İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2014/286 E. 2018/55 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2014/286
Karar No
2018/55
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2014/286 Esas KARAR NO : 2018/55 Karar DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 29/03/2010 KARAR TARİHİ : 17/01/2018 Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı ... vekilinin 29.03.2010 harç tarihli dava dilekçesiyle; müvekkilinin davalı ... AŞ ile yapmış olduğu anlaşmayla bu şirketin İzmir’de şubesini açıp, işletmek konusunda 27.09.2005 tarihinde protokol yaptıklarını, bu protokole göre; müvekkilinin ...’de davalı şirkete ait şubeyi açtıklarını, protokolün 2. maddesinde; şubenin tüm giderleri düşüldükten sonra geri kalan meblağın %50’sinin müvekkiline, %50’sinin davalıya ayrılacağının kararlaştırıldığını, bu sözleşmeye ek 18.03.2006 tarihli sözleşmeyle de bu şubenin eğitim hizmetlerinden kazanılan gelirin %80’ninin müvekkiline, %20’sinin davalı şirkete, güvenlik hizmetlerinden elde edilen gelirin ise; yarı yarıya paylaşılmasının kararlaştırıldığını, taraflar arasında adi şirket sözleşmesi kurulduğunu, müvekkilinin eğitim hizmeti vermeye başladığını, güvenlik hizmetlerinin de müvekkili tarafından ifa edilirken davalı şirketin müvekkilini devreden çıkardığını, bu şubenin tek yanlı olarak 31.10.2008 tarihinde kapatıldığını ve sicile tescil edildiğini belirterek; şimdilik 8.000,00-TL olmak üzere fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak; müvekkilinin İzmir ilinde yapacağı güvenlik hizmetlerinden kazanılan bedelin %50’si olan geliri dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile talep ettiğini belirtmiştir. Davalı ... ÖZEL GÜVENLİK VE EĞİTİM DANIŞMANLIK HİZMETLERİ AŞ’ye usulüne uygun dava dilekçesi tebliğ edilmiş olmasına rağmen davaya cevap vermemiş, ancak 22.12.2010 tarihli celsede vekili müvekkili defterlerinin Ankara’da başka bir dava nedeni ile Ankara ... Asliye Ticaret Mahkemesinde olduğunu belirterek; incelemenin Ankara’da yapılmasını talep etmiştir. Dava; taraflar arasında yapılan sözleşmeden kaynaklı adi ortaklığa dayalı alacak davasıdır. Tarafların delilleri toplanmış ve değerlendirilmiştir. Tüm dosya ve davalı defter ve belgeleri üzerinde Ankara ... Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılarak bilirkişi incelemesi yapılması istenmiş ve talimat yolu ile alınan 01.12.2011 tarihli bilirkişi raporuna göre; taraflar arasında imzalanan protokolün 2. maddesi gereği Davalı şirketin İzmir Şubesinin kira, stopaj, SSK primleri, KDV, bilumum harç ve vergi ile binanın elektrik, su, telefon, internet, personel ve diğer ücretler düşüldükten sonra kalan meblağın %50 Davalı şirkete ,%50 sininde davacıya ait olduğu, 9. maddesi gereği de sözleşme karşılıklı olarak fesh edildiğinde alınan eşya, demirbaş ve araçların %50 oranında eşit şekilde paylaşılacağını, ek sözleşme ile İzmir şubesinin eğitim hizmetlerinden kazanılan safi kazancın %80 ninin davacıya ait olacağının , kalan %20 sinin ise Ankara Merkez e ait olacağının , güvenlik hizmetlerinin %50 sinin davacıya, kalan %50 nin ise Ankara Merkez e ait olacağının kararlaştırıldığını ,davalı şirketin Ankara ...Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında bulunan karar defterleri ve ortaklar pay defterinin bulunduğu ticari defterlerinin bulunmadığı, bu nedenle dava konusu uyuşmazlık ile ilgili sağlıklı tespitin yapılamadığını, davacı alacağının hesaplanabilmesi için davalı şirketin İzmir şubesinden elde ettiği gelir ve giderlerin kayıt ettiği ticari defterlerin incelenerek tespit edilmesi gerektiği bildirilmiştir. Davalı vekili 26/12/2011 tarihli celsede müvekkili şirket defterlerinin Ankara ... ATM'nin ... esas sayılı dosyası içinde olduğunu, orada inceleme yaptırılması gerektiğini veya şirket merkezinde inceleme yapılması gerektiğini belirtmiş olmakla yeniden yazılan talimat sonucu alınan 08/06/2012 tarihli bilirkişi raporuna göre, davalı şirketin 2005-2006-2007-2008 ve 2009 yıllarına ait defterlerinin incelendiği ve ticari defter kayıtlarında davacıyla sözleşme yapılmasına rağmen İzmir şubesine ilişkin kayıtların muavin hesaplarda takip edilmediği, tespit edilen kayıtların sağlıklı olmadığı, 2005-2008 yılında İzmir Şubesine ilişkin herhangi bir tespit yapılamadığı, 2006 yılında 17.348,15-TL, 2007 yılında 8.659,33-TL olmak üzere toplam 26.007,48-TL İzmir Şubesinin zarar ettiği tespit edilmiş, Ziraat Bankası tarafından dosyaya sunulan belgede 01/12/2006 tarihinden dava tarihi olan 29/03/2010 tarihine kadar İzmir ilinin tamamında 67 özel güvenlik görevlisi ile , Güvenlik Hizmeti verildiği ve bu dönem içerisinde davalı şirkete 2.913.851,13-TL tutarında ödeme yapıldığının bildirildiği, bu ödemenin net ödeme olduğu ve ... Bankasının İzmir ilinde verilen hizmetten dolayı davacının alacak talebinde bulunabileceği ve bu hizmetten dolayı 657.194,69-TL alacak talebinde bulunabileceğini, taraflar arasındaki sözleşmenin feshi durumunda demirbaşların %50 oranında paylaştırılacağının kabul edilmesi nedeniyle kayıtlı değerlerden ortalama %20 amortisman payının tenzili ile 1.934,25-TL demirbaş bedeli talep edilebileceği ve buna göre davacının toplam 659.128,94-TL alacak talebinde bulunabileceği belirtmiştir. İddia, savunma, toplanan deliller, talimat yolu ile alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek; Taraflar arasında davalı şirketin İzmir Şubesini açmak ve işletmek konusunda 27/09/2005 tarihli protokol düzenlendiği, işbu protokolün 2.maddesi gereği İzmir Şubesinin tüm giderleri düşüldükten sonra kalan bedelin %50 sinin ... Özel ve Eğitim Danışmanlık Hizmetleri A.Ş.ye , %50 sinin ...'a ait olduğu,8.maddesinde 1 yıllık olarak düzenlendiği, 9.maddesinde de demirbaş, eşya, araçlar ve bilumum malzemelerin sözleşme karşılığı feshedildiğinde %50 şer oranında eşit şekilde paylaştırılacağı, 18/03/2006 tarihli sözleşme ile safi gelirin %80 ninin ...'a, %20 sinin davalıya ait olacağı, güvenlik hizmetlerinin ise %50 şer oranında paylaştırılacağı şeklinde belirlendiği, Ankara ...Noterliğinin 14/09/2005 tarih, ... yevmiye nolu vekaletnamesi ile ...'ın ... Özel Güvenlik Eğt. Danışmanlık Hizmetleri A.Ş. tarafından vekil tayin edildiği, 30/04/2007 tarihli Hasan Sağlam Öğretmenevi ve ASO Müdürlüğüne hitaben yazılan yazıda da 30/04/2007 tarihi itibariyle verdikleri güvenlik hizmetinin bittiğinin, ellerinde vekaletname olmuş olsa bile 3.şahıslara kesinlikle ödeme yapılmamasını ve 3.kişilere verilen vekaletnamelerin iptal edildiğinin bildirildiği ve 19/11/2008 tarihli Ticaret Sicil gazetesinde de İzmir Şubesinin kapatıldığının tescil edildiği, ... Bankası İzmir Bölge Müdürlüğünün 17/12/2010 tarihli cevabi yazısında da davalı şirket ile banka arasında düzenlenen 01/12/2006 tarihinde yürürlüğe giren sözleşmeden sonra anılan şirketin 10/06/2009 tarihinden itibaren unvanının ... Özel Güvenlik ve Eğt. Danışmanlık Hiz. A.Ş. Olarak tescil ettirildiği ve sözleşme yürürlük tarihinden dava tarihine kadar İzmir ilinin tamamında 67 özel güvenlik görevlisi ile güvenlik hizmeti verildiği ve söz konusu hizmet dönemi içerisinde davalı şirkete 2.913.851,13-TL tutarında ödeme yapıldığının bildirildiği , Davalı defterleri üzerinde talimatla yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporuna göre, davalı şirket kayıtlarına göre davacı şubeye ilişkin kayıtların muavin hesaplarda takip edilmediği, İzmir Şubesine ilişkin 2006 ve 2007 yıllarında 26.007,48-TL zarar ettiği, 2005 ve 2008 yıllarında İzmir Şubesine ait herhangi bir tespit yapılamadığı, ... Bankası tarafından yapılan ödemenin sözleşme gereği %50 sinin davacıya ait olacağı, tüm giderlerden sonra bu miktarın 657.194,69-TL olduğu, ayrıca demirbaşların da yine % 50 sinin 1.934,25-TL olduğu, davacıya herhangi bir ihtarname yapılmadan sözleşmenin tek taraflı olarak feshedilmesi nedeni ile davacının toplam 659.128,94-TL zararının bulunduğu belirlenmiş ve talebi olan 8.000,00-.-TL üzerinden dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Bu kararı davalı taraf temyiz etmiştir. Yargıtay ... HUKUK DAİRESİ’nin ... E. - ... K. Sayılı 27.03.2014 tarihli kararı ile mahkeme kararı bozulmuştur. Bozma gerekçesinde; “…Somut olayda; taraflar arasında davalı şirketin, İzmir Şubesini açmak ve işletmek konusunda imzalanan sözleşmeler uyarınca adi ortaklık kurulmuştur. Davacı kar payı ödenmemesi nedeniyle ve adi ortaklığın da feshi sonucunda ve feshin gerçekleşmesi nedeniyle ortaklığın tasfiyesine ilişkindir. Bu durumda, mahkemece; 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 620 ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklık hükümleri dikkate alınmalı, Türk Borçlar Kanununun 642.madde ve devamı hükümlerine göre tasfiye işlemi gerçekleştirilmelidir.Zira, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 1.maddesine göre; Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Ancak, Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir. Adi ortaklık sözleşmesi, iki yada daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir. (TBK. 620/1 md.) Adi ortaklık ilişkisi, TBK'nun 639.maddesinde sayılan sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesi ile sona erer.Bu şekilde ortaklığın sona ermesinin başlıca iki sonucu ortaya çıkar.Bunlardan ilki, yöneticilerin görevlerinin sona ermesi, diğeri de ortaklığın tasfiyesidir. Tasfiye, ortaklığın bütün malvarlığının belirlenip, ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan doğan tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sonlandırılması, malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Diğer bir anlatımla tasfiye memuru tarafından yapılacak bir arıtma işlemi olup; hesap ve işlemlerin incelenip, bir bilanço düzenlenerek, ortaklığın aktif ve pasifi arasındaki farkı ortaya koymaktır. Bir ortak tarafından adi ortaklığa ilişkin olan sermaye payının istenmesi, ortaklığın faaliyetlerinden dolayı uğradığı zararın veya kar payının talep edilmesi, aynı zamanda ortaklığın feshini ve tasfiyeyi de kapsar. Uyuşmazlık, bu bağlamda değerlendirilip, çözüme kavuşturulmalıdır. Tasfiye usulünü düzenleyen Türk Borçlar Kanununun 644.maddesine göre; "Ortaklığın sona ermesi hâlinde tasfiye, yönetici olmayan ortaklar da dâhil olmak üzere, bütün ortakların elbirliğiyle yapılır. Ancak, ortaklık sözleşmesinde, ortaklardan biri tarafından kendi adına ve ortaklık hesabına belirli bazı işlemlerin yapılması öngörülmüşse, bu ortak, ortaklığın sona ermesinden sonra da o işlemleri tek başına yapmak ve diğerlerine hesap vermekle yükümlüdür. Ortaklar, tasfiye işlerini yürütmek üzere tasfiye görevlisi atayabilirler. Bu konuda anlaşamamaları hâlinde, ortaklardan her biri, tasfiye görevlisinin hâkim tarafından atanması isteminde bulunabilir. Tasfiye görevlisine ödenecek ücret, sözleşmede buna ilişkin bir hüküm veya ortaklarca oybirliğiyle verilmiş bir karar yoksa tasfiyenin gerektirdiği emek ile ortaklık malvarlığının geliri göz önünde tutularak hâkim tarafından belirlenir ve ortaklık malvarlığından, buna imkân bulunamazsa, ortaklardan müteselsilen karşılanır. Tasfiye usulüne veya tasfiye sonucunda her bir ortağa dağıtılacak paya ilişkin olarak doğabilecek uyuşmazlıklar, ilgililerin istemi üzerine hâkim tarafından çözüme bağlanır.". Aynı yasanın kazanç ve zararın paylaşımı başlıklı 643. maddesinde ise " Ortaklığın borçları ödendikten ve ortaklardan her birinin ortaklığa verdiği avanslar ile ortaklık için yaptığı giderler ve koymuş olduğu katılım payı geri verildikten sonra bir şey artarsa, bu kazanç, ortaklar arasında paylaşılır. Ortaklığın, borçlar, giderler ve avanslar ödendikten sonra kalan varlığı, ortakların koydukları katılım paylarının geri verilmesine yetmezse, zarar ortaklar arasında paylaşılır." hükmü yer almaktadır.Katılım payı olarak bir şeyin mülkiyetini koyan ortak, ortaklığın sona ermesi üzerine yapılacak tasfiye sonucunda, o şeyi olduğu gibi geri alamaz; ancak koyduğu katılım payına ne değer biçilmişse, o değeri isteyebilir. Bu değer belirlenmemişse, geri alma, o şeyin katılım payı olarak konduğu zamandaki değeri üzerinden yapılır.( TBK' nun 642. md.) Keza, aynı yasanın kazanç ve zarara katılma başlıklı 623. maddesine göre de; "Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa, her ortağın kazanç ve zarardaki payı, katılım payının değerine ve niteliğine bakılmaksızın eşittir. Sözleşmede ortakların kazanç veya zarara katılım paylarından biri belirlenmişse bu belirleme, diğerindeki payı da ifade eder. Bir ortağın zarara katılmaksızın yalnız kazanca katılacağına ilişkin anlaşma, ancak katılma payı olarak yalnızca emeğini koymuş olan ortak için geçerlidir." hükmünü ihtiva etmektedir. Mahkemece yapılacak iş; yukarıdaki yasa hükümlerine göre, öncelikle, ortaklık sözleşmesinde bu hususta hüküm bulunup bulunmadığına bakmak, hüküm bulunduğu takdirde tasfiyenin sözleşmedeki hükümlere göre yapılmasını sağlamak; böyle bir hükmün bulunmaması halinde ise ortakların anlaşarak tasfiye memuru belirlemelerini istemek; bu konuda anlaşamamaları halinde ise hakim tarafından tasfiye işlemini gerçekleştirecek (ortaklığın faaliyet alanına göre konusunda uzman bir veya üç kişiyi) tasfiye memuru olarak resen atamak olmalıdır. Bundan sonra ise, tasfiye işlemleri; hakim tarafından öngörülecek üçer aylık (uyuşmazlığın mahiyetine göre süreler uzatılıp kısaltılabilir) dönemlerde tasfiye memuru tarafından 3 aşamada gerçekleştirilmelidir. Birinci aşamada; ortaklığın sona erdiği tarih itibariyle ortaklığın tüm malvarlığı (aktif ve pasifi ile birlikte) belirlenmeli, yönetici ve idareci ortaktan ortaklık hesabını gösterir hesap istenmeli, verilen hesapta uyuşmazlık çıktığı takdirde, taraflardan delilleri sorularak toplanmalı, tasfiye memurunun belirlediği malvarlığı bilançosu taraflara tebliğ edilmeli, bu husustaki itirazları da karşılanıp, toplanacak delillere göre değerlendirilmelidir. İkinci aşamada; ortaklığın malvarlığına ilişkin satış ve nakte çevirme işlemi (TMK'nun 634. vd. maddelerinde düzenlenen resmi tasfiye işlemi kıyasen uygulanmak suretiyle) gerçekleştirilmeli, şayet bu mallar mevcut değilse,değerleri bilirkişi marifetiyle saptanmalıdır. Üçüncü ve son aşamada ise; yukarıdaki işlemler sonucu oluşan değerden, öncelikle ortaklığın borçları ödenmeli ve ortaklardan herbirinin, ortaklığa verdiği avanslar ile ortaklık için yaptığı giderler ve katılım payı geri verilmeli, bundan sonra bir şey artarsa, bu kazanç veya (ortaklığın, borçlar, giderler ve avanslar ödendikten sonra kalan varlığı, ortakların koydukları katılım paylarının geri verilmesine yetmezse) zarar da belirlenerek ortaklara paylaştırılmak üzere son bilanço düzenlenmelidir. Bu aşamalardan sonra ise; tasfiye memurunun yaptığı tasfiye işleminin sonuç bilançosuna göre hakim, (HMK'nun 297.maddesi uyarınca) tarafların hak ve yükümlülüklerini saptayıp, tasfiye işlemini sonlandırmalı ve bu doğrultuda hüküm oluşturmalıdır. Bütün bu açıklamalar ışığında, taraflar arasında düzenlenen iş ortaklığı sözleşmesi ile taraflar arasında geçerli bir adi ortaklık ilişkisinin kurulduğunun kabulü zorunlu olup, uyuşmazlığın yukarıda açıklanan ve maddeler halinde belirtilen sıra ve yöntem izlenerek çözümlenmesi gerekmektedir. Mahkemece, yukarıda açıklanan hususlarda eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.” Hükmü yer almıştır. Mahkememizce bozma kararına 11.02.2015 tarihinde uyulmuştur. Bozma gereğince tasfiye işleminin yapılması için tasfiye görevlisi atanması konusunda tarafların anlaşıp-anlaşmayacakları, anlaşamazlarsa Mahkememizce atanması yönünde karar verilmiştir. Bu karar kapsamında davalı ile davacının tasfiye memurunun atanması konusunda anlaşamaması üzerine mahkememizce tasfiye memurunun atanması ve tasfiye memurlarına ödenecek aylık 1.000 TL ücretin taraflardan karşılanmasına karar verilmiş, ancak bu gider karşılanmayınca 3 ayrı tasfiye memuru için 1.000 er TL maktu ücret takdir edilerek bozma kapsamında ortaklığın mal varlığının belirlenmesi, satışa ve nakit'e konu mal varlığı bulunması halinde bu işlemin yerine getirilmesi, ortaklığın borçlarının ödenmesi, üçüncü kişilerle olan ilişkinin sona erdirilmesi ve sonra tasfiye işlemlerinin yerine getirilmesi konusunda rapor alınmıştır. Mahkememize ibraz edilen bilirkişiler ..., ... ve ... 'dan alınan 18.04.2017 tarihli raporda; Taraflar arasındaki sözleşmenin incelenmesiyle 27.09.2015 tarihli protokol başlıklı sözleşmede ve Ankara ... Asliye Ticaret Mahkemesinden talimat yoluyla alınan bilirkişi raporu da değerlendirilerek Yargıtay ... Hukuk Dairesinin bozma kapsamında TBK m.642 ve devamında yer alan adi ortaklık tasfiye işlemlerinin incelenmesiyle ortaklığın sona erdiği tarihte davacı olan İzmir şubesinde ortaklığın herhangi bir mal varlığının olmadığı, taraflar arasında yapılan protokolde güvenlik hizmetlerinin dahil edilmediği, 18.03.2006 tarihli sözleşmede ise güvenlik hizmetlerinin %50 oranında paylaşılacağının belirtildiği, davacı şirketin İzmir şubesinin eğitim faaliyetlerinden elde edeceği gelirin %80 nin davacıya %20 sinin davalı şirkete ait olacağı, güvenlik hizmetlerinden elde edilecek gelirin ise %50 şer olarak paylaşılacağının kararlaştırıldığı, 18.03.2006 tarihli sözleşme ile 27.09.2005 tarihli protokolde değişiklik yapılarak eğitim hizmetleri yanına güvenlik hizmetlerinin de sözleşmeye dahil edildiği, davalı şirket tarafından Türkiye 'de bulunan tüm ... Bankası şubelerini kapsayacak şekilde güvenlik hizmeti verildiği, ... şubesinin herhangi bir katılımının mümkün olmadığı, İzmir 'deki ... Bankası ile akdedilen sözleşme kapsamında verilen güvenlik hizmetlerinden elde edilen gelirin değerlendirilmesiyle KDV hariç 1.274.061,70 TL brüt kazanç elde edildiği, KDV 'nin gelir unsuru olmadığı, bu gelirden personelin net maaş ödemesi, SGK ödemeleri, diğer vergilerin mahsup edilmesiyle birlikte kalan net kazancın 45.632,68 TL olduğu, her bir ortağa 22.816,34 TL düştüğü, ancak bu tespitin davalı şirket defterleri incelenmeden yapıldığı, bu kapsamda davalı şirketin defter ve kayıtlarında incelenerek gerçek sonuçların da tespitinin gerektiği, yine davalı şirketin ... ve ... ile yaptığı sözleşme kayıtlarının dosyada yer almadığı, bu yüzden bu gelirlerin tespit edilemediği belirtilmiştir. Bu rapora karşı davacı vekilinin 03.05.2017 tarihli beyan dilekçesinde: Bilirkişi raporunun Ankara ... Asliye Ticaret Mahkemesinde yapılan tespit ile uyuşmadığını ve çeliştiğini, davalı tarafın bilirkişi raporuna herhangi bir itiraz etmediğini belirterek bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini beyan etmiştir. Bilirkişi raporuna itirazlar ve raporlar arasındaki çelişki gözetilerek Ankara Nöb. Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılarak davalının defter ve kayıtlarının incelenerek rapor alınması yoluna gidilmiş ve 10.11.2017 tarihli rapor alınmıştır. Bu raporda; davalının 2007-2008-2009 yılı defter ve kayıtları incelendiğinde 2007-2008 ve 2009 yılı yevmiye defterinin bulunmadığı ve defterlerin kapanış kaydının bulunmadığı, 17.12.2010 tarihli ... Bankası 'ndan gönderilen yazıya göre davalı şirkete 2.913.851,13-TL ödeme yapıldığı, ... Şubesinin 31.10.2008 tarihinde kapatıldığı ve sicile kaydedildiği, dolayısıyla ... Bankası gelirleri için ... Şube 'nin davacı tarafından işletildiği 01.12.2006-31.10.2008 tarihleri arasında hesaplama yapılması gerektiği, 2006 yılına ait davalı tarafın defter ve kayıtları yönünden 49.745,32-TL gelir olarak belirlendiği, 27.09.2005 tarihli protokol ve 18.03.2006 tarihli sözleşme gereğince İzmir Şube Eğitim Danışmanlık gelirlerinin 17.03.2006 tarihi itibariyle 8.262,64-TL, gider toplamının ise 2.103,19-TL, net kârın 4.927,56-TL olduğu, bu gelirin %50 'sinin talep edilebileceğinden 2.463,78-TL 'nın istenebileceği, yine 18.03.2006-31.12.2006 tarihleri arasında ise, 