İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2014/11410 E. 2014/13843 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2014/11410
- Karar No
- 2014/13843
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/795 Esas KARAR NO : 2025/13 DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 14/08/2023 KARAR TARİHİ : 07/01/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/01/2025 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından başlatılan bulunan Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dasyasına konu 20/12/2021 vadeli senet haksız ve hukuki dayanaktan yaksun bulunduğundan ve takibin devamı halinde ileride telafisi imkansız zararlar oluşacağından vaki icra takibinin öncelikle dava sonuçlanıncaya kadar teminatsız veyahut mahkemece mağduriyetlerine yol açmayacak uygun görülecek bir teminat karşılığında tedbir yoluyla durdurulmasına karar verilmesini, davanın tarafları arasında ticari faaliyet bulunduğunu, ticari faaliyetler gereğince davacılar tarafından davalı firmaya vaki cari hesap alacağına garanti alması için bir teminat senedi verildiğini, verilen senedin sadece ödeyecek kişilerle ilgili bilgilerin ve alacaklı olan şirketin bitgileri mevcut olarak imzalandığını ve verildiğini, senedin diğer kısımlarının boş olarak alacaklı şirkete verildiğini, senedin diğer kısımlarının davlı şirket tarafından yetkisiz olarak doldurulduğunu, bu şekilde icra takibine konu yapıldığını, tarafların uzunca bir müddet karşılıklı ticart faaliyet yürüttüklerini ve bu faaliyetlerle ilgili dava dilekçesi ekinde fotokopilerini sunmuş oldukları belgelerden de anlaşılacağı üzere 562.035,74 TL'lik bir alışveriş gerçekleştiğini, bu miktarın 512.000.00,TL'lik kısmının değişik tarihlerde davalı şirkete ödendiğini, davanın tarafları arasında mevcut cari hesap rakamlarına göre davacı müvekkillerinin 49.931.00TL borcu bulunduğunu, bunun dışında davalıya bir borcunun bulunmadığını, bu nedenle öncelikle dava konusu icra takibinin dayanağı olan senedin geçerlilik kaşulları bulunmadığından takibin iptalinin gerektiğini, cari hesapta bulunan davacı borcunun 49.931.00TL olduğunun tespiti ile bakiye bölüm açısından borçlu olmadıklarının tespitine, işin önemine binaen ileride telafisi imkansız zararların oluşmaması için dava sonuna kadar takibin 90.770.00TL lik kısmının ihtiyati tedbir yoluyla teminatsız olarak durdurulmasına, davalı tarafından haksız ve kötü niyetli şekilde müvekkili aleyhine takip yapmış olması sebebiyle % 20 den aşağı olmamak üzere davacılar lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, dava masraf ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Cevap Dilekçesi: Dava dilekçesi usulüne uygun olarak davalıya tebliğ edilmiş, davalı yasal süresi içerisinde davaya cevap vermemiş, aşamalardaki beyanlarında davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Bakırköy .... İcra Müdürülüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında yer alan 20/12/2021 vade tarihli, 140.700,00-TL miktarlı senedin, teminat senedi olarak verildiği iddiasına dayalı olarak takipten kaynaklı borcunun 49.931,00-TL olduğunun tespiti ve teminat amaçlı ve boş olarak davalıya verildiği iddiasına dayalı olarak geçersiz senede dayalı takibin iptali, bakiye kalan miktar yönünden borçlu olunmadığının tespiti istemine dair olduğu tespit edilmiştir. Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller: 1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. 2-Taraflarca dilekçeler ekinde sunulan deliller değerlendirilmiştir. 3-Mahkememizce: a- İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne müzekkere yazılmıştır. 4- Mahkememizce tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, dosya kapsamı belgeler ve her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtlar incelenmek sureti ile dava konusu senedin tarafları ticari defter ve kayıtlarında nasıl yer aldığı, teminat seneti amaçlı verilip verilmediğine ilişkin herhangi bir kayıt olup olmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yapılmasına, bilirkişi incelemesinin (kesin süreli) 11/12/2023 tarihinde saat 14;30da mahkememiz kaleminde yapılmasına karar verilmiş davacı tarafından kesin süre içerisinde incelemeye katılamadığı gibi ticari defter ve kayıtlar sunulmamıştır. Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri: Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu dava ile davalı tarafından icra takibine konu edilen senedin taraflar arasındaki ticari ilişkiye istinaden davalıya teminat olarak verildiğini, senedin davalıya boş olarak teslim edildiğini, davalı tarafından anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu, davalıya borcunun 49.931,00-TL olduğunu bu miktarı aşan kısım yönünden borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davaya konu icra takibine dayanak kambiyo senedi incelendiğinde; senet üzerinde teminat senedi olduğuna dair bir ibarenin bulunmadığı, davacı tarafından senedin teminat senedi olduğuna dair bir yazılı sözleşme ya da yazılı belge veya delil sunulmadığı, davalı tarafından da senedin teminat senedi olduğunun kabul ve ikrarına dair bir beyanda bulunulmadığı anlaşılmaktadır. Yerleşik Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere; bir senedin teminat senedi vasfını taşıyabilmesi için; ya senet metninde açık olarak teminatın hangi hususta verildiği belirtilmeli, ya da ayrı bir sözleşmeyle söz konusu teminat senedine atıf yapılarak senedin teminat senedi olduğunun belirlenebilir olması sağlanmalıdır. Senet üzerine yazılacak olan "teminattır" ibaresi tek başına senede teminat senedi olma hüviyetini kazandırmaz. "teminat senedidir," "devredilemez", "ciro edilemez", ibareleri tek başına geçersiz olup, hiç yazılmamış kabul edilir. Aynı yönde (Yargıtay 12.Hukuk Dairesi’nin 2014/11410 E. 2014/13843 K. sayılı ilamı). Bir senedin teminat senedi olduğunu ileri süren taraf bunu yazılı bir belge ile ispatlamalıdır. Somut olayda takip konusu bononun teminat senedi olarak düzenlendiği hususunda davacı tarafça dosyaya herhangi bir yazılı belge sunulamadığı, davalının bu yönde bir kabulünün bulunmadığı, bu durumda HMK'nun 200. Maddesine göre senede karşı senetle ispat yükümlülüğü altında bulunan davacı tarafça senedin teminat amacıyla verildiği hususunun ispatlanamadığı anlaşılmaktadır. Nitekim Yargıtay ... Hukuk Dairesi .... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Kural olarak kambiyo senetleri soyut borç ikrarını içeren senetlerdir. Kambiyo senetlerinde soyutluk prensibinin en önemli işlevi ispat açısından kendisini gösterir. Buna göre, bir kambiyo senediyle borç altına giren kimse, borçlu olmadığını iddia ediyor ise bu hususu ispat etmekle yükümlüdür. Bu bakımdan kambiyo senedinin bedelsiz olduğu iddiasıyla açılan menfi tespit davasında ispat külfeti davacı borçluya düşer. Bu itibarla, dava konusu bononun teminat senedi olduğunu iddia eden davacının öncelikle bu iddiasını HMK’nın 201. maddesi uyarınca yazılı delille ispatlaması ve bundan sonra da senedi elinde bulunduran hamilin iyiniyetli hamil olmayıp, bonoyu iktisabında bile bile borçlunun zararına hareket ettiğini kanıtlaması gerekmektedir. Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde ise, dosya kapsamı itibariyle davacı tarafça, dava konusu bononun teminat olarak verildiğine dair yazılı bir delil sunulmadığı gibi, senet metninde de, teminat senedi olduğuna ilişkin herhangi bir ibare bulunmadığı ve ayrıca, yapıldığı iddia edilen ödemelerin de işbu bonoya ilişkin kısmi ödeme olduğunu gösteren bir kaydın senet üzerinde veya senet dışında herhangi bir belgede bulunmadığının anlaşılması karşısında anılan hususlar nazara alınmaksızın yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı gerekçe ile hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir." Davacı tarafından öne sürülen ikinci iddia ise takibe konu senedin taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasıdır. Yukarıda detaylıca belirtildiği üzere kambiyo senetleri sebepten mücerret nitelikte olup, kambiyo senedine yönelik itirazların senede karşı senetle ispat kuralı uyarınca yazılı delil ile ispatlanması gerekmektedir. İspat yükü ise borçlu üzerindedir. Davacı tarafından davalıya takibe konu senedin boş olarak verildiği ve davalının senedi taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı olarak doldurduğu öne sürülmüş ise de bu iddianın ispatına yönelik olarak da herhangi bir yazılı belge sunulmadığı anlaşılmakla davacının bu yöndeki iddiasını da ispatlayamadığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafından son olarak davalıya borcun takibe konu miktarda olmadığı öne sürülmüş olup, Mahkememizce tarafların ticari defterlerinin incelenmesi için kesin süreli olarak gün verilmiş ise de tarafların ticari defter ve kayıtlarını kesin süresi içerisinde incelemeye sunmadıkları ve yerinde inceleme talep etmedikleri, davacı vekili tarafından 13.02.2024 tarihli celsede müvekkilinin kanser tedavisi görmesi sebebiyle inceleme günü hazır bulunamadığını beyan ettiği ancak bunu ispata yarar belge sunmadığı gibi mazeret ile inceleme gününün değiştirilmesi veya yerinde inceleme talebinde de bulunmadığı anlaşılmakla kesin sürenin sonuçları gereğince davacının 6100 sayılı Kanun gereğince ticari defter ve kayıtlara ilişkin delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılması gerektiği anlaşılmıştır. Davacı tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan delillerin değerlendirilerek borcun bulunmadığının tespiti talep edilmiş olup, Mahkememizce söz konusu deliller değerlendirildiğinde; Davacı tarafından delil olarak sunulan ödeme belgelerinde takibe konu senede yönelik bir atfın ve açıklamanın bulunmadığı, davalı tarafından söz konusu ödeme belgelerinin davaya konu icra takip dosyasındaki senede yönelik olduğunun kabul ve ikrar edilmediği, senede karşı senetle ispat kuralı gereğince ispat yükü üzerine düşen davacı tarafından sunulan ödeme belgelerinin takibe dayanak senede ilişkin olduğunun davacı tarafından ispatlanması gerektiği, ancak davacı tarafından sunulan ödeme belgelerinde senede yönelik bir atıf veya açıklamama bulunmadığı ve davalı tarafından kabul edilmediği gözetildiğinde davacının ödeme iddiasını da ispatlayamadığı anlaşılmaktadır. Sonuç olarak davacı tarafından öne sürülen senedin teminat senedi olduğu, anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu ve senede konu borç için kısmi olarak ödeme yapıldığı iddialarını ispata yarar yazılı belgenin sunulamadığı ve iddiaların ispatlanamadığı anlaşılmakla davacının menfi tespit talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Mahkememizce davacının talebi üzerine tedbir kararı verildiği ve teminat yatırılarak tedbirin uygulandığı anlaşılmakla menfi tespit talebine konu miktarın %20'si oranında hesaplanan 18.154,00-TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine de karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Dava değerinin %20'si oranında hesaplanan 18.154,00-TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60-TL harçtan peşin alınan 1.150,13-TL harcın mahsubu ile artan 722,53-TL harcın davacıya karar kesinleştiğinde ve talep halinde İADESİNE, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine, 7-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 07/01/2025 Katip ... ¸e-imza Hakim ... ¸e-imza