Diğer ·
2025/208 E. 2025/208 K.
- Mahkeme
- Diğer
- Esas No
- 2025/208
- Karar No
- 2025/208
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/208 Esas - 2026/53 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/208 KARAR NO : 2026/53
.... DAVA : Marka YİDK Kararının İptali DAVA TARİHİ : 13/05/2025 KARAR TARİHİ : 05/02/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/02/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, davalılardan Eczacıbaşı'nın itiraz ettiği .... .... markaları karşısında .... markasının yazı şekli renkleri marka üzerindeki turuncu mavi detaylar ve pembe ve mavi ışık kümelerinden oluşan marka bütünlüğü dikkate alındığında iki marka yönünden hiçbir benzerlik olmadığını, markalar arasında iltibasa yol açabileceği belirtilmiş olmasına karşın benzerliğin neyden kaynaklandığının açıklanmamış olduğunu, 2 markanın yazım şeklinin farklı olduğunun, renklerinin farklı olduğunun, şeklin tamamen orjinal olduğunun aslında ilk itirazın ret kararında ortaya konmuşken.... kararında bu hususların üzerinde hiç durulmamış olduğunu, .... harf grubuyla tescili talep edilen marka tamamen özgün renk ve tasarıma sahip olup tescile engel hiçbir durumun söz konusu olmadığını, kurulun 'ünlü' kabul ettiği nirvana feel ve aloe feel markaları incelendiğinde bu markalara ait piyasada bilinen bir ürünün tespit edilmediğini, yani bu markaların tescil edilmiş ancak kullanılmamış olduğunu, dolayısıyla nirvana feel ve aloe feel markalarının piyasada bilinen bir ünü olduğu çıkarımını Yeniden İnceleme ve Denetleme Kurulu'nun nasıl elde ettiğini anlamanın mümkün olmadığını, itiraz değerlendirilirken itirazı yapan kuruluşun kim olduğu üzerinde durulmaksızın sadece siyah düz yazı ile yazılarak tescili sağlanmış.... markaları ile turuncu mavi renkler kullanılarak ve çeşitli şekil öbekleriyle renklendirilmiş .... markasının benzer olup olmadığının, ortalama tüketici tarafından karıştırılıp karıştırılmayacağının üzerinde durulması gerektiğini beyan ederek, ... sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; başvuruya konu markanın, büyük mavi harflerle yazılmış “....” ibaresi ile bu ibarenin sol tarafını çevreleyen turuncu ve mavi renkli iki yarım daire şeklinden oluştuğunu, davalının redde mesnet markalarının ise, baş harfleri büyük diğer harfleri küçük şekilde siyah harflerle yazılmış ....” ibaresinden müteşekkil olduğunu, marka örneklerinden de görüleceği üzere, başvuru konusu marka ve redde mesnet markalarda ön plana çıkan esas unsur, birbirinin tıpatıp aynısı olan “feel” kelimesi olup, fonetik, biçimsel ve anlamsal benzerlik nedeniyle, markaların umumi intibalarının da aynı olduğunu, kurumun vermiş olduğu kararın hukuka uygun olduğunu ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ..... Vekili dilekçeleriyle özetle; "..... ibareli marka başvurusunun 03 ve 16. sınıflar bakımından yapılmış olduğunu, müvekkili şirkete ait itiraza dayanak gösterilen .... numaralı markaların 3, 5 ve 10. sınıflar bakımından diğer davalı kurum nezdinde tescilli olduğu göz önüne alındığında; ihtilaf konusu markanın müvekkili şirkete ait marka tescilleri ile sınıfsal olarak birebir çakıştığı (3. sınıfta) iltibas oluşturduğunu, davacıya ait.... ibareli sair markaları ile iltibas oluşturacak derecede benzer ve hatta aynı olduğunu, davacının, müvekkil şirket adına tescilli, tüketiciler nezdinde münferiden de ayırt edicilik kazanmış "...." çatı markalarının serisi niteliğinde markalardaki asli unsur olan .... ibaresini kendi markasında birebir kullanarak, müvekkili şirket tarafından uzun yıllar içinde