41.482,68-TL gelir elde edildiği, ancak yapılan harcamaların ve maliyetlerin 43.699,36-TL olması nedeniyle kâr elde edilemediği, ... Bankası Güvenlik Hizmetleri 'ne dair 42.951,62-TL hak ediş gelirinin bulunduğu, bu işin maliyetinin de mahsup edilmesi ile kalan gelirin 12.477,66-TL olarak belirlendiği, bunun %50 'sinin davacı tarafından talep edilebileceğinden 6.238,83-TL 'yi talep edebileceği, 2007 yılında ise, 11.059,29-TL eğitim ve danışmanlık geliri elde edildiği, ancak giderlerin tanımlı olmadığı, bu giderlerin düşülmemesi nedeniyle vergi sonrası kalan net kârın 7.074,09-TL olduğu, bu gelirin %80 'ni davacı tarafından talep edilebileceğinden 5.659,26-TL talep edilebileceği, ... Bankası Güvenlik Hizmetleri gelirinden de 545.927,19-TL elde edildiği, maliyet ve vergilerin düşülmesi ile kalan net kârın 104.494,47-TL olduğu, bu gelirin %50 'si olan 52.247,24-TL 'nın davacı tarafça talep edilebileceği, 01.01.2008 ve 31.10.2008 dönemleri arasında ise eğitim ve danışmanlık geliri ile maliyetinin bulunmadığı ve 27.09.2005 tarihli protokol 9.maddesi gereğince demirbaş ve diğer eşyaların sözleşmenin feshi halinde %50 'şer oranında paylaştırılabileceğinden kasa kayıtlarında mevcut 2.484,73-TL ve 9.671,26-TL demirbaş toplamı 12.155,99-TL 'nın dava konusu işletmenin mevcudunda bulunduğu 11.120,00-TL kuruluş ve örgütlenme gideri yapıldığından kalan 1.035,99-TL 'nın paylaşılması gerektiği, davacıya %50 payı olan 517,99-TL 'nın ödenebileceği, yine 01.01.2008-31.10.2008 tarihleri arasında ... Güvenlik Hizmetleri 'nin hak edişlerinden 685.182,89-TL gelir elde edildiği, bu gelirden 540.433,60-TL giderin ve vergilerin mahsup edilmesi ile kalan net kârın 115.799,43-TL olup güvenlik hizmetlerinde vergi sonrasında %50 olan 57.899,72-TL 'yı talep edebileceği, böylece toplam alacağının 116.385,79-TL olduğu, yapılan hesaplamaların resmi kayıt ve belgelere dayanarak yapıldığı, ... Şube 'ye ait hesap kayıtlarının hesaplamaya dahil edildiği belirtilmiştir. Mahkememizce bu bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, tarafların rapora karşı beyanda bulunmadığı görülmüştür. Mahkememizce Yargıtay ...H.D. 'nin ... Esas ... Karar sayılı 27.03.2014 tarihli bozma kararına uyulmakla gerekli işlemler yapılmış TBK m. 621 ve devamına göre adi ortaklık hükümleri kapsamında tasfiyenin yapılması yönünde öncelikle tasfiye memurları atanmış ve bu tasfiye memurlarının ortaklığı sona erdirmek için gerekli işlemleri yapması sağlanmış, ortaklığın sona ermesinden sonra davacının bu bilanço hesaplarından kalan alacağı bilirkişi raporu (ilk ve son rapora kadar olan tüm raporlar değerlendirilerek) ile tespit edilmiş ve sonuçta davacının her iki tarafın bilançosunda kalan alacağının (116.385,79-TL ve 8.641,03 TL= ) 125.026,82 TL olduğu tespit edilmiştir. Ortaklığın bilançosu, gelirler, maliyet hesapları, giderler, vergiler mahsup edilmekle ortaklıktan kalan alacağının 125.026,82-TL olduğu tespit edilmiştir. Tüm bilirkişi raporlarında da taraflar arasındaki ilişkinin (sözleşmenin) 27.09.2005 tarihli protokol ve 18.03.2006 tarihli sözleşmeye dayandığı, bu protokol ve sözleşme kapsamında kurulan ilişkinin 01.12.2006 ve 31.10.2008 tarihi arasında ... Bankasına hizmet verildiği ve bu süre içerisinde davacı şirketin, güvenlik hizmeti yaptığı belirlenmekle, Ankara Nöbetçi Asliye Ticaret mahkemesi vasıtası ile yapılan bilirkişi incelemesi ile davacının talep edebileceği bu döneme ilişkin alacağına 116.385,79 TL güvenlik hizmeti bedeli ve 8.641,03 TL danışmanlık ve eğitim geliri toplamı 125.026,82 TL olduğu belirlenmiştir. Taraflar yapılan sözleşmeler kapsamında şirkette demirbaş ve kasa mevcudunun yapılan giderler sonucunda 1.035,99-TL 'sının kaldığı, davacının ise bu mevcudun 517,99-TL 'sını talep edebileceği, başkaca bir sermayesinin bulunmadığı, aynı zamanda sözleşmede katılım payı olarak herhangi bir değer de yer almadığı, giderlerin mahsup edildiği, adi ortaklık ilişkisinde bilanço üzerinden davacının talep edebileceği miktarın bilirkişi raporunda belirlendiği tespit edilmiştir. Bu rapora karşı davacı vekili beyanda bulunmamış ve itiraz da etmemiştir. Davalı vekili ise 17.01.2018 tarihli SÜRESİNDE OLMAYAN itiraz dilekçesinde bilirkişi raporuna karşı itiraz etmiş olmakla birlikte itirazında yer alan 10.11.2017 tarihli bilirkişi raporunda hesaplama hatası bulunduğu iddiası, 8.641,03-TL 'nin davalı tarafça kendilerine ödenmediği iddiasının bilirkişi raporunda değerlendirildiği ve bu miktarın bilirkişi raporunda taraflar arasındaki sözleşme kapsamında güvenlik hizmetlerinden elde edilen kârın %50 'si, eğitim ve danışmanlık hizmetlerinden elde edilen kârın %20 'sinin davalıya ait olacağı ve bilirkişi raporunda da bu miktarlar dikkat edilerek paylaşım yapıldıktan sonra davacının kalan alacağı belirlendiğinden itirazın yerinde olmadığı, yine ... Bankası ile akdedilen hizmet alım sözleşmesinde de bilirkişinin giderleri hesaba katmadığı iddiasının da yerinde olmadığı, bilirkişinin davalının kendi defter ve kayıtlarına göre giderleri ve maliyetleri hesapladığı belirlendiğinden davalı tarafın ek rapor alınmasına ilişkin talebi kabul edilmemiştir. Sonuç olarak, bilirkişi incelemesi ile bozma kapsamında Adi şirketin mevcut malvarlığı ile davacının bu şirketten kalan alacağı belirlenmiş ve taleple bağlı kalınarak bu miktara hükmedilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan sebeplerle; Davacının davasının KABULÜ ile, Taleple bağlı kalınarak 8.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 546,48-TL harcın davacı tarafça yatırılan 118,80-TL harçtan mahsubu ile bakiye kalan 427,68-TL harcın davalıdan alınarak Hazine 'ye irat kaydına, Davacı tarafça yapılan 17,15-TL başvurma harcı, 118,80-TL peşin harç, 519,90-TL posta/tebligat masrafı, 3.000,00-TL bilirkişi ücreti, 500,00-TL talimat masrafı olmak üzere toplam 4.155,85-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı kendini bir vekil ile temsil etmiş olduğundan kabul edilen miktar üzerinden AAÜT m.13/1 gereği hesaplanan 2.180,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak vekili lehine davacıya verilmesine, HMK m. 333 gereği gider avansından artanın kararın kesinleşmesi ve talep halinde yatırana iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, karşı tarafın yokluğunda ve gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/01/2018

Başkan ... e-imzalı Üye ... e-imzalı Üye ... e-imzalı Katip ... e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2014/286, K. 2018/55, T. 17.01.2018, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2014-286-e-2018-55-k-d54c864f97ff