İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2006/2534 E. 2008/1243 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2006/2534
- Karar No
- 2008/1243
- Karar Tarihi
Danıştay Tetkik Hakimi Gülhan Akyiiz'ün Düşüncesi: Temyiz isteminin reddi ile ısrar kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı Mehmet Akkaya'nın Düşüncesi : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49.maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlere uygun olup, İdare Mahkemesinin Danıştay Beşinci Dairesinin bozma kararına uymayarak verdiği ısrar kararının dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmüştür. Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi ısrar kararının bozulması gerekeceği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca gereği görüşüldü: Dava; ASKİ Genel Müdürlüğü'nün 2002 ve 2003 yılı Bütçe Kararnamelerinde giyim yardımı ödeneği bulunmasına rağmen ödenmeyen personel giyim yardımının karar tarihine kadar yasal faiziyle birlikte ödenmesi yolundaki 12.2.2004 günlü başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır. Ankara 10. İdare Mahkemesi 30.6.2004 günlü, E:2004/1864, K:2004/1413 sayılı kararıyla; davacının, ASKİ Genel Müdürlüğü 2002 ve 2003 Bütçe Kararnamelerinde yer almasına karşın personel giyim yardımı ödeneğinin ödenmemesi nedeniyle 12.2.2004 tarihinde davalı idareye başvuruda bulunduğu, bu başvurunun zımnen reddi üzerine 21.5.2004 gününde bakılmakta olan davanın açıldığı, 2002 yılında en son ödemenin ve öğrenmenin 31.12.2002 tarihinde yapıldığının kabulü gerektiği, 2577 sayılı Yasa'nın 11.maddesi uyarınca idareye başvurarak işlem tesis ettirmesi, kalan süre içinde de dava açması gerekirken bu süre aşıldıktan sonra davanın açıldığı, yine 2003 yılı içinde en son ödemenin ve öğrenmenin 31.12.2003 tarihli olarak kabulünün gerektiği, aynı usulün izlenerek dava açılması gerektiği, davacının 12.2.2004 tarihinde, yani 43 gün sonra idareye başvurduğu, bu başvurunun cevap verilmeyerek 12.4.2004 günü zımnen reddi üzerine, kalan 17 günlük dava açma süresi içinde ve en geç 29.4.2004 tarihine kadar dava açması gerekirken, 21.5.2004 gününde açılan dava süre aşımı nedeniyle reddetmiştir. Anılan kararın temyiz incelemesi sonucunda Danıştay Beşinci Dairesi 18.5.2005 günlü, E:2004/5980, K:2005/2604 sayılı kararı ile; 2577 sayılı Yasanın 7 nci maddesinin, ilgililerin menfaatini ihlal eden bir idari işlemin kurulması durumunda bu işlemin iptali talebiyle açılan davalarda dikkate alınacak genel dava açma süresini düzenlemekte olduğu, 11 inci maddesinin hakkında idari işlem tesis edilen ilgililerin idari dava açmadan önce işlemin "kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması" talebiyle yapabilecekleri başvuruların süresine ve başvuru halinde dava açma süresinin nasıl hesaplanacağına yönelik kurallar getirdiği, Yasanın 10 ,uncu maddesinin ise; idarenin hareketsiz kaldığı, önceden idari bir işlem kurulmadığı durumlarda, idari bir işlem tesisi istemiyle idareye yapılan başvurular üzerine açılacak davalarda süre yönünden uygulanması gereken kuralların düzenlendiği, davacının, 2002 ve 2003 yılları Bütçe Kararnamelerinde giyim yardımı ödeneği bulunmasına karşın kendisine bir ödeme yapılmaması üzerine, ortada herhangi bir işlem olmadığı halde, işlem yapılması istemiyle değinilen lO.madde kapsamında, 12.2.2004 gününde davalı idareye başvurduğu, bu başvurunun zımnen reddi üzerine de 21.5.2004 gününde dava açtığının anlaşıldığı, bu durumda anılan yasal düzenlemeler uyarınca davanın süresinde olduğu işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken süre aşımı nedeniyle davanın reddine dair İdare Mahkemesi kararında hukuksal isabet bulunmadığı gerekçesiyle bozulmuş ise de, Ankara 4.İdare Mahkemesi bozma kararına uymayarak ilk kararında ısrar etmiştir. Davacı, Ankara 10. İdare Mahkemesinin 8.3.2006 günlü, E:2006/365, K:2006/591 sayılı ısrar kararının bozulmasını istemektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinde, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay'da ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğuna işaret edilmiş, 10. maddesinde ise ilgililerin, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabileceği, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, ilgililerin altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştay, idare ve vergi mahkemelerinde dava açabileceği, altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgilinin bu cevabı, istemin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebileceği, bu takdirde dava açma süresinin işlemeyeceği, ancak bekleme süresinin başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemeyeceği, dava açılmaması veya davanın süre yönünden reddi hallerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açılabileceği hükme bağlanmıştır. Davaya konu edilecek idari işlemler, ilgilinin idareye başvurusu üzerine tesis edilebileceği gibi idarece kendiliğinden de tesis edilmiş olabilir. Ortada idarece kendiliğinden tesis edilmiş bir işlem yoksa ilgilinin dava açma hakkından ve bu hakkın süresinde kullanılması gereğinden de söz edilemez. Böyle bir durumda ilgililerin kanunda aksine bir hüküm olmadıkça 2577 sayılı Kanunun 10. maddesine göre idareye başvurarak işlem tesis ettirmeleri ve bu işleme karşı 2577 sayılı Yasanın 7. ve 10. maddelerinde belirtilen süreler gözetilerek dava açmaları mümkündür. Bu itibarla, davacının 2002 ve 2003 yılları Bütçe Kararnamelerinde giyim yardımı ödeneği bulunmasına karşın kendisine herhangi bir ödeme yapılmadığından bahisle idareye yaptığı başvuru 2577 sayılı Kanunun lO.maddesi kapsamında bir başvuru olup, bu başvurunun zımnen reddi üzerine açılan davada süre aşımı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Ankara 10. İdare Mahkemesinin 8.3.2006 günlü, E:2006/365, K:2006/591 sayılı ısrar kararının Danıştay Beşinci Daire kararı doğrultusunda bozulmasina, dosyanın işin esası hakkında karar verilmek üzere anılan Mahkemeye gönderilmesine, 17.4.2008 gününde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY Ankara 4.İdare Mahkemesinin 12.9.2006 günlü, E:2006/833, K:2006/745 sayılı ısrar kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen hususlar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden, mahkeme kararının onanması gerektiği oyuyla çoğunluk kararına katılmıyoruz.