İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 1940/7 E. 2016/10442 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 1940/7
- Karar No
- 2016/10442
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2017/398 KARAR NO : 2020/398 DAVA TARİHİ :1/07/2017 KARAR TARİHİ : 09/09/2020 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A.TALEP: 1.Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; ... tarihinde ... hastanesinde meydana gelen trafik kazasında ...in maliki bulunduğu ve diğer davalı ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile davacının çarpışması neticesinde davacının yaralandığını, söz konusu kaza nedeni ile Antalya ... Asliye Ceza mahkemesinin ... esas, ... karar sayılı kesinleşen dosyası ile davalının asli kusurlu bulunduğunu ve cezalandırılmasına karar verildiğini, davacının sürekli ve geçici olarak malul kaldığını, kaza nedeni ile yaralanan davacının manevi taminat da talep ettiğini beyan ederek; dava dilekçesinde belirtilen miktarlarda maddi manevi tazminat talebinde bulunmuştur. B. TARAF TEŞKİLİ: 2.Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesi (Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 73. maddesi) uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. Bu kapsamda kural olarak, duruşma yapılması zorunlu olan çekişmeli yargıda hakim, Kanunun gösterdiği istisnalar dışında tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez.(H. Pekcanıtez, O. Atalay, M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, 2011, s. 273)(bkz; İNCEOĞLU,Sibel., İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, İstanbul 2008, 3. Baskı, s. 260-261) 3.Bu açıklamalar ışığında, mahkememizce dosyada taraf teşkili sağlanmıştır. C.CEVAP: 4.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; başvuru şartının yerine getirilmediğini, bu nedenle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddi gerektiğini, gerekli belgelerin toplanması gerektiğini, ATK dan raporların alınmasının gerektiğini, geçici iş göremezliğin teminat dışı olduğunu beyan ederek, davanın öncelikle usulden aksi takdirde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. 5.Davalı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; kazada müvekkili ... n'in kusurunun olmadığını, davacının kazadan önce hastanede tedavi gördüğünü, araç kendisine çarpmadığı halde kendiliğinden düşmesi sonucu zaten zayıf olan kemiklerinin kırıldığını, çatlak olan kalçasının kırıldığı kanaatinde olduklarını, sigorta şirketinin tazminat ödememesinin sebebinin de bu nedenle illiyet bağının kurulamaması olduğunu düşündüklerini, kazadan ötürü müvekkilinin de üzüldüğünü, manevi tazminat talebinin de reddinin gerektiğini, kazanın oluşumunda illiyet bağı olmadığından maddi tazminat talebinin de reddinin gerektiğini beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. D. YARGILAMA SÜRECİ/HUKUKİ NİTELEME/MAHKEME KABULÜ: 6.Dava, trafik kazasından kaynaklanan, haksız fiil hukuki sebebine dayalı maddi-manevi tazminat istemine ilişkindir. 7.Öncelikle söylemek gerekir ki; Dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir. İspat yükü ise,bir olayın gerçekleşmiş olup olmadığının anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden yargıcın aleyhte bir kararıyla karşılaşmak tehlikesidir(YILMAZ,Ejder; İspat Yükü, 1980, s. 3). Kendisine ispat yükü düşen taraf için ispat yükü bir yükümlülük değil(mükellefiyet), yüktür(külfettir). Taraf kendisi tarafından ispat edilmesi gereken vakıayı ispat edemezse, karşı taraf ve mahkeme onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (KURU,Baki., Hukuk Muhakemeleri Usulu, İstanbul 1990, C. 2, s. 1356 vd.) Türk Medeni Kanunu m. 6 usul hukukunda ispata ilişkin genel kuralı koymuştur. Buna göre; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.İspat konusu, 6100 sayılı kanunun ise 187 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. 8.İspat konusunda yapılan bu genel açıklamalardan sonra dosyaya dönüldüğünde; TBK m. 50 gereği; Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Davada, ispat yükü davacıdadır. 9.Mahkememizce yargılama konusu kazaya ilişkin Antalya ... Asliye Ceza mahkemesinin ... esas sayılı - ... karar sayılı dosyası, dosya arasına alınmıştır. 10.Antalya ... Asliye Ceza mahkemesinin ... esas sayılı - ... karar sayılı dosyasına bakıldığında özetle; şikayetçinin iş bu davanın davacısı olduğu, sanığın iş bu davanın davalılarından ...'in olduğu, atılı suçun, taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçu olduğu, yargılama sonunda sanığa ... TL sonuç adli para cezası verildiği, kararın kesin olduğu ve bu nedenle ... tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. 11.Kazaya karışan ... plakalı aracın malikinin davalı ... olduğu dosya içindeki ... tarihli trafik tescil şube müdürlüğü yazısından anlaşılmaktadır. 12.6098 sayılı "Türk Borçlar Kanunu" nun 74 üncü maddesinde düzenlenmiştir. 13.Buna göre; "Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz." 14.Ayrıca; aynı ilke hukuk uygulamasında yenleşmiş olmakla; T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2011/17-50 esas , 2011/231 karar nolu 27/04/2011 karar tarihli mahkememizce de emsal görülen kararından özetle belirtildiği üzere, ceza mahkemesince verilen beraat kararı , kusur ve derecesi , zarar tutarı, temyiz gücü ve isnat yeterliliği , illiyet gibi esaslar hukuk hakimini bağlamaz. 15.Bu nedenlerle; Mahkememizce kusur incelemesi için mahallinde keşif yapılmış ve keşif sonucu düzenlenen ... tarihli raporda özetle; sürücü ....'in %100 kusurlu olduğu, yaya olan davacının ise kusursuz olduğu belirtilmiştir. 16.Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş ve itirazlar/beyanlar alınmıştır. 17.İtirazlar üzerine mahkememizce ATK ya yazı yazılarak kusur raporu düzenlenmesi istenmiştir. 18.ATK tarafından düzenlenen ... tarihli kusur raporunda özetle; sürücü ... 'in %85 kusurlu olduğu, yaya olan davacının ise %15 kusurlu olduğu belirtilmiştir. 19.Mahkememizce raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi için İstanbul nöbetçi mahkemesine yazı yazılmış ve ... veya ... fen heyetinden seçilecek bilirkişi kurulundan rapor aldırılması istenmiştir. 20.Mahkememizce iş bu heyet raporu oluşa uygun bulunmuş ve ... tarihli heyet raporunda belirtilen kusur oranları hükme esas alınmıştır. 21.İstanbul ATK tarafından hazırlanan ... tarihli maluliyet raporunda özetle; davacının maluliyetinin %10 olduğu, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceği belirtilmiştir. 22.Raporlar taraflara tebliğ edilmiştir ve itirazlar/beyanlar alınmıştır. 23.Aşamalarda davacı asil vefat etmiştir ve davacı vekili, mirasçıların da vekaletnamesini dosyaya sunmuştur. 24.Davacılar vekili, ... tarihli duruşmada aynen; "Maddi tazminat yönünden tüm davalılar bakımından dava konusuz kalmış olup ödeme nedeniyle maddi tazminat talebimizden feragat ediyoruz. Son yargı kararları dikkate alınarak davalılar yönünden feragat nedeniyle yargılama giderine hükmedilmemesi talep olunur, manevi tazminat yönünden davaya devam ediyoruz " şeklinde beyanda bulunmuştur. 25.04.02.2011 tarihinde yayımlanarak 01.10.2011 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nda ise; "davadan feragat" başlıklı 307/1. Maddesinde; "Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir." şeklinde tanımlanmaktadır. Feragat, davayı sona erdiren kesin bir usul işlemidir.Bilindiği gibi, feragat yalnız mevcut davadan değil, o dava ile istenen haktan da vazgeçme anlamına gelmektedir. Davadan feragat neticesinde, feragate konu hak tamamen düşer ve artık bir daha dava konusu yapılamaz (Postacıoğlu,İ.E.:Medeni Usul Hukuku Dersleri, 6.Bası,İstanbul 1975, sahife:479).Yine belirtmek gerekir ki feragatin geçerliliği karşı tarafın muvafakatine bağlı değildir. Etkisini onu yapanın tek yönlü irade beyanı ile doğurur. Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamaları da bu yoldadır. (11.4.1940 tarihli ve 70 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulunun 16.11.1966 tarihli ve 1438/290 sayılı, 27.05.1992 tarihli ve 1992/2-250/364 sayılı Kararları) 26.Mevcut açıklamalar ve mevzuat ışığında, vaki feragat nedeni ile davacıların maddi tazminat talepleri konusunda feragat nedeni ile ret kararı vermek gerekmiştir. 27.Davacılar vekili, manevi tazminat yönünden davaya devam ettiklerini beyan etmiş ancak davalı gerçek kişiler vekili manevi tazminat yönünden davaya devam edilemeyceğini beyan etmiştir. 28.Burada manevi tazminat yönünden belirtmek gerekir ki; Manevi tazminat isteminin mirasçılara geçmesi konusunda gerek 818 sayılı Borçlar Kanunu’nda, gerekse 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda her hangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bu hususa ilişkin tek düzenleme Türk Medeni Kanunu’nun 25/4. fıkrasında yer alan "manevi tazminat istemi miras bırakan tarafından ileri sürülmüş olmadıkça mirasçılara geçmez" hükmüdür. Bu yasal düzenleme gereği, manevi tazminat talep hakkı olan kişi tarafından dava yoluyla ileri sürülen manevi tazminat, o kişinin mirasçılarına intikal edebilecektir.(Y17HD., 2017/32 E, K. 2017/6026; 2014/11720 E, 2016/10442 K. Sayılı emsal ilam) 29.Somut olayda da, manevi tazminat talep hakkı olan ... sağlığında, bu hakkını ileri sürdüğünden, talep hakkı mirasçılara geçmiştir. 30.Davalı gerçek kişi vekillerinin bu hususa yönelik itirazı yerinde değildir. 31.Anayasanın güvence altına aldığı hak arama özgürlüğünün yanında, yine Anayasanın "Temel Haklar ve Hürriyetlerin niteliği" başlığını taşıyan 12. maddesinde herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka, 17. maddesinde de, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu'nun 24. maddesinde, kişilik haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmıştır. 25.maddesinde ise, kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı açıklanmıştır. Türk Borçlar Kanunu m. 56 gereği de ; Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 09.04.1982 gün ve E:1981/4-56, K:1982/348 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, kişilik hakları, kişinin kendi hür ve bağımsız varlığının bütünlüğünü sağlayan, herkese karşı ileri sürülebilen ve kaynağını Anayasa’dan alan; yani Anayasa’nın teminatı altında bulunan mutlak bir haktır. Manevi tazminat sade bir ifade ile, zarar görenin kişilik değerlerinde iradesi dışında meydana gelen eksilmenin (manevi zararın) giderilmesi, tazmin ve telafi edilmesidir(EREN, Fikret., Borçlar Hukuku-genel hükümler-, 8. Bası, Ekim 2003, s. 745, KILIÇOĞLU,Ahmet, Borçlar Hukuku, Ankara 2004, s. 311, ERTAŞ, Şeref., Manevi Tazminatın Hukuki Niteliği ve Miktarının Tespiti, Postacıoğlu'na Armağan, Ankara 1990, s. 83 vd.)Manevi tazminatta zarar, kişinin iç huzuru ve manevi bütünlüğüne yapılan saldırının mecazi ifadesidir(KILIÇOĞLU,Mustafa, Tazminat Hukuku,3. Baskı, Şubat 2010, s.1031.,HATEMİ, Hüseyin, Sözleşme Dışı Sorumluluk, C.II,İstanbul 1993, s.102) Manevi tazimnata hükmedilirken uygulamaya 22/06/1966 gün 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararındaki ilkeler ışık tutmaktadır. 32.Mahkememiz anılan hususların da farkında olarak, dosyaya dönüldüğünde, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, kusur durumu olayın oluşu ve sonucu, maluliyet oranı, 22/06/1966 gün 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararındaki ilkeler, manevi tazminatın caydırıcı olması ancak zenginleşmeye sebebiyet vermemesi likelleri de göz önünde tutarak, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, .... TL manevi tazminata hükmedilmesine karar vermek gerekmiştir. 33.Önemle belirtmek gerekir ki; davacı taraf, davalı sigorta şirketi ile sulh olunduğundan dosyadaki tüm maddi tazminat taleplerinden feragat ettiğini beyan etmiştir. Davalı sigorta şirketi vekili de yargılama taleplerinin olmadığını beyan etmiştir. Antalya Bölge Adliyesi Mahkemesi ... HD ... tarihli .... esas, ... sayılı kararında da belirtildiği üzere; Somut olayda hakkın özünden feragat söz konusu değildir. Davacı, verdiği dilekçe ile maddi tazminat yönünden davalı sigorta şirketi ile haricen anlaşıldığını beyan etmiştir. Sigorta şirketi tarafından maddi tazminata ilişkin bir ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Davalı sigorta şirketi ve diğer davalılar kendilerine karşı dava açılmasına yine kendileri sebebiyet vermişlerdir. Bu nedenle, mahkemece feragat nedeniyle reddedilen maddi tazminat yönünden davalılar lehine davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekmektedir(Yargıtay 17. HD'nin 13/10/2016 tarih ve 2014/9955 Esas, 2016/8876 Karar) Mahkememiz bu nedenlerle, maddi tazminat kalemi bakımından davacılar aleyhine vekalet ücreti takdir etmemiştir. Yine, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. HD nin, 2019/555 esas, 2020/91 karar sayılı güncel emsal ilamında da belirtildiği üzere; Davacı taraf maddi ve manevi tazminat isteklerini birlikte ileri sürmüşlerdir. Niteliği icabı "sadece maddi tazminata özgü" olan gider dışındaki tüm giderler ortaktır. Sadece maddi tazminata özgü yargılama gideri ise "hesap raporu" alınması için sarf edilen giderdir. Somut olayda da aktüer raporu alınmamıştır ve sadece maddi tazminata özgü olan bu gider zaten yapılmamıştır. Bütün giderler ortaktır. Davacı taraf yargılama gideri talep etmediğine ilişkin beyanda bulunmadığından bilakis sadece aleyhlerine yargılama gideri hükmedilmemesini talep ettiğinden, dosya manevi tazminat yönünden devam ettiğinden bu giderler için dosyadaki yargılama giderleri konusunda davacı lehine hüküm kurulmuştur. Tüm dosya kapsamı, yukarıdaki açıklamalar ışığında, aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafın maddi tazminat talebinin feragat nedeniyle REDDİNE, 2-Davacı tarafın manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; ... TL manevi tazminatın ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...' den alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 3-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL harcın mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL karar harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm gereği alınması gerekli bakiye ... TL nin davalılar ... ve ... 'den müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, 5-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için -kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak- "harç tahsil müzekkeresi" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine, (24/5/2013 tarihli ve 6487 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle bu bentte yer alan “kararın verilmesinden itibaren iki ay” ibaresi “kararın tebliğinden itibaren bir ay” şeklinde değiştirilmiştir.) 6-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen toplam ... TL nin davalılar ... ve ... 'den müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, 7-Davacı tarafça dosyada yapılan ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç-masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır) posta-tebligat-bilirkişi ücreti gideri toplamı... TL nin davalılar haklılık durumu gereği ... TL sinin davalılar ... ve ... 'den müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, arta kalan masrafın davacı üzerinde bırakılmasına,(sadece maddi tazminata özgü olan bir gider yoktur/hesap raporu alınmamıştır) 8-Davacı tarafın manevi tazminat talebi bakımından; davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden,... TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ... 'den müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, 9-Davalılar ... ve... kendilerini; davacıların manevi tazminat talepleri bakımından vekil ile temsil ettirdiklerinden, AAÜT m. 10 hükmü de dikkate alınarak, ... TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılar ... ve ... verilmesine, 10-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, (6100 sayılı HMK m. 333) ;12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirten, "Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi" göz önünde tutularak; her hangi bir bankaya ait hesap numarası ve/veya herhangi bir banka hesabına ait IBAN numarası verilmesi halinde taraflara ait artan gider avansının bildirdikleri hesaba aktarılmasına, 11-Kararın Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği m. 58 gereği talep ve masraf bulunması halinde taraflara ve/veya Teb. K. m. 11 ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 22/01/2003, 2003/1-25 E., 2003/7 K., ,Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı., 10/07/1940, 1940/7 E., 1940/75 K. nolu kararları gereği vekil ile temsil edilen tarafın vekiline tebligata çıkartılmasına,(RUHİ, Ahmet Cemal., Tebligat Hukuku., 2008, 6. Baskı, s. 127); taraflardan birisi tarafından kanun yoluna başvurulması halinde bu hususun tebliğ isteği olarak değerlendirilerek, gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmasına, Dair, davacı vekili Sn. Av. ... ve davalı ... vekili Sn. Av. ... ve bir kısım asil vekili Sn. Av. ...' nın yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.09/09/2020 Katip ¸e-imzalıdır Hakim ¸e-imzalıdır