İlk Derece Mahkemesi · Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi
Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/170 E. 2023/964 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/170
- Karar No
- 2023/964
- Karar Tarihi
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO : HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVA : Menfi Tespit (Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 31/01/2022 KARAR TARİHİ : 22/11/2023 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, müvekkile Gebze ... Noterliğinin ...tarih ve ...yevmiye numarası ile tebliği yapılan ihtarname ile müvekkilden ...nolu hesap numarasından ...TL ve ...nolu hesap numarasından ...TL, faiz ve ihtarname masrafları olarak da ...TL olmak üzere toplam ...TL ödeme yapılmasının istendiğini,talep dayanağının müteselsel kefalete dayalı olduğunu, kefalet sözleşmesinde eş adına imza hanesi boş iken sonradan doldurulduğunu, imzanın eşine ait olmadığını, müvekkilin bankaya ...isimli kişi ile birlikte ... adına kredi çekmek için başvuru yaptıklarında müvekkile kredi sözleşmesine kefil olması ve kefalete ilişkin evrakların imzalanarak eşin tarafından da onay verilmesi gerektiğinin söylendiğini, bunun üzerine müvekkil tarafından eşinin onay vermeyeceği dolayısıyla kefil olamayacağını banka yetkililerine ilettiğini, banka yetkilileri tarafından da müvekkile bu şekilde kefalet sözleşmesi kurulamayacağı dolayısıyla kefalet sözleşmesinin geçersiz olacağından bahsedildiğini ve evrakların bu şekilde hüküm doğurmayacağı belirtildiğini, müvekkilin ise tüm bu yaşananlar üzerine eşinin kefalet sözleşmesine onay vermeyeceğini söyleyip bankadan ayrıldığını, eşinin onay imzasının yerinin boş bırakıldığını, ancak Diyarbakır İcra Dairesi ...esas sayılı dosyasında icra takibi yapıldığında müvekkil ve eşi tarafından, eşin yerine başkaları tarafından imza atıldığı ve evrakların işleme tabi tutulduğunun farkına vardıklarını, müvekkilin eşine ait vekaletname ve imza beyannamesinde de görüleceği üzere eşinin imzası ile kefalet sözleşmesinde bulunan imzaların birbiri ile hiçbir şekilde benzerliği bulunmadığını, bu hususta Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca inceleme yapıldığını ve müvekkilin eşinin kefalet sözleşmesinde imzasının olmadığının tespit edildiğini, icra takibi yapılması halinde kötü niyetli açılan icra takibi nedeniyle %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek Gebze ...Noterliği ...tarih ve ...yevmiye numaralı ihtarname ile müvekkilden talep edilen çek bedeli kredisi ve ihtarname masrafı bakımından müvekkilin borçlu olmadığının tespitini istemiştir. Davalı vekili, davacının iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla zamanaşımının dolduğunu, müvekkil banka ile dava dışı asıl borçlu ...arasında imzalanan ...tarihli genel kredi sözleşmesini davacı ...müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını ve taraflar arasında imzalanan taahhütnameler/ sözleşmeler gereğince borçlulara ticari kredi kullandırıldığını, davacının sözleşmede yer alan eş muvafakatine ilişkin imzanın eşine ait olmadığını iddia ederek huzurdaki menfi tespit davasını açtığını, müvekkil banka tarafından söz konusu kredi kullandırımının ilgili yasal mevzuat ve prosedüre uygun gerçekleştirildiğinden davacının itirazlarının yersiz olduğunu, nitekim asıl borçlu ...hiç bir itirazının olmamasının da bu durumu ispatladığını, davacının iddialarını kabul anlamına gelmemekle birlikte, eğer davacının iddia ettiği üzere kredi sözleşmesinde yer alan imza davacının eşi dışında birine ait olsa bile bu sahteliğin, davacı koca, kredi borçlusu veya banka yetkilisi tarafından ortaklaşa yapıldığına veya banka yetkilisinin bilgisi dâhilinde gerçekleştiğine ilişkin dosyada herhangi bir delil bulunmadığını, hal böyle iken söz konusu iddianın doğruluğu halinde dahi işbu zarara iyi niyetli müvekkil bankanın katlanmasının haksızlık oluşturacağını, ayrıca davacı taraf her ne kadar dilekçe içeriğinde kötü niyet tazminat talebinde bulunmuş ise de, bu haksız talep sonuç talep bölümünde yer almadığından dikkate alınmaması gerekmekle birlikte davacı veya asıl borçlunun sözleşmede yer alan kendi imzalarına itiraz etmediklerinin görüleceğini, bu durumun davacının kötü niyetini açıkça ortaya koymakta olduğunu, keza iddia edildiği üzere söz konusu muvafakate ilişkin imzanın davacının eşine ait olmaması halinde davacı, asıl borçlu ve iddia konusu olaya karışan kişilerin kötü niyetli olduğu ve müvekkil bankayı zarara uğratma kasıtları olduğunun anlaşılabilir olduğunu, hal böyle iken davacının kendi kötü niyetine dayanarak kötü niyet tazminatı talep etmiş olması kabul edilemeyeceği gibi davacının kötü niyetini de açıkça ortaya koyduğunu, dolayısı ile davacının haksız tazminat talebinin reddi ile haksız dava nedeniyle müvekkil bankaya %20 kötüniyet tazminatı ödemesine karar verilmesi gerektiğini beyan ederek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Taraflarca dosyaya sunulan deliller incelenmiş, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının ... nolu soruşturma ile Diyarbakır ...Asliye Hukuk Mahkemesinin ...esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden celp edilerek dosya arasına kazandırılmış, elde ki davada Diyarbakır ...Asliye Hukuk Mahkemesinin ...esas sayılı dosyasında İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinden alınan ...tarihli bilirkişi raporu taraflara tebliğe çıkarılmıştır. Dava, davacı banka ile dava dışı borçlu arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinden kaynaklı borcun ödenmesi amacıyla davalı banka tarafından davacı kefile gönderilen ihtarnameye konu borçtan dolayı davacı kefil tarafından kefalet sözleşmesindeki eş rızasına ilişkin imzanın eşe ait olmadığı ve bu nedenle kefaletin geçersiz olduğundan bahisle menfi tespit istemine ilişkindir. Dava dışı asıl asıl borçlu ...ile davalı banka arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davalının anılan sözleşmeye müşterek borçlu ve müteselsil kefil ibaresi ile kefalet tarihi ve miktarını göstererek ve imza atmak suretiyle kefil olduğu, kefalet sözleşmesinde eş muvafakatine ilişkin kısımda adının yazılı ve ıslak imzalı olduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; dava dışı asıl borçlu ...ile davalı banka arasında imzalanan sözleşmeye kefil olan davacının kefaletinin geçerliliğine ilişkin eş tarafından atılmış imzanın eşe ait olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre ihtarnameyi konu edilen borçtan davacının sorumlu olup olmadığına ilişkindir. Elde ki menfi tespit davasına konu borcun dayanağı genel kredi sözleşmesi ...tarihli olup, davalının ...tarihinde genel kredi sözleşmesine kefil olduğu anlaşılmaktadır. sözleşmede müteselsil kefil sıfatıyla imzası bulunmaktadır. Sözleşme tarihi gözetildiğinde kefaletin TBK'nun 583. ve 584. maddelerindeki şekil koşullarına uygun olarak düzenlenmiş olması gerekmektedir. UYAP'ta yer alan nüfus kayıt örneğine göre davalı kefalet tarihi olan ...tarihinde evlidir. TBK'nun 584/1. maddesi uyarınca eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir. Anılan maddeye ...tarihinde 6455 sayılı Kanunun 77. maddesi ile eklenen 3. Fıkra ile, ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak yada yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkarlar siciline kayıtlı esnaf ve sanatkarlar tarafından verilecek kefaletler, 27.12.2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkarlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eş rızası aranmayacağına ilişkin düzenleme getirilmiştir. Gerek genel kredi sözleşmesi gerek kefalet sözleşmesi anılan yasal değişiklikten sonradır. Taraflar gerçek kişi olup, kullanılan kredinin dayanağı genel kredi sözleşmesidir. Tarafların sıfatı ile imzalanan kredi sözleşmesinin niteliği gözetildiğinde davalı tarafından verilen kefalet TBK'nun 584/3. maddesi kapsamında değildir. Bu durumda, davalının kefaletinin geçerli olabilmesi için en geç kefaletin kurulması anında eşinin yazılı rızasının alınmış olması gerekir. Dosyaya sunulan kefalet sözleşmesindeki ...tarihli eş rızasına ilişkin imzanın davacının eşi ...ın eli ürünü olup olmadığının tespiti amacıyla gerek Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının ...nolu soruşturma dosyasında alınan ...tarihli bilirkişi raporunda, gerekse ...esas sayılı dosyasında İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinden alınan ...tarihli bilirkişi raporunda ...eli ürünü olmadığı tespit edilmiştir. Bu durumda davacının kefaletine ilişkin geçerli bir eş rızasından bahsedilemeyeceğinden davacının gönderilen ihtarnameye konu borçtan sorumluluğu bulunmadığı anlaşılmakla, açılan davanın kabulüne karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜNE, Gebze ...Noterliğinin ...tarih ve ...yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davacıdan ...nolu hesap numarası üzerinden talep edilen ...TL çek bedeli kredisi ile ...nolu hesap numarası üzerinden talep edilen ...TL çek bedeli kredisi, ...gecikme faizi ve 0,11 TL KKDF ve 376,52 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplamda faiz ve ihtarname masrafları olarak da ...TL olmak üzere toplam ...TL yönünden davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 390,81 TL peşin harçtan, başlangıçta yatırılan 97,67 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 293,14 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 80,70 TL başvuru harcı ile peşin harç olarak yatırılan 97,67 TL'nın toplamı olan 178,37 TL'nın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından 56,50 TL tebligat ve posta masrafı olarak sarf edilen yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 5.721,18 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Arabuluculuk aşaması görüşme sonucunda anlaşamama ile sonuçlandığından, 6325 Sayılı HUAK'nun 18/A-13 maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına, 7-Davacı yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davanın değeri itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. Katip Hakim