İlk Derece Mahkemesi · Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi
Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/1455 E. 2024/1228 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1455
- Karar No
- 2024/1228
- Karar Tarihi
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO : HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : DAVALILAR : DAVA : DAVA TARİHİ : 03/08/2023 KARAR TARİHİ : 06/12/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesinin ... Esas ve ... Karar sayılı kararı ile dosya mahkememize gönderilmiş olup, yukarıdaki esasa kaydı yapılmakla incelenmiş olup; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;... tarihinde, davalıya ait olan , ve diğer davalı olan ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç, diyarbakır ili, ... önüne geldiği sırada, müvekkil bünyesinde kasko sigortalı olan ... plakalı araca çarpmış, bu hali ile maddi hasarlı çift taraflı trafik kazası meydana geldiğini, bu kazanın oluşumunda karşı taraf ile düzenlenen anlaşmalı ktt , ekspertiz raporları ve dosya kapsamındaki tüm belgeler dikkate alındığında, ... plakalı araç maliki ve sürücüsü olan davalılar %100 oranında kusurlu olduğunu, ilgili olay neticesinde aracı hasar gören ... plakalı kasko sigortalı araç maliki, müvekkili kuruma hasar ödemesi için başvuru yaptığını, hemen akabinde iş bu dosyada alınan raporlar, toplanan belgeler, ekspertiz raporları, faturalar, fotoğraflar ve diğer tüm veriler dikkate alınarak ekli taahhütname ekseninde sigortalımızın aracının yapıldığı yetkili servis hesabına ... tarihinde hasar bedeli olan 122.509.97 tl aktarıldığını, iş bu rakam dikkate alınarak karşı araç sigorta şirketi olan ... sigorta a.ş.'den ... tarihinde 38.683,45 tl tahsilat yapılmış, kalan 83.827.00 tl defaten davalılardan yazılı olarak talep edildiğini, davalı borçlunun Diyarbakır İcra Dairesi’nin ... sayılı dosyasıyla başlatılan icra takibine yaptığı itirazların ayrı ayrı iptalini, takibin devamını, borçluların takip konusu borcu takip dosyasında belirtilen faiziyle ödemeye ve takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa müşterek ve müteselsilen yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, davacı sigorta şirketinin kasko sigorta poliçesi gereği sigortalısına ödeme yapan davacının ödediği bedelin, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472. maddesine göre zarardan sorumlu olduğu iddia olunan davalılardan rücuen tahsili amacıyla başlatmış olduğu takibe yapılan itirazların iptali istemine ilişkindir. Mahkememizce ... E., ... K. Sayılı kararı ile ... tarihinde davanın usulden reddi kararı verilmiş, akabinde tarafların istinafa başvurusu üzerine Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi ... HD'nin ... E., ... K. Sayılı kararı ile kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Atfedilen kararda özetle; "...Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davaya konu ... plaka sayılı otomobilin davacı ... Sigorta AŞ tarafından ... numaralı "Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi" kapsamında ...-... tarihleri arasındaki dönem için kasko sigortası ile sigortalandığı; ... tarihinde meydana gelen trafik kazasında hasarlanan sigortalı araç için, davacı sigorta şirketi tarafından dava dışı sigortalıya ödeme yapıldığı, davacının bu ödeme nedeniyle kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğunu iddia ettiği davalılar aleyhine rücuen tazminat talebiyle icra takibi başlattığı ve takibe itiraz edilmesi nedeniyle eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır. Halefiyet, bir kişinin hukuken diğerinin yerine geçmesi anlamına gelir. TTK m. 1472(1) hükmünde sigorta tazminatını ödeyen sigortacının, hukuken sigorta ettirenin (başkası hesabına sigortada sigortalının) yerine geçeceği ifade edilmiştir. Bu nedenle hukukumuzda yasal halefiyete ilişkin olarak tazminat alacağının yasa uyarınca sigortacıya geçmesi ilkesi benimsenmiştir. Yasal halefiyet zarar sigortalarında söz konusu olup, mal sigortaları bakımından TTK m. 1472 hükmünde, sorumluluk sigortaları bakımından TTK m. 1481 hükmünde düzenlenmiştir. Bu madde uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücu davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz’î haleftir (Yargıtay HGK, 05/02/2019, E. 2017/17-1088, K. 2019/65 tarih ve sayılı kararı). Davacı sigorta şirketi, bu davayı sigortalısının halefi olarak açtığına göre, uyuşmazlığın çözümünde de sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 22.03.1944 tarihli, E. 1939/37, K. 1944/9 sayılı (RG, 03/07/1944-5746) ve 17/01/1972 tarihli E. 1970/2, K. 1972/1 sayılı (RG, 20/03/1972- 14134) kararları “sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur.” şeklinde vurgulanmıştır. Buna göre; sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı davada, davanın nitelendirmesi yapılırken, davacının sigortalısı ile zarara neden olduğu iddia edilen arasındaki hukukî ilişkiye bakılması gerekir. Başka bir anlatımla, TTK’nın yukarıda anılan hükümleri kapsamında sigortacının halefiyetine dayalı dava, mutlak ticarî dava olmayıp; sigortalı ile zarara sebep olan arasındaki hukukî ilişkinin ticarî davaya sebebiyet vermesi halinde ticarî dava olarak kabul edilir. Somut olayda; davacı sigortacının, dava dışı sigortalısının aracı ile seyir halinde iken kaza yaptığı, kaza sonucunda sigortalıya araçlardaki hasar bedelinin öndendiği, davalıların kazanın meydana gelmesinden sorumlu olduğunu ileri sürerek, 6102 sayılı TTK'nın 1472 (6762 sayılı TTK'nın 1301) maddesi uyarınca, sigortalısına ödenen tazminatın, davalılardan rücuan tahsili amacıyla takip yaptığı ve bu takibe itiraz edilmesi üzerine itirazın iptaline karar verilmesi istemi ile dava açtığı anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında; davaya konu istemin, davacının sigortalısı ile kazaya karışan aracın işleteni arasındaki haksız fiil (trafik kazası) ilişkisine dayandığı açıktır. Bu durumda, uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklandığı anlaşılmakla, görevli mahkemenin "Asliye Hukuk Mahkemesi" olduğundan, işbu davanın "Asliye Hukuk Mahkemesi"nde görülmesi gerekirken, "Asliye Ticaret Mahkemesi"nde görülmesi ve davanın esası hakkında karar verilmiş olması hatalı olmuştur." şeklinde olmuştur. Dolayısı ile de ilgili kararda da belirtildiği üzere davacının sigortalısına ödenen tazminatın, davalılardan rücuan tahsili amacıyla takip yaptığı ve bu takibe itiraz edilmesi üzerine itirazın iptaline karar verilmesi istemi ile açtığı davada; davaya konu istemin, davacının sigortalısı ile kazaya karışan aracın işleteni arasındaki haksız fiil (trafik kazası) ilişkisine dayandığı dolayısı ile de halef olan davacının isteminin görevli mahkemenin "Asliye Hukuk Mahkemesi" olduğu anlaşılmakla, görevsizlik kararı verilerek aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Nedenleri yukarıda açıklanacağı üzere; 1-Mahkememizin görevsizliği nedeni ile HMK'nın 114. ve 115. mad. gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden REDDİNE, 2-Tarafların görevsizlik kararının kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulması halinde ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize müracaatı halinde dava dosyasının görevli DİYARBAKIR NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine, 3-Yargılama giderlerinin HMK'nın 331/2 maddesi gereğince görevli mahkemece nazara alınmasına, Dair, dosya üzerinden verilen karara karşı , 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. Katip Hakim