İlk Derece Mahkemesi · Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi
Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1148 E. 2024/861 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1148
- Karar No
- 2024/861
- Karar Tarihi
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO : HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLLERİ : DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/10/2023 KARAR TARİHİ : 18/09/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, müvekkilinin kendi adına perakende satış sözleşmesi olmadan bir başka tüketiciye ait sayaçtan usulsüz elektrik kullandığından bahisle davalı tarafından fatura tahakkuk ettirildiğini, müvekkilin usulsüz elektrik kullandığını kabul etmemekle birlikte faturanın mevzuat hükümlerine aykırı olarak tahakkuk ettirildiğini, EPDK Yönetmeliğinde kaçak elektrik kullanımı ile usulsüz elektrik kullanımının ayrı olarak tanımlandığını ve yapılacak hesaplamanın da birbirinden farklı olduğunu, bir an için müvekkilin usulsüz elektrik kullandığı düşünülse dahi tahakkuk edilen faturanın ve müvekkil firmanın hesabından çekilen miktarın fahiş olduğunu, müvekkiline usulsüz elektrik kullanım bedeli yerine kaçak elektrik kullanım bedeli yansıtıldığını, usulsüz elektrik kullanımının tespit edildiği durumlarda tüketiciye kaçak elektrik bedeli yansıtılmasının yönetmeliğe ve hakkaniyete aykırı olduğunu, ayrıca davalı şirket tarafından müvekkilinin elektrik perakende satış sözleşmesi olmadan elektrik enerjisi kullandığı iddiasında bulunduğu halde müvekkiline perakende satış sözleşmesi yapması için hiçbir şekilde ihbarda bulunmadığını, davalı şirket mevzuat hükümlerine aykırı hareket ettiğini, usulsüz elektrik kullanımının olması durumunda hesaplamanın nasıl yapılacağı EPDK Yönetmeliğinin 48.maddesinde düzenlendiğini ve mevzuattaki düzenleme haricinde ek bir tahakkuk veya kaçak bedelinin yansıtılmasının hukuka aykırılık teşkil ettiğini, davalı şirket mevzuat hükümlerine aykırı davrandığı gibi müvekkiline yönetmelik hükümlerinde sayılan hallerden hangisine istinaden borç tahakkuk ettirildiğinin bildirilmediğini, müvekkil tarafından yapılan başvuru sonucunda davalı şirket tarafından sadece kesinti listesinin paylaşıldığını, bunun haricinde müvekkili şirkete ait hiçbir evrak, belge, tutanak vs. paylaşılmadığını, davalı şirkete yapılan başvuru dilekçesini ekte sunduklarını, davalı tarafından yeterli inceleme yapılmadan, usulsüz elektrik tüketimi tespit edilmeden keyfi şekilde fatura tahakkuku yapılarak müvekkilini icra tehdidi altında bıraktığını, müvekkilinin tarımsal faaliyette bulunduğu taşınmaz üzerinde hiçbir şekilde elektrik enerjisi kullanmadığını, tarımsal faaliyetlerde bulunduğu dönemde elektrik enerjisine alternatif farklı sulama teknikleri kullanmakta olduğunu, kullanılan taşınmazın nehir kenarında bulunması nedeniyle müvekkilinin çoğu zaman kendisine ait arazide sulama motoru ile sulama yaptığını, hiçbir şekilde elektrik enerjisi kullanmadığını, müvekkilinin pancar denilen sulama tekniği ile sulama yaptığını, müvekkili şirketin 1.201.272,07 TL'lik Tarımsal Destekleme Primine bloke konulduğunu, tarımsal desteleme prim hesabından farklı tarihlerde toplamda 386.536,80 TL çekildiğini, çekilen miktarlara ait DEDAŞ'tan alınan kesinti listesini dilekçe ekinde sunduklarını, herhangi bir tespit ve tutanak bulunmamasına, kesinleşmiş mahkeme kararı