İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2006/4694 E. 2009/1806 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2006/4694
- Karar No
- 2009/1806
- Karar Tarihi
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı) : Türkiye Radyo - Televizyon Kurumu Genel Müdürlüğü Vekili .: Av.... Karşı Taraf (Davalı) : Karayolları Genel Müdürlüğü İstemin Özeti : Ankara 4. İdare Mahkemesinin 13.6.2006 günlü, E:2006/1214, K: 2006/1285 sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması davacı tarafından istenilmektedir. Savunmanın Özeti: Ankara 4. İdare Mahkemesince verilen ısrar kararının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi Gülhan Akyüz'iin Düşüncesi : Temyiz isteminin kabulü ile ısrar kararının Danıştay Sekizinci Daire kararı doğrultusunda bozulması gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı Hüseyin Yıldız'ın Düşüncesi: İdare ve yergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir. Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen İdare Mahkemesince verilen ısrar kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava; Ankara-Konya Devlet Karayolunun 13-19 km arasındaki karayolu istimlak sınırı içindeki yol yapım ve onarım çalışmaları sırasında kurum yayınlarını uyduya iletmek üzere yer istasyonuna taşıyan fiber optik kablolarının tahrip olmasından dolayı yayınlarının saatler boyunca uydudan ve vericilerden izlenemediğinden meydana geldiği iddia edilen 100.000,00.- TL manevî, 48.817,07.-TL maddi olmak üzere toplam 148.817,07.~ ~TL zararın tazmini istemiyle açılmıştır. Ankara 4. İdare Mahkemesinin 20.5.2004 günlü, E:2002/615, K:2004/804 sayılı kararıyla; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 13. maddesi hükmünden bahisle, mahkemelerince yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporda bahsoiunan güzergahta yeraltı fiber optik kablo inşaatını yapan Türk Telekomünikasyon A.Ş.'nin protokol hükümlerini uygularken muhatap idare olan Karayolları Genel Müdürlüğüne haber vermediği ve buna dair bir tedbir ve kontrollük isteminde bulunmadığı ve inşaat sırasında esas alınması gereken kamulaştırma sınırının Türk Telekomünikasyon A.Ş. tarafından dikkate alınmadığı yönünde görüş belirtilmiş olduğundan buna göre sözkonusu zararın oluşmasına neden olduğu belirtilen Türk Telekomünikasyon A.Ş.'ye 2577 sayılı Yasanın 13. maddesi uyarınca başvurulmadan açılan tazminat davasında idari merci tecavüzü bulunduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin Türk Telekomünikasyon A.Ş.'ye tevdi edilmesine karar verilmiştir. Anılan karar, temyiz incelemesi sonucu Danıştay Sekizinci Dairesinin 27.1.2006 günlü, E:2004/6097, K:2006/266 sayılı kararıyla, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 13. maddesinin 2. fıkrasında görevli olmayan adli ve askeri yargı merciilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi halinde sonradan idari yargı merciilerine açılacak davalarda, birinci fıkrada öngörülen idareye başvurma şartının aranmayacağının kurala bağlandığı; Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Genel Müdürlüğü tarafından Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde haksız fiilden dolayı 5.12.2001 tarihinde açılan E:2001/936 sayılı davada, zararın idari eylemden kaynaklanmış olmasından dolayı davanın idari yargıda açılması gerektiğinden görev yönünden ret kararının temyiz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine 3.5.2002 tarihînde görevli idari yargı yerinde davanın açıldığının anlaşıldığı; bu durumda, görevli olmayan adlî yargı merciinde açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi üzerine, görevli idare mahkemesinde açılan davada, artık başvuru şartı aranmadan davada hasım gösterilen idare yönünden incelenip karar verilmesi gerekirken, zararın oluşmasına Türk Telekomünikasyon A.Ş.'nin neden olduğu, bundan dolayı Türk Telekomünikasyon A.Ş.'ye başvurulduktan sonra dava açılması gerekirken, bu yola gidilmeden açılan tazminat davasında idari merci tecavüzü olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin ilgili kuruma tevdi edilmesine ilişkin İdare Mahkemesi kararında yasal isabet görülmediği gerekçesiyle bozulmuş ise de, Ankara 4. İdare Mahkemesince, önceki gerekçelerin yanında, görevli olmayan adli yargı merciinde açılan davada davacı tarafından husumetin yalnızca Karayolları Genel Müdürlüğüne yöneltildiği ve Türk Telekomünikasyon A.Ş.'nin davada taraf olmadığından, adli yargı mercii tarafından verilen görev yönünden ret kararı üzerine idari yargı merciinde açılan davada yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda Türk Telekomünikasyon A.Ş.'nin zararın oluşmasına neden olduğunun tespit edilmesi nedeniyle davacı tarafından hasım olarak gösterilen idare yönünden incelenmesine ve karar verilmesine olanak bulunmadığı gerekçesiyle ilk kararında ısrar edilmiştir. Davacı, Ankara 4. İdare Mahkemesinin 13.6.2006 günlü, E:2006/1214, K:2006/1285 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması" başlıklı 13. maddesinin 1. fıkrasında, idari eylemlerden dolayı hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka bir suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemelerinin gerektiği, bu isteklerinin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu süresinin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde dava açılabileceği, 2. fıkrasında ise, görevli olmayan adli ve askeri yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi halinde sonradan idari yargı mercilerine açılacak davalarda, birinci fıkrada öngörülen idareye başvurma şartının aranmayacağı kurala bağlanmıştır. Dosyanın incelenmesinden, Ankara-Konya Devlet Karayolu üzerinde yapılan çalışmalar sırasında davacının yayınlarını uyduya iletmek üzere yer istasyonuna taşıyan fiber optik kablonun koparıldığı ve yayının kesildiği gerekçesiyle Karayolları Genel Müdürlüğü hasım gösterilerek Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davada, anılan Mahkemece verilen görevsizlik kararı üzerine, Ankara 4. İdare Mahkemesinde yine Karayolları Genel Müdürlüğü hasım gösterilerek dava açıldığı, bu dava sırasında yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda, Karayolları Genel Müdürlüğü yanında Türk Telekomünikasyon A.Ş'nîn kusuru olup olmadığının da değerlendirilerek tüm taraf olan idarelerin ihmal ve kusurunun söz konusu olduğu yolunda görüş bildirildiği anlaşılmaktadır. Buna göre, görevli olmayan adli yargı yerine başvurulması sonucu açılan tam yargı davasında verilen görevsizlik kararı üzerine görevli İdare Mahkemesine açılan davada, tam yargı davalarının niteliği de gözetilerek davanın, davacı tarafından belirlenen hasımla görülerek karar verilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulüne, Ankara 4. İdare Mahkemesi'nin 13.6.2006 gün^ ^ü, E:2006/1214, K:2006/1285 sayılı kararının Danıştay Sekizinci Dairesinin kararı doğrultusunda bozulmasına, 22.10.2009 gününde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY Dava, davacı TRT Genel Müdürlüğü tarafından Ankara-Konya Devlet Karayolunun 13. - 19. km.leri arasındaki karayolu istimlak sınırı içindeki yol yapım ve onarım çalışmaları sırasında kurum yayınlarını yer istasyonuna taşıyan fiber optik kabloların tahrip olmasından dolayı yayınların izlenemediğinden bahisle, 100.000,00 TL. manevi ve 48.817,07 -TL. maddi tazminatın ödenmesi istemiyle açılmıştır. Ankara 4. İdare Mahkemesince verilen merciine tevdi kararının Danıştay Sekizinci Dairesince bozulması üzerine Mahkeme önceki kararında ısrar etmektedir. Dosyanın incelenmesinden, görevli idare mahkemesine açılan davada, Mahkemece önce Türk Telekomünikasyon A.Ş.'ye davanın davalı idare yanında katılmak üzere ihbarına karar verildiği, anılan şirketin verdiği cevapta, olay nedeniyle kendi kablolarının zarar gördüğü belirtilerek davaya ancak davacı yanında katılabileceğinin ifade edildiği görülmektedir. 2577 sayılı Yasa'nın 2. maddesinde, idari dava türleri; iptal, tam yargı ve kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar olarak sayılmış; 14. maddesinde, dava dilekçelerinin ilk inceleme sırasında " idari merci tecavüzü" ve "husumet" yönlerinden de inceleneceği ve bu hususların ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde de, davanın her safhasında 15. madde hükmünün uygulanacağı öngörülmüş; 15. maddenin l/c bendinde de, davanın yanlış hasım gösterilerek açılması halinde dava dilekçesinin mahkemece tespit edilecek gerçek hasma tebliğine karar verileceği hükme bağlanmıştır. Aktarılan madde hükümlerinin 2577 sayılı Yasa'da öngörülen idari dava türlerinin tümü bakımından geçerli olduğu, başka bir anlatımla sadece iptal davalarında uygulanacak usul kuralları olmadığı kuşkusuzdur. Dolayısıyla, tam yargı davalarında hasım düzelterek dava dilekçesinin gerçek hasma tebliğ edilmesinin önünde yasal bir engel bulunmamaktadır. Diğer taraftan, 521 sayılı Danıştay Kanunu yürürlükte olduğu sırada, Onbirinci Daire ile Onikinci Daireler arasında, ilgilinin idareye başvurmadan doğrudan dava açtığı durumlarda, idarenin işin esası hakkında savunma verdiği veya hiç savunma vermediği takdirde başvuru şartının aranıp aranmayacağı hususunda doğan içtihat aykırılığı nedeniyle içtihat birleştirmesi yoluna gidilerek 15.3.1979 tarih ve E1971/9, K; 1979/5 sayılı İçtihatları Birleştirme Kurulu kararı ile, "İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların, idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeden doğrudan doğruya dava açmaları halinde, bu hususun idari merci tecavüzü sayılarak davanın her safhasında dava dilekçesinin ilgili idari mercie tevdiine karar verilmesi gerekeceği" hüküm altına alınmıştır. Mülga 521 sayılı Danıştay Kanunu'nun 72. maddesi ile bugünkü 2577 sayılı Yasanın 13. maddesi arasında esasta bir farklılık bulunmamaktadır. Buna göre, mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde, meydana gelen hasardan sorumlu olduğu tespit edilen Türk Telekomünikasyon A.Ş. bakımından merciine tevdi kararı verilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddi ile Ankara 4. İdare Mahkemesinin 13.6.2006 günlü, E:2006/1214, K:2006/1285 sayılı kararının onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.