İlk Derece Mahkemesi · Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 2024/154 E. 2025/289 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Esas No
2024/154
Karar No
2025/289
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/154 Esas - 2025/289 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/154 KARAR NO : 2025/289

.... DAVA : Marka YİDK Kararının İptali DAVA TARİHİ : 28/03/2024 KARAR TARİHİ : 10/07/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/07/2025 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka .... Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkilinin, 07/04/2022 tarihinde .... başvuru sayılı "... stell" ibareli markasını 14. 18. 25 ve 35. sınıflar bakımından tescil etmek için başvuruda bulunmuş olduğunu, Müvekkili, sınai mülkiyet hukuku bilincine sahip olup, bu kapsamda, müvekkilinin muhatabı taklit etmek, iltibas oluşturmak, tüketici nezdinde karıştırılma ihtimaline olanak vermek gibi bir amacının asla bulunmadığını, her iki marka incelendiğinde açıkça görüleceği üzere, müvekkiline ait .....markası düz olup, ... markasının ise üzerindeki taç şekli ile değişiklik gösterdiğini, okunuşları da, yazılışları da, amblemlerinin de farklı olduğunu, markanın iki kelimeden oluşup, ... markasının ise tek kelimeden oluştuğunu, ayrıca markalar arasında ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığını, ... markasının taç logosunun markasal ayırt ediciliği yüksek olup, ... stell markası ile karıştırılmasının imkansız olduğunu, muhatap firmanın, müvekkilimiz markasının kendi markalarına telaffuz ve görsel açıdan benzer olduğu ve bununda tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet vereceği ve halk tarafından karıştırılma ihtimali olacağı gibi iddialarının ve müvekkilinin kötü niyetli olarak haksız kazanç elde ettiğini ima etmesinin son derece gerçekleri yansıtmayan, tamamen yapılan itirazı güçlendirmek ve Kurumun alacağı kararı kendi lehine çevirmek için ortaya atmış olduğu, asılsız ve de haddini aşan iddialar olduğunu, itiraz gerekçesi ve itiraz edilen marka incelendiğinde müvekkilinin, itiraz edenin markaları ile iltibas oluşturmaya yönelik kastının olmadığının açık bir şekilde görüleceğini beyan ederek.... başvuru numaralı ... stell markasının tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; kurum kararının yerinde olduğunu ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkili şirketin, ... .... yılında kurulmuş, her türlü saat ve saat aksesuarları alanında dünyanın en köklü, saygın ve lider firmalardan biri olduğunu, müvekkilinin ... markasının, .... harflerinin yerlerinin değiştirilmesi suretiyle oluşturulmuş olduğunu, bu farkın, başvuru konusu markaya ayırt edicilik kazandırmadığını, Ne müvekkiline ait ... ne de ... markalarının ayırt edilmelerini sağlayacak herhangi bir anlamının da bulunmadığını, bu itibarla ... ve ... markaların görsel ve işitsel olarak iltibasa neden olacak derecede benzer olduğunu, hem markaların benzerliği hem de ürünlerin benzerliği dikkate alındığında; başvurunun tümden reddi hakkında verilmiş olunan Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun.... kararının hukuken yerinde olduğunu, ... markası ile piyasaya çıkan bir saatin müvekkilinin ... markalı saatleri ile karıştırılma ihtimali bulunduğu gibi, bu tescil ve kullanım müvekkilin markasının ayırt ediciliğini de zedeleyecek ve üçüncü kişilerde ... markasının benzerlerinin kullanılmasının mümkün olduğu ve buna izin verildiği izlenimi de oluşturacağını ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, .... Kararının iptali koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. İşlem Dosyasının tetkikinde, davacı şirket tarafından 07.04.2022 tarihinde ....başvuru numarası ile “... stell” ibareli marka için 14 / 18 / 25 / 35 / sınıflarda marka başvurusunda bulunulmuş; söz konusu marka başvurusu ..... Kurumu tarafından kabul edilerek 27.04.2022 tarih ve 395 sayılı Resmi Marka Bülteni'nde ilan edilmiş, söz konusu yayına davalı şirket ve dava dışı şirketler tarafından itiraz edilmiş, işbu itirazlar Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddedilmiş, davalı şirket tarafından söz konusu ret kararına ..... sayılı kararı ile nihai olarak reddedildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER Taraf Markaları Arasında Karıştırılma İhtimalinin Bulunup Bulunmadığı ve Tanınmışlık İddiaları; Somut olayda, SMK 6/1 ve 6/5 maddeleri birlikte dikkate alınarak değerlendirme yapılmıştır. 6769 sayılı SMK’nin 6/1 maddesi “Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.” hükmüne amirdir. 6769 sayılı SMK’nin 6/1 maddesi anlamında benzerlik değerlendirmesinin ilk koşulu markaların tescilli oldukları sınıfların birbirine benzerliğidir. Markaların tescilli oldukları veya tescili talep edilen mal ve hizmetlerin benzerliğine kanaat getirilmesi halinde, ikinci şart olan markaların benzerliğine geçilir. Eğer her iki koşul da gerçekleşmiş ise markalar arasında iltibas olduğuna karar verilecektir. Markalar arasındaki benzerlik incelenirken, Markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları Görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlik, Çağrıştırma, Bir bütün olarak markaların uyandırdığı toplu kanaat, Malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, Markayı taşıyan mal veya hizmetin değeri ve alıcının bu mal ve hizmeti almaya ayırdığı zaman kriterleri ele alınmalıdır. Yerleşik Yargıtay içtihatları ile sabit olduğu üzere; bir markanın bir başka marka ile benzer olup olmadığı müşterisi hafızasında bıraktığı imaja göre belirlenir. Bir marka, hizmet veya malın, diğer bir marka, hizmet veya malla karşılaştırılarak benzerliği tespit edilirken marka, mal veya hizmete bütünsel bir açıdan yaklaşılmalı ve müşterileri nezdinde bıraktıkları izlenim dikkate alınmalıdır. Nitekim.... sayılı kararında; “…556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 8/1-b bendi uyarınca markaların iltibas yaratıp yaratmadıklarının belirlenmesinde, markaların kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının alıcısı olan ortalama düzeydeki halk nezdinde karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığının tespiti gereklidir. Bunun için de işaretleri oluşturan harf, kelime, şekil gibi asıl ve yardımcı unsurların değerlendirilmesi zorunludur... Dairemizin bu konuda yerleşik içtihatları uyarınca asıl unsurun; bunların ayırt edici ve baskın unsurları unutulmaksızın markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin tümüne hâkim olan görünüş ve ayırt ediciliği vurgulayan imajda aranması gereklidir...” denmektedir. İltibas, kanunlarda tanımlanmamış olmakla birlikte öğretide “bir markanın aynen veya benzerinin kullanılması suretiyle, alıcı zihninde gerek emtiaların (veya hizmetlerin), gerekse müteşebbisin kaynağı açısından yanlış kanaatler uyandırılması ve bunların aynı yerden piyasaya sürüldüklerinin düşündürülmesi, bu yönden çağrışımlar yapması” olarak tanımlanmıştır. Sadece alıcıların belirli bir mal veya hizmet yerine başka mal veya hizmeti almak istemeleri halinde değil; alıcıların mal veya hizmetlerin birbirinden farklı olduklarını anlamalarına rağmen, bunların kaynağının aynı işletme olduğuna veya malları satan yahut hizmetleri sunanlar arasında idari veya ekonomik bağlılık olduğuna inanmaları halinde de iltibas ihtimali vardır . Dolayısıyla, iltibas bulunduğunun kabulü için işaretin marka ile bağlantı kurulmasına ve düşünsel olarak markayı çağrıştırmasına elverişli olması gerektiği anlaşılmaktadır. Karıştırılma ihtimalinin varlığı 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi uyarınca “halk” nezdinde olmalıdır. Bir markanın diğer marka ile karıştırılma ya da iki marka arasında ilişki bulunduğu ihtimali, malın hitap ettiği uzman ya da satıcı nezdinde değil, halk nezdinde araştırılmalıdır. Dolayısıyla, markaların hitap ettiği tüketici ya da kullanıcı dikkate alınmak suretiyle, markaların bu kişiler nezdinde karıştırılıp karıştırılmayacağının değerlendirilmesi gerekmektedir. Yasada geçen “halk” tabiri amaca uygun şekilde “markayı taşıyan ürünlerin nihai tüketici kitlesi” olarak anlaşılmalıdır. Benzerlikte görüşüne başvurulacak kişi markalı ürünün yöneldiği hedef kitleye mensup/makul derecede bilgilendirilmiş, makul derecede dikkatli ve makul derecede ihtiyatla değerlendirme yeteneğine sahip kişinin değerlendirmesidir. İltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığının tespitinde, mal ve hizmetlerin aynı veya benzer alıcı çevresine hitap edip etmediklerine ve aynı veya benzer ihtiyaçları gidermede kullanılıp kullanılmadıklarına; markaların kullanıldığı mal veya hizmetin ekonomik değerine; bunların hitap ettiği alıcı grubunun sosyal ve ekonomik düzeyine ve orta yetenekteki alıcıların markanın kullanılacağı mal veya hizmetleri aldıkları sırada sarf edecekleri dikkat ve özene de bakılır. 6769 sayılı SMK m. 6/5 düzenlemesi “Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir” biçimindedir. Markanın tanınmışlığı nedeniyle haksız yarar sağlanmasının esasen, tanınmış markanın sahip olduğu imajın devri suretiyle gerçekleşebileceği kabul edilmektedir. Bu şekilde imaj devrinden söz edilebilmesi için haksız yarar sağladığı iddia edilen marka ile tanınmış markanın tescil edildiği mal veya hizmetler arasında bir bağlantı kurulması ihtimali aranmaktadır. Markanın itibarına zarar verilmesi kavramı markanın tanınmışlığından haksız yararlanılması kavramı ile yakın bağlantılı olup bu iki şartın çoğu kez örtüştüğü kabul edilmektedir. Genel ayrım olarak, tanınmış markadan haksız yararlanmanın, kullanan açısından ekonomik açıdan bir artışı ifade etmesine rağmen, itibarına zarar vermenin marka sahibinin ekonomik açıdan zarar görmesini ifade ettiği hususu vurgulanmaktadır. Markanın itibarına zarar verilmesi genellikle tanınmış markanın olumsuz imaj yükletilmesi tehlikesiyle karşılaştığı durumlara ilişkin olup bu hususun tanınmış marka sahibi tarafından ispatlanması gerekir. Markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesinin (sulandırılma) tanınmış markanın aynısının veya benzerinin kullanıldığı her durumda söz konusu olacağı sonucuna varılması mümkün değildir. Ayırt edici karakterin zedelenmesinin, sonraki tarihli marka ile tanınmış marka arasında düşünsel bir bağın mevcut olması ve bu durumun tanınmış markanın reklam değerini tehlikeye düşürmesi halinde söz konusu olabileceği kabul edilmektedir. Ayrıca markaların ilgili olduğu mal ve hizmetler birbirine ne kadar yakınsa ayırt edici karakterin zedelenmesinin de o kadar olası olduğu vurgulanmaktadır. Marka İşaretlerinin Benzer Olup Olmadığı; Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, yukarıda da değinildiği üzere, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılması gerekmektedir. Global değerlendirme gereği, markaların unsurları bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla aslolan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır. .... kararlarından da izlenebileceği gibi, karıştırma olasılığının değerlendirmesi, aslında ileriye dönük bir tetkiktir. Bu tetkikte; “Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları” ve “davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak, global olarak yapılmalıdır” . Bununla birlikte markalar esas ve yardımcı unsur olmak üzere iki unsurdan meydana geldiği asla göz ardı edilmemelidir. Markayı benzerlerinden ayırt etmeye yarayan markada diğer unsurlara göre daha ön planda olan unsur esas unsur iken; esas unsura göre nispeten arka planda olan, malın ve hizmetin temel özelliklerini veya sair özelliklerini belirten ve esas unsura bağlı ve onunla ilişki içinde bulunanlar yardımcı unsurdur. Markaları benzerlerinden ayıran en önemli unsur esas unsurlardır. Markanın ayırt ediciliği ve iltibasa sebebiyet verip vermediği gibi hususlar esas unsur nazara alınarak tespit edilir. Benzerlik değerlendirmesine ilişkin bu genel tespitler çerçevesinde yapılması gereken temel değerlendirme, dava konusu marka ile davalı yanın redde gerekçe gösterdiği markalar arasında karıştırılmaya yol açabilecek düzeyde bir benzerliğin mevcut olup olmadığı ile ilgili olacaktır. Dava konusu marka, beyaz zemin üzerine, kalın, siyah renkte, ilk harfi büyük, “o” harfinin yerine elmas figürünün bulunduğu “...” ibaresinin yer aldığı, bunlar dışında herhangi bir figüratif unsurun yer almadığı karma bir markadır. Dolayısıyla, dava konusu markanın esas unsuru “...” ibaresidir. Davalı markaları münhasıran “...” ibaresi veya bu ibare birlikte figürarif unsurların yer aldığı kelime markası veya karma markalardır. “tospik” veya basit şekil unsurlarının yer aldığı kelime veya karma markalardır. Davalıya ait markaların esas unsurlarının “...” ibaresi olduğu, Hem dava konusu markanın esas unsuru “...” hem de davalının markalarının esas unsuru “...” ibarelerinin herhangi bir anlamının olmadığı, Dava konusu marka ile davalının markası, marka işaretleri bakımından karşılaştırıldığında, her ikisinin de beş harften oluştuğu, ikinci ve son iki harflerinin aynı olduğu, markaların kelime unsurları arasındaki farklılığın birinci ve üçüncü harflerin birbirlerinin yerine kullanılmasından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Özellikle davalının “...” esas unsurlu markasının dünya çapında tanınmış bir marka olduğu ve .... kayıtlarında da tanınmış marka olarak kabul edildiği dikkate alındığında, dava konusu markanın telaffuzu ile davalı markasının telaffuzunun birbirine benzer olduğu, markalar arasındaki farklılığın görsel, işitsel, yazılış bakımından dava konusu markanın üzerinde kullanılacağı emtianın ortalama tüketicileri nezdinde iltibası önleyici mahiyette olmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu marka ile davalının markaları arasında marka işaretleri bakımından işitsel ve görsel olarak benzerlik bulunduğu, Sonuç olarak, davalının “...” ibareli markalarının mevcudiyetinin, dava konusu markanın SMK 6/1 ve 6/5 maddeleri kapsamında tesciline engel teşkil ettiği, Netice itibariyle, Dava konusu marka ile davalı markaları arasında işitsel ve görsel benzerlik bulunduğu, Dava konusu marka ile davalı markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu, Davalının “...” ibareli markalarının mevcudiyetinin, dava konusu markanın SMK 6/1 ve 6/5 maddeleri kapsamında tesciline engel teşkil ettiği .... Kararı’nın yerinde olduğu, anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın reddine, Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 187,80.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, Davalı kurum ile şirket kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Davalı şirketin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum ile davalı şirket vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.10.07.2025 Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır

Atıf: Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2024/154, K. 2025/289, T. 10.07.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-ankara-2-fikri-ve-sinai-haklar-hukuk-mahkemesi-2024-154-e-2025-289-k-b8f426fb9509