İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 1970/2 E. 1954/11 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
1970/2
Karar No
1954/11
Karar Tarihi

T.C. ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2021/588 Esas - 2022/584 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ADANA ASLİYE TİCARET 2. MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2021/588 KARAR NO : 2022/584 HAKİM : ... KATİP : ... DAVACI : ... - ... VEKİLİ : ... - ... DAVALI : ... ANONİM ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : ... - ... DAVA : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 17/08/2021 KARAR TARİHİ : 03/06/2022 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : ... Davacı tarafından açılan davanın yapılan açık yargılaması sonunda; DAVANIN ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 11.01.2021 tarihinde sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile seyir halinde iken Adana ili ... ilçesi ... Bulvarı kavşağına gelindiğinde karşı taraftan gelen ...'nın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile çarpıştığını ve çarpışma sonucunda her iki aracında maddi hasar gördüğünü, aynı zamanda karşı tarafın yani ... plakalı araç içerisinde yolcu bulunan ...'da basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralandığını, olay yerinin trafik polisleri tarafından incelendiğini ve tespit tutanağının düzenlendiğini, olay yeri kaza tespit tutanağının etraftaki hiçbir kamera kaydına, mobese kamera kayıtlarına, tanık beyanlarına dayanılmadan müvekkilinin kırmızı ışıkta geçtiği gerekçesi ile tam kusurlu olduğu belirtilerek tutanağın tutulduğunu, kaza sonrasında Adana C.Başsavcılığının 2021/... Esas sayılı dosyası ile soruşturma başlatıldığını, soruşturma aşamasında dosyadan bilirkişi raporu alındığını, raporda müvekkilinin tam kusurlu olduğunun belirtildiğini, ancak alınan bilirkişi raporunun çelişkili ve eksik olduğunu, olay yerini gören 3 kameranın olduğunu, bu kameraların incelenmediğini, savcılıkça olay yerinde keşif yapılma taleplerinin reddedildiğini, soruşturma sonucu müvekkili hakkında Adana 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/... Esas sayılı dosyası ile karşı tarafın aracı içinde yolcu konumunda olduğu iddia eden ...'a karşı taksirle basit yaralama suçundan dava açıldığını, olay sonrası ... plakalı araç sahibinin, aracın kasko sigorta şirketi olan olan davalı sigorta şirketine başvurarak aracın bu kaza nedeni ile hasar gördüğünü. Hasarlı olan aracının onarımının uygun olduğunu, bu onarım bedeli üzerinden aracının pert olmasını istediğini bildirdiğini ve kendi aracının kasko firması olan davalı şirket ile mutabakata vardığını ve kaza neticesinde oluşan hasar bedeli olarak 94.150,00-TL'yi araç ruhsat sahibi ...'ya 24.02.2021 tarihinde ödediğini ve kazada müvekkilinin kusurlu olduğu gerekçesi ile bu paranın tamamı için müvekkilinin ... plakalı aracının zorunlu trafik sigortasına rücuda bulunduğunu ve müvekkilinin aracının zorunlu trafik sigortası firmasının, sorumlu olduğu teminat miktarı olan 43.000,00-TL'yi davalı firmaya ödediğini, davalının bakiye kalan 51.150,00-TL için ise müvekkili aleyhine Adana Genel İcra Dairesinin 2021/... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, ödeme emrinin müvekkiline ulaşmadığını ve müvekkilinin bu takipten sonradan haberdar olduğundan borca itiraz edemediğini bu nedenle menfi tespit davasını açmak zorunda kaldığını belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın haksız olduğunu, kaza sonucu müvekkili şirket sigortalısına tazminat ödediğini, ödenen tazminatın %100 kusur sebebiyle rücuen tahsili için davacı aleyhine icra takibi başlatıldığını, takibe davacının itiraz etmediğini ve takibin kesinleştiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Davacı tarafça, davanın ticari olduğu değerlendirilerek mahkememize dava açılmışsa da; 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmış, maddenin (a) bendinde bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ile çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve çekişmesiz yargı işi sayılacağı belirtilmiştir.6102 sayılı TTK'nın yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren yasanın 5/3 maddesi gereği asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki haline gelmiştir. Hukuk Mahkemeleri Kanunu'nun 1. Maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir. TTK'nun 3. maddesi ise, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir” hükmünü içermektedir. TTK'nun 4. Maddesinde; "Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir. Diğer yandan TTK'nun 5. Maddesinde; "Aksine düzenleme bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine ve tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalara bakmakla görevlidir. Bir davanın ticari dava niteliğinde olabilmesi için her iki tarafın da tacir olması, uyuşmazlığın da tarafların ticari işletmelerinden kaynaklanması gerekmektedir. Somut olayda uyuşmazlık 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 1472. maddesi uyarınca sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen tazminatın haksız fiile sebebiyet veren davalılardan rücuan tahsili isteminden kaynaklanmaktadır. TTK'nın 1472. Maddesinde düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz'i halefiyet niteliğindedir. Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nisbetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücu davası, aslında bir tazminat davası olup, aynı zamanda şahsi nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsi ve rücuu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz'i haleftir. Sigortacının, sigortalıya ödediği tazminat oranında sigortalının yerine geçeceği ve onun kanuni halefi olacağı, ilke olarak 31/03/1954 gün ve 1953/18 E - 1954/11 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtilmiştir. 17/01/1972 gün ve 1970/2 E. - 1972/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da, sigortacının, zarara sebebiyet veren aleyhinde açtığı rücu davasının, kanundan doğan halefiyete dayandığı ve halef olanın, halefiyet yolu ile nasıl bir hak iktisap etmiş ise o hakka sahip olacağı vurgulanmış; sigorta ettirenin ne hakkı varsa bunların, şartları gerçekleşince sigortacıya geçeceği; sigortacının, sigorta ettirenin bütün def'ilerini üçüncü şahsa karşı ileri sürebileceği ve Borçlar Kanununun 44. maddesine (TBK m.52) de dayanabileceği; sigorta ettirenin olayda dava hakkı yoksa, sigortacıya da bu yönde bir hakkın intikal etmeyeceği açıklanmıştır(Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4.Hukuk Dairesi, 2018/399 E. ve 2018/284 K.). Somut olayda, davalının 11.01.2021 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeni ile ... plakalı araçta meydana gelen hasarın sahibi ...'ya yaptığı ödeme nedeni ile kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğu iddia edilen davacıya rücu talebi ile başlattığı icra takibine karşı menfi tespit talebinde bulunduğu, gönderilen hasar dosyasında davalı sigorta şirketinin kazaya karışan ... plakalı aracın genişletilmiş kasko sigorta poliçesini düzenleyen sigorta şirketi olduğu, sigortalısına yaptığı ödeme nedeni ile rücu talebinde bulunduğu, bu durumun TTK madde 1472'de belirtilen halefiyet ilkesi gereğince haksız fiil nedeniyle oluşan zarar için sorumlulara karşı başlatılan icra takibine karşı menfi tespit davası olduğu, davacının gerçek kişi olup davalı sigorta şirketinin sigortalısının da gerçek kişi olduğu, dolayısıyla uyuşmazlığın mutlak yada nispi bir ticari dava olmadığı, uyuşmazlığın da haksız fiil nedeniyle halefiyetten kaynaklandığı, buna göre davalı sigorta şirketinin sigortalısının davacı hakkında hangi görevli mahkemede dava açacak ise sigorta şirketinin de o mahkemede dava açması gerektiğinden mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiştir. Bu durumda uyuşmazlığın genel mahkeme olan asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir (Yargıtay 17. HD 2016/11322 E.2018/2585 K. 17. HD. 2014/24509 E. 2017/5341 K). Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; uyuşmazlığın çözüm yeri Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşıldığından 6100 sayılı HMK.nun 114/1-c maddesi delaletiyle, 6100 sayılı HMK.nun 115/1 maddesi gereğince davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle reddine ve mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK.nun 114/1-c maddesi delaletiyle 6100 sayılı HMK.nın 115/2 maddesi gereğince davanın mahkememizin görevsizliği nedeniyle DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDİNE, 2-6100 sayılı HMK.nın 20/1 maddesi gereğince taraflardan birinin süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın görevli ADANA NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3-Mahkememizin görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra istem halinde dosyanın HSYK tarafından bu davalara bakmakla görevlendirilen Adana Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 4-Taraflarca bu başvurunun yapılmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına, 5-Dosyanın gönderilmesi halinde yargılama giderlerinin görevli mahkeme tarafından değerlendirilmesine, 6-Dosyanın gönderilmesinin istenmemiş olması ve talep halinde mahkememizce verilecek ek kararla dosya üzerinden bu durumun tespiti ile davacıların yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilmesine, 7-HMK 333 gereğince artan gider avansının hükmün kesinleşmesine müeakip davacıya resen iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe veya zabıt katibine yapılacak beyanla Adana İstinaf Mahkemesi’nin ilgili dairesine gönderilmek üzere Mahkememize yapılacak olan istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 03/06/2022 Katip ... Hakim ... e- imzalıdır e- imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 1970/2, K. 1954/11, T. 11.01.2021, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-1970-2-e-1954-11-k-37d68c890196