İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 1953/18 E. 1954/11 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 1953/18
- Karar No
- 1954/11
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2024/334 Esas KARAR NO:2024/779 DAVA:Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ:16/04/2024 KARAR TARİHİ:12/11/2024 .... Tüketici Mahkemesi'nin ... sayılı Görevsizlik kararı üzerine Mahkememiz yukarıdaki esasına kaydı yapılan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; dava şartı zorunlu arabuluculuk başvurusunun yapıldığını, ancak anlaşamama ile sonuçlandığını, 3 kasım 2023 tarihli 10950 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edilmiş olduğu üzere devrolunan ... Sigorta A.Ş. İle devralan ... Sigorta A.Ş. 'nin Türk Ticaret Kanunu'na istinaden birleştiğini, bununla birlikte aynı tarihli Gazete'nin ... sayılı ilan no'su ile ... Sigorta A.Ş.'nin infisah ettiğini, ... sayılı ilan ile tüm aktif pasifleriyle birlikte ... Sigorta A.Ş.'ye devredildiğini, sicilden terkin edildiğini, bu nedenle her ne kadar dayanak poliçe davacı ... Sigorta A.Ş. Adına tandzim edilmişse de mahkeme huzurundaki davanın ... Sigorta AŞ. Adına devam ettirilmesi gerektiğini, davacı sigortalısı ...'a ait ... Mah. ... Sk. No: 21 ... adresli konutun ... numaralı ... Sigorta Poliçesi ile 10/04/2023-2024 tarihleri arasında poliçede yer verilen her türlü rizikoya karşı sigortalandığını, mezkur konutta davalı ... AŞ. Tarafından üretilmiş ... marka kurutma makinesinden kaynaklı olarak 02/09/2023 tarihinde büyük bir yangın hadisesinin meydana geldiğini, yangının çıkış sebebinin kurutma makinesinin çalışması esnasında elektrik tesisatının ısınarak kısa devre yapması ve kablo izolelerini tutuşturarak yanması ve alevlerin etrafta yanmaya müsait malzemelere sirayet ederek genişlemesi sonucu tespit edildiğini, sigortalının konutunun neredeyse tamamen yandığını, davacı tarafından hasar tespit ve onarım teklifi çalışması yaptırıldığını, tespit edilen 1.303.294,28 TL tutarından hasar bedeli 05/10/2023 tarihinde sigortalı ...'a tazminat olarak ödendiğini, ... A.Ş.'nin ödeme yapmaya yanaşmaması üzerine dava açmak zaruretinin hasıl olduğunu, davacı tarafın sigortalısında da kusur tespit edilme ihtimalinin bulunduğunu, davalının kusur oranı da yargılama neticesinde belli olacağını, ortada kesin miktar olarak belirlenebilir bir rücu alacağının bulunmadığını, her ne kadar davacıya yapılan tazminat ödemesi belli ise de anılan gerekçe ile HMK 107 uyarınca asgari bir miktar belirtmek sureti ile ilk etapta belirsiz alacak davası açmak gerektiğini, haklı davalarının kabulüne karar verilmesini, kusur oranları netleştiğinde ve rücu edilecek toplam tutar belirlendiğinde talep arttırım dilekçelerinin sunmak ve fazlaya dair haklarının saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000 TL'nin ödeme tarihi olan 05/10/2023 tarihinden itibaren işlemiş faizi ile birlikte davalı ... A.Ş.'den tahsiline ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini arz ve talep etmektedir. CEVAP: Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesi ile özetle; davacı şirketin işbu davayı sigortalısına halef olarak açtığını, davanın asliye ticaret mahkemesinde değil tüketici mahkemesinde görülmesi gerektiğini, davada davacı sigorta şirketinin sigortalısının konutunda çıkan yangının ... marka kurutma makinesinden kaynaklandığını ileri sürdüğünü, sigortalısına ödediği tutarın davalı şirketten tazminini talep ettiğini, davalı şirkete yöneltilen rücuen tazminat talebinin sigorta şirketinin sigortalısının haklarına halef olmasından kaynaklandığından ve sigortalı davalı şirket karşısında tüketici konumunda olduğunu ve görevli mahkemenin tüketici mahkemeleri olduğunu, davacı tarafından sigortalısına ödenen miktarın belirli olduğundan davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının usule aykırı olduğunu, davada davacı tarafın sigortalısının ...'a ödemiş olduğu miktarın belirli olduğunu, belirsiz alacak davasının koşullarının bulunmadığını, belirsiz alacak davasının koşullarının bulunmadığından davanın usulden reddinin gerektiğini, davacı şirket tarafından sunulan delillerin yangının ... marka bulaşık makinesinden kaynaklandığı iddiasının ispatı için yeterli olmadığını, davacının bu iddiasının da ispata elverişli somut bir delil sunamadığını, delil olarak gösterilen eksper raporunun bu iddianın kesin şekilde ispata elverişli olmadığının açık olmadığı, davalı şirket teknisyenlerince tanzim edilen olay yeri raporunda ve itfaiye olay raporunda yangının kurutma makinesi kaynaklı olmadığı değerlendirilmesinin yapıldığını, yangına sebebiyet verdiği ileri sürülen kurutma makinesinin uzun süredir sorunsuz olarak kullanılıyor olduğunu, üründe herhangi bir üretim ayıbı olmadığını gösterdiğini, kurutma makinesinin montajının 2015 yılında yapıldığını, yangın hadisesinin meydana geldiği 2023 yılı itibariyle sigortalı tarafından yaklaşık olarak 9 yıldır sorunsuz şekilde kullanılan ürüne üretimden kaynaklı kusur atfedilmesinin mümkün olmadığını, davalı şirketin kusurlu olabilmesi için yangının ürünün üretiminden kaynaklı bir sebepten yahut yetkili bir servisin hatalı bir işleminden dolayı başlamış olması gerektiğini, dava konusu kurutma makinesinin muhafaza edilmesi ve alanında uzman elektrik elektronik mühendisi ve makine mühendisi ve makine mühendisi bilirkişilerin dahil olduğunun bir heyetçe ürün üzerinde teknik inceleme yapılması gerektiğini, mahkemece görevlendirilecek bilirkişiler tarafından yangının meydana gelmesine sebebiyet verebilecek diğer ihtimallerin kullanıcı hatası hususunun araştırılmasının gerektiğini, dava konusu zararın kurutma makinesinden kaynaklandığı anlaşılsa dahi üründeki bu sorunun üretimden mi yoksa sigortalının hatalı kullanımından mı kaynaklandığının da ayrıca tespitinin gerekeceğini, davanın tüketici işleminden kaynaklandığını ve mahkemece görevsizlik kararı verilmesine, dosyanın ilgili Tüketici mahkemesine gönderilmesini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılması gerektiğini, ancak belirsiz alacak davasının koşulları bulunmadığından ve hukuki yararın dava şartı olduğunun göz önünde bulundurularak dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesini, mahkemece davanın esasa girilmesi halinde öncelikle davacı sigorta şirketine yangına sebebiyet verdiği iddia olunan ürünün yerinin bildirilmesi için kesin süre verilmesine, aksi halde varsayımlara dayalı olarak davalı şirkete kusur atfedilemeyeceğinden ispatlanmamış davanın reddine karar verilmesini, yangının çıktığı gün ve saatlerde yangın mahalli olan "... Mahallesi, 2686. Sokak, No:16 ..." adresinde elektrik akımında ani voltaj düşüklüğü veya yüksekliğinin olup olmadığının tespiti için ilgili elektrik kurumuna müzekkere yazılmasını, yangının çıktığı konuta ilişkin elektrik ruhsat projelerinin ve elektrik talep projelerinin mahkeme tarafından ilgili kurumlardan celbinin yapılmasına ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini arz ve talep etmektedir. Tüm dosya kapsamı ve delillerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda: Davanın; davacı şirketin, sigortalısına ödemiş olduğu hasar bedelinin halefiyet ilkesi gereğince davalı şirketten rucüen tazminine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafça .... Tüketici Mahkemesinde açılan davada, ilgili Mahkeme 18/04/2024 tarih ve 2024/... E. ve 2024/... K. Sayılı ilamı ile özetle; ''...tüm dosya kapsamındaki deliller birlikte değerlendirildiğinde, iki tarafın da tacir olduğundan tüketici işlemi bulunmadığı, ticaret şirketinin yaptığı işlemlerin ticari iş mahiyetinde olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın 6502 Sayılı Kanun kapsamında kalmadığı, ticari dava niteliğinde olduğu, açıklanan nedenlerle mahkememizin görev alanına girmediği, 6102 Sayılı TTK'nun 4/1-a ve 4/1-f maddeleri uyarınca eldeki dava mutlak ticari davalardan olup, davanın açılış tarihi de gözetildiğinde Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiği, bu durumun yargılamanın her aşamasında re'sen gözetileceği, mutlak ticari davalar niteliğinde olduğu, taraflar arasında bir tüketici işlemi bulunmadığından davaya bakmakla mahkememiz görevli olmadığından mahkememizin görevsizliğine, dosyanın görevli İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine...'' şeklindeki gerekçe ile görevsizlik kararı vermiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114.Maddesinin 1. fıkrasının “c” bendinde “Mahkemenin görevli olması” dava şartı olarak belirlenmiştir. Aynı kanunun 115.maddesinde ise; “(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. (2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. …” hükmünü amirdir. 6102 sayılı TTK m. 1472’de düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir. Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nisbetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketi, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücûu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz'î haleftir. Sigortacının, sigortalıya ödediği tazminat oranında sigortalının yerine geçeceği ve onun kanunî halefi olacağı, ilke olarak 31.03.1954 gün ve 1953/18 E. - 1954/11 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtilmiştir. Yine; 17.01.1972 tarih ve 1970/2 E., 1972/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da, sigortacının, zarara sebebiyet veren aleyhinde açtığı rücû davasının, kanundan doğan halefiyete dayandığı ve halef olanın, halefiyet yolu ile nasıl bir hak iktisap etmiş ise, o hakka sahip olacağı vurgulanmış; velhasıl sigorta ettirenin ne hakkı varsa bunların, şartları gerçekleşince sigortacıya geçeceği; sigortacının, sigorta ettirenin bütün def’ilerini üçüncü şahsa karşı ileri sürebileceği ve Borçlar Kanununun 44. üncü maddesine (TBK m. 52) de dayanabileceği; tabiatıyla sigorta ettirenin olayda dava hakkı yoksa, sigortacıya da bu yönde bir hakkın intikal etmeyeceği açıklanmıştır. Diğer taraftan, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 22.03.1944 tarihli ve 37 E./9 K. Kararına göre de "Sigortacının sigorta poliçesinden münbais olmayıp kanundan aldığı bir salâhiyete istinaden ve haksız fiil sebebiyle alacaklı yerine kaim olarak hareket ettiği davada hukuk mahkemesine başvurması gerekir." Somut olayda uyuşmazlık, 6102 sayılı TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen tazminatın haksız fiile sebebiyet veren davalıdan rücuan tahsili isteminden ibarettir. Davacı sigorta şirketi bu davayı sigortalısına halefen açtığına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır. Halefiyete dayalı sigorta rücu davasında, sigortacı halefiyet hukuku ilişkisi sebebiyle ancak selefinin sahip olduğu haklara sahiptir. Bu nedenle dava dışı sigortalı ile davalı arasında dava görülmüş olsa idi hangi mahkeme davaya bakmaya görevli ise davacı sigortacının da açacağı davaya bakmaya aynı mahkeme görevlidir. Somut olayda da davalı ile sigortalı arasındaki ilişkinin 6502 S.K.nun 3. Maddesi anlamında bir tüketici ilişkisi olduğu, sigortalının davalıdan kişisel ihtiyacı için kurutma makinesi satın aldığı, bu nedenle davaya bakmaya Tüketici Mahkemesinin görevli olduğu anlaşılmaktadır. Görev kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gerektiğinden mahkememizin karşı görevsizliğine ve Mahkememiz ile .... Tüketici Mahkemesi arasında görev uyuşmazlığı oluştuğundan dosyanın yargı yerinin belirlenmesi için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeniyle davanın usulden REDDİNE, 2-Mahkememiz kararı kesinleştiğinde dosyanın yargı uyuşmazlığının giderilmesi için İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİNE gönderilmesine, 3-HMK m. 331/2 hükmü yargılama harç ve giderleri hususunda görevli ve yetkili mahkemece bir karar verilmesine, 4-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 12/11/2024 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır