İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2014/22319 E. 2017/7227 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2014/22319
- Karar No
- 2017/7227
T.C. ANTALYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DOSYA NO : 2020/271 KARAR NO : 2020/671 DAVA : MENFİ TESPİT (Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/07/2020 KARAR TARİHİ : 16/12/2020 Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında görülen Menfi Tespit (Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından, müvekkilleri aleyhine başlatılan icra takibinin 2 adet kambiyo senedine dayandığını, bu senetlerin müvekkil ...'ın kefil olduğu ... tarihli kira sözleşmesinde kira bedeli için düzenlendiğini, 13.000 m² olduğu söylenen arsanın 11.000 m² olduğunun sonradan anlaşıldığını, kira sözleşmesinde tadilat maliyetinin kiradan düşüleceği belirtilmesine rağmen müvekkil tarafından yapılan ödemenin kiradan düşülmediğini ve icra takibine geçildiğini, davalı tarafça seralardan su çıktığı belirtilmesine rağmen su çıkmaması sonucunda ürünlerinin kuruduğunu, konunun bilirkişi incelemesiyle açıklığa kavuşacağını, tarımsal faliyet gösterilememesi sonucunda bedesliz kalan senetler kullanılarak icra takibine başvurulduğunu, arabuluculuğa başvurulduğunu ancak sonuçsuz kaldığını, müvekkillerinin Antalya ... İcra Müdürülüğü'nün ... ve ... sayılı dosyalarında borçlu olmadığının tespit edilmesini, takip edilen miktarın %20'si üzerinden kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevabında; kira ilişkisini kabul etmekle beraber diğer iddiaları reddederek görev itirazında bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME: Uyuşmazlık; dava konusu bonoların kira ilişkisi nedeniyle verildiği, oysa kiralananın ayıplı çıkması nedeniyle borçlu olmadıklarının tespiti talebine ilişkin, İİK.nun 72/3.maddesine göre açılmış Menfi Tespit davasıdır. 2004 sayılı İİK’nın 72.maddesi gereğince; Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir. Davacı taraf, davacılardan ... ile davalı arasında kira sözleşmesi imzalanarak 13.000 m2 kurulu plastik sera kiralandığını, dava ve takip konusu iki adet senedin de bu kira borcu için verildiğini, davacı ...'ın ise senetlere kefil olduğunu, oysa seranın 11.000 m2 çıktığını belirterek, kira sözleşmesini sunmuş ve bu senetlerden dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Davalı taraf ise kira sözleşmesini ve senetlerin kira borcu nedeniyle alındığını kabul etmekle beraber diğer iddiaları reddetmiş, davanın Sulh Hukuk Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini belirterek görev itirazında bulunmuştur. Bir davanın Ticaret Mahkemelerinde görülebilmesi için açılan davanın mutlak veya nispi ticari davalardan olması gerekmektedir. Mutlak ticari davalar 6102 sayılı TTK'nun 4. Maddesi uyarınca TTK'nda düzenlenmiş olan bütün hususlardan doğan davalar ile TTK'nun 4. Maddesinde belirtilen özel kanunlardaki davalardır. Nispi ticari davalar ise her iki tarafın tacir olduğu ve dava konusu uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olduğu davalardır. 6335 Sayılı Yasanın 2. Maddesi ile 6102 Sayılı TTK'nun 5. Maddesinin 3 ve 4 nolu fıkraları değiştirilerek Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki iş bölümü ilişkisi görev ilişkisine dönüştürülmüştür ve görev hususu HMK'nun 114/c maddesi uyarınca dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınır. Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 05/07/2017 Tarih ve 2014/22319 E. 2017/7227 K.sayılı kararında da işaret edildiği üzere 6100 Sayılı HMK'nun “Sulh hukuk mahkemelerinin görevi” başlığı altındaki 4. Maddesinde; “(1) Sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın; a) Kiralanan taşınmazların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları, b) Taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin davaları, c) Taşınır ve taşınmaz mallarda, sadece zilyetliğin korunmasına yönelik olan davaları, ç) Bu Kanun ile diğer kanunların, sulh hukuk mahkemesi veya sulh hukuk hakimini görevlendirdiği davaları, görürler.” hükmüne yer verilmiştir. Dava konusu uyuşmazlığın kira sözleşmesinden kaynaklandığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki temel ilişkinin kira sözleşmesinden kaynaklandığı, yukarıda belirtilen yasa hükmüne göre kira sözleşmesine dayanan uyuşmazlıklarda mahkememizin görevsiz, sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğu sonucuna varıldığından davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçeler ışığında; Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, A) Açılan davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle HMK.nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava dilekçesinin usulden REDDİNE, B) 6100 sayılı HMK.nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra iki haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli ANTALYA NÖBETÇİ SULH HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, C) İki haftalık süre içinde dosyanın gönderilmesi için talepte bulunulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA, D) 6100 sayılı HMK.nun 331.maddesi gereğince harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerin görevli mahkemece, davaya bir başka mahkemede devam edilmemesi ve davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde ise yargılama giderlerinin davanın açıldığı mahkemenin dava dosyası üzerinden KARARA BAĞLANMASINA, E) Varsa artan gider avansının dosyasına AKTARILMASINA, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, HMK'nun 345 maddesi uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulünce anlatıldı16/12/2020 KATİP ... HAKİM ... (E-imzalı) (E-imzalı)