İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 2024/121 E. 2025/78 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Esas No
2024/121
Karar No
2025/78
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/121 KARAR NO : 2025/78

DAVA : Markadan Doğan Haklara Tecavüzün ve Haksız Rekabetin tespiti, Önlenmesi ve Durdurulması ile Manevi Tazminat DAVA TARİHİ : 06/06/2024 KARAR TARİHİ : 07/03/2025 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/04/2025

Mahkememizde görülmekte bulunan Markadan Doğan Haklara Tecavüzün ve Haksız Rekabetin tespiti, Önlenmesi ve Durdurulması ile Manevi Tazminat davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkili şirketin, yarım asrı aşan tecrübesi, kurumsal yönetimi, kaliteden taviz vermeyen gıda anlayışı ile sektörün tercih edilen markaları arasında bulunduğunu, müvekkilinin bir çok yerde restoranı mevcut olduğunu, sahip olduğu markayı da bu sebeple tescil ettirdiğini, müvekkili şirketin, ticaret ünvanında tescilli Türk Patent Enstitüsü nezdinde 23/08/2017 tarihinde ve yine 10/08/2021 tarihinde tescillenmis olan ... isimli müvekkili firmaya ait 2017 yılına ait .... basvuru numaralı ile 2021 yılında tescil edilen ... basvuru numaralı markanın, ayrıca ... isimli müvekkil firmaya ait 06/11/2020 basvuru tarihli ... basvuru numaralı marka da tescil belgesine sahip olduğunu, davalı tarafın, ... markalarını tescil tarihlerinden sonra kendisinin de tescil ettirdiğini, kötüniyetli hareket ettiğini, bu sebeple davalı tarafın tescil ettirdiği markanın silinmesini de talep ettiklerini, müvekkilnin tescilli olan ...ile ... markasının, karşı tarafın ...,.... Sk. NO:11 34517 Esenyurt/Istanbul adresinde bulunan isyerinde tabelasında kullanıldığı, tescil kapsamı içinde yer alan emtia ve hizmetlerde ... ile ... markasının tescil kapsamı içinde yer alan mal ve hizmetlerde kullanıldığını, tabela, levha, brosür, menü, afis, ve sair her türlü yazılı-basılı materyalin markanın tüketici nezdindeki tanınmışlığından faydalanarak tüketici nezdinde iltibasa neden olduğunu, bu suretle haksız kazanç sağladığı gibi, müvekkili şirketin markasına ve itibarına da zarar verdiğinin tespit edildiğini, müvekkilinin öncelikli hak sahibi olduğunu, davalının işyerinde tabela, levha, brosür, menü, afis, ve sair her türlü yazılı-basılı materyalin, kapılar üzerinde, basılı ve yazılı evraklarında ... ibaresini markasal olarak kullandığını, söz konusu kullanımlarının, markaların görünüm, konsept, kullanılan renkler de göz önüne alındığında davacı markaları ile fonetik, görsel ve kavramsal açısından ayniyet derecesinde benzer olduğunu, davalının kullanımları nedeniyle ortalama tüketici nezdinde iltibas meydana geleceğini, davalının bu tip kötüniyetli kullanımları ile davacı müvekkili şirketle arasında akdi bir ilişki(yetkili bayi, temsilci, ürün ve/veya hizmetler garanti vb) olduğu izlenimi uyandırdığını ve bu sekilde de haksız kazanç elde ettiğini, davacının markasının tanınmış marka olması nedeniyle, davalının bu yekildeki kötüniyetli markasal kullanımla davacının markalarının tanınmışlığından ve itibarından haksız fayda sağlandığını, davalının eylemlerinin markayı sulandırdığını ve markanın ayırt edici karakterine zarar verdiğini, davalının söz konusu kötüniyetli kullanımlarının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 29. Maddesi uyarınca marka hakkına tecavüz oluşturduğunu, manevi tazminat talep hakkı mevcut olduğunu, açıklanan nedenlerle, marka hakkına tecavüzünün ve Türk Ticaret Kanunun 55. ve 56. maddeleri uyarınca haksız rekabet teşkil eden fiillerin tespiti, önlenmesi durdurulması ile, davacının markalarının tescilli oldukları mal ve hizmetler kapsamında olan ve davacıya ait markalarının yer aldığı davalıya ait ürünlere, bu ürünlerin üretiminde kullanılan araç ve gerece el konulmasına, yazılı ve basılı evrakların, tabelanın, bu markanın yer aldıgı reklam, kartvizit, brosür ve tüm yazılı tanıtım vasıtaları ile tabela ve yol kenarında halka açık alanlarda bulunan levhalardan "... " ibaresinin silinmesine, silinemediği takdirde toplatılmasına ve masrafı davalıdan alınmak suretiyle karar kesinleştiğinde imhasına, davalı tarafın kötü niyetli olarak müvekkilimin markasını müvekkilinin tescil tarihinden sonra tescil ettirmiş olması sebebiyle tescil ettirdiği markanın silinmesini, 6769 sayılı SMK'nun 149. maddesi vd. ve TTK. 56. maddesi uyarınca davalı tarafın 200.000.00 TL manevi tazminata hükmedilmesine, hükmedilecek olan manevi tazminatın dava tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, hüküm özetinin ilanına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalılar ... ve .... Tic. Ltd. Şti vekili cevap dilekçesi ile, davacı ... her ne kadar "..." markasını davalı olarak göstermişse de "..." markasının herhangi bir gerçek ve tüzel kişiliği bulunmadığını, müvekkili ... ve ... Tic. Ltd. Şti.'nin "..." markasının sahipleri olduğunu, işbu davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, bu mümkün değilse taraf değişikliği ile taraf teşkili sağlanması gerektiğini, dava konusu edilmiş müvekkili adına tescilli markada bulunan "..." ibaresinin ingilizce tavuk anlamına gelen "..." ve ... anlamına gelen "..." kelimesinden türetildiğini, davacı ... başka kelimelerle birlikte kullanımında kendi mülkiyetine konu edemeyeceği bir kelime olduğunu, davacı ... iddialarını kabul anlamına gelmemekle beraber, marka hakkına tecavüzden kaynaklı maddi ve manevi tazminatın sorumluluğu haksız fiil sorumluluğuna dayandığını, bir haksız fiilin varlığından söz edebilmek için öncelikle ortada hukuka aykırı bir fiilin bulunması gerektiğini, davacı tarafından her ne kadar manevi tazminat talebinde bulunulmuşsa da Mahkeme nezdinde görülen yargılamada markanın kullanımına ilişkin haksız fiil teşkil eden bir eylem bulunmadığını, söz konusu markanın, müvekkili adına tescil edildiğini ve kullanımı ile tasarrufu müvekkillerine hak olarak tanındığını, müvekkillerinin kullanımına ilişkin olarak herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, haksız bir fiilin varlığından bahsedilemeyeceğini, idari bir kurumun gerçekleştirmiş olduğu bir işlem neticesinde zarara uğradığını iddia eden davacının muhattabı müvekkilleri olmamakla beraber, yargılamaya ilişkin uyuşmazlığın çözüleceği yargı kolu da işbu yargı kolu olmadığını, öncelikle davanın husumetten reddine, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın bütün talepler ve iddialar yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan davacı adına kayıtlı marka tescil belgeleri celp olunmuştur. Dosyanın yapılan incelemesinde, dava dilekçesinde davalı olarak tüzel kişiliği haiz olmayan "..." isimli markanın gösterildiği ve açık bir şekilde talep sonucunun belirtilmediği, "markanın silinmesi" talep edildiği anlaşıldığından, davacı vekiline HMK 119/1-ğ ve 119 son gereği açık bir şekilde talep sonucunu bildirmek ve HMK 119/1-b gereği davalının kimliğini sunmak için kesin süre verilmiş, davacı vekilince sunulan dilekçesinin açık bir şekilde talep sonucunu içermediği anlaşılmıştır. Davacı vekili 07/03/2025 tarihli celsede taleplerinin iptal mi, hükümsüzlük mü olduğu ve bu talebe konu markanın tescil numarasını beyan edemediğini, bu konuda taraflarına yeniden süre verilmesini talep ettiği görülmüştür Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı vekiline HMK 119/1-b son gereği davalı kimlik bilgilerini açıklamak üzere kesin süre verilerek sonuçlarının hatırlatıldığı, kesin süreye rağmen davacı tarafça talebinin usulüne uygun bir şekilde açıklanmadığı, HMK 119/2 maddesinde, "Birinci fıkranın (a), (d), (e), (f) ve (g) bentleri dışında kalan hususların eksik olması hâlinde, hâkim davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre verir. Bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması hâlinde dava açılmamış sayılır." hükmünün düzenlendiği görülmüştür. Dava dilekçesinde, davalı olarak tüzel kişiliği olmayan markanın gösterildiği, Mahkememizin (Y.9.H.D. 07/06/2018 tarih, 2015/23226 e. 2018/12914 k.) münhasıran bağlı olduğu, netice-i talebinde "markanın silinmesini" talep ettiği, bunun üzerine HMK'nın 119/1-ğ ve 119 son uyarınca açık bir şekilde talep sonucunu bildirmek ve 119/1-b maddesi gereği davalının kimliğini sunmak için davacı vekiline kesin süre verildiği, ancak davacı vekilince sunulan dilekçenin usulüne uygun açık bir şekilde talep sonucunu içermediği anlaşıldığından davanın açılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-Davacının davasının AÇILMAMIŞ SAYILMASINA, 2-Alınması gereken 615,40 TL harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın, davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirmekle, Avukatlık Asgari Ücret tarifesinin 7. Maddesine göre 40.000,00 TL vekalet ücretinin, davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 5-Karar kesinleştiğinde kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliyesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.07/03/2025

Katip ... ¸

Hakim ... ¸

Atıf: Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2024/121, K. 2025/78, T. 07.03.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-bakirkoy-2-fikri-ve-sinai-haklar-hukuk-mahkemesi-2024-121-e-2025-78-k-b09742c0d1bd