İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2010/16303 E. 2010/29191 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2010/16303
- Karar No
- 2010/29191
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2018/974 Esas KARAR NO : 2024/124 DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 08/10/2018 KARAR TARİHİ : 31/01/2024 KARARIN YAZILMA TARİHİ : 15/02/2024 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde ÖZETLE; Davalı tarafça, müvekkilleri aleyhine, 15.09.2017 tarihinde Bakırköy ... İcra Müdürlüğü’nün .... E. sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, usulsüz tebligat vasıtasıyla takibin kesinleştirildiğini, müvekillerinin haciz vasıtasıyla takibi öğrendiğini, icra takibine dayanak olarak sunulan; 31.10.2016 düzenleme, 01.12.2016 vade tarihli 120.000,00(yüzyirmibin) Türk Lirası tutarındaki senedin müvekkilleri tarafından tanzim edilmediğini, senette bulunan imzanın müvekkillerine ait olmadığını belirterek müvekillerinin belirtilen senet ve icra takibinden davacıya borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde ÖZETLE; Davacı iddialarının gerçek dışı olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davaya konu icra takibine dayanak yapılan 01/12/2016 vade tarihli, 120.000 TL bedelli senet nedeniyle davacının davalıya borçlu olup olmadığının tespiti ile icra takibinin iptalinin gerekip gerekmediği noktalarında toplandığı görülmektedir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince, borçlunun icra takibinden önce veya takip sırasında, borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabileceği, kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden tarafın, o vakıayı ispat etmeye mecbur olduğu, (4721 s.TMK m.6) ispat yüküne ilişkin bu genel kuralın menfi tespit davaları için de geçerli olduğu, yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatlarının değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kuralın uygulanacağı, bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) tarafın, o vakıayı ispat etmesi gerektiği, menfi tesbit davasında kural olarak davalının alacaklı olduğunu yasal delillerle kanıtlaması gerektiği, ancak davaya konu iddianın kambiyo senedindeki ya da yazılı belgedeki imzanın kendisine ait olmadığına ilişkin olması durumunda imzanın davacı tarafa ait olduğunun davalı tarafça ispatlanmasının gerektiği, (Yargıtay HGK'nun 26/04/2006 tarih 2006/12-259E 2006/231K; Yargıtay 12 HD 2010/16303E. 2010/29191 K.; Yargıtay 19 HD 2013/10155E. 2013/17118K. Sayılı ilamları da bu yöndedir.) Somut olayın incelenmesinde; davacının menfi tespit istemine konu icra dosyasındaki senetteki imzaya itiraz ettiği, icra takip talebi üzerinden harcı yatırdığı, davalı tarafın cevap dilekçesinde senedin davacı tarafından verildiğini savunduğu, kural olarak ispat yükünün davalı tarafta olduğu, davaya konu senedin borçlusunun davacı, senedin alacaklısının davalı, senet bedelinin 120.000TL, vade ve ödeme tarihinin 1.12.2016 tarihi olduğu, bu senede ilişkin ceza yargılamasının Bakırköy .... Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas ... karar sayılı dosyasında yapıldığı, ceza dosyasında ATK Fizik İhtisas Dairesinden rapor alındığı, raporda imzanın davacı eli ürünü olduğunun tespit edilerek davalı ... yönünden CMK 223/2-e uyarınca (yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması) beraat kararı verildiği, kararın İstanbul ... CD'nin ... esas ... karar sayılı kararında istinaf incelemesi sonucunda istinaf başvurusunun reddedildiği, davacı hakkında TCK'nın 267 maddesi (iftira suç maddesi) uyarınca suç duyurusunda bulunulduğu, Ceza Mahkemelerinde verilen kararların Hukuk Mahkemeleri yönünden bağlayıcılığı hususunun TBK 74. Maddede düzenlendiği, Ceza Mahkemelerin kusur ve ayırt etme gücüne ilişkin düzenlemelerin farklı kıstaslara bağlı olması sebebiyle Hukuk Mahkemesini bağlamayacağı yine beraat kararlarınında kural olarak Hukuk Mahkemesini bağlamayacağı, bununla birlikte ceza mahkemesinde tespit edilen maddi vakıaların taraflar yönünden kesin delil mahiyetindeki tespitlerin Hukuk Mahkemesini bağlayacağı, aksi halde aynı duruma ilişkin iki farklı mahkemede verilen birbiriyle uyumlu olmayan iki farklı kararın hukuka güvenirliği olumsuz etkileyeceği, somut olayda ceza dosyasında inkar edilen imzanın davacının eli ürünü olduğunun ATK raporu ile tespit edildiği, bunun iş bu dava yönünden kesin delil mahiyetinde olduğu, tekrardan rapor alınmasının usul ekonomisi ilkesi, yargılamada hedef süre ile uyumlu olmayacağı, bu maddi vaka tespite göre verilen beraat kararınında Mahkememiz yönünden bağlayıcı olacağı, dosyada icra takibinin durdurulmasına ilişkin verilen bir karar ve yatan bir teminatta olmadığından aşağıdaki şekilde karar verildi. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Açılan menfi tespit davasının ispat edilemediğinden reddine 2- davacının tazminat talebinin İİK 72/5 madde şartları oluşmadığından reddine 3-davalının tazminat talebinin İİK 72/4 madde şartları oluşmadığından reddine 4-492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60.-TL red karar harcının, mahkememiz veznesine yatırılan 2.198,93.-TL peşin harcından mahsubu ile hazineye gelir kaydına, bakiye 1.771,33.-TL harcın karar kesinleşince ve talebi halinde davacı tarafa iadesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 6-Bakiye avansın karar kesinleşince yatırana iadesine, Dair davacı asilin ve davalı taraf vekilinin yüzüne karşı verilen kararın, gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal sürede İstinaf Başvuru hakları olduğu hatırlatılarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 08/02/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır