İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2014/44 E. 2019/885 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2014/44
- Karar No
- 2019/885
- Karar Tarihi
T.C. GAZİANTEP 2 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : ... KARAR NO : ... HAKİM : ... KATİP : ... DAVACI : ... VEKİLLERİ : ... DAVALILAR : ... VEKİLİ : ... DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/08/2022 KARAR TARİHİ : 12/07/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/07/2023 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Temlik eden ...Bankası AŞ ile davalı/borçlu ... arasında kredi sözleşmesi imzalandığını, diğer davalılar ...ve ... ise işbu kredi sözleşmesini müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, krediye ilişkin borcun ödenmemesi üzerine borçlular aleyhine Gaziantep İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında haciz yolu ile takibe geçildiğini, borçlular tarafından takibe itiraz edildiğini ve taki,bin durdurulduğunu belirterek yasal dayanaktan yoksun itirazın iptaline, takibin devamına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın usulüne uygun icra takibinde bulunmadığını, davaya konu olayda dava dayanağı olan Gaziantep İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı dosyasında ilk ödeme emdi tebliğ işleminin iptal edilmesinden sonda yeni bir ödeme emri düzenlenerek tebliğe çıkarılmadığı için geçerli bir ödeme emri tebliğ işlemi dolayısıyla dava şartının gerçekleşmediğini, açıklanan bu nedenlerle açılan davanın dava şartı yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: 1-Tarafların usulünce ileri sürmüş oldukları iddia ve savunmaları, 2-Genel kredi sözleşmeler, 3-Kat ihtarnamesi, 4-İcra takip dosyası, 5-Dosyada mündemiç bilirkişiler tarafından tanzim edilen rapor, 6-İlgili yasal mevzuat ve yargısal içtihatlar, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağa istinaden başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, İii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2019 tarihli ve 2017/19-824 E., 2019/885 K.; 25.11.2020 tarihli ve 2017/(19)11-894 E., 2020/942 K. sayılı kararlarında da değinilmiştir. Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere; itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Dava şartı bakımından yapılan değerlendirme; 6100 sayılı yasanın 320/2. Maddesinde dava şartları ilk olarak incelenmesi gereken konulardan sayılmıştır. HMK 114/2 hükmü "Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır." şeklinde düzenlenmiştir. İtirazın iptali davasında borçluya usulüne uygun gönderilmiş ödeme emri dava şartı olarak sayılmıştır. Nitekim benzer bir uyuşmazlıkta Yargıtay 19. HD. 2016/8103 Esas ve 2017/7286 Karar sayılı ilamından da özetle "Dava, İİK'nın 67/1. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İtirazın iptali davalarında dava koşullarından birisi de usulüne uygun icra takibinde bulunulması ödeme emri düzenlenerek tebliğ edilmesidir. Dosyada yapılan incelemede davaya konu icra takibindeki ödeme emrinin İzmir 1. İcra Mahkemesi'nin 2014/44 E. - 84 K.sayılı kararı ile iptal edilmiş olması nedeniyle itirazın iptali davasına konu usulüne uygun bir ödeme emri bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, itirazın iptali davasına konu usulüne uygun bir ödeme emri bulunmadığından dava koşulu oluşmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır." denilmektedir. Usulüne uygun ödeme emrinin bulunmaması, usulüne iptaline hususunda olumlu veya olumsuz karar verilebilecek bir itirazın bulunmamasının doğurmaktadır. Nitekim benzer bir uyuşmazlıkta Yargıtay 19.HD 11.06.2014 tarih ve 2014/8624 E. 2014/10858 K. Sayılı ilamında özetle " ......... İptal edilen ödeme emrine vaki itirazın sonraki ödeme emrine yönelik yapılmış bir itiraz olarak kabulü mümkün değildir. Bu durumda Mahkemece usulüne uygun bir itiraz bulunmadığından davanın dava şartı yokluğundan reddi gerekirken yazılı gerekçe ile reddi isabetsiz ise de sonucu itibariyle doğru olan kararın HUMK'nun 438/son maddesi gereği gerekçesi düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA ..." şeklinde karar verilmiştir. Somut olayda takibin 20/04/2021 tarihinde İstanbul 6. İcra Müdürlüğü'nde başlatılmış olduğu, tarafların yetki itirazı üzerine dosyanın gönderildiği yetkili icra dairesi olan Gaziantep İcra Müdürlüğü'nün 07/09/2021 tarihinde 2021/75966 Esas sayılı dosya üzerinden davalılara ödeme emri emrinin gönderildiği anlaşılmıştır. Davalılar tarafından ödeme emrinin tebliğ işleminin usulüne uygun olmadığı gerekçesi ile Gaziantep 4. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2021/515 Esas ve 2021/613 Karar sayılı dosyasında dava açmış oldukları, ilk derece mahkemesince yapılan yargılamada ödeme emrinin iptaline karar verildiği görülmüştür. İlk derece mahkemesince verilen kararın taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin 2022/243 Esas ve 2022/1312 Karar sayılı ilamı ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırıldığı ve yeniden hüküm tesis edilerek ödeme emrinin tebliğ işleminin iptaline karar verildiği verilen kararın ise 10/06/2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Ödeme emrinin tebliğ işleminin iptalinden sonra davacı tarafından ise yeni bir ödeme emri çıkarılmadığı icra dosyası kapsamından açıkça anlaşılmaktadır. Ödeme emrinin iptal edilmiş olması nedeniyle itirazın iptali davasına konu usulüne uygun bir ödeme emri bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, itirazın iptali davasına konu usulüne uygun bir ödeme emri bulunmadığından dava koşulu oluşmaması nedeniyle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Usulüne uygun takip yapılmadığı anlaşılmakla davanın dava şartı yokluğundan dolayı USULDEN REDDİNE, 2-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85 TL ilam harcından davacı tarafından yatırılan 2.289,77 TL peşin harcın mahsubu ile fazladan alınan 2.019,92 TL harcın talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, 3-Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davalı tarafından yargılama nedeniyle herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 5-Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen maddi tazminat bakımından yürürlükte bulunan AAÜT 3 ve 7/2 hükümleri uyarınca hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara VERİLMESİNE, 6-Dava açılmadan önce başvurulan arabuluculuk dava şartı nedeniyle hazineden karşılanmış olan 1.600,00 TL arabuluculuk ücretinin 02/06/2018 Tarihli ve 30439 Sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği m.26/4 hükmü uyarınca davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 7-Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu AÇIK olmak üzere karar verildi, verilen karar hazır bulunan tarafa okunmak suretiyle tefhim edildi.12/07/2023