bulunmamasına rağmen müvekkilin destekleme prim hesaplarına bloke konularak tahsilat yapıldığını, DEDAŞ'ın müvekkile ait destekleme primlerinin tahsilinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, 22 Şubat 2017 tarihli ve 29987 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “Tarımsal Sulamaya İlişkin Elektrik Borcu Bulunan Çiftçilere” bu borçlarını ödeyinceye kadar 2017 yılında Tarımsal Destekleme Ödemesi yapılmamasına ilişkin 2017 numaralı Uygulama Tebliği ile tebliğin dayanağı olan 25/04/2016 sayılı Bakanlar Kurulu kararının 2. maddesinin 4’üncü fıkrasına göre "Bakanlık tarafından Bankaya iletilen tarımsal destekleme ödemesine esas icmallerdeki çiftçilere veya tüzel kişilere ait Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası veya vergi kimlik numarası ile Şirket tarafından Bankaya iletilen elektrik borcu bulunan tüketicilere ait Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası veya vergi kimlik numarasının eşleşmesi halinde, 2017 Yılında Yapılacak Tarımsal Desteklemelere İlişkin Kararın 3 üncü maddesinin onuncu fıkrası uyarınca fark ödemeleri destekleme bedeli blokeli hale gelir ve Banka bu bedelleri çiftçiye ödemez." şeklinde yer alan düzenlemenin Danıştay .....Dairesinin .....tarihli kararı ile iptal edildiğini, davalı şirketin elektrik borcu olduğu iddiasından hareketle müvekkile ait destekleme primlerinin tahsilinin Anayasanın 12. maddesine açıkça aykırılık teşkil ettiğini, ayrıca yasayla yetki tanınmaması Bakanlar Kurulunun görev ve hizmet alanıyla doğrudan ilgili olmaması karşısında, Bakanlar Kurulunun, tarımsal sulamaya ilişkin abonelik sözleşmesinden veya kaçak kullanımdan kaynaklanan elektrik borçlarının, çiftçilere yapılacak destekleme ödemelerinden mahsubu yolunda düzenleme yapmalarına hukuken olanak bulunmadığını, bu nedenle tarımsal sulama abonesi sahiplerinin elektrik borçlarından kaynaklı olarak destekleme primlerine bloke konulması uygulamasının Danıştay ..... Dairesinin .....tarihli kararı ile iptal edildiğini, dava konusu bedelin devamlı olarak haksız tahsilat yapılmasından kaynaklı olarak taraflarınca tespit edilemediğinden ilgili belgelerin dosyaya eklenmesinin ardından istirdadı gereken tutarın bilirkişi maarifetiyle hesaplanması gerektiğini, davalı şirkete müzekkere yazılarak hesaptan çekilen miktarın sorulmasını talep ettiklerini, müvekkilinin kesinlikle usulsüz elektrik enerjisi kullanmadığını, usul ve yasaya aykırı olarak müvekkilinden tahsil edilen miktarın iadesi gerektiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin borçlu olmadığı, kesinleşmiş bir icra takibi ve mahkeme kararı bulunmadığı halde tahsil edilen 100 TL'nın destekleme primlerinin tahsil edildiği tarihlerden itibaren yasal faizi ile iadesine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, öncelikle husumet, derdestlik, zamanaşımı, hak düşürücü süre, görev ve yetki itirazları bulunduğunu, müvekkil şirket personelleri tarafından davacı aboneye ilişkin tutulan kaçak tutanağının EPDK Yönetmeliğinin belirlediği usule uygun eksiksiz ve okunaklı olarak düzenlendiğini, müvekkil şirkete müzekkere yazılarak kaçak kullanımı ile ilgili tutanak, görüntü ve her türlü bilgi belgenin dosyaya celbini talep ettiklerini, müvekkili şirketten celp edilecek olan belgelerden anlaşılacağı üzere davacının kendi adına perakende satış sözleşmesi olmadan bir başka tüketiciye ait sayaçtan usulsüz elektrik kullandığından bahisle fatura tahakkuk ettirildiğini, faturanın mevzuat hükümlerine uygun olarak tahakkuk ettirildiğini, hal böyle iken kaçak elektrik tüketimi nedeniyle kendisine tahakkuk ettirilen kaçak tahakkuku ile ek tahakkuk bedelleri yönünden davacı tarafından dava açılmış olmasının davacının kötü niyetli olduğunun ispatı olduğunu, kaçak elektrik tespit tutanaklarının aksi ispatlanıncaya kadar geçerli resmi evrak niteliğinde olduğunu, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını ve açılan davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu beyan ederek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Taraflarca dosyaya sunulan deliller incelenmiş, Diyarbakır İl Tarım ve Orman Müdürlüğüne müzekkere yazılarak davacı şirketin tarımsal destekleme hesaplarından kesinti yapılıp yapılmadığı sorulmuş, davaya konu kaçak kullanımına ilişkin olduğu iddia edilen kayıtlar ile .....Bankasına müzekkere yazılarak davacının tarımsal destekleme hesabından yapılan kesintilere ilişkin kesinti listesi celp edilerek dosya arasına kazandırılmış, uyuşmazlığın çözümü bakımından elektrik mühendisi bilirkişiden bilirkişi raporu alınarak sonuca gidilmiştir. Davacı vekili açılan davada, müvekkilinin kaçak ve usulsüz elektrik kullanmadığını, kabul etmemekle birlikte usulsüz elektrik kullanımının kabulü halinde yapılan tahakkukun mevzuata uygun olmadığını, Bakanlar Kurulu Kararı ile tarımsal destekleme hesaplarına davalı tarafından bloke yapılarak tahsilat yapılmasına yönelik düzenlemenin Danıştay kararı ile iptal edildiğini, kesinleşmiş bir icra takibi ve mahkeme kararı bulunmadan davalı tarafından tarımsal destekleme hesaplarından yapılan kesintinin haksız olduğunu ileri sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığını ve tarımsal destekleme hesabından yapılan kesintilerin tespiti ile iadesini istemiş, .....tarihli celse de, usulsuz elektrik kullanımı nedeniyle tahakkuk ettirilen borçtan dolayı eldeki davada herhangi bir menfi tespit taleplerinin bulunmadığını, davaya konu taleplerinin, davalı tarafından kesinleşmiş bir icra takibi bulunmadan kaçak/usulsüz elektrik kullanımı nedeniyle tahakkuk ettirilen borç kesinleşmeden müvekkilinin tarımsal destekleme primlerine konulan bloke kapsamında yapılan tahsilatın iadesine ilişkin olduğunu beyan etmiş, .....tarihli celsede de, yapılan kesintinin müvekkilinin usulsüz elektrik kullanımından kaynaklı olarak kesilen faturaya istinaden yapıldığını, yapılan kesintinin haksız olduğunu, dosyanın bilirkişiye tevdii edilerek usulsüz elektrik kullanımı yapılmadığına ilişkin durumun tespit edilmesini talep etmiştir. Davalı vekili ise, davacının davacının kendi adına perakende satış sözleşmesi olmadan bir başka tüketiciye ait sayaçtan usulsüz elektrik kullandığından bahisle fatura tahakkuk ettirildiğini, yapılan tahakkukun yerinde olduğunu savunmuştur. Her ne kadar davacı vekili tarafından .....tarihli celsede, usulsüz elektrik kullanımı nedeniyle tahakkuk ettirilen borçtan dolayı menfi tespit taleplerinin bulunmadığı beyan edilmiş ise de, dava dilekçesinde müvekkilinin kaçak/usulsüz elektrik kullanmadığının beyan edilmesi, yine dava dilekçesinin talep sonucunda, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının ileri sürülmesi karşısında, elde ki davada, davacının talebinin kaçak/usulsüz elektrik kullanımı nedeniyle menfi tespit ve tarımsal destekleme hesabından yapılan kesintilerin iadesine ilişkin olduğu kabul edilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının kaçak/usulsüz elektrik kullanıp kullanmadığı ve buna dair yapılan tahakkukun yerinde olup olmadığı ve kesinleşmiş bir icra takibi bulunmadan davacının tarımsal destekleme hesabından davalı tarafından kesinti yapılıp yapılamayacağı, buradan varılacak sonuca göre davacının tarımsal destekleme hesabından yapılan kesintinin iadesine karar verilip verilemeyeceği, verilebilecekse miktarı ile faiz başlangıç tarihine ilişkindir. Davalı vekili tarafından .....tarihli dilekçe ile dosyaya sunulan kayıt ve belgelerin incelenmesinden, davalı şirket görevlilerince .....tarihinde dava dışı .....ve Ticaret A.Ş.'ye ait .....tesisat nolu elektrik aboneliğinde yapılan kontrol sonucunda, "Abonenin nötr cihazı kullanarak sayaç ölçü devresine müdahale edildiği, abone engelinden dolayı cihazın alınamadığı" tespiti yapılarak .....seri nolu .....tarihli elektrik kullanım tutanağı düzenlendiği ve kaçak elektrik tutanağı kapsamında toplam 178 gün üzerinden kaçak ve kaçak ek tahakkuku yapılarak kaçak kullanım bedelinin .....TL olarak tespit edildiği, .....Bankasına yazılan müzekkereye cevaben gönderilen kesinti listesine göre, davacının destekleme primlerinden .....tarihinde toplamda .....TL tahsilat yapıldığı, anlaşılmaktadır. Öncelikle, davalı vekilinin husumet, derdestlik, zamanaşımı, hak düşürücü süre, görev ve yetki itirazlarının değerlendirilmesi gerekir. Kaçak/usulsüz kullanım iddiasının muhattabının davanın tarafları olmasına göre davalının husumet itirazı, aynı konuda açılmış başka herhangi bir dava bulunmadığından davalının derdestlik itirazı, tarafların tacir olması nedeniyle davalının göreve ilişkin itirazı, usulüne uygun bir yetki itirazı bulunmadığından davalının yetki itirazı ve davacının tarımsal destekleme hesabından yapılan kesinti tarihi ile davanın açıldığı tarih gözetildiğinde davanın zamanaşımı süresi içerisinde açıldığının anlaşılması nedeniyle davalının zamanaşımı def'i yerinde görülmeyerek işin esasının incelenmesine geçilmiştir. 1-Davacının tarımsal destekleme hesabından yapılan kesintilerin haksız olduğu iddiasına yönelik yapılan değerlendirmede; 30/08/2014 tarih ve 29104 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "2014 Yılında Tarımsal Sulamaya İlişkin Elektrik Borcu Bulunan Çiftçilere Bu Borçlarını Ödeyinceye Kadar Destekleme Ödemesi Yapılmamasına İlişkin Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair" 2014/6732 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yine aynı Resmi Gazete'de yayımlanan "Tarımsal Sulamaya İlişkin Elektrik Borcu Bulunan Çiftçilere Bu Borçları Ödenene Kadar 2014 Yılında Tarımsal Destekleme Ödemesi Yapılmayacağına Dair Bakanlar Kurulu Kararı Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair" 2014/42 sayılı Tebliğ'in iptali istemiyle Danıştay 10. Dairesinde dava açılmıştır. Danıştay .....Dairesinin .....tarih ve .....K. sayılı ilamıyla; Anayasa'nın 124. maddesinde belirtildiği üzere, Cumhurbaşkanlığının, bakanlıkların ve kamu tüzel kişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla düzenleme yapabileceği, dava konusu Bakanlar Kurulu Kararının yasal dayanağı olarak belirtilen 5488 sayılı Tarım Kanunu'nun 19. maddesinde, tarımsal destekleme araçlarının belirlendiği; yapılacak destekleme ödemeleri konusunda, Bakanlar Kuruluna ve davalı Bakanlığa idari