oluşturulmuş ayırt edicilikten faydalanmaya çalışmış ve söz konusu markayı tescil ettirmek istemiş olduğunu, davacının ..." ve "...." ibarelerinin tali unsur olarak ele alınması gerektiğinden, davacı markasının müvekkili şirketin ...." markalarında asli unsur olarak ön plana çıkan ...." kelimesini birebir içerdiğini, davacı yanın bunun dışında hiçbir ayırt edici harf veya sözcük kullanma gereğini de duymamış olduğunu, davacıya ait marka ile müvekkili şirketin "....ibaresini içeren seri markaları bakımından hem tescilli olunan emtiaların aynılığı veya benzerliği, hem de markaların aynılığı veya benzerliği şartının yerine geldiği açık bir şekilde görüldüğünü, bu sebeple davacıya ait markanın tüketici nezdinde müvekkili şirket markalarıyla ilişkilendirilmesi ve bu markaların bir devamı olarak algılanması suretiyle iltibasın söz konusu olmasının kaçınılmaz olduğunu ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, ... Kararının iptali koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, davacı şirket adına “feel” ibaresinin .... Sisteminin 03. ve 16. sınıflarda yer alan mallarda kullanılmak üzere tescil başvurusu 09.08.2023 tarihinde yapılmıştır..... sayılı marka tescil başvurusu, yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda 28.08.2023 tarihli ve 427 sayılı .... ilanına karar verildiği, söz konusu ilan kararına davalı şirket tarafından itirazda bulunulmuştur. Başvurunun ilanına yapılan itiraz, ilgili daire tarafından değerlendirilerek, davalının itirazının reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davalı şirket tarafından....da görüşülmesi için itiraz dilekçesi sunulmuştur. Davalının itirazı Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu tarafından incelenmiş ve .... sayılı kararı ile itirazın 03. sınıftaki mallar bakımından kısmen kabulüne karar verildiği anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER Taraf Markaları Arasında Karıştırılma İhtimali; 6769 sayılı SMK’nin 6/1 maddesi “Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.” hükmüne amirdir. 6769 sayılı SMK’nin 6/1 maddesi anlamında benzerlik değerlendirmesinin ilk koşulu markaların tescilli oldukları sınıfların birbirine benzerliğidir. Markaların tescilli oldukları veya tescili talep edilen mal ve hizmetlerin benzerliğine kanaat getirilmesi halinde, ikinci şart olan markaların benzerliğine geçilir. Eğer her iki koşul da gerçekleşmiş ise markalar arasında iltibas olduğuna karar verilecektir. Markalar arasındaki benzerlik incelenirken, Markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları Görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlik, Çağrıştırma, Bir bütün olarak markaların uyandırdığı toplu kanaat, Malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, Markayı taşıyan mal veya hizmetin değeri ve alıcının bu mal ve hizmeti almaya ayırdığı zaman kriterleri ele alınmalıdır. Yerleşik Yargıtay içtihatları ile sabit olduğu üzere; bir markanın bir başka marka ile benzer olup olmadığı müşterisi hafızasında bıraktığı imaja göre belirlenir. Bir marka, hizmet veya malın, diğer bir marka, hizmet veya malla karşılaştırılarak benzerliği tespit edilirken marka, mal veya hizmete bütünsel bir açıdan yaklaşılmalı ve müşterileri nezdinde bıraktıkları izlenim dikkate alınmalıdır. Nitekim ....sayılı kararında; “…556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 8/1-b bendi uyarınca markaların iltibas yaratıp yaratmadıklarının belirlenmesinde, markaların kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının alıcısı olan ortalama düzeydeki halk nezdinde karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığının tespiti gereklidir. Bunun için de işaretleri oluşturan harf, kelime, şekil gibi asıl ve yardımcı unsurların değerlendirilmesi zorunludur... Dairemizin bu konuda yerleşik içtihatları uyarınca asıl unsurun; bunların ayırt edici ve baskın unsurları unutulmaksızın markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin tümüne hâkim olan görünüş ve ayırt ediciliği vurgulayan imajda aranması gereklidir...” denmektedir. İltibas, kanunlarda tanımlanmamış olmakla birlikte öğretide “bir markanın aynen veya benzerinin kullanılması suretiyle, alıcı zihninde gerek emtiaların (veya hizmetlerin), gerekse müteşebbisin kaynağı açısından yanlış kanaatler uyandırılması ve bunların aynı yerden piyasaya sürüldüklerinin düşündürülmesi, bu yönden çağrışımlar yapması” olarak tanımlanmıştır. Sadece alıcıların belirli bir mal veya hizmet yerine başka mal veya hizmeti almak istemeleri halinde değil; alıcıların mal veya hizmetlerin birbirinden farklı olduklarını anlamalarına rağmen, bunların kaynağının aynı işletme olduğuna veya malları satan yahut hizmetleri sunanlar arasında idari veya ekonomik bağlılık olduğuna inanmaları halinde de iltibas ihtimali vardır. Dolayısıyla, iltibas bulunduğunun kabulü için işaretin marka ile bağlantı kurulmasına ve düşünsel olarak markayı çağrıştırmasına elverişli olması gerektiği anlaşılmaktadır. Karıştırılma ihtimalinin varlığı 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi uyarınca “halk” nezdinde olmalıdır. Bir markanın diğer marka ile karıştırılma ya da iki marka arasında ilişki bulunduğu ihtimali, malın hitap ettiği uzman ya da satıcı nezdinde değil, halk nezdinde araştırılmalıdır. Dolayısıyla, markaların hitap ettiği tüketici ya da kullanıcı dikkate alınmak suretiyle, markaların bu kişiler nezdinde karıştırılıp karıştırılmayacağının değerlendirilmesi gerekmektedir. Yasada geçen “halk” tabiri amaca uygun şekilde “markayı taşıyan ürünlerin nihai tüketici kitlesi” olarak anlaşılmalıdır. Benzerlikte görüşüne başvurulacak kişi markalı ürünün yöneldiği hedef kitleye mensup/makul derecede bilgilendirilmiş, makul derecede dikkatli ve makul derecede ihtiyatla değerlendirme yeteneğine sahip kişinin değerlendirmesidir. İltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığının tespitinde, mal ve hizmetlerin aynı veya benzer alıcı çevresine hitap edip etmediklerine ve aynı veya benzer ihtiyaçları gidermede kullanılıp kullanılmadıklarına; markaların kullanıldığı mal veya hizmetin ekonomik değerine; bunların hitap ettiği alıcı grubunun sosyal ve ekonomik düzeyine ve orta yetenekteki alıcıların markanın kullanılacağı mal veya hizmetleri aldıkları sırada sarf edecekleri dikkat ve özene de bakılır. Emtiaların Aynı/Benzer/İlişkili Olup Olmadığı; Dava konusu .... sayılı markanın dava konusu dava konusu reddedilen malları ile davalıya ait redde mesnet markaların kapsamlarındaki malların davalının redde gerekçe markalarının kapsamında aynı/aynı tür olarak yer aldığı, Tüketici Kitlesi: Mal ve hizmetlerin benzerliği değerlendirilirken de çekişme konusu mal ve hizmetlerin ortalama tüketici kitlesi, doğal yapısı, kullanım amacı, fiyatı, alım sıklığı, üretim dağıtım ve satış kanalları ile yerleri, rekabet, ikame veya tamamlama ilişkisi olup olmadığı gibi bütün faktörler dikkate alınmalıdır. Tüketicinin dikkat ve bilinç seviyesi, markalar arasındaki iltibas riskini etkileyecek bir unsurdur. Dikkati düşük olan tüketici kitlesine yönelik emtiaların tescillendiği markalarda iltibas riskinin daha yüksek olacağı açıktır. Diğer yandan, tüketicinin bilinç ve dikkat seviyesi tek başına iltibas riskini oluşturan unsurlardan değildir. Marka işaretlerinin ne derece ayırt edici olduğu, markanın ne derece iltibas riski taşıdığı, markaların korunma düzeyinin ne aşamada değerlendirileceği de iltibas riskinin tespitinde önem taşımaktadır. Taraf markalarında benzerliği tespit olunan 03. sınıftaki malların tamamı geniş bir ürün yelpazesinde satışa konu edilen, fiyat aralığı ürünün türüne ve piyasa koşullarına (yabancı menşeli oluşu, marka değeri, satış ağının yaygınlığı vs) göre oldukça değişkenlik göstermekle birlikte bu geniş aralık açısından ilgili tüketici kitlesini makul düzeyde dikkat, özen ve seçicilikteki kimseler olarak tespitinin isabetli olacağı, zira söz gelimi bir parfümeri ürünü yüksek fiyatlı olduğunda tüketici dikkati, seçiciliği ve en önemlisi markaya yönelik bağımlılığından kaynaklı bilgi düzeyi çok daha yüksek olacakken, doldurma parfüm olarak bilinen ve piyasada yaygın satış ağı bulunan parfümler ya da görece fiyatları düşük deodorant ürünleri açısından tüketici dikkati çok daha düşük düzeyli olacağı gibi sair temizlik ürünleri, hijyen ve kozmetik ürünleri bakımından da değerlendirmenin benzer bir mantık çerçevesinde yürütülmesinin mümkün olacağı, Marka İşaretlerinin Benzer Olup Olmadığı; Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, yukarıda da değinildiği üzere, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılması gerekmektedir. Global değerlendirme gereği, markaların unsurları bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla aslolan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır. .... kararlarından da izlenebileceği gibi, karıştırma olasılığının değerlendirmesi, aslında ileriye dönük bir tetkiktir. Bu tetkikte; “Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları” ve “davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak, global olarak yapılmalıdır” . Bununla birlikte markalar esas ve yardımcı unsur olmak üzere iki unsurdan meydana geldiği asla göz ardı edilmemelidir. Markayı benzerlerinden ayırt etmeye yarayan markada diğer unsurlara göre daha ön planda olan unsur esas unsur iken; esas unsura göre nispeten arka planda olan, malın ve hizmetin temel özelliklerini veya sair özelliklerini belirten ve esas unsura bağlı ve onunla ilişki içinde bulunanlar yardımcı unsurdur. Markaları benzerlerinden ayıran en önemli unsur esas unsurlardır. Markanın ayırt ediciliği ve iltibasa sebebiyet verip vermediği gibi hususlar esas unsur nazara alınarak tespit edilir. Benzerlik değerlendirmesine ilişkin bu genel tespitler çerçevesinde yapılması gereken temel değerlendirme, dava konusu marka ile davalıya ait redde gerekçe markalar arasında SMK md. 6/1 uyarınca karıştırılmaya yol açabilecek düzeyde bir benzerliğin mevcut olup olmadığı ile ilgili olacaktır. Dava konusu marka, beyaz zemin üzerine, farklı renklerin kullanıldığı, büyük harflerle, .... ibaresi ile bu ibareyi çevreleyen şekil unsurlarının yer aldığı karma bir markadır. Marka hukukunda “söz görünümden yüksek sesler konuşur” ilkesi gereğince, ayrıca marka işaretinde yer alan kelime unsurunun şekil unsuruna kıyasla görsel olarak daha ön planda olması nedeniyle dava konusu markanın esas unsurunun ....” ibaresi olduğu, Davalıya ait markalar, beyaz zemin üzerine, siyah renkte, ilk harfleri büyük, ....ibaresinin ....” ibarelerinden sonra ikinci ibare olarak yer aldığı, herhangi bir figüratif unsur içermeyen kelime markalarıdır. Dava konusu marka ile davalı markalarında ....” ibaresinin ortak olarak yer aldığı anlaşılmış olup bu hususun markalar arasında marka işaretleri bakımından karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Markalarda ortak olarak yer alan .... ibaresinin İngilizce’de “hissetmet, duygu, his” anlamlarına geldiği tespit edilmiştir. Redde gerekçe markalarda yer alan “nirvana” ibaresinin Budizm’de, her türlü isteklerden, duygulanımlardan, tutkulardan arınıp en yüksek ruh durumuna erişme, “aloe” ibaresinin ise bir bitki cinsi olduğu, Marka korumasının kapsamını genişleten hâller gibi daraltan hâller de ayırt edicilik unsuru ile ilgilidir. Bu bağlamda korumanın kapsamının daraldığı, marka sahibinin üçüncü kişilerin benzer veya yakın kullanımlarına katlanma zorunluluğunun doğduğu ilk hâl, markanın ayırt ediciliğinin zayıf olması hâlidir. Markanın ayırt ediciliğinin zayıf olarak değerlendirilmesine yol açan temel husus ise, tescili istenen işaretin niteliğidir. Söz gelimi; ticari hayatta yaygın kullanılan sözcük ve işaretler, özellikle cins isimleri, bir ülkede yaygın kullanılan kişi ad ve soyadları, günlük dilde sıklıkla kullanılan sözcükler, bir malın şekli veya ambalajından oluşan işaretler nitelikleri gereği sınırlı düzeyde ayırt ediciliğe sahiptir. Bütün olarak, sadece bu tür işaretlerden oluşan markaların koruma kapsamı da aynı ölçüde daralmaktadır. Zayıf ayırt ediciliğin sonucu olarak, daha dar bir koruma alanına sahip olan bu markalar öğretide “zayıf marka” olarak adlandırılmaktadır. Esasen “güçlü” ya da “zayıf” marka ayrımının kanunî bir dayanağı bulunmamaktadır; ancak markaya tanınacak korumanın kapsamının belirlenmesinde önemli bir ayrım olarak öğretide ve yargı kararlarında kabul edilmektedir. Zayıf markalara, özgün markaların aksine benzer mal veya hizmetleri ya da tanınmış markanın aksine farklı mal veya hizmetleri kapsayacak biçimde koruma sağlamak olanaklı değildir. Zayıf bir marka tescil ettiren kişi, o işaret ile normal koşullarda iltibas oluşturabilecek benzer işaretlerin üçüncü kişiler tarafından kullanılmasına katlanmak durumundadır. Zira marka olarak tescil edilmiş olsa bile zayıf bir işaret üzerinde bir kişiye tüm mal veya hizmetleri kapsayacak şekilde inhisarî hak tanınamaz. Bu husus, yukarıda koruma kapsamının genişlediği hâller arasında sayılan ve karıştırılma ihtimalinin yükselmesine neden olan özgün markanın tam tersi bir durumu ifade etmektedir. Markanın birden fazla unsurdan oluştuğu hâllerde unsurların ayırt edicilik düzeyleri birbirinden farklı olabilir. Bu doğrultuda, bir marka zayıf unsurlar içerse dahi, bir bütün olarak değerlendirildiğinde zayıf marka olarak nitelendirilmeyebilir. Şüphesiz zayıf markada olduğu gibi, zayıf unsurlar içeren markada da unsurların ayırt ediciliği koruma kapsamını etkilemektedir. Şöyle ki; marka sahibi, markasının ayırt edicilik gücü yüksek unsurları bakımından SMK m. 7.2 çerçevesinde koruma elde edebilirken; zayıf unsurlarının üçüncü kişilerce kullanılmasına ise kural olarak katlanmak zorundadır. Temelde bir sözcüğün anlamsal içeriği o sözcüğün ayırt ediciliğini belirleyen en önemli husustur. Zira bir ülkenin konuşma dilinde yaygın olan sözcüklerin üçüncü kişiler tarafından kullanımının tümüyle engellenerek, sözcüğün sadece marka sahibinin tekeline verilmesi olanağı bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu hâllerde marka sahibi, üçüncü kişilerin dürüst kullanımına katlanmak zorundadır. Dava konusu marka ile davacı markaları arasında ortak olarak yer alan “feel” ibaresinin, ürünlerin tüketicilerde iyi bir duygu, his oluşturduğunu belirtmeye yönelik ticari hayatta sıklıkla kullanılan bir kelime olduğu, özellikle dava konusu olan