İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2009/8074 E. 2010/5025 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2009/8074
- Karar No
- 2010/5025
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2024/423 Esas KARAR NO:2025/524 DAVA:İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:02/07/2024 KARAR TARİHİ:30/06/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı Vekilinin Mahkememize Tevzi Edilen Dava Dilekçesinde Özetle; Müvekkilinin kuru temizleme ve temizlik üzerine hizmet verdiğini, müvekkilinin muhtelif zamanlarda davalıya çamaşırhane hizmeti verdiğini ve buna ilişkin faturalarını eksiksiz kestiğini, bu hususta toplamda 316.133,08-TL tutarında fatura kestiğini ancak davalının sadece 147.417,11-TL ödeme yaptığını, bunun üzerine bakiye alacaklarının tahsili için .... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyası ile takip başlattıklarını ancak davalının itiraz ederek takibi durdurduğunu, davalının faturaya itiraz etmeyerek icra dosyasına itiraz etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu iddia ederek; davanın kabulü ile itirazın iptalini, davalının alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya bırakılmasını talep ve dava etmiştir. Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmış olup, davalı davaya cevap vermeyerek HMK 128 uyarınca tüm iddiaları inkar etmiş sayılmıştır. .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı icra dosyasının incelemesinde; davacı/alacaklı tarafından davalı/borçlu aleyhine toplam 168.715,97-TL borcun ödenmesi amacıyla 16/04/2025 tarihinde icra takibi başlatıldığı, borçluya çıkartılan ödeme emrinin 03/05/2025 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 08/05/2024 tarihinde icra takibine itiraz ettiği, takibin durdurulmasına karar verildiği, davanın İcra İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesinde düzenlenen bir yıllık hakdüşürücü süre içinde açıldığı görülmüştür. Mali Müşavir Bilirkişinin 20/03/2025 Tarihli Raporunda Özetle; "Davacı tarafça incelemeye ibraz edilen 2023-2024 yılına ait yasal defterlere ilişkin tasdikle ilgili yükümlülüklerin yasal süresinde yerine getirildiği, davalı tarafın yasal defterlerini 17.12.2024 tarihinde gerçekleşen bilirkişi incelemesine ibraz etmediği, davacı yasal defterlerinde davacı tarafın davalıdan 168.713,57-TL tutarında alacaklı olarak göründüğü, taraflar arasında imzalanan bir sözleşme bulunmadığı, tarafların BA-BS Bildirim formlarının birbirini doğruladığı, alacak konusu faturaların GİB tarafından davacı ve davalı şirkete ait BA-BS formlarında bildirildiği, kesilen faturalara karşılık davalı tarafından ödeme yapıldığı, davalı taraf yetkilisinin 18.11.2024 tarihli celsede davacı tarafla aralarındaki ticari ilişkiyi faturaları ve yapılan ödemeleri kabul ettiğini, ancak verilen hizmetin ayıplı olduğunu beyan ettiği, dava dosyasında yapılan inceleme yapılan bir ayıp ihbarı bulunmadığı ve davacı şirket tarafından düzenlenen faturalara davalı tarafından itiraz edilmediği, davacının icra takibine kadar geçen dönem için işlemiş faiz talebinde bulunmadığı, davacının inkar tazminatı ve diğer benzeri taleplerinin Sayın Mahkemenizin takdiri içinde kaldığı" görüş ve kanaatine varılmıştır. DELİLLER: -.... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyası, -Davacı vekili tarafından sunulan; 15/03/2024, 31/03/2024, 15/02/2024,29/02/2024, 31/01/2024, 25/01/2024, 09/12/2023 tarihli e-Arşiv fatura suretleri ile İşlem Bazı türünde ürün dağılımı, -Davacı yana ait ticari defter ve kayıtlar, -... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden gelen; davalı yana ait 2023-2024 yılına ilişkin BA-BS formları, -... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden gelen; davacı yana ait 2023-2024 yılına ilişkin BA-BS formları, -Bilirkişi raporu, -Tarafların beyan ve dilekçeleri, -Arabuluculuk son tutanağı, -Tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, çamaşır yıkama hizmeti kapsamında doğan alacağın tahsili için başlatılan takipte itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı, yıkama hizmeti kapsamında takibe dayalı faturaların ödenmediğinden bahisle itirazın iptalini talep ederken davalı cevap dilekçesi sunmamış ve tüm iddiaları inkar etmiş sayılmıştır. Davalı şirket temsilcisi, duruşmada alınan beyanında hizmetin ayıplı verildiğini, ödemelerin davacı talebiyle elden veya mail order yoluyla yapıldığını, talep edilmesine rağmen fatura düzenlenmediğini, ayıplı ve eksik hizmetten dolayı müşteri kaybı yaşadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir. Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura; emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "Yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.” (6102 Sayılı TTK. 21/1.). Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK. 21/2.). Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddesine bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Faturanın onu teslim alan kişiyi borç altına sokabilmesi için taraflar arasında borç doğurucu bir ilişkinin varlığı ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatap tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya sekiz günde itiraz edilmemiş olması onu borç altına sokmaz. Ancak TTK 21/2. maddesi uyarınca, faturalara 8 gün içerisinde itiraz edilmediği takdirde faturadaki gösterilen bu bedeli kabul edilmiş sayılır. Fatura tek başına alacağın kanıtı değildir. Faturanın dayanağı olan temel ilişkinin ispatı gerekir. Tek yanlı düzenlenen faturanın, düzenleyen tarafın kendi ticari defterlerine kayıt edilmiş olması alacağın varlığını ispatlamaz (Yargıtay 19 H.D. 2009/8074 E. - 2010/5025 K. sayılı içtihadı). Somut olayda, davalının, ürünlerin kirli ve eksik geldiğine, hizmetin ayıplı verildiğine, bir kısım ödemelerin elden veya mail order yoluyla yapıldığına dair savunması kapsamında taraflar arasında sözleşme bulunduğu, davalının hizmeti aldığının uyuşmazlık konusu olmaktan çıktığı, tüm bu ödeme ve hizmetin ayıplı olduğu savunması karşısında ispat yükünün davalı üzerine geçtiği anlaşılmıştır. Tek taraflı düzenlenen fatura karşı yan için tek başına borç doğurmaya elverişli bir belge olmasa da davalı aleyhine borç doğurup doğurmadığının tespiti açısından ticari defterler incelenmek üzere bilirkişi raporu alınmış, ancak davalı yan mazeretsiz şekilde ticari defterlerini sunmamıştır. HMK 222/3 maddesine göre bu durumda davacının usulüne uygun tuttuğu defter kayıtları kendi lehine delil olarak kabul edilebilecektir. Davacı defterleri ile vergi dairesine yapılan bildirimler, faturalar ve dava konusu takip çıkışı, küçük bir miktar farkla, uyumludur. Sadece hükme esas alınan davacı defter kayıtlarında lehe ve aleyhe olan hususlar birbirinden ayrılamayacağından davacının kendi defterindeki, takipteki miktarını aşmayan, nihai alacağı (168.713,57-TL) üzerinden değerlendirme yapmak gerekmiştir. Tüm bu hususlar, HMK 222/3 maddesine yönelik Mahkememiz ihtarı, davalı yanın hizmetin ayıplı olduğuna dair süresinde yasal ihtarının bulunmadığı, hizmeti bu haliyle kabul etmiş sayıldığı, ödemeye dair savunmanın ispatlanmadığı, elektronik sistem üzerinden gönderilen faturaların itiraza uğramadığı, bu haliyle davacı tarafından verilen hizmetin karşılığının davalı yanca ödenmediği, buna yönelik ticari defterlerini sunmadığı, usulüne uygun tutulan davacı defterlerinin hükme esas alınabileceği, bu suretle davanın sübut bulduğu anlaşılmakla, davacı defterlerindeki az olan miktar kadarıyla, davanın kısmen kabulüne (2,40-TL yönünden red) karar vermek gerektiği anlaşılmıştır. Taraflar arasında TTK 1530 maddesinin aradığı ve amaçladığı nitelikte bir tedarik ilişkisi bulunmadığından bu miktar aşılmayacak şekilde avans faizi işletilmek suretiyle takibin devamına karar verilmiştir. İcra İnkar Tazminatı yönünden; dava konusu alacağın önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşıdığı, bu haliyle İİK'nın 67. maddesindeki koşullar gerçekleştiği görülmekle, davacının icra inkar tazminatı kabulü ile, alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Ayrıntılı Açıklandığı Üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına davalı tarafından yöneltilen itirazının kısmen iptaline, takibin 168.713,57-TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren takipte talep edilen miktarı aşmamak kaydıyla avans faizi işletilmesine, fazlaya dair istemin Reddine, 2-Alacak niteliği itibari ile likit ve belirlenebilir olduğundan %20 oranında hesaplanan icra inkar tazminatı 33.742,70 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 3-Karar tarihi itibari ile alınması gereken 11.524,82-TL karar ve ilam harcından 2.037,67-TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 9.487,15-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 4-Davacı tarafça yatırılan 427,60-TL başvuru harcı ve 2.037,67-TL peşin harç olmak üzere toplam 2.465,27-TL harç bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 30.000,00-TL (kabul-ret miktarı nazara alınarak) vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 2,40-TL (kabul-ret miktarı nazara alınarak) vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere, bilirkişi ücreti toplamı 7.000,00-TL yargılama giderinin (kabul-ret miktarı nazara alınarak) 6.999,90-TL'lik kısmının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine; arda kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 8-6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan zorunlu arabuluculuk gideri 3.600,00-TL'nin (kabul-ret miktarı nazara alınarak) 3.599,95-TL'sinin davalıdan, 0,05-TL'sinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, 9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere karar verildi. 30/06/2025 Katip Hakim e-imza e-imza