARİHİ : 01/07/2020 Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında görülen İTİRAZIN İPTALİ davasının mahkememizde yapılan yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA; Davacı vekili ... tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında süregelen bir ticari ilişki bulunduğunu, davalı şirkete ... kg ... satılarak teslim edildiğini, bu nedenle düzenlenen ... tarih ve ... nolu ve ... TL bedelli irsaliyeli fatura düzenlenerek davalıya teslim edildiğini, borcun ödenmemesi üzerine alacağın tahsili amacıyla Antalya ... İcra Müdürlüğünün .... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takibe haksız ve kötü niyetli itiraz edilerek durdurulduğunu, zorunlu arabuluculuk girişimlerinin sonuçsuz kaldığını, faturalara TTK.nun 23. maddesi uyarınca ... gün içinde herhangi bir itirazda bulunmadığı gibi, icra dosyasına yapılan itirazda da söz konusu cari hesabı oluşturan faturaya bir ibrazda bulunulmadığını, bu nedenle borçlunun itirazının iptaline, takibin devamına ve borçlunun haksız itirazı sonucu alacağın %20'slnden aşağı olmamak üzere İnkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili süresi içerisinde verdiği cevabında; taraflar arasında ticari ilişkinin ve dolayısıyla iddia olunan ticari satımın gerçekleştiğini, ancak bu ticari satıma bağlı ödeme yükümlülüğünü yerine getirdiklerini, tahsil edilmiş bir borcun ikinci kez tahsil edilmeye çalışıldığını, davacı-alacaklı tarafın haksız ve kötüniyetli olduğunu, davacı tarafından altı imza edilen ve kaşe vurulan faturanın kapalı fatura oluğunu ve bu durumun Yargıty içtihatlarında da işaret edildiği üzere borcun ödendiğine karine teşkil ettiğini, bu karinenin aksininin yani borcun ödenmediğininin kesin şekilde ispat etme yükümlülüğünün davacının üzerinde olduğunu, kendilerine ait ticari defterlerinin de incelendiğinde ihtilaf konusu ticari satıma bağlı edim yükümlülüklerini yerine getirilmiş olduğunun görüleceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME: Dava; ticari mal satım ilişkisinden kaynaklanan ve faturaya bağlı borcun ödenmemesi üzerine alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. İtirazın iptali davalarının 2004 sayılı İİK’nın 67/1. fıkrası gereğince Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Davacı Antalya ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile ... tarihinde ....-TL asıl alacak üzerinden icra takibi başlattıktan sonra (Örnek No:7) ödeme emrinin borçlu/davalıya .... tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun ... tarihinde hiçbir borcu olmadığını, borcun tamamına ve faize itiraz ettiğini belirterek takibi durdurduğu, itiraz dilekçesinin davacı/alacaklı vekiline tebliğ edildiğine dair belgeye rastlanmadığı, davacının da ... tarihinde ... yıllık yasal hak düşürücü süre içinde itirazın iptali davası açtığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasında ticari ilişkinin varlığı, dava konusu faturaya ilişkin malların teslimi ve fatura içeriği hususları tartışma konusu değildir. Çözümlenmesi gereken sorun, davacının alacağının bulunup bulunmadığı, diğer bir anlatımla faturaya dayalı borcun ödenip ödenmediği noktasında toplanmaktadır. Zira davacı taraf cevap dilekçesinde borcun ödendiğini, ikinci kez tahsilat yapılmaya çalışıldığını ileri sürmektedir. Tarafların iddia ve savunmaları, dosyaya sundukları deliller, icra dosyası ile tüm dosya kapsamı ile beraber alınan bilirkişi raporları ve yapılan yargılama sonunda; Bu nedenle taraf defterleri üzerinde inceleme yapmak gerektiğinden ve bu iş uzmanlık gerektirdiğinden, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. İnceleme sonunda verilen bilirkişi raporda, dava konusu alacağa dayanak olan ... tarih ve ... nolu ...-TL bedelli faturanın her iki tarafın da defter ve belgelerinde kayıtlı olduğu, davacının ticari defterlerinde fatura bedelinin ödenmediği, davalının ticari defterlerinde ize fatura bedelinin, fatura tarihinden sonra peyder pey kasadan nakit ödeme şeklinde ödendiğinin, böylece davacıya borcunun bulunmadığı tespit edilmiştir. Davalı taraf, davacının düzenlediği faturanın kapalı fatura olduğunu belirterek, bu fatura bedelinin ödemeye karine olduğunu, ödenmediğini davacının ispatlaması gerektiğini ileri sürerek, ispat külfetinin yer değiştirdiğini ileri sürmektedir. Öncelikle, dava konusu icra takibine dayanak ... tarih ve ... nolu ....-TL bedelli faturanın kapalı fatura olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Bilindiği üzere açık fatura, mal veya hizmet tesliminde müşterinin, mal veya hizmet bedelini faturanın düzenlendiği anda ödemeyip, sonradan ödeyecek olması durumunda düzenlenen faturadır. Açık fatura düzenlenirken satıcı kaşe ve imzayı faturanın ÜST kısmına basar. Bu tür faturalar açık faturalara örnektir. Açık fatura için, "Müşterinin borcu açık yani ödenmemiş " anlamında açık fatura denilir. Kapalı Fatura ise, mal veya hizmet tesliminde müşterinin, mal veya hizmet bedelini, faturanın düzenlendiği anda ödemesi durumunda düzenlenen faturadır. Kapalı fatura düzenlenirken satıcı kaşe ve imzayı faturanın ALT kısmına basar. Bu tür faturalar kapalı faturalara örnektir. Kapalı faturalar için, "Müşterinin borcu kapalı yani borcu yok, borcunu ödedi hesap kapandı" anlamında kapalı fatura denilir. Davacının dava konusu yaptığı faturanın altında imza bulunmasına rağmen kaşelenmediği anlaşılmaktadır. Benzer bir olayda Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 07/06/2016 tarih ve 2016/1931 E. 2016/10233 K.sayılı bir kararında; "...Dava, irsaliyeli faturalara dayalı icra takibine karşı itirazın iptali davasıdır. Fatura içerisine alt kısma atılan satıcı kaşe ve imzası faturayı kapalı fatura haline getirir. Kapalı fatura mal bedelinin ödendiğine karinedir. Takibe konu irsaliyeli faturaların üst kısmında davacı şirketin kaşesi ve imzası bulunmakta olup faturalar açık faturadır. Ayrıca dava konusu faturalar davalının ticari defterlerinde kayıtlıdır. Bu durumda ispat yükü faturalar nedeniyle borçlu olmadığını savunan davalıda olduğu halde yanılgılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir...." diyerek, bir faturanın kapalı fatura olarak kabul edilebilmesi için kaşe ve imzanın birlikte bulunmasını şart koşmuştur. Yine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 01/05/2016 tarih ve 2015/15420 E. 2016/4894 K.sayılı kararında da benzer şekilde "...Faturanın altının faturayı tanzim eden tarafından kaşe vurularak imzalanması o faturanın kapalı fatura olduğuna ve fatura bedelinin ödendiğine karine teşkil eder. Bu durumda ispat yükü yer değiştirir, diğer bir ifadeyle ödeme savunması yönünden mevcut karine karşısında alacaklının fatura bedelini tahsil etmediğini kanıtlaması gerekir." demek suretiyle kaşenin gerekliliğine işaret etmiştir. Yine de kaşesiz faturaların altının imzalanması halinde kapalı fatura olarak kabul edileceği yönünde Antalya ilinde ticari bir teamül olup olmadığı Ticaret odasından sorulmuş, verilen cevabi yazıda böyle bir teamülün olmadığı bildirilmiştir. Öyleyse, altında davacı şirketin kaşesi bulunmayan, sadece imza bulunan, dava konusu icra takibine dayanak ... tarih ve ... nolu ....-TL bedelli faturanın kapalı fatura olmadığının kabulü gerekir. Bu durumda davalının, ödeme savunmasını ispatlaması gerekir. Davalının ticari defter kayıtlarında, fatura bedelinin peyder pey, çeşitli tarihlerde kısım kısım kasadan nakit olarak ödendiği kayıtlıdır. Ancak bu ödemelere ait hiç bir makbuz, banka dekontu vb.yazılı delil sunamamaktadır. (Kaldı ki bu kayıtlar, kapalı fatura ile ilgili savunmasına da terstir. Zira kayıtlara göre ödemeler fatura tarihinden sonraki tarihlerdir. Kapalı faturada malın teslim tarihinde hemen nakten kasadan ödeme yapılması beklenmektedir. Oysa burada durum tam tersidir). Bu nedenle davalının ödeme savunmasını ispatlayamadığı, dolayısıyla davacının davasında haklı olduğu, alacağın likit bulunduğu, davalının takibe itirazında haksız ve kötü niyetli itiraz ettiği kabul edilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçeler ışığında; Davanın KABULÜNE, Davacının Antalya ... İcra Müdürlğüğnün ... sayılı dosyası ile davalı/borçlu aleyhine başlattığı icra takibine İTİRAZIN İPTALİNE, Takibin ....-TL asıl alacak üzerinden DEVAMINA, Asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanuni faiz ve temerrüt faizine ilişkin kanunun 2. Maddesine göre takip tarihinden itibaren değişen oranlarda ticari temerrüt faizi UYGLANMASINA, İcra takibine yapılan itiraz haksız olduğundan ve likit(belirlenebilir) olan alacak üzerinden %20 hesabıyla ...-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, Alınması gerekli ...-TL harçtan, peşin olarak alınan ...-TL harcın mahsubu ile kalan ...-TL harcın DAVALIDAN ALINMASINA, Davacı tarafça yapılan dava ilk masrafı ...-TL, tebligat gideri ...-TL, müzekkere gideri ...-TL, bilirkişi ücreti ...-TL olmak üzere toplam ...-TL ve mahkememizde peşin olarak alınan harç gideri ...-TL olmak üzere toplam ...-TL'nin davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, fazlasının davacı üzerinde BIRAKILMASINA, Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalanının karar kesinleştiğinde talebi halinde DAVACIYA İADE EDİLMESİNE, Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca davada kabul edilen miktar dikkate alınarak hesap edilen ...-TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, HMK'nun 345 maddesi uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulünce anlatıldı.01/07/2020 KATİP ... (E-imzalı) HAKİM ... (E-imzalı) .