İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2015/1048 E. 1980/2073 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2015/1048
Karar No
1980/2073
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/743 Esas KARAR NO : 2024/593 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/12/2020 KARAR TARİHİ : 19/09/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin sebze ve meyve temini ve üretiminde faaliyet göstermekte olup ülkenin en önde gelen gıda firmalarından biri olduğunu, davacı şirket ile karşı taraf arasında sebze ve meyve satımına dayanan süre gelen ticari ilişki sebebiyle fatura - cari hesap ilişkisi bulunduğunu, davacı tarafından yükümlülükler yerine getirilmişse de, karşı taraf, uzun süredir cari hesap ekstresinde mevcut borcunu ödememekte direttiğini, karşı tarafa ihtarname gönderilerek borcun ödenmesi istendiğini, karşı tarafça gönderilen ihtarnamede 624.657,33TL borçlu olduğunu kabul ve ikrar etmiş ancak sonrasında hiçbir ödeme yapılmadığını, karşı tarafın müvekkili şirkete borçlu olduğunu bildiği halde, bilerek ve isteyerek ödeme yapmaması sonucunda müvekkili şirketin hukuki çarelere başvurmasından başka seçeneği kalmadığından İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasında takip tarihinde mevcut 1.332.061,94-TL alacağına ilişkin icra takibi başlatıldığını, karşı taraf itirazlarında müvekkili şirkete 648.2226,34-TL borçlu olduğunu kabul etmiş olmakla birlikte çeşitli sebeplerle bu borcun tamamına itiraz ettiğini, huzurdaki davanın kabulüne, karşı tarafın haksız ve mesnetsiz itirazlarının iptali ile İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasındaki takibin dava değeri üzerinden takip tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi işletilmek suretiyle devamına, karşı tarafın işbu takibe haksız olarak itiraz ettiğinden bahisle alacağın likit de olduğu gözetilerek karşı taraf aleyhinde dava değerinin %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı Şirket... A.Ş. ticari unvanına sahip ancak tanınmış bilinen,yaygın dağıtım ve pazarlama ağına sahip, “...’’ mağaza adı/markası ile halk arasında ve sektörde bilinen/tanınan bir perakende satış firması olduğunu, müvekkili şirket Türkiye çapında birçok büyük şirket ile çalışmakta olup tüm ticari ilişkilerinde üzerine düşen sorumlulukları yerine getirdiğini, davacı tarafça yapılan arabuluculuk başvurusu işbu itirazın iptali davasına yönelik olmayıp arabuluculuk son tutanağından da görüleceği üzere söz konusu arabuluculuk başvurusu ile itirazın iptali davası açılması mümkün olmadığından davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, davacı tarafça ikame edilmiş işbu itirazın iptali davası 1 yıllık süre içinde açılmamış olup bu sebeple usulden reddi gerekmekte. müvekkili şirketin ticari unvanı "...Anonim Şirketi" olup dava dilekçesinde müvekkilin "... A.Ş." olarak gösterilmesi karşısında husumet itirazı bulunduğunu, davacı şirket İstanbul ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyası ile konkordato talebinde bulunmuş olup HMK'nın 84.maddesine göre davacı şirketin dava açarken teminat göstermesi yasal zorunluluk olduğunu, müvekkili şirket ile davacı şirket arasında ticari ilişki konsinye tarzı yürütülen bir ticari ilişki olup imza edilen sözleşmeler gereği müvekkil şirket tarafından satılamayan, bozulan her ürün davacı şirkete fatura edilecek ve cari hesaptan düşüleceği, şirket tarafından satılamayan ürünler davacı şirkete iade,...vb. şeklinde fatura edilecek ve cari hesaptan düşülerek ödeme yapılacak şekilde anlaşıldığını, davacı şirket ile yalnızca 2 aylık bir çalışma yapılmış olup müvekkili şirketçe imza edilen sözleşmeler gereği "..." faturası düzenlenmiş, bu fatura bedeli cari hesaptan düşülerek davacı şirkete ödeme yapıldığını, davacı şirket ile Eylül ayında mutabık kalınmasının ardından Ekim ayında çalışılmaya devam edilmiş ancak davacı şirket müvekkil şirket ile imza etmiş olduğu sözleşmelere istinaden kesilmesi gereken extra discount faturalarını beklemeden, herhangi bir mutabakat yapılmadan cari hesabında bulunan tüm bedeli haksız ve hukuka aykırı şekilde haksız kazanç elde etme saikiyle tahsil etme çabası içine girdiği belirtilmiştir. Müvekkili şirket tüm süreç boyunca davacı şirkete ya da haciz ihbarnameleri kapsamında ilgili icra dosyalarında vadesi geldikçe yapmış olup müvekkili şirketin üzerine düşen tüm sorumluluğu yerine getirdiğini, ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi halinde işbu ödemelerin yapıldığı ortaya çıkacağını, dava dilekçesinde vadeye bağlı bir anlaşma bulunmadığı iddia edilmiş olsa işbu iddianın kötü niyetli olduğunu, ticari davalarda TTK'nın 5.maddesine göre arabuluculuk dava şartı haline getirilmiş olup davacı tarafça işbu itirazın iptali davasına yönelik olarak herhangi bir arabuluculuk başvurusu yapılmamış olduğundan öncelikle işbu davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, davacı tarafça ikame edilmiş işbu dava kapsamında öncelikle İstanbul Anadolu ...icra Müdürlüğü'nün ...E. sayılı dosyası üzerinden müvekkil şirkete bir ödeme emri tebliğ edildiğini, söz konusu ödeme emrinin tebliğinin ardından tarafımızca icra dosyasına itiraz edilmiş ve davacı tarafça müvekkil şirketin itiraz dilekçesinin tebliğ alındığına dair 28.11.2019 tarihinde bir beyan sunulmuştur. buna istinaden işbu davanın 30.12.2020 tarihinde açılmış olduğu göz önüne alındığında İİK 67.maddesinde 1 senelik sürenin geçtiği sabit olup bu sebeple öncelikle davanın usulden reddine, müvekkili şirketin ticari unvanı yönünden davacı tarafça husumet yanlış yönlendirilmiş olup davanın husumet sebebiyle usulden reddine, davacı şirketin konkordato sürecinde olması sebebiyle mahkemenin HMK'nın 84.maddesi kapsamında davacı şirkete dava değeri de dikkate alınarak bir teminat göstermesi için kesin süre verilmesi gerektiğini, davacı şirketin mahkemece gösterilen teminatı işbu dava dosyasına sunmaması halinde davanın usulden reddine, davacı şirket ile müvekkili şirket arasında ticari ilişki arada imza edilen sözleşmeler kapsamında "konsinye" tarzı ticari ilişki olup müvekkil şirketçe satılamayan, fire olan ürünlerin davacı şirkete "..." şeklinde fatura edileceği taraflar arasında kararlaştırıldığını, davacı şirket ile 2 ay çalışılmış olup Eylül 2019 müvekkili şirket davacı şirkete "extra discount" faturaları kesilmiş ve davacı şirketçe işbu faturalar kabul edilip ticari defter ve kayıtlarına işlendiğini, buna istinaden davacı şirkete bir miktar ödeme yapılmış ve 2019 yılının ekim ayında davacı şirket ile çalışmalar devam ettiğini, davacı şirketin borçlu şirkete yalnızca 36.914,77 TL'lik borcu bulunmakta olup müvekkil şirkete Afyonkarahisar ...Müdürlüğü'nün... E. sayılı dosyasından tebliğ olan haciz ihbarnamesine istinaden herhangi bir hak kaybı olmaması adına müdürlüğün söz konusu alacağın işçilik alacağı olup olmadığı yönünde vereceği karar beklendiğini, karara göre söz konusu borç icra dosyasına veya davacı şirkete ödeneceğini, ancak icra takibinin başlatıldığı tarih itibariyle davacı şirkete ödenmesi gereken, vadesi gelmiş herhangi bir borç bulunmadığından davanın reddine, davacının başlatmış olduğu icra takibinin haksız ve kötü niyetli olduğu sabitlik kazanmış olup alacak miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine , yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, açık cari hesap ilişkisinden, faturalar ve sözleşmeden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). Faturanın onu teslim alan kişiyi borç altına sokabilmesi için taraflar arasında borç doğurucu bir ilişkinin varlığı ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatap tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya sekiz günde itiraz edilmemiş olması onu borç altına sokmaz. Ancak TTK 21/2 maddesi uyarınca , faturalara 8 gün içerisinde itiraz edilmediği takdirde faturadaki gösterilen bu bedeli kabul edilmiş sayılır. Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Faturalarda belirtilen mal veya hizmet ile iadenin karşı tarafa teslim edildiği iddiasını faturayı düzenleşen ispatla yükümlüdür. Fatura içeriğindeki mal veya hizmetin davalıya teslimi dayanak belgelerle kanıtlanmadığı sürece ticari defterler tek başına malın teslim edildiğini ispata yeterli değildir. Bu açıklamalar ışığında davacı ve davalının sunmuş oldukları tüm deliller dosya içerisine alınmış, icra dosyası getirtilerek incelenmiş, tüm deliller toplandıktan sonra alanında uzman mali bilirkişiden rapor alınmıştır. İcra takip dosyasının incelenmesinde, davacının İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasında açık cari hesap alacağından kaynaklanan 1.332.067,96-TL asıl alacak için takip yapıldığı, ödeme emrinin 04/12/2019 tarihinde e-tebliğ edildiği, borçlunun da süresi içerisinde 03/12/2019 tarihinde borca itiraz ettiği, borca itirazla birlikte takibin durduğu, durdurma kararının alacaklı vekiline 31/12/2019 tebliğ edildiği, mahkememizde görülmekte bulunan dava 30/12/2019 tarihinde açılmakla İİK'nın 67. maddesi düzenlenen bir yıllık hakdüşürücü süre içinde açıldığı görülmüştür. Sözleşmenin incelenmesinde; davacı ile davalı arasındaki tarihsiz akdedilen "... A.Ş. Ticari Ürün Satın Alma Sözleşmesi"nin kapsamında satıcı davacı şirket ile alıcı davalı şirkete sağladığı mal/hizmet karşılığı alıcının satıcıya bedel ödemesini, satıcının alıcıya mal/hizmet sağlaması ve işbu sözleşmeye aykırı davranması halinde kesilecek cezaları ve diğer yürürlük koşullarına ilişkin sözleşme akdedildiği, iş bu sözleşme içeriğinin incelenmesinde 8.1.Koşulsuz iade: Alıcı, kendisine teslim edilen malı, belirlenen özelliklere/ürün spektlerine uygun olmaması halinde satışa sunulduktan sonra dahi muayene edip koşulsuz iade edebilir. Muayeneye esas Alıcı kayıt ve tutanaklarıdır. Satıcı, muayene hususunda yasal mevzuatta belirtilen sürelerin geçerli olarak uygulanmayacağını, niteliği itibari ile ürünlerin zaten tek tek kontrolünün mümkün olmadığını, tesliminden sonrasında gizli ayıplar hususunda hiçbir zamanaşımı süresi öngörülmediğini, diğer ayıp bildirimleri hususunda ise, malın tesliminden sonrasında normal raf ömrü boyunca da Alıcı tarafından ayıp ihbarında bulunulabileceğini peşinen kabul, beyan ve taahhüt eder. Üretim ve mamulden kaynaklı (standartlara ve yönetmeliklere uygun olmayan, kalite problemli, eksik gramajlı, etiket hatalı, yasal mevzuata aykırı olmayan, teslimi anında raf ömrüne yada sair speklerde/belirlenen ürün özelliklerine kısmen yada tamamı ile uygun olmayan niteliklerde olan, ezik, hasarlı, darbeli, ekonomik değerini kısmen yada tamamı İle yitirmiş, satışa arza engel herhangi bir kusuru olan, v.b.) ayıplı ürünler, son kullanma tarihi dolan ürünler, satışına devam edilmeyecek ürünler satıcıya koşulsuz iade edilecektir. 8.2. İadenin Alınması ile ilgili uygulamalar : 8.2.1. Satıcı malın, mal teslimi, iade halinde geri alım, nakliyat, yükleme, boşaltma, sigorta ve benzeri masraflarını karşılamayı üstlenmiştir. 8.2.2. Satıcı tarafından teslim edilen mallara ait iade koşulu olan Yazılı belirtilmek ve mutabık kalınmak şartı ile); palet, kasa, sepet, stant ve sair hususlar, Alıcı'nın bildirim tarihinden itibaren, Satıcı tarafından 7(yedi) iş günü içerisinde teslim alınmadığı takdirde, Alıcı'nın bu unsurları iade veya bedelini tazmin veya bunların korunmasını, zarar görmemesini sağlama vb hususunda herhangi bir sorumluluğu kalmayacak, bunlar ile ilgil meydana gelen zararlara Satıcı, Alıcı kusuru önemli olmaksızın katlanacaktır. 11.Ödeme 11.5. İadeler, cezai şartlar ve sair herhangi bir nedenle doğmuş, doğacak Alıcı alacakları için Alıcı, ayrıca bir ihtar/ihbar da bulunmasına gerek olmaksızın, Satıcı' nın kendisinde bulunan doğmuş/doğacak alacaklarının, alacağı miktarını bloke etme, alacağını bu bedellerden mahsup etme, var ise fazladan olan kısmını ayrıca tahsil etme yada var ise Alıcı Teminat ve sair alacaklarından mahsup etme hak ve yetkisine sahiptir. Ek protokolün incelenmesinde; davacı ile davalı şirket arasında 30.10.2018 tarihli Sebze Meyve Tedarik SÖzleşmesine ek olarak iş bu ek protokolün akdedildiği anlaşılmıştır. Madde 1 Düzenlemeler 1.1. : Taraflar yukarıda gösterilen ürünlerin alımında Sözleşme'nin 4.2. Maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini kabul etmişlerdir. “Satıcı sipariş talebinin kendisine ulaşmasının ardından malı, kendisine bildirilen ilgili Alıcı deposuna/mağazasına sipariş talebinde belirtilen tarihte ve miktarda, nakliyeci temini, nakliye, sigorta, yükleme ve benzeri hususlardan Satıcı sorumlu olmak üzere, teslim etmekle yükümlüdür. Mal teslim tarihi ve miktarı (kasa içi miktarlar, palet miktarları vs.) sipariş formunda Alıcı tarafından bildirilecektir. Alıcının teslimatı iade etmesine sebep olabilecek her türlü zararın tazminini talep etme hakkı saklıdır. Mağazalarda satılmayan. bozulan, kokuşan, çürüyen, kaybolan ürünlerden, gecikmelerden ve sair aykırılıklardan Satıcı sorumlu olacak ve Alıcı bu hususlarda Sahıcı'ya gerek ürün bedelini. gerekse masraflara ilişkin bedeli herhangi bir ihtara gerek kalmaksızın iade faturası... faturası vs bir fatrura düzenleyebilecektir. Satılacak olan ürünlerin raf ömürlerine göre iade faturası düzenleme periyotları haftalık, iki haftalık, aylık olabilecektir. Bu hususlarda Ahcının zararını tazmin yükümlülüğü de Satıcı'ya aittir. Satıcı iadeleri kabul etmezse dahi alıcı iadeyi yapınış sayılır ve sorumluluk Satıcıya geçer." Mali ve konu uzmanı bilirkişi heyetinin 10.01.2022 tarihli 16 sayfadan ibaret raporunda özetle; taraflar arasındaki sözleşme hükümleri dikkate alındığında; alıcı konumundaki davalının