İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2012/8984 E. 2011/411 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2012/8984
Karar No
2011/411
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/1092 Esas KARAR NO : 2025/832 DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/12/2024 KARAR TARİHİ : 30/09/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; "10.08.2024 tarihinde...'a ait ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın, müvekkil...e ait, dava dışı ... sevk ve idaresindeki...abancı plakalı araca çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir. Kaza, Ordu ili, Altınordu ilçesi, Mustafa Kemal Bulvarında trafik kurallarına uygun şekilde trafik ışıklarında "kırmızı ışıkta beklerken" davalı araç sürücüsünün duramayarak, müvekkil aracının arka tarafına çarpmasıyla meydana gelmiştir. Kaza neticesinde müvekkil aracının arka kısmında maddi hasar meydana gelmiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 84/1-d "d) Arkadan çarpma" ve 84/1-j "Manevraları düzenleyen genel şartlara uymama" asli kusurlu hallerden sayılmıştır. Ayrıca aynı Kanunun 52/c hükmüne göre "Diğer bir aracı izlerken yukarıdaki fıkrada belirlenen durumları göz önünde tutarak güvenli bir mesafe bırakmak,..." zorundadırlar. Taraflar arasında düzenlenen 10/08/2024 tarihli kaza tespit tutanağında davalı sürücü ...,önündeki kırmızı ışıkta bekleyen nüvekkil aracına arkadan çarptığını kabul etmiştir. Bu nedenle kazanın meydana gelmesinde davalı araç sürücüsü tek ve asli kusurlu olup müvekkile ait araç sürücüsüne izafe edilebilir bir kusur mevcut değildir. Husumet, 1 nolu davalıya kazaya sebebiyet veren araç sürücüsü 2 nolu davalıya aracın işleteni sıfatıyla, 3 nolu davalı ... Sigorta A.Ş. 'ne 02.03.2024/02.03.2025 tarihleri arasında geçerli ... ZMMS poliçesi nedeniyle yönetilmiştir. Davalılar açısından “zarar ve eylem”, “zarar ve motorlu aracın işletilmesi” "zarar ve sigorta" arasında uygun illiyet bağı mevcuttur. Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı kanunun asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu kanunun 4. maddesinde hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir. Yine Türk Ticaret Kanununun 1483 ve devamı maddelerinde zorunlu sorumluluk sigortaları düzenlenmiştir. Bu nedenle Asliye Ticaret Mahkemeleri işbu davada görevlidir. Seçimlik hakkımız davalı sigortanın şube ve bölge müdürlüğünün bulunduğu İzmir mahkemelerinden yana kullanılmış olup davanın yetkili İzmir Mahkemelerinde açıldığı kabul edilmelidir. Dava açılmadan arabuluculuk yoluna gidilmiş, dava şartı yerine getirilmiş fakat anlaşma sağlanamamıştır. Müvekkile ait araçta kaza neticesi oluşan hasar dikkate alındığında tamirin ekonomik olduğu ortadadır. Müvekkil geçici olarak Türkiye’de bulunduğundan müvekkile ait ve Alman trafiğine kayıtlı araçta kaza sonrası meydana gelen zarar miktarı; Almanya’da bulunan ... Motorlu Araç Bilirkişi Bürosu tarafından düzenlenen 17.09.2024 tarihli bilirkişi raporu ile KDV dahil hasar miktarı 11.394,36 EUR, aracın rayiç değeri 23.800,00 EUR olarak tespit edilmiştir. Bu durumda aracın tamirinin ekonomik olduğu kabul edilerek, müvekkil nezdinde gerçekleşen hasar bedeli toplam 11.394,36 EUR olarak belirlenmiştir. Müvekkile ait aracın rayiç değeri dikkate alındığında aracın tamirinin ekonomik olduğu ortadadır. Tamirinin ekonomik olup olmadığı hususunda tespit yapılırken müvekkil aracının kaza tarihinde plakasının kayıtlı olduğu Almanya'daki rayiç değerinin dikkate alınması gerekir. Müvekkile ait aracın rayiç değeri dikkate alındığında hasarın tamir edilebilir olduğu yönünde kuşku bulunmamaktadır. Emsal rayiç değerine ilişkin ilanlar ekte sunulmuştur. Müvekkilin daimi ikametgâhı ve aracın Almanya plakalı olduğu dikkate alındığında müvekkilin zararı gidermek için yabancı para üzerinden harcama yapacağının da kabulü gerekir. 6098 sayılı TBK 99 hükmüne göre de yabancı para üzerinden doğan borç “ödeme günündeki kur karşılığı ülke parasıyla ödenmelidir.” Nitekim Yargıtay kararları da bu yöndedir. Müvekkil aracının onarım süresince oluşan araç mahrumiyet zararının da davalı araç sürücüsü ve işleteninden tahsili gerekmektedir. Davalı araç sürücüsünün %100 kusuru ile sebebiyet verdiği davaya konu kaza sebebiyle müvekkil ,aracının onarımda kalacağı süre boyunca aracını kullanamayacağından aracının tamiri için gerekli altı günlük tamir süresine karşılık olarak, günlük 59,00 EUR üzerinden toplam 354,00 EUR araç mahrumiyet bedeli olarak yalnızca 1 ve 2 nolu davalıdan tahsili gerekmektedir. Müvekkil tarafından ödenen yurtdışı bilirkişi ücretinin yargılama giderlerinden sayılarak fiili ödeme tarihindeki türk lirası karşılığının davalılara yükletilmesi gerekmektedir. Müvekkil dava konusu zararın tespit edilebilmesi için 1.447,16 EUR yurt dışı bilirkişi ücreti ödemiştir. İşbu meblağın davalılar tarafından tarafımıza ödeneceği fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden yargılama giderlerinden sayılarak hüküm altına alınması gerekmektedir.Nitekim emsal yargıtay kararları da bu yöndedir. Karayolları Trafik Kanununa göre sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması hâlinde zarar gören dava açabilir. Tarafımızca yapılan başvuru davalı sigorta şirketleri tarafından 15 gün içinde cevaplanmamıştır. Zarar gören üçüncü kişinin sigorta şirketine karşı yapacağı yazılı bildirim karşısında sigorta şirketi zorunlu mali mesuliyet sigortasında 8 iş günü içinde tazminatı ödemek zorundadır. Kanuni sürede sigorta teminatını özürsüz olarak ödemeyen sigorta şirketleri temerrüde düşer. Müvekkil adına davalı sigorta şirketine KEP üzerinden yapılan hasar ihbarı... Sigorta A.Ş.'ye 22.10.2024 tarihinde teslim edilmiştir. KEP ile gönderilen iletiler; gönderimin ertesi iş günü sonunda okundu sayılmaktadır. Buna göre hasar ihbarının davalı sigorta şirketine 23.10.2024 tarihinde yapıldığının kabulü gerekir. Tarafımızca takip edilen benzer pek çok davada dava dilekçemiz tebliğ edildikten sonra davalı sayın mahkemeden süre uzatım talebinde bulunmaktadır. Ancak davalının işbu yöndeki muhtemel talebi yargılamayı geciktirme mahiyetinde olup usul ekonomisine de aykırı olacağından sayın mahkemece kabul edilmemelidir. Zira HMK m.127 hükmü uyarınca; “Ancak, durum ve koşullara göre cevap dilekçesinin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor yahut imkânsız olduğu durumlarda, yine bu süre zarfında mahkemeye başvuran davalıya, bir defaya mahsus olmak ve bir ayı geçmemek üzere ek bir süre verilebilir.” Gerek davanın açılması sırasında yapılan arabuluculuk görüşmelerinde gerekse de davalı sigorta şirketine yapılan başvuruda gerekli belge ve deliller tarafımızca davalının bilgisine sunulmuş olduğundan davalının davaya 2 haftalık yasal sürede cevap vermesinin çok zor veya imkânsız olduğu iddiası kabul edilemeyecektir. Açıklanan nedenlerle davalı tarafın süre uzatım talebinde bulunması durumunda işbu talebin reddine karar verilmesi gerekmektedir. Yukarıda açıklanan nedenlerle ve fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydıyla haklı davamızın kabulüne; araçta meydana gelen 11.394,36 EUR tutarındaki hasar bedelinden oluşan maddi tazminatın fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuru Türk Lirası karşılığının; 1 ve 2 nolu davalılardan kaza tarihi olan 10.08.2024 tarihinden itibaren, 3 nolu davalı ... Sigorta A.Ş.'den (kaza tarihinde geçerli ZMMS poliçe teminat limiti olan 200.000 TL ve varsa geçerli diğer poliçeleri gözetilerek) temerrüt tarihi olan 06.11.2024 'ten itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre yürütülecek değişken faiziyle müşterek ve müteselsilen tahsiline, araç mahrumiyet bedeli karşılığı 354,00 EUR tutarındaki maddi tazminatın fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuru Türk Lirası karşılığının; yalnızca 1 ve 2 nolu davalılardan kaza tarihi olan 10.08.2024 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre yürütülecek değişken faiziyle birlikte tahsiline, müvekkilin Bilirkişi Ücreti olarak ödediği 1.447,16 EUR’nun fyargılama giderlerinden sayılarak, fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası Efektif Satış Kuru karşılığı Türk lirası olarak davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, kanuni vekâlet ücretinin ve yargılama giderlerinin davalı taraflara yüklenmesine karar verilmesi vekil eden adına talep olunur." şeklinde talep ve dava etmiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde; "Konu kaza sebebi ile kabul anlamına gelmemekle birlikte sigortalı aracımızın kusurlu olması sebebi ile müvekkil şirket kaza tarihi olan 10.08.2024 tarihinde Hazine Müsteşarlığı tarafından yılbaşından itibaren geçerli olacak şekilde belirlenmiş olan 200.000,00-TL'lik poliçe limitine sahiptir. Zarar gören kişilere sigortacının ödeyeceği tazminatın tutarı (poliçe limitleri), KTK. m. 93/1’e göre Hazine Müsteşarlığı’nın bağlı bulunduğu Bakanlıkça saptanır ve Resmi Gazete’de yayınlanır. Bakanlık yeni bir karar alıncaya kadar, sigortacı, poliçelerde yazılı limitle sınırlı olarak ödeme yapar. Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde bu Genel Şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta teminat limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür. Sigortanın kapsamı üçüncü şahısların, sigortalının Karayolları Trafik Kanunu çerçevesindeki sorumluluk riski kapsamında, sigortalıdan talep edebilecekleri tazminat talepleri ile sınırlıdır. Müvekkil sigorta şirketine başvuru zorunluluğu eksik yerine getirilmiştir, davanın usulden reddi gereklidir. KTK gereği davacı yan dava yoluna gitmeden önce sigorta şirketine yazılı başvuruda bulunmak ve gerekli belgeleri sunmak ile yükümlüdür. İşbu davada davacı yan sigorta şirketine talep etmiş olduğu hasar tazminatına ilişkin hesaplama yapılabilmesi için gerekli olan evrakları göndermemiştir. Müvekkil sigorta şirketi kendilerine yapılan başvuruya binaen EK'te yer alan hasar dosyasında görüldüğü üzere eksik evrak bildirimi yapmış olup, davacı yan yinede talep edilen bir evrak iletmemiştir. Bu şartlar altında müvekkil sigorta şirketinin herhangi bir hasar tazminatı hesabı yapabilmesi mümkün değildir. İşbu sebeple davanın başvuru şartının eksik yerine getirildiğinden reddi gereklidir. Sigortalı araç sürücüsünün mezkur kazada atfa kabil bir kusuru yoktur. Dava aşamasında bilirkişi yardımıyla inceleneceği üzere görülecektir ki sigortalı araç kazada kusursuz olup mezkur kazanın