Diğer ·
2025/42 E. 2025/42 K.
- Mahkeme
- Diğer
- Esas No
- 2025/42
- Karar No
- 2025/42
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/42 Esas - 2026/97 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/42 KARAR NO : 2026/97
.... .... DAVA : Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 24/01/2025 KARAR TARİHİ : 04/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04/03/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka .... Kararının İptali ile Hükümsüzlük istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, davalıların yapmış olduğu .... başvurusunda müvekkili tarafından yapılan itirazların haksız olarak reddedildiğini, müvekkiline ait ...." esas unsurlu markaları arasında işitsel, görsel ve anlamsal yönlerden benzerlik bulunduğunu, tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali bulunduğunu, taraf emtialarının aynı olduğunu, bu durumun karıştırılma ihtimalini arttırdığını, ürünlerin 29 ve 30. Sınıfta yer alan ürünler olduğunu bu nedenle tüketici dikkat seviyesinin düşük olduğunu, başvuruda yer alan green ibaresinin “yeşil” anlamına geldiğini ve .... ibaresinin betimlediğini, markanın dikkat çekici unsurunun ....olduğunu, bu noktada müvekkiline ait yeni bir ürün algısı oluşacağını, müvekkiline ait .... markasının çatı markası olduğunu bu nedenle inceleme dışında bırakılması gerektiğini, müvekkili markasının tanınmış olduğunu, ... kararında markanın kullanımının ispatlanamadığı gerekçesi ile diğer iddialarının da dikkate alınmadığını, davalıların kötü niyetli olduğunu ifade ederek .... sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; SMK m.6/1 anlamında bir tescil engelinin mevcut olduğundan söz edebilmek için, markaların benzer olması, kapsadıkları mal/hizmetlerin aynı/benzer olması ve iltibas yaratması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerektiğini, taraf markalarının genel görünümleri ve bir bütün olarak bakıldığında bıraktıkları intibanın farklı olduğunu, davacı tarafından itiraza mesnet..... sayılı markalarının kullanımının ispatlanamadığı ve değerlendirmede dikkate alınmadığını, .... markası ile ise bir benzerlik bulunmadığını, kurum nezdindeki itrazlarında tanınmışlık ve kötü niyete dayanılmadığını ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalıların yargılamaya katılımları olmamıştır. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, .... Kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde,.... numara ile markasının 29 ve 30. sınıfta yer alan mallar için başvuruda bulunulduğu, markanın ilk incelemeden geçerek 12.01.2023 tarih ve 412 sayılı Resmi Marka Bülteninde ilan edildiği, davacının ..... içeren markalarını mesnet göstererek 6/1 maddesine dayanarak itiraz ettiği, davalıların karşı görüş sunduğu ve .... markaları bakımından kullanım ispatı talep ettiği, davacı tarafından kullanım ispat delillerinin sunulduğu,....tarafınından ilgili markaların kullanımının ispat edilemediği nedeniyle dikkat alınmadığı,.... sayılı marka bakımından karıştırılma ihtimali bulunmadığı gerekçesiyle reddedildiği, davacı tarafından bu karara itiraz edildiği, itirazın .... sayılı kararı ile itirazın reddedildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER Hükümsüzlük talebi bakımından dava konusu markanın hak düşürücü süre içerisinde tescil tamamlamasının yapılmadığı, bu bağlamda hükümsüzlük talebi bakımından bir değerlendirme yapılamayacağı değerlendirilmektedir. Bu nedenle sadece davalı kurum nezdinde dayanılan SMK 6/1 maddesi kapsamında inceleme yapılmıştır. TARAF MARKALARI ARASINDA BENZERLİK VE İLTİBAS İHTİMALİ; SMK 6/1 maddesi uyarınca; tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı veya benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı veya benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Dolayısıyla markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesinin ilk koşulu; markaların tescilli oldukları sınıfların aynı olması veya birbirine benzer olmasıdır. Markaların tescilli oldukları veya tescili talep edilen mal veya hizmetlerin benzerliğine kanaat getirilmesi halinde, ikinci şart olan markaların benzerliğine geçilir. Görüldüğü üzere karıştırılma ihtimalinin varlığı için çifte benzerlik şartının gerçekleşmesi ve her iki benzerliğin de dikkate alındığı genel izlenim ve değerlendirmeye göre ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırma ihtimalinin bulunduğu, EMTİALARIN BENZERLİĞİ- KULLANIM İSPATI ; Mevzuatımızda yer alan düzenlemeye göre yalnızca benzerlik ve karıştırılma ihtimali kapsamında yapılan itirazlarda (SMK m. 6/1), itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. Aynı talebin hükümsüzlüğe ilişkin taleplerde de ileri sürülmesi mümkündür. Bu durumda ise kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Dolayısıyla benzerlik ve karıştırılma ihtimaline dayalı ileri sürülen itiraz veya hükümsüzlük taleplerinde; uyuşmazlık konusu markanın başvuru tarihinde veya dava tarihinde, itiraza/hükümsüzlük talebine gerekçe olarak gösterilen markanın en az beş yıldır tescilli olması halinde, ilgili markanın tescil kapsamındaki emtialarda ciddi bir biçimde kullanılıp kullanmadığını ispat etmesi gereklidir. Sunulan delillerin itiraza konu markanın tescilli olduğu mal veya hizmetler bakımından kullanımın niteliği, yeri, zamanı, kapsamı ve markanın kullanım şekli hususlarına dair yeterli bilgiyi içermesi gerekir. İtiraz sahibi tarafından kullanımın ispatlanamaması halinde söz konusu gerekçe markalar SMK’nın 6 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında yapılacak inceleme açısından dikkate alınmaz. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması hâlinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir. Markanın ciddi olarak kullanımının öngörülmesinin ve bu şekilde kullanmamanın sonucunun yaptırıma bağlanmış olmasının amacı, marka sahibinin salt markadan doğan tekel haklarını kullanmak amacıyla, aslında kullanım amacı olmaksızın gerçekleştirdiği göstermelik/sembolik kullanımların önüne geçebilmektir. Bu tür kullanımlar, markayı kullanmamadan doğan sonuçlardan kaçınmak için gerçekleştirilen düzensiz, geçici kullanımlardır. Markanın kullanımını kanıtlayan deliller eğer marka sahibi dışındaki bir kuruluş adına ise, bu kuruluş ile marka sahibi arasındaki ilişkinin ortaya konulması oldukça önemlidir. Hem Yargıtay uygulamasında hem de ... uygulamasında tek başına sözleşmelerin varlığı da ciddî kullanımın ispatı için yeterli görülmemektedir. ...’ın içtihadında da, ciddi kullanımın ispatı için yalnızca sekiz sözleşme sunulmuş olmasını ve söz konusu hizmetlerle ilgili olarak imzalanan tüm sözleşmelerin bir listesi veya üretilen ciroya ilişkin bir belge gibi ek belgeler olmamasını yetersiz olarak değerlendirmiştir. (... T....) Benzer şekilde Yargıtay da malın niteliğine göre az miktarda sunulan faturayı ciddi kullanımı ispatlamaya yeterli görmemektedir.(....) Markanın işlevine uygun kullanımının değerlendirilmesine yönelik olarak markanın yenilenmesi veya sadece lisans sözleşmesinin yapılması ya da lisans bedelinin ödenmesi, marka hakkının devredilmesi, markanın işlevine uygun kullanımını karşılamaz. (....sicil kaydının veya Vergi Dairesi kaydına dayalı olarak markanın kullanılmış sayılmayacağına karar vermiştir. Ayrıca, marka sahibinin, markasına dayanarak bir başkasına “ihtarname göndermesi” veya “dava açması” da markanın işlevine uygun kullanımı manasına gelmeyecektir. Bu konuda delil serbestisi geçerli olup marka sahibi markasını kullandığını kanaat verici ve denetlenebilir olması kaydıyla gazete ve dergilerdeki duyuru, tanıtım ve reklamları, üzerinde tarih bulunan ve piyasaya dağıtıldığı ortaya konulabilen ve baskı tarihi denetlenebilen katalog, broşür gibi tanıtım araçları, dijital ortama konulduğu tarih teknik olarak ispat edilebiliyorsa internet ortamındaki arşiv kayıtları, süpermarket insertlerindeki görseller, fatura ve benzeri