ayıplı ürünlere ilişkin iade hakkının bulunduğu ve alıcının bu hakkını kanunda yer alan ihbar külfetine ilişkin sürelere uymadan kullanabileceği konusunda taraflarına anlaşmış olduğu görüldüğünü, ek protokolün imzalanması ile birlikte ise alıcı sadece ayıplı ürünlere ilişkin değil; mağazada beklerden bozulan, çürüyen, son kullanma tarihi dolan vb. ürünlere ilişkin olarak da iade hakkına sahip olduğunu, satıcı bu hakkını keseceği iade ve/veya ...faturaları aracılığıyla kullanabileceğini, bununla birlikte, ek protokol metninde herhangi bir tarih yer almadığından, alıcının hangi tarihten itibaren vermiş olduğu siparişlere ilişkin olarak bu fazladan iade hakkına sahip olduğu anlaşılamadığını, bununla birlikte; heyetde yer alan muhasebe-finans uzmanı üye tarafından yapılan ticari defter incelemesinde, davalı yan kayıtlarında yer alan ve davacı yan kayıtlarında bulunmayan birtakım faturaların yer aldığının tespit edildiği ancak, söz konusu fatura içeriklerinin ve dayanaklarının ne oldukları, sözleşme ile uyumlu olup olmadıkları hususu üyemizce değerlendirilemediğini, Davalı yanda kayıtlı olup, davacı kayıtlarında yer almayan faturaların, davacı muhataba tebliğ edildiğine yönelik de dava dosyasında herhangi bir belgeye rastlanmadığını, Davacı yanın dilekçelerinde yer verdiği üzere söz konusu faturaların iade faturası olarak düzenlenmiş olması karşısında, iade sebebine ilişkin tutulmuş tespit tutanakları ve benzeri belgelere de dosya muhtevasında görülemediğini, taraflar arasındaki sözleşmeden uyarınca bu sözleşmeden doğan satış bedeli alacağının, 45+10 günlük bir vadeye tabi olduğu anlaşıldığını, bununla birlikte; heyetde yer alan muhasebe-finans uzmanı üye tarafından yapılan inceleme sonucunda, taraflar arasındaki ticari ilişkide sürekli faturalaşma ve mahsuplaşma işlemleri yer aldığından, sözleşme hükümleri çerçevesinde her bir fatura için 45+10 günlük sürenin işletilip işletilmediği hususu tespit edilemediğini belirtmiştir. Mali ve konu uzmanı bilirkişi heyetinin 25.04.2022 tarihli 8 sayfadan ibaret 1.ek raporunda özetle; Davacı yanın alacak talebinin, davalı yanca keşide edilen faturaların yerindeliğine bağlı olduğu, bu hususun tespiti uzmanlık alanına girmediğinden, yerindelik tespiti yapılmasının, bu anlamda taraflar arasındaki nihai borç/alacak bakiyesinin tartışmaya mahal bırakmayacak şekilde belirlenmesinin olanaklı olmadığı, davalı yanca e-fatura şeklinde (temel senaryo) davacı unvanına keşide edilerek sistem üzerinden teslim edilmiş faturalara, 8 günlük yasal süre içerisinde itiraz edilmemiş olması karşısında takdiri mahkemeye ait olup, bu faturaların kabul edilmesi halinde, davacı yanın davalı yandan alacaklı olmayacağı belirtmiştir. Mali ve konu uzmanı bilirkişi heyetinin 16.05.2023 tarihli 14 sayfadan ibaret 2.ek raporunda özetle; Sektörel bazdaki inceleme sonucu olarak aşağıdaki tablonun oluşturulduğunu, SEKTÖREL ÖZET Fatura tanzim açıklamasıSektörel raporda incelendiği maddeKaç adet fatura Faturaların toplam tutarı ne kadar? Sözleşmeye göre tanzimi mümkün mü?Dayanak sözleşme maddesi hangisi? Faturanın tanzim mekaniği davacı tarafça ispatlı mı? İade faturası 1.3.1. 4 1.869,96 evet *sözleşme 8.md *ek protokol 1.1 ve 1.2 md Evet Extra discount 1.3.1. 20 668.619,98 evet *sözleşme 8.md *ek protokol 1.1 ve 1.2 md Evet Ciro primi 1.3.2. 22 41.544,33 evet Sözleşme 11.6 md Hayır Fiyat farkı 1.3.3. 18 33.159,30 evet TTK Hayır Hammaliye 1.3.4. 1 493,33 evet Sözleşme 4.2.md Hayır Hiç açıklama yok 1.3.5. 2 399,57 hayır yok Hayır 65 746.086,47 Bu özet tabloya göre davalı tarafın toplam 670.489.94 TL tutarlı 24 adet iade faturası ve extra discount faturalarını sözleşmenin 8.maddesi ve ek protokolün 1.1, ve 12. maddelerine göre tanziminde haklı olduğu kanaatine varıldığını, toplam 75.196,96 TL tutarlı ciro primi+ fiyat farkı + hammaliye bedeli faturalarının ise sözleşmeye göre tanzimi mümkün olmakla birlikte, tanzim edilen tutarların doğruluğunu ve kontrolünü sağlayacak “hesaplama mekaniği'nin ve buna bağlı dayanaklarının davalı tarafça dosyaya sunulmadığı tespit edildiğini, davacı tarafa borç kaydedilen 399,57 TL toplam tutarlı 2 fatura için ise, davalı tarafın HİÇ açıklama getirmediği tespit edildiğini; Mali tespit ve incelemeler yönünden ise; bir önceki ek raporda, e-fatura sistemi kapsamında, davalı yanda kayıtlı olup davacı kayıtlarında yer almayan faturaların, davacı muhatabın sistemine gönderildiğini ve muhatapça kabul edildiğini gösterir teslim raporunun, davalı yanca dosya sunulmasının yerinde olacağı değerlendirilmiş olup, takdiri mahkemeye bırakıldığını, mahkemece davalı yandan teslim raporlarının sunulması istenmiş, davalı yanca da bahse konu teslim raporlarının 29.09.2022 tarihli dilekçe ekinde ibraz edildiği görüldüğünü, ibraz edilen teslim raporlarının incelenmesinde, “zarf başarıyla işlendi” şeklinde belirtilen sistem onaylarının mevcut olduğu, efatura düzenlenebilmesi için, adına fatura düzenlenenin de e-fatura mükellefi olması gerektiği yönündeki mevzuat düzenlemesi dikkate alındığında, davalı yanca davacı yana keşide edileri tüm faturaların da resmi e-fatura sistemi üzerinden düzenlenmiş olması karşısında, faturaların davacı yana tebliğ edilmiş olduklarının kabulü gerektiği değerlendirildiğini, nitekim kök raporda, “davacı yanın dava dosyasına sunmuş olduğu faturaların e-fatura niteliğinde oldukları, buna göre davacı şirketin de e-fatura kullanıcısı olduğu anlaşıldığını, Davacı yanın takip talebini 1.322.061,94 TL asıl alacak üzerinden başlattığı, davada ise 947. 856,07 TL talep ettiği, oysa kök raporda davacı yanın kendi ticari defter kayıtları üzerinde yapılan incelemelerde, dava tarihi itibarıyla alacak tutarı 795.716,94 TL olarak tespit edildiğini, Davalı kayıtlarında yer aldığı halde davacı kayıtlarında yer almayan faturalar yönünden heyetiin sektör uzmanı tarafından yapılan değerdendirmelerde, yerindeliği sözleşme hükümlerine göre tespit edilen faturalar toplamı 670.489,94 TL olarak belirlendiğinden, dava tarihi itibarıyla davacı yanın davalı yandan 795.716,94 - 670.489,94 = 125.227,00 TL alacaklı olabileceği değerlendirildiğini belirtmişlerdir. Mali, Sektör Uzmanı ve Konu Uzmanı bilirkişi heyetinin 29.03.2024 tarihli 6 sayfadan ibaret 3.ek raporunda özetle; Heyette bulunan sektör ve mali bilirkişilerin yapmış olduğu değerlendirmeler sonucunda, daha önceki raporlarda yer alan hukuki değerlendirmede herhangi bir değişiklik yapılmasına gerek olmadığı sonucuna varıldığını, daha önceki hukuki değerlendirmede de ifade edildiği üzere; “...sözleşme hükümleri dikkate alındığında; alıcı konumundaki davalının ayıplı ürünlere ilişkin iade hakkının bulunduğu ve alıcının bu hakkını kanunda yer alan ihbar külfetine ilişkin sürelere uymadan kullanabileceği konusunda taraflarına anlaşmış olduğu görülmektedir. Ek protokolün imzalanması ile birlikte ise alıcı sadece ayıplı ürünlere ilişkin değil, mağazada beklerden bozulan, çürüyen, son kullanma tarihi dolan vb. ürünlere ilişkin olarak da iade hakkına sahip olmuştur. Satıcı bu hakkını keseceği iade ve/veya extra discount faturaları aracılığıyla kullanabilecektir. Bununla birlikte, ek protokol metninde herhangi bir tarih yer almadığından, alıcının hangi tarihten itibaren vermiş olduğu siparişlere ilişkin olarak bu fazladan iade hakkına sahip olduğu anlaşılamamaktadır”. Ancak iade edilen ürünlerde ayıp bulunup bulunmadığı ve/veya bunların mağaza beklerken bozulan-çürüyen ürünler olup olmadığına ilişkin bir değerlendirmenin uzmanlık alanım gereği tarafımca yapılabilmesi mümkün değildir. Bununla birlikte, taraflar arasındaki ek protokolün 1.4. maddesinde yer alan “satıcı iadeleri kabul etmese dahi alıcı iadeyi yapmış sayılır ve sorumluluk satıcıya geçer” şeklindeki hükmün, ayıplı-bozulan-çürümüş mallara ilişkin tespit yetkisinin satıcı tarafta olduğu, en azından söz konusu hükümle İspat yükünün taraflarca / iradi olarak değiştirildiği şeklinde yorumlanabilmesi, takdiri tümüyle mahkemede olmak üzere, fikrimizce mümkündür." şeklinde belirtilmiştir. Neticeten; Tüm ek inceleme, tespit ve değerlendirmeler ile rapor içerisinde açıklanan nedenlerle binaen; 2. ek raporda varılan sonuç ve kanaatler aynen muhafaza edilmiş olup, takdirin mahkemeye ait olduğu, Davalı yanın takibe itiraz dilekçesinde kabul ettiği ancak vadesi henüz gelmediğinden, takip tarihi itibarıyla borçlarının bulunmadığı yönündeki beyanları mahkemenin takdirinde olmak üzere, davacı yanın takipte bir alacak talep edip edemeyeceği hususunun bu noktada önem arz ettiği, Davacı yanın takip talebinin yerinde olacağı değerlendirilir ise rapor içerisinde açıklandığı şekli ile dava tarihi itibarıyla alacak hesabının ilgili icra dairesi marifeti ile yapılacak kapak hesabı sonrası belirlenmiş olacağı, mahkeme aksi kanaatte olursa, davacı yanın 2. Ek raporda belirtildiği gibi dava tarihi itibarıyla davalı yandan 125.227,00-TL alacaklı olacağı belirtilmiştir. Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; taraflar arasındaki ticari ilişki uyarınca davacı tarafından davalı yana satılan sebze-meyve satışına ilişkin mal bedelinin ödenmemesi nedeniyle davacı tarafça 1.322.061,94-TL asıl alacak üzerinden yapılan icra takibine davalının itirazının iptali talep edilmiştir. Taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, dava konusu takibe ilişkin borç bakiyesi bulunduğu ve bu anlamda açık cari hesap borç ilişkisinin oluştuğu, davacının bu cari hesap alacağının tahsili istemiyle icra dosyasında takip yaptığı, davalının yasal süresi içerisinde yaptığı itiraz üzerine takibin durmasına karar verildiği görülmüştür. Davacı taraf her ne kadar icra takibini 1.322.061,94-TL asıl alacak üzerinden başlatmış ise de davalı yanın 89/1 haciz ihbarnameleri sebebiyle yapmış olduğu çeşitli ödemeler sonucunda 381.325,82-TL ödediği ve davacı yana faiziyle birlikte 947.856,07-TL borcu kaldığından bahisle mahkememiz itirazın iptali davasında 947.856,07-TL talep ettiği görülmüştür. Takipteki asıl alacaktan daha az olarak 947.856,07 TL üzerinden dava açılmış olmakla bu kalem içinde işlemiş faiz miktarı var ise asıl alacak ve işleyeMİŞ faiz miktarını ayrıştırarak beyan etmesi için davacı tarafa 2 haftalık süre verilmesine, aksi halde bu miktarın sadece asıl alacağa ilişkin olduğunun kabul edileceğinin ihtar edilmiştir. Davalı tarafça her ne kadar davanın süresinde açılmadığına ilişkin itirazda bulunulmuş ise de; bilindiği üzere hak düşürücü süre olumsuz dava şartlarından olup, kamu düzeni ile ilgilidir. Mahkemece davanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerekir. İtirazın iptali davaların da bu süre İcra ve İflas Kanununun 67/1 maddesi uyarınca itirazın tebliğinden itibaren bir yıldır. Anılan yasa maddesinde de açıkça belirtildiği gibi; itirazın iptali davası açmak için öngörülen bir yıllık hak düşürücü süre borçlunun itirazının alacaklıya tebliğ tarihinden itibaren başlar. Bunun dışında bir yol (harici öğrenme v.s) öngörülmemiştir. Nitekim, aynı Kanun'un 62/2. madde ve fıkra hükmünde de, itirazın alacaklıya tebliği zorunluluğu getirilmiştir. İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasında ödeme emrinin 04/12/2019 tarihinde e-tebliğ edildiği, borçlunun da süresi içerisinde 03/12/2019 tarihinde borca itiraz ettiği, borca itirazla birlikte takibin durduğu, durdurma kararının alacaklı vekiline 31/12/2019 tebliğ edildiği, mahkememizde görülmekte bulunan davanın ise 30/12/2019 tarihinde açılmakla İİK'nın 67. maddesi düzenlenen bir yıllık hakdüşürücü süre içinde açıldığı görülmekle, davalı yanın davanın süresinde açılmadığı yönündeki itirazının yerinde olmadığı değerlendirilmiştir. Arabulucuk dava şartının, arabuluculuk tutanağında itirazın kaldırılması yazdığından itirazın iptali açısından yerine getirilmediği itirazı ileri sürülmüş ise de, itirazın kaldırılması davası arabuluculuğa tabi olmamasından anlaşılacağı üzere bu bir maddi hata olduğu, gibi alacağın arabuluculuğa konu edilmesi yeterli olup, açılacak davanın niteliğinin bir önemi yoktur. ... Mağazacılık isminde şirket bulunmamakta maddi hata olduğu anlaşıldığından şirketin isminin UYAP'ta bu şekilde düzeltilmesine, husumet itirazının reddine karar verilmiştir. HMK 84. maddedeki düzenleme kesin mühleti kapsamamakla teminat alınması talebinin reddine karar verilmiştir. Davalı yanca davacı yana keşide edileri tüm faturaların da resmi e-fatura sistemi üzerinden düzenlenmiş olması karşısında, faturaların davacı yana tebliğ edilmiş olduklarının kabulü gerektiği görüşü bildirilmiş olsa da, bu faturaları davacı tarafın ticari defterlerine kaydetmemiş olduğu dikkate alındığında yukarıda açıklandığı üzere davalı tarafın bu iade / extra discount faturalarına konu mahsuba soktuğu karşı alacaklarını ispatlaması gerekliliğini ortadan kaldırmamaktadır. Asıl uyuşmazlık davacının alacak miktarına ilişkin olmayıp, davalının mahsuba soktuğu miktara ve de davalı tarafın borcunun olduğunu kabul ettiği 636.578,76 TL borcunun takip tarihi itibariyle vadesi gelmemiş olup olmadığı; mahsuba sokulan alacak miktarı açısından ise sözleşmenin 8. Maddesi ile ek protokolün 1.4. Maddelerinin nasıl yorumlanması gerektiği konusunda toplanmaktadır. Davalı, davacının alacak miktarının 636.578,76 TL olduğunu iddia etmiş ise de kök rapordan itibaren alacak miktarının 795.716,94 TL olduğu sabittir. Davalının 636.578,76 TL olduğunu beyan ettiği alacağın takip tarihi itibariyle muaccel olmadığını iddia etmiş ise ve taraflar arasındaki sözleşmeden uyarınca bu sözleşmeden doğan satış bedeli alacağının, 45+10 günlük bir vadeye tabi olduğu anlaşılmakta ise de; taraflar arasındaki ticari ilişkide sürekli faturalaşma ve mahsuplaşma işlemleri yer aldığından, sözleşme hükümleri çerçevesinde her bir fatura için 45+10 günlük sürenin işletilip işletilmediği hususu tespit edilemediği, 3. Ek rapor aşamasında dahi netleştirilemediği, "Taraflar arasındaki ticari ilişkide sürekli faturalaşma ve mahsuplaşma işlemleri yer aldığından, sözleşme hükümleri çerçevesinde her bir fatura için 45+10 günlük sürenin işletilip işletilmediği hususu da tespit edilebilir nitelikte..." olmadığı, bu hususta ispat külfetinin de davalı tarafta olup, ispat yükünü yerine getiremediği anlaşılmıştır. Davalının mahsuba soktuğu miktar açısından ise; Taraflar arasındaki sözleşmenin iade esaslarına ilişkin 8. madde " iade edilecektir. ...tutanaklarıdır. " ; 8.2.2'deki "Alıcının bildirim tarihinden itibaren..." hükümleri gereği davalının iade / extra discount faturalarına dayanak mallar açısından dosyaya tutanak sunulmamış, bu ürünlerin alınması için bildirimde bulunulduğuna ilişkin delil de sunulmamıştır. Bu aşamada Ek Protokolün bu uyuşmazlığa etkisinin tartışılması gerekmektedir. Ek protokol ile Madde 1 Düzenlemeler 1.1. : Taraflar yukarıda gösterilen ürünlerin alımında Sözleşme'nin 4.2. Maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini kabul etmişlerdir. “...Mağazalarda satılmayan. bozulan, kokuşan, çürüyen, kaybolan ürünlerden, gecikmelerden ve sair aykırılıklardan Satıcı sorumlu olacak ve Alıcı bu hususlarda Sahıcı'ya gerek ürün bedelini. gerekse masraflara ilişkin bedeli herhangi bir ihtara gerek kalmaksızın iade faturası extra discowmt faturası vs bir fatrura düzenleyebilecektir. .... Satıcı iadeleri kabul etmezse dahi alıcı iadeyi yapmış sayılır ve sorumluluk Satıcıya geçer." Öncelikle Ek Protokol üzerinde bir tarih bulunmamakta olup, hangi tarihte yürürlüğe girdiğine ilişkin bir ispat bulunmamakla, dava konusu uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği ispatlanamamıştır. İkincisi, EK Protokolün dava konusu uyuşmazlıklara uygulanması kabul edilse bile, Taraflar arasındaki sözleşmenin iade esaslarına ilişkin 8. madde " iade edilecektir. ...tutanaklarıdır. " ; 8.2.2'deki "Alıcının bildirim tarihinden itibaren..." hükümleri yürürlükten kaldırılmamış olup, tutanak ve bildirim yükümlülüğü yine de bulunmaktadır. " herhangi bir ihtara gerek kalmaksızın iade faturası extra discowmt faturası vs bir fatrura düzenleyebilecektir. ..." düzenlemesi 8.2.2'deki "Alıcının bildirim"i sayılsa bile yine de 8. Madde gereğince tutanak tutma yükümlülüğü yürürlükte bulunmaktadır. Ek protokolün 1.4. maddesinde yer alan “satıcı iadeleri kabul etmese dahi alıcı iadeyi yapmış sayılır ve sorumluluk satıcıya geçer” şeklindeki hükmün, ayıplı-bozulan-çürümüş mallara ilişkin tespit yetkisinin satıcı tarafta olduğu, en azından söz konusu hükümle İspat yükünün taraflarca / iradi olarak değiştirildiği bilirkişi tarafından beyan edilmiş ise de; gerek bu görüşe göre bile 8. Madde gereğince tutanak tutma yükümlülüğü yerine getirilmedikçe devreye girmeyeceği, aksinin kabulünün ispat yükünün yer değiştirilmesi anlaşması ile ispat yükünün aşırı sınırlanması niteliğinde olacağı ve bunun da geçersiz olduğu sonucuna varılmıştır. Çünkü davalı tarafça düzenlenen iade / extra discount faturalarından da anlaşılacağı üzere hangi tarihte teslim alınan hangi üründü kaç adetinde ayıp, çürüklük....olduğu yazılı olmayıp "...fire desteği" ibarelerinin bulunduğu, bu durumda tutanak da tutulmamış olmasına göre hangi şube tarafından, hangi tarihte teslim alınan hangi üründe kaç adetinde ne olup da iadeye konu edildiğini davacının ispat imkanın bulunamayacağı anlaşılmıştır. Bunun kabulü dayanaksız, aksinin ispatı mümkün olmayan iade işlemi/mahsup hakkı tanınmış olacaktır. Tüm bu nedenlerle bilirkişi kurulunun 795.716,94 - 670.489,94 = 125.227,00 TL alacaklı olabileceği hesaplamasındaki 670.489,94 TL iade/extra discount hesaplamasına itibar edilmemiş ve 759.716,94 TL asıl alacak hesabına, takip sonrası dava öncesi haciz ihbarnameleri sonucunda tahsil edilen miktarın mahsubu sonrası ulaşılmakla bakiye kısım açısından davacının hukuki yararının bulunmadığı anlaşılmış ve sonuçta aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. İcra İnkar Tazminatı yönünden; dava konusu alacağın önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşıdığı, bu haliyle İİK'nın 67. maddesindeki koşullar gerçekleştiği görülmekle, davacının icra inkar tazminatı kabulü ile, alacağın % 20 si oranında icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tahsis edilmiştir. Kötü Niyet Tazminatı yönünden; Kötüniyet tazminatı İİK 67/2 maddesinde düzenlenmiştir. İİK’nın 67. maddesinin 2. fıkrası uyarınca alacaklının kötü niyet tazminatına mahkûm edilebilmesi için takibin haksız ve kötü niyetle yapılmış olması gerekir. Alacaklının icra takibini kötü niyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretide ve Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu hâlde, icra takibine girişen alacaklının kötü niyetli olduğu kabul edilmektedir. Anılan yasa hükmünde düzenlenen ve ‘kötü niyet tazminatı’ olarak adlandırılan tazminat, yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde takibe girişmekte kötü niyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Hemen belirtilmelidir ki, alacağının varlığına maddi hukuk kuralları çerçevesinde inanarak icra takibine girişen, ancak bunu usul hukuku kurallarına uygun şekilde kanıtlayamadığı için itirazın iptali istemi reddedilen bir alacaklı, İİK’nın 67. maddesi anlamında ‘haksız’ ise de, ‘kötü niyetli’ olarak kabul edilmesine ve dolayısıyla, bu iki koşulun birlikte gerçekleşmesini açıkça şart koşan söz konusu hüküm çerçevesinde tazminatla sorumlu tutulmasına hukuken olanak yoktur. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.06.1980 tarihli ve 1979/9-82 E., 1980/2073 K.; 10.04.2002 tarihli ve 2002/19-282 E., 2002/299 K.; 27.04.2005 tarihli ve 2005/19-286 E., 2005/268 K., 21.10.2015 tarihli ve 2013/19-2415 E., 2015/2335 K., 01.03.2017 tarihli ve 2015/1048 E., 2017/380 K. sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir. Başka bir ifadeyle; İİK’nın 67/2. maddesi hükmüne göre, itirazın iptali davasının davalı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötü niyetli olması hâlinde, istem varsa, davalı (borçlu) lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Burada takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötü niyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötü niyetli olduğunu iddia eden davalı(borçlu)’nun üzerindedir. Kötü niyet kavramının, somut olayın özelliklerine göre belirlenmesi gerekmesi itibariyle, açıklanan bu ilke ve kurallar ışığında somut olay değerlendirildiğinde davacı tarafından cari hesaba dayalı olarak açılan iş bu davada davacının alacaklı olduğu anlaşılmakla, davacının kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından kötü niyet tazminatının reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜYLE davalının İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... sayılı takip dosyasında 795.716,94-TL asıl alacağa ve işleyecek faiz oranına itirazın iptaline, -Geriye kalan kısım açısından ise hukuki yarar bulunmadığından reddine -1.332.061,94-TL'nin %20 oranında olan 264.413,59-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine 2-Kötüniyet tazminatı talebinin reddine, 3-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 54.355,42 TL karar ve ilam harcından 16.187,02 TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 38.168,40 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 54,40 TL başvuru harcı, 16.187,02 TL peşin harç olmak üzere toplam 16.241,42 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen 795.716,94 TL üzerinden takdir edilen 117.400,37 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen 152.139,13 TL üzerinden takdir edilen 24.342,26 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.320,00-TL'nin Kabul-red oranına göre 1.108,13-TL'nin davalıdan, bakiye kısmın davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, 8-Davacı tarafından yapılan 12.107,00-TL yargılama giderinin red ve kabul durumuna göre takdiren oranlayarak 10.163,72-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine; arda kalan bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 9-Davalı tarafından yapılan 700,00-TL yargılama giderinin red ve kabul durumuna göre takdiren oranlayarak 112,36 -TL'nin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine; arda kalan bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, 10-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere oy birliği ile karar verildi.19/09/2024 Başkan ¸e-imzalıdır Üye ¸e-imzalıdır Üye ¸e-imzalıdır Katip ¸e-imzalıdır Bu belge elektronik imza ile imzalanmış olup ayrıca ıslak imza uygulanmayacaktır.“5070 sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur.”

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2015/1048, K. 1980/2073, T. 01.03.2017, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2015-1048-e-1980-2073-k-fe45aa6accc3