İlk Derece Mahkemesi · Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 2025/433 E. 2026/299 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Esas No
2025/433
Karar No
2026/299
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/433 Esas - 2026/299

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R

ESAS NO : 2025/433 KARAR NO : 2026/299

DAVA : Marka .... Kararı İptali - Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 29/09/2025 KARAR TARİHİ : 22/06/2026 Yazım Tarihi: 11/07/2026

İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE:Yayına itirazlarının kısmen kabul edildiğini, Dava konusu 35/5. grup altındaki 30. sınıftaki malların tamamının müvekkiline ait tescilli .... sayılı markaların kapsamında yer aldığını, Dava konusu 32. sınıftaki malların tamamının müvekkile ait tescilli .... sayılı markaların kapsamında yer aldığını ve özellikle “...” emtialarının müvekkilin de aktif olarak faaliyet gösterdiği sporcular için gıda takviyesi alanı ile ortaklık gösterdiğini, Dava konusu 31. sınıftaki malların tamamının, özellikle müvekkilin de aktif olarak faaliyet gösterdiği gıda sektörüne ilişkin emtialar oldukları için müvekkile ait tescilli markaların kapsamında yer alan mal ve hizmetlerle benzerlik gösterdiğini, Emsal yargı kararları bulunduğunu belirterek, dava konusu ... kararının iptalini ve markanın sicilden terkinini ve hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı Şahıs dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Markaların karıştırılmayacağını, Sağlıklı beslenme anlamını çağrıştıran bir marka olduğunu, ... kelimesinin jenerik olduğunu, ... kelimesinin de ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, Kullanımın ispat edilmediğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şahsın ... başvuru sayılı markasına yönelik davacı firmanın itiraz mesnedi markaları dolayısıyla SMK 6/1 maddesine göre iltibas, SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık, SMK 6/6 Maddesine göre diğer fikri hak , SMK 6/9 maddesine göre kötü niyetli başvuru yapıldığı iddia ve itirazlarının reddi , SMK 19/2 maddesi kapsamında yapılan değerlendirmeye yönelik ...'nın ... sayılı ... kararının iptalinin , davalı markasının tescili halinde hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 29/07/2025 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 29/09/2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında; ".... ŞİRKETİ tarafından yapılan itirazda, ... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın kısmen reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun .... sayılı "... ", "...", "...", "..." ibareli markalara dayanılarak, 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca tümden reddi talep edilmektedir. Başvuru sahibinin ... (...) nezdindeki yayına itiraz işlemlerinde, kullanım ispatına konu itiraz gerekçesi markalar hakkında SMK m. 19(2) çerçevesinde kullanım ispatı talebinde bulunduğu; yayına itiraz sahibi tarafından sunulan delillerin incelenmesi neticesinde ... tarafından bu markaların ihtilaf konusu mallar/hizmetler yönünden kullanımının ispatlanamadığının tespit edildiği ve md. 6/1 kapsamında yapılan incelemede dikkate alınmadığı görülmüştür. Kullanım ispatı konusunun daha önceki aşamada (... nezdindeki yayına itiraz sürecinde) tartışılmış olması, kullanım ispatı konusunun ana uyuşmazlığa (SMK m. 6(1)) bağlı ve aynı uyuşmazlık içinde çözülmesi gereken bir mesele olması nedeniyle ve Kurul kararının bütünlüğü de gözetilerek yapılan incelemede ...'nin söz konusu tespitinde bir isabetsizlik bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Dolayısıyla, kullanım ispatı talebine konu itiraz gerekçesi .... sayılı markaların kullanımının yeterli delillerle ispatlanamadığı sonucuna varılmış olduğundan, SMK m. 19(2) hükmü uyarınca, söz konusu markalara dayalı olarak SMK m. 6(1) kapsamında yapılan itirazda dikkate alınması mümkün görülmemiştir. 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi "tescil için başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir" hükmünü amirdir. Karıştırılma ihtimalinin genel olarak, ilgili olaydaki marka örneği, mal ve hizmetler, markaların özgün ya da yaygın olarak kullanımı bulunan ayırt edici niteliği düşük ibarelerden oluşup oluşmadığı ve bütün bunların sonucunda özellikle markaların muhtemel tüketici kitlesi tarafından algılanma şekli gibi unsurların tamamından oluşan şartların birlikte dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekir. Karıştırılma ihtimalinin oluşmasında ilgili faktörler arasında ve özellikle markalar ve mal ve hizmetler arasında benzerlik arasında belirli bir etkileşim mevcuttur. Buna göre, mal ve hizmetler arasındaki daha az bir benzerlik düzeyi markaları oluşturan ibareler arasındaki daha yüksek bir benzerlik düzeyi ile dengelenebilir veya tam tersi bir şekilde mal ve hizmetler arasındaki güçlü bir benzerliğe rağmen ibareler arasındaki zayıf benzerlik nedeniyle karıştırılma ihtimali ortaya çıkmayabilir. Bu kapsamda yapılan inceleme sonucunda, kullanım ispatı talebine konu bulunmayan .... sayılı itiraz gerekçesi markaların başvuru ile benzer olduğu görülmekle birlikte, başvurunun "..." ve "..." ibarelerinin bütünleşmesinden oluşması, muteriz markaları kapsamında yer alan mallar/hizmetler ile aynı ya da benzer sınıfların yayına ilk itiraz aşamasında başvuru kapsamından çıkartılmış olması gibi somut olaya özgü tüm hususlar birlikte göz önüne alındığında, başvuru ile itiraz gerekçesi markalar arasında, başvuru kapsamında kalan mallar/hizmetler yönünden ilişkilendirilme/karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkmayacağı kanaatine varılmıştır. Ayrıca, 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesinde sayılan koşulların ortaya çıkacağına ilişkin olarak bir sonuca varmak için yeterli kanaat oluşturacak deliller, argüman ve savlar sunulmadığından, Kurul'da da bu yönde bir kanaat oluşmadığından, başvurunun 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesi uyarınca reddini gerektirecek haklı ve geçerli bir sebep bulunmadığı görüşüne varılmış ve bu yöndeki itiraz kabul edilmemiştir. Öte yandan, yukarıda belirtilen tespitler ışığında, SMK m.6/6 koşulları oluşmadığı kanaatine varıldığından, söz konusu iddia da kabul edilmemiştir. Başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönündeki iddia da somut delillerle ispatlanmadığı gibi, sadece markalar arasındaki benzerlik iddiasına dayandırıldığından ve Kurul'un kanaatine göre, markalar arasındaki benzerlik veya karıştırılma ihtimali, diğer başkaca koşulların varlığı aranmaksızın, tek başına, kötü niyet iddiasının kabulü için yeterli bir kanıt teşkil etmediğinden (....) bu gerekçeye dayalı itiraz da yerinde ve haklı görülmemiştir. Belirtilen nedenlerle, ... ŞİRKETİ tarafından yapılan itirazın reddi gerekmiştir. ... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun .... sayılı "... ...", "...." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi uyarınca kısmen reddi yönündeki ... kararına karşı, başvuru hakkındaki kısmi ret kararının kaldırılması talebiyle başvuru sahibi tarafından yapılan itiraz incelenmiştir. Karıştırılma ihtimalinden söz edebilmek için, hedef tüketici kitlesi nezdinde, tescilli veya önceki tarihli marka ile tescil edilmek istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma ihtimali incelemesi; markalar arasındaki benzerlik düzeyi, mal/hizmetler arasındaki benzerlik düzeyi, itiraza gerekçe olarak gösterilen markanın ayırt edici gücü ve ilgili tüketici kesiminin dikkat düzeyi gibi bir dizi unsurun değerlendirilmesine dayanır. Bu değerlendirme son tahlilde bütün unsurların birlikte değerlendirilmesiyle yapılmalıdır (....).Bu hususlar çerçevesinde, başvuruya konu "..." ibareli marka ile asli ayırt edici unsuru/unsurlarından biri ".../..." olan kısmi ret gerekçesi markalar arasındaki görsel, işitsel ve kavramsal yönden benzerliğin yanı sıra, markaların aynı/benzer mal/hizmetleri kapsaması hususu da dikkate alındığında, ilgili tüketici kesimi nezdinde marka sahipleri arasında iktisadi yönden bir bağlantı bulunduğu yönünde bir izlenim oluşabileceği, diğer bir ifade ile markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Başvuru sahibinin ilgili piyasadaki kullanımlarının da sonucu değiştirmeyeceği kanaatine varılmıştır. Sayılan nedenlerle, yayına itiraz incelemesi neticesinde verilen başvurunun kısmen reddine yönelik karar ve gerekçesi isabetli görülmüştür. KARAR Her iki itirazın da reddine oybirliği ile karar verilmiştir.” ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını,fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.", Madde 19 /2" 6 ncı maddenin birinci fıkrası kapsamında yapılan itirazlarda, itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. İtiraz sahibi tarafından bu hususların ispatlanamaması durumunda itiraz reddedilir. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması hâlinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir." Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere, farklı sınıf ve/veya alt gruplarda yer alan mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının tespitinde, bahse konu mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin özellikleri dikkate alınmak suretiyle; Bu mal veya hizmetlerin benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, Dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olup olmadığı, İkame imkanlarının bulunup bulunmadığı, birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin bulunup bulunmadığı, Benzer markaları bu farklı sınıf ve alt gruplardaki mal veya hizmetler üzerinde gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurup kurmayacağı hususları göz önünde tutulan kıstaslar arasındadır. SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin farklı mal ve hizmetlerde kullanılması amacıyla yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde başkasının başvuru markası dolayısıyla şayet taraf markaları aynı/benzer mal/hizmet içermiyorsa ve bu marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir. SMK 6/6 madde kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı girer. Marka ve ticaret unvanı da sınaî mülkiyet hakkı olarak maddenin koruma kapsamına alınmıştır. Ancak sınaî mülkiyet hakları kapsamında korunacak bir markadan veya ticaret unvanından söz edebilmek için “tescil” şarttır. Örneğin bir ticaret unvanına dayanarak başkasına ait marka tescilinin engellenmesi isteniyorsa bu ticaret unvanının ticaret sicilinde tescilli olması gerekmektedir. Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Kullanılmama def'i; 10/01/2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU'nda 6/1 maddesine göre marka başvurularında, 25.nci maddeye göre hükümsüzlük davasında ve de 29.ncu maddesindeki tecavüz davalarında iltibasa dayalı itiraz gerekçesi mesnet marka ( ya da markaları) yönünden kullanılmama def'i imkanı getirilmiştir. Buna göre kendisine ispat yükü düşen taraf ileri sürdüğü davaya konu başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde mesnet (dayanak) marka/markaların kapsamındaki mal veya hizmetler bakımından markasını Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğunu ispatlamalıdır. Aksi takdirde itiraz yapılmamış veya açmış olduğu davasını da ispat edememiş sayılması sonucu ortaya çıkacaktır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı başvuru Markası Davacı Markaları

...+... ...+...

14/04/2026 Tarihli Bilirkişi Raporundan ÖZETLE; "1) ... sayılı itiraz gerekçesi marka kapsamındaki satış hizmetlerinin dava konusu 31 ve 32.sınıflardaki mallarla ilişkili olduğu, markaların karıştırılma olasılığına neden olacak benzerlikte olmadığı, 2) Dava konusu diğer mal ve hizmetlerin itiraz gerekçesi markalar kapsamındaki mal ve hizmetlerle aynı/aynı tür/benzer olmadığı, 3) .... sayılı markaların kullanımının ispat edilmediği, 4) Taraf markalarının genel izlenim yönünden benzer olmadığı, 5) Taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6(1) maddesi kapsamında karıştırılma olasılığı bulunmadığı, 6) 6769 sayılı SMK’nın 6(5) maddesi yönünden iddiaların ispatlanmadığı, 7) 6769 sayılı SMK’nın 6(6) maddesi yönünden iddiaların ispatlanmadığı, 8) 6769 sayılı SMK’nın 6(9) maddesi yönünden hukuki yorum yetkisinin Sayın Mahkeme’ye ait olduğu, 9) Dava konusu ... sayılı ... kararının yerinde olduğu, 10) Dava aşamasında gerekçelere eklenen markaların ... kararının iptali talebi yönünden etkisi olmadığı, dava konusu marka hükümden düştüğünden bu durumun sonucu etkilemediği," şeklinde ifade edilmiştir. Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.

GEREKÇE: Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davalının " ...+... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait ... sayılı " ...+..." ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu; Diğer yönden bilirkişi raporunda sayfa 9-10 deki karşılaştırma tablosunda taraf markaları arasında davacının markasının kapsamındaki 31 ve 32. Sınıftaki tüm mallar yönünden aynı/benzer/ilişkili/bağlantılı mallar olduğundan kısmen emtia benzerliği de oluştuğu; İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu yukarıdaki mallar için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının " ...+... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının" ..." ibareli tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı ; diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından yukarıdaki mallarda davacının ... sayılı " ...+..." ibareli tescilli markalı mallarından satın almak/yararlanmak isterken davalının " ...+... " ibareli başvuru markalı malı satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşayabileceği ; ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından benzerlik nedeniyle başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markası arasında bu emtialarda işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı da oluşabileceği yani markaları karıştırabileceği bu açılardan bu emtialarda SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunduğu kanaati oluştuğu; Bu emtialar dışında kalanlarda ise emtia benzerliği/ilişkisi gerçekleşmediğinden taraf markalarında SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı; Diğer yönden ; Davacı tarafın başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği kanıtlanmadığı, SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ; Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı; Ancak bu durumlar yukarıda anlatılan kısmi iltibası ortadan kaldırmadığından davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, 2-Dava konusu ...'nın ... sayılı ... kararının dava konusu edilen ... sayılı markanın kapsamında yer alan 31 ve 32. Sınıftaki tüm mallar yönünden ... kararının KISMEN İPTALİNE, marka tescilli olmadığından hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına, 3-Diğer kısımlar yönünden davanın REDDİNE, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin düşümü ile bakiye 166,60 TL'nin davalılardan eşit tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 5-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalı kuruma verilmesine, 6-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine, 7-Davacının yaptığı; 16.000,00 TL bilirkişi ücreti, 1.320,00 TL tebligat gideri, 615,40 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 17.935,40 TL nin kabul ve red oranına göre takdiren 1/2 si olan 8.967,70 TL nin davalılardan eşit tahsili ile davacıya verilmesine, 8-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı şahsın yokluğunda, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.22/06/2026

Katip .... Hakim .... E- imzalıdır E- imzalıdır

Atıf: Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2025/433, K. 2026/299, T. 22.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-ankara-4-fikri-ve-sinai-haklar-hukuk-mahkemesi-2025-433-e-2026-299-k-5e163a76adb4