her türlü delille ispat edebilir. Hangi tarihte, nerede çekildiği belli olmayan fotoğraflar da kullanımın ispatı için yeterli değildir. Zira bu gibi delillerin her zaman için oluşturulması mümkündür. Az sayıda ve düşük meblağlı faturaların da ciddi kullanım sayılamayacağı açıktır. Sözgelimi gıda sektöründe tescilli bir markanın kullanmama nedeniyle hükümsüzlüğünün istendiği bir davada sadece 2 adet faturanın markanın kullanıldığını ispata yeterli görülmediği, Davacının davalı kurum nezdinde sunmuş olduğu kullanım delillerinin incelenmesinde; davalı kurum kararında vurgulandığı üzere davacının markalarının kullanımını ispat edemediği yönünde değerlendirme yapmaktadır. Zira kullanım ispatını sağlayan en güçlü delil, bilindiği üzere faturalardır. Bu noktada sunulan fatura sayısı, tarafların faaliyet alanı dikkate alınarak incelenmelidir. Örnek olarak uçak ya da gemi imal eden bir firma bakımından yılda 1 ya da 2 fatura sunulması “kullanımın ispatlandığı” yönünde değerlendirilebilecekken, somut olaydaki gibi pahada ucuz, hızlı tüketime konu olan gıda mallarında az sayıdaki fatura kullanımı ispatlamaya yetmeyecektir. Ek olarak sunulan ambalaj görsellerinde tarih bilgisi bulunmadığı, bu ambalajların basımına ait bir fatura, matbaa ile yapılan bir sözleşme yani kısaca tarih bilgisi sunabilecek her hangi bir doküman yer almadığı görülmüştür. Yine davacı tarafından sunulan izin belgeleri ve çeşitli sertifikaların markanın ciddi kullanımını ispatlaması mümkün değildir. ..... sayılı emsal kararında “31 Ocak tarihli faturalara konu olan ürün adedi ve tutarları markanın kullanıldığının kabulüne yeterli bulunmamaktadır. 31 Ocak 2012 tarihli faturaların içeriği olan ürün adedi 792 adettir. Bu sayıdaki ürünün faturalarda belirtilen tutarı da 1.062 TL’den ibarettir. Sözel anlamda kullanım var gözükse de markanın canlı kalmasını gerektirir düzeyde ve miktarda bir üretim ve satış olduğu kabul edilemez” değerlendirmesinde bulunarak, sayısal anlamda çok görünse dahi, ilgili kullanımın “ciddi kullanım” teşkil ettiği kanaatine varamadığını ortaya koymuştur. Yine ..... sayılı kararında “… son beş yıldaki ürün satışı toplamının 1.167 TL olduğunu, çok geniş ve yüksek bir ticari işlem kapasitesine sahip giyim ürünleri yönünden elde edilen satış rakamı oldukça düşük olup o ürün yönünden markanın ciddi surette kullanıldığının söylenemeyeceği” tespitine yer verilmiştir. Bu noktada söz konusu ürünlerin gıda malları olduğu düşünüldüğünde, davacı tarafından sunulan faturaların “ciddi kullanımı” ispatlayamayacağı, sayılan nedenlerle SMK 6/1 incelemesi davacının kullanım ispatına konu edilmeyen .... Elvan ... markası bakımından yapılmıştır. Doktrinde de kabul gördüğü üzere, markalara ait mal veya hizmet listelerinde yer alan emtiaların "benzer" olup olmadığının değerlendirilmesinde, sınıflandırmaya ilişkin ulusal ve uluslararası düzenlemeler bağlayıcı kesin kurallar içermemektedirler. Bu nedenle, inceleme konusu markaların emtia listelerindeki sınıf numaralandırması ile bağlı kalınmaksızın, karşılaştırılan emtia listelerinin "aynı veya benzer" mal veya hizmetlerden oluşup oluşmadığı incelenmelidir. “Marka kapsamındaki mal ve hizmetlerin aynı veya benzer tür olup olmadığı hususunda 1957 yılında yapılmış olan “....” kapsamında hazırlanan “Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ” hükümlerine ve bunun ekindeki sınıflara ve alt gruplara göre yapılan listenin dikkate alınması gerekmekle birlikte tek başına listenin bir bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Bu anlamda, ilişkilendirmenin varlığı için mal ve hizmetlerin tamamen aynı sınıfta veya aynı alt grupta yer alması gerekmez.” Zira asıl olan, işaretlerin, kapsamlarındaki mal veya hizmetler üzerinde tescilli bir marka olarak kullanılması durumunda, tüketici nezdinde karıştırılma ihtimaline yol açıp açmayacağıdır. Bu nedenle, mal ve hizmet sınıf ve alt gruplarında benzerlik araştırmasında piyasanın anlayışı, benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, mal veya hizmetlerin birbiri yerine ikame edilebilme ve rekabet olanaklarının olup olmadığı, birinin diğerini tamamlama imkânı olup olmadığı, mal veya hizmetlerin dağıtım kanallarının ortak olması, aynı veya yan yana raflarda satışa arz edilip edilmediği kullanım yöntemleri, hedeflenen müşteri kesiminin aynı olup olmadığı hususlarının araştırılması gereklidir. Markalar arasında iltibas değerlendirmesinin ilk koşulunun, taraf markaları kapsamındaki emtiaların benzerliği olduğu hususu Yüksek Mahkemenin birçok kararında da açıkça belirtilmiştir.7 Nitekim EUIPO nezdinde verilen kararlarda da malların benzerliğine ilişkin değerlendirmenin, mal ve hizmetler arasındaki ilişkilerin ilgili özellikleri dikkate alınarak yapılması gerektiğini, bu özelliklerin, malların doğaları, kullanım amaçları, kullanım yöntemleri ve birbiriyle rekabet halinde veya birbirini tamamlayıcı olup olmadıklarını içerdiği belirtilmiştir. Dava konusu markada yer alan “Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler” malları ile davacı markasında yer alan “Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri” malları arasında; her iki mal grubunun aynı ham maddeden (meyve ve sebzeler) elde edildiği, üretim teknolojileri ve proseslerinin büyük ölçüde örtüştüğü, tüketici nezdinde aynı gıda kategorisinin alt türleri olarak algılandığı, çoğunlukla aynı işletmeler tarafından üretilip aynı dağıtım kanallarında pazarlandığı, hedef kitlerinin ve kullanım amaçlarının benzerliği de düşünüldüğünde, bir kısım mallar bakımından emtia benzerliğinin sağlandığı, İŞARETLERİN BENZER OLUP OLMADIĞI; Markaların karıştırılma ihtimalinden söz edilebilmesi için yukarıda da belirtildiği üzere emtiaların/hizmetlerin aynı/benzer olması yanında markayı oluşturan ibarelerin de aynı/benzer olması koşulu bulunmaktadır. İki işaret arasında karıştırılma ihtimali, iki şekilde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan birincisi, tescil talebine konu markanın tescilli veya tescili için daha önce başvurulmuş markaya benzerliği nedeniyle önceki markanın aynısı ya da benzeri marka zannedilmesi ve bu sebeple satın alınmak istenen ürün dışında bir ürünün satın alınmasına sebebiyet verilmesidir. İkinci ihtimal ise, tüketicinin iki marka arasındaki farklılıklar nedeniyle her iki markanın aynı marka olmadığını anlamasına rağmen, iki markanın aynı işletmeye, başka bir ifadeyle aynı iktisadi – idari kaynağa ait olduğunu sanmasına sebebiyet verilmesidir. Bu durumda da tüketici, gerçekte almak istemeyebileceği bir ürünü, salt güvendiği önceki markayla irtibatlı sandığı için sonraki markayı alabilecektir. Böylece, önceki tescilli veya tescil talebine konu edilmiş markayı taşıyan ürünler için tüketici nezdinde tesis edilen güvenden haksız olarak yararlanma sonucu doğabileceğinden, karıştırılma ihtimali gerçekleşmiş olacaktır. Benzerlik ve karıştırılma ihtimaline dayalı değerlendirmelerde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. ... kararlarında da belirtildiği üzere; “ortalama alıcılar / kişiler”, çabuk aldanabilen kişiler olmadığı gibi aptal ya da budala da değildir . Mal/hizmetin alıcısı olarak dikkate alınacak olan bu kişiler; orta düzeyde zeka ve dikkate sahip olan, işareti/markayı anımsaması da sıradan olan kişilerdir. Ancak tüketici kitlesinin dikkat ve özen düzeyinin mal ve hizmet sınıflarına bağlı olarak değişkenlik göstermesi de mümkündür. İlgili tüketici kitlesinin dikkat düzeyi arttıkça karıştırılma ihtimali azalır. İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkate alınmalıdır. Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Taraf markalarında yer alan husumet konusu ... ibaresinin İnglizce olduğu, bükmek, büküm anlamında geldiği, aynı zamanda mecazi olarak “dokunuş, küçük ek, nüans” anlamında da kullanıldığı bu noktada dava konusu markanın “yeşilin bükülmesi” “yeşil büklüm” anlamlarından ziyade “yeşilin dokunuşu” “bir parça yeşil” gibi anlamlara gelebileceği değerlendirilmiştir. Davacı markasında yer alan .....ibaresinin çatı markası olduğu, ... ibaresinin yukarıda belirtilen anlamlara geldiği, bu noktada İngilizce bilmeyenler açısından kavramsal bir değerlendirmenin yapılamayacağı, bilenler bakımından ise aynı kelimenin yer almasından kaynaklı ufak bir benzerlik oluşabileceği, İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür. Taraf markaları İngilizce ibarelerden oluşmaktadır. Dava konusu marka “tivist of gırin” şeklinde okunacakken davacı markası “tivist” şeklinde okunacağı, sözcüklerin ilk hecelerinde, ilk bölümlerindeki ayniyet karıştırma ihtimaline yol açabildiği, bu noktada taraf markalarının aynı seslerle başlamasından kaynaklı belli bir ölçüde fonetik benzerlik bulunduğu, Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir. Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır. Dava konusu markanın kelime+şekil markası olduğu, markanın yeşil kenarlı bir yuvarlak içerisinde konumlandırıldığı, bu yuvarlağın içinde kelime unsurlarının yanında içi dolu bir kaseye benzer bir şeklin yer aldığı, hiçbir unsurun bir diğerinin önüne geçecek şekilde konumlandırılmadığı, markanın bir bütün olarak algılandığı değerlendirilmektedir. Davacı markası ise kelime markasıdır. .... ibaresinin harfsel benzerliği dışında görsel açıdan bir benzerlik kurulmasının mümkün olmadığı, Husumet konusu ... ibaresinin özellikle gıda mallarında kullanımının sık olduğu, özellikle şekilsel özellik olarak bükülmüş, spiral, kıvrılmış şekilde ürün özelliğini ve ambalajlama tekniğini anlatmak için kullanıldığı görülmüştür. Şekerleme veya çikolatanın ince ambalaj filminin ortasına konmasıyla, filmin iki ucunun karşı yönlere doğru bükülerek kapatılmasıyla oluşmuş bu forma .... kullanımlarının da ambalajlamaya yönelik olduğu, Yukarıdaki bilgiler ışığında markaların bütünsel olarak karşılaştırılmasında, taraf markalarının ortak olarak ... ibaresi içermesinden kaynaklı belli bir seviyede benzerlik içerdiği, ancak ... ibaresinin özellikle gıda malları açısından sıklıkla kullanılan bir tür şekil ya da ambalajlama şekli ile ilgili kullanıldığı, bu anlamda ayırt ediciliğinin düşük olduğu, dava konusu markanın bir bütün halinde bıraktığı izlenimin kolaylıkla farklılaştığı, dava konusu markada yer alan ... ibaresinin ön plana çıkarılmadığı ve bir söz öbeği içerisinde yer aldığı, bu noktada bir bütün halinde algılanacağı bu nedenle taraf markaları arasında yeterli farklılaşmanın sağlandığı ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, TANINMIŞLIK ve KÖTÜ NİYET İDDİALARI; Davacının, davalı kurum nezdinde sadece SMK 6/1 maddesine dayandığı, ilgili maddelerin dava aşamasında gündeme getirildiği, dava konusu markanın hak düşürücü süre içerisinde tescil tamamlama işleminin yapılmadığı görülmüş olup, bu nedenle hükümsüzlük yönünden bir değerlendirme yapılamamıştır. Netice itibariyle, Taraf markalarında bir kısım mallar açısından emtia benzerliğinin sağlandığı, ancak bütünsel açıdan taraf markaları arasında yeterli farklılaşmanın sağlandığı ve karıştırılma ihtimali bulunmadığı, Dava konusu markanın süresi içinde tescil tamamlamasının yapılmadığı, bu nedenle hükümsüzlük bakımından değerlendirme yapılamayacağı, .... karar iptal koşullarının sağlanmadığı kanaatlerine varılmış, aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M : Davanın reddine, Alınması gereken 732,00.-TL harçtan, peşin alınan 615,40.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 116,60.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, Davalı kurum kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalı kuruma verilmesine, Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Davalı şahısların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, diğer davalıların yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.
Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır