İlk Derece Mahkemesi · Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi

Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/17 E. 2025/1158 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/17
Karar No
2025/1158
Karar Tarihi

T.C. DİYARBAKIR TÜRK MİLLETİ ADINA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : KARAR NO :

HAKİM : KATİP :

DAVACI : VEKİLLERİ :

DAVALI : VEKİLLERİ :

DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 05/01/2024 KARAR TARİHİ : 19/11/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; .....gerçekleşen tek taraflı, araç içi yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle müvekkilinin yaralandığını, kaza tespit tutanağına ve ifade tutanağına göre (aleyhe olan hususları kabul etmemek üzere) sürücü .....sevk ve idaresindeki .....plakalı aracıyla Şanlıurfa istikametinden Diyarbakır ili istikametine seyir halindeyken km 29+150’ye geldiğinde Pirinçlik kavşağını geçtiği esnada aracının direksiyon hakimiyetini kaybederek yolun gidişine göre sağ tarafta bulunan araziye ve arazide bulunan kayalara çarpması sonucu tek taraflı, ölümlü ve yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, söz konusu kazanın meydana gelmesinde .....plakalı araç sürücüsü ....., 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 52/1-a(Aracın hızını, kavşaklara yaklaşırken, dönemeçlere girerken, tepe üstlerine yaklaşırken, dönemeçli yollarda ilerlerken, yaya geçitlerine, hemzemin geçitkere, tünellere, dar köprü ve menfezlere yaklaşırken, yapım ve onarım alanlarına girerken azaltmamak) maddesini ihlal ettiği için asli ve tam kusurlu olduğunun tespit edildiğini, araçta yolcu konumunda olan davacının kazaya ilişkin kusur ve kural ihlali bulunmadığını, söz konusu kazaya sebebiyet veren .....plakalı aracın Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk sigortasının davalı .....A.Ş tarafından yapıldığını, bu nedenle davacının uğramış olduğu bedensel zararlar neticesinde ortaya çıkan sürekli, geçici iş göremezliğine ve geçici bakıcı giderlerine ilişkin maddi zararların sigorta şirketince karşılanmasının gerektiğini, yaşanan kaza sonrası ağır şekilde yaralanan davacının Dicle Üniversitesi Genel Adli Muayene raporunda hayati tehlikesi olduğunun tespit edildiğini, şiddetli karın ve baş ağrısı, sağ kolunda kesi meydana geldiğini, davacının yaşamının, kazanın vuku bulduğu tarihten önceki kısmına göre gözle görülür ve hayatın her safhasında yaşanılır biçimde zorlaştığını, davacının maluliyet oranının tespiti için ikametgahı göz önünde bulundurularak Dicle Üniversitesi Hastaneleri Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından hükme elverişli bir iş göremezlik raporu alınmasını talep ettiklerini, davacının uğradığı maddi zararın davalı tarafça kaza tarihinde geçerli olan poliçe teminat limitleri dâhilinde karşılanması için .....tarihinde yazılı olarak başvuru yapıldığını ancak davalı sigorta şirketinin başvuruyu sonuçsuz bıraktığını, ara buluculuk faaliyetinden sonuç alınamadığını belirterek fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, HMK m. 107 uyarınca şimdilik, davacını sürekli iş göremezliği dolayısıyla 100,00 TL maddi tazminatın davalının temerrüde düştüğü andan itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte müşterek ve müteselsil sorumluluk hükümlerine göre davalı tarafından tazmin edilmesi ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmil edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava açmadan önce KTK'nun 97. maddesi uyarınca başvuru yaparken sunması zorunlu olan evrakların hepsini sunmadığını, bu nedenle davanın usulden reddinin gerektiğini ve davalının dava tarihinden önce temerrüte düşmediğini, Mahkememizin yetkili olmadığını, İstanbul Anadolu Mahkemelerinin yetkili olduğunu, Kaza tespit tutanağında ve dilekçe ekinde bulunan ifade tutanağına göre davacının olayın meydana gelmesi esnasında emniyet kemeri takmadığını, aracı sevk ve idaresinde bulunduran .....ifadesinde araçta bulunanlara emniyet kemerlerini takmalarını ikaz ettiğini ancak kendisinden başka kimsenin kemer takmadığı hususunu belirttiğini, davacının aracın dışına fırladığından ve aldığı bedeni hasardan da emniyet kemeri kullanmadığının aşikar olduğunu, nitekim davacının emniyet kemeri kullanmadığının aldığı bedeni hasar ile uyumlu olduğunu, müterafik kusur nedeni ile indirim yapılması gerektiğini, kazanın gerçekleşmesinde sigortalı aracın sürücüsünün kusursuz olduğunu, dosyada öncelikle kusur tespiti yapılması gerektiğini, maluliyet hususunda ATK raporu alınması gerektiğini, davacı araçta yolcu konumunda olup, tazminattan hatır taşıması indirimi yapılmasının gerektiğini, müvekkilinin dava tarihinden önce temerrüte düşürülmediğini ve davacının ancak yasal faiz talep edebileceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, trafik kazasından kaynaklı davalı sigorta şirketine yöneltilmiş sürekli işgöremezlik tazminatı istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davaya konu kazanın meydana gelmesinde davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanan araç sürücüsünün kusurlu olup olmadığı, kaza nedeniyle davacı da sürekli iş göremezlik oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise oranı ile tazminatın miktarı ve faiz başlangıç tarihine ilişkin olduğu tespit edilmiştir. Haksız fiilin unsurları, fiil, zarar, uygun illiyet bağı, kusur ve hukuka aykırılıktır. Buna göre davalı sigorta şirketinin zarardan sorumlu olması için haksız fiil sonucu oluştuğu iddia olunan zarar ile kaza arasında illiyet bağının olması ve davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanan araç sürücüsünün kusurunun olması gerekir. Dava konusu kaza tek taraflı trafik kazası olup, davacı araç içinde yolcu olduğundan, dolayısı ile kazanın gerçekleşmesine etken trafik kural ihlali olamayacağından, Mahkememizce kusur hususunda bilirkişi raporu alınmamış, kazayı gerçekleştiren .....plakalı araç sürücüsü .....% 100 kusurlu olduğu değerlendirilmiştir. Davalı, süresi içinde sunduğu cevap dilekçesinde Mahkememizin yetkisine itiraz etmiş olup, kaza yeri Diyarbakır ili olduğu gibi HMK'nun 16. maddesi uyarınca zarar gören davacı işbu davayı kendi ikametgah yerinde açabileceğinden davalı vekilinin yetki itirazı yerinde görülmemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde davacının dava açmadan önce KTK'nun 97.maddesinde sayılan belgeleri tamamlamadan başvurduğu dolayısı ile davanın dava şartı yokluğu nedeni ile reddini talep etmiş ise de davalı tarafından dosyaya sunulan hasar dosyasının içeriğinden davacının dava açmadan önce davalıya KTK'nun 97.maddesi kapsamında başvurduğu görülmekle, davalı vekilinin bu yöndeki dava şartı itirazı yerinde görülmemiştir. Zira başvuruda eksik evrak var ise bu hususun temerrüt ile ilgili bir durum olduğunun tespitine (bu yönde Yargıtay 17.Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 2018/3847 Esas 2020/823 Karar sayılı içtihadı). Davacının içinde yolcu olarak bulunduğu .....plakalı aracın, davalı sigorta şirketi tarafından .....başlama ve .....bitiş tarihli ZMMS poliçesi ile sigortalandığı, dava konusu rizikonun poliçe teminat dönemi içinde .....tarihinde gerçekleştiği görülmüştür. Buna göre davacının zararlarından davalı sigorta şirketi ZMMS poliçesi uyarınca akdî olarak sorumludur. Mahkememizce rücuya tabi ödeme olup olmadığı araştırılmış, SGK'dan gelen .....tarihli yazı cevabının incelenmesinde rücuya tabi ödeme olmadığı görülmüştür. Kaza tarihi .....olup, kaza tarihinde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca Mahkememizce Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp ABD'den .....tarihli rapor alınmış, davacının kalıcı maluliyet oranının % 27 olduğu rapor edilmiştir. Davacının, gelirinin olduğuna dair herhangi bir iddiası olmayıp, aktüerya hesaplamasının asgari ücret üzerinden, % 27 maluliyet oranı, TRH 2010 yaşam tablosu ve prograsif rant yöntemi üzerinden yapılması gerekmektedir. (bu yönde Yargıtay 4.Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 2021/6197 Esas 2021/8738 Karar, Yargıtay 17 Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 2019/5206 Esas 2020/8874 Karar sayılı sayılı içtihadı). Mahkememizce bu veriler ışından alınan aktüerya raporunda davacının bilinen dönem sürekli iş göremezlik tazminatı 139.430,99 TL ve gelecek dönem sürekli iş göremezlik tazminatı 3.755.030,82 TL olmak üzere toplam 3.894.461,81 TL olarak hesaplanmıştır. Bilirkişi raporu denetime elverişli, hüküm kurmaya elverişli bulunmuştur. Davacı taraf, davasını ıslah etmiş ve poliçe teminat limiti olan 1.200.000,00 TL'ye yükseltmiştir. Davalı taraf, davacının emniyet kemeri kullanmadığı gerekçesi ile mütefarik kusur indirimi talebinde bulunmuştur. Davacının eşi olan sürücü .....de Savcılık huzurunda verdiği ifadede, davacının emniyet kemeri takmadığı ve araçtan fırladığına dair beyanda bulunduğu görülmüş yani davalının mütefaik kusur indirimi talebi yerinde görülmüş ise de davacının gerçek zararı olan 3.894.461,81 TL'den % 20 oranında indirim yapıldığında davacının talep edebileceği zararı 3.115.569,45 TL olup, davacı, poliçe teminat limiti ilen 1.200.000,00 TL olarak davasını ıslah ettiğinden, mütefarik kusur indiriminin önemi kalmamıştır. Davalı taraf, cevap dilekçesinde süresi içinde hatır taşıması indirim talebinde bulunmuştur. Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle bu gibi taşımalarda 6098 sayılı TBK’nin 51. uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Hakim tazminattan mutlaka indirim yapmak zorunda değilse de indirim yaptığı takdirde indirim oranını objektif ölçüler içinde takdir etmek zorundadır. Bu bakımdan hatır taşıma ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma ya da kullanmanın kimin çıkar ve yararına olduğunun saptanması önemlidir. Yarar ekonomik olabileceği gibi, ortak toplumsal değerleri de ilgilendirebilir. Ancak taşıma ve kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir çıkarı veya yararının bulunması halinde hatır taşımasından söz edilemeyecektir. Yakın aile bireylerinde olduğu gibi maddi ve manevi menfaattin bulunduğu akrabalar arasındaki ücretsiz taşıma ahlaki bir ödev niteliğinde olduğundan, belirlenen tazminat miktarından hatır taşıması indirimi yapılamaz. (Bu yönde Yargıtay kapatılan .....Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın .....Esas .....Karar sayılı içtihadı). Somut olayda uyap sisteminden temin edilen nüfus kaydına göre davacı, sürücü .....eşi yani aile efradından olduğundan Mahkememizce hatır taşıması indirimi yapılmamıştır. Davacı, dava tarihinden önce KTK'nun 97. maddesi uyarınca davalıya başvurduğuna dair başvuru belgesini sunmuş ise de başvurunun tebliğ belgesini sunmamıştır. Davalı tarafından sunulan hasar dosyasında da bu hususta herhangi bir belge yoktur. Temerrüt tarihini ispat yükü davacı üzerinde olup, davacı kendi lehine olan belgeyi sunmamanın sonuçlarına katlanmalıdır. Dosyadaki belgeler arasında davalı şirketin .....tarihli elektronik postasının çıktısı mevcut olup, davalıya, .....tarihinden daha önceki bir tarihte başvuru yapıldığında dair delil olmadığından, Mahkememizce davacının başvuru tarihi .....olarak kabul edilmiş, bu tarihten itibaren 8 iş günü hesaplandığında, davalının temerrüt tarihinin .....olduğu anlaşılmıştır. Davacı hükmedilecek alacağa avans faizi işletilmesini talep etmiş olup, davalının ZMMS poliçesi ile teminat altına aldığı aracın kamyonet yani ticari araç olduğu görülmüş, davacının avans faizi talep etmekte haklı olduğu anlaşılmıştır. İzah edilen nedenlerle, davanın kabulü ile 1.200.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının .....tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş ve mahkememizce aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi daha sonra açıklanacağı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile 1.200.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının .....tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 2-Alınması gerekli 81.972,00 TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 427,60 TL ile tamamlama harcı 4.100,00 TL'nin mahsubu ile eksik 77.444,40 TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL ara buluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan başvurma harcı 427,60 TL, peşin harç 427,60 TL, ıslah harcı 4.100,00 TL, maluliyet raporu ücreti 5.498,00 TL, bilirkişi ücreti 3.600,00 TL, tebligat, posta ve müzekkere gideri 759,25 TL olmak üzere toplam 14.812,45 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 5-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca 186.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 6-Gider avansından artan kısmın hüküm kesinleşince Yazı İşleri Müdürü tarafından ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde HMK'nın 345. maddesi uyarınca, mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.

Katip Hakim

Atıf: Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/17, K. 2025/1158, T. 19.11.2025, www.arakarar.com/karar/diyarbakir-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-17-e-2025-1158-k-7ddc5328fd6c