İlk Derece Mahkemesi · İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/1529 E. 2018/283 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2015/1529
Karar No
2018/283
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2015/1529 Esas KARAR NO : 2018/283 DAVA : Alacak DAVA TARİHİ: 29/12/2015 KARAR TARİHİ: 13/03/2018 Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından mahkememize verilen 29/12/2015 tarihli dilekçe ile, davacı firmanın, davalı bankadan aldığı çekleri ticari işlemlerinde kullandığını, davacı firma yetkilisinin çek karnesi alırken imza örneklerinin bulunduğu imza sirkülerini davalı bankaya verdiğini, dolayısı ile davalı banka davalı şirket yetkilisinin imzasını bildiğini, diğer davalı ...'nın davacı firmanın muhasebe departmanında çalışırken, şirket adresinde muhafaza edilen çek karnesinden 2 koçan çeki alarak davacı firma yetkilisinin imzasını sahte olarak atarak ve yine kaşe ve cirolarla çekleri takas merkezine vermiş, ve her iki çek bedelininde çek hesabından tahsil edildiğini, davacı firmanın çeklerin bu şekilde çalındığından haberinin olmadığını, zaten davalı ...'ın da çeklerin çalındığından haberi olunmaması için çek koçanının en arkasından 2 adet çek yaprağını kopardığını, davacı firmanın ise sürekli olarak ticari işlerinde çek kullanmakta ve sürekli olarak banka hesabında çek karşılığı bulunduğundan ötürü bu çek hesabından çek bedellerinin düzenli ve sürekli ödenmekte olduğunu, davacı firmanın şirket yetkilisinin imza sirküleri bankada mevcut olup, davacı firmanın uzun süre bankanın müşterisi olduğunu, sürekli olarak çek keşide etmekte ve bu çeklerin bankaca ödenmekte olduğunu, bu sebeple davacının imzası banka yetkililerince çok iyi bilinmekte ve tanınmakta olduğunu, her iki çek üzerindeki imzanın davacı firma yetkilisinin imzası olmadığını ve imzaların sahte olduğunu bankanın bilebilecek durumda olması gerektiğini, asli kusurlunun davalı banka olduğunu, ayrıca 6762 sayılı TTK'nun 724 sayılı maddesinde hem de 6102 sayılı TTK 'nun 812 maddesinde, bu şekilde sahte imza ile ödenmiş olan çek bedellerinden ''müşterinin doğan zararından'' muhatab bankanın sorumlu olduğunu, bankanın sorumluluğu kusur aranmayan sorumluluk olup, muhatab bankanın sorumlu tutulması için kusurlu olmasının şart olmadığını, bu doğrultuda karar verilen Yargıtay kararları olduğunu, davacı firmanın çeklerinin çalınıp, sahte imza ile tahsil edilmesi ile ilgili yaptığımız suç duyurusu sonucunda davalı ...'nın İzmir ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... esas ve ... karar sayılı dosyası ile yargılandığını, ve hırsızlık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından mahkum edildiğini, açıklanan nedenlerle, ... Bankası A.Ş. ... Şubesi tarafından sahte imza ile tahsil edilen 10/03/2014 keşide tarihli, ... nolu 22.700,00 Tl bedelli ve 14/03/2014 keşide tarihli, ... nolu 20.000,00 TL bedelli 2 adet çekten dolayı davacı firmanın oluşan zararı olan toplam 42.700,00 TL'nin çeklerin ödendiği tarih olan 10/03/2014 ve 14/03/2014 tarihlerinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir. Dava dilekçesi davalı taraflara tebliğ edilmiş, davalı banka vekili 11/02/2016 tarihli dilekçesinde, davacının iddialarının hukuka uygun olmadığını, davacının belirtmiş olduğu çekler TTK'na göre çekte bulunması gereken esaslı unsurların ihtiva edildiğini, banka şube personeli tarafından çekin tüm unsurlarının incelendiğini ve evrakın çek vasfını taşıdığı kanaati ile çeklerin karşılığı ödeme yapıldığını, keşideci imzası olarak kabul edilen ve çek üzerinde yer alan imzanın, bankanın uhdesinde yer alan imza örnekleri ile ve keşide imzası ile uyuştuğunu, bankanın aksi yönde hareket ederek ödeme yapmaktan kaçınmasının mümkün olmadığını, davalı bankanın usulüne uygun olarak çek üzerindeki gerekli incelemelerin yapıldığını, imzada sahtelik kanaatine varılmamış olduğundan ödem yapıldığını, imza sahte olsa dahi birbirinin birebir taklidi olan imzaların normal bir değerlendirme ile tespit edilmesinin bankalardan beklenmesinin mümkün olmadığını, olayda bankanın kusurlu olmadığını, çekin davacının iddialarına göre, muhasebe elemanınca keşidesinden hemen sonra davacının davalı bankaya ihbarda bulunmasının gerektiğini, ancak bankaya hiç bir ihbarda bulunulmadığını, davaya konu çekin bulunduğu çek koçanından pek çok keşide edilmesine rağmen ilgili çeklerin koçandan gizlice alındığının fark edilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesinin istendiği görülmüştür. Davalı ...'ya dava dilekçesi tebliğ edilmiş, davalı tarafından duruşmada beyanda bulunulmuş, Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandığını ve bu hususta Mahkemede beyanda bulunduğunu beyan ettiği görülmüştür. İzmir ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı dosyası dosyamız içine alınmış, yapılan incelemesinde dava dosyamızda dava konusu edilen 2 adet çekin koçanından boş olarak koparıldığı ve davalı ... tarafından sahte olarak düzenlendiği ve 3. Kişilere verildiği hususunun beyan edildiği, davalının kendi beyanı ile bu hususu kabul ettiği görülmüştür. Davalı bankanın sorumluluğunun tespiti yönünden dosyada deliller toplandıktan sonra, çekler üzerindeki imzanın davacı şirket yetkilisi imzasına benzeyip benzemediğinin, iğfal kabiliyetinin olup olmadığının tespiti hususunda rapor düzenlenmesi için dosya, uzman bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen rapora göre, çekteki imzanın iğfal kabiliyetinin olduğu yönünde kanaat bildirilmiştir. Davacı tarafça davalı eski çalışanı ile çeklerin ibraz edildiği banka aleyhine iş bu dava birlikte açılmış ve yargılamaya bu şekilde devam edilmiştir. Davalılardan ... Bankası A.Ş. aleyhine açılan davada dayanılan hukuki sebebin farklı olması nedeniyle bu davalı aleyhine açılan davanın iş bu davadan ayrılmasına karar verilmesi gerektiği, görülmüştür. Davacı ile davalı ... arasında hizmet ilişkisi olduğu, her iki tarafın da kabulündedir. Davalının davacı şirketin sigortalı çalışanı olduğu tespit edilmiştir. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu Md. 1 uyarınca İş Kanunu'na göre işçi sayılan kişiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında doğan Hukuk Uyuşmazlıklarında çözüm yerinin İş Mahkemeleri olduğu hükme bağlanmıştır. Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında dikkate alınması gereken husus olduğundan mahkememizce öncelikli olarak bu konuda inceleme yapılması gerektiği tespit edilmiştir. Açıklanan hususlara göre, davacı şirketin iş bu davada davalının sorumlu olduğu iddiası ile istemde bulunduğu, davalı ile davacı şirket arasında hizmet ilişkisi olduğu, söz konusu uyuşmazlığın İş Mahkemelerinde ele alınması gerektiği, HMK Md. 114/1-ç hükmü uyarınca görev hususunun dava şartlarından olduğu, HMK Md. 115/2 uyarınca davalı ... yönünden davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmış, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Davanın ... yönünden mahkememizin görevsizliği nedeni ile dava şartı yokluğundan reddine, Görevli mahkemenin İş Mahkemesi olduğuna, Başvuru olduğunda dosyanın görevli İzmir İş Mahkemelerine gönderilmesine, HMK 331/2 maddesi uyarınca Harç ve yargılama gideri hususunun görevli mahkemece ele alınmasına, HMK 20. Maddesi uyarınca karar kesinleştikten itibaren başvuru olmadığı takdirde dosyanın mahkememizce ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine, Dair karar, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne başvuru yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 12/03/2018 Katip ... e-imzalı Hakim ... e-imzalı

Atıf: İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2015/1529, K. 2018/283, T. 13.03.2018, www.arakarar.com/karar/izmir-5-asliye-ticaret-mahkemesi-2015-1529-e-2018-283-k-09c6684511e2