İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2015/10026 E. 2017/2852 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2015/10026
Karar No
2017/2852
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2024/573 Esas KARAR NO :2024/837 DAVA:Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz DAVA TARİHİ:02/10/2024 KARAR TARİHİ:04/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne ... sicil numarası ile kayıtlı ... adresinde mukim ...’nin (Bundan böyle "Şirket" olarak anılacaktır.) 21.08.2023 tarihli genel kurul kararı ile 21.08.2026 tarihine kadar yönetim kurulu üyesi ve imza yetkilisi olarak seçildiğini, ilgili genel kurul kararının Ticaret Sicil Müdürlüğü’ne tescil edilerek 23.08.2023 tarih ve 10899 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan edildiğini, daha sonrasında davacının gördüğü lüzum üzerine başta yönetim kurulu üyeliği olmak üzere buna bağlı tüm görev ve yetkilerinden istifa ettiğini ve bu durumu da davalı şirkete bildirdiğini, ancak davacının istifası dolayısıyla sicilde gerekli terkin ve tescil işlemleri yapılmadığından davacının davalı şirkete ihtarname keşide ederek terkin ve tescil işlemlerinin yapılması hususunda ihtarda bulunduğunu, işbu ihtara rağmen şirket tarafından gerekli iş ve işlemler halihazırda yerine getirilmemiş olup davacının istifası söz konusu olmasına rağmen şirketin ticaret sicil kayıtlarında davacı, yönetim kurulu üyesi ve imza yetkilisi olarak yer aldığını, davacının her ne kadar yönetim kurulu üyeliği ve buna bağlı yetkilerinden istifa etmiş olsa da sicil kayıtlarında halihazırda yönetim kurulu üyesi ve imza yetkilisi olarak gözüktüğünden şirketin kamu borcu ve SGK borcunun olması ve hatta kambiyo senedi keşide edilerek ödemelerin yapılmamış olması halinde müvekkilin de sorumluluğuna gidilebileceği ve tüm bu durumlar sebebiyle davacının zor duruma düşebileceği göz önüne alındığında davacının mağdur olacağının açık olduğunu, bu kapsamda Türk Ticaret Kanunu’nun 31.maddesi ile “Tescil edilmiş hususlarda meydana gelen her türlü değişiklik de tescil olunur. Tescilin dayandığı olgu veya işlemler tamamen veya kısmen sona erer ya da ortadan kalkarsa sicildeki kayıt da kısmen yahut tamamen silinir.” şeklinde düzenleme öngörülerek sicil kayıtlarında sonradan meydana gelen değişikliklerin tescil edilmesi gerektiğini, tescil edilen olgunun sona ermesi halinde sicil kayıtlarının tamamen silineceğinin hükme bağlandığını, aynı kanunun 27.maddesi ile de ticaret siciline tescilin kural olarak istem üzerine yapılacağı ancak re’sen veya yetkili kurum veya kuruluşun bildirmesi üzerine yapılacak tescillere ilişkin hükümlerin saklı olduğunun düzenlendiğini, ne var ki davacının yönetim kurulu üyesi ve imza yetkilisi olarak seçilmesinin ardından tüm görev ve yetkilerinden istifa etmiş olduğundan ticaret sicil kayıtlarında yer alan olgularda değişikliğin meydana geldiğini ve tescil edilen olgunun tamamen ortadan kalktığını ancak tüm bu durumlara rağmen davacının yönetim kurulu üyeliği ve buna bağlı tüm görev ve yetkileri sicilden terkin edilmediğini, sicilin gerçek duruma uygun olmamasına sebebiyet verildiğini, mevcut fiili durum ile sicil kayıtlarında yer alan olgular birbiri ile uyuşmadığından, şirket tarafından bu hususta gerekli işlemler yerine getirilmemiş olduğundan bu kez de davacı 29.07.2024 tarihli talep dilekçesi ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden gerçek durumu yansıtmayan sicil kayıtlarının düzeltilmesini, şirket nezdindeki yönetim kurulu üyeliğinin ve buna bağlı ve tüm görev ve yetkilerinin sicilden ivedi olarak terkin edilmesini talep ettiklerini, Sicil Müdürlüğü'nün 23.08.2024 tarihli kararı ile ''...Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 28.maddesinde, Ticaret Siciline ait tescil, değişiklik ve silinmeler ile diğer iş ve işlemlerin Türk Ticaret Kanunu ve Ticaret Sicili Yönetmeliği hükümlerine göre yapılacağı düzenlenmiştir. İlgide kayıtlı yazınız ekinde bulunan ihtarname tescil ve ilana tabi olduğundan, ...-0 ticaret sicil numarasında kayıtlı ... ... tarafından şirketteki yönetim kurulu üyeliği görevinden istifanıza ilişkin alınacak kararın tescil ve ilan edilmesi, eğer bu husus mümkün değil ise, ilgili Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından yönetim kurulu üyeliği görevinden istifanızın tescil ve ilanına hükmedilen kesinleşme şerhine havi karar aslı ya da onaylı sureti ile aşağıda adresleri yazılı Bölge Temsilciliklerimizden birine müracaat edilerek gerekli harcın ödenmesi suretiyle tescil ve ilanı için başvuruda bulunulması gerektiği hususu bilgilerinize sunulur.'' şeklinde bir değerlendirme ile davacının talebini reddettiğini, Ticaret Sicil Yönetmeliği’nin 11.maddesi “Sicilin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet ve ilgili oda müteselsilen sorumludur. Devlet ve oda zararın doğmasında kusuru bulunanlara rücu eder. Müdür ve müdür yardımcıları ile diğer personel, görevleriyle ilgili suçlardan dolayı kamu görevlisi gibi cezalandırılır ve bunlara karşı işlenmiş suçlar kamu görevlisine karşı işlenmiş sayılır.” şeklinde olup ilgili madde uyarınca sicil kayıtlarının yanlış tutulmasından hem sicil müdürlüğü hem de ilgililerin sorumlu olacağını, bu sebeple de gerçeği yansıtmayan sicil kayıtlarının düzeltilmesi, davacının şirket nezdinde ki yönetim kurulu üyeliği ve buna bağlı tüm görev ve yetkilerinin sicilden terkini gerekmesine rağmen Sicil Müdürlüğü'nce bu hususta gerekli iş ve işlemler yerine getirilmekten imtina edildiğini ve davacının talebinin haksız bir şekilde reddedildiğini, halbuki Sicil Müdürlüğü'nce Ticaret Sicil Yönetmeliği’nin 36.maddesinde yer alan sürecin işletilmesi ve Şirket'in süresi içinde gerçek durumu yansıtmayan olgu sebebiyle tescil isteminde bulunmaması halinde de Sicil Müdürlüğü'nün bulunduğu yer Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açması gerektiğini, tescil başvurusunda bulunmakla yükümlü olan kişilerin başvuruda bulunmamaları halinde sicil müdürlüğünce hangi yasal süreçlerin işletileceğinin açıkça yasal düzenlemeye bağlandığını, ne var ki, Sicil Müdürlüğü'nce yasal mevzuatta öngörülen işlemlere başlanmadığı, Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açılmadığı gibi mezkur cevap yazısında "(...) ilgili Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından yönetim kurulu üyeliği görevinden istifanızın tescil ve ilanına hükmedilen kesinleşme şerhine havi karar aslı ya da onaylı sureti ile aşağıda adresleri yazılı Bölge Temsilciliklerimizden birine müracaat edilerek gerekli harcın ödenmesi suretiyle tescil ve ilanı için başvuruda bulunulması gerektiği (...)" yönündeki değerlendirme ile davacının dava açması gerektiğinin bildirildiğini, bu sebeple de sicil müdürlüğünün işbu kararına karşı dava açma zaruretlerinin hasıl olduğunu, Türk Ticaret Kanunu m.34 gereği tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak, sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı, tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz edilebileceğinden işbu dilekçeleri ile davacı şirket nezdinde ki yönetim kurulu üyeliğinden istifa etmiş olmasının ancak işbu istifa dolayısıyla sicil kayıtlarının düzeltilmemesi ve İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yapılmış olan başvuru haksız olarak reddedilmesi sebebiyle işbu dilekçeleri ile Sicil Müdürlüğü'nün haricen öğrenmiş oldukları 23.08.2024 tarihli kararına karşı itirazlarını sunduklarını, davacının yönetim kurulu üyeliği başta olmak üzere Şirket nezdinde yer alan tüm görev ve yetkilerinden istifa etmiş olması dolayısıyla ticaret sicili kayıtlarında yer alan kayıtlar gerçeği yansıtmadığından, sicil kayıtlarının gerçek durumu yansıtmaması sebebiyle Şirket'in iş/işlemlerinden dolayı yönetim kurulu üyesi olarak sorumluluğuna gidilmesi halinde müvekkil nezdinde telafisi güç zararların meydana gelecek olması ve sicilden terkini için kanundan kaynaklanan yükümlülüklerin Sicil Müdürlüğü'nce yerine getirilmemesinden dolayı TTK m.34 gereği Sicil Müdürlüğü'nün 23.08.2024 tarihli kararına karşı itirazlarımızın kabulü ile davacının davalı şirket nezdinde ki yönetim kurulu üyeliği ve buna bağlı tüm görev ve yetkilerinin sicilden terkinine ve ilgili durumun ticaret sicil gazetesinde ilan edilmesine karar verilmesini talep ettiklerini belirterek Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün haricen öğrenmiş oldukları 23.08.2024 tarihli kararına karşı Türk Ticaret Kanunu m.34 uyarınca itirazlarının kabulüne, davacının istifası sebebiyle ... nezdindeki yönetim kurulu üyeliği ve buna bağlı tüm görev ve yetkilerinin sicilden terkinine ve ilgili durumun ticaret sicil gazetesinde ilan edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı müdürlükçe verilmiş bir red kararı bulunmadığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/2 maddesi gereğince 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 34 göre, HMK m. 115/2 gereğince davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, nitekim Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2015/10026 E. 2017/2852 K. sayılı ilâmının da bu yönde olduğunu, davalı müdürlüğe husumet teveccüh etmemekte olduğunu, davacı tarafın ilgili sıfatını haiz olmadığından huzurdaki davada aktif husumet ehliyeti bulunmaması nedeniyle de davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı müdürlüğün pasif husumet ehliyetinin de bulunmadığını, Ticaret Sicili Müdürlüğünün TTK.m.32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m.34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, usüli itirazlarının yanı sıra davanın esası bakımından da davalı ... müdürlüğüne karşı herhangi bir talepte bulunulamayacağı gibi davalı aleyhine yöneltilmiş bir iddia ve talebin dahi söz konusu olmadığını, davalının davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını, huzurdaki davanın davalı müdürlük yönünden öncelikle usulden dava şartı yokluğundan ve / veya davacının ilgili sıfatını haiz olmaması nedeniyle aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesini, yine davalı müdürlüğe husumet yöneltilemeyeceğinden Mahkememiz aksi kanaatte ise açıklanan gerekçelerle davalı yönünden esastan reddine karar verilmesini talep ettiklerini belirterek huzurdaki davanın davalı müdürlük yönünden öncelikle usulden, Mahkememiz aksi kanaatte ise esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş olup , ticaret sicil kayıtları, davacı vekili tarafından sunulan .... Noterliğinin 25/06/2024 tarihli, ... yevmiye numaralı ihtarnamenin tebliğ mazbatası dosya içerisine alınmıştır. Dava, ticaret sicil müdürlüğünün kararına itiraz davasıdır. Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dosyaya sunulan .... Noterliğinin 25/06/2024 tarihli, ... yevmiye numaralı ihtarnameden, davacının davalı şirket yöneticiliğinden istifa ettiğini davalı şirkete bildirdiği, bilahere 29.07.2024 tarihli dilekçe ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne bu istifayı bildirdiği ve İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 23.08.2024 tarihli yazısı ile bu müracaat hakkında işlem yapılamayacağının davacıya bildirildiği görülmüştür. Bilindiği üzere 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nunda ve sair mevzuatta anonim şirket yöneticilerinin istifaları açıkça düzenlenmemiştir. Ne var ki hukukun genel prensipleri içerisinde istifa müessesesi ele alındığında istifa tek taraflı bir işlem olup, kabule dahi bağlı değildir. Zira şirket ile yönetici arasındaki ilişki bir vekalet ilişkisi olup 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 502 ve devamı maddelerine göre değerlendirme yapılması gerekir. TBK 512. Maddesinde vekilin sözleşmeyi tek taraflı sona erdirebileceği düzenlenmiştir. O halde, davacının da anılan ihtarname ile istifa iradesini ortaya koyduğu ve dolayısı ile yöneticilik görevinin sona erdiği kuşkusuzdur. O halde, nasıl ki yönetici seçilmesi halinde bunun ticaret siciline tescili zaruridir, usulde paralellik ilkesi gereği, yöneticinin görevinin sona ermesi halinde bunun da iyi niyetli üçüncü kişilerin haklarının korunması adına ticaret siciline tescili zaruridir. Kural olarak bu bildirim şirket tarafından yapılması gerekir. Ne var ki şirket tarafından bildirim yapmaktan imtina edildiği durumlarda, istifa eden yöneticinin de bunu talep etmekte hukuki yararı olduğu kuşkusuzdur. Davacının istifasına rağmen, bu istifayı ticaret siciline bildirmemekle eldeki davanın açılmasına davalı şirket sebebiyet verdiğinden, davalı şirketin yargılama masrafları ve vekalet ücretinden sorumlu tutulması gerekmiştir. Anılan sebeplerle davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının davasının KABULÜNE, İstanbul ticaret sicil müdürlüğünün davacı hakkında verdiği 23/08/2024 tarih ...sayılı işleminin iptaline, Davacının, İstanbul ticaret sicil müdürlüğü nezdinde ...-0 sicil numarası ile kayıtlı ... A.Ş'nin yönetim kurulu üyeliği ile buna bağlı tüm görev ve yetkilerden 25/06/2024 tarihi itibariyle istifa ettiğinin tespitine, İş bu istifanın karar kesinleştiğinde ticaret siciline tescil ve ilanına, 2-Harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 427,60 TL karar harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (Madde-13 İkinci Kısım İkinci Bölüm) göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalı ... A.Ş'den alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan; 427,60-TL Peşin harç, 47,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 474,6‬TL'nin davalı ... A.Ş'den alınarak davacıya verilmesine, 5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider ve delil avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine, Dair, davalının yokluğunda davacı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 Hafta süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 04/12/2024 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2015/10026, K. 2017/2852, T. 23.08.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2015-10026-e-2017-2852-k-323567902d7c