düzenleme yetkisi tanındığı, anılan idari düzenleme yetkisinin, destekleme ödemelerinin usul ve esaslarını belirlemeyle sınırlı bir yetki olduğu; Bakanlar Kurulunun ve davalı Bakanlığın, anılan düzenleme yetkisini kullanmak suretiyle haksız yere veya yanlışlıkla yapılan tarımsal destekleme ödemelerinin geri alınması veya çiftçilerin destekleme ödemelerinden mahsubunu öngörebileceklerinin açık olduğu; ancak, yasayla yetki tanınmamasının, Bakanlığın görev ve hizmet alanıyla doğrudan ilgili olmaması karşısında; Bakanlar Kurulu ve davalı Bakanlığın, tarımsal sulamaya ilişkin abonelik sözleşmesinden veya kaçak kullanımdan kaynaklanan elektrik borçlarının, çiftçilere yapılacak destekleme ödemelerinden mahsubu yolunda düzenleme yapmalarına hukuken olanak bulunmadığı, esasen çiftçilerin, tarımsal sulamaya ilişkin elektrik borçları bulunup bulunmadığının sadece elektrik dağıtım şirketinin bildirimiyle yetinilerek tespit edilemeyeceğinin de açık olduğu; abonelik sözleşmesi veya kaçak kullanımdan kaynaklı elektrik borçlarının varlığının, çiftçilerin muvafakati ya da elektrik dağıtım şirketinin başvurusu üzerine adli yargı kararıyla belirlenmesinin hukuki bir zorunluluk olduğu zira abonelik sözleşmesi veya kaçak kullanımdan kaynaklanan çiftçilerin elektrik borçlarının kamu alacağı tahsil usulüne tabi olmayıp, özel hukuk hükümlerine tabi olduğu, sonuç olarak, elektrik borcu bulunan çiftçilerin bu borçlarını ödememeleri durumunda, 2014 yılında bu çiftçilere yapılması gereken tarımsal destekleme ödemelerinin, bu elektrik borçlarına mahsup edileceğine ilişkin düzenleme getiren dava konusu Bakanlar Kurulu Kararı ve Uygulama Tebliği hükümlerinin, yetki yönünden açıkça hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiş, karara karşı yapılan temyiz başvurusu üzerine yapılan temyiz incelemesi sonucu Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun .....tarih ve .....K.sayılı ilamıyla kararın onanmasına karar verilmiştir. Yine .....tarih ve .....sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Tarımsal Sulamaya İlişkin Elektrik Borcu Bulunan Çiftçilere Bu Borçları Ödeninceye Kadar 2015 Yılında Destekleme Ödemesi Yapılmamasına İlişkin Kararın 1. maddesinde "Tarımsal sulamaya ilişkin elektrik borcu bulunan çiftçilere, bu borçları ödeninceye kadar, 2015 yılında yapılması gereken tarımsal destekleme ödemeleri yapılmaz." düzenlemesine yer verilmiş, anılan düzenlemenin iptali istemiyle Danıştay 10. Dairesinde dava açılmıştır. Danıştay .....Dairesinin .....tarih ve .....K. sayılı sayılı ilamıyla; yukarıda bahsi geçen Danıştay .....Dairesinin .....tarih ve ...........K. Sayılı ilamında belirtilen aynı gerekçeyle, elektrik borcu bulunan çiftçilerin bu borçlarını ödememeleri durumunda, 2015 yılında bu çiftçilere yapılması gereken tarımsal destekleme ödemelerinin, bu elektrik borçlarına mahsup edileceğine ilişkin düzenleme getiren dava konusu Bakanlar Kurulu Kararının yetki yönünden açıkça hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiş, karara karşı yapılan temyiz başvurusu üzerine yapılan temyiz incelemesi sonucu Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun .....tarih ve .....K. sayılı ilamıyla kararın onanmasına karar verilmiştir. Yukarıda anılan Danıştay kararlarında, elektrik borcu bulunan çiftçilerin bu borçlarını ödememeleri durumunda, çiftçilere yapılması gereken tarımsal destekleme ödemelerinin