İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2015/3302 E. 2015/12272 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2015/3302
- Karar No
- 2015/12272
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/562 Esas - 2024/719 T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/562 Esas KARAR NO : 2024/719 HAKİM : ... KATİP : ... DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan Semenin Tenzili) DAVA TARİHİ : 07/09/2024 KARAR TARİHİ : 12/12/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/12/20204 Mahkememizde görülmekte bulunan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 297/1(c)'ye uygun şekilde, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, konuyla ilgili mevzuat hükümleri ve yargısal içtihatlar, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri içerir şekilde hüküm verilerek, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: I-) Tarafların İddia ve Savunmalarının Özeti Davacılar vekili tarafından mahkememize sunulan tarihli dava dilekçesi ile özetle; müvekkili ile davalı arasında ticari ilişki sonucu oluşan cari hesap ekstresi ile görüldüğü üzere toplam ... TL bakiye alacağı bulunduğunu; alacağın tahsili için davalı borçlu aleyhine Sakarya 3. İcra Müdürlüğü’nün 2024/8400 Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu ,vekili vasıtası ile 25.07.2024 tarihinde takibe ,borca ve ferilerine itiraz ettiğini; Müvekkilinin ve gerekse davalı tarafın muhasebe kayıtları , ticari defter ve dayanaklarında ve gerekse maliye BA/BS kayıtlarında alacaklarının sabit olmasına rağmen davalı taraf hukuki mesnetten yoksun ve kötü niyetli olarak icra takibine itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiğini belirterek, davalının zaman aşımı itirazının reddine, davalının itirazlarının iptali ile takibin devamına, %20' den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket tebligata rağmen suresinde cevap vermediği ancak, takip dosyasına sunulan itiraz dilekçesinde; müvekkilinin, alacaklı görünen tarafa herhangi bir borcu bulunmadığından dolayı borca açıkça itiraz ettiklerini; itiraza konu alacağa karşı Zamanaşımı Definde bulunduklarını belirtmişlerdir. II-) Dava Türü ve Tarafların Anlaştıkları - Anlaşamadıkları Hususlar Dava; faturaya dayalı cari hesap bakiye alacağı ilişkin başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali davasıdır. Taraflar arasında, itiraz dilekçesinde akdi ilişkiye ve mal teslimine ilişkin açıkça itiraz edilmediğinden, akdi ilişki ve mal teslimi hususlarında ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık; dava ve takibe konu alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığına ve takip tarihi itibariyle davacının davalıdan bakiye alacağı olup olmadığına ilişkindir. III-) Çekişmeli Vakıalar Hakkında Toplanan Deliller: Sakarya 3. İcra Müdürlüğünün 2024/8400 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklı davacı tarafından borçlu davalı aleyhinde, ffaturaya dayalı cari hesap bakiye alacağı toplamı 1.344.564,57.-TL alacaktan dolayı ilamsız icra takibine girişildiği, ödeme emrinin borçluya tebliğ edilmesi üzerine süresinde borçlu vekili tarafından icra dairesine sunulan itiraz dilekçesiyle borcun tamamına itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durdurulduğu ve yasal 1 yıllık süre içerisinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Ali Fuat Cebesoy Vergi Dairesi Müdürlüğünden davalı şirkete ait BA formları celp edilerek incelenmiştir. IV-) Konuyla İlgili Mevzuat Hükümleri Ve Yargısal İçtihatlar: Yargıtay 19 Hukuk Dairesinin 25/10/2018 Tarih, 2018/2599 Esas 2018/5261 Karar Sayılı ilamında, "... davalı tarafından form BA belgeleriyle vergi dairesine bildirildiği, bu nedenle söz konusu faturanın ve fatura içeriği malzemenin teslim edildiğinin kabulü gerektiği..." belirtilmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302E. 2015/12272K. sayılı ilamında "...davalı tarafından dava konusu olaya ilişkin düzenlenen üç adet faturanın davalının mal ve hizmet satın alınan firmaları beyan ettiği BA formunda ve davalının mal ve hizmet satılan firmaları beyan ettiği BS formunda yer aldığı