Diğer ·
2025/212 E. 2025/212 K.
- Mahkeme
- Diğer
- Esas No
- 2025/212
- Karar No
- 2025/212
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/212 Esas - 2026/54 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/212 KARAR NO : 2026/54
.... DAVA : Marka YİDK Kararının İptali ve Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 16/05/2025 KARAR TARİHİ : 05/02/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/02/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka .... Kararının İptali ile Hükümsüzlük istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkiline ait itiraza mesnet "..." ibareli markalar ile davalının "... ..." ibareli başvuru markasının ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, müvekkilinin itiraza mesnet markalarının tamamında "..." unsuru yer almakta olup yalnızca "..." unsurundan müteşekkil bir markanın da itiraza mesnet markalar arasında yer aldığını, bu noktada ilgili sözcüğün tamamını kapsayan "... ..." şeklindeki sözcük markasının müvekkili şirket ürünlerin bir devamı, ürün zincirinin bir halkası ve müvekkili şirketin ürünü zannedilmesinin muhakkak olduğunu, davaya konu başvuru markasının 12, 24 ve 35. sınıflarda tescilinin istendiğini, müvekkilinin itiraza mesnet markasının da 29, 30, 31, 32 ve 35. sınıflarda tescilli olduğunu, tescili talep edilen 35. sınıfın da benzer/aynı tür malları kapsadığı dikkate alındığında markalar arasında iltibasın kaçınılmaz olduğunu, davalının başvuru markası “... ...” ibaresinden, müvekkilinin itiraza mesnet markasının ise “...” ibaresinden oluşmakta olup, ibarelerde esas unsurların "..." sözcükleri olduğunu, ....’nın Türkçe kökenli bir sözcük olan "..." kelimesinin sözlük anlamını "Sevimli, cana yakın, hoş, güzel, hoşa giden" şeklinde verdiğini, söz konusu sözcük müvekkili markalarının esas unsuru olmasının yanı sıra uzun yıllar "... ...." unvanı atında faaliyet gösterdikten sonra müvekkili ...... ile birleşen ve toplum nazarında son derece bilinir konumda olan ... Gıda'nın ticaret unvanının da esas unsuru olduğunu, davalı markasında "..." sözcüğünün, kelime markasının en önemli bölümünü oluşturan başlangıç bölümünde aynıyla yer aldığını, söz konusu ibareler arasındaki tek farkın, itiraz edilen başvuru markasında "..." kelimesinin ardına eklenen "..." bölümü olduğunu, görüldüğü üzere tercih edilen "..." kelimesi "..." kelimesi ile aynı anlam ailesine ait bulunan bir kelime olduğunu, nitekim toplumda "..." kelimesi yaygın şekilde küçük çocuk-bebek anlamında kullanılmakta olup çocuklar ve bebekler için de yaygın şekilde sevimlilik, cana yakınlık güzellik gibi yakıştırılmalar yapıldığını, davaya konu başvuru markasının tescili durumunda, "... ..." esas unsurlu başvuru markasının, itiraza mesnet müvekkili markasıyla karıştırılacağını ve yeni markanın da müvekkili şirkete ait olduğunun zannedileceğini, bu noktada, her iki sözcüğün de birebir aynı olduğu ve aynı anlama geldiklerinin gözden kaçırılmaması gerektiğini, bu hususun da başvuru markası ile itiraza mesnet markaların anlamsal olarak da ayrışamamasına sebep olduğunu, bu markaların birbirine benzer nitelikte ürünler üzerinde yer alacağı düşünüldüğünde tüketici nezdinde iltibas ihtimalinin kaçınılmaz hale geleceğini, davalının dava konusu marka başvurusunun tescil edilmesi halinde; müvekkili şirket markasının ayırt ediciliğinin zedeleneceğini, itibarının zarar göreceğini ve müvekkili şirket markalarından haksız yere faydalanılmasının söz konusu olacağını, zira davalı markasının müvekkiline ait bir marka gibi algılanacağını ve tüketicilerin davalı ürünlerinin müvekkiline ait olduklarını düşünerek bunları temin edeceklerini, böylelikle müvekkili tarafından elde edilmesi gereken kazancın davalı tarafından elde edileceğini ve müvekkili markasının tanınmışlığı ve itibarından haksız fayda sağlanmış olacağını, bununla birlikte, söz konusu kullanımın, bir başka firmaya ait ürünün Türkiye'nin en büyük gıda üreticilerinden olan müvekkiline ait olduğu düşüncesine/algısına neden olacağını ve müvekkili markasının itibarını her türlü tehlikeye açık hale getireceğini, itibar zedelenmesine zemin hazırlayacağını, dava konusu marka başvurusunun dürüstlük kuralına ve haksız rekabet ilkelerine aykırı, kötü niyetli bir başvuru olduğu açık olup, müvekkili şirketin uzun yıllardan beri tescilli bir şekilde kullandığı markalarının kazanılmış hak ilkesinin bir gereği olarak korunmasının gerektiğini beyan ederek, .... sayılı kararının iptaline,.... sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; taraf markaları arasında ortak olan unsur “...” ibaresi olup başvuru konusu markada yer alan “... ...” ibaresinin siyah düz yazı stiliyle yazıldığını, itiraza mesnet markalar ise kırmızı zemin üzerinde beyaz renkle farklı yazı stiliyle yazılmış olup taraf markalarının genel izleniminin farklı olduğunu, taraf markalarının mal/hizmet listesi incelendiğinde ise aynı/aynı tür/benzer mal hizmetlerin bulunmadığını, dava dilekçesinde iddia edilenin aksine 35. Sınıfta mal/hizmet benzerliğinin de bulunmadığını, bir markanın sektöründe belirli bir bilinirliğe sahip olması, aynı ya da benzer başka bir markanın farklı mallar üzerinde tesciline engel oluşturabilmesi için yeterli olmayıp, aynı zamanda kanunda belirtilen şartların oluşması ve davacı tarafından ispat etmiş olmasının gerektiğini, somut olayda bu şartlar gerçekleşmemiş, davacı tarafında da ispatlanamamış olup davacının iddialarının da mesnetsiz kaldığını, davalı başvurusunun 6/9 maddesi anlamında kötü niyetli bir başvuru olduğunu ispat edemediğinden bu iddiasının da yersiz olduğunu ifade ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şahıs vekili dilekçelerinde özetle; davacının ... ... süt ürünleri markası ile müvekkilinin tescilli markası olan "... ..." arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak ilişkilendirilme ihtimali de dahil hiçbir surette karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davacının itirazına esas olarak gerekçe gösterdiği "..." markasının müvekkilinin markasının kullanıldığı ürün grubu bakımından ayırt edici bir ifade taşımadığını, diğer bir deyişle çoğunlukla çocuklar ve bebekler tarafından tüketilmek üzere üretilen paketli gıdalar üzerinde "Sevimli, cana yakın, hoş, güzel, hoşa giden" anlamlarını taşıyan "..." ifadesinin, tek başına ayırt edici nitelikte olmadığını, bu sebeple herhangi bu minvalde bir kelimenin bir kişinin tekeline verilmesinin hukuka aykırı olacağını, markaların iltibasa sebebiyet verecek ölçüde benzer olmaması, davacı markalarının tanınmış olduğuna dair somut herhangi bir delilin dosyada bulunmaması, marka tanınmış marka olarak kabul edilse dahi haksız yararlanma, markanın itibarına zarar verilmesi, markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi şartlarının gerçekleşeceğinin davacı tarafından ispatlanamamış olup davacının tanınmışlık iddiasına ilişkin istemlerinin yerinde olmadığını ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, .... Kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, davalı şahıs adına " ... ..." ibaresinin .... Sınıflandırma Sisteminin 12 / 24 / 35 / sınıflarda yer alan mallar/hizmetlerde kullanılmak üzere tescil başvurusu 03.06.2023 tarihinde yapılmıştır. ..... sayılı marka tescil başvurusu, yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda 27.06.2023 tarihli ve 423sayılı .... ilanına karar verildiği, ilan kararına davacı şirket ve dava dışı bir şirket tarafından itirazda bulunulduğu, başvurunun ilanına yapılan itirazlar, ilgili daire tarafından değerlendirilerek, itirazların reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı şirket tarafından....’da görüşülmesi için itiraz dilekçesi sunulduğu davacının itirazı ... sayılı kararı ile reddedildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER; Taraf Markaları Arasında Karıştırılma İhtimali; 6769 sayılı SMK’nin 6/1 maddesi “Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.” hükmüne amirdir. 6769 sayılı SMK’nin 6/1 maddesi anlamında benzerlik değerlendirmesinin ilk koşulu markaların tescilli oldukları sınıfların birbirine benzerliğidir. Markaların tescilli oldukları veya tescili talep edilen mal ve hizmetlerin benzerliğine kanaat getirilmesi halinde, ikinci şart olan markaların benzerliğine geçilir. Eğer her iki koşul da gerçekleşmiş ise markalar arasında iltibas olduğuna karar verilecektir. Markalar arasındaki benzerlik incelenirken, Markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları Görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlik, Çağrıştırma, Bir bütün olarak markaların uyandırdığı toplu kanaat, Malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, Markayı taşıyan mal veya hizmetin değeri ve alıcının bu mal ve hizmeti almaya ayırdığı zaman kriterleri ele alınmalıdır. Yerleşik Yargıtay içtihatları ile sabit olduğu üzere; bir markanın bir başka marka ile benzer olup olmadığı müşterisi hafızasında bıraktığı imaja göre belirlenir. Bir marka, hizmet veya malın, diğer bir marka, hizmet veya malla karşılaştırılarak benzerliği tespit edilirken marka, mal veya hizmete bütünsel bir açıdan yaklaşılmalı ve müşterileri nezdinde bıraktıkları izlenim dikkate alınmalıdır. Nitekim .... sayılı kararında; “…556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 8/1-b bendi uyarınca markaların iltibas yaratıp yaratmadıklarının belirlenmesinde, markaların kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının alıcısı olan ortalama düzeydeki halk nezdinde karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığının tespiti gereklidir. Bunun için de işaretleri oluşturan harf, kelime, şekil gibi asıl ve yardımcı unsurların değerlendirilmesi zorunludur... Dairemizin bu konuda yerleşik içtihatları uyarınca asıl unsurun; bunların ayırt edici ve baskın unsurları unutulmaksızın markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin tümüne hâkim olan görünüş ve ayırt ediciliği vurgulayan imajda aranması gereklidir...” denmektedir. İltibas, kanunlarda tanımlanmamış olmakla birlikte öğretide “bir markanın aynen veya benzerinin kullanılması suretiyle, alıcı zihninde gerek emtiaların (veya hizmetlerin), gerekse müteşebbisin kaynağı açısından yanlış kanaatler uyandırılması ve bunların aynı yerden piyasaya sürüldüklerinin düşündürülmesi, bu yönden çağrışımlar yapması” olarak tanımlanmıştır. Sadece alıcıların belirli bir mal veya hizmet yerine başka mal veya hizmeti almak istemeleri halinde değil; alıcıların mal veya hizmetlerin birbirinden farklı olduklarını anlamalarına rağmen, bunların kaynağının aynı işletme olduğuna veya malları satan yahut hizmetleri sunanlar arasında idari veya ekonomik bağlılık olduğuna inanmaları halinde de iltibas ihtimali vardır. Dolayısıyla, iltibas bulunduğunun kabulü için işaretin marka ile bağlantı kurulmasına ve düşünsel olarak markayı çağrıştırmasına elverişli olması gerektiği anlaşılmaktadır. Karıştırılma ihtimalinin varlığı 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi uyarınca “halk” nezdinde olmalıdır. Bir markanın diğer marka ile karıştırılma ya da iki marka arasında ilişki bulunduğu ihtimali, malın hitap ettiği uzman ya da satıcı nezdinde değil, halk nezdinde araştırılmalıdır. Dolayısıyla, markaların hitap ettiği tüketici ya da kullanıcı dikkate alınmak suretiyle, markaların bu kişiler nezdinde karıştırılıp karıştırılmayacağının değerlendirilmesi gerekmektedir. Yasada geçen “halk” tabiri amaca uygun şekilde “markayı taşıyan ürünlerin nihai tüketici kitlesi” olarak anlaşılmalıdır. Benzerlikte görüşüne başvurulacak kişi markalı ürünün yöneldiği hedef kitleye mensup/makul derecede bilgilendirilmiş, makul derecede dikkatli ve makul derecede ihtiyatla değerlendirme yeteneğine sahip kişinin değerlendirmesidir. İltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığının tespitinde, mal ve hizmetlerin aynı veya benzer alıcı çevresine hitap edip etmediklerine ve aynı veya benzer ihtiyaçları gidermede kullanılıp kullanılmadıklarına; markaların kullanıldığı mal veya hizmetin ekonomik değerine; bunların hitap ettiği alıcı grubunun sosyal ve ekonomik düzeyine ve orta yetenekteki alıcıların markanın kullanılacağı mal veya hizmetleri aldıkları sırada sarf edecekleri dikkat ve özene de bakılır. Emtiaların Aynı/Benzer/İlişkili Olup Olmadığı; Dava konusu.... sayılı markanın dava konusu malları/hizmetleri ile davacıya ait redde mesnet markaların kapsamlarındaki mallar/hizmetler incelendiğinde, davalıya ait dava konusu markanın kapsamındaki dava konusu 12 / 24 / 35 / sınıflardaki mallar/hizmetler ile davacının redde gerekçe markalarının kapsamlarındaki 03 / 05 / 29 / 30 / 31 / 32 / 35 / sınıflardaki mallar/hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap etmemeleri, benzer ihtiyaçları karşılamamaları, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunmaması, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olmamaları, dağıtım kanallarının ortak olmaması, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılmamaları, aynı toptancılarda satılmamaları nedeniyle benzer/ilişkili olmadıkları, Tüketici Kitlesi: Mal ve hizmetlerin benzerliği değerlendirilirken de çekişme konusu mal ve hizmetlerin ortalama tüketici kitlesi, doğal yapısı, kullanım amacı, fiyatı, alım sıklığı, üretim dağıtım ve satış kanalları ile yerleri, rekabet, ikame veya tamamlama ilişkisi olup olmadığı gibi bütün faktörler dikkate alınmalıdır. Tüketicinin dikkat ve bilinç seviyesi, markalar arasındaki iltibas riskini etkileyecek bir unsurdur. Dikkati düşük olan tüketici kitlesine yönelik emtiaların tescillendiği markalarda iltibas riskinin daha yüksek olacağı açıktır. Diğer yandan, tüketicinin bilinç ve dikkat seviyesi tek başına iltibas riskini oluşturan unsurlardan değildir. Marka işaretlerinin ne derece ayırt edici olduğu, markanın ne derece iltibas riski taşıdığı, markaların korunma düzeyinin ne aşamada değerlendirileceği de iltibas riskinin tespitinde önem taşımaktadır. Somut olayda, yapılan değerlendirmede dava konusu mal ve hizmetler açısından tek bir sektör belirlemesi yapılamayacağı, teknolojik ürünlerin yanında kumaş, ev tekstil ürünleri, ev eşyaları, sektörlerine ait olduğu, bu mal ve hizmetlerin satışlarının, her yaş ve eğitim seviyesindeki çok çeşitli kesimden alıcıya hitap ettiğinin kabul edilmesi gerektiği, ürünlere ait fiyat aralıklarının da farklı olduğu kabul edilmek sureti ile söz konusu mallar açısından tüketici kitlesinin özelliklerinin tespit edilmesi gerekmektedir. Ortalama tüketicinin seviyesinin tespit edilmesi markaların karıştırılması ihtimalinin değerlendirilmesinde önem arz etmektedir. Ortalama tüketicinin dikkat düzeyi, mal ve/veya hizmetlerin türüne göre değişebilmektedir. Dolayısıyla bu noktadan hareketle, “ortalama tüketicinin” seviyesi, ilgili mal ve/veya hizmetlerin hangi tüketici kitlesine hitap ettiğinin tespit edilmesiyle bulunacaktır. Davaya konu markada yer alan ürünlerin karşılaştırmaya imkan veren internet sitesi / pazaryerleri ile teknoloji perakende satış kanalları aracılığı ile piyasaya arz edilebilmektedir. Söz konusu emtiaların ortalama tüketici/alıcı kitlesinin bilinç/dikkat/özen seviyesi incelendiğinde; ilgili emtiaların bir kısmının teknoloji sektörüne ait emtialardan oluşması ve günlük hayatta herkesin her zaman ihtiyaç duyacağı türden emtialar olmaması, belli satış kanalları üzerinden satışa konu edilmesi nedeniyle hitap ettiği ortalama tüketici kitlesinin bilinç/dikkat/özen/bilgi seviyesinin yüksek olduğu; öte yandan ilgili emtiaların diğer bir kısmının ise günlük hayatta herkesin kullanımına konu olabilecek türden emtialar olması (ev tekstil ürünleri) nedeniyle hitap ettiği ortalama tüketici/alıcı kitlesinin bilinç/dikkat/özen/bilgi seviyesinin daha düşük, makul derecede olduğu, bu kapsamda, örnek verilecek olunursa, motorlu kara taşıtları ile kumaşlara ait dikkat seviyesi farklı kabul edilmiştir. Marka İşaretlerinin Benzer Olup Olmadığı; Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, yukarıda da değinildiği üzere, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılması gerekmektedir. Global değerlendirme gereği, markaların unsurları bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla aslolan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır. .... kararlarından da izlenebileceği gibi, karıştırma olasılığının değerlendirmesi, aslında ileriye dönük bir tetkiktir. Bu tetkikte; “Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları” ve “davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak, global olarak yapılmalıdır” . Bununla birlikte markalar esas ve yardımcı unsur olmak üzere iki unsurdan meydana geldiği asla göz ardı edilmemelidir. Markayı benzerlerinden ayırt etmeye yarayan markada diğer unsurlara göre daha ön planda olan unsur esas unsur iken; esas unsura göre nispeten arka planda olan, malın ve hizmetin temel özelliklerini veya sair özelliklerini belirten ve esas unsura bağlı ve onunla ilişki içinde bulunanlar yardımcı unsurdur. Markaları benzerlerinden ayıran en önemli unsur esas unsurlardır. Markanın ayırt ediciliği ve iltibasa sebebiyet verip vermediği gibi hususlar esas unsur nazara alınarak tespit edilir. Benzerlik değerlendirmesine ilişkin bu genel tespitler çerçevesinde yapılması gereken temel değerlendirme, dava konusu marka ile davacıya ait redde gerekçe markalar arasında SMK md. 6/1 uyarınca karıştırılmaya yol açabilecek düzeyde bir benzerliğin mevcut olup olmadığı ile ilgili olacaktır. Dava konusu marka, beyaz zemin üzerine, siyah renkte, kalın, büyük harflerle, standart yazı karakteri kullanılarak “... ...” ibaresinin yer aldığı, herhangi bir figüratif unsur içermeyen kelime markasıdır. Dava konusu markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, zira ilgili tüketicinin “...” ibaresini bebeklere yönelik ürünler olarak algılayacağı, Davacının redde gerekçe markaları, farklı renkte zeminler kullanılarak münhasıran “...” ibaresi veya bu ibare ile birlikte çok daha küçük punto ile ayırt edici niteliğe haiz olmayan “1927, asırlık lezzet ustası” ibarelerinin yer aldığı kelime markaları veya karma markalardır. Davacının redde gerekçe markalarının esas unsurlarının “...” ibaresi olduğu, Dava konusu marka ile davacı markalarında “...” ibaresinin ortak olarak yer aldığı anlaşılmış olup bu hususun markalar arasında marka işaretleri bakımından karıştırılmaya yol açıp açmayacağının değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu açıklamalar kapsamında; markalar görsel, işitsel ve kavramsal olarak incelendiğinde; dava konusu markanın davacının redde gerekçe markalarının esas unsuru konumundaki “...” ibaresini aynen içerdiği, ilgili tüketicinin somut olayda marka işaretindeki esas unsurun başında yer alan “...” ibaresine işitsel, görsel ve kavramsal olarak daha çok odaklanacağı, dolayısıyla dava konusu markanın sonundaki “...” ibaresinin markaları işitsel, görsel ve kavramsal olarak farklılaştırmaya yeterli olmadığı, zira ilgili