kaza tespit tutanağı yanlış tutulmuştur. İşbu hususlar dikkate alınarak dosyanın tekrar kusur incelemesine tabi tutulmasını talep etmekteyiz. Aracın daha önceki kazalarının kontrolü şarttır. Bu eski kazaları kontrol edildiğinde, Davacı yanın aracındaki daha önceki kazaların hesaplanması, hem orijinal parça fark taleplerinin hem de değer kaybı hesabı yapılırken önemle dikkate alınması gereken bir husustur. Kısmi dava şeklinde yapılan işbu başvuruda yargılamanın ilerleyen aşamasında başvuran tarafça davanın ıslah edilmesi durumunda, ıslah tarihi itibariyle ıslah edilen kısım bakımından 2 yıllık zamanaşımının dolması söz konusu ise işbu kısma ilişkin talebin zamanaşımı nedeniyle reddi gerekecektir. Bilindiği üzere kısmi davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması yalnızca alacağın kısmi davaya konu edilen kısmı için zamanaşımını kesip, saklı tutulan kısım için ise zamanaşımını kesmez. Bu sebeple de kısmi dava şeklinde yapılan bu başvuruda ıslah yapılması halinde, ıslah tarihi itibariyle 2 yıllık zamanaşımının dolmasına bağlı olarak iş bu tarih itibariyle dava konusu edilmeyen kısma ilişkin olarak zamanaşımı itirazında bulunduğumuzu belirtmek isteriz. Söz konusu davada davacı yan davasını açarken açıkca belirsiz alacak davası olduğunu belli etmediği için açılmış olan dava bir kısmi dava hükmünde kalacaktır. Davacı belirsiz alacak davası açtığını dilekçesinde açıkça yazmak zorundadır, aksi takdirde “fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla” şeklindeki taleple açılan dava kısmi alacak davasıdır. Belirsiz alacak davası niteliği gereği istisnai bir dava türü olmakla davasını belirsiz alacak davası olarak açan kişi bunu açıkça dilekçesinde belirtmelidir. Tamamen ıslah yoluyla dahi belirsiz alacak davası, kısmi davaya; kısmi dava belirsiz alacak davasına çevrilemez. Faturaların katma değer vergisinden şirketin sorumluluğu bulunmamaktadır. KDV bedelinin ödenmesi talep edilmektedir. Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğü tarafından 2002 yılında Hazine Müsteşarlığı Sigorta Genel Müdürlüğü’ne gönderilen cevabi yazıda özetle aşağıdaki görüşe yer verilmiştir: “Hasar gören iktisadi kıymetin hasarının sigortalı tarafından giderilmesi ve buna ilişkin bedelin de sigortalı tarafından ödenmesi durumunda faturanın sigortalı adına düzenlenmesi gerekir. Bu durumda, sigortalının hasar gören iktisadi kıymetin zararının telafisi için piyasadan yaptığı alımlarda ödediği KDV dahil bedelin, KDV mükellefi sigortalı tarafından yansıtma faturası düzenlenerek sigorta şirketin aktarılması ve KDV ye tabi bu masrafların aktarılması için de faturada KDV nin ayrıca gösterilmesi gerekir.” Gelir İdaresi Başkanlığı’nca yayımlanan 8 Ağustos 2011 tarihli 60 No’lu KDV Sirkülerinde aynı görüş muhafaza edilmiş olup, sirkülerde yer alan konuyla ilgili açıklama aşağıdaki şekildedir: “Bir teslim veya hizmetin karşılığını teşkil etmeyen veya buna bağlı olarak ortaya çıkmayan sigorta tazminatları KDV'nin konusuna girmemektedir. Bu durumda, sigortalının hasar gören eşya için sigorta şirketinden aldığı tazminat için KDV hesaplanması söz konusu olmayacaktır. Ancak, sigortalı mükellefin hasar gören eşyayı tamir ettirerek, adına düzenlenen faturaları ibraz etmek suretiyle tamir bedelini sigorta şirketinden tahsil ettiği durumda, sigortalının, sigorta şirketi adına yaptığı ve KDV'ye tabi olan masrafların aynen sigorta şirketine yansıtılması için fatura düzenlenmesi ve KDV hesaplanması gerekmektedir.” Araç onarımlarının yapıldığı oto sanayi sektöründe KDV ödemesi söz konusu olmadan ve onarıma ilişkin VUK’na uygun belge düzenlenmeden araç onarımlarının tamamlandığı bilinmektedir. Huzurdaki uyuşmazlıkta da başvuran tarafından onarımı gerçekleştiren servise KDV ödemesi yapıldığına ilişkin belge sunulmamıştır. 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 1.maddesine göre Türkiye’de yapılan ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyetleri çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler katma değer vergisine tabidir. Malın tesliminden ya da hizmetin verilmesinden sonra 7 gün içinde fatura kesilmelidir. Eğer 7 günlük süre içinde bir sonraki aya geçiliyor ise 7 günlük süre beklenmeden hizmetin yapıldığı veya malın teslim edildiği ay içinde fatura tanzim edilmelidir. Bu süre içinde düzenlenmemiş faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır. Bu durum hem 3065 sayılı kanuna hem de 213 sayılı Vergi Usul Kanununa aykırı bir durumdur ve cezai müeyyidesi bulunmaktadır. Davacı yanın talepleri gerçek dışıdır. Davacı yanın hasar faturalarının bilirkişi marifeti ile incelenmesi gerekmektedir. Davacı yanın talep etmiş olduğu hasar bedeli sabit olup işbu bedelin bilirkişi tarafından belirlenmesi gerekmektedir. Davacı yanın hasar talepleri gerçek dışıdır. Davacı yanın yapmış olduğu masraflar keyfi yapılmış onarım gereken parçalar değiştirilmiştir. Faturaların kontrolü şarttır. Mevcut piyasa şartlarında yerleşik olarak uygulanan iskontonun konu dosyada kabul anlamına gelmemekle birlikte hasar bedeli hesaplanırken dikkate alınması ve uygulanması gerekmektedir. Aksi halde rekabet koşulları gibi önemli hususlar göz ardı edilmiş olacak ve yapılacak hesaba