belirtilmiş olup, davalı yanca bu açıklamaya açıkça itiraz edilmemiştir. Bu itibarla, davacının dava konusu münazaalı hususla ilgili iddiasını bizatihi davalı kayıtları ile ispat ettiğinin kabulü gerekmekte olup...." denilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21/2. Maddesinde bir faturayı alan kimse aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde münderecatı hakkında bir itirazda bulunmamışsa münderecatını kabul etmiş sayılacağı, buna göre fatura tek başına alacağın varlığını kanıtlamaz ise de ticari defterlere kaydedilmiş olması malın teslim alındığı ve içeriğinin kabul edildiğine karine teşkil eder. Yine aynı madde uyarınca, faturanın içeriğine kanunda öngörülen süre içerisinde itiraz edilebilir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “ispat yükü” başlıklı 190. maddesinin 1. fıkrasında yukarıdaki düzenlemeye paralel olarak ispat yükünün kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olacağı belirtilmiştir. Yine anılı maddenin 2. fıkrasında kanuni bir karineye dayanan tarafın, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altında olduğu belirtilmiş; kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı tarafın kanuni karinenin aksini ispat edebileceği kabul edilmiştir. Kanuni karine, belli bir vakıadan, belli olmayan diğer bir vakıa için kanun tarafından çıkarılan sonuçtur. Kanuni karineler de adi kanuni karine ve kesin kanuni karine olarak ikiye ayrılmaktadır. Adi kanuni karineler aksi ispat edilebilen karineler iken, kesin kanuni karinenin varlığı hâlinde karşı taraf bunun aksini ispat edemez (K., Baki: Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, Ocak 2021, S. 244 vd.). Karinenin varlığı hâlinde, karineye dayanan taraf sadece karinenin temelini ispatla yükümlüdür. Kesin kanunî karineler dışında, karşı taraf karinenin aksini ispat edebilir. Karine söz konusu olduğunda, karşı ispat faaliyetinden değil, karine ile kabul edilen durumun aksini ispat etmek gerekir. (Bakınız: Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02.03.2021 Tarih 2017/(19)11-926 Esas 2021/177 K. Sayılı ilamı) 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmemesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir (Bakınız Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 11.11.2020 T. 2019/3926 E. 2020/2954 K. Sayılı ilamı). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda yazılı yargılama usulü ayrıntılı olarak düzenlenmiş, basit yargılama usulü ise temel özellikleri ve farklı noktalarıyla belirtilmiş, hüküm bulunmayan hallerde yazılı yargılama usulüne ilişkin hükümlerin uygulanacağı ifade edilmiştir (HMK'nın 322/1). Basit yargılama usulü, daha çabuk sonuçlandırılması gereken, daha kısa bir incelemeye ihtiyaç duyan ve daha kolay bir inceleme ile sonuçlandırılabilecek dava ve işler için kabul edilmiş daha basit, daha seri bir yargılama usulüdür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun basit yargılama usulünde “Ön inceleme ve tahkikat” başlıklı 320. maddesi uyarınca; “Mahkeme, mümkün olan hâllerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verir. Daha önce karar verilemeyen hâllerde mahkeme, ilk duruşmada dava şartları ve ilk itirazlarla hak düşürücü süre ve zamanaşımı hakkında tarafları dinler; daha sonra tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit eder.” Görüldüğü üzere basit yargılama usulünde, yazılı yargılama usulünden farklı olarak ön inceleme ve tahkikat işlemleri de basitleştirilmiştir. Dosya üzerinden karar verilemiyorsa, bu durumda mahkeme ön inceleme yapar. Burada da, mahkeme dava şartları ve ilk itirazların varlığını inceleyerek, hak düşürücü süreler ve zamanaşımı süreleri hakkında tarafları dinler. Bundan sonra hakim, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit ederek, tarafları sulhe teşvik eder. Tarafların sulh olup olmadıkları; sulh olmamışlarsa anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanağa yazılır ve tutanak hazır bulunanlarca imzalanır. Tahkikat bu tutanağa göre yürütülür (HMK'nın 320/2). Yukarıda belirtilen ön incelemeden sonra mahkeme, tarafların dinlenmesi, delillerin incelenmesi ve tahkikatın yürütülmesi için en fazla iki duruşmada yargılamayı tamamlamak zorundadır ve duruşmaların arası da en fazla bir ay olmalıdır (m. 320/3-c. 1). Bununla birlikte işin niteliğine göre hakimin bir aydan sonraya duruşma günü verip ikiden fazla duruşma yapması da mümkün kılınmıştır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 321/1.fıkrasında ise "Tahkikatın tamamlanmasından sonra, mahkeme tarafların son beyanlarını alır ve yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Taraflara beyanda bulunabilmeleri için ayrıca süre verilmez" hükmü düzenlenmiş olup bu hüküm uyarınca basit yargılama usulünde tahkikat tamamlandıktan sonra, yazılı yargılama usulünde olduğu gibi sözlü yargılama için ayrı bir kesit öngörülmemiştir; bunun için ayrıca süre verilmez. Hakim tahkikatın tamamlandığı duruşmada, tarafların son beyanlarını alır ve yargılamanın sona erdiğini belirterek hükmünü tefhim eder. V-) Sabit Görülen Vakıalar, Bunlardan Çıkarılan Sonuç ve Hukuki Sebepler: Bu yasal düzenlemeler ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının, faturaya dayalı alacağının tahsili için davalı şirket hakkında icra takibi başlattığı, takibin davalının itirazı ile durduğu ve itirazın iptali için eldeki davanın ikame edildiği, davalının takip dosyasına sunduğu itiraz dilekçesinde, alacaklı görünün tarafa müvekkil borçlu şirketin herhangi bir borcunun olmadığı, bu nedenle, takibe, borca, miktara, b.k. md. 100'ün uygulanmasına, faize, faiz oranına, işlemiş faiz miktarına ve borcun ve takibin tüm fer’ilerine, takibe dayanak olarak gösterilen tüm belge içeriklerine, karşı itiraz ettiklerini beyan ettiği, ancak ödeme defiinde bulunmadığı gibi akdi ilişki ve mal teslimine ilişkin açıkça itirazı da söz konusu olmadığı, davalının BA kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek olmadığı, zira münazaalı hususlar bizatihi davalının kayıtları ile ispatlandığı anlaşılmakla davanın kabulüne, likit olan alacağın %20’si oranında tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur. Davalı adına dava dilekçesi ve tensip zaptı ekli çıkarılan davetiyenin ve ön inceleme tensip zaptı ekli davetiyenin usulünce tebliğ edildiği, buna rağmen davalı taraf ön inceleme duruşmasına katılmadığı; ön inceleme duruşması yapıldıktan sonra, tahkikat aşamasına geçildiği, ön inceleme duruşmasından sonra dosya arasına yeni bir delil alınmadığından, tahkikat aşamasında davalı tarafın dinlenilmesini gerekli kılacak bir husus bulunmadığından ve basit yargılama usulünde tahkikat tamamlandıktan sonra, sözlü yargılama için ayrı bir kesit öngörülmediğinden, davalıya tahkikat duruşmasına ilişkin davetiye çıkartılmamış ve tahkikat sonunda ön inceleme duruşmasında ön inceleme aşaması tamamlanarak tahkikat aşamasına geçilmiş ve HMK 320 maddesi hükmü de nazara alınarak ön inceleme duruşmasında (Emsa: Yargıtay 11 Hukuk Dairesi 28/03/2024 T. 2021/5329 E. Ve 2024/2570 K. Sayılı ilamı) dosya karara çıkartılmıştır. HÜKÜM (Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere): 1-Davanın KABULÜ ile; -Davalı borçlunun Sakarya 3. İcra Müdürlüğünün 2024/8400 esas sayılı takip dosyasındaki borca yönelik itirazın İPTALİ ile, -Takibin aynen devamına, -...TL asıl alacağın %20'sine tekabül eden icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 91.847,21-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 16.238,99-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 75.608,22-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 Üçüncü Kısım) göre hesaplanan 200.239,00-TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan; 427,60-TL Başvuru Harcı, 16.238,99-TL Peşin/nisbi Harcı, 555,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 17.221,59TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra talep eden tarafa iadesine, 6-Arabuluculuk nedeniyle hazine tarafından karşılanan 3.600,00-TL'nin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 7-Gerekçeli kararın HMK nun 321/2 maddesi gereğince talep aranmaksızın taraflara tebliğine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.12/12/2024 Katip ... e-imzalıdır. Hakim ... e-imzalıdır.