İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2011/25392 E. 2013/23002 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2011/25392
Karar No
2013/23002
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/397 KARAR NO : 2020/451 DAVA : İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/09/2019 KARAR TARİHİ : 01/10/2020 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A.TALEP: 1.Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin borçlu şirket ve müteselsil kefil ...'den alacaklı olduğunu, müvekkil ile davalı şirket arasında ... tarihli genel kredi sözleşmesi imzalandığını ve kredi kullandırıldığını, bu sözleşmeye davalı ...'in müteselsil kefil olarak imza attığını, borcun ödenmemesi nedeni ile borcun kat edildiğini, alacağın tahsili amacıyla Antalya ... İcra müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyasıyla takip yapıldığını, davalıların borca itiraz ettiğini, itirazların usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek; itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir. B. TARAF TEŞKİLİ: 2.Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesi (Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 73. maddesi) uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. Bu kapsamda kural olarak, duruşma yapılması zorunlu olan çekişmeli yargıda hakim, Kanunun gösterdiği istisnalar dışında tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. (H. Pekcanıtez, O. Atalay, M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, 2011, s. 273)(bkz; İNCEOĞLU,Sibel., İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, İstanbul 2008, 3. Baskı, s. 260-261) 3.Bu açıklamalar ışığında, mahkememizce dosyada taraf teşkili sağlanmıştır. C.CEVAP: 4.Davalılar her hangi bir cevap dilekçesi vermemişler ve böylelikle 6100 sayılı HMK m. 128 gereği, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmıştırlar. D. YARGILAMA SÜRECİ/HUKUKİ NİTELEME/MAHKEME KABULÜ: 5.Dava, itirazın iptali talebinden ibarettir. 6.Belirtmek gerekir ki; Genel haciz yoluyla ilamsız icra takiplerinde borçlunun itirazı üzerine takip durur ve alacaklının takibin devamını sağlamaya yarayan imkanlarından biri İcra İflas Kanunun 67. maddesinde öngörülen itirazın iptali davasıdır. 7.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/19-2415 esas, 2015/2335 karar sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere; İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, normal bir alacak (eda) davasıdır. Takip alacaklısı tarafından (süresi içinde) ödeme emrine itiraz etmiş olan borçluya karşı açılır; yani davacı alacaklı, davalı ise takip borçlusudur. Davacı alacaklı bu davada, borçlunun itiraz etmiş olduğu alacağın mevcut olduğunu bildirerek, borçlunun itirazının iptaline karar verilmesini (ve istiyorsa, borçlunun icra inkar tazminatına mahkûm edilmesini) talep eder (KURU, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Türkmen Kitabevi, İstanbul, Kasım 2004, s. 220-221). 8.Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak ta yine takip talepnamesine konu olan ve borçlu yanca itiraza uğrayan alacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 2006/19-260 esas, 2006/251 karar) 9.Bu genel açıklamalardan sonra dosyaya dönüldüğünde; Antalya ... İcra müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyası fiziken dosya arasına alınmıştır. 10.Davalıların icra takibine avukat aracılığı ile itiraz ettikleri görülmüştür. Ancak, mahkememizce dava açıldıktan sonra vekile tebliğ çıkmamıştır. Çünkü; vekilin umumî vekâletname ile yetkilendirilmiş olması, müvekkilin talimatı olmadan tüm davaları takip etme yetki ve zorunluluğunu ona yüklemez. Örneğin, hakkında icra takibi yapılan borçlu, vekili aracılığıyla takibe itiraz etmiş olsa dahi, alacaklının açtığı “itirazın iptali davası” bakımından, borçlunun takibe itiraz aşamasında tayin ettiği vekilin, bu davada da yetkili bulunup bulunmadığı davanın açılması sırasında belirli olmadığından, dava dilekçesinin vekil yerine asile tebliği gerekir. Aksi takdirde usulüne uygun şekilde taraf teşkili sağlanmış olmaz. Bu itibarla bir davada vekilin temsil yetkisinin olup olmadığı mahkemece kendiliğinden araştırılmalıdır (Yargıtay 15. HD., 02.11.2004 T., 2004/2041-5550 sayılı kararı; Yargıtay 9. HD., 18.09.2013 T., 2011/25392 E., 2013/23002 K.; Yargıtay 22. HD, 23.06.2020 T, 2017/29927 E., 2020/7453 K.; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. HD., 2019/794 E., 2019/888 K; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. HD., 29/12/2017 T, 2017/1262 E., 2017/1552 K.) 11.Dosyaya dönüldüğünde; genel kredi sözleşmesi, hesap özeti ve ilgili belgeler dosyaya kazandırılmıştır. 12.Mahkememizce bankacı bilirkişiden rapor aldırılmıştır. 13. ... tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı ile davalı şirket arasında ... tarihli ... TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığını, diğer davalının müteselsil kefil olduğunu, ... numaralı borçlu cari hesap kredisinin ... tarihinde ... TL üzerinden açıldığı ve kullandırıldığı, ana para geri ödemelerini takiben ... tarihi itibariyle ve ... kat tarihi itibariyle kredinin ana para bakiyesinin ... TL olduğu, ... tarihinde kredinin akdi faizine ilişkin gider vergisi tutarının ... TL nin kapitalize edilmesiyle ... TL ana para bakiyesi üzerinden takip hesabına aktarıldığı, ... tarihi itibariyle kredinin akdi faiz oranının %25 ve komisyon oranının %1,5 olarak güncellendiği ve kayıtlı olduğu, banka risk kaydında canlıdan gelen faiz adı altında ... ve kat öncesi tahakkuk eden ve tahsil edilemeyen akdi faiz tutarının ... TL ve ... TL gider vergisi olmak üzere ... TL olduğu, kat ihtarnamesi dikkate alındığında davacı bankanın tahsil edilemeyen faiz ve gider vergisi tutarının cüzi kısmını kapitalize ederek krediden talep ettiği ... TL asıl alacak tutarıyla bağlı olduğunun anlaşıldığı, davalı şirkete girişimciye değer kredi altında isimlendirilen taksitli ticari kredinin ... kredi hesap numarasına kayıtlı %10,92 akdi faizli üçer aylık sabit taksit geri ödemeli son taksit vadesi ... olan ... TL üzerinden kullandırılan kredi hesabına ... vadeli 5 inci taksidin ödemesinin yapıldığı, ... vadeli taksidin ödenmesiyle ... TL ana para bakiyesi bulunan kredi hesabının ... tarihi itibariyle ... TL ana para bakiyesi üzerinden kat edildiği ve davacı bankanın davaya konu icra takibinde ... TL asıl alacak talebiyle bağlı olduğu, icra takibini takiben dava tarihi öncesinde kredi hesabına ... tarafından ... TL tazmin ödemesi yapıldığının anlaşıldığını; davacı banka tarafından gayri nakdi çek kredisinden davalı şirketin ticari mevduat hesabı üzerine keşide edilmek üzere teslim edilen çek yapraklarından yasal garanti karşılığında ödenmesi zorunlu tutar ve bankanın olası riski nedeniyle kat ihtarnamesinde her biri ... TL garanti tutarı üzerinden 9 adet çek yaprağı için ... TL nin gayri nakdi çek kredisi kapsamında depo edilmesinin talep edilmekle birlikte, davacının davaya konu icra takibinde gayri nakdi çek kredisinden depo talebi olmadığı gibi ihtarnamede gösterilen ... TL tutarın ... TL asıl alacak tutarı içerisine dahil edilerek bu tutar içinde takip tarihinden itibaren faiz işletilmesi talebinde bulunulduğu, ayrıca söz konusu çeklerin ... tarihinden itibaren dava tarihine kadar tamamının yasal garanti tutarının ödenmesiyle nakde dönüşerek tazmin edildiği ayrıca icra takibine uğratılarak mahkememizin .../... ve .../... esas sayılı itirazın iptali davalarına konu edildiği dikkate alındığında gayri nakdi çek taahhüt kredisinden ... TL tutarın asıl alacak içerisinde talep edilmesinin yerinde olmadığı; davacı bankanın borçlu cari hesap kredisi yönüyle %32,5 temerrüt faizi oranı ile bağlı olduğu, ancak taksitli kredilerin faiz oranlarının taraflar arasında geri ödeme planıyla sabit olarak kararlaştırıldığı ve değiştirilmediği dikkate alındığında, taksitli krediye uygulanan %10,92 baz faiz oranının iki katı tutarında %21,84 temerrüt faizinin taksitli kredi yönüyle geçerli temerrüt faizi olduğu, Yargıtay HGK'nun 2017/19-1650 esas, 2019/507 karar sayılı ilamının da bu doğrultuda olduğu; bu belirlemeler ışığında yapılan hesaplamalar sonucu, davalı şirketin ... TL asıl alacak, ... TL işlemiş akdi ve temerrüt faizi, ... TL gider vergisi olmak üzere toplam ... TL takip tarihi itibariyle borcunun olduğu, icra takibini takiben dava tarihi öncesinde taksitli kredi hesabına ... tarafından ... tarihinde ... TL tazmin ödemesi yapıldığı dikkate alındığında yapılan tahsilatın TBK m. 100 uyarınca mahsubuyla dava tarihi itibariyle ... TL taksitli kredi asıl alacak, ... TL taksitli kredi işlemiş faiz, ... gider vergisi, ... TL ... kredisinden asıl alacak, ... TL işlemiş faiz, ... TL gider vergisi olmak üzere dava tarihi itibariyle ... TL toplam borcun olduğu, kefilin dava ve takip tarihi itibariyle kefalet sorumluluğunun asıl borçlu şirket için yapılan hesaplama yönüyle aynen geçerli olduğu hususları belirtilmiştir. 14.Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir. 15.Davacı vekili bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde özetle; ... kefaletiyle müvekkili bankaca kullandırılan krediler hakkında başlatılan icra takiplerinde, ... nun kefalet limitinin tazmininden sonra da yararlanıcı ve kefilleri aleyhine başlatılan takiplere ve davalara alacağın tamamı üzerinden kredi veren müvekkili banka tarafından devam edilmesi gerektiğini, Ankara Bölge Adliye mahkemesinin bu yönde kararı olduğunu, bu nedenle bilirkişi raporundaki mahsubu kabul etmediklerini, rapordaki faiz belirlemelerine itiraz ettiklerini, gayri nakdi çek taahhüt kredisinden ... TL tutarın asıl alacak içinde talep edilmesinin yerinde olmadığı yönündeki görüşe de katılmadıklarını beyan ederek; bu yönlere itiraz etmişlerdir. 16.Önemle belirtmek gerekir ki; itirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, normal bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden; davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi; davanın kabulü halinde borçlu da, alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK. m. 67/1). Alacaklı, alacağının varlığını 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir. Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olup olmamasına bakılmaksızın, bütün itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden; mahkemenin, borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi halinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır. Hemen belirtilmelidir ki, alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkar tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır. 17.Yargıtay HGK'nun 2012 / 19-780 esas, 2013 / 258 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davasının açılmadığı bir evrede, borçlunun, itiraza konu borcu kısmen veya tamamen ödemesi mümkündür ve bunu engelleyen herhangi bir yasa hükmü yoktur. Borçlu, itirazın iptali davası açılmamış iken, itirazına konu borcu tamamen öderse, alacaklının itirazın iptali davası açmasına gerek kalmayacak ve böyle bir davayı açmakta hukuki yararı bulunmayacaktır. Zira, itirazın iptali davası açılmasında amaç, itiraz nedeniyle kanun gereğince kendiliğinden durmuş olan takibin devamını sağlamaktır. Takibin devamı yoluyla elde edilecek olan sonuç (alacağın tahsili), borçlunun tüm borcu ödemesiyle zaten gerçekleşmiş olacağına göre, gerçekleşmiş olan bu sonucu sağlamak üzere bir dava açılmasında hukuki yarar bulunmayacaktır. Bunun gibi, takibe konu borcun kısmen ödendiği durumlarda da, ödenmeyen borç tutarına yönelik itirazın iptali davasında, itirazdan sonra ödenmiş olan miktar bakımından itirazın iptalinin istenilmesinde hukuki yararın mevcut olmayacağı kuşkusuzdur (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 19.10.2011 gün ve E: 2011/19-532, K: 2011/640 sayılı ilamı ile anılan kararda belirtilen HGK’nun 20.10.2004 gün, E: 2004/9-508 K: 2004/562; 30.03.2005 gün, E: 2005/19-200 K: 2005/210; 08.06.2005 gün, E: 2005/19-270 K: 2005/365; 18.04.2007 gün, E: 2007/19-159 K: 2007/220; 04.07.2007 gün ve E: 2007/13-453 K: 2007/453; 09.02.2011 gün ve E: 2011/13-29, K: 56 sayılı kararları). 18.Sonuç itibariyle; ilkesel olarak icra takibinden sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce borçlu tarafından ödeme yapılması halinde, yapılan bu ödeme düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden dava açılması gerekir. 19.Somut dosyada bilirkişinin icra takibinden sonra ancak dava tarihinden önce yapılan ödemeyi mahsup etmesi bu dosyadan bağımsız olarak ilkesel olarak doğrudur. Ancak, yapılan ödeme ... tarafından yapılmıştır. 20. ... müteselsil kefaletiyle kullandırılan kredilerin temerrüdü ile birlikte kredi verene kefalet sorumluluğunu ifada bulunduğu ölçüde kredi verenin haklarına halef olmaktadır. ... kurumlarına sağlanan hazine desteğine ilişkin yürürlükte bulunan Bakanlar Kurulu kararı incelendiğinde ise, 6. maddede temerrüt, tazmin ve diğer hususlar düzenlenmiştir. Anılan maddenin 4. fıkrasında temerrüt durumunda teminatların nakde çevrilmesinde ve kanuni takibe ilişkin işlemlerin kredi verenler tarafından yürütüleceği, kredi verenlerin nakde çevrilen teminatlar ve takip neticesinde elde ettiği tahsilatın tazmin edilen kefalet oranında kuruma aktarılacağı, 7. fıkrasında kredi verenlerin kurumun onayını almak suretiyle bu karar kapsamında sağlanan kredilerden doğan alacaklarla ilgili olarak takibe konu teminatların rayiç değerlerinden veya icra yoluyla satışından, alacakların kısmen veya tamamen tahsil edilemeyeceğinin ve zararın giderek daha fazla artacağının anlaşılması halinde ya da tahsil kabiliyetini artırabilmek amacıyla kurum tarafından tazmin edilen tutardan iskonto yapılmaması kaydıyla faiz/kar payı/kira tutarından iskonto yapmak veya tamamen vazgeçmek, yürürlükte olan mevzuat çerçevesinde tahsil kabiliyetini artırmaya yönelik her türlü uygulamayı yapmaya yetkili olduğu düzenlenmiştir. Anılan hükümler karşısında ... tarafından yapılan kefalet ödemesi bulunması halinde banka icra takibine devam ederek tahsil ettiği bedelden tazmin edilen kefalet miktarını ...'ye aktaracaktır. Hal böyle olunca icra takibinden sonra, dava tarihinden önce ... tarafından ödenen miktar yönünden davacının işbu itirazın iptali davasını açmakta hukuki yararı bulunduğu kabul edilmiştir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. HD., 2018/806 esas, 2019/1465 karar) 21.Bu yönüyle, usul ekonomisi de düşünülerek, ek rapor almaya gerek görülmemiştir. Bu hususta bilirkişi raporunda ayrılınmıştır ancak zaten raporda bu yönüyle de hesaplama yapıldığından ek rapor alınmamıştır. Mahsup yapılmadan yapılan hesaplamaya göre karar verilmiştir. Faiz hesaplamasına ilişkin itiraz ise yerinde değildir. Yargıtay kararlarına uygun hesaplama yapılmış ve hatta Yargıtay HGK na da atıf yapılmıştır. Yine raporda belirtildiği üzere; davacı banka tarafından gayri nakdi çek kredisinden davalı şirketin ticari mevduat hesabı üzerine keşide edilmek üzere teslim edilen çek yapraklarından yasal garanti karşılığında ödenmesi zorunlu tutar ve bankanın olası riski nedeniyle kat ihtarnamesinde her biri ... TL garanti tutarı üzerinden 9 adet çek yaprağı için ... TL nin gayri nakdi çek kredisi kapsamında depo edilmesinin talep edilmekle birlikte, davacının davaya konu icra takibinde gayri nakdi çek kredisinden depo talebi olmadığı gibi ihtarnamede gösterilen ... TL tutarın ... TL asıl alacak tutarı içerisine dahil edilerek bu tutar içinde takip tarihinden itibaren faiz işletilmesi talebinde bulunulduğu, ayrıca söz konusu çeklerin ... tarihinden itibaren dava tarihine kadar tamamının yasal garanti tutarının ödenmesiyle nakde dönüşerek tazmin edildiği ayrıca icra takibine uğratılarak mahkememizin .../... ve .../... esas sayılı itirazın iptali davalarına konu edildiği dikkate alındığında gayri nakdi çek taahhüt kredisinden ... TL tutarın asıl alacak içerisinde talep edilmesinin yerinde olmadığı anlaşılmakla, söz konusu itiraz da yerinde bulunmamıştır. 22.Tüm dosya kapsamı, yukarıdaki açıklamalar, bilirkişi raporu göz önüne alındığında, davanın kısmen kabulü ile; davalıların Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... esas sayılı icra takibine yaptıkları İTİRAZIN KISMEN İPTALİ İLE; Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... esas sayılı icra takibinin ... TL asıl alacak, ... TL işlemiş faiz, ... TL gider vergisi olmak üzere ... TL toplam miktar üzerinden DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiştir. 23.Davacı tarafın icra inkar tazminatı talebine gelince; 24.Alacaklının icra dairesine yapacağı takip talebi ile başlayan, takibin durması için borçlunun itirazının yeterli olduğu ve cebri icraya devam edilebilmesi için alacaklının harekete geçmesinin gerekli olduğu ilamsız icra usulunde; gerek alacaklının haksız ve kötüniyetli takipte ve gerekse borçlunun haksız itirazda bulunmasını önlemek amacıyla icra tazminatına hükmolunması esası kabul edilmiştir. Anlaşıldığı üzere alacaklı lehine hükmolunacak icra tazminatının amacı, gerçekten borçlu olduğunu bildiği halde, süre kazanmak kasdı ile ya da başka bir sebeple icra takibini haksız olarak engelleyen kişinin, alacaklının hakkına kavuşmasını geciktirmeye yönelik kötü niyetli davranışlarını önlemektir. Borçlunun itirazının haksızlığı, itirazın yapıldığı andaki duruma göre tespit edilir. Borçlu hakkında tazminatına hükmedilmesi için, onun ödeme emrine “kötüniyet”le itiraz etmiş olması şart değildir. Borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmiş olmalıdır. Alacaklının bir zarar görmüş olması da şart değildir. Öğretide, hakim görüşe göre (POSTACIOĞLU, İlhan, İcra Hukuku Esasları, İstanbul, 1982, s. 184 vd., KURU, Baki, İcra ve İflas Hukuku, C. I, 3. Bası, İstanbul 1988, s. 304 vd., UYAR, Talih, İcra Hukukunda İtiraz, s. 215 vd.) itirazın haksız olup olmadığı, takip konusu yapılan ve borçlunun itiraz ettiği alacağın likit olup olmadığına göre belirlenmelidir. Alacak likit ise borçlu itirazında haksızdır, alacak likit değilse borçlu itirazında haklıdır. Öğreti, likit alacağı, miktarı belirli veya belirlenebilir olan ve bunun için tarafların anlaşmalarına veya böyle bir anlaşma olmazsa mahkeme kararına gerek olmayan alacak olarak tanımlamışlardır. a)Geçerli ilamsız icra takibi yapılmış olmalı, b)Borçlu süresi içinde ödeme emrine itiraz etmiş olmalı, c)Süresi içinde açılmış bir itirazın iptali davası olmalı, d)Talep olmalı, e)Borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmelidir. 25.Bu açıklamalar ışığında, yukarıda kanuni şartların dosyada mevcut olduğu, alacağın likit olduğunun kabulü ile davacının inkar tazminatı talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM/Nedenleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; davalıların Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... esas sayılı icra takibine yaptıkları İTİRAZIN KISMEN İPTALİ İLE; Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... esas sayılı icra takibinin ... TL asıl alacak, ... TL işlemiş faiz, ... TL gider vergisi olmak üzere ... TL toplam miktar üzerinden DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin reddine, Takip tarihinden itibaren asıl alacak tutarının taksitli krediden oluşan ... TL'lik kısmı %21,84; borçlu cari hesap kredisinden kaynaklı ... TL'lik kısmının %32,5 temerrüt faizi ve faiz üzerinden yansıtılacak %5 gider vergisine tabi olmasına, 2-Davacının inkar tazminatı talebinin kabulü ile ... TL inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 3-Davacı tarafça yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafça yatırılan ... TL karar harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm gereği alınması gerekli bakiye ... TL nin davalılardan müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, 5-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için -kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak- "harç tahsil müzekkeresi" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine, (24/5/2013 tarihli ve 6487 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle bu bentte yer alan “kararın verilmesinden itibaren iki ay” ibaresi “kararın tebliğinden itibaren bir ay” şeklinde değiştirilmiştir.) 6-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen toplamda ... TL nin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafça dosyada yapılan ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç-masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır) posta-tebligat-bilirkişi ücreti gideri toplamı ... TL nin haklılık durumu gereği; ... TL sinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, arta kalan masrafın davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davalı tarafça bir gider yapılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 9-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; ... TL vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 10-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, (6100 sayılı HMK m. 333) ;12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirten, "Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi" göz önünde tutularak; her hangi bir bankaya ait hesap numarası ve/veya herhangi bir banka hesabına ait IBAN numarası verilmesi halinde taraflara ait artan gider avansının bildirdikleri hesaba aktarılmasına, 11-Kararın Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği m. 58 gereği talep ve masraf bulunması halinde taraflara ve/veya Teb. K. m. 11 ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 22/01/2003, 2003/1-25 E., 2003/7 K., ,Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı., 10/07/1940, 1940/7 E., 1940/75 K. nolu kararları gereği vekil ile temsil edilen tarafın vekiline tebligata çıkartılmasına,(RUHİ, Ahmet Cemal., Tebligat Hukuku., 2008, 6. Baskı, s. 127); taraflardan birisi tarafından kanun yoluna başvurulması halinde bu hususun tebliğ isteği olarak değerlendirilerek, gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmasına, Dair, Davacı vekili ...'ün yüzüne karşı diğer davalıların yokluklarında gerekçeli kararından taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf Kanun Yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.01/10/2020 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2011/25392, K. 2013/23002, T. 09.02.2011, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2011-25392-e-2013-23002-k-9f6679082371