parfümeri, sabun, diş macunu gibi ürünlerde sıkça kullanıldığı dolayısıyla ayırt ediciliği düşük bir ibare olduğu, Bu açıklamalar kapsamında; markalar görsel, işitsel ve kavramsal olarak incelendiğinde; her ne kadar dava konusu marka ile davalı markalarında “feel” ibaresi ortak olarak yer alsa da, “feel” ibaresinin ayırt edici niteliğinin düşük olması nedeniyle üçüncü kişilerin farklı unsurlar eklemek suretiyle oluşturdukları markalara katlanmak durumunda olduğu, ayrıca söz konusu “feel” ibaresinin uzun bir ibare olmaması nedeniyle davalı markalarında yer alan diğer kelime unsurlarının farklı bir genel izlenime yol açabileceği, zira davalının redde gerekçe markalarından “Nirvana Feel” ibareli markasının esas unsurunun “nirvana”, her ne kadar “aloe” ibaresi dava konusu mallar bakımından ayırt edici niteliğe haiz olmayan veya ayırt edici niteliği zayıf bir ibare olsa da, tüketicinin “Aloe Feel” ibareli redde gerekçe markayı bütüncül olarak “aloe feel” ibaresi olarak algılayacağı, redde gerekçe markalarda yer alan “nirvana” ve “aloe” ibarelerinin marka işaretindeki konumlandırılışı ve aynı büyüklükteki punto ile yazılmaları nedeniyle çatı marka olarak değerlendirilemeyeceği, ilgili tüketicinin redde gerekçe markaların başındaki ibareler olan “nirvana” ve “aloe” ibarelerinde odaklanmasının kuvvetle muhtemel olduğu, somut uyuşmazlıkta bu farklılıkların görsel, işitsel, ve kavramsal bakımından dava konusu markanın üzerinde kullanılacağı emtianın ortalama tüketicileri nezdinde iltibası önleyici mahiyette olduğu, dolayısıyla işletmeler arasında bir farklılığa yol açacağı değerlendirilmiş, dava konusu marka ile davalı markaları arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunmadığı, Karıştırılma İhtimali; Güncel mevzuat gereğince iltibastan söz edilebilmesi için işaret aynılığı / benzerliği ile mal veya hizmet aynılığı / benzerliği bir arada bulunmak zorundadır. Bunun yanı sıra halk (ilgili tüketici kitlesi) tarafından markaların karıştırılma ihtimali ve karıştırılma ihtimalinin markalar arasında ilişki olduğu ihtimalini kapsaması gerekmektedir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi, karıştırılma ihtimali bulunduğunu kabul etmek için yeterli olacaktır. “Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir.” Elbette bu değerlendirme yapılırken markaların tescilli oldukları sınıflar da göz önünde bulundurulmalıdır. Markaları oluşturan işaretler arasındaki benzerlik, alıcıları satın almayı düşündükleri mal ve hizmet yerine, bir başka mal ve hizmeti almak durumunda bırakması kadar, alıcıların iki farklı mal veya hizmet karşısında olduklarını bilmelerine rağmen bu markaların aynı kişiye ait olduğunu sanmaları ya da bu malları üreten işletmeler arasındaki idari - ekonomik anlamda bir bağlılığın bulunduğu düşüncesine kapılmaları da iltibas tehlikeleri içinde ele alınmalıdır. Doktrinde kabul edildiği üzere iki marka arasında karıştırılma ihtimali, iki şekilde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan birincisi, tescil talebine konu markanın tescilli veya tescili için daha önce başvurulmuş markaya benzerliği nedeniyle önceki markanın aynısı ya da benzeri marka zannedilmesi ve bu sebeple satın alınmak istenen ürün dışında bir ürünün satın alınmasına sebebiyet verilmesidir. İkinci ihtimal ise, tüketicinin iki marka arasındaki farklılıklar nedeniyle her iki markanın aynı marka olmadığını anlamasına rağmen, iki markanın aynı işletmeye, başka bir ifadeyle aynı iktisadi – idari kaynağa ait olduğunu sanmasına sebebiyet verilmesidir. Bu durumda da tüketici, gerçekte almak istemeyebileceği bir ürünü, salt güvendiği önceki markayla irtibatlı sandığı için sonraki markayı alabilecektir. Böylece, önceki tescilli veya tescil talebine konu edilmiş markayı taşıyan ürünler için tüketici nezdinde tesis edilen güvenden haksız olarak yararlanma sonucu doğabileceğinden, karıştırılma ihtimali gerçekleşmiş olacaktır. Nitekim tüketiciler daha önce gördükleri, satın aldıkları mal veya hizmetin markasının, göz ve kulağında kalan izine, hatırlayabildikleri kadarıyla hafızalarında kalan özelliklerine dayanarak sonraki alışverişlerinde aynı veya benzer markayı taşıyan ürünü/hizmeti satın almayı tercih ederler. Dolayısıyla, benzer işareti gören ve duyan tüketiciler daha önce tanıdıkları markaların bıraktığı intibaı hatırlayarak, yeni markanın daha önce görmüş oldukları markanın bir başka versiyonu, serisi, uzantısı olduğunu veyahut da bildikleri marka sahibi tarafından verilmiş bir lisans ile söz konusu ürünün üretildiğini düşünürler. Marka hukuku anlamında “imaj transferi” kavramının karşılığı olan bu durum sonraki markanın, önceki markanın ticaret sahasında sahip olduğu avantajdan yararlanması sonucunu da beraberinde getirmektedir. Bunun yanı sıra markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Avrupa Topluluğu Adalet Divanı iltibas ihtimalinin belirlenmesinde, ortalama tüketici testinin uygulanmasını isteyerek değerlendirmeye konu ürünün ortalama tüketicisini de makul düzeyde bilgili, dikkatli ve tedbirli olarak tanımlamıştır. Yine.... kararlarında belirtildiği üzere; “ortalama alıcılar/kişiler”, çabuk aldanabilen kişiler olmadığı gibi aptal ya da budala da değildir. Mal/hizmetin alıcısı olarak dikkate alınacak olan bu kişiler; orta düzeyde zekâ ve dikkate sahip olan, işareti/markayı anımsaması da sıradan olan kişilerdir. Sonuç olarak, her ne kadar dava konusu markanın kapsamındaki dava konusu mallar redde gerekçe markaların kapsamında aynı/aynı tür olarak yer alsa da, dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında işitsel, görsel ve kavramsal olarak iltibas oluşturacak düzeyde benzerlik bulunmaması nedeniyle dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında dava konusu mallar bakımından karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığı, Netice itibariyle, Dava konusu markanın kapsamındaki dava konusu malların redde gerekçe markaların kapsamında aynı/aynı tür olarak yer aldığı, Dava konusu marka ile davalı markaları arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve kavramsal olarak karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığı, Dava konusu marka ile davalı markaları arasında dava konusu mallar bakımından karıştırılma ihtimali bulunmadığı, ....Kararı’nın yerinde olmadığı, iptali koşullarının oluştuğu sonuçlarına ulaşılmış davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın Kabulüne, .... sayılı ret kararının iptaline, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen Türk Patent’e gönderilmesine, Alınması gereken 732,00.-TL harçtan peşin alınan 615,40.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 116,60.-TL maktu ilam harcının davalılardan alınarak hazineye irat kaydına, Davacı kendisini vekille temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 17.588,30.-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ile davalı kurum ile davalı şirket vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ....yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. Kâtip Hâkim.... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ Harçlar : 1.318,30.-TL Gider Avansı : 16.270,00.-TL TOPLAM : 17.588,30.-TL