Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2020/102 E. 2022/146 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2020/102
- Karar No
- 2022/146
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2023/42 Esas KARAR NO:2025/698 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ:27/09/2022 NUMARASI:2020/102 E. - 2022/146 K. DAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:30/04/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Tarafların İddia ve Savunmaları:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkilinin TÜRKPATENT nezdinde ... dosya numarasıyla cook shop - tasting cafe, ... dosya numarasıyla ...- ...ve ... dosya numarasıyla ... ibareli markaların sahibi olduğunu, ayrıca ... alan adının sahibi olduğunu,2008 yılından bu yana yiyecek içecek sağlanması hizmetlerinde faaliyet gösterdiğini, davalı hakkında İstanbul Anadolu 1. FSHHM 2018/236 Esas dosyası ile dava ikame ettiklerini, davalının ... kullanımının müvekkili markalarına tecavüz ettiğini, yine davalının alan adının karışıklığa sebebiyet vermesinden ötürü alan adından... ibaresinin çıkarılmasını talep ettiklerini ve davanın derdest olduğunu, bu davayı açmadan önce aynı mahkemede 2018/146 D.İş kapsamında tespit talebinde bulunduklarını, alınan bilirkişi raporunda, davalı markasının müvekkili markalarına benzer olduğunun tespit edildiğini, davalının buna istinaden benzer olmadığı yönündeki tespit davasının reddedildiğini, davalı tarafın markayı tescil ettirirken kötü niyetle hareket ettiğini, davalının, müvekkiline ait bilinen ve birçok şubesi olan ... markasına benzer olarak ... marka seçmesinin kötü niyetin açıkça bir göstergesi olduğunu, markalar arasında yüksek derecede benzerlik olması ve aynı alıcı grubuna hitap etmeleri sebebi ile hizmet alıcıları açısından karışıklığa sebebiyet verdiğini, bu sebeple davalı markasının iltibas yarattığını, müvekkilinin ... ibareli birden fazla markası olduğunu, davalı ... markasının, müvekkiline ait marka serisi gibi algılanacağını ve hizmet alıcıları açısından ilişkilendirilme ihtimalinin bulunduğunu, müvekkilinin ...ibaresini tanınmış marka vasfına ulaştırdığını, yurtiçi ve yurtdışında 20 şubesi bulunduğunu, yaptığı yatırımlar, reklam, tanıtım, promosyon vb. tanıtım vasıtalarıyla bilinir ve güvenilir marka vasfı kazandığını, tüm açıklamaları sebebi ile; davalıya ait ... dosya numaralı ... ibareli markanın, müvekkilinin ticari faaliyetlerini engelleyecek şekilde kullanımının önlenmesi için tedbir kararı verilmesini, markanın 3. Kişilere devrinin engellenmesi için tedbir kararı verilmesini, davalıya ait ...dosya numaralı ... ibareli markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini, davalının bu markayı kullanımının men edilmesini, talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesini özetle; davalı vekili huzurdaki dava yönünden kötü niyetli tescilin söz konusu olmadığını, davacı vekilince, taraflar arasında devam eden davaya rağmen markanın tescil ettirilmesi kötü niyet olarak ifade, müvekkilin, dava konusu markayı yıllardır fiilen kullanmakta olup, markasını kullandığı şekilde ve kullandığı sınıfta tescil ettirdiğini, marka korumasının amacına aykırı bir kullanımının söz konusu olmadığını, davacının markalarının 43. sınıfta tescilli olup, her üç markanın da esas unsurunun “...” ibaresi olduğunu, bu kelimenin tescilli olduğu sınıfiçin yaratıcı bir niteliği bulunmayıp, ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, fantezi ve yaratılmış bir ibare olmaması, tescilli olduğu sınıf yönünden kolayca akla gelebilir niteliği nedeniyle müvekkilinin de aynı sektörde kullanmak üzere ... markasını tescil ettirmesinin kötü niyetli olduğu anlamına gelmeyeceğini, davacının ..., ... markaları ile müvekkilin ... şekil markası aynı olmadığını, davacının ..., ...-markaları ile müvekkilin ...