İlk Derece Mahkemesi · Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 2024/448 E. 2025/267 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Esas No
- 2024/448
- Karar No
- 2025/267
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/448 Esas - 2025/267 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/448 KARAR NO : 2025/267
.... DAVA : Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 23/10/2024 KARAR TARİHİ : 09/07/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/07/2025 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka .... Kararının İptali ile Hükümsüzlük istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkili şirketin 1974 yılında faaliyete başladığını, ilaç sektöründe üretim ve pazarlama faaliyeti gösterdiğini, davalı şirketin .... sayılı “kordil” ibareli marka başvurusuna müvekkili şirkete ait..... sayılı kararı ile reddedildiğini, taraf markalarının harf dizilimlerinin aynı olduğunu, ayırt ediciliğin baskın olduğu başlangıç ve bitiş kısımlarının aynı olduğunu, işitsel olarak ayniyet derecesinde benzer markalar olduğunu, müvekkili markasının 05. Sınıf mallar için tescilli olduğunu, dava konusu markanın 05. Sınıf mallar ve 35. Sınıfta 05. Sınıf malların satışı hizmetleri için dosyalandığını, taraf markalarının kapsamındaki malların aynı olduğunu, markaların karıştırılması ve ilişkilendirilmesi ihtimali bulunduğunu beyanla....sayılı markanın tescili halinde sayılan mal ve hizmetler bakımından hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu markanın siyah kelime unsurundan oluştuğunu, davacı markasında yer almayan görsel, işitsel ve kavramsal yönden farklılıklar içeren ayırt edici ve özgün bir bütünsellik içerisinde tüketiciye sunulduğunu, dava konusu markanın 05. Sınıfta tescil edilmek istendiğini, ilgili tüketicilerin taraf markalarını karıştırma ihtimali bulunmadığını, taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını, tescil edilmek istenen malların yüksek düzeyde titiz alıcılara hitap ettiğini, markaların farklı üreticilere ait markalar olduklarını anlayabileceklerini ve üreticileri arasında idari veya ekonomik bir bağ kurmayacaklarını,..... kararının hukuka uygun olduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket vekili dilekçeleriyle özetle; müvekkili markası ile davacı markası arasında işitsel ve görsel benzerlik bulunmadığını, ilgili tüketici gruplarınca markalar arasında benzerlik kurulmasının veya karıştırılmalarının mümkün olmadığını, iki ilacın kullanım amacı ve içeriği itibarıyla aynı tedavide kullanılacak ve birbirinin muadili olacak ilaçlar olmadığını, müvekkilinin uzun yıllardır uluslararası ticaret yapan saygın bir firma olduğun....markayı kullandığını ve tescil ettirdiğini beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında,.... Kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, dava konusu... sayılı marka başvurusu, 05 / 10 / 35. sınıflar için tescil talebiyle 27.04.2023 tarihinde yapıldığı, marka başvurusu 29.05.2023 tarih ve 421 sayılı Resmi Marka Bülteni’nde yayımlandığı, davacı şirket tarafından dava konusu markanın yayımına “benzerlik/karıştırılma ihtimali” gerekçesi ile kısmen itiraz edildiği, davacı şirket itirazı, ..... sayılı kararı ile reddedildiği, davacı şirket, .... kararına itiraz etmiş ve başvurunun 05 ve 10. Sınıf malları için ve bu malların 35/son alt sınıf kapsamında bir araya getirilmesi hizmetleri için reddine karar verilmesini talep ettiği, itiraz üzerine verilen ve dava konusu yapılan 21.08.2024 tarihli .... kararı ile itirazın reddine karar verildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER; Karıştırılma İhtimali; Marka tescilinde nispi ret nedenleri arasında düzenlenen karıştırılma ihtimali uyarınca; tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Markaların, karıştırılma ihtimaline dayalı tescil engelinden veya hükümsüzlük nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı değerlendirme konusu nispi tescil engelinin varlığını kabul için yeterli olmayacaktır: Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların kapsamında, aynı veya benzer mal ve hizmetler bulunuyor olması. Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların aynı veya benzer olması. Dava konusu markalar ile iddialara mesnet markalar arasında, ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere, halk nezdinde karıştırılma (iltibas) ihtimali bulunması. Emtiaların Aynı/Benzer Olup Olmadığı ; Markalar arasındaki iltibas değerlendirmesi, markaların kapsamında yer alan mallardan ve hizmetlerden bağımsız değildir. Markaların tescilli oldukları sınıflar veya hizmetler farklılaştıkça markalar arasındaki benzerliklerin iltibasa neden olma ihtimali azalacaktır. Bir başka anlatımla, markaların kapsadığı malların ve hizmetlerin farklılaşması neticesinde markayı oluşturan ibarelerin benzerliğine rağmen iltibas tehlikesi azalmakta; malların ve hizmetlerin aynı olması durumunda ise markaların arasındaki ortalama bir benzerlik dahi iltibasa neden olacaktır. Mal ve hizmetlerin aynılığı, ilke olarak mal ve hizmetlerin aynı şekilde yazılmış, ifade edilmiş olmasıdır. Benzer mal ve hizmetler ise, ortalama tüketicilerce aynı (veya ilişkili) kaynaktan geldikleri varsayımıyla karıştırılma ihtimalinin konusu olabilecek mal ve hizmetleri içermektedir. Benzer mal ve hizmet tanımlamasının içeriği, aynı tür mal ve hizmeti mutlak surette kapsamakla birlikte daha geniş bir yaklaşımla benzer oldukları öngörülebilecek, tüketicilerce ilişkilendirilerek aynı kaynaktan geldikleri varsayılabilecek, aynı/benzer ihtiyaçların karşılanmasını sağlayacak mal ve hizmetleri de kapsamaktadır. Mal ve hizmetlerin benzerliği veya ilişkilendirilebilir niteliği ..... İnceleme Kılavuzu’na göre aşağıda belirtilen durumlarda ortaya çıkabilir: − Mal ve hizmetlerin kullanım amacı ve alanlarının benzerliği, − Mal ve hizmetlerin kullanıcılarının benzerliği, − Malların fiziksel görünümünün benzerliği, − Mal ve hizmetlerin ticari pazara ulaşmasında kullanılan satış yollarının benzerliği, − Mal ve hizmetlerin birbirleriyle rekabet eder nitelikte bulunmasından kaynaklanan benzerlik, − Mal ve hizmetlerin birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olmasından kaynaklanan benzerlik, − Malların mağazalarda aynı reyonda veya rafta bulunmasından kaynaklanan benzerlik. İlgili sektördeki malların niteliği, piyasaya sunuluş şekli, tüketici alışkanlıkları gibi somut olayı etkileyen ek şartların varlığı halinde hizmetlerle mallar arasında ilişkilendirilme ihtimali ortaya çıkabilmektedir. Dava konusu marka başvurusu, 05, 10 ve 35. Sınıf hizmetler bakımından başvuruya konu edilmiş ise de, davacı taraf marka başvurusuna kısmen itiraz etmiş ve markanın da kısmen hükümsüzlüğünü talep etmiştir. Davanın konusunu 05. Sınıf emtia ile bu emtianın satışına ilişkin 35/05 alt sınıf hizmetler oluşturmaktadır. Dava konusu marka kapsamında yer alan 05. Sınıf emtia bakımından, markalar arasında ayniyet oluşmuştur. Dava konusu edilen 35/05 alt sınıf hizmetler ise, davacı markası kapsamında yer alan 05. Sınıf emtia ile benzerdir. Zira bir malın üretilmesinin doğal sonucu, o malın pazarlanmasıdır. Dolayısıyla bahsi geçen emtialar ile bunların perakendeciliği hizmetleri arasında tamamlayıcılık ilişkisi söz konusu olup, bu mal ve hizmetler tüketici nezdinde benzerdir. Sonuç olarak; dava konusu marka kapsamında yer alan ve davaya konu edilen tüm mal ve hizmetler bakımından, taraf markaları arasında emtia ayniyeti/benzerliğinin oluştuğu, İşaretlerin Benzer Olup Olmadığı ve İltibas/Karıştırılma İhtimali; Markaların emtia/hizmetlerinin aynı/benzer olduğu tespiti yapıldıktan sonra bakılması gereken ikinci kriter işaretlerin benzer olup olmadığıdır. İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınmalıdır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkat edilmelidir. Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir. Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır. Görsel değerlendirmede, kelimenin ilk kısmında oluşan benzerlik ya da benzememe durumu kelimenin son kısmına göre daha büyük öneme sahiptir. Bununla birlikte, görsel algı önce dışta bulunan elemanları ayırt ettiği için, son harf, kelimenin iç kısımlarında yer alan harflere kıyasla, daha büyük etkiye sahip olacaktır. Kelime markalarında, kelime yazıldığından farklı şekilde okunmadığı sürece (yabancı dillerdeki markalar), görsel ve işitsel benzerlik genellikle aynı anda ortaya çıkar. Bununla birlikte, kısa zaman aralığında gerçekleşen işitsel algıya kıyasla, görsel algının daha kesin ve tekrarlanan algılama imkânı sağladığı dikkate alınmalıdır. Bu nedenle, işaretler arasındaki görsel farklılıklar işitsel farklılıklara kıyasla daha fazla etkiye sahip olacaktır. İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür. Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Benzerlik ve karıştırılma ihtimali telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında “bağlantı” kurma ihtimali bulunması, benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterlidir. Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılmasıdır. Global değerlendirme gereği, markaların unsurlarına bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla asıl olan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır. ..... kararında belirlenen temel ilkelerin dikkate alınması gerekmektedir. Buna göre; Asıl unsuru markanın bütünü itibarıyla bıraktığı izlenim, tümüne hâkim olan görünüş ve ayrıcalığını vurgulayan imajda aramak lazımdır. Tespit edilen asıl unsur sözcükten ibaret ise markalarda ortak olarak kullanılan kök kelime ve başvuru sahibinin varsa ilave ettiği ekler belirlenmelidir. Son olarak başvuru sahibinin markasındaki eklentinin başlı başına ayırt edicilik vasfının olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Dava konusu marka başvurusu, ....” ibaresinden oluşmakta olup, marka kapsamında herhangi bir şekil unsuru yer almamaktadır. Marka başvurusu, standart bir yazı karakteriyle ve büyük harflerle yazılmıştır. Dava konusu marka başvurusunun esas unsurunu oluşturan ...” ibaresinin herhangi bir anlamı tespit edilememiştir. “.....” ibaresi, yazıldığı gibi okunmaktadır. Davacıya ait marka ise “...” ibaresinden oluşmakta olup, davacıya ait marka da, dava konusu marka gibi standart bir yazı karakteri ile yazılmış, marka kapsamında renk/şekil unsuru kullanılmamıştır. “....” ibaresinin sadece ilk harfi büyük harf ile markanın devamı ise küçük harflerle yazılmıştır. “...” ibaresi, anlamlı bir ibare olmayıp, yazıldığı gibi okunmaktadır. Dava konusu marka başvurusu ile davacı markası, her ikisi de altı harf ve iki heceden oluşmakta olup, bu yönüyle benzer yapısal özellikler taşımaktadır. Ayrıca her iki marka da toplamda üç harfi aynı sırayla içermektedir. Bununla birlikte, benzer unsurların varlığı tek başına markalar arasında iltibas tehlikesi bulunduğu anlamına gelmemektedir. Zira markaların ayırt edici karakteri, bütünsel izlenimleri çerçevesinde değerlendirilmektedir. Bu bağlamda, taraf markaları arasında ayırt edici nitelikte önemli farklılıklar mevcuttur. Her iki marka da ilk harflerini (K, O) benzer şekilde oluştursa da, ikinci hecenin başında yer alan harfler birbirinden farklıdır. Davacı markasında ikinci hece “T” harfiyle başlarken, dava konusu markada bu konumda “D” harfi yer almaktadır. İkinci hecenin ilk harfi olan bu harfler, hem görsel hem işitsel açıdan belirgin biçimde farklılık göstermektedir. Zira ikinci hecenin başlangıcındaki ses değişikliği, markaların okunuşlarını ayrıştırmakta ve çağrışımlarını farklılaştırmaktadır. Ayrıca, taraf markalarının üçüncü harfleri de farklılık arz etmektedir. Davacı markasında bu harf “N” iken, dava konusu markada “R” harfidir. Bu harfler, hem ses hem de şekil itibarıyla birbirinden uzak olup, markalar arasındaki farklılığı pekiştirmektedir. Beşinci harfler bakımından da “I” ve “İ” harflerinin kullanıldığı görülmektedir. Bu iki harf arasında görsel ve işitsel benzerlik bulunsa da, bu benzerliğin marka bütününde etkisi sınırlıdır. Özellikle ikinci hecenin başında/ilk hecenin sonunda yer alan harflerdeki farklılık ile birlikte, markaların fonetik yapısı da farklılaşmakta ve bu durum tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalini azaltmaktadır. Harf farklılıklarının markaların akıcılığı, vurgusu ve çağrışımı üzerinde etkili olduğu dikkate alındığında, taraf markalarının görsel ve işitsel olarak belirgin şekilde farklılaştığı, Sonuç olarak, markalar arasında bazı ortak harfler bulunmakla birlikte, ortak harflerin markaların bütünsel algısı üzerindeki etkisi sınırlıdır. Bununla birlikte, ece yapısındaki belirgin farklılıklar, markalar arasındaki görsel ve işitsel benzerliği ortadan kaldırmaktadır. Karşılaştırılan kelimelerin anlamlı kelimeler olmaması nedeniyle, markalar arasında anlamsal benzerlik de bulunmamaktadır. Sonuç olarak, dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait marka arasında görsel, işitsel ve anlamsal benzerlik bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus; ortalama düzeydeki halk nezdinde bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurulmasıdır. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından umumi intiba olmasa bile halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir. Tüketicinin iki işaret arasında doğrudan ya da kaynakları bakımından idari – iktisadi bir ilişki kurma yanılgısına düşmesi iltibas ihtimalinin kabulü için yeterli olacaktır. Karıştırılma olasılığının değerlendirmesi, inceleme konusu markaların görsel, işitsel veya kavramsal benzerliği bakımından, markaların ayırt edici ve baskın unsurları özellikle göz önüne alınarak, markaların bütünsel olarak ortaya çıkardıkları izlenim esasında yapılmalıdır. İnceleme konusu malların veya hizmetlerin ortalama tüketicilerinin markaları algılayış biçimi, karıştırılma olasılığına yönelik genel değerlendirmede belirleyici rol oynar. Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları ve davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak global olarak yapılmalıdır. Karıştırılma ihtimali değerlendirilirken araştırılması gereken bir diğer husus da hedef tüketici kitlesidir. Tüketici kitlesi, her bir mal ve hizmet türü için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Somut olayda, davaya konu 5/1 ve 5/3 alt sınıfında bulunan "İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı radyoaktif kimyasal maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler. Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç): diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri." Emtiaları ve bu emtiaların satışına yönelik 35/05 alt sınıf hizmetler, doktorlar, veterinerler, eczacılar ve diş hekimlerine hitap eden emtialar olup, söz konusu uzman kimselerin bilinç düzeyi dikkate alınarak iltibas değerlendirmesi yapılması gerektiği, buna karşılık bu emtialar haricinde kalan mal ve hizmetlerin ise, salt ihtisas sahibi bilinç düzeyi yüksek kimselere hitap etmedikleri, içerisinde farklı sosyo-ekonomik toplumsal kesimlerden gelen bireylerin oluşturduğu halk kesimine de hitap ettikleri, ilgili tüketicinin makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı olduğu, Sonuç olarak; dava konusu marka kapsamında yer alan ve davaya konu edilen mal ve hizmetler ile davacıya ait marka kapsamında yer alan emtianın aynı/aynı tür/benzer olduğu, dava konusu marka başvurusu ile davacı markasının bir kısım harf benzerlikleri taşıdığı, fakat farklılık taşıyan harflerin marka içerisinde bulunduğu konum itibarıyla, markaları bütünsel olarak farklılaştırdığı, tüm unsurlar birlikte değerlendirildiğinde, taraf markaları arasında görsel ve işitsel benzerlik bulunmadığı, markaların uzunlukları benzer olsa da, ikinci hecenin başında yer alan ve markanın ses örgüsünü doğrudan etkileyen harf farklılığının, markaların telaffuzunu önemli ölçüde değiştirdiği, ayrıca markaların üçüncü harflerinde yer alan farklılığın da bu ayrışmayı pekiştirdiği, markalar bir kısım benzer harfleri aynı sırada içerse bile, bu durumun markaların genel izleniminde bütünsel bir benzerlik yaratmadığı, dava konusu emtianın da genel olarak ortalama ve ortalamanın üstünde bilgi ve dikkat düzeyine sahip tüketicilere hitap ettiği gözetildiğinde, tüketicinin taraf markalarını aynı tür/benzer mal ve hizmetler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olduğu, taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunmadığı, somut olay bakımından markaların karıştırılması/ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluşmadığı, Davacının Gerçek Hak Sahipliği; 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu madde 6/3; “Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.” hükmünü amirdir. Bu hüküm, markanın gerçek sahibinin eskiye dayalı kullanımını tescilden üstün tutarak gerçek hak sahibinin korunmasını sağlamaktadır. Madde hükmünde yer alan iddiaların kabul edilebilmesi için, iddia sahibinin o işaret üzerinde tescil tarihinden önce hak sahibi olması ve bunları ispat etmesi gerekmektedir. Yargıtay kararlarında ifade edildiği üzere, öncelik hakkı iddia eden tarafın Türkiye’deki kullanımı yerelden daha geniş bir coğrafyada olmalı, ciddi surette bir markasal kullanım olmalı ve bu kullanım ile markaya belirli ölçüde ayırt edici nitelik kazandırılması gerekmektedir. Ayrıca söz konusu kullanım, dava konusu markanın başvuru tarihinden önceki tarihe ilişkin olmalıdır. Yapılan incelemeler neticesinde, davacı tarafça dava konusu markanın aynısının veya benzerinin Türkiye’de tescilsiz kullanımına ilişkin herhangi bir belge sunulmadığı, dosya kapsamında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 6/3. maddesi anlamında davacı şirketin Türkiye’de önceki tarihli, markasal ve ciddi kullanımını ispatlar nitelikte herhangi bir bilgi veya belgeye yer verilmediği anlaşılmıştır. Bu nedenle, davacının gerçek hak sahipliğine ilişkin iddiasını ispatlayamadığı, İşbu davada, dava konusu .... kararının kısmen iptali, dava konusu markanın da kısmen hükümsüzlüğünün talep edildiği anlaşılmış olmakla netice itibariyle, Dava konusu marka kapsamında yer alan ve dava konusu edilen tüm mal ve hizmetler ile davacıya ait marka kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin aynı/aynı tür/benzer olduğu, Dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait marka arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunmadığı, Davalıya ait dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait marka arasında, karıştırılma ihtimali bulunmadığı, Davacı yanın gerçek hak sahipliğinin ispatlanamadığı, ..... sayılı kararının hukuka uygun olduğu, sonuçlarına ulaşılmış davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın reddine, Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 187,80.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, Davalı kurum ile şirket kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Davalı şirketin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum ile davalı şirket vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde.... istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.09.07.2025
Kâtip Hâkim ... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır