İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2007/73 E. 2007/1847 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2007/73
- Karar No
- 2007/1847
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/141 KARAR NO : 2019/569 DAVA : Tapu İptali Ve Tescil (Satın Almaya Dayalı) DAVA TARİHİ : 27/12/2016 KARAR TARİHİ : 20/09/2019 Mahkememizde görülmekte olan Tapu İptali Ve Tescil (Satın Almaya Dayalı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili ilk önce Asliye Hukuk mahkemesine verdiği dava dilekçesinde özetle; davalının, davacı kooperatifin üyesi olduğunu, müvekkil kooperatifin ... tarihinde yapılan 2013 yılı olağan genel kurulunda, kooperatif adına tapuda hisseli olarak tescil edilmiş ... ve ...daki hisselerinin eşit oran ve paylarda dağıtılarak tapuda devir işlemlerinin yapılması karan alındığını, bu karar doğrultusunda ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi ... ada ... parsel ve ... ada ... parsellerde yapılan dağıtım ve ferdileştirme işlemlerinde, ... tarihinde davalıya ... ada ... parselde .../... hisse ve ... ada ... parselde .../... hisse verilmiş olmasma rağmen yanlışlıkla ikinci defa ... tarihinde ... ada ... parselde .../... hissesinin ve ... ada ... parselde .../... hissenin davalıya tapuda devrinin yapıldığını, davalının diğer üyelerin iki misli hisse sahibi olmasına sebep olduğunu belirterek, ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... ada ... parselde ... yevmiye ... cilt ... sayfa ... tarihli işlemle davalı adına mükerreren yanlışlıkla sebepsiz devredilen .../... hissesinin yine ... ada ... parselde ... yemiye ... cilt ... sayfa ... tarihli işlemle davalı adına mükerreren yanlışlıkla sebepsiz devredilen .../... hissesinin tapu kayıtlarının iptali ile müvekkili ... adına tapuda tesciline karar verilmesini, yargılama ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ilk önce Asliye Hukuk mahkemesine verdiği cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davanın asliye ticaret mahkemesinde açılması gerektiğini, dava konusu iki adet taşınmazın tapusunun iptal edilerek davacı kooperatif lehine tescilinin talep edildiğini, iptal ve tescil kararı verilecekse hakları ihlal edilen kişiler lehine tescil işleminin yapılması gerektiğini, kooperatifin üyesi olduğu için kooperatifin davacı sıfatıyla kendisine dava açmasında menfaat çatışmasını ortaya çıkacağını, bu nedenle kooperatife kayyum atanması gerektiğini, bu sebeple husumet itirazında da bulunduğunu, ferdileştirme ve tapu tescil işlemi yapılırken imzası ve rızasının alınmadığını, bu işlemlerin yokluğunda yapıldığını, bir hata varsa kooperatif yöneticilerinin özenle ifa görevine aykırı davranarak işlerini gerektiği titizlikle ve basiretli bir tacir gibi yapmadıklarını, dolayısıyıla davanın açılmasında kooperatif yöneticilerinn kusur ve ihmalinin söz konusu olduğunu, bu yöneticilere karşı tazminat ve ceza davası açma hakkını saklı tuttuğunu, kendi adına tescil edilen dört taşınmazdan ikisinin iadesinin talep edildiğini, bu konuda bir kusurunun bulunmaması nedeniyle hangi iki tapunun iadesi gerektiğinin tercih hakkının tarafına verilmesi gerektiğini, uzlaşma talebine rağmen uzlaşma sağlanamadığını, hatanın kendisinden kaynaklanmaması sebebiyle yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin kooperatife yükletilmesi gerektiğini beyan etmiştir. Dava, kooperatif üyeliğinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil talebine ilişkindir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 99. maddesinde; "Bu kanunda düzenlenen hususlardan doğan hukuk davaları tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın ticari dava sayılır. Bu davalarda basit muhakeme usulu uygulanır." hükmü yer almaktadır. Bu nedenle, Asliye Hukuk mahkemesince dosyada görevsizlik hükmü kurulmuş ve dosya mahkememize gönderilmiştir. Görevsizlik kararının kesinleşme tarihi ... olup, görevli mahkemeye dosyanın gönderilmesi talebinin tarihi ise ...'dur. Davacı vekili, mahkememizde duruşmada; delillerin toplandığını, hüküm verilmesini talep ettiklerini beyan etmiştir. Davalı vekili duruşmada, davanın açılmasına sebebiyet verenin davacı olduğunu, yargılama giderlerinden muaf tutulmak istediklerini beyan etmiştir. Asliye Hukuk mahkemesinde yargılama aşamasında, keşif yapılmış, bilirkişi raporu düzenlenmiş ve davanın niteliği gereği eksik harç tamamlatılmıştır. Süresi içinde görevli mahkemeye başvuru halinde, yeni mahkemede görülmeye başlayan dava, görevsiz mahkemede açılan davanın devamıdır. Tarafların görevsiz mahkemede yaptıkları usul işlemleri görevli mahkemede de geçerlidir ancak kural olarak görevsiz mahkemenin yaptığı usul işlemleri geçersizdir. Fakat, görevli mahkeme, görevsiz mahkemenin yapmış olduğu işlemleri, bunların tekrarlanması için bir sebep yoksa kararına esas alabilir.(KURU, Baki/ARSLAN, Ramazan/ YILMAZ, Ejder., Medeni Usul Hukuku, Yetkin Yayınları, Genişletilmiş 16. Baskı, Ders Kitabı, s. 156) Yargıtay 1. HD'nin 2007/73 E. , 2007/1847 K. Sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere; Görevsiz mahkemece verilen hükümlerin geçerli bir netice doğurmayacağı, esasen yok hükmünde olacağı tartışmasızdır. Ancak, görevsiz mahkemede yapılan keşif ve uygulama yeterli ise davaya bakan mahkemece delil olarak dikkate alınabileceği kuşkusuzdur. Kabule göre, davanın niteliği gereği, grevsiz mahkemece yapılan keşif ve düzenlenen bilirkişi raporları delil olarak yeterlidir. Esasen yapılan keşfe ve alınan bilirkişi raporlarının içeriğine de somut bir itiraz gelmemiştir. Davacı taraf rapor doğrultusunda harcı tamamlamak istediğini beyan etmiş, davalı taraf da raporda ikinci tahsisin yapıldığının belirtildiğini, esasen bu hususun cevap dilekçesinde de taraflarınca beyan edildiğini, yapılan hata da bir kusurlarının olmadığını, yargılama giderlerinin aleyhlerine hükmedilmemesini talep etmişlerdir. Mahkememizce yeniden keşif yapılmasına ve bilirkişi raporu aldırılmasına gerek görülmemiştir. Tanık beyanlarına karşı da tarafların beyanları alınmıştır ve davalı vekili yine benzer beyanlar da bulunup, davanın açılmasının müvekkilinin kusuru olmadığını beyan etmiştir. Tüm dosya kapsamına, davacı kooperatifin alınan kararına aykırı olarak davalı adına hak fazlası ikinci bir kayıt yapıldığının anlaşılması, esasen bu hususta taraflar arasında ihtilafın olmaması, davalı tarafın sadece bu durumun müvekkilinin kusurundan kaynaklanmadığını iddia etmesi karşısında, dava dilekçesindeki talebin ispat edildiği, davalı adına , alınan kararın aksine hak fazlası ikinci bir kayıt yapıldığı anlaşıldığından; davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davalı taraf dava açılmasına sebebiyet vermediklerini bu nedenle aleyhlerine yargılama gideri hükmedilmemesini talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Esastan Sonuçlanmayan Davada Yargılama Gideri” başlıklı 331.maddesinin 1.fıkrasında; davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkimin, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmedeceği düzenlenmiştir. Bu durumda mahkemenin yargılamaya devam ederek dava açıldığı zaman hangi tarafın haksız olduğunu tespit etmesi ve tutumuyla dava açılmasına sebep olan tarafı yargılama gideri ile mahkum etmesi gerekmektedir. Somut olayda ise bu madde uygulanamaz çünkü davanın esası hakkında hüküm kurulmuştur. HMK m. 327 gereği ise ; Gereksiz yere davanın uzamasına veya gider yapılmasına sebebiyet vermiş olan taraf, davada lehine karar verilmiş olsa bile, karar ve ilam harcı dışında kalan yargılama giderlerinin tamamını veya bir kısmını ödemeye mahkûm edilebilir. Bu madde göz önüne alınarak incelendiğinde; davadan önce davalıya ihtaratlı tebligat yapıldığı, tapuların iadesinin istendiği anlaşılmaktadır. Kendilerine yapılan tebligatın hukuka uygun olduğu, ancak müvekkilinin tebligattan haberi olmadığını ... tarihli duruşmada, davacı vekili açıkça etmiştir. Davalıya davadan önce ihtaratlı tebligat yapılması ve buna rağmen işlemin yerine getirilmemesi nedeni ile davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Dava açmakta hukuki yarar mevcuttur. HMK m. 327 nin uygulanmasına ilişkin bir durum da kabule göre, yoktur. Bu açıklamalar ışığında, davalının, aleyhlerine yargılama gideri hükmedilmemesi yönündeki talebi yerinde bulunmamıştır. HÜKÜM:Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ İLE; -... ili, ... ilçesi, "Mahallesi/Köy adı": ... köyü olan, ... ada ... parselde arsa vasfıyla tapuda kayıtlı taşınmazda davalı ... adına kayıtlı .../... payın (Edinme Sebebi: "Ferdileştirme-...-...") İPTALİ İLE DAVACI ADINA TAPUYA TESCİLİNE, -... ili, ... ilçesi, "Mahallesi/Köy adı": ... köyü olan, ... ada ... parselde arsa vasfıyla tapuda kayıtlı taşınmazda davalı ... adına kayıtlı .../... payın (Edinme Sebebi: "Ferdileştirme-...-...") İPTALİ İLE DAVACI ADINA TAPUYA TESCİLİNE, 2-2004 sayılı İcra ve İflas kanunu m. 28 gereği; davacının talebine hacet kalmaksızın hükmün iş bu tefhimi ile beraber örneğinin tapu sicili dairesine, ilgili dairenin bu durumu hükmolunan taşınmazın kaydına Türk Medeni Kanununun 1010 uncu maddesinin ikinci fıkrası hükmüne tâbi şerh vermesi için bildirilmesine, verilen karar ileride davacının aleyhine kesinleşirse mahkememizce, derhal bu hükmün örneğinin de tapu sicili dairesine bildirilmesine, 3- Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL peşin harç ve aşamalarda yatırılan ... TL harç toplamı ... TL nin mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm tarihi itibariyle alınması gerekli bakiye ... TL nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için -kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak- "harç tahsil müzekkeresi" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine, (24/5/2013 tarihli ve 6487 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle bu bentte yer alan “kararın verilmesinden itibaren iki ay” ibaresi “kararın tebliğinden itibaren bir ay” şeklinde değiştirilmiştir.) 6-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen toplamda ... TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafça dosyada yapılan ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç-masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır) posta-tebligat-bilirkişi-keşif ücreti gideri toplamı ... TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 9-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, ... TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, (6100 sayılı HMK m. 333) ;12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirten, "Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi" nin, "Gider avansının kullanılmayan kısmı hükmün kesinleşmesinden sonra davacıya iade edilir. Davacı tarafından hesap numarası bildirilmiş ise iade elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle yapılır. Hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilir." düzenlemesi göz önünde tutularak; her hangi bir bankaya ait hesap numarası ve/veya herhangi bir banka hesabına ait IBAN numarası verilmesi halinde taraflara ait artan gider avansının bildirdikleri hesaba aktarılmasına, davalı tarafından yatırılan gider avansının aynı şekilde istek halinde iadesine, 11-Kararın Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği m. 58 gereği talep halinde taraflara ve/veya Teb. K. m. 11 ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 22/01/2003, 2003/1-25 E., 2003/7 K., ,Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı., 10/07/1940, 1940/7 E., 1940/75 K. nolu kararları gereği vekil ile temsil edilen tarafın vekiline tebligata çıkartılmasına,(RUHİ, Ahmet Cemal., Tebligat Hukuku., 2008, 6. Baskı, s. 127); taraflardan birisi tarafından temyiz yoluna başvurulması halinde bu hususun tebliğ isteği olarak değerlendirilerek, gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmasına, Dair; davacı vekili ... ve ...'nün yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 20/09/2019 Katip ... ¸e-imzalıdır Başkan ... ¸e-imzalıdır