-şekil markası ayırt edilemeyecek kadar benzer olmadığını, davacının ..., ...markaları ile müvekkilin ... şekil markaları benzer olmadığını belirterek; Öncelikle “müvekkilimizin tescilli markasını, davacı şirketin ticari faaliyetlerini engelleyecek şekilde kullanmasının önlenmesi” yönündeki ihtiyati tedbir talebinin reddine, Davanın reddini, talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi'nin 27/09/2022 tarihli 2020/102 E. 2022/146 K. sayılı kararı ile;Mahkemece; "1-Davanın REDDİNE," karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı şirketin, 2008 yılından bu yana "..." markasıyla faaliyet gösterdiğini, yurt içinde ve yurt dışında toplam 40 şubeli bir cafe/restaurant zinciri kurduğunu, yoğun emek, yatırım ve reklam faaliyetleri ile markasını bilinir, güvenilir ve güçlü hale getirdiğini, davalı tarafın, müvekkiline ait "..." markasının yüksek tanınmışlık düzeyinden, çekiciliğinden ve pazar payından haksız şekilde yararlanmak amacıyla hareket ettiğini, bu markanın bilinirliği göz önüne alındığında, aynı sektörde faaliyet gösteren davalının bu markayı bilmemesinin mümkün olmadığını, buna rağmen "..." ibareli markayı tescil ettirdiğini, bu başvurunun kötü niyetli olduğunu, taraf markaları arasında ortak unsur olan "..." ibaresinin, tüketici nezdinde ayırt edici ana unsur olduğuna dikkat çeken davacı vekili; "..." ibaresinde “...” ve “...” kelimelerinin birleşik şekilde, siyah beyaz renkte, “...” kalın puntoda, “...” ise daha ince puntoda yazıldığını, davalı markası olan “...” ibaresinde de aynı tipografi ile aynı renk ve puntoda benzer bir görsellik tercih edildiğini, özellikle her iki markada da ana ibarenin “...” olması, yazı karakterlerinin ve renklerin benzerliği, kelimelerin görsel bütünlük içerisinde yer alması ve hatta aralarındaki ayırıcı unsurların (örneğin kırmızı çizgi/parantez gibi detayların) aynı veya benzer şekilde kullanılmasının, orta düzey tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalini ciddi şekilde artırdığını, bilirkişi heyetinin bu hususlara değinmeden, yalnızca “...” kelimesinin yiyecek-içecek sektöründe zayıf bir ibare olduğu yönünde değerlendirme yaptığını, ilk derece mahkemesinin de bu zayıf ibare gerekçesiyle karar tesis ettiğini, oysa bu yaklaşımın hem maddi vakıalara hem de marka hukukuna aykırı olduğunu, davacı markasının fiili kullanımı, yatırımı, pazardaki bilinirliği ve tanınmışlığı dikkate alındığında, ayırt edici gücünün yüksek olduğu, bu nedenle daha geniş koruma alanından yararlanması gerektiği, buna karşın ilk derece mahkemesi tarafından markanın gerçek gücü ve tanınırlığına dair herhangi bir inceleme yapılmadan karar verildiğini , markalar arasında “...” ibaresinin ortak olması, diğer kelimelerin değişmesiyle birlikte bile iltibas ihtimalini ortadan kaldırmadığını, çünkü markanın esas unsuru olan "..." ibaresinin halk nezdinde algıda baskın şekilde yer ettiğini, “...” ya da “...” kelimelerinin bu durumu değiştirmediğini , genel görünüm ve fonetik yakınlık sebebiyle tüketicinin yanılgıya düşeceğini, davalının markayı tescil ettirme amacının müvekkilinin sektördeki yerinden faydalanmak olduğunu, bunun kötü niyetli marka başvurusu teşkil ettiğini, mahkemece eksik ve yetersiz incelemeyle, bilirkişi raporundaki çelişkili değerlendirmelere dayalı olarak karar verildiğini beyanla kararının kaldırılmasını davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; müvekkilin markası ise cook ibaresinden sonra kırmızı düz bir çizgi ve sonrasında daha ince bir karakterde yazılan mood kelimesinden meydana geldiğini, diğer taraftan, davacının markalarında “o” harfi yerine kalpler, eğik bir üçgen şerit gibi farklı şekil unsurları da yer aldığından markalar arasında görsel benzerliğin bulunmadığı, markalardaki “...”, “...” ve “...” kelimelerinin markaları işitsel olarak da farklılaştırdığını, markalar arasında kavramsal benzerlik de bulunmadığını, davacı, her ne kadar müvekkili markasını “...” markası ile kıyaslamakta ise de, “...” 43. Sınıfta tescilli olmadığını beyan ederek, İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2020/102 Esas ve 2022/146 Karar sayılı ilamı usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE:HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava, ... numaralı ... markasının hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.Davacı vekili, müvekkilinin “...” ibareli markaların sahibi olduğunu, www.... alan adını kullandığını ve 2008 yılından beri yiyecek-içecek hizmetlerinde faaliyet gösterdiğini belirterek, davalının “...” markasını kötü niyetle tescil ettirdiğini, müvekkiline ait tanınmış markaya yüksek derecede benzerlik taşıdığını, davalının alan adının da karışıklığa sebebiyet verdiğini ileri sürerek, davalı markasının hükümsüz kılınmasını talep etmiştir.Davalı vekili, dava konusu markanın kötü niyetle tescil edilmediğini, müvekkilinin yıllardır fiilen kullandığı “...” markasını tescil ettirdiğini, marka korumasına aykırı bir kullanımın söz konusu olmadığını, davacının markalarının 43. sınıfta tescilli olup esas unsurunun “...” ibaresi olduğunu, bu kelimenin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu,markalar arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunmadığını belirterek, davanın reddini, talep etmiştir.14/07/2020 Tarihli Bilirkişi Raporunda; davacıya ait... ve davalıya ait ... internet siteleri incelenmiş, davacı tarafın internet sitesinin yiyecek-içecek sektöründe faaliyet gösterdiği, alan adının 23/09/2008 tarihinde tescil edildiği ve 22/09/2023 tarihine kadar geçerli olduğu, alan adının ... A.Ş. adına kayıtlı olduğu , davalı tarafa ait ... internet sitesinin de yiyecek-içecek sektöründe faaliyet gösterdiği , alan adının 08/12/2017 tarihinde tescil edildiği, alan adı sahibinin ... olduğu,davacı tarafın ... numaralı “... (...)”, ... numaralı “...” (şekil içerikli) ve ... numaralı “...” ibareli markalarının 43. sınıf kapsamında “yiyecek içecek sağlanması” hizmetlerinde tescilli olduğu, davalı tarafa ait ... numaralı “...” ibareli markanın da aynı şekilde 43. sınıfta tescilli olduğu, davacı ve davalı taraflara ait markaların ortak ibare olan “...” kelimesine atıfla türetilmiş olduğu, “...” ibaresinin yiyecek-içecek sektörü açısından tanımlayıcı bir öğe olması sebebiyle zayıf marka konumunda olduğu, markaların aynı sektörde yer almasına rağmen “...” ibaresinin ayırt edici gücünün düşük olduğu ve bu nedenle iltibas oluşmadığı yönünde görüş bildirilmiştir. 06/06/2021 Tarihli Bilirkişi Raporunda; davacıya ait ... ve davalıya ait ... internet siteleri incelendiğinde davacı tarafın internet sitesinde ... ibaresinin hem alan adında, hem site içeriğinde hem de firma mail adresinde kullanıldığı, ayrıca firmanın merkez ofisinin “... A.Ş.” adına kayıtlı olduğu, davacı markasının uzun yıllardır ticari faaliyette bulunduğu, markanın çeşitli şubelerle faaliyet gösterdiği ve marka haklarının “...A.Ş.” şirketine ait olduğu, davalı tarafın ... internet sitesi incelendiğinde, ... ibaresinin alan adında, site içeriğinde ve firma mail adresinde kullanıldığı “...” sloganıyla İstanbul Anadolu Yakası'nda yiyecek-içecek sektöründe faaliyet gösterdiği, mail adresinin yine "..." ismini içerdiği, ... alan adının “...” adına kayıtlı olduğu ve tescil süresinin 09/12/2017 - 09/12/2022 tarihlerini kapsadığı, davacıya ait 2012/51025 başvuru numaralı “... (...)” markasının 17.08.2015 tarihinde 41. ve 43. sınıflarda marka tescil başvurusunda bulunulduğu, 30.09.2015 tarihinde tescil edildiği,... başvuru numaralı “... (...)” markasının 04.06.2012 tarihinde 41. ve 43. sınıflarda marka tescil başvurusunda bulunulduğu, 27.04.2015 tarihinde tescillendiği,... başvuru numaralı “...” markasının 23.12.2016 tarihinde 29, 30, 35 ve 43. sınıflarda marka tescil başvurusunda bulunulduğu, 28.06.2017 tarihinde tescillendiği, davacı tarafın “...” markasını ilk yaratan ve maruf hale getiren taraf olduğu, davalı tarafın “...” ibareli markasının da 43. sınıfta yer alan “yiyecek içecek hizmetleri” alanında faaliyet gösterdiği, “...” ibaresinin “...” markasına iltibas yaratacak derecede benzerlik taşıdığı davalı markasının hükümsüzlük şartlarını taşıyıp taşımadığı konusunda nihai takdirin mahkemeye ait olduğunu belirtmiştir.21/03/2022 Tarihli Bilirkişi Raporunda; davacı tarafından ileri sürülen markalar arasındaki benzerlik iddiasının hükümsüzlük koşullarını oluşturmadığı kanaatine varıldığı , davalı markasının kötü niyetli olarak tescil edilip edilmediğine ilişkin taktirin mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir.Davacı tarafın 2012/51025 başvuru numaralı “... (...)” markası ve ,...başvuru numaralı “... (...)” markasının 41 ve 43 sınıflarda,... başvuru numaralı “...” markasının 29, 30, 35 ve 43. sınıflarda davacı şirket adına tescil edildiği, ... numaralı ... markasının davalı adına 43. Sınıfta tescil edildiği görülmektedir.Dosya kapsamına göre, sunulan bilirkişi raporları incelendiğinde, davacıya ait "..." markalarının 43. sınıf kapsamında uzun süredir tescilli olduğu, markanın davacı tarafından yaratılıp, zincir restoranlarda kullanıldığı sektörde bilinir hale geldiği, davalı tarafın "..." markasının da aynı sınıfta tescilli olduğu , her iki markanın esas unsurunun "..." ibaresi olduğu, markalar arasında esas unsur yönünden benzerlik olduğu gibi sınıfsal benzerliğin de söz konusu olduğu, ancak... ibaresinin ingilizce yemek pişirme anlamına geldiği ve ülkemizde anlamı çok bilinen bir kelime olduğu , dolayısıyla bu ibarenin yiyecek içecek hazırlanması hizmetleri yönünden ayırt ediciliği düşük , tanımlayıcı bir ibare olması nedeniyle kullanımının kimsenin tekeline bırakılamayacağı, her ne kadar davacının "..." markasının uzun süredir yoğun kullanımla , yaygın şubeleşmeye giderek bu şekilde sektörde ayırt edicilik kazandığı anlaşılıyorsa da davacı markasının tanınmış marka statüsünde olduğunun ispatlanamadığı, ayırt ediciliği düşük tescilli olduğu hizmet yönünden tanımlayıcı bir ibareyi marka olarak seçen davacının bu ibarenin başkaları tarafından farklı eklerle marka olarak kullanımına katlanmak durumunda olduğu, davalının "..." markasının ... ibaresine aldığı ekle davacı markasından farklılaştığı bu nedenle davacının "..." markasına iltibas yaratacak derecede benzer olmadığı anlaşılmıştır. Her ne kadar davacı davalı marka tescilinin kötüniyetli olduğunu ileri sürmüş ise de, tek başına bir markanın aynısı veya benzerinin tescil ettirilmek istenilmesi kötü niyetli marka başvurusu olarak nitelenemez. Zira markanın aynısı veya benzerinin tescil olunmak istenilmesinin müeyyidesi yasada gösterilmiş olup, kötüniyetli marka başvurusu hâli her somut olay kapsamında ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husustur.Kötü niyetle marka tescilinden bahsedebilmek için marka başvurusunda bulunan kişinin, markaya konu mal ve hizmeti üretip pazarlamaktan daha ziyade başkalarının ticaretine engel olmak, marka tescili yoluyla başkalarından haksız para koparmaya çalışmak veya vekâlet, bayilik, dağıtıcılık, acentelik vb. ilişki nedeniyle kendisine duyulan güvene ve ticari dürüstlük kuralına aykırı davranış içerisinde bulunması gerekir. Somut olayda davalının markasını işlevine uygun şekilde ticari faaliyeti kapsamında kullandığı dikkate alındığında tescilin kötüniyete dayalı olduğu iddiası yerinde görülmemiştir.Yargıtay 11.HD'nin 2023/923- 2024/4382 sayılı,28.05.2024 tarihli kararı da aynı yönde olup, "..." ibaresinin yiyecek içecek hazırlanması hizmetlerinde zayıf ibare olduğu aldığı eklerle farklılaştığı iltibas oluşturmayacağı yönündedir; "ilk derece mahkemesince , "..." ibaresinin anlamı ülkemizde yaygın olarak bilinen İngilizce bir kelime olup "yemek yapmak, pişirmek" anlamlarına geldiği, gıda ve gıda ile ilişkili mal ve hizmetler bakımından bu kelimenin ayırt ediciliğinin oldukça düşük olduğu, bu nedenle "..." ibaresinin zayıf marka olarak kabul edilmesi gerektiği, davacı markalarının tanınmışlığını ispat edilemediği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kakarı ile " "... " ibaresinin gıda ürünleri ile ilgili bulunan ve emtia benzerliği şartının gerçekleştiği 30. sınıf mallar, 43. sınıfın 1. alt grubunda yer alan "Yiyecek ve içecek sağlama hizmetleri" ve 35. sınıfın 5. alt grubunda 29., 30. ve 32. sınıf malların satışına özgü hizmetler yönünden tanımlayıcı nitelik taşıdığı, başka ibarelerin ilavesi sureti ile herkesçe kullanılabileceği, somut uyuşmazlıkta da başvuruda yer alan diğer ibareler ile başvuruya yeterli ayırt edicilik sağlandığı, anılan hizmetler yönünden taraf markaları arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca iltibas koşullarının oluşmadığı, davacı markalarının tanınmışlığının ispatlanamadığı" gerekçesiyle kısmen hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir...ONANMASINA, "Bu nedenlerle, davalının davaya konu ... numaralı ... markasının 43. Sınıfta "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz akımı (kreş) hizmetleri." Sınıfında tescilli olduğu , davacının davaya mesnet markalarının ise 43. Sınıfta "Geçici konaklama hizmetleri (gündüz bakımı (kreş) hizmetleri dahil). Hayvan bakım evleri hizmetleri. Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. " için tescilli olduğu, yukarıda yapılan açıklamaya göre "yiyecek içecek hizmetlerinde " hükümsüzlük koşullarının bulunmadığı, ancak davalı markasının 43.sınıfındaki "Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri." bakımından ayırt edici olduğu, davacı markasının tescil kapsamıyla aynı ve benzer hizmetleri kapsadığından ve işaretler arasında da benzerlik söz konusu olduğundan iltibas oluştuğu, bu alt hizmetler yönünden kısmen hükümsüzlük kararı verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kısmen kabulüne, kararın kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davalıya ait ... numaralı “...” markasının 43. sınıfta tescilli olduğu "Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri." yönünden kısmen hükümsüzlüğüne sicilden terkinine, karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,2-İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 27/09/2022 tarih, 2020/102 E. 2022/146 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3-DAVANIN KISMEN KABULÜNE -Davalıya ait ... numaralı “...” markasının 43. sınıfta tescilli olduğu "Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri." yönünden kısmen hükümsüzlüğüne sicilden terkinine, 4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken hükümsüzlük ve sicilden terkin yönünden 615,40+615,40= 1.230,80-TL karar harcından peşin alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.176,40 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 54,40- TL başvurma harcı, 54,40 peşin harç, 7,80 TL vekalet harcı, 6.500,00 TL bilirkişi ücreti, 249,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 6.865,60 TL'nin, davanın kısmen kabul edilmiş olması sebebiyle, %50 3.432,80 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan, 68,00 TL posta giderinin, davanın kısmen kabul edilmiş olması sebebiyle, 34,00 TL'sinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, bakiye giderin davalı üzerinde bırakılmasına, 4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen hükümsüzlük davası yönünden 40.000 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre red edilen hükümsüzlük davası yönünden 40.000 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 77,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 297,70 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 30/04/2025