tüketicinin “...” ibaresini bebeklere yönelik ürünler olarak algılayacağı, ilgili tüketicilerin dava konusu markayı davacıya ait bir marka olarak algılamasının kuvvetle muhtemel olduğu, dolayısıyla işletmeler arasında bir farklılığa yol açmayacağı değerlendirilmiş, dava konusu marka ile davacı markaları arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğu, Karıştırılma İhtimali ; Güncel mevzuat gereğince iltibastan söz edilebilmesi için işaret aynılığı / benzerliği ile mal veya hizmet aynılığı / benzerliği bir arada bulunmak zorundadır. Bunun yanı sıra halk (ilgili tüketici kitlesi) tarafından markaların karıştırılma ihtimali ve karıştırılma ihtimalinin markalar arasında ilişki olduğu ihtimalini kapsaması gerekmektedir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi, karıştırılma ihtimali bulunduğunu kabul etmek için yeterli olacaktır. “Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir.” Elbette bu değerlendirme yapılırken markaların tescilli oldukları sınıflar da göz önünde bulundurulmalıdır. Markaları oluşturan işaretler arasındaki benzerlik, alıcıları satın almayı düşündükleri mal ve hizmet yerine, bir başka mal ve hizmeti almak durumunda bırakması kadar, alıcıların iki farklı mal veya hizmet karşısında olduklarını bilmelerine rağmen bu markaların aynı kişiye ait olduğunu sanmaları ya da bu malları üreten işletmeler arasındaki idari - ekonomik anlamda bir bağlılığın bulunduğu düşüncesine kapılmaları da iltibas tehlikeleri içinde ele alınmalıdır. Doktrinde kabul edildiği üzere iki marka arasında karıştırılma ihtimali, iki şekilde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan birincisi, tescil talebine konu markanın tescilli veya tescili için daha önce başvurulmuş markaya benzerliği nedeniyle önceki markanın aynısı ya da benzeri marka zannedilmesi ve bu sebeple satın alınmak istenen ürün dışında bir ürünün satın alınmasına sebebiyet verilmesidir. İkinci ihtimal ise, tüketicinin iki marka arasındaki farklılıklar nedeniyle her iki markanın aynı marka olmadığını anlamasına rağmen, iki markanın aynı işletmeye, başka bir ifadeyle aynı iktisadi – idari kaynağa ait olduğunu sanmasına sebebiyet verilmesidir. Bu durumda da tüketici, gerçekte almak istemeyebileceği bir ürünü, salt güvendiği önceki markayla irtibatlı sandığı için sonraki markayı alabilecektir. Böylece, önceki tescilli veya tescil talebine konu edilmiş markayı taşıyan ürünler için tüketici nezdinde tesis edilen güvenden haksız olarak yararlanma sonucu doğabileceğinden, karıştırılma ihtimali gerçekleşmiş olacaktır. Nitekim tüketiciler daha önce gördükleri, satın aldıkları mal veya hizmetin markasının, göz ve kulağında kalan izine, hatırlayabildikleri kadarıyla hafızalarında kalan özelliklerine dayanarak sonraki alışverişlerinde aynı veya benzer markayı taşıyan ürünü/hizmeti satın almayı tercih ederler. Dolayısıyla, benzer işareti gören ve duyan tüketiciler daha önce tanıdıkları markaların bıraktığı intibaı hatırlayarak, yeni markanın daha önce görmüş oldukları markanın bir başka versiyonu, serisi, uzantısı olduğunu veyahut da bildikleri marka sahibi tarafından verilmiş bir lisans ile söz konusu ürünün üretildiğini düşünürler. Marka hukuku anlamında “imaj transferi” kavramının karşılığı olan bu durum sonraki markanın, önceki markanın ticaret sahasında sahip olduğu avantajdan yararlanması sonucunu da beraberinde getirmektedir. Bunun yanı sıra markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır..... ihtimalinin belirlenmesinde, ortalama tüketici testinin uygulanmasını isteyerek değerlendirmeye konu ürünün ortalama tüketicisini de makul düzeyde bilgili, dikkatli ve tedbirli olarak tanımlamıştır. Yine .... kararlarında belirtildiği üzere; “ortalama alıcılar/kişiler”, çabuk aldanabilen kişiler olmadığı gibi aptal ya da budala da değildir. Mal/hizmetin alıcısı olarak dikkate alınacak olan bu kişiler; orta düzeyde zekâ ve dikkate sahip olan, işareti/markayı anımsaması da sıradan olan kişilerdir. Her ne kadar dava konusu marka ile davacı markaları arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunsa da dava konusu markanın kapsamındaki mallar/hizmetler ile redde gerekçe markaların kapsamındaki mallar/hizmetler aynı/aynı tür/ilişkili/benzer olmaması nedeniyle dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında dava konusu mallar/hizmetler bakımından karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığı, Tanınmışlık İddiaları; Dosya kapsamındaki belgelerin incelenmesi neticesinde, davacıya ait markaların .... tanınmış marka sicilinde kayıtlı olmadığı tespit edilmiş, ayrıca tanınmış olduğuna dair mahkememizce de bir kanaat oluşmamıştır. Kabul edilmemekle birlikte, davacı markası tanınmış marka olduğu kabul edilse bile, 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesinin uygulanabilmesi için bir markanın tanınmışlığının tek başına yeterli olmadığı, dava konusu edilen markanın tanınmış markanın ayırt edicilik karakterini zedelemesi, tanınmış markanın itibarına zarar vermesi veya tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinden birinin gerçekleşmesinin gerekli olduğu, davalı başvurusunun davacıya ait “.... markasının sahip olduğu imaj ve prestijden faydalanma amacı taşıdığına yönelik somut bir kanaat oluşmadığı, dava konusu markanın haksız yarar sağlayabileceği, davacı markasının itibarına zarar verebileceği, ayırt ediciliğini zedeleyebileceği ihtimallerinden birinin davacı tarafından ispat edilemediği hususları birlikte değerlendirildiğinde, davalıya ait markanın tescilinin 6769 s. SMK'nın 6/5 hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açmayacağı ve dava konusu başvuru bakımından 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesinin uygulanamayacağı, Kötü Niyet İddiaları; Salt markayı tescil ettirme eylemi, kötü niyetin bir göstergesi olarak değerlendirilemez. Kötü niyetin varlığı somut delillerle kanıtlanmalıdır. Dosya kapsamında, davalının kötü niyetini gösteren başka bir beyan veya kanıt sunulmamıştır. Davalının markasının davacı markalarıyla karışıklığa yol açması, tek başına kötü niyet ve hükümsüzlük sebebi oluşturmadığı, Netice itibariyle, Dava konusu markanın kapsamındaki dava konusu mallar/hizmetlerin redde gerekçe markaların kapsamında aynı/aynı tür/benzer/ilişkili olarak yer almadığı, Dava konusu marka ile davacı markaları arasında işitsel, görsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğu, Her ne kadar dava konusu marka ile davacı markaları arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunsa da dava konusu markanın kapsamındaki malları/hizmetler ile redde gerekçe markaların kapsamındaki mallar/hizmetler aynı/aynı tür/ilişkili/benzer olmaması nedeniyle dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında dava konusu mallar/hizmetler bakımından karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığı, Davacının tanınmış gerekçeli itirazının yerinde olmadığı, Kötü niyet iddialarının ispat edilemediği, .... Kararı’nın yerinde olduğu sonuçlarına ulaşılmış aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Davanın reddine, Alınması gereken 732,00.-TL harçtan, peşin alınan 615,40.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 116,60.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, Davalı kurum ile şahıs kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Davalı şahsın yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum vekilinin ile davalı şahıs vekillerinin yüzüne karşı, yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.
Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır