İlk Derece Mahkemesi · Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 2025/233 E. 2026/214 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Esas No
- 2025/233
- Karar No
- 2026/214
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/233 Esas - 2026/214
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2025/233 KARAR NO : 2026/214
DAVA : Marka ...Kararı İptali - Sicilden Terkin DAVA TARİHİ : 30/05/2025 KARAR TARİHİ : 11/05/2026 Yazım Tarihi: 21/05/2026 İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Davalı Kurumun kararında, iltibas değerlendirmesinin eksik ve hatalı yapıldığını, “...” ibaresinin, davacı banka markalarının esas unsuru olan “...” ibaresini aynı sıra ve harf yapısıyla içerdiğini, “...” ibaresinin, bankacılık sektöründe yüksek ayırt ediciliğe sahip, tanınmış, kamuoyunca bilinen ve özgün bir işaret olup, farklı alanlarda da çok sayıda tescil başvurusuyla korunduğunu, başvuru konusu “...” ibaresinin görsel, işitsel ve kavramsal olarak “...” markasını çağrıştırdığını, başvurunun tescili halinde tüketiciler nezdinde kaynak karışıklığına ve marka itibarı zedelenmesine neden olabilecek nitelikte olduğunu, "..." harfinin eklenmesi ile aynı mal ve hizmet sınıflarına ait markaların müvekkili banka ile davalı arasında bir çağrışıma sebebiyet vereceğini, “...” kelimesi İngilizce “...” kelimesi için sık kullanılan bir kısaltma olmakla beraber dilimize “...” olarak geçtiğini, ... kelimesi, ticari hayatta bir markanın önüne getirildiğinde o markanın profesyonelce çalıştığının, ... hizmet verdiğinin bir belirtisi olarak kullanılan bir ibare olduğunu, bu ibarenin hizmeti tanımlayıcı bir ibare olmamakla birlikte işin kalitesini, verilecek hizmetin niteliğini tanımladığını, itiraza konu ... ibareli markanın, müvekkil adına uzun yıllardır tescilli ve kullanımdaki "..." markasıyla işitsel, görsel ve kavramsal benzerlik arz ettiğini, "..." markasında kullanılan "..." ibaresinin, müvekkilin markalarının esas unsuru olduğunu ve ayırt edici gücünün yüksek olduğunu, "..." ekinin, sektörde sıkça kullanılan, ayırt ediciliği düşük bir ifade olduğunu, bu nedenle "..." ibaresi, tüketicinin zihninde doğrudan "..." markasını çağrıştırdığını ve markalar arasında iltibas tehlikesi doğurduğunu, tüm bu kriterlerle beraber incelendiğinde müvekkili bankanın tescilli ve tanınmış markaları ile davalı tarafın itiraz edilen markası marka görünüş, kullanılan renkler, seçilen font ve yazı şekli gibi tüm unsurları bir bütün halinde değerlendirildiğinde görsel anlamda müvekkili bankanın markalarına benzediği ve hitap ettiği kitle açısından da davalı taraf markası ile karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, davalı tarafından "..." ibareli marka her ne kadar davalı tarafın unvanından gelen bir kısaltma olsa da bu unsura tanınmışlık kazandıran ve ... tarafından tanınmış marka sıfatına haiz görülen müvekkili banka markaları uzun yıllardır kullandığını, bu nedenle bu markayı ülkemizde tanınmış hale getiren müvekkili banka olup; davalı tarafından bir hak sahipliği iddia etmesinin kabul edilemeyeceğini, müvekkili bankanın yıllarca gerçekleştirerek emek verdiği tanınmış ve seri markaları üzerinden, bu şekilde benzer bir ibare ile tescil başvurusunda bulunulması açıkça hukuka aykırı olup; kötü niyet teşkil ettiğini, davalı şirketin kötü niyetli bir şekilde tescil ettirmek istediği “..." ibareli markasının görsel ve işitsel benzerlikler ile birlikte tüketicide müvekkili bankanın "..." ibareli markasına ait seri markalarından biri izlenim yaratacağını ifade ederek ... tarafından verilen ... sayılı kararın haksız ve hukuka aykırı olması nedeniyle iptaline, davalı şirketin ... başvuru numaralı "..." markasının tescili için başvurulan tüm sınıflarda reddine, ... başvuru numaralı "..." markasının tescil edilmesi durumunda sicilden terkinine, İhtiyati tedbir talebinin kabulü ile, davalı adına ... tescilli markaların üçüncü kişilere devrini önlemek ve tasarruf haklarının kısıtlanması amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesine ve kararın Markalar Siciline şerh edilmesi amacıyla ... ’ne bildirilmesine, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin ise davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı Firma Vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Karıştırma ihtimali olması için markalar ve ürünler arasında benzerlik bulunması gerektiğini, dava konusu müvekkil şirketin kullanmış olduğu markanın "05 Sınıf: Zararlı böcek, zararlı bitki, zararlı mantar, ve kemirgenleri yok edici maddeler" emtiasında tescilli olduğunu, davacı şirket ise bankacılık sektöründe faaliyet göstermekte olup adı geçen iki markanın iş sahalarının benzerlik göstermediğini, müvekkil şirkete ait başvuru markası ile davacı şirkete ait itiraz gerekçesi markaların genel tertip ve şekilsel unsurları yönünden incelendiğinde farklı markalar olduğu görüldüğünü, söz konusu "banka" ile "zirai ilaç" arasında hiç bir bağlantı bulunamadığını, karıştırılabilir nitelikte benzer ürünler olmadığını, söz konusu markanın kullanımları arasında mal ve hizmetlerin benzerliği veya ilişkilendirilebilme ihtimali bulunmadığını, dava konusu markalar, ihtiva ettikleri unsurlar ve bütün olarak bıraktıkları izlenim itibariyle, görsel, işitsel veya anlamsal düzeyde ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer markalar olmadığını, bu nedenle davacı vekilinin iddialarının aksine, dava konusu markalar arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma veya ilişkilendirilme ihtimalleri ortaya çıkmadığını, davacı vekilinin davacı şirkete ait tanınmışlıkla ilgili iddialarının, haksız ve mesnetsiz olduğunu, bir markanın tanınmış marka gerekçe gösterilerek yapılan itiraz üzerine reddedilebilmesi için başvurusu yapılan marka ile tanınmışlığı iddia edilen itiraz gerekçesi markanın aynı/benzer olması gerektiğini, müvekkili şirkete ait marka, davacı markalarına benzer olmadığından tanınmışlığın huzurdaki davaya etkili olmadığını, davacı tarafından markasının tanınırlığına ve müvekkil şirkete ait markanın bu tanınırlığa zarar verme riskinin varlığını ispatlayacak bir delilin mevcut dosyaya sunulmadığını, bu gerekçe ile davacının tanınmış markaya dayalı iddia ve taleplerinin de reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının müvekkil şirketin kötüniyetli olduğu yönündeki iddialarının asılsız olduğunu, davacı şirketin sadece markalar arasındaki benzerlik iddiasına dayanarak kötü niyet iddiasında bulunduğunu, davacının bu iddiasını da kanıtlar nitelikte bir delil sunamadığını, markanın kullanım alanlarının birbirinden farklı olduğunu, müvekkil şirketin iş bu ürününü kullanan ilgili çevre tarafından davacı tarafın kullanım alanı ile müvekkil şirketin ürünü arasında ilişki kurulabilme ihtimali bulunmadığını ifade ederek açılan haksız davanın reddini talep etmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı firmanın ... Başvuru sayılı markası ile davacı firmanın "..." ibareli tescilli markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı , davacı tarafın SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık , SMK 6/9 maddesine göre davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarına yönelik ... sayılı ... kararının iptalinin , davalı markasının tescili halinde sicilden terkini gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 02/04/2025 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 30/05/2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında; “... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ....,....... sayılı "...", ....."... ", "....ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali, tanınmışlık ve kötü niyet gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. Karıştırılma ihtimali gerekçeli itiraz yukarıda belirtilen genel ilkeler esas alınarak incelenmiştir. Yapılan değerlendirme sonucunda, işbu başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların ihtiva ettiği unsurlar ve bütün olarak bıraktığı izlenim itibariyle, görsel, işitsel veya anlamsal düzeyde ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmadığından 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında yapılan itiraz haklı bulunmamıştır. Diğer taraftan somut olay açısından, itiraza konu başvurunun tescilinin 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde de bir kanaat oluşmadığından, tanınmışlık gerekçesine dayalı itiraz da haklı görülmemiştir. Son olarak, başvurunun kötü niyetle yapılmış olduğuna dair yeterli bilgi/belge itiraz ekinde sunulmadığından itirazın tüm gerekçeleriyle reddi gerekmiştir. KARAR İtirazın reddine oybirliği ile karar verilmiştir." ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.", Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Taraf markalarında AYNI işaret olması ve kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Taraf markalarının BENZER işareti taşımaları ve kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Taraf markalarının BENZER işareti taşımaları ve kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere, farklı sınıf ve/veya alt gruplarda yer alan mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının tespitinde, bahse konu mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin özellikleri dikkate alınmak suretiyle; Bu mal veya hizmetlerin benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, Dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olup olmadığı, İkame imkanlarının bulunup bulunmadığı, birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin bulunup bulunmadığı, Benzer markaları bu farklı sınıf ve alt gruplardaki mal veya hizmetler üzerinde gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurup kurmayacağı hususları göz önünde tutulan kıstaslar arasındadır. SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir. Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı başvuru Markası Davacı Markaları
... ...
09/03/2026 tarihli Bilirkişi Raporunda ÖZETLE;" 1-Dava konusu ... başvuru numaralı mesnet marka işaretlerinin aynı veya benzer olmadığı, 2-Dava konusu ... başvuru numaralı marka başvurusu ile davacı tarafa ait marka başvurusu ile davacı tarafa ait mesnet markaların emtiaların aynı ve/veya benzer olmadığı, 3-Buna göre taraf marka işaretleri arasında karıştırılma dahil iltibas ihtimali bulunmadığı, 4-SMK’nın 6/5. Maddesinin uygulama şartlarının oluşmadığı, 5-Dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunun ispat edilemediği ve bu konudaki nihai takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu, 6-Bu nedenle işbu rapor kapsamında ulaşılan sonuç ile ...'in ... sayılı ... kararının uyumlu olduğu, şeklinde ifade edilmiştir. Davacı vekilinin aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.
GEREKÇE: Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davalının "... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "... " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı; İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının "... " ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının "... " ibareli tescilli markalı mallarından/hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının "... " ibareli başvuru markalı malı/hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu; Taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ; Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı; Tüm bu gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 3-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara eşit verilmesine, 4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran taraflara iadesine, Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 11/05/2026
Katip .... Hakim .... E- imzalıdır E- imzalıdır