İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 1995/396 E. 1996/598 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
1995/396
Karar No
1996/598
Karar Tarihi

Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı) : ... Vekili : Av. .... Karşı Taraf (Davalılar) : 1- Maliye Bakanlığı 2- ... Valiliği İstemin Özeti : ... İli ... İlçesi. ... Köyü, ... yöresinde bulunan 245, 246, 247 parsel sayılı taşınmazların meralık vasfının kaldırılarak hazine adına tescili ile üçüncü bir şahsa ihale suretiyle satılmasına ilişkin davalı idare işleminin iptali istemiyle açılan davada, Konya İdare Mahkemesince verilen, davanın ehliyet yönünden reddine dair kararın temyizi üzerine, Danıştay Onuncu Dairesince verilen ve mahkeme kararının bozulmasına ilişkin bulunan kararına mahkeme tarafından uyulmayarak ilk kararda ısrar edilmektedir. Davacı, Konya İdare Mahkemesince verilen 27.12.1994 günlü, E-.1994/1575, K: 1994/1722 sayılı ısrar kararını temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir. Maliye Bakanlığı Savunmasının Özeti : Temyiz isteminin reddi ile ısrar kararının onanması gerektiği savunulmaktadır. Konya Valiliği Savunmasının Özeti : Savunma verilmemiştir. Danıştay Tetkik Hakimi Nalan Terzi'nin Düşüncesi: Davacının temyiz isteminin kabulü ile ısrar kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savası Mustafa İlhan Dinç'in Düşüncesi: Davacı tarafından köyde bulunan ve mera olarak kullanıldığı ileri sürülen üç adet parselin meralık vasfının kaldırılarak hazine adına tescili ile üçüncü kişilere ihale yoluyla satışına karar verilmesine ilişkin işlemlerin iptali için açılan davayı, söz konusu işlemlerde davacının menfaatini ihlal eden bir durum bulunmadığı gerekçesiyle ehliyet yönünden reddeden idare mahkemesi kararının temyizi üzerine, anılan kararın bozulmasına dair Danıştay 10. Daire kararına uyulmamak suretiyle ilk kararda ısrara ilişkin Konya İdare Mahkemesi kararı temyiz olunmakla dosya incelendi. 2577 sayılı Yasanın 4001 sayılı Yasayla değişik 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, iptal davasının kamu yararım ilgilendiren hususlar hariç olmak üzere kişisel hakları ihlal edilenler tarafından açılabileceği öngörülmüştür. Dolayısıyla Yasada çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması, imar uygulamaları gibi kamu yararım ilgilendiren hususlarda iptal davası açabilmek için menfaat ihlali koşulu yeterli görüldüğü gibi maddede kamu yararım ilgilendiren hususlar tadat edilmemiş, sayılanlara benzer diğer kamu yararı ihlalleri de madde kapsamında mütalaa olunmuştur. Köy halkının mera ve harman yeri olarak kullandığı taşınmazların mera vasfının kaldırılarak üçüncü şahsa satışına ilişkin işlemlerin kamu yararım yakından ilgilendirdiğinde kuşkuya yer yoktur. Bu nedenle davacının menfaatini ihlal eden işlemin iptali için açılan davayı davacının menfaatinin ve kişisel hakkının ihlal edilmediği gerekçesiyle reddeden idare mahkemesi kararında yasaya uyarlık görülmediğinden temyiz isteğinin kabulüyle ısrara ilişkin kararın bozulması gerekeceği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunca gereği görüşüldü: ... İli ... İlçesi, ... Köyü, ... yöresinde bulunan 245, 246, 247 parsel sayılı taşınmazların meralık vasfının kaldırılarak hazine adına tescili ile üçüncü bir şahsa ihale suretiyle satılmasına ilişkin davalı idare işleminin iptali istemiyle açılan davada, Konya İdare Mahkemesince verilen davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin kararın temyizi üzerine, Danıştay Onuncu Dairesinin 28.9.1993 günlü, E:1992/3222, K:1993/3440 sayılı kararıyla ehliyet red kararının bozulmasına karar verilmiş ise de: Konya İdare Mahkemesi bozma kararına uymayarak, ehliyet yönünden davanın reddine ilişkin ilk kararında ısrar etmiştir. Konya İdare Mahkemesince verilen 27.12.1994 günlü, E:1994/1575, .K:1994/1722 sayılı ısrar kararını, davacı temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir. Konya İdari Mahkemesince; davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; iptal davalarının idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlandığı, buna göre iptal davası açılabilmesi için davacının menfaatinin ihlal edilmesi şartının öngörüldüğü, oysa dava konusu olayda, köy tüzel kişiliğine ait arazinin meralık vasfı, köy muhtarının da onayıyla kaldırılmış olduğundan, tek başına davacının kişisel menfaatini ihlal eden bir işlem olarak kabul edilmesine olanak bulunmadığı; öte yandan, 2577 sayılı Yasada 4001 sayılı Yasa ile yapılan değişiklik sonucu, anılan Yasanın 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi ile idari dava türlerinin yeniden düzenlendiği ve iptal davasının "idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için, çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması, imar uygulamaları gibi kamu yararım yakından ilgilendiren hususlar hariç olmak üzere kişisel hakları ihlal edilenler tarafından açılan" davalar olarak tanımlandığı; maddede, belirtilen özel durumlar haricinde, idari davaların açılabilmesi için "kişisel hak ihlali" koşulunun getirildiği; Yasanın geçici 2. maddesi ile de değiştirilmiş olan 2. madde hükmünün bu kanunun yürürlüğünden evvel açılmış olup devam eden veya hükme bağlanmış olup da kesinleşmemiş bulunan davalarda da uygulanacağının hükme bağlandığı, anılan Kanunun 18.6.1994 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdiği, bu durumda, dava konusu işlemin, 2577 sayılı Yasanın 2. maddesinin gerek dava açıldığı tarihteki şekliyle gerekse sonradan değiştirilmiş haliyle davacının menfaatini ve kişisel hakkım ihlal etmediği dolayısıyla dava ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle bozma kararına uyulmayarak, davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin kararda ısrar edilmiştir. Danıştay Onuncu Dairesinin 28.9.1993 günlü, E:1992/3222, K:1993/3440 sayılı kararında da açıklandığı üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, iptal davalarının idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlandığı, iptal davası açılabilmesi için gerekli olan menfaat ihlali şartının kişisel, meşru, aktüel bir menfaatin bulunması halinde gerçekleşeceği; diğer bir anlatımla, iptal davasına konu olan işlemin davacıyı etkilemesi, davacının kişisel menfaatini ihlal etmesi, işlem ile davacı arasında ciddi ve makul bir ilişkinin olması gerektiği; dosyanın incelenmesinden, köy halkının mera harman yeri olarak kullanılmasına tahsis edilen taşınmazların meralık vasfının kaldırılarak, tapu da hazine adına arsa olarak tescilinin yapıldığı ve üçüncü bir şahsa 2886 sayılı Kanunun 45. maddesine göre ihale suretiyle satıldığı bunun üzerine köy halkından biri olan davacının söz konusu işlemlerin iptali istemiyle bakılan davayı açtığının anlaşıldığı, bu durumda, tüm köyün ve köylünün yaşama düzenini ve gelişimini ilgilendiren köy merasının sadece bir kişinin kullanımına verilmesi işleminin köy sakini davacının menfaatini ihlal ettiği gözetilmeksizin zilyetlik ya da mülkiyet ilişkisinden söz edilerek verilen davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin kararda isabet görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Konya İdare Mahkemesinin 27.12.1994 günlü, E:1994/1575, K:1994/1722 sayılı davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin ısrar kararının, Danıştay Onuncu Dairenin bozma kararı doğrultusunda bozulmasına ve dosyanın Konya İdare Mahkemesine gönderilmesine, 6.12.1996 günü oybirliği ile karar verildi.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 1995/396, K. 1996/598, T. 27.12.1994, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-1995-396-e-1996-598-k-3593831f0ded