İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 1995/752 E. 1997/57 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 1995/752
- Karar No
- 1997/57
- Karar Tarihi
Temyiz İsteminde Bulunan (Davalı) : Adalet Bakanlığı Karşı Taraf (Davacı) : ... İstemin Özeti : Sivas idare Mahkemesince verilen ve Danıştay Onuncu Dairesinin 28.12.1994 günlü, E:1994/2060, K:1994/6797 sayılı bozma kararına uyulmayarak, mahkemenin, davacının maddi ve manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine dair ilk kararında ısrarına ilişkin bulunan 31.5.1995 günlü, E:1995/308, K:1995/361 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Savunmanın Özeti : Davacı, idarenin temyiz istemine cevap vermemiştir. Danıştay Tetkik Hakimi Nalan Terzi'nin Düşüncesi: Davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile ısrar kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı Metin Yüksel'in Düşüncesi : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp idare mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir. Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddiyle idare mahkemesi kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunca gereği görüşüldü: Davacının, ... Devlet Güvenlik Mahkemesi üyesi bulunduğu sırada 13.3.1992 tarihinde meydana gelen deprem sonucu ... Caddesinde bulunan Devlet Güvenlik Mahkemesi lojmanının yıkılması nedeniyle uğradığım öne sürdüğü 227.000.000.-lira maddi ve 50.000.000 lira manevi zararın tazmini istemiyle açılan dava sonucunda, Sivas İdare Mahkemesince verilen 14.12.1993 günlü, 1993/1081 sayılı karar temyiz incelemesi sonucunda, Danıştay Onuncu Dairesinin 28.12.1994 günlü, E:1994/2060, K:1994/6797 sayılı kararı ile bozulmuş ise de: mahkeme bozmaya uymayarak kısmen kabul, kısmen redde ilişkin kararında ısrar etmiştir. Davalı idare, Sivas İdare Mahkemesinin 31.5.1995 günlü, 1995/361 sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir. Danıştay Onuncu Dairesi; Sivas İdare Mahkemesinin 14.12.1993 günlü, 1993/1081 sayılı kararını, idari hizmetlerin yürütülmesi sırasında bireylerin uğradıkları özel nitelikteki zararların, idari faaliyet ile zarar arasında nedensellik bağının bulunması koşuluyla idarelerce tazmininin hukukun genel kurallarından olduğu, ancak ortada tazmini gereken zararın bulunmaması, zararın zarar gören kişinin kendisinin veya üçüncü kişinin eyleminden doğması, zararın mücbir sebeplerden ileri gelmesi, zararla idari faaliyet arasında nedensellik bağının olmaması, idare hukukuna özgü tazmin nedenlerinin bulunmaması halinde idarenin tazmin sorumluluğunun ortadan kalkacağı; olayda, davacı tarafın 13.3.1992 tarihinde ...'da meydana gelen deprem sonucu kalmakta olduğu lojmanın yıkılması nedeniyle zarara uğradığım belirterek, zararın gerekli teknik yeterliğe sahip olmayan lojmanı almakla hizmet kusuru bulunan idarece tazmini gerektiği öne sürülmekte ise de, zararın mücbir sebep sayılması gerektiği açık olan deprem sonucu meydana geldiği, kusurdan uzak, önceden bilinemeyen, karşı konulamayan, idarenin faaliyetleri dışında meydana gelen gerçek bir olay olan mücbir sebebin, zararı idareye yüklenebilir olmaktan çıkaran, zararla idari faaliyet arasındaki nedensellik bağım ortadan kaldıran etkenlerin başında geldiği, bu duruma göre de olayın gelişimi ve zararın belirtilen niteliği karşısında idarenin tazmin sorumluluğundan söz etmeye olanak bulunmadığı, öte yandan, gerek mahkeme kararında hükme esas alınan teknik rapor, gerekse temyiz dosyasına davacı tarafından ibraz edilen raporlar, olayda idarenin mücbir sebep dışında tazmin sorumluluğunu gerektirecek nitelikte bir kusurunun varlığım somut ve kesin verilerle ortaya koymadığı, davacının uğradığı zararın mücbir sebepden ileri gelmiş bulunması karşısında; mahkeme kararında olayın umulmayan hal olarak nitelendirilerek, bu gibi hallerde zararın hasar kuramına göre idarece tazmininin kural olduğu, kaldı ki idarenin hizmet kusurunun da bulunduğu yolundaki irdelemede de hukuki isabet görülmediği, zira umulmayan halin idarenin faaliyetleri içinde doğan sebeplerden kaynaklandığı, bu özelliğiyle de idarenin faaliyetleri dışında doğan mücbir sebepten ayrıldığı, bu ayrım nedeniyle depremin umulmayan hal olarak nitelendirilmesine olanak olmadığı gibi umulmayan hallerde nedensellik bağı kurulması koşuluyla idarenin kusursuz sorumluluğundan söz edilebilirken nedensellik bağı bütünüyle ortadan kalkan mücbir sebep hallerinde idarenin tazmin sorumluluğuna gidilemediği gerekçesiyle bozmuştur. Sivas İdare Mahkemesince: T.C.Anayasa'sının 125. maddesinde; idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğunun açıkça belirtildiği, Anayasa'nın bu maddesinde ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinde yer alan; "İdarenin eylem ve işlemlerinden dolayı hakları muhtel olanlar tarafından tam yargı davası açılabileceği" yolundaki kuralından, bir hakkın ihlal edilmesinin idarenin eyleminden veya işleminden doğabileceği sonucu çıkarıldığı, bir hukuk sujesinin patrimuanında istemsiz olarak ortaya çıkan kayıp ve eksiklikler ile yine patrumuandaki çoğalma olanağından yoksun kalmanın "maddi zarar" olarak tanımlandığı, bu maddi zararın çoğu kez aynen tazmini mümkün olmadığından, parasal olarak tazmin yoluyla giderildiği, bu zarar idarenin bir kamu hizmetinin yürütülmesi sırasında "hizmetin kötü işlemesinden", "hizmetin geç işlemesinden" yada "hizmetin hiç işlememesinden" veya idarenin örgütlenmesindeki bir yanlışlıktan yani hizmet kusurundan doğabileceği gibi, idarenin hiç kusuru bulunmadığı eylem ve işlemlerinin hukuka uygun olduğu durumlarda da ortaya çıkabileceği, çoğu zaman idarenin risk taşıyan hizmetlerinden doğan zararlar ve bir kamu hizmetinin görülmesi sırasında bazı kimselerin olağandışı olarak uğradığı zararlardan da idarenin kusuru aranmaksızın bu zararların yine kamuca karşılanması, kamuya yayılmasının gerektiği, idarenin bu zararın tazmini ile yükümlü tutulabilmesi için idarenin zarar doğurucu bir tutum ve davranışının varlığı bu tutum ve davranış sonucu doğan özel nitelikte ve gerçekleşmiş bir zararın bulunması ve bu zarar ile idarenin tutum ve davranışı arasında nedensellik bağının bulunması gerektiği, burada yönetimin zarar doğuran davranışı bir etkinlik olabileceği gibi hareketsiz kalma şeklinde de olabileceği, ... Devlet Güvenlik Mahkemesi üyesi olarak görev yapan davacının, ikamet ettiği .... Caddesinde bulunan Devlet Güvenlik Mahkemesi Lojmanları binasının tamamen yıkılarak garaj olarak kullanılan zemin kata yığılması neticesinde tüm ev eşyalarının enkaz altında kaldığı, ... plaka no'lu aracının kullanılmaz hale geldiği, yine dosyada bulunan 19.3.1992 tarihli tespit raporunda da; anılan lojman binasının bodrum üzerine 4 kattan ibaret betonarme olduğu, 10 yıl önce 6 daire olarak satın alındığı, binanın tamamen zemin kata yığıldığı, bina kalıntılarında yapılan incelemelerden I derecede deprem bölgesi için gerek kolon kesiklerinin gerekse donatılarının beton kalitesi ile birlikte yetersiz olduğunun belirtildiğinin anlaşıldığı, idarece gönderilen işlem dosyasının incelenmesinden de; bu lojmanların ... Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığının 5.6.1984 gün ve 54 sayılı teklifi üzerine 14.6.1984 tarihli Bakanlık oluru ile satın alındığı, özel kişilerce yapılmış bu binaların satın alınması sırasında bedelinin tespiti dışında hiçbir teknik incelemenin yapılmadığının anlaşıldığı, öte yandan; davacı kamu hizmeti ifası için Erzincan'da bulunmakta olup diğer meslektaşları ile kıyaslandığında özel ve olağandışı bir zarara uğradığı, her ne kadar deprem felaketi umulmayan bir durum ise de idare hukukunda; umulmayan hal ile hizmet arasında zahiri bir ilişki olduğundan; bunun yol açtığı zarar idari bir hasar niteliğinde kabul edilerek "hasar" kuramına göre idarenin sorumluluğunun kabul edildiği, umulmayan hal hizmet kusurunu ortadan kaldırdığı halde, kusursuz sorumluluğu önleyemeyeceği, bu durumda lojmanın satınalınması sırasında idarece deprem bölgesi olan Erzincan'da satın alınan binanın gerekli teknik şartları taşıyıp taşımadığı hiç araştırılmadığından idarenin kusurlu bulunduğu, kaldı ki; DGM Lojmanı II, hakim ve savcı lojmanları ve özel kişilere ait bir takım binaların ya hiç hasar görmediği ya da küçük çapta hasara uğradığı anlaşılmakta olup, anılan lojman binasının tamamen yıkılmasının, inşaatın teknik yeterlikte yapılmadığı ve depreme elverişli olmadığım gösterdiği, davacının oturmakta olduğu lojmanın satın alınmasında gerekli ve yeterli teknik inceleme yapılmadığından ve ...'in 1. derecede deprem bölgesi olduğu da bilinmekte olduğundan, "deprem" felaketinin idarenin kusurunu ortadan kaldırmayacağı gerekçesiyle, davacının maddi ve manevi tazminat isteminin reddi yolundaki davalı idare işleminin iptaline, maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne ve 217.000.000.- lira maddi zararın yasal faiziyle birlikte davacıya verilmesine, duyulan elem ve acı nedeniyle takdiren 5.000.000. lira manevi tazminatın davacıya ödenmesine ilişkin kararında ısrar edilmiştir. İdare üstlendiği, kamu hizmetlerini gereği gibi yerine getirmekle yükümlüdür. Hizmetin işleyişi ve yerine getirilişi sırasında gerekli önlemlerin alınmaması, hizmetin iyi işlememesi, kusurlu işlemesi nedeniyle kişilere verilen zararın idarece giderilmesi zorunludur. Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden, ... Devlet Güvenlik Mahkemesi üyesi olarak görev yapan davacının 13.3.1992 günü ... İlinde meydana gelen deprem nedeni ile oturmakta olduğu Devlet Güvenlik Mahkemesi lojman binasının tamamen yıkıldığı, tüm ev eşyalarının ve özel arabasının enkaz altında kaldığı gerekçesiyle maddi ve manevi tazminat istemi ile bu davayı açtığı; idare mahkemesince, hasar gören binaların durumunu incelemek üzere Yapı İşleri Genel Müdürlüğünün 16.3.1992 günlü 1975 sayılı yazıları ile kurulan bilirkişi kurulunca mahallinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen teknik raporda, binanın tamamen yıkılarak boş olan ve garaj olarak kullanılan zemin kata yığıldığı, bina kalıntılarında yapılan incelemede 1.derecede deprem bölgesi için gerek kolon kesiklerinin gerekse donatıların beton kalitesi ile birlikte yetersiz olduğu sonucuna ulaşıldığı, idare tarafından gönderilen işlem dosyasında ise lojmanın 14.6.1984 tarihinden özel bir şahıstan hiç bir teknik inceleme yapılmadan satın alındığının anlaşılması karşısında, birinci derecede deprem bölgesi olan ... İlinde gerekli inceleme ve araştırma yapılmadan söz konusu binanın satın alınmasında davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğunun anlaşılması nedeniyle davacıya 217.000.000.- lira maddi ve 5.000.000.-lira manevi tazminat ödenmesine karar verildiği, mahkemenin, maddi ve manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ve kısmen reddine ilişkin temyize konu kararının usul ve hukuka uygun olduğu anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle, temyiz dilekçesinde ileri sürülen hususlar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden, davalı idarenin temyiz isteminin reddine, Sivas İdare Mahkemesinin 31.5.1995 günlü, E:1995/308, K:1995/361 sayılı ısrar kararının onanmasına, 17.1.1997 günü oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- Dava, davacının ... Devlet Güvenlik Mahkemesi Üyesi bulunduğu sırada 13.3.1992 tarihinde meydana gelen deprem sonucu, davacının kalmakta olduğu Devlet Güvenlik Mahkemesi lojmanının yıkılması nedeniyle uğranıldığını öne sürdüğü 227.000.000.- lira maddi ve 50.000.000.- lira manevi zararın tazmini istemiyle açılmıştır. İdari hizmetlerin yürütülmesi sırasında bireylerin uğradıkları özel nitelikteki zararların, idari faaliyet ile zarar arasında nedensellik bağının bulunması koşuluyla idarelerce tazmini, hukukun genel kurallarındandır. Ancak zararın mücbir sebeplerden ileri gelmesi, zararla idari faaliyet arasında nedensellik bağının olmaması ya da idare hukukuna özgü tazmin nedenlerinin bulunmaması halinde idarenin tazmin sorumluğu ortadan kalmaktadır. Dava konusu olayda, doğal bir afet olan deprem sonucunda meydana gelen zararın mücbir sebep olarak nitelendirilmesi gerektiğinden, deprem nedeniyle davacının kalmakta olduğu lojmanın yıkılması sonucu meydana gelen zarar önceden bilinemeyen, idarenin faaliyetleri dışında, zararla idari faaliyet arasındaki nedensellik bağım ortadan kaldıran deprem nedeni ile doğduğundan olayda idarenin tazmin sorumluluğundan söz etmeye olanak bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile Sivas İdare Mahkemesinin 31.5.1995 günlü, E:1995/308, K:1995/361 sayılı maddi ve manevi tazminat isteminin kısmen kabul, kısmen reddine ilişkin ısrar kararının bozulması oyuyla karara karşıyız. XX-Doğal bir afet olan deprem sonucunda ortaya çıkan maddi zararların idarenin kusuru dikkate alınarak maddi tazminat verilmek suretiyle giderildiği uyuşmazlıkta: ayrıca manevi tazminat verilmesini gerektirir herhangi bir durum bulunmadığından, ısrar kararının davacıya manevi tazminat ödenmesine ilişkin kısmının bozulması oyuyla, kararın bu kısmına karşıyım.