Diğer ·

2025/202 E. 2025/202 K.

Mahkeme
Diğer
Esas No
2025/202
Karar No
2025/202
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/202 Esas - 2026/12 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2025/202 KARAR NO : 2026/12

... DAVA : Marka YİDK Kararının İptali İle Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 09/05/2025 KARAR TARİHİ : 14/01/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/01/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali İle Hükümsüzlük istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkiline ait ....sayılı “diyarım” ibareli marka başvurusuna müvekkili tarafından itiraz edildiğini, itirazın ... Başkanlığı tarafından kısmen kabul edildiğini, reddedilen kısım bakımından müvekkili itirazının .... sayılı kararı ile reddedildiğini, müvekkili şirketin “...” esas unsurlu markaları da dahil olmak üzere birçok markasıyla bilinen perakende sektöründe öncü şirketlerden olduğunu, dava konusu marka başvurusu ile müvekkiline ait mesnet markaların benzerliğinin çok yüksek olduğunu, dava konusu markanın müvekkili markalarının devamı şeklinde algılandığını ve ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali olduğunu, müvekkili markalarının 29. sınıfta tescilli olduğunu, dava konusu marka başvurusunun da 29. sınıfta kabul edildiğini, markalar arasında sınıf yönünden çakışma bulunduğunu beyanla; ...sayılı markanın sayılan mallar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, başvuru markasının siyah zemin üzerinde beyaz renkte, büyük harflerle “diyarım” ibaresini içerdiğini, bu ibarenin üstünde yaprak/başak biçimini andıran şekil unsuru, altında ise çiftçilik yapan insan biçimini andıran şekil unsuru ihtiva ettiğini, davacı markalarının “...” ibaresini içerdiğini, bazı markaların ilave kelime unsuru içerdiğini, bazı markaların renk ve şekil unsuru ihtiva ettiğini, bazılarının ise renk ve şekil unsuru ihtiva etmeyen kelime markası olduğunu, başvuru kapsamında kalan mallar bakımından markalar arasında karıştırılma ve ilişkilendirilme ihtimali ortaya çıkmayacağını, .... kararının usule ve hukuka uygun olduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı şahsa usulüne uygun tebligat yapılmasına karşın yargılamaya katılımı olmamıştır. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporu alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, ...... kararının yerinde olup olmadığı, davalı markasının hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, dava konusu .... sayılı marka başvurusu, 29. sınıf için tescil talebiyle 18.07.2023 tarihinde yapıldığı, dava konusu marka başvurusu 14.08.2023 tarihli 426 sayılı .... yayımlandığı, dava konusu başvurunun yayımına davacı şirket tarafından “ayırt edicilikten yoksunluk”, “aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerlik”, “benzerlik/karıştırılma ihtimali”, “eskiye dayalı kullanım”, “tanınmışlık”, “diğer fikri haklar veya kişi hakları” ve “kötü niyet” gerekçelerine dayanılarak itiraz edildiği, davalı şahıs tarafından itiraza karşı görüş bildirildiği, davacı şirketin yayıma itirazı .... sayılı karar ile kısmen kabul edildiği ve marka başvurusu kapsamından “Kuru bakliyat.Hazır çorbalar, bulyonlar.Zeytin, zeytin ezmeleri. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar.Kuru yemişler.” mallarının çıkartılmasına karar verildiği, davacı şirket tarafından .... kararına itiraz edilerek marka başvurusunun tümden reddine karar verilmesinin talep edildiği, davacı itirazlarının nihai olarak .... sayılı kararı ile reddedildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER; Markalar Arasında İlişkilendirilme İhtimali; Marka tescilinde nispi ret nedenleri arasında düzenlenen karıştırılma ihtimali uyarınca; tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Markaların, karıştırılma ihtimaline dayalı tescil engelinden veya hükümsüzlük nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı değerlendirme konusu nispi tescil engelinin varlığını kabul için yeterli olmayacaktır: Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların kapsamında, aynı veya benzer mal ve hizmetler bulunuyor olması. Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların aynı veya benzer olması. Dava konusu markalar ile iddialara mesnet markalar arasında, ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere, halk nezdinde karıştırılma (iltibas) ihtimali bulunması. Emtiaların Aynı/Benzer Olup Olmadığı; Markalar arasındaki iltibas değerlendirmesi, markaların kapsamında yer alan mallardan ve hizmetlerden bağımsız değildir. Markaların tescilli oldukları sınıflar veya hizmetler farklılaştıkça markalar arasındaki benzerliklerin iltibasa neden olma ihtimali azalacaktır. Bir başka anlatımla, markaların kapsadığı malların ve hizmetlerin farklılaşması neticesinde markayı oluşturan ibarelerin benzerliğine rağmen iltibas tehlikesi azalmakta; malların ve hizmetlerin aynı olması durumunda ise markaların arasındaki ortalama bir benzerlik dahi iltibasa neden olacaktır. Mal ve hizmetlerin aynılığı, ilke olarak mal ve hizmetlerin aynı şekilde yazılmış, ifade edilmiş olmasıdır. Benzer mal ve hizmetler ise, ortalama tüketicilerce aynı (veya ilişkili) kaynaktan geldikleri varsayımıyla karıştırılma ihtimalinin konusu olabilecek mal ve hizmetleri içermektedir. Benzer mal ve hizmet tanımlamasının içeriği, aynı tür mal ve hizmeti mutlak surette kapsamakla birlikte daha geniş bir yaklaşımla benzer oldukları öngörülebilecek, tüketicilerce ilişkilendirilerek aynı kaynaktan geldikleri varsayılabilecek, aynı/benzer ihtiyaçların karşılanmasını sağlayacak mal ve hizmetleri de kapsamaktadır. Mal ve hizmetlerin benzerliği veya ilişkilendirilebilir niteliği .... Marka İnceleme Kılavuzu’na göre aşağıda belirtilen durumlarda ortaya çıkabilir: Mal ve hizmetlerin kullanım amacı ve alanlarının benzerliği, Mal ve hizmetlerin kullanıcılarının benzerliği, Malların fiziksel görünümünün benzerliği, Mal ve hizmetlerin ticari pazara ulaşmasında kullanılan satış yollarının benzerliği, Mal ve hizmetlerin birbirleriyle rekabet eder nitelikte bulunmasından kaynaklanan benzerlik, Mal ve hizmetlerin birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olmasından kaynaklanan benzerlik, Malların mağazalarda aynı reyonda veya rafta bulunmasından kaynaklanan benzerlik. İlgili sektördeki malların niteliği, piyasaya sunuluş şekli, tüketici alışkanlıkları gibi somut olayı etkileyen ek şartların varlığı halinde hizmetlerle mallar arasında ilişkilendirilme ihtimali ortaya çıkabilmektedir. Dava konusu marka başvurusu, 29. Sınıf emtia bakımından başvuruya konu edilmişse de, işbu davanın konusu “Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. (..) Patates cipsleri.” emtiası ile sınırlandırılmıştır. Davacı markaları ise 29, 30 ve 32. Sınıf emtiayı içermekle birlikte, taraf markaları aynı/aynı tür emtiayı içermemektedir. Bununla birlikte, dava konusu marka kapsamında yer alan “Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin.” emtiası, davacı markalarında yer alan “pekmezler, reçeller, marmelatlar, meyve ezmeleri” emtiası ile, dava konusu marka kapsamında yer alan “Patates cipsleri.” emtiası, davacı markalarında yer alan “mısır cipsleri,” emtiası ile aynı raflarda, yan yana satılan, satış ve rekabet durumu olan, atıştırmalık olarak aynı ürün yelpazesinde yer alan ve aralarında ikame imkanı bulunan benzer mallardır. Dava konusu edilen “29. Sınıf: Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar.” emtiası bakımından, taraf markaları arasında herhangi bir benzerlik bulunmadığı değerlendirilmiştir. Her ne kadar, dava konusu işbu emtia ile davacı markaları kapsamında yer alan ürünler gıda ürünü ise de, kullanım amaçları, dağıtım kanalları farklı, ikame ürün ya da ürün-hammadde ilişkisi taşımadıkları, Sonuç olarak, dava konusu marka kapsamında yer alan "Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Patates cipsleri.” emtiası bakımından, taraf markaları arasında “emtiaların aynı ve/veya benzer olması” şartının sağlandığı, İşaretlerin Benzer Olup Olmadığı ve İltibas/Karıştırılma İhtimalinin Bulunup Bulunmadığı Markaların emtia/hizmetlerinin aynı/benzer olduğu tespiti yapıldıktan sonra bakılması gereken ikinci kriter işaretlerin benzer olup olmadığıdır. İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınmalıdır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkat edilmelidir. Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir. Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur.1 Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır. Görsel değerlendirmede, kelimenin ilk kısmında oluşan benzerlik ya da benzememe durumu kelimenin son kısmına göre daha büyük öneme sahiptir. Bununla birlikte, görsel algı önce dışta bulunan elemanları ayırt ettiği için, son harf, kelimenin iç kısımlarında yer alan harflere kıyasla, daha büyük etkiye sahip olacaktır. Kelime markalarında, kelime yazıldığından farklı şekilde okunmadığı sürece (yabancı dillerdeki markalar), görsel ve işitsel benzerlik genellikle aynı anda ortaya çıkar. Bununla birlikte, kısa zaman aralığında gerçekleşen işitsel algıya kıyasla, görsel algının daha kesin ve tekrarlanan algılama imkânı sağladığı dikkate alınmalıdır. Bu nedenle, işaretler arasındaki görsel farklılıklar işitsel farklılıklara kıyasla daha fazla etkiye sahip olacaktır. İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür. Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Benzerlik ve karıştırılma ihtimali telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında “bağlantı” kurma ihtimali bulunması, benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterlidir. Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılmasıdır. Global değerlendirme gereği, markaların unsurlarına bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla asıl olan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır. Dava konusu marka başvurusu, “...ibaresi ile bu ibarenin üst ve alt kısmında yer alan çeşitli şekil unsurlarından oluşan karma nitelikte bir markadır. Başvurudaki şekil unsurları, süsleme niteliğinde olup markaya ayırt edici bir karakter kazandırmamaktadır. Bu nedenle dava konusu markanın esas unsuru ....” kelimesi oluşturmaktadır. .... Kurumu sözlüğünde “...” kelimesi; “1. ülke, 2. mecaz: dünya, 3. mecaz: bazı nitelik veya değerleri taşıyanların çok bulunduğu yer; yurt” şeklinde tanımlanmaktadır. Davacıya ait ....” ibaresidir. Davacı markaları ile dava konusu marka karşılaştırıldığında, dava konusu markanın davacı markalarının esas unsuru olan “...” ibaresini aynen içerdiği; iki marka arasındaki tek farklılığın, dava konusu markada ....” ibaresine eklenen sahiplik eki olduğu görülmektedir. Bu farklılık, markaların bütünsel algısı üzerinde belirleyici bir etkide bulunmadığından, markalar arasındaki benzerliği ortadan kaldıracak nitelikte olmadığı, Dava konusu marka ile davacıya ait markalar arasında hem görsel hem işitsel hem de kavramsal açıdan benzerlik bulunmaktadır. Öncelikle dava konusu markanın esas unsuru olan “DİYARIM” ibaresi, davacı markalarının esas unsuru olan “....” kelimesini tamamen içermektedir. Bir markanın diğerinin esas unsurunu aynen içerdiğinden, kelimeye eklenen sahiplik ekinin benzerliği ortadan kaldırmaya elverişli olmadığı değerlendirilmiştir. Bir diğer ifade ile dava konusu markada “...” kelimesine eklenen “-ım” sahiplik ekinin fonetik olarak zayıf, markanın bütünsel algısı üzerinde ise tali nitelikte olduğu, Görsel açıdan, markaların ayırt edici çekirdek unsuru olan “...” ibaresi her iki markada da aynen yer almakta olup, dava konusu markadaki ek, kelimenin görsel bütünlüğünü ve tüketicide oluşturduğu ilk izlenimi değiştirmemektedir. İşitsel açıdan ise, markaların telaffuzu büyük ölçüde aynı olup; tüketicinin işitsel algısında baskın olarak “...” kelimesi yer edinmektedir. Markalar arasında kavramsal açıdan da benzerlik bulunmaktadır. “...” kelimesi Türkçe’de “ülke, yurt” anlamlarına gelmekte olup, “diyarım” ise aynı kavramı sahiplik ekiyle ifade eden bir biçimdir. Dolayısıyla dava konusu marka, davacı markasıyla aynı anlamı paylaşmakta ve tüketicide aynı çağrışımları uyandırmaktadır. Sahiplik ekinin kavramı değiştirmediği, yalnızca aynı anlam içinde kişiselleştirme yaptığı açıktır. Açıklanan gerekçelerle, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğu, bu nedenle somut olayda “markaların benzer olması” şartının sağlandığı, Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus; ortalama düzeydeki halk nezdinde bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurulmasıdır. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından umumi intiba olmasa bile halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir. Tüketicinin iki işaret arasında doğrudan ya da kaynakları bakımından idari – iktisadi bir ilişki kurma yanılgısına düşmesi iltibas ihtimalinin kabulü için yeterli olacaktır. Karıştırılma olasılığının değerlendirmesi, inceleme konusu markaların görsel, işitsel veya kavramsal benzerliği bakımından, markaların ayırt edici ve baskın unsurları özellikle göz önüne alınarak, markaların bütünsel olarak ortaya çıkardıkları izlenim esasında yapılmalıdır. İnceleme konusu malların veya hizmetlerin ortalama tüketicilerinin markaları algılayış biçimi, karıştırılma olasılığına yönelik genel değerlendirmede belirleyici rol oynar. Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları ve davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak global olarak yapılmalıdır. Karıştırılma ihtimali değerlendirilirken araştırılması gereken bir diğer husus da hedef tüketici kitlesidir. Tüketici kitlesi, her bir mal ve hizmet türü için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Yukarıdaki hususlar dâhilinde somut olayda, dava konusu marka kapsamında yer alan emtialar, “yiyecek-içecek” grubuna dahil, hemen her yaştan ve kesimden tüketiciye hitap eden ürünler olup, özel bir tüketici kesimine hitap etmeyen, nispeten kısa zaman aralığında tercih yapılarak satın alınan, sık tüketilen gündelik ürünler olup, yüksek fiyatlı olarak nitelendirilemeyecek ürünlerdir. Bu nedenle, taraf markalarında benzerlik taşıyan emtialar yönünden ilgili tüketicinin; makul düzeyde bilgili ve dikkat ve özeni yüksek olmayan bireyler olduğu, Sonuç olarak; dava konusu marka kapsamında yer alan “Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Patates cipsleri” emtiasının, davacı markaları kapsamında yer alan “pekmezler, reçeller, marmelatlar, meyve ezmeleri, mısır cipsleri,” emtiası ile benzer olduğu, aynı raflarda,yan yana satılan, satış ve rekabet durumu olan, atıştırmalık olarak aynı ürün yelpazesinde yer alan ve aralarında ikame imkanı bulunan benzer mallar olduğu, dava konusu marka başvurusunun “...”, davacı markalarının ise “...” ibaresini esas unsur olarak içerdiği, bir diğer ifade ile davacı markasının esas unsurunun dava konusu marka başvurusunda aynen yer aldığı, dava konusu markada “...” kelimesine “-IM” ekinin eklendiği, bu ekin sahiplik bildiren bir ek olup, fonetik olarak zayıf, markanın bütünsel algısı üzerinde ise tali nitelikte olduğu, dava konusu markayı, davacı markalarından farklılaştırmadığı, dava konusu marka başvurusu ile davacı markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu, dava konusu emtia bakımından ilgili tüketicinin bilgi ve dikkat düzeyinin de yüksek olmadığı, bütün olarak bakıldığında dava konusu markanın davacı markalarının imajından uzaklaşmadığı, tüketicinin taraf markalarını aynı/benzer ürünler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olmadığı, taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunduğu, somut olayda “Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Patates cipsleri” emtiası bakımından, markaların karıştırılması/ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluştuğu, Tanınmışlık İddiaları; Davacı tarafça gerekçe gösterilen markanın tanınmışlığının ispatına yönelik Türkiye’de gerçekleşen tanıtım faaliyetlerine ilişkin, itiraz/dava aşamasında dosyaya herhangi bir belge, ilan, reklam harcaması, haber, dergi vb. tanıtım malzemesi sunulmadığı, tanınmışlığın değerlendirilebileceği herhangi bir belgenin dosya kapsamında bulunmadığı, iddia edilen tanınmışlığın ispatlanamadığı, mahkememizin bilgi ve tecrübeleri kapsamında da davacı markasının tanınmış olarak değerlendirilemeyeceği, somut olayda tanınmışlığa bağlı koşulların oluşmadığı, Gerçek Hak Sahipliği; 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu madde 6/3; “Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.” hükmünü amirdir. Bu hüküm, markanın gerçek sahibinin eskiye dayalı kullanımını tescilden üstün tutarak gerçek hak sahibinin korunmasını sağlamaktadır. Madde hükmünde yer alan iddiaların kabul edilebilmesi için, iddia sahibinin o işaret üzerinde tescil tarihinden önce hak sahibi olması ve bunları ispat etmesi gerekmektedir. Yargıtay kararlarında ifade edildiği üzere, öncelik hakkı iddia eden tarafın Türkiye’deki kullanımı yerelden daha geniş bir coğrafyada olmalı, ciddi surette bir markasal kullanım olmalı ve bu kullanım ile markaya belirli ölçüde ayırt edici nitelik kazandırılması gerekmektedir. Ayrıca söz konusu kullanım, dava konusu markanın başvuru tarihinden önceki tarihe ilişkin olmalıdır. Yapılan incelemeler neticesinde, davacı tarafça dava konusu markanın aynısının veya benzerinin Türkiye’de tescilsiz kullanımına ilişkin herhangi bir belge sunulmadığı, dosya kapsamında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 6/3 maddesi anlamında davacı şirketin Türkiye’de önceki tarihli, markasal ve ciddi kullanımını ispatlar nitelikte herhangi bir bilgi veya belgeye yer verilmediği anlaşılmıştır. Bu nedenle, davacının gerçek hak sahipliğine ilişkin iddiasını ispatlayamadığı, Davacıya Ait "Diğer Fikri Hak” ile Dava Konusu Marka Arasında İltibas Tehlikesi; 6769 sayılı SMK’nın 6/6 maddesine göre; “Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.”. Bu maddeden anlaşılabileceği üzere başkasına ait ticaret unvanı, işletme adı, endüstriyel tasarım tescili gibi sınaî hak sahiplerinin ve telif hakkı gibi fikri hak sahiplerinin, bu hak konularının bir başkası tarafından izinsiz olarak tescili taleplerine itirazda bulunarak tescili engellemeleri veya tescil gerçekleşmiş ise hükümsüzlüğünü talep etmeleri mümkündür. Bu halde, dava konusu marka tescillerinin davacıya ait telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi halinde, başvurunun önceki hak kapsamında kalıp kalmadığı incelenmelidir. 6769 sayılı SMK madde 6/6 kapsamında da inceleme yapılması görevi verilmişse de, davacının “...” ibaresini içeren önceki tarihli kişi ismi, ticaret unvanı, fotoğrafı, telif hakkı veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkı tespit edilememiştir. Kötü Niyet İddiası ; Tüm bu kriterler kapsamında somut uyuşmazlık ele alınacak olursa; davacı tarafça, davalının marka tescil başvurusunda kötü niyetli davrandığına yönelik ileri sürdüğü iddiaları ile ilgili olarak dosyaya herhangi bir belge sunmadığı gibi davalı yanın anılan başvuruyu kötü niyetli olarak gerçekleştirdiğini gösterir herhangi bir emareye de dosya kapsamında rastlanmadığı, dolayısıyla salt taraf işaretleri arasındaki benzerlik iddialarının kötü niyete delalet olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, Netice itibariyle, . İşbu davanın konusunun “Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Patates cipsleri.” emtiası ile sınırlandırıldığı, Dava konusu marka kapsamında yer alan “Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Patates cipsleri.” emtiası bakımından taraf markaları arasında sınıfsal benzerlik bulunduğu, Davacıya ait markalar ile dava konusu marka başvurusunun görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu ve markalar arasında “Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Patates cipsleri.” emtiası bakımından karıştırılma ihtimali bulunduğu, Davacıya ait markanın tanınmışlığının ispatlanamadığı, Davacının gerçek hak sahipliğinin ispatlanamadığı, Davacının "diğer fikri hak” iddiasına dayalı itirazın yerinde olmadığı, Dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunun ispat edilemediği, .... sayılı kararının 29. Sınıftaki "fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Patates cipsleri" bakımından iptali ile dava konusu 2023/092597 sayılı markanın belirtilen mallar bakımından hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu, sonuçlarına ulaşılmış davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın Kısmen Kabulüne, .... sayılı kararının 29. Sınıftaki "fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Patates cipsleri" bakımından iptaline, Davaya konu markanın yukarıda belirtilen mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen ....’e gönderilmesine, Alınması gereken 732,00-TL harçtan peşin alınan 615,40.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 116,60.-TL maktu ilam harcının davalılardan alınarak hazineye irat kaydına, Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davanın kısmen reddolunması ve davalı kurumun kendisini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalı kuruma verilmesine, Davanın kabul ret oranının takdiren %50 olarak kabulüne, Harcın davanın yalnızca kabul edilen kesimi üzerinden alınması sebebi ile davacının peşin yatırdığı 615,40-TL ilâm harcının tamamının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davacının bunun dışında yapmış olduğu aşağıda dökümü yazılı 19.502,20.-TL yargılama giderinin %50'sinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Davalı şahsın yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, diğer davalının yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ....yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.

Kâtip Hâkim ... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır MASRAF DÖKÜMÜ Harçlar : 2.332,20.-TL Gider Avansı :17.170,00.-TL TOPLAM :19.502,20.-TL

Atıf: Diğer, E. 2025/202, K. 2025/202, T. 14.01.2026, www.arakarar.com/karar/diger-karar-2025-202-e-2025-202-k-a2f70f3346ac