elektrik borçlarına mahsup edileceğine ilişkin düzenleme getiren Bakanlar Kurulu Kararının yetki yönünden iptaline karar verilmiş ise de, 25/05/2018 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 7144 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 4. maddesi ile değişik 6200 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce Yürütülen Hizmetler Hakkında Kanunun Ek-11 maddesinin 2 fıkrasında, "Devlet tarafından yapılacak destekleme ödemesi almaya hak kazanan çiftçilerin vadesi geldiği halde ödenmeyen sulama işletme ve bakım ücreti veya su kullanım hizmet bedeli borcu veya münferiden tarımsal sulamada kullanılan elektrik enerji borcu bulunması halinde; DSİ veya işletme ve bakım sorumluluğu devredilen gerçek veya tüzel kişi veya elektrik dağıtım şirketi ve/veya elektrik perakende satış şirketi tarafından tarımsal destekleme ödemesi yapacak bankaya borç miktarı bildirilir. Bu bildirim üzerine; çiftçilerin destekleme ödemelerinden borç tutarı mahsup edilerek DSİ veya işletme ve bakım sorumluluğu devredilen gerçek veya tüzel kişiye veya elektrik dağıtım şirketine ve/veya elektrik perakende satış şirketine ödenir." şeklinde kanuni düzenlemeye yer verilmiştir. Anılan, kanuni/yasal düzenleme taraflar yönünden bağlayıcı olup, davalı dağıtım şirketinin yasal düzenleme gereğince elektrik borcuna karşılık tarımsal destekleme hesabından kesinti hakkı bulunmaktadır. Bu nedenle davacının bu yöne ilişkin iddiası yerinde görülmemiştir. 2-Davacının kaçak/usulsüz elektrik kullanılmadığına ve buna dair yapılan tahakkukun yerinde olmaması nedeniyle davalıya borçlu olmadığı iddiasına yönelik yapılan değerlendirmede; Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından hazırlanan ve 30/05/2018 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin Kaçak ve Usulsüz Elektrik Enerjisi Tüketimi -Kaçak elektrik enerjisi tüketimi halleri başlıklı 42.maddesine göre; "(1) Gerçek veya tüzel kişinin kullanım yerine ilişkin olarak; a) Perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşma olmaksızın dağıtım sistemine müdahale ederek elektrik enerjisi tüketmesi, b) Perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşması mevcutken ayrı bir hat çekmek suretiyle dağıtım sistemine müdahale ederek sayaçtan geçirilmeksizin elektrik enerjisi tüketmesi, c) Perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşması mevcutken sayaçlara veya ölçü sistemine müdahale ederek, tüketimin doğru tespit edilmesini engellemek suretiyle, eksik veya hatalı ölçüm yapılması veya hiç ölçülmeden veya yasal şekilde tesis edilmemiş sayaçtan geçirilerek, mevzuata aykırı bir şekilde elektrik enerjisi tüketmesi, ç) Dağıtım lisansı sahibi tüzel kişinin ilgili mevzuata uygun olarak kestiği elektrik enerjisini, mücbir sebep halleri dışında açması, kaçak elektrik enerjisi tüketimi olarak kabul edilir. Aynı Yönetmeliğin 47. maddesine göre de; Usulsüz elektrik enerjisi tüketimi MADDE 48 – (1) Tüketicinin; a) İlgili tüzel kişilere yapılmış başvuru olmaksızın, bulunduğu tüketici grubunun kapsamı dışında elektrik enerjisi tüketmesi, b) Kendi adına perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşması olmadan daha önceki tüketici adına düzenlenen ödeme bildirimlerini ödemek suretiyle elektrik enerjisi tüketmesi, c) 6 ncı maddenin altıncı fıkrası hükmü dışında, ölçme noktasından sonraki kendi elektrik tesisatından üçüncü şahıslara elektrik enerjisi vermesi, ç) Güç trafosunu değiştirdiği halde ilgili tüzel kişilere durumu yazılı olarak 15 gün içerisinde bildirmemesi, d) Mesken tüketici grubunda yer alan tüketiciler hariç, kendisine ait tesis veya tesislerdeki bağlantı gücünün yüzde yirmiden daha fazla artması halinde, ilgili mevzuat çerçevesinde ilgili lisans sahibi tüzel kişiye başvurmaması veya başvurmuş olmasına rağmen ilgili mevzuat kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmemesi, hallerinde, usulsüz elektrik enerjisi tüketmiş sayılır. Mahkememizce, davacının kaçak/usulsuz elektrik kullanıp kullanmadığı ve buna dair yapılan tahakkukun yerinde olup olmadığının tespiti amacıyla elektrik mühendisinden alınan bilirkişi raporunda; davacının dosya kapsamındaki belgelere göre kaçak eleektrik kullanımı veya usulsüz elektrik kullanımı yaptığına dair bir belge ve bulgu mevcut olmadığı, Davalı DEDAŞ'ça dosyaya sunulan .....tarihli kaçak elektrik kullanım tespit tutanağının dava dışı ....... A.Ş. adına düzenlendiği ve başka bir davaya konu olduğu, davacının bu kaçak tutanağı kapsamında yapılan kaçak tahakkukundan bir sorumluluğunun bulunmadığı, mütalaa edilmiştir. Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından; davacı şirkete ait her hangi bir abonelik bulunmadığı dosya kapsamından sabittir. Davalı şirket tarafından dosyasına sunulan .....tarihli tutanak davacı dışında farklı bir şirket adına düzenlenmiştir. Dosya içeresinde, davacı hakkında düzenlenmiş ne kaçak tutanağı nede usulsüz elektrik kullanım tutanağı bulunmamaktadır. Davalı tarafından sunulan cevap dilekçesinde, davacının başkası adına kayıtlı abonelik üzerinden elektrik kullanıldığının tespit edildiği öne sürülmekle birlikte, bu yönde düzenlenmiş bir tutanakta bulunmamaktadır. Bu halde ispat yükü üzerinde olan davalı şirket tarafından davacının kaçak/usulsüz elektrik kullandığı ispatlanamamıştır. Davacının tarımsal destekleme hesabından yapılan kesintilerin iadesi gerekir. Dosya kapsamından, davacının tarımsal destekleme hesabından .....tarihinde toplamda .....TL tahsilat yapıldığı anlaşılmakla, bu miktar üzerinden davanın kabulüne ve kabul edilen alacağa EPDK Yönetmeliğinin 47/2. maddesinde yer alan düzenleme kıyas alınarak kesinti tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜNE, 312.800,00 TL'nın kesintinin yapıldığı .....tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalından tahsili ile davacıya verilmesine, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 21.367,37 TL peşin harçtan, başlangıçta yatırılan 269,85 TL peşin harç ile sonradan yatırılan 5.345,00 TL ıslah harcının mahsubu sonucu bakiye kalan 15.752,52 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 269,85 TL başvuru harcı ve 269,85 TL peşin harç ile sonradan yatırılan 5.345,00 TL ıslah harcının toplamı olan 5.884,70 TL'nın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından 297,50 TL tebligat ve posta masrafı ile 3.000,00 TL bilirkişi ücreti olarak sarf edilen toplamda 3.297,50 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 48.920,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Arabuluculuk aşaması görüşme sonucunda anlaşamama ile sonuçlandığından, 6325 Sayılı HUAK'nun 18/A-13 maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.200,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına, 7-Davacı yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. Katip Hakim