iskonto uygulanmaması hukuka aykırılık oluşturacaktır. Dolayısıyla hasar gören parçanın onarımının mümkün olup olmadığının, mümkün ise onarılması, değil ise eşdeğeri parça ile değiştirilmesi, bu da mümkün değilse ancak yenisi ile değiştirilmesi durumlarının değerlendirilerek hasar miktarının tespiti gerekir. Mezkur kazaya konu aracın kabul anlamına gelmemekle birlikte pert total tazminatı hesaplanırken sovtaj bedeli düşürülmelidir. Çünkü aracın hurda hali davacı yanda bulunmaktadır. Aracın öncelikle sovtaj bedeli hesaba katılıp ve toplam tazminattan bu bedelin düşürülerek karara çıkarılması gereklidir. Davacının faiz talebinin reddi gerekmektedir. Her ne kadar dava dilekçesinde davacı tarafından değer kaybı ve hasar bedelinin temerrüt tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte tahsili talep edilmiş ise de hasar gören aracın kişisel kullanıma tahsisli olması dikkate alındığında -hiçbir surette davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla- konu davada yasal faizin uygulanması gerekmektedir. Araç mahrumiyet bedeli ve ekspertiz ücreti'nin Zorunlu Mali Mesuliyet Poliçesi Kapsamında poliçeden talebi mümkün değildir. Konu dosyamızda davacı vekili dava dilekçesinde araç mahrumiyet bedeli ve ekspertiz ücreti talep edilmiştir. Ancak bu husus sigorta hukukunun yerleşik içtihatları dahilinde ZMMS poliçesinden talep edilmesi mümkün değildir. İşbu husus Zorunlu Mali Mesuliyet poliçesi genel şartlarında açık ve nettir. Yukarıda açıklanan sebeplerle davanın reddini yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafın üzerine bırakılmasını saygılarımla talep ederim." şeklinde talep etmiştir. Davalı... cevap dilekçesinde; "Davacı tarafın dava dilekçesinde ileri sürdüğü tarafımın sevk ve idaresindeki araçla davacının aracının arka bagaj kapağına vurulmuş olması dışındaki kazanın meydana gelişindeki kusur ve sorumluluk oranı ile diğer tüm hasar, zarar ve tazminat taleplerine ilişkin iddiaları aşağıda ayrıntılıca izah edileceği üzere tamamamen maddi,yasal ve hakkani dayanaktan yoksun olup tüm haksız ve yasaya aykırı davacı iddiaları ile yasal mesnetten yoksun açılan haksız davanın reddini talep ediyoruz. Davanın tarafım ve davacı açısından ticari bir dava değil hasarlı trafik kazasından kaynaklanan haksız fiil sebepli tazminat davası olması ve dolayısıyla Davanın haksız fiilin gerçekleştiği yer olan yetkili Ordu veya Davalının İkametgahı olan Giresun İli Asliye Hukuk Mahkemelerinde açılması gerektiği için mahkemeye usul ve yetki yönünden itiraz ediyoruz ve bu nedenle öncelikle yetkisizlik kararı verilmesini ve davanın usulden reddini talep etmekteyiz. Davalı tarafım... olarak, arâcin maliki olmakla birlikte aracı tarafımın kullanmadığı sadece işleten ve araç maliki olarak ilgimin ve hukuki sorumluluğumun bulunduğu dava konusu olayda maliki olduğum aracın karıştığı kaza nedeni ile Türk Borçlar Kanunu'nun 66. maddesi uyarınca, işleten ve araç sahibi ancak kusurları ölçüsünde sorumluluğum söz konusu olabilir.Ki dava konusu olay ilgili evraklar ve tüm deliller değerlendirildiğinde yasa ve işyeri ve iş mevzuatının işveren ve araç maliki olarak tarafıma yüklediği tüm sorumlulukları özenle ve eksiksiz yerine getirdiğim için ortada tarafıma atfı kabil bir kusurun bulunmadığı ve talep edilen haksız fiil sebepli tazminattan da borç ve yüküm olarak,ifa anlamında hukuken sorumlu olmadığım açıktır. Davacının kazadan hemen sonra araç hasarını Türkiye'deki yetkili ekspertizler aracılığıyla tespit ettirmemesi, zararını makul ve objektif şekilde belgeleyememesi anlamına gelir. Davacının aracı yurt dışına götürüp Euro üzerinden tamir ettirmesi, zararın öngörülebilirliği ilkesine aykırıdır. TBK m. 50 ve m. 51 gereğince, tazminat yalnızca makul, gerekli ve zararı doğrudan karşılayan giderleri kapsamalıdır. Yurt dışı tamir masrafları bu kapsamın dışındadır. Kazaya sebebiyet veren durum, davacının ani fren yapmasıyla oluşmuştur. Trafik kurallarına göre, öndeki araç sürücüsünün ani fren yapması nedeni ile, arkadaki davalının aracının davacının aracına çarpması takip mesafesine uygun hareket etmeyen arkadaki araç sürücüsünü hukuken hemen davacı tarafın iddia ettiği gibi tam veya asli kusurlu kesinlikle yapmaz, çünkü ani fren yaparak belki çarpan araçtan daha fazla veya en az çarpan araç kadar sorumludur davacı tarafta kusur oranında,dolayısıyla biz hiçbir kusur atfını kabul etmesekte bir an için mahkemece aksi düşünüldüğünde bu açık gerçeklik nedeniyle davalı araç sürücüsü... ile birlikte davacının olayın meydana gelmesinde ortak-müşterek kusurlu olduğu sonucunu tartışmasız bir şekilde göstermektedir.Bu manada davalı...'ın arz edilenler çerçevesinde bize göre hiç veya en azından davacı ile eşit ortak ve müşterek bir kusur oranına sahip oldukları,mahkeme aksi kanaatte ve davalı ...'nın tamamen kusursuz olduğu kanaatinde değil ise o zaman tarafların müşterek kusur oranına sahip olduğu hususu bize göre tartışmasızdır. Bu hususun bilirkişi raporuyla açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Dava konusu olayda davacı ...'in yukarıda taarfımızca cevaplanan ve diğer; kusura, hasar oranına, parçalara, işçiliğe, yetkili mahkemeye, davalıların ve bu arada davalı şahsım... ile diğer davlılardan Oğlum ve Çalışanım...'ının hukuki sorumluluğuna ilişkin ve aracına tüm yasal, hakkani ve maddi dayanaktan yoksun tüm talep ve iddialarını ve yasal mesnedden yoksun davasını reddini talep ediyorum.Söz konusu yukarıda sayılan ve dava dilekçesinde davacıca ileri sürülen tüm haksız iddialara yanıtım ve hukuki gerekçelerim olarak datekrarar girmemek ve zaten söz konusu dilekçede uzun ve ayrıntılıca cevaplanmış olduğu için davalı çalışanım, oğlum diğer davalılardan...'ın mahkemeye sunduğu davaya cevap dilekçesinde yer alan uzun ve ayrıntılıca belirttiği açıklama ve cevapları aynı zamanda kendi cevaplarım olarak yineleyerek, katılarak burada tekrarlıyorum. Tüm yukarıda tarafımızca arz ve izah edilen ve mahkemece re'sen rastlanacak nedenlerle maddi, yasal ve hakkani dayanaktan yoksun davanın öncelikle usulden yetki sebebi ile aksi fikirde olunursa bilahare esastan reddi talebi ile muhterem mahkemeye iş bu cevap dilekçesi ile başvuru zorunluluğu hasıl olmuştur. Yukarıda arz ve izah edilen ve re'sen göz önünde bulundurulacak sebepler neticesinde; Davanın öncelikle usul yönünden reddine ve yetkisizlik kararı verilerek dosyanın (6100 S.LI HMK-6 ve 16.Md.)maddeleri gereğince yetkili Giresun veya Ordu mahkemelerine gönderilmesine, mahkeme aksi kanaatte ise eğer haksız, hukuki ve maddi mesnetten yoksun tüm haksız davacı taraf iddia ve talepleri ile yasal, hakkani ve maddi mesnetten yoksun davanın esastan reddine, mahkemece bu da uygun bulunmaz ise ve mahkeme aksi kanaatte olursa ve meydana gelen zarardan hukuken tarafımızı yükümlü ve sorumlu görür ise bu durumda meydana gelen somut, gerçek ve reel maddi zararla örtüşür, yasayla, uyarlı hakkani bir oranda Haksız Fiile sebepli tazminat takdirine, tüm yargılama harç ve giderlerinin davacı karşı taraf üzerine yükletilmesine karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim." şeklinde talep etmiştir. Davalı sigorta vekili cevap dilekçesinde; "Konu kaza sebebi ile kabul anlamına gelmemekle birlikte sigortalı aracımızın kusurlu olması sebebi ile müvekkil şirket kaza tarihi olan 10.08.2024 tarihinde Hazine Müsteşarlığı tarafından yılbaşından itibaren geçerli olacak şekilde belirlenmiş olan 200.000,00-TL'lik poliçe limitine sahip olduğunu, müvekkil sigorta şirketine başvuru zorunluluğu eksik yerine getirilmediğini ve davanın usulden reddi gerektiğini, sigortalı araç sürücüsünün mezkur kazada atfa kabil bir kusuru olmadığını, dosyanın tekrar kusur tutulmasını talep ettiklerini, aracın daha önceki kazalarının kontrolü şart olduklarını, hem orijinal parça fark incelemesine tabi taleplerinin hem de değer kaybı hesabı yapılırken önemle dikkate alınması gerektiğini, faturaların katma değer vergisinden şirketin sorumluluğu bulunmadığını, KDV'nin orijinal fatura veya yansıtma faturası karşılığında ödenmesi gerektiğini, davacı yanın taleplerinin gerçek dışı olduğunu, hasar faturalarının bilirkişi marifeti ile incelenmesi gerektiğini, davacı yanın hasar talepleri gerçek dışı olduğunu, davacı yanın yapmış olduğu masraflar keyfi yapılmış onarım gereken parçalar değiştirildiğini, faturaların kontrolü şart olduğunu, hasara ilişkin hesaplamalarda iskonto uygulanması gerektiğini, hasar gören parçanın onarımının mümkün olup olmadığının, mümkün ise onarılması, değil ise eşdeğeri parça ile değiştirilmesi, bu da mümkün değilse ancak yenisi ile değiştirilmesi durumlarının değerlendirilerek hasar miktarının tespiti gerektiğini, PERT-TOTAL tazminatı hesaplanırken sovtaj bedeli hesaba katılması gerektiğini, pert total tazminatı hesaplanırken sovtaj bedeli düşürülmesi gerektiğini, araç mahrumiyet bedeli ve ekspertiz ücreti'nin zorunlu mali mesuliyet poliçesi kapsamında poliçeden talebi mümkün olmadığını, konu dosyamızda davacı vekili dava dilekçesinde araç mahrumiyet bedeli ve ekspertiz ücreti talep edildiğini, ancak bu husus sigorta hukukunun yerleşik içtihatları dahilinde ZMMS poliçesinden talep edilmesi mümkün olmadığını, belirterek davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasını.." talep etmiştir. Dava, trafik kazasından kaynaklanan hasar bedeli ve ikame araç tazminatı istemine ilişkindir. Davacı 10/08/2024 tarihli trafik kazasında ... plakalı aracın işleteni olup, davalı......1 plakalı aracın sürücüsü,... işleteni, sigorta şirketi ise aracın zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesini düzenleyendir. KTK' nın 97. Maddesi gereği başvuru şartı incelendiğinde dava dilekçesinin ekinde yer alan dilekçeye (e-mail) göre davacı tarafından davalı sigorta şirketine başvuruda bulunulduğu görülmüştür. Davalı sürücü ve işletenin yetki itirazı değerlendirildiğinde; 6100 sayılı HMK.'nın genel yetkiyi düzenleyen 6. maddesininin 1. fıkrasına göre; "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. ", Yine aynı Yasa'nın 16. maddesinde ise, "Haksız fiilden doğan davalrda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir." hükmü yer almaktadır Ancak, HMK.'da kesin yetki halleri açıkça sayılmış olup, haksız fiile ilişkin davalardaki yetki, kesin yetki olmayıp, bir seçimlik yetkidir.Diğer taraftan 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110. maddesi ile ZMSS Genel Şartlarının C.7.maddesinde ise "Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentanın bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi, kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir." ifadesine yer verilmiştir. Bir davada, birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa, davacı bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacı, davasını bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede açarsa, o zaman şeçme hakkı davalılara geçer. Somut olayda, rizikonun, yani kazanın Ordu ilinde gerçekleştiği, davacının yerleşim yerinin Almanya olduğu, ancak davalı sigorta şirketlerinin İzmir ilinde Ege Bölge Müdürlüğünün bulunduğu görüldüğünden, davacının davasını İzmir ilinde açarak yetkili mahkemeyi doğru olarak seçmiş olduğu anlaşıldığına göre, yetki itirazı mahkememizce kabul edilmemiştir. Daval... Sigorta Anonim Şirketi' nin sorumluluğu değerlendirildiğinde; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1.maddesine göre “işletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”. Kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A.3 maddesinde de “sigortacı poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde genel şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta teminat limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür." şeklinde sigorta şirketin sorumluluğunun kapsamı ifade edilmiştir. Bu düzenlemelerden anlaşılacağı üzere Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası motorlu bir aracın kara yolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Kazaya karışan...1 plakalı araç 02.03.2024-2025 tarihleri arasında zorunlu mali sorumluluk trafik sigortası ile davalıya sigortalıdır. Kaza 10/08/2024 tarihinde meydana gelmiş olup, risk periyodu içerisinde olduğundan davacının talep ettiği hasar bedelinden davalı araç sürücüsünün kusuru oranında sigorta şirketi sorumlu olacaktır (Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K., 17. HD'sinin 20/05/2013 tarih ve 2012/8984 E. - 2013/7276 K. ). Sigorta şirketi poliçeden kaynaklanan tazmin borcunu yerine getirirken gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğundan, aracın onarımı yapılsın ya da yapılmasın onarıma ilişkin fatura olsun yada olmasın hasar bedeli üzerinden hesaplanan KDV'yi de zarar görene ödemek zorundadır. (Yargıtay 17 HD 05.06.2014 tarih ve 2014/9038 E. - 2014/9078 K. sayılı ilamı) Davalı... ve... 'ın sorumluluğu incelendiğinde; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1 maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “ işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiş, yaşanan trafik kazasında davalı......1 plakalı aracın işleteni ve diğer davalı... aracın sürücüsüdür. Araç sürücüsü kendi kusurundan sorumlu olacak olup (TBK madde 49), işleten, sürücünün kusuru oranında yukarıda değinilen maddeye göre dava dilekçesi ile talep edilen maddi zarar kalemlerinden sorumlu olacaklardır. TBK' nın 50. maddesi uyarınca davacı zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Bu sebeple davacı bilirkişi deliline dayanmış olup mahkememizce bilirkişiden kusur, hasar ve ikame araç bedelinin belirlenmesi için rapor aldırılmıştır. Bilirkişilerden alınan 20/05/2025 tarihli raporun sonuç kısmına göre; "Dosyanın tetkiki neticesinde, 1- Kazanın Oluşu ve İhlaller Bakımından; *Davalının maliki olduğu,... plaka sayılı araç sürücüsü...'ın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 52/b, 56/c ve 84/d maddelerini ihlal ettiği, *Davacının maliki olduğu, ... plaka sayılı araç sürücüsü...'in atfi kabil kusurunun olmadığı, 2- Kaza ile hasarın uyumlu olduğu, 3- Davaya konu... plakalı 2015 model...Multivan DSG Startline marka aracın, kaza tarihi itibarıyla Almanya Koşullarında ONARIM BEDELİNİN; A- Almanya'da bulunan ... Motorlu Araç Bilirkişi Raporuna göre; 2.790,00 EUR Kaporta/Mekanik/Elektrik vs işçilik, 1.759,73 EUR Boya ve Boya işçiliği, 4.934,86 EUR Yedek Parça ve 90,50 EUR Ek yan masraf olmak üzere toplam 9.575,09. EUR+kdv, KDV dahil 11.394.36 EUR olduğu, B- İşbu Raporda HEYETİMİZ Görüş Kanaat ve Tespitine göre; 2.433,50 EUR Kaporta/Mekanik/Elektrik vs işçilik, 1.604,47 EUR Boya ve Boya işçiliği, 4.541,14 EUR Yedek Parça ve 90,50 EUR Ek yan masraf olmak üzere toplam 8.669,61 EUR+kdv, KDV dahil 10.316,83 EUR olduğu, 4- Ekspertiz Hizmet Bedeli Bakımından; A- HEYETİMİZ Görüş Kanaat ve Tespiti 10.316,83 EUR Onarım Masrafı Bakımından ekspertiz hizmet bedelinin; Almanya koşullarında 1.000 € temel ücret, 76€+19€ fotoğraf ve sureti, 5,60 € yol masrafı, 23,40€ * 6,5€ yazım ve fotokopi, 15 € haberleşme, 30,60 € 2.ci inceleme (toplamda 176,13 EUR ek masraf) olmak üzere toplam 1.176,13 EUR+KDV, %19 KDV dahil 1.399,59 EUR olduğu, B- ... Motorlu Araç Bilirkişi Bürosu Tespiti 11.394,36 EUR Onarım Masrafı Bakımından ekspertiz hizmet bedelinin; 1.040,00 € temel ücret, 76 €+19 € fotoğraf ve sureti, 5,60 € yol masrafı, 23,40€ + 6,5 € yazım ve fotokopi, 15 € haberleşme, 30,60 € 2.ci inceleme (toplamda 176,13 EUR ek masraf) olmak üzere toplam 1.216,10+KDV, %19 KDV, KDVdahil 1.447, 16 EUR olduğu, * Ekspertiz bedelinin yargılama gideri sayılıp sayılmayacağı veya gerçek zarar olup olmadığı hukuki bir konu olması nedeniyle, değerlendirmesi ve taktirinin sayın Mahkemeniz'e bırakıldığı, 5- Davaya konu aracın makul onarım süresinin 6 gün olduğu Davaya konu aracın aynı özelliklerdeki bir aracın, mahrum kalınan onarım süresince yerine ikame araç olarak kullanılması durumunda, aynı, özellik, segment ve konfordaki ikame bir aracın günlük kira bedelinin kaza tarihi itibarıyla Almanya koşullarında 59,00 TL/gün, (6gün x 59 EUR) toplamda 354.00 EUR olduğu, hususlarındaki görüş kanaat ve tespitlerimi içeren Raporumuzu, taktiri ve değerlendirmesi sayın Mahkemenize ait olmak üzere saygılarımızla arz ederiz. " şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. Davacının Almanya'da ikamet edip, geçici olarak Türkiye'ye getirdiği aracının trafik kazası sonucunda hasara uğradığı, davacının aracının onarımını Türkiye'de yapması konusunda zorlanamayacağı, aracını Türkiye'de veya ikamet ettiği ülkede tamir ettirmek konusunda seçimlik hakka sahip olduğu, araç sahibinin bu seçimlik hakkını ikamet ettiği ülkede tamir ettirme yönünde kullanması durumunda, yurt dışı tamirine dair gerçek hasar bedelinin tespit edilerek bu bedelin Türk Lirası karşılığının tazminine karar verilmesi gerekmektedir. (Yargıtay HGK'nun 24.06.2015 tarih ve 2014/17-28 E - 2015/1745 K.) 6098 sayılı TBK'nın 99. maddesi hükmüne göre, yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun vade veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası olarak ödenmesini isteyebilir. Yabancı para cinsinden yapılan harcamalar, yabancı para alacağı olarak dava edilebilir ve ödeme günündeki kura göre işlem görür. Davacı alacağı, yabancı para cinsinden meydana gelmiş olup fiili ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL karşılığının tahsiline karar verilmesi gerekir. (Yargıtay 17. HD'nin 17.05.2018 tarih ve 2015/8003 E. - 2018/5155 K.) Yabancı para borcuna hangi faizin uygulanacağı 3095 sayılı Kanun'un "Yabancı para borcunda faiz" kenar başlıklı 4/a maddesinde düzenlenmiş olup ilgili düzenlemede; “Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır.” kuralına yer verilmiştir. Mahkememize sunulan bilirkişi raporu, açıkça itiraza uğramayan ve sürücülerin imzalarını taşıyan kaza tespit tutanağı ile uyumlu olduğundan kusura ilişkin değerlendirme, hasar bedeli ise kalem kalem gösterildiğinden ve bulunan bedellere iskonto uygulanmadan KDV' de eklenmek suretiyle davacının ikamet ettiği ülkeye göre sonuca ulaşıldığından ayrıca davalıların pert-total değerlendirilmesi yapılması yönünde ve yurt dışında yaptırılan ekspertiz raporunda belirlenen araç rayiç bedeline itiraz edilmediğinden hükme esas alınmıştır (İzmir BAM. 20. HD. 2021/293 E. , 2023/1184 K. , Yargıtay 17 HDB'nın 15.12.2011 tarih 2011/4075 E. 2011/12321 K., 28.03.2016 tarih 2015/17481 E. 2016/3833 K., 04.04.2016 tarih 2015/14700 E. 2016/4229 K., 17.03.2014 tarih 2014/4531 E. 2014/3704 K. Sayılı ilamları) Tüm bu nedenler ile;10/08/2024 tarihli çift taraflı trafik kazasında... plakalı aracın sigorta şirketi ve işeteni davalı sürücü...' ın kusuru oranında sorumlu olacağından, davalı ...' ın tam kusurlu olduğu ve davacının maliki olduğu araçta mahkememizce aldırılan bilirkişi raporuna göre 10.316,83 EURO hasar bedelinin bulunduğu, dava tarihinden önce davalı sigorta şirketi tarafından ödemenin yapılmadığı, ...lı aracın hasar gören parçalarına göre makul onarım süresi üzerinden belirlenen süre için ikame araç bedelinin 354,00 EURO olduğu kanaatine varılarak davanın kısmen kabulüne, kabul edilen maddi tazminat kalemine davalı sigorta şirketi başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü sonunda, diğer davalılar ise kaza tarihinde temerrüte düşeceğinden bu tarihten itibaren yabancı paralar için 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre işletilecek değişken faizi ile birlikte fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden karar verilmesi gerekmiştir. Arabuluculuk ücreti yönünden;6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin birinci fıkrasında; "İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine ilişkin aşağıdaki hükümler uygulanır." hükmü yer almaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrasında ise özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacağı düzenlemesi yer almaktadır. Kanunun bu özel düzenlemesi karşısında dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanma yeri bulamaz. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/23273 Esas, 2022/901 Karar, sayılı ilamı aynı doğrultudadır.) Eldeki davada, dava öncesi davalı sigorta şirketine başvuru şartının yerine getirilmiş olması karşısında ayrıca zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekmediği halde davacı yanca arabuluculuğa başvurulmuş olmasından dolayı ortaya çıkan ücretin davacı tarafça karşılanması gerekmektir (İzmir BAM 20. H.D. 2024/762 Esas, 2024/687 Karar, Yargıtay 4. H.D. 09/09/2024 tarih, 2022/2615 Esas 2024/7426 Karar ). Davacı vekili yurt dışında yaptırdığı ekspertiz ücretinin, yargılama gideri olarak davalılardan tahsiline karar verilmesini de talep etmiş olup, Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 21.11.2017 tarih 2016/17807 E- 2017/10786 K, 05.03.2015 tarih 2014/2413 E- 2015/3870 K ve 22.12.2014 tarih 2014/21991 E- 2014/19194 K sayılı ilamlarında açıklandığı üzere, yurt dışında yapılan ekspertiz masrafının karar tarihindeki döviz kuru üzerinden TL karşılığının yargılama giderine eklenerek davanın kabul-red oranına göre taraflar arasında paylaştırılması gerekeceğinden ekspertiz ücreti yargılama giderine eklenmiştir. İstikrarlı bir şekilde kabul edildiği üzere, yabancı para borcu ile ilgili alacaklarda talep edilen yabancı paranın dava tarihindeki efektif döviz kuru karşılığı Türk Lirası üzerinden vekalet ücreti ile nisbi karar ve ilam harcının hesaplanması gerekmektedir.(Yargıtay 11.HD'nin 12/05/2022 tarih ve 2020/6387 E. - 2022/3774 K. ) Davalı sigorta şirketlerinin sorumluluğu poliçe limiti ile sınırlı olup Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.2.b maddesi uyarınca kabul edilen dava değerinin poliçe limitini aşması halinde davalılara yükletilecek yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin toplam tazminatın, dava değerinin limite oranı dahilinde hüküm altına alınması gerekir. (Yargıtay 17.HD'nin 14.06.2017 tarih ve 2016/12075 E. - 2017/5498 K. ) HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, -10.316,83 EURO hasar tazminatının davalı ...Sigorta A.Ş. yönünden (davalının kaza tarihindeki poliçe limiti olan 200.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere) 06/11/2024 temerrüt tarihinden, diğer davalılar... ve... yönünden ise 10/08/2024 tarihinden itibaren yabancı paralar için 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre işletilecek değişken faizi ile birlikte fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası olarak müştereken müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin (1.077,53 EURO) istemin reddine, -354,00 EURO ikame araç tazminatının davalılar... ve...' dan 10/08/2024 tarihinden itibaren yabancı paralar için 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre işletilecek değişken faizi ile birlikte fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası olarak müştereken müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, 2-Hasar bedeli yönünden alınması gereken 25.921,35 TL karar ve ilam harcının yatan 7.379,53 TL peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 18.541,82 TL' nin davalılardan ( davalı sigorta şirketi 9.772,57 TL ile sınırlı olmak üzere) müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine' ye irat kadına, 3-İkame araç bedeli yönünden alınması gereken 889,43 TL karar ve ilam harcının davalı ... ve...' dan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine' ye irat kadına, 4-Davacı tarafından yatırılan ve mahsup edilen 7.379,53 TL ve 427,60 TL başvurma harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 5-Yargılama sırasında davacı tarafından yatırılan ve harcanan 1.287,50 TL posta ve diğer giderler, 9.000,00 TL bilirkişi masrafı ile 70.633,85 TL ekspertiz ücreti (998,41*32,6506) olmak üzere toplam 80.921,35 TL yargılama giderinin kabul red oranı (73.499,44 TL) nazara alınarak 71.061,12 TL' sinin tüm davalılardan (davalı Sigorta Şirketi yönünden sorumlu olunan poliçe limitinin (200.000,00 TL), toplam hükmedilen maddi tazminata 10.316,83-Euro'nun fiili ödeme tarihindeki Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası efektif satış kuru karşılığı Türk Lirası karşılığı tutarına) oranı dahilinde sorumlu olması kaydıyla), müştereken ve müteselsilen, bakiye kalan 2.438,32 TL' nin ise yalnızca davalı ... ve...' dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, -Davalı... tarafından yatırılan ve harcanan 129,00 TL posta giderinin kabul red oranı nazara alınarak 11,84 TL' sinin davacıdan alınarak ismi belirtilen davalıya verilmesine,bakiye giderin davalı üzerinde bırakılmasına, 6-Hasar bedeli yönünden davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 60.714,63 TL vekâlet ücretinin tüm davalılardan (davalı Sigorta Şirketi yönünden sorumlu olunan poliçe limitinin (200.000,00 TL), toplam hükmedilen maddi tazminata 10.316,83-Euro'nun fiili ödeme tarihindeki Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası efektif satış kuru karşılığı Türk Lirası karşılığı tutarına), müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 7-İkame araç bedeli yönünden davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 13.020,58 TL vekâlet ücretinin davalı ... ve... ' den müştereken ve müteselsilen alınarakdavacıya verilmesine, 8-Davalı sigorta şirketi kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan AAÜT uyarınca reddedilen değer kaybı bedeli yönünden hesap ve takdir edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı sigorta şirketine verilmesine, 9-6325 sayılı HUAK uyarınca, suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.800,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan alınarak Hazine' ye irat kaydına, 10-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne, diğer tarafların yokluğunda karşı gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine hitaben mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 30/09/2025 Katip ... E imza Hakim ... E-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2012/8984, K. 2011/411, T. 14.06.2017, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2012-8984-e-2011-411-k-259833e52d24